Kızıldeniz’in askerî meseleye konu olması ve güvenlik ile ekonomide jeopolitik kesişmeler

İran’ın başta ABD’nin olmak üzere ticaret gemilerine yönelik saldırıları tepkiye neden oluyor.

 Husiler, 12 Aralık’ta Norveç bayrağı taşıyan MT Strinda gemisine düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. (AFP)
Husiler, 12 Aralık’ta Norveç bayrağı taşıyan MT Strinda gemisine düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. (AFP)
TT

Kızıldeniz’in askerî meseleye konu olması ve güvenlik ile ekonomide jeopolitik kesişmeler

 Husiler, 12 Aralık’ta Norveç bayrağı taşıyan MT Strinda gemisine düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. (AFP)
Husiler, 12 Aralık’ta Norveç bayrağı taşıyan MT Strinda gemisine düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. (AFP)

Halid Hamade

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısının kanlı sahnesine Kızıldeniz’deki İsrail ve ABD gemilerine yönelik saldırılar da dahil oldu. Bu gelişme üzerine silahlı çatışmanın bölgesel olarak yayılması ve deniz yollarının güvenliğinin tehdit altına girmesi yönündeki endişelerin ciddiyeti arttı. Husi isyancılar yaptıkları açıklamalarda, ‘Gazze’ye yönelik İsrail saldırısı durana kadar’ İsrail’in gemilerini ve çıkarlarını hedef almaya devam edeceklerini belirttiler. Ayrıca ‘İsrail gemilerine koruma sağlayan askerî birliklerin de meşru hedef olarak görülecekleri’ konusunda uyardılar.

İsrail’in Gazze’de başlattığı savaş, Kızıldeniz’deki istikrarı baltaladı. Böylece dünyanın (Süveyş Kanalı istikametinde yılda yaklaşık 23 bin geminin geçtiği) en önemli deniz koridoruna yönelik bu saldırıların oluşturduğu tehdit, Tahran’ın Lübnan’daki, Irak’taki ve Suriye’deki vekilleri üzerinden idare ettiği diğer açık cepheleri geride bırakıyor.

Birinci olarak: Kızıldeniz’in artan önemine dair

Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişiminde önemli bir bağlantı halkası olarak artan önemi Kızıldeniz’i son on yılda jeopolitik rekabetin merkezine yerleştirdi. Böylelikle altyapıya yönelik yatırım Cibuti’den Akdeniz’e doğru genişledi ve başka birçok aktif ülkenin yanı sıra Batı’nın ve Çin’in askerî varlığı gelişti.

Mısır, 2021 yılında Berenice Deniz Üssü’nü inşa etti. Çin’in şu an Kuşak ve Yol Girişimi’nin bir parçası olan Port Sudan Konteyner Limanı’nı tekrar elverişli hale getirmesi ve genişletmesiyle Mısır’ın güneyindeki Sudan’da da limanlar gelişti. Şehirde ayrıca, Port Sudan’daki lojistik hizmetlere katılmak suretiyle Kızıldeniz’in orta kesiminde bir rol almak isteyen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de faaliyet gösteriyor. BAE, güneyde Babülmendeb’deki Yemen adalarını kontrol ediyor ve kuzeyde Kızıldeniz kıyısındaki konumunu güçlendirecek şekilde Süveyş Körfezi ile Süveyş Kanalı’nın altyapı projesinin yüzde 49’unu elinde bulunduruyor. Buna karşılık Sudan, Kızıldeniz’deki Sevakin Limanı’nın kullanışlı hale getirilmesi ve sivil ve askerî gemileri desteklemek üzere bir askeri liman inşa edilmesi için 2018 yılında Türkiye ile 99 yıllık bir anlaşma imzaladı. Bu da Ankara’ya bölgesel bir zemin sağladı.  

Ticari gemilere yönelik Husi saldırıları, jeopolitik rekabetin sıcak bir noktası olan Kızıldeniz’deki güvenliğin artan kırılganlığını gözler önüne serdi.

Güneyde Eritre limanları da bölgesel ve küresel bir ilgiye mazhar oldu. Nitekim BAE, Yemen’deki Husi karşıtı askerî faaliyetleri desteklemek için Eritre’de bir üs inşa ediyor. Aynı şekilde Moskova da 2018 yılında Eritre’de bir lojistik merkez kurulacağını duyurdu. ABD de deniz filosunu orada inşa etti.

Suudi Arabistan Krallığı da bölgedeki ilişkilerini güçlendirdi. Zira Kızıldeniz bölgesinin istikrarı, Vizyon 2030’un dayandığı birçok Suudi kalkınma planı için oldukça önemli. Üstelik Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatına alternatif olarak Kızıldeniz’deki Yanbu boru hattı istasyonu da Suudi Arabistan için çok önemli bir tesisi temsil ediyor.

csdv
CMA CGM şirketine ait Palais Royale gemisi, 16 Aralık’ta Kızıldeniz’deki seferlerinin durdurulduğunu açıkladı. (AFP)

Stratejik düzeyde Bir Kuşak Bir Yol girişimine alternatif olarak geçtiğimiz eylül ayında açıklanan ve Kızıldeniz’in rolünü tamamen atlayan Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa Arasında Ekonomik Koridor (IMEC) girişimi, kıyıyı paylaşan ülkelere varoluşsal bir ekonomik zorluktan çok daha fazlasını getirdi ve Kızıldeniz’in istikrarının önceliğini ikinci plana attı. Hindistan’ı Arap Yarımadası’na bağlayan bir doğu koridoru ile Avrupa’ya bağlayan bir kuzey koridorundan oluşan bu girişim, her ne kadar Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler Bir Kuşak Bir ve Yol girişimine imza atmış olsa da Çin’in girişiminden bağımsız birçok bölge ülkesinin ilgisini çeken önemli bir jeopolitik adımdır. Bu koridor, Hindistan’dan Avrupa mal sevkiyatının süresini yüzde 40 oranında azaltacak. Ayrıca Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkez olarak konumlanmasına ve BAE ile Hindistan arasında kapsamlı bir ekonomik ortaklığın meydana gelmesine de yardımcı olabilir.

İkinci olarak: İran’ın hırsları ile Washington’la kesişmeler arasında Husi saldırıları

Ticari gemilere yönelik Husi saldırıları, jeopolitik rekabetin sıcak noktası olan Kızıldeniz’deki güvenliğin artan kırılganlığını gözler önüne serdi. Gazze’ye yönelik savaş ise ABD’nin, Avrupa’nın ve bölgenin, Kızıldeniz’de yeniden canlanan İran nüfuzu konusundaki ortak endişelerinden hareketle, bölgesel stratejilerinin köşe taşı olan Kızıldeniz’de İsrail-Körfez iş birliğine dayalı daha kapsamlı bir bölgesel güvenlik yapısı geliştirerek, bu zorlukların üstesinden gelme çabalarını baltaladı.

ABD bu doğrultuda 2021-2022’de İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasında Kızıldeniz’de ortak deniz tatbikatları düzenlemiş ve İsrail’in Ortak Deniz Kuvvetleri’ne dahil olmasının yolunu açmıştı. Ayrıca Tiran ve Sanafir adalarının Mısır’dan Kızıldeniz’e ulaşımı kontrol eden Suudi Arabistan’a devredilmesine dönük diplomatik çabalara da öncülük etti.

ABD Donanması, Kızıldeniz’deki saldırılara nasıl yaklaştı?

Husilerin ticari gemilere birçok kez saldırmasının ardından ABD’li yetkililer, ‘ABD’nin uluslararası müttefikleri ve ortaklarıyla tam koordinasyon içinde tüm uygun cevapları değerlendireceğini’ belirtti. Deniz alanının güvenliği şu an, deniz saldırılarına bir dizi tepki kaydeden çok uluslu ortak deniz kuvvetlerinin sorumluluğunda.

19 Ekim’de USS Carney gemisi, Kızıldeniz üzerindeki uluslararası hava sahasında üç füzeye ve 15 insansız hava aracına karşı koyarak Kızıldeniz boyunca kuzeye doğru ilerledikleri esnada SM-2 tipi karadan havaya füzeler aracılığıyla düşürdü. Pentagon’dan yapılan bir açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu operasyon, Ortadoğu’da inşa ettiğimiz ve bu önemli bölgedeki ortaklarımızı ve çıkarlarımızı korumak için gerektiğinde kullanımına hazır olduğumuz entegre hava ve füze savunma yapısının bir sunumu gibiydi.” 

USS Carney, Kızıldeniz üzerindeki uluslararası hava sahasında Yemen’deki Husilerin kontrol ettiği bölgelerden harekete geçen bir insansız hava aracıyla geçen ayın 29’unda çarpıştı. Kaza, Babü’l-Mendeb Boğazı yakınlarında meydana geldi.

Bir aydan az bir süre sonra USS Hudner gemisi, Yemen’den gönderilen bir insansız hava aracını Kızıldeniz üzerine düşürdü. Daha sonra Hudner, Yemen’deki Husilerin kontrol ettiği bölgelerden harekete geçen ve Kızıldeniz semalarında uçan çok sayıda tek yönlü saldırgan insansız hava aracını imha etti. ABD Donanması güçlerinin konuşlandırılmasına aldırış etmeyen Husi isyancılar, 19 Kasım’da Kızıldeniz’den geçmekten olan Bahamalar bandıralı Galaxy Leader gemisine helikopter saldırısı düzenledi. Gemi ve 25 kişiden oluşan mürettebatı halen Yemen’de rehin tutuluyor.  

Bir hafta sonra İran’ın insansız hava aracı Shahed 136, Hint Okyanusu’nda İsrail’e ait M/V CMA CGM Symi gemisine saldırdı. Ayrıca Malta bandıralı konteynır gemisi de hafif bir hasara uğramakla birlikte mürettebatında can kaybı meydana gelmedi.

26 Kasım’da silahlı bir grup adam, Yemen kıyısına yaklaşık 35 mil mesafede İsrailli Zodiac Group’a ait M/V Central Park tankerini ele geçirdi. Muhrip USS Mason, tankerin yardım çağrısına karşılık verdi ve korsanlardan Liberya bandıralı geminin ve 22 kişilik mürettebatının serbest bırakılmasını talep etti. Korsanlar, tankeri serbest bırakırken Amerikan savaş gemisi de onları tutukladı. Bu saldırının ardından Husi isyancılar tarafından fırlatılan iki balistik füze, Amerikan muhribinin yaklaşık 10 deniz mili uzağına düştü.

USS Carney, Kızıldeniz üzerindeki uluslararası hava sahasında Yemen’de Husilerin kontrol ettiği bölgelerden gönderilen bir insansız hava aracıyla geçen ayın 29’unda çarpıştı. Kaza, Arap Yarımadası’nı Afrika Boynuzu’ndan ayıran Babü’l-Mendeb Boğazı’nın yakınlarında meydana geldi. Amerikan muhribi, hızlı bir savaş destek gemisi olan USNS Supply-T-AOE-6’ya ve bölgeye Amerikan askerî teçhizatı taşıyan ABD bayraklı bir başka ticaret gemisine eşlik ederken, İran yapımı insansız hava aracı KAS-04’ün yaklaştığını fark etti.

3 Aralık’ta USS Carney gemisi, Birleşik Krallık’a ait ve Bahamalar bayrağı taşıyan yük gemisi M/V Unity Explorer’a iki füzenin fırlatıldığı Kızıldeniz’in güneyinde Husi isyancıların saldırısına maruz kalmış üç ticari geminin yardım çağrılarına cevap verdi. 6 Aralık’ta ABD’li yetkililer, USS Mason gemisinin, Kızıldeniz’in güneyinde kendisine doğru gelen bir insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı. 10 Aralık’ta da Fransız firkateyni, iki insansız hava aracını düşürdü.

Ortadoğu’da konuşlandırılan ABD güçleri neler?

ABD, 7 Ekim’de İsrail ile Gazze arasında başlayan savaşın ardından Ortadoğu’da ve Akdeniz’de varlığını güçlendirdi, muhripler ve destek kruvazörleri eşliğinde Gerald R. Ford ile Dwight D. Eisenhower adlı uçak gemilerini gönderdi. Muhrip destek gemileri arasında füzeleri düşürebilen muhrip USS Carney, askerleri ve helikopterleri taşıyabilen USS Bataan ile USS Carter Hall ve USS Thomas Hudner yer alıyor.  

ABD, gemileri hedef alan saldırılara ve Husilerin İsrail’e yönelik balistik füze saldırılarına insansız hava araçlarını ve füzeleri düşürmek için Thomas Hudner ve Carney güçlerini kullanarak karşılık verdi. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre söz konusu gemiler, yakın zamanda Umman Denizi’nde mevcut olan ve İran’ı saldırganlıktan caydırmak için gönderilen Ortak Görev Gücü 150 adlı bir başka gücün parçasıydı.

Peki, Ortak Görev Gücü 150 nedir?

Ortak Görev Gücü 150 (Combined Task Forcer 150), Ortadoğu’da çoğu çok uluslu olan beş deniz görevi grubundan biridir ve bölgedeki su yollarında devriye görevlerini dağıtma çabasının bir parçasıdır. Bu gruplar, ABD liderliğinde 38 ülkeden oluşan ve merkezi Bahreyn olan Ortak Deniz Görevi Güçleri (US-led, 38-nation Combined Maritime Task Forces) komutası altındadır.

Deniz Görevi Gücü, ABD liderliğindeki Irak işgali sırasında olduğu gibi geniş kapsamlı bir savaş başlatmak ile sivil gemileri korumak veya bir felakete müdahale etmek arasında değişen belirli görevlere sahip bir gemi grubudur. Bu görev grupları; Somali korsanlığı, terörizm, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi tehditlerle yüzleşti.

2009 yılında korsan saldırıları devam ederken Birleşmiş Milletler yetkisiyle temeli Ortak Görev Gücü 151 olan yeni bir görev grubu kuruldu ve 20 ülke gemiler ve uçaklarla katkı sağlama sözü verdi.

Ortadoğu’daki deniz güçlerinin yetenekleri neler?

Ortak Deniz Görev Gücü 150, 1991 yılındaki Birinci Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgaline karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun bir parçası olarak bölgeye gönderilen ilk gruptu. Çatışmanın ardından bu güç, bölgede kaldı ve daha sonra balistik füze ve uyuşturucu kaçakçılığının ve o dönemde Kızıldeniz’in birincil güvenlik tehdidi haline gelen Somalili korsanların saldırılarının durdurulmasında önemli bir rol oynadı. Hızla genişledi ve 2002 yılında İspanya, Almanya ve Japonya, 2005 yılında da sırayla Pakistan, Fransa ve Birleşik Krallık gemileri eklendi.

xscvf
CMA CGM şirketine ait Palais Royale gemisi, 16 Aralık’ta Kızıldeniz’deki seferlerinin durdurulduğunu duyurdu. (AFP)

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra bölgesel tehditlerin artması, Görev Gücü 151’in oluşturulmasına yol açtı. Kanada’nın da dahil olduğu bu grup, el-Kaide örgütüne karşı görevlere katıldı. Hemen hemen aynı zamanlarda ABD Donanması’na bağlı Görev Gücü 152, Umman Denizi’nde farklı zamanlarda Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt liderliğinde bölgesel komutanları ve bir deniz filosunu içeren ortak güç haline geldi.

2009 yılında korsan saldırıları devam ederken Birleşmiş Milletler (BM) yetkisiyle Ortak Görev Gücü 151’i esas alan yeni bir görev grubu kuruldu ve 20 ülke gemiler ve uçaklarla katkı sağlama sözü verdi. O zamandan beri bu görev grupları; Kızıldeniz’i, Umman Körfezi’ni, Aden Körfezi’ni ve Hint Okyanusu’nu çeşitli bölgelere ayırdı ve her biri ilgili bölgenin güvenliğini üzerine aldı. Bu sayede Somalili korsan saldırılarının azalarak, yılda 100’den fazla iken bugün nadir görülür hale geldi.  

Nisan 2023’te Mısır’ın yakın zamanda liderliğini üstlendiği Ortak Deniz Görevi Gücü’ne yeni bir görev grubu katıldı. Kızıldeniz’de, Babü’l-Mendeb’de ve Aden Körfezi’nde devriye gezmek için kurulan Görev Gücü 153, Bahreyn’de konuşlanmış ABD Beşinci Filosunun Koramirali liderliğindeki 39 ülkelik bir koalisyonun parçasıdır. Mayıs ayında da çok uluslu eğitim çalışmalarına yoğunlaşmak üzere bir başka görev gücü (154) oluşturuldu.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik savaşı devam ederken Ortadoğu’daki Çin savaş gemilerinin sayısı, bu ayın başında altıya ulaştı. Çin Savunma Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklamaya göre mayıs ayından bu yana bölgede düzenli operasyonlar gerçekleştiren 44’üncü Deniz Görev Gücü, Umman’ı ziyareti sırasında Umman Donanması’yla ortak bir eğitimi tamamladı. Ardından Kuveyt’e bir dostluk ziyaretine başladı. Çin görev gücüne ait olan ve bir güdümlü füze muhribi, bir firkateyn ve bir tedarik gemisinden oluşan savaş gemileri limana demirledi.

İnsansız hava araçlarıyla ve balistik füzelerle gerçekleşen Husi saldırılarına karşı koymak için belirli savunmalar gerekiyor.

Üçüncü olarak: ABD niçin yeni bir görev gücü oluşturuyor?

Ortadoğu’da halihazırda iki büyük Amerikan uçak gemisi ve destek gemileri dahil olmak üzere beş deniz görev gücünün var olması, ABD ile müttefiklerinin bölgede deniz yeteneklerinden yoksun olmadığı anlamına geliyor. Bununla birlikte Washington’ın başka bir seçeneğe yönelme kararının ardında birden fazla sebep olabilir. Teknik açıdan yeni görev grubunun, Ortadoğu’da korsanlık veya kaçakçılıkla mücadele gibi belirli görevleri yerine getirmek üzere oluşturulan deniz güçlerine benzer şekilde, Kızıldeniz’deki sevkiyat yollarını korumak için detaylı bir şekilde tasarlanması gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Husilere karşı tek başına ya da İsrail’le birlikte gireceği bir askerî misilleme operasyonuna sürüklenmekten kaçındığını dikkate alırsak, insansız hava araçları ve balistik füzeler kullanılarak gerçekleştirilen Husi saldırılarına karşı koymak için yüksek irtifa füze savunma sistemiyle donatılmış gemiler gibi belirli savunma güçleri de gerekiyor. Jeopolitik açıdan bu gücün yeteneklerinin artırılmasında en büyük rolü oynayacak olan ABD’nin bölge ülkelerine ve bu güçten faydalanan Avrupa ülkelerine karşı hayata geçirmek istediği ekonomik ve siyasi taahhütler ve ortaklıklar olduğuna şüphe yok.

scvd
Yemenli silahlılar ve arkalarında görülen Galaxy Leader gemisi (Reuters)

Yemen Özel Elçisi Tim Lenderking bu hafta Doha’da düzenlenen bir konferansta, ABD’nin mevcut uluslararası deniz görev gücünü genişletip, bazı kaynakları seyrüsefer özgürlüğünü korumaya tahsis edilen bir uluslararası koalisyona dönüştürmeyi hedeflediğini söyleyerek, “Washington’da Husileri gerilimi durdurmaya sevk edecek gerekli adımlara ilişkin çok aktif bir değerlendirme yapılıyor” dedi ve gruba 19 Kasım’da ele geçirdikleri Galaxy gemisinin mürettebatını serbest bırakma çağrısı yaptı. Lenderking, Washington’ın genişletilmiş koalisyona katılmak için iletişime geçtiği diğer ülkeleri veya sayısını belirtmekten kaçındı. Bununla birlikte bu koalisyonun ‘mümkün olan en geniş koalisyon’ olması gerektiğini ifade etti.

Bu bağlamda Dışişleri Bakanlığı’nın telefon görüşmesine dair yaptığı açıklamaya göre ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen hafta Husi saldırılarının deniz güvenliği için oluşturduğu tehdidi ele aldı. Bu noktada mevcut görev grubunun parçası olmayan Çin’in, Kızıldeniz yolunu yoğun bir şekilde kullandığını ve Husilerin ana hamisi olan İran üzerinde etkinliğe sahip olduğunu belirtmek gerekir.

ABD’nin Yemen’deki Husi milislerin Gazze’yi destekleme bahanesiyle artırdığı askerî gerilime verdiği ‘orantısız’ tepki, Washington’ın kendini tutmasının ve yerel önlemlerle yetinmesinin ardında yatan sebepleri sorgulatıyor.

Ortak deniz gücü kurulmasında ABD’nin bir çıkarı var mı?

ABD’li yetkililerin bir kısmı, Kızıldeniz’deki ticari sevkiyatı korumak için Ortak Deniz Kuvvetleri’nin gözetiminde altıncı bir deniz görev gücü oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’a göre ABD, Kızıldeniz’de ticari sevkiyatın güvenli geçişini sağlayacak ve eşlik edecek yeni bir görev gücü oluşturmak için pek çok müttefikiyle görüşmelerde bulunuyor. Ortak Genelkurmay Başkan Yardımcısı, koalisyona ait savaş gemilerini ve saldırı tehdidi altındaki diğer ticari gemileri savunmak için Ortak Deniz Kuvvetleri tarafından alınan önlemlerin, uluslararası ticareti korumak ve bölgesel deniz çevresinde kurallara dayalı düzeni yeniden sağlamak için meşru ve gerekli olduğunu ve başlangıç olarak yedi ülkenin bunun için gerekli güçlerin temin edilmesini önerdiğini belirtti.

Bununla birlikte ABD’nin Yemen’deki Husi milislerin Gazze’yi destekleme bahanesiyle tırmandırdığı askerî gerilime ve Irak ile Suriye’deki saldırılarına verdiği ‘orantısız’ tepki, bu saldırıların gerek deniz güvenliği gerekse bölgenin istikrarı için oluşturduğu tehlikelere rağmen Washington’ın kendini tutmasının ve ortaya konan tehditleri etkili bir şekilde ele almayan yerel önlemlerle yetinmesinin ardında yatan sebeplere dair birçok soru işareti doğuruyor. Bu sorular, ABD’nin Kızıldeniz’in istikrarı ve güvenliği için gösterdiği ilgideki samimiyetine ve Washington’ın bu koridorla temel bir şekilde bağlantılı bölge ekonomilerinin gelişmesine ilişkin tutumuna dair endişelere evriliyor.

Washington’ın bu önemli su yolunu korumak üzere çok uluslu deniz gücünü genişletmek için istediği bedel nedir? ABD’nin tutumu, İpek Yolu’na taş koyma ve Arap Yarımadası üzerinden Avrupa’ya ulaşan Hint Yolu projesine daha fazla şans tanıma bağlamında ek bir unsur teşkil ediyor mu? Amerikan önlemlerinin sınırlılığının ardında, ABD-İran çıkarları arasındaki buluşma noktaları var mı?  Biri Doğu Akdeniz’de, diğeri Basra Körfezi’nde olmak üzere bölgede en az iki vurucu uçak gemisi grubu konuşlandıran ABD’nin askerî gücü, ona bel bağlayanların sandığından daha mı zayıf?

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Evcil hayvanlar, yaşlıların sağlığına iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

ABD'de yapılan yeni ankete göre evcil hayvan sahibi olmak, yaşlı Amerikalıların sağlık ve refahını iyileştirebiliyor.

50 ila 93 yaşındaki yaklaşık 2 bin 700 yetişkinin yarısından fazlası, evcil hayvan sahibi olmanın günlük yaşamlarını iyileştirdiğini, yüzde 44'ü daha aktif olmalarını sağladığını ve yüzde 63'ü de stresi azalttığını belirtti. Stres, sağlık sorunlarını genellikle daha da kötüleştirebiliyor.

Evcil hayvan sahibi olmak aynı zamanda ruh sağlığını da iyileştirebiliyor. Katılımcıların yüzde 83'ü evcil hayvan sahibi olmanın onlara bir amaç duygusu verdiğini, yüzde 63'ü sevildiklerini hissettirdiğini ve yüzde 35'i fiziksel veya duygusal semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyledi.

Yüzde 70 kadar büyük bir oranda katılımcı ise başkalarıyla daha fazla bağlantı kurduklarını belirtti. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre bu, hastalıkları geciktirmeye ve yaşam süresini uzatmaya katkı sunabilecek faydalı bir faktör.

Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve köpek sahibi olan Dr. Preeti Malani yaptığı açıklamada, sonuçların "hayvanların yaşlı yetişkinlerin yaşamlarında önemli rol oynayabileceğini ve sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunabilecek birçok fayda sağlayabileceğini açıkça gösterdiğini" belirtti.

Evcil hayvanlar yaşama anlam katıyor
Malani ve araştırmacılar, anket sonuçlarını, okulun 2018'de 50 ila 80 yaşındaki 2 bin 51 yetişkinle yaptığı başka bir ulusal anketle karşılaştırdı.

Evcil hayvan sahibi yaşlı yetişkin yüzdesinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, evcil hayvan beslemenin onlara bir amaç verdiğini söyleyen yetişkinlerin yüzdesinin 10 puan arttığını buldular.

Ancak evcil hayvanlarının fiziksel veya zihinsel semptomlarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu söyleyen yetişkinlerin yüzdesi 2018'deki yüzde 60'tan geçen yıl yüzde 34'e düştü.

Evcil hayvanlarının fiziksel bakımdan aktif olmalarına katkı sunduğunu bildirenlerde yüzde 20, evcil hayvanlarının stresi azaltmalarını sağladığını söyleyenlerde yüzde 16'lık düşüş görüldü.

İnsanın en iyi dostunun maliyeti
Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Derneği'ne göre ABD'de 94 milyon hanede en az bir evcil hayvan var ancak anket, maliyetler nedeniyle evcil hayvan sahibi olmamayı tercih edenlerin sayısının arttığını gösterdi.

Evcil hayvan bakmama nedeni olarak maliyeti gösterenlerin yüzdesi 2018'de yüzde 21'den 2025'te yüzde 33'e yükseldi.

Evcil hayvan bakımı için zamanlarının olmadığını veya sağlık durumlarının buna izin vermediğini söyleyenlerin yüzdesi de sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4 arttı.

Anket ayrıca, evcil hayvan bakımının maliyetlerinin, 50 yaş üstü evcil hayvan sahiplerinin yüzde 30'undan fazlasının bütçesini zorladığını ortaya koydu.

Malani, "Ancak evcil hayvan bakmaktan en fazla faydayı görebilecek kişilerin, evcil hayvan sahipliğiyle ilgili maliyet zorlukları yaşayan kişiler de olabileceğini" belirtti.

Independent Türkçe


Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırma kararını büyük ölçüde, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın tavsiyeleri doğrultusunda vereceği bildirildi.

Geçen hafta Trump, perşembe günü Cenevre'de yapılacak ve son çare niteliğindeki nükleer anlaşma görüşmeleri öncesinde İran'a karşı hava saldırılarını ciddiyetle "değerlendirdiğini" söylemişti.

stemlerindeki düşük stok seviyesine ilişkin endişeleri nedeniyle Vance, İran'a yönelik saldırıların başarısına daha şüpheli yaklaşıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, General Caine'in "Görevi başkomutana tarafsız bilgi sağlamayı gerektiren ve bunu mükemmel bir şekilde yapan, son derece saygın bir profesyonel" olduğunu ve görüşmelerde kişisel görüşlerini dile getirmediğini söyledi.

fdbf
Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Girit adasındaki Suda Körfezi'ne geldi (Reuters).

Bazı danışmanların saldırıların etkili olup olmayacağı konusunda şüphe duyması nedeniyle çeşitli seçenekler görüşülüyor. Diğer seçenekler arasında İran'ın tıbbi araştırma veya tedavi ve sivil enerji için sınırlı nükleer zenginleştirmeyi sürdürmesine izin vermek de yer alıyor.

Witkoff, Amerika'nın amacının sıfır zenginleştirme sağlamak olduğunu açıklasa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi daha sonra CBS'e ülkenin zenginleştirmeden vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.

Pazar günü Fox News'a konuşan Witkoff, Trump'ın ABD'nin bölgedeki askeri yığılması karşısında İran'ın neden "teslim olmadığını" anlamakta zorlandığını söylemişti.

"'Hayal kırıklığına uğramış' kelimesini kullanmak istemiyorum... Çünkü [Trump] birçok alternatifi olduğunu anlıyor ancak neden teslim olmadıklarını merak ediyor... 'Teslim' kelimesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadıklarını merak ediyor" demişti.

Her iki taraf da görüşmelerin başarısız olması durumunda savaşa hazır oldukları mesajını verdi. Ayetullah Ali Hamaney, uçak gemilerinin konuşlandırılmasına onları batırmakla tehdit ederek karşılık verdi.

Independent Türkçe


İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
TT

İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)

ABD’li ve Batılı yetkililer tarafından yapılan uyarılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı büyük çaplı askeri saldırılar başlatmaya karar vermesi halinde İran'ın, vekillerine Avrupa ve Ortadoğu'daki ABD hedeflerine misilleme saldırıları düzenlemeleri talimatını verebileceğine dair giderek endişe verici sinyaller veriyor.

New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayınlanan bir rapora göre istihbarat kurumları, radikal unsurlar arasındaki elektronik iletişimin dinlenmesini ifade eden ve olası saldırılar için bir planlama ve koordinasyon olduğunu gösteren ‘sohbet’ olarak bilinen faaliyetlerde artış olduğunu gözlemledi, ancak şimdiye kadar herhangi bir somut plan tespit edilmedi.

Hibrit tepkiler

Olası senaryolar arasında Yemen'deki Husilere Kızıldeniz'de Batılı ülkelerin gemilerini hedef almaya devam etmeleri talimatı verilmesi, Hizbullah’ın Avrupa'daki uyuyan hücrelerinin harekete geçirilmesi ve El Kaide veya ona bağlı örgütlerin ABD üslerine ve büyükelçiliklerine saldırı düzenlemesi yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre New York'taki Soufan Araştırma Merkezi (TSC) İcra Direktörü Colin P. Clarke, İran'ın, vekilleri aracılığıyla terörist saldırılar düzenleyerek ABD'nin askeri harekatının maliyetini artırabileceğini söyledi.

NYT’nin haberine göre Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, ister askeri tesislere yönelik sınırlı saldırılar olsun, ister İran rejimini devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çaba olsun, Tahran'ı herhangi bir saldırıyı varoluşsal bir tehdit olarak görmeye itebilir ve bu da 2020 yılı başlarında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla Tahran'ın yanıtının kapsamını genişletebilir.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu'da konuşlu 30 ila 40 bin ABD askerini korumak için bölgeye Patriot bataryaları ve diğer hava savunma sistemleri takviyesinde bulundu. Ancak güvenlik yetkilileri, olası saldırıların büyükelçilikler veya ekonomik çıkarlar gibi daha az korunan yerleri hedef alabileceğine inanıyor. Bununla birlikte üst düzey Batılı bir yetkili, İran'ın terörist operasyonlar veya dolaylı saldırılar da dahil olmak üzere karma tepkilere başvurabileceği konusunda uyardı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki istihbarat kurumlarının tehdit raporlarını sürekli olarak gözden geçirdiğini açıkladı.

Bölgesel savaş

ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Jack Reed, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği, Ortadoğu'da konuşlu ABD askerlerini tehlikeye atabileceği ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu.

Reed, Başkan Trump'tan olası bir askeri harekatın hedeflerini netleştirmesi, risklerini ve maliyetlerini açıklaması ve net sonuca ulaşacak açık bir strateji sunmasını istedi.

Haberde, 2025 yılında Hamas'tan Hizbullah'a ve Husilere kadar İran'ın bazı bölgesel müttefiklerinin kapasitelerinde bir düşüş olduğu belirtilse de bu örgütlerin geri kalanı, özellikle Irak ve Yemen'de ABD'nin çıkarları için hala ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu endişeler, El Kaide'nin Avrupa'da varlığını yeniden kazanmak için büyük bir saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberlerle örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede, El Kaide’nin yurtdışı eylemler düzenleme hedefinin ‘hala yüksek olduğu ve artıyor olabileceği’ belirtildi.

BMGK’nın raporuna göre İran'dan El Kaide'yi yönettiği düşünülen Seyful Adil, Irak, Suriye, Libya ve Avrupa'daki hücreleri yeniden faaliyete geçirme emri verdi. Bu da örgütün yurtdışında eylemlerde bulunma niyetinin uzun vadeli olduğunu gösteriyor.

NYT’nin haberi, İran'ın vekilleri aracılığıyla geleneksel olmayan yöntemlere başvurma olasılığının, Washington'ın sınırlı saldırılardan Ortadoğu'nun ötesine yayılabilecek daha geniş çaplı çatışmaya kadar çeşitli senaryolara hazırlandığı bir dönemde, ABD'nin askeri olarak gerilimi artırma kararını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.