İsrailli kadın, Kassam mensuplarının esirleri "bedenleriyle" saldırıdan koruduğunu anlattı

İsrail ile Hamas arasındaki esir değişimi sırasında Gazze'den serbest bırakılan Almog Goldstein, Kassam Tugayları mensuplarının esirleri saldırılardan koruduğunu söyledi

Çatışmalara 24 Kasım'da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan "insani arada" 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı (AA)
Çatışmalara 24 Kasım'da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan "insani arada" 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı (AA)
TT

İsrailli kadın, Kassam mensuplarının esirleri "bedenleriyle" saldırıdan koruduğunu anlattı

Çatışmalara 24 Kasım'da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan "insani arada" 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı (AA)
Çatışmalara 24 Kasım'da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan "insani arada" 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı (AA)

İsrail'in Kanal 12 televizyonuna konuşan 48 yaşındaki Goldstein, esir değişimi anlaşmalarına atıfta bulunarak, Kassam Tugaylarının esirlerin öneminin farkında olduğunu vurguladı.

Sık sık İsrail bombardımanına maruz kaldıklarını aktaran Goldstein, Gazze'de esaret altında oldukları bir gecede, bir süpermarkete götürüldüğünü aktararak, şunları anlattı:

Süpermarketteydik. Sonra hemen sokakta, süpermarketin bulunduğu yerde, bir (İsrail) bombalama oldu. Ardından yoğun ateş sesleri duyduk. Sanki bir ekskavatör size doğru yaklaşıyor gibiydi. Çılgıncaydı. Ta ta ta sesleriyle üzerine geliyor gibiydi. Biz o durumdayken bizi esir alanlar, silahlı korumalarımız (Kassam Tugayları mensupları) önümüzde ayakta durup bizi bedenleriyle korudular.

İsrailli gazetecinin şaşkınlıkla "Sizi koruyorlar mı?" sorusuna ise Goldstein, "İsrail ordusunun açtığı ateşten bizi koruyorlardı. Çünkü biz onlar için çok önemliydik." yanıtını verdi.

Kassam savaşçılarının, bazı talimatlar alacaklarına ve belki de sonunda kendilerini öldürmeye karar vereceklerine dair içlerinde bir korku olduğunu dile getiren Goldstein, "Bazen bunu da soruyorduk onlara, diyorlardı ki: Siz ölmeden biz öleceğiz, birlikte öleceğiz... Böyle olursa (bombardıman ya da saldırı) birlikte öleceğiz çünkü biz size yakınız, yanınızdayız." şeklinde cevap verdiklerini paylaştı.

Goldstein, 17 yaşındaki kızı Agam ve iki oğlu Gal (11) ve Tal (9) ile Gazze'de "insani ara" ve esir değişimi mutabakatı kapsamında Hamas tarafından serbest bırakılmıştı.



İran'ın ateşkes anlaşması kapsamında gerilimi tırmandırması

USS George H.W. Bush uçak gemisi dün Arap Denizi'nden geçerken (CENTCOM)
USS George H.W. Bush uçak gemisi dün Arap Denizi'nden geçerken (CENTCOM)
TT

İran'ın ateşkes anlaşması kapsamında gerilimi tırmandırması

USS George H.W. Bush uçak gemisi dün Arap Denizi'nden geçerken (CENTCOM)
USS George H.W. Bush uçak gemisi dün Arap Denizi'nden geçerken (CENTCOM)

Hürmüz Boğazı çevresinde ABD ile İran arasındaki gerilim dün artarken, Washington Tahran ile ateşkesin çatışmalara rağmen sona ermediğini açıkladı ve “Özgürlük Projesi”ni bir uçak gemisiyle destekledi. İran ise “yeni bir denge” kurma çabasında olduğunu belirterek ihlalde bulunan gemileri tehdit etti.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “teslim bayrağını çekmesi gerektiğini” söyledi ve Tahran’ın “küçük oyunlara rağmen” anlaşma yapmak istediğini ifade ederek mevcut durumu “küçük ölçekli bir savaş” olarak niteledi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ateşkesin sona ermediğini ve “Özgürlük Projesi”nin savunma amaçlı ve geçici olduğunu vurguladı. Ancak Hegseth, İran’ın ABD güçlerine ya da ticari gemilere saldırması halinde “ezici ve yıkıcı bir ateş gücüyle” karşılık verileceği uyarısında bulundu.

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise İran’ın ticari gemilere 9 kez ateş açtığını ve ABD güçlerine 10’dan fazla saldırı düzenlediğini, ancak durumun hâlâ kapsamlı bir savaşın yeniden başlaması eşiğinin altında olduğunu ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM, USS George H.W. Bush uçak gemisinin 60’tan fazla uçakla Umman Denizi’ni geçtiğini ve bunun İran’a yönelik deniz ablukasını uygulama ile Hürmüz Boğazı’ndaki “Özgürlük Projesi”ni destekleme kapsamında olduğunu açıkladı.

Tahran ise söylemini sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin “henüz başlamadığını” ve Hürmüz’de “yeni bir denge” tesis etmeye çalıştığını belirtti. İran Devrim Muhafızları ise İran’ın belirlediği geçiş kurallarını ihlal eden gemilere “kararlı” şekilde karşılık verileceğini duyurdu.


Küba, Rubio'nun adaya uygulanan petrol ambargosu konusunda yalan söylediğini belirtiyor

Rubio, Beyaz Saray'daki basın toplantısında (EPA)
Rubio, Beyaz Saray'daki basın toplantısında (EPA)
TT

Küba, Rubio'nun adaya uygulanan petrol ambargosu konusunda yalan söylediğini belirtiyor

Rubio, Beyaz Saray'daki basın toplantısında (EPA)
Rubio, Beyaz Saray'daki basın toplantısında (EPA)

Küba, dün ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu, ABD’nin Küba’ya petrol ablukası uyguladığını reddetmesi nedeniyle yalan söylemekle suçladı.

Küba, ocak ayından bu yana bir enerji krizi yaşıyor. Kriz, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı ve Küba’nın müttefiki Nicolas Maduro’yu yakalamasının ardından derinleşti. Washington ayrıca, komünist adaya ham petrol gönderen ülkelere gümrük tarifeleri uygulamakla tehdit etti.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, X platformunda yaptığı paylaşımda, Rubio’nun “basitçe yalan söylemeyi seçtiğini” ve “ABD Başkanı Donald Trump ve Beyaz Saray sözcüsüyle çeliştiğini” ifade etti.

Rodríguez’in açıklamaları, Rubio’nun birkaç saat önce Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında yaptığı değerlendirmelere yanıt niteliği taşıyor. Rubio, “Küba’ya yönelik başlı başına bir petrol ablukası yok” diyerek, “Küba’nın daha önce Venezuela’dan ücretsiz petrol aldığını, bunun yaklaşık yüzde 60’ını yeniden satarak gelir elde ettiğini ve bunun halkın yararına olmadığını” savundu.

Rubio ayrıca, “Aslında yaşanan tek şey, Venezuelalıların artık Küba’ya ücretsiz petrol vermeme kararı almasıdır”ifadelerini kullandı.

Öte yandan Rodríguez, Donald Trump yönetiminin 1 Mayıs’ta Küba’nın enerji sektörüne yönelik uyguladığı ilave yaptırımları da kınadı. Rodríguez, “Bakan (Rubio), bugün Küba halkına verilen zarar ve yaşatılan sıkıntının tamamen farkında” dedi.

Şu ana kadar Washington yönetimi, mart ayı sonunda yalnızca bir Rus petrol tankerinin adaya ulaşmasına izin verdi. Donald Trump ise bu sevkiyatın tek seferlik olduğunu belirtti.


İran Dışişleri Bakanı Pekin'de

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Arşiv-AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Arşiv-AP)
TT

İran Dışişleri Bakanı Pekin'de

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Arşiv-AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Arşiv-AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran haber ajansları Fars ve Tesnim’in bildirdiğine göre bugün Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüşmek üzere Pekin’e geldi.

Fars Haber Ajansı, Arakçi’nin “diplomatik bir heyetin başında Pekin’e geldiğini” ve ziyaret kapsamında iki ülke arasındaki ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri Çinli mevkidaşıyla ele alacağını belirtti. Çin, ABD’nin Tahran’a yönelik gelirleri kısıtlama çabalarına rağmen İran petrolünün başlıca ithalatçılarından biri olmayı sürdürüyor.

Söz konusu ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin’e yapması planlanan ziyaret öncesinde gerçekleşiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Çin’e, İran Dışişleri Bakanı üzerinde baskı kurması çağrısında bulunarak, “Umarım Çinliler (Arakçi’ye) söylenmesi gerekeni iletir; zira boğazlarda yaptıklarınız sizi küresel düzeyde yalnızlaştırıyor” ifadelerini kullandı.