Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
TT

Etiyopya, Somaliland ve denize erişim güvenliği

 Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imza törenine katıldılar. (Reuters)

Etiyopya, Somali’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland topraklarında bulunan Berbera Limanı’nı kullanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalayarak durgun göle taş attı ve doğu komşusu Somali ile eski bir anlaşmazlığı yeniden alevlendirdi. Anlaşmayı reddettiğini açıklayan Somali, Etiyopya'daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çekti.

Deniz kıyılarından mahrum bir ülke olan Etiyopya, Afrika Kıtası’nda Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkelerle ekonomik hedeflerini gerçekleştirecek bir deniz limanı anlaşması yapabilmek için uzun zamandır arayış içindeydi. Etiyopya’nın şu an deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 95'i komşusu Cibuti’deki deniz limanına bağlı. Etiyopya, geçtiğimiz yıllarda, kuzeydoğuda Eritre’nin Assab Limanı, kuzeybatıda Sudan’ın Port Sudan Limanı ve güneybatıda Kenya'nın Lamu Limanı’nı kullanmak için bu ülkelerle ile anlaşmalar imzalamaya çalışmış ancak girişimleri özellikle Eritre'de Tigray Savaşı sonrası ve Sudan’da darbeler ve iç savaş nedeniyle başarısız olmuştu.

Her iki tarafın da çıkarlarını gözeten bir anlaşma

Somali'den bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana uluslararası toplum tarafından tanınmayan Somaliland’ın Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi tarafından yapılan açıklamaya göre Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptı, Etiyopya'ya 50 yıl süreyle Kızıldeniz'de başta Berbera Limanı olmak üzere 20 kilometrelik bir denize erişim noktası verilmesi karşılığında Etiyopya’nın Somaliland Cumhuriyeti'ni resmen tanımasını öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kızıldeniz'deki Berbera Limanı’nın kullanılması, Etiyopya'nın ticari işlemlerinin en az yüzde 30'unun Cibuti'ye aktarılmasına olanak tanıyor. Başbakan Abiy Ahmed'in Güvenlik Danışmanı Redwan Hüseyin, Berbera Limanı’nın Kızıldeniz'deki kiralık bir askeri üsse erişim izni vererek Etiyopya'nın bölgedeki deniz ticaretinin önünü açtığını söyledi. Bu da Somaliland Cumhuriyeti'nin, topraklarının bir kısmını Kızıldeniz'deki deniz erişim noktası olarak Addis Ababa'ya satması karşılığında sorunlu bölgede güvenliği sağlayacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte mutabakat zaptına göre Somaliland, devlete ait Etiyopya Havayolları'ndan da hisse alacak.

Şarku'l Avsat'a konuşan Afrika işleri uzmanı Abduşşekur Abdussamed, şu değerlendirmelerde bulundu:

Yaklaşık yarım asır sürecek olan anlaşma, Somaliland Cumhuriyeti'ne altyapısının modernizasyonu, karayolları ve demiryollarının inşası ve özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ürettiği elektrikten faydalanması gibi çıkarlar elde etmesini sağlayacak. Anlaşma kapsamı genişletildikten sonra Somaliland askeri koruma da alabilecek.

erg4
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed. (AP)

Başbakan Abiy Ahmed, aylar önce yaptığı ve bölgedeki endişeleri dile getirdiği bir açıklamada, ülkesinin denize erişim hakkını güçlendirmesi gerektiğini belirtmişti. Etiyopya'nın bir ulus olarak varlığının Kızıldeniz'e bağlı olduğunu ve bu yüzden ülkesinin bir limana ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Abiy Ahmed, bölge ‘barışının’, Etiyopya ile Afrika’daki, Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkeler ve özellikle komşuları Cibuti, Eritre ve Somali arasındaki ‘karşılıklı dengeli paylaşıma’ dayandığını söyledi.

Etiyopya Başbakanı, açıklamalarının yarattığı korku karşısında ‘çıkarlarına asla savaş yoluyla ulaşamayacağının’ altını çizdi.

Etiyopya Haber Ajansı’nın (ENA) aktardığına göre mutabakat zaptı, Etiyopya hükümetinin ‘karşılıklılık’ temelinde iş birliği yaparak tüm tarafların çıkarlarını sağlamayı amaçlayan ilkeli konumunun altını yeniden çizdi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in ofisi tarafından pazartesi günü sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, mutabakat zaptının Etiyopya'nın denize erişimini güvence altına alma ve deniz limanlarına erişimini çeşitlendirme hedefine ulaşmasını sağlayacağı belirtildi. Açıklamada, mutabakat zaptının iki taraf arasındaki güvenlik, ekonomik ve siyasi ortaklığı güçlendirdiği de vurgulandı.

Etiyopya, Somaliland’daki limanının tamamını mı yoksa bir kısmını mı kullanacak?

Mutabakat zaptında Etiyopya’non Berbera Limanı’nın ne kadarını kiraladığı belirtilmese de Addis Ababa'dan Afrika işleri uzmanı Abdusamed, limanının tamamının kiralanmış ve tamamen Etiyopya devletinin denetimi altında olabileceğini belirtti. Diğer yandan Etiyopyalı yetkililer, mutabakat zaptının tüm ayrıntılarını en kısa zamanda resmi olarak açıklayacaklarını ifade ettiler.

Daha önce 2018 yılı martında Dubai Port World’ün projenin yüzde 51 hissesine, Somaliland Limanları yüzde 30 ve Etiyopya'nın yüzde 19 hissesine sahip olduğu bir anlaşma imzalanmıştı. Etiyopya hükümeti, anlaşma çerçevesinde, ticaret kapısı olarak Berbera Limanı’nı geliştirmek için altyapıya yatırım yapacaktı. Ancak anlaşma henüz gün yüzü görmedi.

Eritre'nin 1993 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Etiyopya'nın herhangi bir deniz limanı yok. Bu nedenle Addis Ababa, denize erişim için Eritre’nin Assab Limanı’nı kullandı. Ancak 1998 ile 2000 yılları arasında iki ülke arasındaki çatışma sırasında bu hakkını kaybeden Etiyopya artık ihracatı ve ithalatı için Cibuti’deki deniz limanına bağımlı hale geldi.

Somaliland, 1991 yılında Somali'den bağımsızlığını ilan etmesine rağmen çok az ülke tarafından tanındı. Etiyopya, eski Cumhurbaşkanı Meles Zenawi döneminde (1955 - 2012) Somaliland Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk ülkelerden biri olarak diplomatik temsilciliklerin kurulmasına ve ticari işlemlerin gerçekleşmesine izin verdi. Böylece Somaliland, diğer ülkeler tarafından üstü kapalı olarak tanındı. Somaliland'da gerçekleşen seçimleri Avrupa Birliği'nden (AB) bir heyet takip etti. AB, Somaliland halkını, hükümetini, Seçim Komisyonunu ve siyasi partileri seçimleri başarıyla gerçekleştirdikleri için tebrik etti.

Kenya ve Somaliland arasında karşılıklı ziyaretler gerçekleşti. Somaliland’daki Somalililer, ülkelerinin pasaportlarıyla dünyanın her yerine hiçbir engel olmadan seyahat edebiliyorlar.

er
Somaliland Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi. (Reuters)

Somali, Somaliland’ı topraklarının bir parçası olarak görüyor. Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) geçtiğimiz hafta, Cibuti'nin öncülüğündeki arabuluculuk çabalarının ardından Somali ve Somaliland’ın aralarındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda anlaştıklarını aktardı.

Somali’den güçlü protesto

Somali, Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını protesto etmek amacıyla Addis Ababa’daki büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere geri çağırdı. SONNA’nın haberine göre Başbakan Hamza Abdi Barre liderliğindeki Bakanlar Kurulu, Somali hükümetinin ‘yasadışı toprak ihlali’ olarak tanımladığı mutabakat zaptını görüşmek üzere dün acil bir toplantı gerçekleştirdi. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, X hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Etiyopya'nın ulusal egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü hukuka aykırı olarak ihlal etmesini kınadık ve bunu reddettik. Hiç kimse Somali'den bir santim bile toprak alamaz. Somali, Somali halkınındır. Mesele işte bu kadar!

ewr
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)

Somali hükümetinin ülkenin egemenliğini korumakta kararlı olduğunu vurgulayan Başbakanı Barre ise “Hiç kimse Somali'nin topraklarını, münhasır deniz alanını ya da hava sahasını ihlal edemez” dedi. Somali Bakanlar Kurulu acil toplantısının ardından bir yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, “Söz konusu mutabakat zaptı temelsiz ve Somali Federal Cumhuriyeti'nin egemenliğine yapılmış açık bir saldırıdır” denildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM), Arap Ligi (AL), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), AB ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'ne (IGAD) bu konuda acil bir toplantı yapılması çağrısında bulunuldu.

Etiyopya ile Somali arasındaki ilişkilerde onlarca yıldır ciddi gerilimler yaşanıyor. Afrika ülkeleri arasında da tarihi anlaşmazlıklar olsa da Afrika işleri uzmanı Abdusselam’a göre köprünün altından çok sular aktı. Ekonomik çıkarlar ve açılım politikaları, Afrika ülkelerini birbirine yakınlaştırmaya başladı.

Eritre ile son durum

Diğer yandan Eritreli yetkililer, Etiyopya ile Somaliland arasındaki mutabakat zaptı konusunda sessiz kalsa da gözlemciler, Asmara'nın mutabakat zaptından hoşlanmayabileceğini, ancak yine de bu konuda yorum yapmaktan kaçınacağını düşünüyor. O gözlemcilerden biri olan Abdussamed, yaptığı değerlendirmede, “Eritre, Etiyopya'nın Assab Limanı’nı kullanması karşılığında büyük paralar kazanmasını sağlayacak bir anlaşma yapma fırsatlarını kaçırmış olabilir” dedi.

Abdussamed, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Etiyopya, Somaliland ile mutabakat zaptı imzalayarak Eritre ve Sudan ile daha önce yapılan anlaşmaları gözden çıkarmayacaktır. Nüfusunun yaklaşık 120 milyon gibi yüksek bir orana sahip olduğu göz önüne alındığında Etiyopya, ticari anlaşmalarının kaynaklarını çeşitlendirmeye çalıştığından ve büyük zorluklarla başa çıkmak için ekonomisini yeniden canlandırması gerektiğinden daha sonra bu anlaşmalara geri dönebilir.



İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.


Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
TT

Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, Libya Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında, ülkede bir çözüme ulaşmak için siyasi bir ‘yol haritasının’ uygulanmasına başlanması yönündeki arabuluculuk çabalarının başarısız olduğunu kabul etti.

Tetteh, BM'nin çabalarına rağmen Temsilciler Meclisi ile DYK arasında siyasi bir yol haritası için atılması gereken ilk iki adımının tamamlanmasında somut bir ilerleme kaydedilemediğini BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine üzüntüyle bildirdi.

Libya'daki durumun, yargı sistemi de dahil olmak üzere ‘birçok alanda kötüye gittiğini’ belirten UNSMIL Başkanı, bunun ‘ülkenin birliği için ciddi sonuçlar doğuracağını’ söyledi.

Bunun ‘kırmızı çizgi olduğunu ve bu çizgiyi aşmanın devletin birliğini zedelediğini’ açıklayan Tetteh, Libyalı liderlere ‘gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınmaları ve birleşik yargıyı korumaya kararlı Libya yargı ve hukuk uzmanlarından oluşan Bağımsız Libya Arabuluculuk Komitesi ile iş birliği yapmaları’ çağrısında bulundu.