Netanyahu, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki en büyük stratejik tüneli keşfetmesinin ardından savaşı sürdürme sözü verdi

Uluslararası çevrelerden Gazze Şeridi’nde ateşkes için yapılan çağrılar artıyor

İsrail ordusunun 15 Aralık'ta Gazze'nin kuzeyinde Hamas’ın en büyük tüneli için düzenlediği basın turu sırasında çekilmiş bir fotoğraf (AFP)
İsrail ordusunun 15 Aralık'ta Gazze'nin kuzeyinde Hamas’ın en büyük tüneli için düzenlediği basın turu sırasında çekilmiş bir fotoğraf (AFP)
TT

Netanyahu, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki en büyük stratejik tüneli keşfetmesinin ardından savaşı sürdürme sözü verdi

İsrail ordusunun 15 Aralık'ta Gazze'nin kuzeyinde Hamas’ın en büyük tüneli için düzenlediği basın turu sırasında çekilmiş bir fotoğraf (AFP)
İsrail ordusunun 15 Aralık'ta Gazze'nin kuzeyinde Hamas’ın en büyük tüneli için düzenlediği basın turu sırasında çekilmiş bir fotoğraf (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki savaşı sürdürme sözü verdi ve bakanlarına, Gazze’deki çatışmalarda öldürülen askerlerin ailelerinden bu izni aldığını söyledi.

Netanyahu, dün yapılan kabine toplantısında savaşa devam etme ve ateşkes yapmama yetkileri olduğunu belirterek, “Bu bizim görevimiz” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, savaşın Hamas'ı ortadan kaldırma, Gazze’ye kaçırılan tüm rehineleri kurtarma ve Gazze’nin yeniden terör yuvası haline gelmemesini, İsrail Devleti için bir tehdit oluşturmamasını sağlama hedeflerine ulaşana kadar devam edeceğini vurguladı.

Öte yandan uluslararası çevrelerden Gazze Şeridi'nde ateşkes için çağrıları arttı. Fransa Dışişleri Bakanı Colonna, dün temaslarda bulunmak üzere gittiği Tel Aviv'de ülkesinin ‘acil ve kalıcı’ ateşkes yapılmasını sabırsızlıkla beklediğini açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Colonna, “Çok sayıda sivil öldürüldü” dedi. Ancak Cohen, İsrail’in şu an için ateşkesi reddettiğini ifade etti ve ateşkes çağrılarının ‘Hamas için bir armağan’ olduğunu öne sürdü. Cohen, ‘İsrail'in bölgeyi istikrara kavuşturmak için Hamas'a karşı savaşı kazanmaktan başka seçeneği olmadığını’ söyledi.

 Cohen sözlerini şöyle sürdürdü:

Hamas ortadan kaldırılıncaya, rehineler serbest bırakılıncaya ve Gazze Şeridi'ndeki durum değişinceye kadar savaşa devam edeceğiz.

sfe
Cumartesi günü İsrail'in güneyinden görülen, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği bombardıman sonrası bölgeden yükselen dumanlar (AP)

Colonna’nın ateşkes çağrısından önce İngiltere ve Almanya’dan da benzer çağrılar yapıldı. İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ve Alman mevkidaşı Annalena Baerbock, Sunday Times'ta yayınlanan ortak makalelerinde, derhal kalıcı bir ateşkese varılması gerektiğini vurguladılar.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nde savaşın süreceğini vurgulamasıyla birlikte İsrail ordusu, büyük bir direnişle karşılaştığı Gazze’de kara harekatlarını derinleştirmeye devam ederken, Gazze’de çok sayıda bölgeyi bombaladı.

Han Yunus'ta şiddetli çatışmalar yaşanıyor

İsrail ordusu sözcüsü, 7. Tugay’ın Han Yunus'a giden yolu aralamayı başardığını ve bölgede çatışmalar yaşandığını açıkladı. İsrail işgal güçlerinin Han Yunus Tugay Komutanlığı'na, bölgedeki altyapı ve yer altı tesislerine baskın düzenlediklerini belirten sözcü, İsrail güçlerinin Han Yunus'un merkezindeki Beni Suheyla Meydanı’na ulaştıklarını ve buranın operasyonel kontrolünü ele geçirdiklerini sözlerine ekledi. İsrail işgal güçlerinin Han Yunus ve Cibaliye Mülteci Kampı’nda Filistinli grupların üyelerini öldürdüğünü, füzelerin fırlatıldığı noktaları kullanılamaz hale getirdiğini, savaş mühimmatına el koyduğunu, istihbarat araçlarını ortaya çıkardığını ve tünelleri bulup yok ettiğini açıkladı.

zxsc
İsrail ordusunun Hamas’ın Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Erez Sınır Kapısı’na saldırmak için kullandığı öne sürülen tünelde görünen İsrail askerleri (AP)

Öte yandan İsrail ordusu, savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'de keşfettiği en büyük tünele odaklanmış durumda.

En büyük tünel

Hamas Hareketi’nin en büyük stratejik tünelini yok ettiğini açıklayan İsrail ordusu, Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın tünel içindeki fotoğraflarını ve arabaların geçebileceği genişlikteki devasa tüneli gösteren görüntüleri paylaştı.

İsrail ordusuna göre, en geniş kısmı yaklaşık 50 metre olan tünelin uzunluğu 4 kilometreden fazla ve Erez Beyt Hanun Sınır Kapısı’na yaklaşık 400 metre uzaklıkta bulunuyor. Ayrıca tünel, kendi içlerinde geniş ve karmaşık bir tünel ağı oluşturan çeşitli kollara ve yan yollara ayrılıyor.

Tünel içinde temizlik, elektrik, iletişim ve telefon altyapısının yanı sıra İsrail ordusunun girişini engellemek için tasarlanmış sağlam kapıların olduğunu açıklayan ordu, araçların geçebileceği genişlikteki tünelde Hamas’a ait çok sayıda silahın bulunduğunu öne sürdü.

İsrail ordusunun açıklamasına göre, tünel kazısında onlarca kişilik bir ekip yer aldı. Tünel inşaatı sırasında Gazze Şeridi'ne kaçırılan özel sondaj makinelerinin yanı sıra Hamas Hareketi’nin sahip olduğu taktik tünellerde henüz keşfedilmemiş malzemeler kullanıldı. Tahminlere göre Hamas, Gazze Şeridi boyunca yer altında bir tünel ağı kurmak için milyonlarca dolar harcadı. Söz konusu tünelden Gazze Şeridi'ndeki çatışmalar sırasında İsrail ordusuna karşı saldırılar başlattı.

İsrail Ordu Sözcüsü Yarbay Richard Hecht, Hamas’ın ‘İsrail Devleti'ne ve halkına saldırmak ve terör eylemlerinde bulunmak amacıyla inşa ettiği’ tünellere çok büyük miktarlarda para harcadığını ve kaynak ayırdığını söyledi.

Yarbay Hecht, sözlerine şöyle devam etti:

Araçların geçebileceği kadar geniş olan bu stratejik saldırı tünelleri ağı, Muhammed es-Sinvar tarafından yönetiliyordu. Tünel, kasıtlı olarak Gazzelilerin çalışmaları ve tıbbi hizmetlerden yararlanması için İsrail'e geçmeleri amacıyla açılan bir sınır kapısının yakınlarında inşa edildi. Hamas için İsrail halkına saldırmak, Gazze halkını destek olmaktan önce gelmeye devam ediyor.

Hamas sessiz

Diğer taraftan Hamas, tünelin ortaya çıkarılmasıyla ilgili herhangi bir yorumda bulunmadı. Ancak Hamas Hareketi, Gazze'deki tüm cephelerde çok sayıda İsrail askerin öldürüldüğünü, tankların ve askeri araçların imha edildiğini açıkladı. Açıklamada Hamas üyelerinin, evlerde saklanan askerleri öldürdükleri ve sahada yerleştirilen bombaları infilak ettirdikleri belirtildi.

İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamalarda ise Gazze Şeridi çevresindeki yerleşim bölgelerinin füzelerle hedef alındığı aktarıldı. Kassam Tugayları, Gazze Şeridi'nin geniş bölgelerinde şiddetli sokak çatışmalarına girildiği görülen günlük videolar yayınlamaya devam etti.

İsrail, savaşmanın zorluğunu ve Hamas'ın askeri yeteneklerini kabul etti. İsrail Ordu Radyosu, ordunun Kassam Tugayları’na karşı aylarca savaşmak zorunda kalabileceğinin tahmin edildiğini bildirdi.

İki İsrail askeri öldürüldü

İsrail ordu sözcülerinden biri, dün sabah yaptığı açıklamada, cumartesi günü Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki ve güneyindeki çatışmalarda iki İsrail askerinin öldürüldüğünü duyurdu. Böylece Aksa Tufanı Operasyonu’nun düzenlendiği 7 Ekim'den bu yana ölen İsrail askeri sayısı 453'e, Gazze’de kara harekâtının başladığı 27 Ekim'den bu yana ise 121'e yükseldi.

İsrail, bir yandan çatışmalar devam ederken Gazze'de Cibaliye Mülteci Kampı, et-Tuffah Mahallesi, ez-Zeytun Mahallesi, Şeyh Rıdvan Mahallesi, Han Yunus, Refah ve diğer bölgeleri kapsayan geniş çaplı bombardımanlarına devam etti.

Öte yandan Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, İsrail'in kapsamlı işgal saldırısının başlamasından bu yana Gazze Şeridi’nde yüzde 70'ini kadınların ve çocukların oluşturduğu 19 bin 88 kişi şehit edildi, 54 bin 450 kişi yaralandı, çok sayıda kişi ise halen kayıp.

Şehitler arasında 300'den fazla sağlık çalışanı, 86 gazeteci, 35'e yakın sivil savunma ekibi üyesi ve 135 Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) çalışanının olduğu belirtildi.

Gazze'deki Hükümet Enformasyon Dairesi tarafından yapılan açıklamada ise İsrail’in yüzde 70'i çocuk ve kadın olmak üzere 8 bin çocuk ve 6 bin 200 kadını öldürdüğü, kayıp kişilerin sayısının 7 bin 500'e ulaştığı ve 51 bin kişinin yaralandığı bildirildi. Açıklamaya göre, 40 sağlık personeli ve 7 gazeteci İsrail askerleri tarafından tutuklandı, 1,5 milyon kişi yerinden edildi.

zsaxxas
İsrail'in cuma günü düzenlediği hava saldırısının ardından Gazze'deki Ortodoks kilisesinin enkazında kalan cesetler çıkarıldı (AP)

İşgalci İsrail ordusu, Gazze’de ayrıca 126 hükümet binasını, hizmet dışı kalan 90 okul ve üniversitenin yanı sıra 282 okul ve üniversiteyi kısmen tahrip ederken, 112 camiyi tamamen yıktı, 200 camiyi ve 3 kiliseyi kısmen tahrip etti.

İsrail bombardımanları sonucunda Gazze’de 52 bin 500 konut tamamen yıkılırken, 254 bin konut kısmen zarar gördü. 22 hastane ve 53 sağlık ocağı hizmet dışı kaldı. İşgalci İsrail ordusu, saldırıların başlamasından bu yana 138 sağlık tesisini ve 102 ambulansı hedef aldı. Bununla birlikte yerinden edilmeler ve sağlıksız şartlardan ötürü 327 bin bulaşıcı hastalık vakası kaydedildi.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.