Tahran rejimi Kum’daki genç mollalardan rahatsız

İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanı Ali Abdullahi, insanların inançlarını zayıflatma planının bir parçası olarak ilahiyat öğrencileri arasına sızma yapıldığını iddia etti.

İran, din adamlarının toplumsal meselelere yönelik muhalif katılımından endişe ediyor (AFP)
İran, din adamlarının toplumsal meselelere yönelik muhalif katılımından endişe ediyor (AFP)
TT

Tahran rejimi Kum’daki genç mollalardan rahatsız

İran, din adamlarının toplumsal meselelere yönelik muhalif katılımından endişe ediyor (AFP)
İran, din adamlarının toplumsal meselelere yönelik muhalif katılımından endişe ediyor (AFP)

İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanı Ali Abdullahi, il meclislerinin idari komite üyeleri ve medrese öğrenci konseylerindeki komite başkanları önünde yaptığı konuşmada, “Düşmanın toplum düzeyinde medrese öğrencilerinin ve din adamlarının itibarını ve onurunu ne pahasına olursa olsun zayıflatmak ile ilgili bir planı var" dedi.

İlgili yetkililerin rejimin güvenlik ve istihbarat politikalarını eleştiren öğrenciler ve din adamlarına yönelik tedbir alması gerektiğini söyleyen İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanı, “Medrese öğrencileri arasında ayrımcılık yaratmaya ve medreselere saldırıp önünü kesmeye çalışan elleri tespit etmek için çalışmalıyız” dedi.

Kum şehrinde gerçekleştirilen toplantıda Ali Abdullah, “Din adamlarının önemsiz konulara dalması, toplumdaki konumlarını zayıflatmaya yol açmaktadır. Hiç şüphe yok ki düşmanın üzerinde çalıştığı planlardan biri de insanların inançlarını zayıflatmaktır. ‘Sızma’ düşmanın İran'da üzerinde çalıştığı en önemli esas ve araçtır. Bazı insanlar dinde, ticarette, kültürde, siyasette ve ekonomide sosyal statülerini kötüye kullanıyor. Din, ticaret, kültür, siyaset ve ekonomi gibi çeşitli alanlarda çalışan bu kişilerin bazıları ilahiyat fakültesi öğrencileri ve nüfuz sahibiler. Ancak toplumda pek tanınmadıkları görülüyor.” açıklamalarında bulundu.

Toplantıda casus olarak nitelendirdiği mollaların ve medrese öğrencilerinin isimlerine değinmeyen Abdullahi, ancak "düşmanın, başta mollalar olmak üzere çeşitli hareketlere sızarak toplum üyeleri arasında ayrılık ve bölünme meydana getirmeye çalıştığını" vurguladı.

İran Parlamentosu Hukuk ve Yargı Komitesi'nin, “İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi’nin, İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi’ne dönüştürülmesine ilişkin planı” onaylanmasından birkaç hafta sonra İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanı söz konusu açıklamaları yaptı.

İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin planın onaylanmış metnin C Fıkrasına göre, İran rejimindeki bu yeni örgütün görevlerinden biri de İran'a sızan yabancıları tespit etmek. Hakimler ve adli makam çalışanları da dahil olmak üzere bu sızmayı önlemek ve başa çıkmak için çalışılacak.

Ali Abdullah'ın Kum kentindeki açıklamalarının içeriği bize gösteriyor ki, İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi şu andan itibaren ve İran rejiminde dördüncü bir istihbarat ve güvenlik aygıtına dönüştürülmesinin nihai onayı öncesinde, faaliyetlerinin bir kısmını, özellikle İran'ın en önemli Şii din eğitimi merkezi olarak kabul edilen Kum şehrinde, rejimin politikalarını eleştiren din adamları ve medrese öğrencileri üzerinde yoğunlaştıracak.

İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanı, Kum'daki medrese öğrencilerinin de katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, öğrenciler üzerinde güvenlik tedbirlerinin artırılmasının gerekliliğine işaret etti. İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşunun başlangıcına kıyasla Şii medreseleri ve öğrenci sayısının iki katına çıktığını söyleyen Abdullahi, “Bilindiği gibi geçtiğimiz kırk yılda binlerce molla ve medrese öğrencisi mezun olduktan sonra yargıda ve Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edildi. Ancak Eğitim Bakanlığı'nda istihdam edilen medrese öğrencileri ve din adamlarının varlığı hâlâ zayıf. Medrese öğrencileri bu durumu hükümete destek bağlamında ciddiye almalı” dedi.

Pek çok hükümet yetkilisi, özellikle 2019 ve sonrasında Kum kentinde olası siyasi ve sosyal değişiklikler konusunda uyarıda bulundu. Bu bağlamda İran'ın Kum kentinde ikamet eden Şii dini otoritelerinden Taklid Merci Ayetullahuzma Mekarim Şirazi, 16 Eylül 2021'de İstihbarat Bakanı İsmail Hatib ile yaptığı görüşmede "Şii medreseler ve bu okullar üzerinde yabancı ülkelerin etkisi" konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Şarku’l Avsat’ın Independent Farsi’den aktardığı habere göre Ayetullahuzma  Şirazi, “Kum’daki medreselerin merkeziliği göz önüne alındığında yabancı ülkelerin buralara sızma ve nüfuz etme riski diğer İran şehirlerine göre daha fazla, çünkü bahse konu ülkelerin bu konuda önemli planları var. İstihbarat Bakanlığı'nın faaliyetleri yoğunlaştırılmalı ve Tahran rejimini eleştiren veya rejime karşı olan bazı öğrenci ve din adamlarına yönelik sıkı tedbirler alınmalı. Aslında dikkatli olmamız gerekiyor ve bu konuda İstihbarat Bakanlığı'nın iyi rol oynaması gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

2017 yılından bu yana ortaya çıkmaya başlayan sosyal ve politik değişimlere ilişkin kaygıların yanı sıra, rejime karşı çıkan medrese öğrencileri ve din adamlarına yönelik üst düzey hükümet yetkililerinin endişesi ve uyarıları artıyor. Söz konusu değişiklikler rejimin zirvesindeki “Rehber” Ali Hamaney'in 2019 yılında Kum şehrine ve Cemkeran Camii'ne yaptığı ziyaretten sonra daha da belirginleşti.

Kum şehri sakinlerinin 2019 ve 2022'deki halk protestolarına yaygın katılımının ardından İran rejimi liderlerinin kaygıları geniş boyutlara ulaştı. Şehrin üst düzey din adamları ağır eleştirilerde bulundu. Rehber Hamaney’in Kum Ofisi Başkanı Muhammed Muhammed Irak, 2021 yılının Ocak ayında yaptığı açıklamada, "Rehber’in Kum medreselerinin laikleştirilmesi" olarak tanımladığı durumla ilgili endişesini dile getirdi.

Hamaney’in Kudüs Gücü ve Devrim Muhafızları İstihbaratı'ndaki temsilcisi Ahmed Salek, 2021 yılının kış mevsiminde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Karşı devrim süreci Kum şehrinde başladı ve Rehber, kendilerini din adamı sanan kişiler tarafından saldırıya uğradı.”

Hamaney'in son dört yılda Kum’daki duruma ilişkin endişeleri, aralarında polis şefi, savcı ve güvenlik ve istihbarat genel müdürü de dahil olmak üzere kentteki birçok üst düzey yetkilinin değişmesine yol açtı.

İşin ilginç yanı, Devrim Muhafızlarına bağlı "askeri güvenlik işlevine sahip özel bir tugay" olan 83. Din Adamları Tugayı’nın Komutanı İmam Cafer es-Sadık bile, pek çok yetkiliyi etkileyen bu değişiklikten yakasını kurtaramadı. 83. Tugay Komutanı İzzetullah Mutemed görevden alındı, yerine Macid Muntazar Zade adında bir molla getirildi.

Rehber, Kum kentindeki siyasi ve güvenlik durumunun yanı sıra halkın yaşam tarzından ve giyiminden de rahatsız.

Tüm bu pozisyon değişikliklerine, ihraçlara ve çatışmalara rağmen üst düzey hükümet yetkilileri, medrese öğrencilerinin ve din adamlarının büyük bir kesiminin rejimle arasındaki mesafeden endişe duyuyor. Öte yandan Kum şehrinde meydana gelen sosyal ve siyasi değişimler de geniş boyutlara ulaştı. Bu durum, İran Yargı Erki Enformasyon Merkezi ve İstihbarat Merkezi Başkanını, Tahran rejiminin en önemli Şii ve ideolojik merkezi olarak kabul edilen şehirdeki durumun ciddiyeti konusunda bir kez daha uyarıda bulunmaya sevk etti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.