İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’ çatlaklara sahne oluyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
TT

İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)

İsrail'de Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidardaki sağcılar ve ordu liderliği arasındaki ‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’, Gazze'ye karşı ‘çılgın’, Batı Şeria'da ise daha az çılgın ama acımasız bir savaşa dönüştü. Bu ittifak, tahammül sınırına ulaştı ve Tel Aviv siyasi çevrelerinde açıkça görüldüğü gibi, şeffaf bir şekilde çatlaklara sahne olmaya başladı.

Ordu, Gazze'de büyük yıkıma yol açan ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana benzeri görülmemiş bir felakete neden olan savaşın başında konuştuğundan farklı bir dil kullanmaya, ‘Hamas'ı yok etmek’ yerine ‘Hamas'ın yönetme ve savaşma becerisine ölümcül bir darbe vurmaktan’ söz etmeye başladı. Ordu, "Hamas'ın herhangi bir varlığını engelleyebileceğimizi düşünen kimse hiçbir şey bilmiyor" diyor. Ayrıca Eski Genelkurmay Başkanı Bakan Gadi Eisenkot, halkı intikam ruhuyla harekete geçirmek yerine ‘ordunun savaştaki ahlakı’ hakkında konuşmaya başladığını ve aşırı sağcı bakanlarla çatışmaya girdiğini söyledi. Eisenkot, Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakanlar Konseyi'nin geçtiğimiz pazartesi günü yapılan son oturumunda yaptığı açıklamanın devamında şunları söyledi:

Bu bakanlar Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'ye bağırdı, o da buna karşılık vererek Bakan Itamar Ben Gvir'i kendisine karşı tehditlerde bulunmaması konusunda uyardı.

Bu hafta, ordunun Gazze Şeridi'ndeki kasabalarda füzelere karşı duvarlar inşa etmeye başladığı ortaya çıktı. Bu, belediye başkanlarının şu soruyu sormasına neden oldu:

Ordu, savaşın bitmesini ve Hamas'ın kasabalarımıza füze atmasını beklemeyi mi planlıyor?

sfv
İsrail Başbakanı ve ABD Savunma Bakanı geçtiğimiz pazartesi günü Tel Aviv'de basın toplantısı düzenlediler. (DPA)

İsrail ordusunun, savaşa karşı ABD tutumuna, siyasi liderliğine duyduğu saygıdan çok daha fazla saygı duyduğu görülüyor. Bilindiği gibi, Amerikalılar bu savaşa, herhangi bir önceki İsrail savaşına müdahalelerinden daha fazla ve daha derinlemesine müdahale ettiler. Aslında, yönetiminde önemli katkıları söz konusu.

Ayrıca askeri trene (ilk kez kullanılan mühimmat ve silahların 200 hava nakliye uçuşu, gemi seyirleri ve İsrail'deki ABD ordusu depolarının açılması, savaş gemileri ve denizaltılar da dahil olmak üzere), mali desteğe (14 milyar 300 milyon dolar) ek olarak, İsrail'e en önemli ABD liderlerini içeren siyasi bir hava ekibi geldi. Başkan Joe Biden'dan Dışişleri Bakanı Antony Blinken'a (5 kez), Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'a (3 kez), Savunma Bakanı Lloyd Austin'e (2 kez), Genelkurmay Başkanı General Charles Brown'a ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı William Burns'e kadar. Savaş yönetiminin her alanında hem ertesi gün hem de Lübnan ve Kızıldeniz'deki bölgesel zorluklara yanıt vermek için en üst düzeyde koordinasyon ve boşluk azaltma üzerinde çalışıyorlar. İsrailli meslektaşlarıyla otururken, masaya savaş planlarını, saha haritalarını ve ajandalarını koyuyorlar.

Sonuç olarak, iki taraf neredeyse her konuda anlaşıyor. Siyasi liderler arasındaki durum böyle değil. Savaşın boyutunu, kapsamını ve hatta operasyonların türünü azaltmak anlaşmaya varılan konular arasında yer alıyor. Bunların, aşamalı bir program çerçevesinde yapılması planlanıyor. Bu programın, bu ayın sonunda ikinci aşamanın sona ermesini ve İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'nde yeniden konuşlandırılmasını öngörmesi bekleniyor. Daha sonra, birkaç ay süren yerel operasyonlara odaklanan üçüncü aşamaya geçilmesi ve ardından bölgeden tamamen çekilme yapılması planlanıyor.

dsw
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken çarşamba günü Washington'daki Dışişleri Bakanlığı genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’liler, bunu yaparak öncelikle savaşın hedeflerinde ortaklığı sürdürmek, ikinci olarak İsrail'e, savaş için gerçekçi olmayan hedefler belirleyerek çıktıkları yüksek ağaçtan mümkün olduğunca az zararla inmelerine, ardından başka bir siyasi aşamaya geçmelerine yardımcı olmak istiyor.

Bu siyasi aşama, içinde bulunduğu belirsizliklere rağmen, İsrail'deki sağ siyasi liderliği korkutan bir kabus. ABD, Filistin meselesinin çözümünü de içeren kapsamlı bir bölgesel barış planından bahsediyor. Söz konusu plan, Arap ülkeleri ile yapılan anlaşmalara dayanıyor ve vizyonu Arap Barış Girişimi'nden kaynaklanıyor. Bu planın hayata geçirilmesi, İsrail'de Filistin meselesinin çözümünü anlayan ve kabul eden yeni bir hükümetin kurulmasını gerektiriyor.

Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin İsrail'in Gazze'deki sivil kayıplarını azaltırken Hamas'ın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak zorunda olduğuna inandığını söyledi. Blinken düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

İsrail'in Hamas tehdidini ortadan kaldırmakla Gazze'deki sivil kayıplarını azaltmak arasında seçim yapmak zorunda olmadığına hâlâ inanıyoruz İsrail'in her ikisini de yapma zorunluluğu var ve her ikisini de yapmakta stratejik çıkarı var. İki devletli çözüm, Amerika dahil tüm tarafların zor seçimler yapmasını gerektirecek.

gh
Aşırı sağcı bakanlar, mini bakanlar kurulunun son toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun müdahalesi olmadan genelkurmay başkanına saldırdı. (Reuters)

Görünen o ki İsrail sağı, mevcut ABD yönetimiyle bir savaş daha yaşandığına inanıyor ve bundan sonra da savaşmaya hazırlanarak bunu ‘gerçek kader savaşı’ olarak değerlendiriyor. Temellerini yakın müttefiki ve dostu Biden yönetiminin önerdiği her şeyi reddetmek üzerine kuruyor. Bu savaşta sağ, orduya ve güvenlik güçlerine saldırmak, iç çatışmayı yeniden yaratmak, hatta iç savaşa dönüşmek dahil tüm öldürücü silahları kullanıyor... Bu, kişisel olarak Netanyahu için bir siyasi ölüm kalım savaşı ve sağcı yönetim için varoluşsal bir savaş.

Son Bakanlar Kurulu olağanüstü toplantısı, bu mücadelenin şiddetinin bir örneğiydi. Sağcı bakanlar, Itamar Ben-Gvir ve beraberindeki Miri Regev ve David Amsalem, Başbakan Netanyahu'nun müdahalesine rağmen, ordu komutanı Benny Gantz'ı eleştirdiler. Öncelikle, 7 Ekim'deki çatışmalarda ve savaşın yönetiminde ordunun yetersiz olduğunu ve başarısız olduğunu iddia ettiler. Ayrıca, savaşın durdurulmasına yol açabilecek esir takası anlaşmalarından da uyardılar. Bunu açık bir gerginlikle yaptılar. Zira bu savaşın kaybedileceğini bekliyorlardı. Çünkü sağda bile, Netanyahu'dan kurtulmak isteyen güçlü bir akım var. Sağ kanadın sözcüsü olan ‘Israel Hayom’ gazetesi dün, Netanyahu'nun savaşın durdurulması durumunda görevinden istifa etmesini talep etti. Ancak gazetenin yazarlarından Nadav Shragai kaleme aldığı makalede şu ifadeleri kullandı:

Binyamin Netanyahu'nun artık savaşın bitiminde ayrılacağı veya bunun son dönemi olacağı yönünde inisiyatifini açıklama ihtimali şu anda sanki hayal dünyasından alınmış gibi görünüyor. Sonuçta bu Netanyahu'dan bahsediyoruz. Ancak bu, İsrail devleti için çok faydalı bir çıkardır. Netanyahu, savaşın gölgesinde siyasi geleceğini düşünmekten vazgeçtiği anda, içinde bulunduğumuz zor siyasi ve askeri mücadelede lider olarak daha saf ve gerçek bir performans sergileyeceğiz. Bu mücadele halen önümüzde ve bitmek üzere görünmüyor.



ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
TT

ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)

ABD Kongresi, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda Tahran'la tehlikeli bir çatışma olasılığına karşı hazırlık yapan ABD ordusunun da katılımıyla, Başkan Donald Trump'ın milletvekillerinin onayı olmadan İran'a saldırı başlatmasını engelleyecek bir karar tasarısı üzerinde önümüzdeki hafta oylama yapabilir.

Kongre üyeleri, Trump'ın Cumhuriyetçi partili bazı üyeleri ve Demokratlar da dahil olmak üzere, başkanın Kongre onayı olmadan yabancı ülkelere karşı askeri harekât düzenlemesini engelleyen kararlar geçirmeye defalarca çalıştılar, ancak başarılı olamadılar.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre ABD Anayasası, ulusal güvenlikle ilgili sınırlı durumlar dışında, savaş ilan etme ve askerleri savaşa gönderme yetkisini başkana değil, Kongreye vermektedir.

ABD ordusu,Trump'ın bir saldırı emri vermesi durumunda haftalarca sürebilecek operasyonlara hazırlanıyor.

Trump'ı destekleyen Cumhuriyetçiler hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az bir çoğunluğa sahip olsalar da Kongre'nin ulusal güvenlik konularında başkanın yetkisini kısıtlamaması gerektiğini savunarak bu kararlara karşı çıkıyorlar.

Geçtiğimiz ayın sonlarında, Virginia'dan Demokrat Senatör Tim Kaine ve Kentucky'den Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Kongre tarafından açıkça savaş ilanıyla yetkilendirilmedikçe İran'a karşı düşmanca eylemleri yasaklayan bir karar tasarısını Senato'ya sundular.

Görsel kaldırıldı.Washington'daki Kongre binasında ABD bayrağı (Reuters)

ABD askeri unsurlarının İran'a doğru hareket ettiği bir dönemde Kaine dün yaptığı açıklamada, "Eğer bazı meslektaşlarım savaşı destekliyorsa, masalarının altına saklanmak yerine, cesurca oy verip seçmenlerine hesap vermeliler" ifadelerini kullandı.

Kaine'in bir yardımcısı, karar tasarısının Senato'da oylamaya sunulması için henüz bir zaman çizelgesi belirlenmediğini söyledi.

Temsilciler Meclisi'nde, Kentucky'den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie ve Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, önümüzdeki hafta benzer bir karar tasarısı üzerinde oylama yapılması için girişimde bulunacaklarını açıkladılar.

Khanna, X platformunda yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: "Trump'ın yetkilileri, İran'a yönelik saldırı olasılığının yüzde 90 olduğunu söylüyor. Bunu Kongre onayı olmadan yapamaz."


Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.