Tahran, “Husileri caydırmak için deniz koalisyonuyla” işbirliği yapılmaması konusunda uyardı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Gazze Savaşı'ndan sonra bölge yeni bir harita görecek

 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cuma günü Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cuma günü Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Tahran, “Husileri caydırmak için deniz koalisyonuyla” işbirliği yapılmaması konusunda uyardı

 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cuma günü Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz Cuma günü Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb sularında deniz seyrüseferine yönelik tehditleri caydıracak bir deniz ittifakı oluşturmak için görüşmeler yaptığı dönemde, İran yanlısı Husi grubuna karşı ABD ile işbirliği yapılmaması konusunda uyardı.

İran Devlet ajansı ISNA’nın bildirdiğine göre İran Dini Lideri Ali Hamaney’in Siyasi İşlerden Sorumlu Danışmanı Ali Şemhani, Husilerin Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırılarını cesurca olarak nitelendirerek savundu.

Şemhani, Husilerin, "gemilerin İsrail'e gidiş-dönüş hareketini kısıtlama yönündeki hareketlerinin Siyonist varlığın hayati damarı üzerinde baskı oluşturduğunu" söyledi. Şemhani ayrıca, “herhangi bir ülke bu eylemlere karşı koymak için Amerikan koalisyonuna katılırsa bu, siyonist varlığın suçlarına doğrudan destek olduğu anlamına gelir” dedi. 

Şemhani’nin ifadeleri, Hamaney'in ofisindeki bir yetkilinin Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarıyla ilgili yaptığı ilk açıklama niteliğinde. İran Devrim Muhafızların'ın Ekonomik İşlerden Sorumlu Eski Yardımcısı Muhsin Rızai, ülkesinin Husileri desteklemekle ilgili suçlanmasını "büyük bir yalan" olarak nitelendirdi.

İran'ın nükleer dosyadaki baş müzakerecisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakiri Kani, Tokyo'da düzenlediği basın toplantısında "direniş güçlerinin bölgede istikrarın temel direği olduğunu" söyledi. İranlı internet siteleri onun "Gazze savaşının ardından bölgede yeni bir stratejik, siyasi ve güvenlik haritası göreceğiz" şeklindeki sözlerini aktarırken, "Bu direnişin, haritada etkili bir oyuncu olduğu inkar edilemez" dediğini aktardı.

Husilerin gemilere yönelik saldırılarıyla ilgili kendisine sorulan soruya Bakiri Kani, “Saldırılar Gazze’deki savaşta, İsrail’e desteği kesmek için yapılıyor. Onlar uluslararası arenada bağımsız oyuncular. Kendi teşhislerine göre hareket ediyorlar, onların eylemlerini başkalarına bağlamak doğru değil." şeklinde cevap verdi.

Radikal görüşlü Horasan gazetesi başyazısında Husilerin "Amerika, İngiltere, İsrail ve müttefiklerinin savaş ve Gazze krizine ilişkin hesaplarını etkileyen faktörlerden biri" olduğunu belirtti.

Gazete, Amerikan liderliğindeki deniz ittifakının Husilere karşı başarısız olacağını öngördü ve İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani'nin geçen çarşamba günü deniz koalisyonunun kurulmasına ilişkin uyarısına değindi. Aştiyani, "Kızıldeniz bizim bölgemiz, onu biz kontrol ediyoruz ve orada hiç kimse manevra yapamaz." ifadelerini kullanmıştı.

Aştiyani'nin açıklamaları İran çevrelerinde tartışmalara yol açtı ve İran'ın Washington'la doğrudan bir savaşa girme olasılığına ilişkin korkularını artırdı. Açıklamalar, İran'ın, silahlı gruplara; Amerikan kuvvetlerine ve ticari gemilere saldırı düzenleme emri verdiği yönündeki iddiayı reddetmesinin ardından geldi.

Horasan gazetesi, devlet kurumları tarafından yeniden yayınlanan başyazısında, Aştiyani'nin söylediklerine ilişkin "Muhtemelen İran ve müttefiklerinin denizdeki göreceli hakimiyetini ve İsrail'i destekleyen uluslararası deniz koalisyonuyla karşı karşıya gelebileceklerini kastediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre gazete, “İranlı yetkililerinin, İran kıyılarından yaklaşık iki bin kilometre uzaklıkta olan Kızıldeniz üzerinde bu tür bir kontrolden ilk kez bahsettiğini” belirtti.

Gazete, Aştiyani'ye yöneltilen eleştirilere üstü kapalı bir yanıt vererek, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz'deki varlığın "İslam Cumhuriyeti'nin savunma doktrinine uygun olduğunu" belirtti.

İran ile Husiler arasındaki “stratejik ittifakı” doğrulayan gazete, “bu etkinin fark edilir ve çarpıcı hale geldiğini  ve Husiler’in, İsrail'in Kızıldeniz'de ticaret yapmasını engellediğini” ifade etti. Ayrıca, son yıllarda İran savaş gemilerinin Kızıldeniz ve Aden Körfezi sularında büyük bir varlığa sahip olduğunu ve Yemen Donanması (Husiler) ile  işbirliklerinin önemli bir etkiye sahip olabilceği belirtildi.

Gazete, “İran, müttefikleri aracılığıyla Kızıldeniz'i etkileyecek büyük bir güç buldu. Onları destekleyerek Bab’ul Mendeb'in kontrolünün ellerinden kayıp gitmesine izin veremezler” diyerek şu yargıya vardı: "Husilerin seyir füzelerine, sürat teknelerine ve deniz mayınlarına sahip olduğu göz önüne alındığında, Amerika'nın düşündüğü ittifakın başarılı olması pek mümkün değil. Aştiyani'nin kendine olan güveni, bu yeteneklere ilişkin bilgisinden kaynaklanıyor.”

İsrail'le ticaretin engelleneceği yönündeki bu sert iddialar, Arman Milli gazetesinin Husi saldırılarının "İsrail'in Gazze savaşında kullanmak istediği kimyasal maddelerle dolu gemileri" hedef aldığını belirttiği iddialarıyla çelişiyor.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran'ın Husi isyancıların Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik son saldırılarını desteklemeyi bırakması gerektiğini vurguladı. Austin, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile Tel Aviv'de yaptığı görüşmenin ardından, "İran'ın Husilerin ticari gemilere yönelik saldırılarına verdiği desteğin durması gerektiğini" söyledi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, Washington'un gemilerin Kızıldeniz’de güvenli geçişini sağlamak için bir "deniz görev gücü" oluşturma konusunda diğer ülkelerle görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Ancak bu konu hakkında daha fazla ayrıntı vermedi.

Bu haftanın başlarında Amerikan internet sitesi Semaphore, Pentagon'un Yemen'deki Husilere karşı doğrudan saldırı düzenlemeyi düşündüğünü bildirdi. Joe Biden yönetimindeki Amerikalı yetkililer, İran ve Husi grubunun İsrail ile ticareti baltalama ve ABD'nin maliyetini artırma girişimlerinden giderek daha fazla endişe duyuyor.

Kasım 2019'da, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'ın petrol ihracatını engellemesinin ardından artan gerilim sonucunda Devrim Muhafızlarının yabancı petrol tankerlerine el koyması ve arkasında İran'ın  olduğu eylemlerle gemilere saldırması üzerine ABD, bir deniz koalisyonu kurmuştu.

Bahreyn merkezli Ortadoğu'daki ABD Merkez Komutanlığı kuvvetlerinin gözetiminde olan deniz ittifakına o zamanlar "Nöbetçi" adı veriliyor ve operasyonları, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne, hatta Bab’ul Mendeb'e kadar uzanıyordu.

 Avrupa ülkeleri ayrıca Fransa liderliğinde, seyir güvenliğini sağlamak ve İran tehditlerini caydırmak amacıyla Amerikan kuvvetleriyle koordineli olarak “Hürmüz Boğazı'nda Deniz Kontrolü için Avrupa Girişimi” misyonunda bir araya geldi.

 



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”