Mısır birleşmiş Filistin hükümetini kurmaya çalışıyor

Sağlık görevlileri Mısır'daki Refah sınır kapısında yaralı Filistinlileri taşıyor (AFP)
Sağlık görevlileri Mısır'daki Refah sınır kapısında yaralı Filistinlileri taşıyor (AFP)
TT

Mısır birleşmiş Filistin hükümetini kurmaya çalışıyor

Sağlık görevlileri Mısır'daki Refah sınır kapısında yaralı Filistinlileri taşıyor (AFP)
Sağlık görevlileri Mısır'daki Refah sınır kapısında yaralı Filistinlileri taşıyor (AFP)

İsrail’in Gazze’deki saldırılarını durdurmaya yönelik Mısır-Katar arabuluculuk çabaları konusunda rehine-mahkum takası ve savaşı durdurmak için bir anlaşma konusunda ilerlemeyle ilgili belirli tutumunun açıklaması bekliyor. Tel Aviv’deki savaş kabinesi şu ana kadar Mısır ve Katar’ın “tekliflerini” tartışmak için en az iki kez toplanmış olsa da tekliflerden herhangi birisine yanıt verme durumuyla ilgili resmi tutum ortaya çıkmadı.

Aynı zamanda Kahire’nin Filistinli örgütlerle özellikle takas anlaşması imzalandıktan sonraki işlemlerle ilgili olarak aralarındaki bakış açılarını yaklaştırmak için iletişimi yoğunlaştı. Çalışmada Filistin’in pozisyonunun yeniden düzenlenmesi ve Filistinli gözlemcilerin güvencelerine uygun olarak ulusal birlik hükümetinin oluşturulması için uygun ortam sağlanması bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre Filistinli kaynaklar Kahire’de pazar günü (31 Aralık) el-Fetih ve Hamas hareketleri arasında yoğun, kapalı diyalog oturumları düzenlemek için Mısır iletişim ve düzenlemelerinin varlığını bildirdi. Kaynaklar beklenen toplantı öncesinde el-Fetih hareketinin de lideri olan Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas ile Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ve beraberlerindeki heyetler arasında ikili görüşmeler yapılacağını sözlerine ekledi.

Kaynaklar, iletişim başarılı olursa toplantının ocak ayının ilk yarısında Kahire’de yapılacağını açıkladı.

Mısır el-Fetih ve Hamas’ın anlaşmasıyla Gazze Şeridi ile Batı Şeria için ortak bir hükümet oluşturulmasının kolaylaştırılması ve bir sonraki aşamada Filistin iç işleri stratejileri üzerine anlaşmaya yönelik içerde Filistinlilerin bakış açılarını yaklaştırmaya çalışıyor.

Kudüs Üniversitesi Öğretim Görevlisi Siyaset Bilimci Prof. Dr. Eymen er-Ragab şu an ki durumda Fetih ve Hamas arasında doğrudan görüşmeler olmasının uzak olduğunu belirtti ve bunu “Gazze Şeridi’ndeki krizin arkasında pozisyonlar arasındaki uçurumun genişlemesine” bağladı. Kahire, Filistinli örgütlerin liderlerinin doğrudan görüşmeler aşamasına geçmeden önce her grupla teke tek iletişimler kurabilir.

Ragab, Şarku’l Avsat’a hem Hamas hem İslami Cihad’ın saha koordinasyonu ve siyasi konumda en yakın ve tutarlı örgütler olmalarına rağmen Mısır’ın doğrudan ve teke tek görüşme yöntemini etkili bir şekilde kullandığını sözlerine ekledi. Mısır’ın iletişiminin sadece Fetih ve Hamas ile sınırlı olmadığını, örgütlerden geniş bir yelpazeyi kapsadığını, İsrailli rehinelerin çoğunun Gazze’de Hamas dışındaki grupların elinde olmasıyla birlikte onaylandığı hem zaman takas işleminin düzenlenmesi hem de savaşın durmasından sonrasına hazırlık hedefiyle, özellikle Filistin yelpazesinin çeşitli renklerini içeren ulusal kapsamdaki bir hükümetin oluşturulmasına işaret etti.

Farklı Pozisyonlar

Gazze’de savaşı bitirmek için Mısır’ın önerdiği çerçevenin ilk versiyonu kapsamında Filistin’de ortak bir teknokrat hükümeti oluşturulması önerisi, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi’nin geçen hafta ortasında reddetmesiyle Filistin güçleri yönünden farklı tepkilerle karşılandı. “Mısır’ı referans almadan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas önderliğinde Filistin halkının tek meşru temsilcisi örgütün sorumluluğun uzak olan Gazze ve Batı Şeria’nın idaresi için Filistin hükümetinin oluşturulması” sonrasında Filistin İstihbarat Müdürü Macid Farac teklifin bu maddesini Mısırlı yetkililerle görüşmek üzere Kahire’yi ziyaret etti.

Bunun akabinde Mısırlı yetkili bir kaynak Gazze Şeridi’nde ateşkes teklifi ile ilgili ele alınanların ilk öneri olduğunu, Kahire’nin tüm tarafların onayını almasından sonra tam tutumun netleşeceğini belirtti.

Bu bağlamda Hamas hareketi birlik hükümetinin kurulması için ulusal çözüm konusunda diğer Filistinli gruplarla anlaştığını belirterek geçen hafta yaptığı açıklamada İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’ni (FDHKC) kapsadığını ifade etti. Mısır önerisinin durumuyla ilgili hareketin bakışını tartışmak için bu hafta içerisinde Hamas heyetinin Kahire’ye yaptığı ziyarete dair haberler çelişkiliydi.

Mısır Enformasyon Komitesi başkanı Ziya Raşvan’ın önceki açıklamalarına göre Mısır, İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin serbest bırakılması karşılığında uzatılabilir ateşkesleri Hamas’ın tuttuğu onlarca İsrailli esirin kademeli olarak serbest bırakılmasını içeren üç aşamalı çatışmaları sona erdirecek bir öneri sundu.

Kahire iki hafta önce Hamas ve İslami Cihad hareketlerinden heyetlere ev sahipliği yaptı. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ve İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad Nahhale savaşın durması için Mısırlı yetkililerle görüşme gerçekleştirdiler.

Bölünmenin sona ermesi

Diğer yandan uluslararası ilişkiler ve Filistinli Siyaset Bilimci Prof. Dr. Usame Şas, Filistinli örgütlerle Mısır’da iletişimin aşırı gizlilik içinde sürdüğüne işaret ederek bunu Mısır’ın bazı siyasi akımların etkisinden uzakta başarıya ulaşma isteğine bağladı ve “Bölünmenin sona ermesini istemiyorlar, bölgesel çıkarlara hizmet etmek için Filistin halkının güçleri arasında çatışmanın devam etmesini istiyorlar” dedi.

Şas, Şarku’l Avsat’a, Kahire’nin Filistinli grupların bakış açılarını ve konumlarını yaklaştırmaya dönük hareketlerinin Mısır’ın Filistin halkının birliğini ve davasına desteğindeki rollerinden bir bölümünü temsil ettiğini ve 4 Haziran 1967 sınırlarında Filistin devletinin ilanına giden yolun başlangıç aşaması için hazırlık işlemlerinin bir parçası olduğunu, Hamas hareketini de kapsamak üzere tüm Filistin güçleriyle ulusal bir teknokrat hükümet kurmanın önemini vurguladı.

Olgunlaşmamış vizyon

Öte yandan İsrail savaş kabinesi tarafından düzenlenmiş olan iki toplantının da ortak bir yaklaşıma varamadığına dikkat çeken er-Ragab açıklamasına göre İsrail’in Mısır ve Katar’ın arabuluculuk çabalarına yanıt verme vizyonu hala olgunlaşmamış durumda. İsrail iç güvenlik servisi başkanı Şin Bet’in Mısırla iletişimi, MOSSAD Başkanı ise Katarlı arabulucularla iletişim kuruyor.

Mısır, Katar ABD desteğiyle arabuluculuk çabalarına öncülük ediyor, çünkü üç ülke ateşkesin gerçekleşmesi durumunda garantör konumunda. 24 Kasım’da ABD desteğiyle Mısır-Katar arabuluculuğu, Gazze Şeridi’ndeki 105 rehinenin, İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli mahkum karşılığında serbest bırakıldığı bir hafta süren ilk ateşkesi onaylamayı başardı.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.