Rusya, 2024’te kazanımlarını güçlendirerek Batı cephesindeki çatlağı derinleştirmeye hazırlanıyor

Ukrayna savaşı ertelendi. Bölgesel dosyalara katılım etkinleştirildi.

Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
TT

Rusya, 2024’te kazanımlarını güçlendirerek Batı cephesindeki çatlağı derinleştirmeye hazırlanıyor

Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)

Yıl sonunda bölgesel ve uluslararası manzara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in lehine görünüyor. 2023 yılı, hem iç hem de dış düzeyde son on yılın en çalkantılı ve endişe verici dönemiydi. Öyle ki Rusya, tehlikeli dönüşlere ve büyük olaylara tanık oldu.

Wagner grubunun önde gelen generallerin desteği ve geniş bir halk kitlesi tarafından desteklenen askeri isyanı, yılın ortasında adeta Rusya’yı bir iç kaos tüneline soktu. Ancak Kremlin, kararlı bir iç çatışmadan galip çıktı ve rakiplerini ölümcül bir darbeyle ortadan kaldırmayı başardı. Silahların yayılması tehdidini ve baskı ve etki merkezleri oluşturan çeşitli partilerin siyasi hırslarını ortadan kaldıran geniş bir iç temizlik sürecini başlattı.

Yaşam koşulları büyük sarsıntılara sahne oldu. Yılın başında Rus ekonomisinin 11 kapsamlı yaptırım paketinin ağırlığı altında sarsılmaya başladığı görülüyordu. Ancak sonbaharın gelmesiyle birlikte birçok sektörde göstergeler durgunluktan iyileşmeye doğru ilerledi. Öyle görünüyor ki Rusya, Batı’dan ekonomik izolasyonla yüzleşmeye başlamış, sert yansımalarıyla mücadele için koşullarını iyileştirmiş ve çeşitli alanlarda rekor büyüme rakamlarına doğru harekete geçmişti.

Geçen yıl, komşu ülkedeki savaş cephelerinde Rusya’ya karşı askeri zafer elde etme üzerine bahis oynamaya dair başarısızlık formülü oluşturuldu. Kremlin de önceliklerini değiştirdi ve yıl ortasındaki Bahmut atılımından sonra artık cephelerdeki geniş ilerlemeye dikkat etmedi. Ancak karşılığında Ukrayna vilayetlerini ilhak ettikten sonra oluşturduğu fiili haritaları güçlendirerek, Ukrayna- Batı karşı saldırısı çerçevesinde ilerlemeye yönelik tüm girişimleri boşa çıkardı.

Uluslararası politika açısından ise rüzgâr, Putin’in istekleri doğrultusunda esmeye başladı. Kiev’e askeri yardım ve Moskova üzerinde ekonomik baskının yapılabilirliği konusunda Batı cephesindeki görüş ayrılıkları da arttı. Sonbahardaki Gazze savaşı ise yeni kazanımların yolunu açtı. BRICS, Şanghay ve Bağımsız Devletler Topluluğu gibi Kremlin’in desteklediği bölgesel ittifakların küresel olaylar üzerindeki etkisinin zayıf olması, Moskova ve müttefikleri için çıkar biriktirmeye dayalı politikalar geliştirmelerine engel olmadı.

Kremlin’e ve Rusya içinde geniş bir harekete göre en zor zamanlar geçti. Öyle görünüyor ki Moskova, yeni yılın gelişiyle birlikte sonuçlara ulaşmaya hazırlanıyor.

Ukrayna... Çatışmanın dondurulması

Putin’in 2024’teki politikalarının en belirgin yönleri arasında Ukrayna’daki askeri çatışma haritalarının durgunluğunun sürdürülmesi yer alıyor. Önde gelen uzmanlar, Kremlin’in en azından yılın ilk yarısında geniş çaplı bir saldırı başlatmasını beklemiyor. Onlara göre bunun, güçlü gerekçeleri var. Ülke önümüzdeki Mart ayında önemli bir seçime hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu önceden bilinmesine rağmen bu, Putin’i neredeyse ulusun lideri ve Kremlin’in ömür boyu efendisi olarak kutsayan olayın önemini azaltmıyor. Tartışmalı savaş kararını veren bir ismin koltuğunda kalma yeteneği hakkında daha önce ortaya çıkan endişe verici soruların aksine bu kazanım, Batı’nın çöküşünü beklediği Rusya’daki Putinizm yaklaşımının uzun yıllar yüceltilmesi anlamına gelecektir.

FOTO: Moskova’da yılbaşı süsleri: Ukrayna’daki Rus ordusunun amblemi olan Z işaretli Kremlin yıldızı (AFP)
Moskova’da yılbaşı süsleri: Ukrayna’daki Rus ordusunun amblemi olan Z işaretli Kremlin yıldızı (AFP)

Bu çerçevede Putin’in Ukrayna’daki mücadelesine ilişkin çeşitli eğilimleri gözlemlemek mümkün.

Rus kuvvetleri tüm cephe hattındaki çatışmaları dondurmayı ve büyük ihlalleri önlemeyi başardı. Yarın başarı, birkaç yüz metrelik ilerleme veya aynı miktardaki geri çekilmeyle ölçülecek. Askeri uzmanlar, Moskova’nın, bir sonraki aşamada Putin’in popülerliğini vurgulamak için Kremlin’in ihtiyaç duymadığı büyük bir saldırı başlatmadan, Avdiyivka (Donetsk) kuşatmasını geliştirebileceğini söylüyor. Ayrıca onlara göre bu kuşatmanın riskleri çok büyük. Öyle ki Rus askerleri arasında ağır kayıplar yaşanırsa bunun olumsuz etkisi olabilir. Bu düzeydeki ikinci unsur, Moskova’nın artık yıpratma savaşında kısmi kazanan konumda olmasıdır. Bu nedenle yönelimleri Batı saflarındaki çatlağı genişletme arayışına odaklanıyor. Daha fazla Avrupa bıkkınlığına hazırlanıyor. Birçok ülkenin Slovakya, Macaristan ve Hollanda örneğini takip ederek Moskova’ya yönelik tonlarını yumuşatmasını ve Moskova ile daha acil bir diyalog başlatma çağrısı yapmasını bekliyor.

Aynı çerçevede Moskova verileri, Batı’nın depolarındaki silah ve mühimmatın tükendiğine işaret ediyor. Bu da Ukrayna’nın tedarik maliyetinin bir sonraki aşamada daha yüksek olacağı anlamına geliyor. Bu durum ise bazı Batı ülkelerinin, NATO ülkelerinde üretilen askeri silah ve teknolojilere alternatif olarak Kiev ile ortak savunma sanayii kurulmasını destekleme eğilimine de yansımaya başlıyor.

Kremlin, çatışmadaki durgunluğun Batı’daki çatlağı genişletmek için önemli bir temel oluşturduğuna ve Kiev’in manevra kabiliyetini daha da zayıflattığına inanıyor. Özellikle şimdiye kadar ertelenen iç başkanlık seçimlerinin tarihi yaklaştıkça, Ukrayna’da iç çatışmaların gelişmesini bekliyor ve teşvik ediyor.

Uzmanlar, geniş çaplı bir askeri gelişmenin gelecek yılın ortasından önce gerçekleşmesini beklemiyor. Bu gelişmenin başlangıçları büyük olasılıkla Ukrayna’nın iç ortamıyla ve Kremlin'in Batı ittifakını etkilemeyi beklediği gevşeklik düzeyiyle bağlantılı olacak.

Genel olarak tahminler, son çeyreğe yaklaşırken 2024 yılının savaşın kaderini belirlemede belirleyici olacağını gösteriyor.

Müttefik cephesinin güçlendirilmesi

Her ne kadar Rusya’nın bölgesel ittifakları, Kremlin’in Batı’ya yönelik tutumunu destekleyen sağlam bir uyum sergileyerek geçen yıl boyunca tersine dönmemiş olsa da Moskova birçok atılım gerçekleştirmeyi başardı. Bu atılımlar arasında, Batı ablukası karşısında alternatif ticaret hatlarının genişletilmesi, Şanghay ve BRICS çerçevesinde ve Çin gibi stratejik müttefiklerle ikili olarak ulusal para birimlerindeki döviz kurunun, Rusya’nın dış ticaret hacminin yaklaşık yarısına ulaşması için artırılması da yer alıyor. Bu yol yeni yılda da güçlü bir şekilde devam edecek. Aynı şekilde Moskova, Çin, İran ve Güney Kafkasya ülkeleriyle işbirliği içinde, başta Kuzey-Güney Koridoru olmak üzere alternatif tedarik yollarının yolunu güçlendirmeyi ve müttefikleriyle ticaret koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Uluslararası politika düzeyinde ise Kremlin, bölgesel meseleler üzerindeki ABD hegemonyasına karşı koyma bağlamında Güney ülkelerine yönelik tarafgirliğini pekiştirmeye çalışıyor. Bu eğilim, Gazze Savaşı’nın patlak vermesiyle daha net bir hal almaya başladı. Bu nedenle Moskova, Afrika’daki işbirliğini genişletmeyi hedefliyor. Nitekim kıtanın birçok ülkesinde Wagner’e alternatif grupların varlığını yeniden düzenleyerek buna hazırlandı. Bu, Batı baskısına rağmen iç politikaya doğrudan müdahalenin ve bazı ülkelere verilen desteğin devamının temelini oluşturuyor.

Öte yandan geçtiğimiz yıl iki bloğun üyeleri arasındaki iç anlaşmazlıklar, engelleyici unsurlar oluşturdu. Çin- Hindistan anlaşmazlıkları bunun bir örneği. Ancak buna rağmen Moskova, Şanghay Grubu’nun çalışmalarını canlandırma koşulları ve BRICS bloğunun bölgesel politikalardaki varlığını genişletmenin yolu üzerinde çalışıyor.

FOTO: BRICS liderleri, Ağustos ayında Johannesburg’da yaptıkları toplantıda (AFP)
BRICS liderleri, Ağustos ayında Johannesburg’da yaptıkları toplantıda (AFP)

2024 yılında daha da ‘en büyük’ ortak haline gelecek olan, en önde gelen müttefik olan Çin ile ilişkiler çerçevesinde ise, Moskova’nın geçmişte onunla ilişkilerde uyum sağlamaya çalışmasının ardından Rusya ve Çin, 2024 yılında birçok alanda ortak projeler başlatmayı planlıyor. Bunlar arasında dış politika koordinasyonunun geliştirilmesi ve ortak stratejik projelerin yolunun geliştirilmesi de var. Dolayısıyla gemi inşası, kapsamlı teknolojiler ve yeşil enerji alanlarında mega projelere yönelik planlar da bu kapsamda. Çin’in artık Avrupa Birliği’nin (AB) ilk ticaret ortağı olarak eski yerini aldığı biliniyor. 2023 yılında ikili ticaret hacmi, yüzde 23 artarak 201 milyar dolara ulaştı.

Stratejik bir müttefik İran

Yeni yılda Rus politikasının ana yönleri arasında, ‘Rusya’nın en önemli bölgesel ortağı olan İran’la ilişkileri güçlendirmeyi sürdürme’ de yer alıyor. Ukrayna savaşındaki ortaklığın pekişmesi ve Tahran’ın geçen yıl Moskova’ya sağladığı büyük miktarda malzeme, bu ortak hareketin genişletilmesinin temellerini attı. Bu durum ise sivil (araba üretimi, uçak ve makine montajı...) ve askeri (drone üretimi alanında işbirliğinin geliştirilmesi ve savunma füzesi sektörünün geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi) olmak üzere her iki alanda da gelişmeye yönelik çalışmalar yürütülen ortak sanayi anlaşmalarıyla ortaya çıkmaya başladı. Bu bağlamda İran’a uzun zamandır beklenen yeni nesil Suhoy savaş uçakları ile ilgili bir anlaşma sağlanması ihtimalinden de bahsediliyor.

Rusya ve İran’ın tahminleri, 2024’ün ilk yarısında iki tarafın ‘yeni ve kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamaya’ doğru ilerlediğini gösteriyor. İki yıl boyunca ilişkileri yeni bir niteliksel seviyeye taşıması beklenen anlaşma üzerinde çalışılıyor. Ayrıca gelecekteki işbirliklerinin tüm alanlarını içeren nihai versiyonuna ulaşıldıktan sonra resmi imza töreni bekleniyor.

Bölgesel düzeyde; İki ülke, özellikle İran’ın nükleer dosyası ve önümüzdeki yıl yeni bir aşamaya girmesi beklenen Suriye’de devam eden çatışmalar başta olmak üzere, eldeki dosyalara ilişkin görüş uyumunun artırılması yönündeki niyetlerini gizlemiyor.

Suriye… Yenilenen çatışmaların arenası

Ukrayna savaşı ve Tel Aviv’in Kiev’e açık destek verme yönünde benimsediği pozisyonlar ve sonrasında Gazze’de devam eden savaşın yansımaları, Rusya’nın Suriye’deki önceliklerinde önemli bir değişikliğe yol açtı.

Bu durum, öncelikle Moskova’nın bir yandan İran’la diğer yandan da İsrail ile ilişkilerinde kurduğu hassas dengeyi korumaya yönelik daha önceki çabalarına karşı daha az temkinli ve hassas bir politikaya yönelmesine yol açtı. Bu durum, Rusya’nın İsrail’in Suriye’deki İran bölgelerine yönelik saldırılarını giderek daha sık kınamasında açıkça görülüyor. Ayrıca Rusya, Batı ile ‘Suriye’deki İran varlığının kontrol altına alınması’ temelinde bir anlaşmaya varmak için yapılan önceki hazırlıklardan da geri adım attı. İran’ı Golan’daki temas hatları gibi hassas alanlardan uzak tutmaya yönelik önceki anlaşmaların yanı sıra bu gelişme, Rusya’da, ABD’de ve İsrail’de Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlarıyla yapılan görüşmelerde ortaya koyuldu.

FOTO: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’nın merkezindeki Gostiny Dvor Sergi Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’nın merkezindeki Gostiny Dvor Sergi Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Şu anda Moskova, bu konudaki taahhütlerini azaltma eğiliminde. Yıl sonuna gelindiğinde Moskova, Batı’nın İran’ın Golan’dan 80 kilometre uzaklaştırılması yönündeki anlaşmanın yenilenmesi için arabuluculuk yapılması isteğine ilişkin haberleri yalanladı. Daha da önemlisi İsrail’in periyodik olarak bombaladığı havalimanlarına alternatif olarak, İran’ın malzemelerini Moskova kontrolündeki Suriye havalimanları üzerinden taşımak için kolaylıkların sağlanacağı yönünde haberler var.

Bunun yanı sıra Moskova, zaman zaman doğrudan veya dolaylı olarak Suriye ve Irak’taki ABD üslerinin daha geniş şekilde hedef alınmasını teşvik ediyor.

Uzmanlar, Moskova’nın ‘meselelerin, Gazze savaşının coğrafi kapsamının bölgesel olarak genişlemesine yol açabilecek kapsamlı bir çatışmaya sürüklenmesini önleyerek’ bir sonraki aşamada bu yolu güçlendirmeye devam etmesini bekliyor.

Moskova’nın Suriye’deki İran varlığını kontrol etmeye yönelik hamlelerden vazgeçeceği beklentileri ortasında bu durum, Suriye’nin bir kez daha dış aktörler arasında kontrol edilerek, aktif bir çatışma alanına dönüştüğü anlamına geliyor. Aynı şekilde bu gelişmenin bir yansıması olarak uzmanlar, doğrudan çatışmanın meydana gelmesini önleyen minimum seviyenin korunacağını söylerken, diğer taraftan da Rusya- İsrail ve Rusya- ABD anlayışlarının ‘çatışmasızlık protokolleri’ alanındaki etkilerinin görülmemesi açısından önümüzdeki yılın daha geniş bir bozulmaya sahne olmasını bekliyor.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.