İranlı gazeteci, ‘yalan haber’ suçlamasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırıldı

İran yargısı, Tahran metrosunda bir kızın ölüm nedenini araştıran gazeteciye iki yıl çalışma yasağı verdi.

Sara Masumi’nin hangi yayını nedeniyle yargılandığına ilişkin açıklama uzun süre yapılmadı. (AFP)
Sara Masumi’nin hangi yayını nedeniyle yargılandığına ilişkin açıklama uzun süre yapılmadı. (AFP)
TT

İranlı gazeteci, ‘yalan haber’ suçlamasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırıldı

Sara Masumi’nin hangi yayını nedeniyle yargılandığına ilişkin açıklama uzun süre yapılmadı. (AFP)
Sara Masumi’nin hangi yayını nedeniyle yargılandığına ilişkin açıklama uzun süre yapılmadı. (AFP)

İran yargısı ‘yalan haber yayınlamak’ suçlamasıyla bir gazeteciyi altı ay hapis cezasına çarptırdı. İki yıl boyunca da çalışma yasağı koydu.

Reformcu Şark gazetesinin haberine göre Sara Masumi, tartışmalı bir şekilde ölen 17 yaşındaki öğrenci Armita Geravand’e ilişkin internet üzerinde yaptığı bir haberle ilgili olarak hüküm giydi.

Ancak Sara Masumi'nin hangi yayın nedeniyle mahkum edildiği uzun süre netleşmedi. İran medyası, gazetecinin genç kızın ölüm nedeni hakkında iddialarda bulunduğunu aktardı.

Kürt kökenli Armita Gerevand, Tahran metrosunda şüpheli bir biçimde geçirdiği baygınlık sonucu 28 Ekim'de yaşamını yitirmişti.

Yetkililer, genç kızın düşük tansiyon nedeniyle öldüğü, ‘metro görevlileri ya da yolcularla herhangi sözlü veya fiziksel bir anlaşmazlık’ yaşanmadığını bildirdi.

Ancak sivil toplum kuruluşları, genç kızın kamusal alanda başörtüsü takma zorunluğunu ihlal ettiği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından darp edilerek ciddi şekilde yaralandığını iddia etti. Ayrıca Şark gazetesi, İranlı gazeteci Meryem Lütfi'nin, ekim ayının başlarında Armita Gerevand’ın sağlık durumunu araştırmak için hastaneye gitmesinin ardından kısa süre içinde Tahran'da gözaltına alındığını aktardı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı bilgilere göre insan hakları savunucusu avukat Nesrin Sutude de 30 Ekim'de Gerevand'ın cenazesine katıldıktan sonra gözaltına alındı ve yaklaşık iki hafta sonra serbest bırakıldı.

Bu olay, Eylül 2022’de, 22 yaşındaki İranlı Kürt Mahsa Amini'nin ölümünden yaklaşık bir yıl sonra gerçekleşti. Amini, giyim kurallarını ihlal ettiği suçlamasıyla ahlak polisi gözaltına alındıktan kısa süre sonra yaşamını yitirmişti.

Amini'nin ölümü ülke genelinde büyük çaplı protestolar düzenlenmesine yol açtı. Söz konusu protestolarda polis memurları da dahil yüzlerce kişi öldü, binlerce kişi de tutuklandı.



Florida valisi, havaalanının adının Trump'ın adıyla değiştirilmesini öngören yasayı imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump ve Florida Valisi Ron DeSantis, Beyaz Saray'da daha önce yaptıkları bir görüşmede (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Florida Valisi Ron DeSantis, Beyaz Saray'da daha önce yaptıkları bir görüşmede (Reuters)
TT

Florida valisi, havaalanının adının Trump'ın adıyla değiştirilmesini öngören yasayı imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump ve Florida Valisi Ron DeSantis, Beyaz Saray'da daha önce yaptıkları bir görüşmede (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Florida Valisi Ron DeSantis, Beyaz Saray'da daha önce yaptıkları bir görüşmede (Reuters)

ABD'nin Florida eyaleti Valisi Ron DeSantis, dün Palm Beach Uluslararası Havalimanı'nın adını “Başkan Donald J. Trump Uluslararası Havalimanı” olarak değiştirmek üzere bir yasa tasarısını imzaladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre havalimanının isminin değiştirilmesi için Federal Havacılık İdaresi'nin (FAA) onayı ve hak anlaşmalarının tamamlanması gerekiyor.

FAA’nın yaptığı açıklamada, “Havaalanının isminin değiştirilmesi yerel bir konudur ve Federal Havacılık İdaresi havaalanının isminin değiştirilmesini onaylamamaktadır” denildi.

Açıklama şöyle devam etti: «Ancak Federal Havacılık İdaresi, navigasyon haritalarının ve veritabanlarının güncellenmesi dahil olmak üzere bazı idari görevleri tamamlamak zorundadır.»

Havaalanı, Donald Trump'ın sahibi olduğu Mar-a-Lago tatil beldesine yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Ocak 2025'te Beyaz Saray'a döndüğünden beri Trump, Washington'daki “John F. Kennedy” Sahne Sanatları Merkezi'ne adını eklemek gibi kamu kurumlarına damgasını vurmaya çalışıyor.


İsrail ordusu, Lübnan'da barış gücü askerlerinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattığını doğruladı

İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan çatışmalar sırasında bir UNIFIL aracı Lübnanlı bir askerin yanından geçiyor (Reuters)
İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan çatışmalar sırasında bir UNIFIL aracı Lübnanlı bir askerin yanından geçiyor (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'da barış gücü askerlerinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattığını doğruladı

İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan çatışmalar sırasında bir UNIFIL aracı Lübnanlı bir askerin yanından geçiyor (Reuters)
İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan çatışmalar sırasında bir UNIFIL aracı Lübnanlı bir askerin yanından geçiyor (Reuters)

İsrail ordusu bugün Lübnan'da birkaç barış gücü askerinin ölümüyle ilgili soruşturma başlattığını ve ölümlerden Hizbullah'ın sorumlu olabileceğini belirtti.

Barış gücü askerlerinin öldürülmesinin ardından, Fransa'nın talebi üzerine BM Güvenlik Konseyi'nin bugün acil bir toplantı yapması planlanıyor.

İsrail ordusu, “Telegram” uygulaması üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu olaylar, koşulları netleştirmek ve bunların Hizbullah'ın mı yoksa İsrail ordusunun mu faaliyetinin sonucu olduğunu belirlemek için titizlikle soruşturuluyor” ifadelerini kullandı.

“Bu olayların aktif bir çatışma bölgesinde meydana geldiğine dikkat çekmek gerekir” diyen ordu, “bunun sorumlusu olduğunun varsayılmaması” çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler Güney Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), dün, İsrail ile “Hizbullah” arasındaki savaşın ortasında, Güney Lübnan'da meydana gelen bir patlamada Endonezya uyruklu iki personelinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bu olay, 24 saat içinde meydana gelen ikinci olay olup, daha önce güçten üçüncü bir personel hayatını kaybetmişti.

UNIFIL yaptığı açıklamada, “Güney Lübnan'da meydana gelen trajik olayda, kaynağı bilinmeyen bir patlama sonucu Beni Hayyan yakınlarında araçları tahrip olan iki askerin hayatını kaybettiğini” ve “ biri ağır olmak üzere iki askerin daha yaralandığını” duyurdu.


Pentagon, Hegseth'in İran savaşı öncesinde bir savunma fonunda hisse satın almaya çalıştığı iddialarını yalanladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (AP)
TT

Pentagon, Hegseth'in İran savaşı öncesinde bir savunma fonunda hisse satın almaya çalıştığı iddialarını yalanladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth (AP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), dün Financial Times'ın, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in aracı bir kişisinin ABD-İsrail'in İran'a saldırısından önce büyük savunma şirketlerine büyük bir yatırım yapmaya çalıştığı iddiasını içeren haberinin doğruluğunu reddetti ve haberin geri çekilmesini talep etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Pentagon sözcüsü Sean Parnell, "Bu iddia tamamen yanlış ve uydurmadır" dedi.

Financial Times, konuyla ilgili bilgi sahibi üç kaynağa atıfta bulunarak, ABD Savunma Bakanı adına çalışan bir aracının, savaştan önceki haftalarda büyük savunma şirketlerine büyük bir yatırım yapmaya çalıştığını bildirdi.

Haberde ayrıca, Hegseth'in Morgan Stanley'deki brokerinin, ABD'nin Tahran'a karşı askeri operasyonunu başlatmasından kısa bir süre önce, şubat ayında BlackRock ile şirketin aktif savunma sanayii borsa yatırım fonuna milyonlarca dolar yatırım yapma konusunda iletişime geçtiği belirtildi.

Gazete haberinde, aracı kurum Higseth tarafından müzakere edilen yatırım anlaşmasının, geçen yıl mayıs ayında piyasaya sürülen fonun Morgan Stanley müşterileri tarafından henüz satın alınamaz durumda olması nedeniyle sonuçsuz kaldığı belirtildi.

Haberde, aracı kurumun ABD Savunma Bakanı adına yatırım yapma yetkisinin olup olmadığı veya Higseth'in aracı kurumun eylemlerinden haberdar olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadı.

BlackRock konuyla ilgili yorum yapmayı reddederken, Morgan Stanley ve ABD Savunma Bakanlığı Reuters'ın yorum taleplerine yanıt vermedi.

Bu yatırım girişimine ilişkin rapor, ABD Başkanı Donald Trump'ın önemli politika kararları öncesinde finans piyasalarında ve tahmin piyasalarında (belirsiz gelecekteki olayların sonuçlarına dayalı sözleşmelerin alım satımına olanak sağlayan dijital işlem platformları) yapılan anlaşmaların daha geniş olarak incelendiği bir dönemde yayınlandı.