Ukrayna’da 2024: Putin'in arzuları ile Batı'nın imkanları arasında asılı kalan bir kader

Kiev'de daha fazla anlaşmazlık bekleniyor.

Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
TT

Ukrayna’da 2024: Putin'in arzuları ile Batı'nın imkanları arasında asılı kalan bir kader

Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)

Samir İlyas

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yeni yılını, zafer ve iktidarı koruma güveniyle karşılıyor. Sadece iktidarda kaldığı sürenin uzunluğuyla değil, aynı zamanda mirasını koruma ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan geri almak için çok sayıda savaş verilen Yeni Rusya’ bölgelerini geri alma yoluyla 2. Katerina ve 1. Petro ile birlikte tarihe geçmeyi umut ediyor. Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği dönemlerinde altyapısını, şehirlerini inşa etmek ve geliştirmek için büyük bütçeler harcandı.

Diğer yandan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, zor bir yıl geçirdi ve kaderinin Batı'nın kendisini askeri ve ekonomik olarak kurtarma kararına bağlı hale gelmesinden sonra daha da zor olabilecek bir yıl bekliyor.

erwfewr
Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı ofisindeki yardımcılarıyla birlikte 29 Aralık 2023'te Donetsk bölgesine ziyaret gerçekleştirdi. (AP)

Zelenskiy, olağanüstü hal devam ettiği için 2024 yılının baharında yapılması planlanan devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeyi reddetti. Bu seçim, Zelenskiy'nin meşruiyetini yeniden tesis edip, 2023'te karşı saldırının başarısız olmasıyla önemli ölçüde azalan popülaritesini yeniden inşa etmesine yardımcı olabilirdi. Ayrıca, Zelenskiy ile Genelkurmay Başkanı General Valeriy Zaluzhnyi arasındaki anlaşmazlıkların arttığı ve Ukrayna ordusunun güney ve doğudaki Rus askeri planlarına karşı koymak için yaklaşık yarım milyon yeni savaşçıya ihtiyaç duyduğuna dair artan söylentiler de var. Batı'nın cephelerde bir atılım veya Rus saldırılarına karşı direnci sağlamaya yetecek kadar askeri ve siyasi destek sağlayamadığına dair işaretler arttıkça, Ukrayna'da daha fazla bölünme ve anlaşmazlık yaşanması muhtemel. Bu durum, 2022'de meydan okumayı kabul eden ve Ukrayna'dan kaçma veya Lviv (batı) şehrine taşınma tekliflerini reddeden ve Rusya'ya karşı savaşı yöneten tartışmasız ‘Yılın Adamı’ Zelenskiy'nin popülaritesinde ek bir düşüşle de sonuçlanacak. Ancak, ‘iyi aktörün’ 2023'te bu rolü oynamaya devam etmesine izin verecek koşulların sağlanmadığı görülüyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre bu nedenle, Zelenskiy'nin muhtemelen rakibi Vladimir Putin'in lehine zorla görevden alınması gündeme gelebilir.

Demokratlar kazanırsa, Rusya'nın NATO ile çatışması riski ve yeni bölgesel savaş olasılığı artacak.

Washington'da kaderi belirleyecek seçimler...

Savaşın başından bu yana Rus yetkililer, Batı'nın Rusya'yla son Ukraynalıya kadar savaşacağını, Zelenskiy'nin Batılı başkentlerin elinde bir kukla olduğunu tekrarladı.

Rusya'nın varoluşsal savaşta sonuna kadar gitmeye kararlı göründüğü bir dönemde, Slovakya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerindeki seçimler Rusya için olumlu haberler getirdi. Bu ülkelerde, Ukrayna'ya sınırsız destek sağlamaya karşı olan aşırı sağcı partiler kazandı. Rusya, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de benzer bir sağcı ve milliyetçi dalga bekliyor. Ancak Batı ile ilişkilerdeki köklü bir değişimin, ABD'deki seçimlerden önce gerçekleşmesi pek olası değil. O zamana kadar, seçimlerde kim kazanacağı belirleyici olacak: Cumhuriyetçiler mi yoksa Demokratlar mı?

Cumhuriyetçiler kazanırsa, çatışma uzun bir süre dondurulabilir. Çünkü Kiev'e askeri yardımlar durdurulacak. Cumhuriyetçiler zaten buna karşı oy verdiler. Alternatif olarak, bir tür barış anlaşması imzalanabilir.

Demokratların kazanması durumunda NATO ile çatışma riski artacak, yeni bölgesel savaş olasılığı da artacaktır.

Ukrayna'daki askeri çatışma donmuş olsa bile (ki Demokrat Parti'nin kazanması garanti değil), Rusya ile Batı arasındaki çatışma bundan sonra da sürecek. Gerginlik, Moskova'nın ABD liderliğindeki tek kutuplu dünyanın çöküşünün yıkıntıları üzerine inşa etmeyi umduğu bir dünyanın temel özelliği olmaya devam edecek.

Bu, ABD'nin dünya çapındaki egemenliğinin azaldığına dair işaretlerin arttığı bir zamanda gerçekleşiyor. Ancak yeni dengelerin ve ittifakların net bir şekilde tanımlanmadığı bir zamanda, yeni bir dünyanın ortaya çıkmasına kapı aralıyor. Bununla birlikte, Avrupa Birliği, Atlantik ötesi ABD ile daha fazla entegrasyona doğru çekilirken, Rusya da Asya'ya benzer bir yol izliyor ve ‘emperyalist egemen Batı’ya karşı ‘küresel güney’ cephesi oluşturmaya çalışıyor.

Kesin olan şu ki, ABD ve Avrupa'nın daha fazla askeri ve ekonomik desteği olmazsa Ukrayna'nın bir ülke ve halk olarak kaderi tehlikede olacaktır”

Avrupa Birliği ülkeleri, özellikle de Rusya'ya sınırı olanlar, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında denklemin tersine dönmesinden ve Ukrayna'nın yenilmesinden korkuyor. 2022 yılı sonunda hâkim olan iyimser analizlerin aksine, bugün analizlerin çoğuna karamsar bir görünüm hâkim. Pek çok analiz, ABD ve Avrupa'nın yardımlarının azalmasıyla birlikte Ukrayna'nın içinde bulunduğu kritik durumdan ve Rusya'nın savaşın kapsamını genişletme ve topraklarında daha geniş alanları işgal etme planlarının varlığına işaret ediyor.

Genel olarak daha fazla ABD, Avrupa ve Batı askeri ve ekonomik desteği ve bu desteğin sürdürülebilirliği olmadan Ukrayna'nın bir devlet ve halk olarak kaderinin tehlikede olacağı kesin. Son birkaç haftadır Kiev için işler tersine dönüyor gibi görünüyor. Ukrayna'nın son Avrupa Zirvesi'nde Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerine başlama kararıyla elde ettiği tek umut ışığı, kırılmaz bir söze dönüşebilir. Rusya'ya direnemediği ve devlet kurumlarının çalışmalarını sürdürebilecek mali kaynakları sağlayamadığı sürece, en iyimser beklentiler Ukrayna'nın 2030'da katılım müzakerelerini sonlandırmasından kaynaklanıyor.

ascvdew
Zelenskiy ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 20 Ağustos 2023'te Hollanda'nın Eindhoven kentinde bir araya geldi. (Reuters)

Ukrayna'nın durumu, Macaristan'ın 15 Aralık 2023'te yapılan son Avrupa Zirvesi'nde, Ukrayna'ya 50 milyar euro değerinde bir yardım paketi sunmasını engellemek için veto hakkını kullanmasının ardından daha da kötüleşti. Bu, ABD Kongresi'nin Ukrayna için 61 milyar dolarlık yeni bir yardım paketini devre dışı bırakmasının birkaç gün ardından gerçekleşti.

Rusya, Batı'daki büyük kesimlerin savaştan sıkılmaya başladığını ve Ukrayna'ya açık destek sağlamaya devam etme konusunda isteksiz olduğunu öne sürüyor. Bu değerlendirme, Putin'i, ülkesinin savaşın başlamasının ardından ‘Nazizmi ortadan kaldırmak, Ukrayna'yı silahsızlandırmak ve tarafsız kalmak’ hedeflerini yeniden sunmaya teşvik etti. Görünüşe göre ‘Çar’, Rusya'nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım Yarımadası'nın yanı sıra geçen yıl ilhak ettiği dört vilayetin sorununu da çözmüş görünüyordu. Hiçbir şekilde müzakereye açık olmayan konular oldukları gerçeğine dayanıyor. Odessa'nın Sovyetler Birliği döneminde Ukrayna'ya devredilen Rusya toprağı olduğunu vurgulaması dikkat çekti.

Rusya şu anda savunmaya ABD'nin Irak Savaşı sırasında harcadığından daha fazla harcıyor.

Savaş sayesinde büyüme

Rusya'ya karşı 12 yaptırım paketi uygulanmış ve bireylere ve kuruluşlara 18 binden fazla yaptırım getirilmiş olmasına rağmen, Rusya ekonomisinin 2023 yılı göstergeleri, enerji fiyatlarının yükselmesi, birçok ülkenin yaptırımlara uymaması, yaptırımların atlatmak için üçüncü taraflar aracılığıyla ihracat ve ithalat yapılması ve yeni pazarların açılması sayesinde beklenenden daha iyi sonuçlar verdi. Ek olarak, Rusya hükümetinin dev yatırımları ve alım siparişleri de eklendi. Rusya ekonomisi, rekor kıran rakamlarıyla herkesi şaşırttı. Gayri safi yurtiçi hasıla, küresel ortalamadan daha hızlı büyüyor. Sanayi ve ücretler genel olarak iki kat daha hızlı büyüyor. İşsizlik ise tarihi en düşük seviyesinde.

dfvee
Putin, 7 Aralık 2023'te Moskova'da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüştü. (Reuters)

Bu olumlu sonuçlar, yalnızca Vladimir Putin rejimindeki siyasi unsur için değil, ekonomik yapının da onun etrafında şekillendiği varoluşsal bir faktör haline gelen savaş sayesinde geldi. Devletin 2024 yılı öncelikleri Ukrayna'ya yönelik askeri operasyonların sürdürülmesi, dolayısıyla ordu ve güvenlik güçlerine harcama yapılması ve ilhak edilen bölgelerin entegrasyonudur.

Hükümet verilerine göre savaşa yapılan harcamalar GSYİH'nın yüzde 6'sını aşacak, güvenlik güçlerine yapılan harcamalarla birlikte GSYİH'nın yüzde 8'inin üzerine çıkacak. Rusya artık savunmaya ABD'nin Irak Savaşı sırasında harcadığından daha fazlasını (GSYİH'nın yüzde 3,8'i) harcıyor. Sovyet döneminden bu yana ilk kez, askeri harcamalar sosyal harcamaları geride bıraktı ve bu da gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5'inin altına düştü. Zaporijya, Donetsk, Luhansk ve Herson olmak üzere dört bölgede halihazırda 1,7 trilyon ruble (18 milyar dolar) yatırım yapıldı. 2024 yılında bu bölgelerin yalnızca kendileri, yeni transferler yoluyla yaklaşık yarım trilyon ruble daha alacak.

Gelecekte, işçi ve personel arzındaki eksiklik nedeniyle Rusya ekonomisinin yavaşlaması bekleniyor.

Resmi verilere göre bu harcamalar sayesinde Rusya ekonomisi küresel ekonomiden daha hızlı büyüyecek. Rusya ekonomisinin 2023 yılı sonu itibarıyla gayri safi yurtiçi hasıla büyümesinin yüzde 3'ün üzerine çıkması bekleniyor. Rus propagandası tarafından övülecek ve Başkan Putin'in seçim konuşmalarında vurgulanacaktır. Ancak, bu büyümenin üçte birinden fazlasının savaştan kaynaklandığı gerçeği göz ardı edilecek.

Savaşla ilgili üretim yüzde 10'u aşan oranlarda artıyor. Biraz gerisinde ayakkabıdan ilaca kadar cepheye malzeme üreten sivil sanayiler var. Savaş, Rus endüstrisinin yapısını öyle değiştirdi ki askeri alanlar sivil sektörler üzerinde hakimiyet kurmaya başladı.

cdsv
Moskova'nın batısındaki Ukrayna'da, Rus ordusunun amblemi olan Z harfini taşıyan yılbaşı süsleri. (AFP)

Devlet, savunma ve güvenlik harcamalarını artırmanın yanı sıra altyapı ve ulusal ekonomiye yönelik harcamaları da azaltmak için çalışıyor. Askeri sektör sadece mali kaynakları değil aynı zamanda sivil sektördeki işgücü kaynaklarını da tüketiyor. Başkan Putin'in işsizlik oranının Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana en düşük seviyeye düştüğünü söylemesine rağmen işsizlikteki düşüşün gerçek nedenleri, seferberlik sonrası ciddi insan gücü sıkıntısının yaşanması ve mücadele edecek gönüllülerin sayısının artmasıdır. Ancak, işsizliğin düşmesinin gerçek nedenleri, seferberlik sonrası işçi eksikliği, savaşa gönüllü olarak katılanların sayısındaki artış ve savaşın başında ve 2022 sonbaharında kısmi seferberlikten kaçmak için Rusya'dan iki grup halinde göç eden yüz binlerce kişidir. Gelecekte, işçi ve kalifiye personel arzındaki yetersizlik nedeniyle Rus ekonomisinin yavaşlaması bekleniyor.

Yukarıdakilere ek olarak en büyük tehlike, Rusya'nın sivil sektörde askeri sanayilerden yararlanamaması, uzay ve kıtalararası füzeler ile birçok silah geliştirmeyi başaran Sovyetler Birliği'nin deneyiminin tekrarlanmasıdır. Ancak Sovyet pazarında kıyafet ve ayakkabıdan gelişmiş arabalara, ev aletlerine, mobilyalara ve daha fazlasına kadar iyi yerel ürünler yoktu.

Bir günlük silahlı çatışmanın Kiev'e maliyeti 100 milyon dolar oldu 

                                                                                                           Eski Savunma Bakanı Oleksii Reznikov

Rusya ekonomisinin aksine Ukrayna ekonomisi sıkıntı çekiyor ve tamamen Batının yardımına bağımlı hale geldi. Ukrayna Savunma Bakanlığı'na göre savunma harcamaları 2021'e kıyasla altı kattan fazla arttı. Eski Savunma Bakanı Oleksii Reznikov, bir günlük silahlı çatışmanın Kiev'e 100 milyon dolara mal olacağını, bu tahminler doğruysa savaşın Ukrayna'ya 2023 yılı sonuna kadar yaklaşık 68 milyar dolara mal olacağını açıkladı. 2023 bütçesi 1 trilyon 296 milyon Grivna (35,1 milyar dolar) açıkla onaylandı. Geçtiğimiz ekim ayında devlet hazinesi açığı 54,6 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı. Ukrayna Merkez Bankası'nın tahminlerine göre ülke, 2023 yılını GSYİH'nın yüzde 29'u oranında devlet bütçe açığıyla kapatacak.

Bütçedeki boşlukların acilen doldurulması ihtiyacı, kamu borcunun da artmasına yol açtı: 2023 yılının ocak ayında 111 milyar dolara, yani GSYİH'nın yüzde 84,4'üne ulaşan borç, geçen ekim ayında 136,35 milyar dolara yükseldi.

Ukrayna, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in sponsorluğunda Rusya ile yapılan tahıl anlaşması sonrasında tahıl ihracatından yaklaşık 20 milyar dolar elde etmeyi başardı. Moskova'nın bu anlaşmadan çekilmesi, özellikle Polonya ve Romanya üzerinden tahıl ihracatında karşılaşılan ve Kiev'in en yakın müttefiki Varşova ile büyük bir krize yol açan sorunlar göz önüne alındığında, Ukrayna'yı önemli kaynaklardan mahrum bıraktı.

Ukrayna daha fazla asker toplamakta zorluk yaşıyor ve ihtiyacının 450 ila 500 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.

Savaş beklentileri

Ukrayna'daki savaş, Rusya'nın kesin bir sonuç elde edememesi ve 4 Haziran 2023'te başlayan Ukrayna karşı saldırısının Rusya savunmasının sağlamlığı nedeniyle sınırlı sonuçları nedeniyle geçen Ekim ayının başından bu yana bir yıpratma savaşına dönüştü. Bu, iki tarafın taktiklerini değiştirecek. Pratikte Ukrayna, bin kilometreden uzun cephenin çeşitli bölgelerinde saldırıdan ‘stratejik savunmaya’ geçti. Her iki taraf da düşmanın derinliklerine vurmaya odaklanmaya devam edecek. Rusya, son iki ayda, 2023 sonbaharındaki saldırılara benzer bir senaryoyla, Ukrayna'nın enerji altyapısına füze ve insansız hava araçlarıyla yaptığı yoğun saldırılarla önemli hasar verdi. Ukrayna ise İHA’larla Rus derinliğini vurmaya ve Kırım Yarımadası'nın batısındaki deniz hedeflerine saldırmaya devam ediyor ve Rusya'nın 2014 baharında ilhak ettiği yarımadadaki askeri yapıları vurmaya odaklanıyor.

dsvsvsd
Ukrayna Müşterek Taarruz Tugayı askerleri, 21 Aralık 2023'te Bakhmut kasabası yakınlarındaki Rus kuvvetleri ile çatıştı. (Reuters)

Savaşın orta vadedeki gibi önümüzdeki aylardaki sonucu da üç temel faktöre bağlı:

Birincisi: Her iki tarafın da insan kaynağı yani asker sağlama kabiliyeti ve 2023'te gönüllü sayısının yarım milyona ulaşacağını açıklamasıyla Rusya'nın bu konuda üstünlük sağladığı görülüyor. Her iki tarafın da insan gücü, yani asker sağlama kapasitesi, savaşın gidişatını belirleyen önemli faktörlerden biridir. Şu ana kadar, Rusya'nın bu alanda üstünlüğü olduğu görülüyor. Rusya, 2023 yılında yarım milyon gönüllü asker topladı ve Ukrayna'dan üç kat daha fazla nüfusa sahip olduğu için daha büyük bir asker rezervine sahip. Öte yandan, Ukrayna daha fazla asker göndermekte zorluk çekiyor. Savunma Bakanlığı, ek olarak 450 ila 500 bin asker ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor. Kiev bu sayıyı toplayabilse bile, saldırılar başlatamayacak. Çünkü askeri uzmanlara göre, her savunmacı için üç saldırgana ihtiyaç var.

Ukrayna, Rus ordusunu vurmak için Batı silahlarına ve bilgilerine güveniyor, ancak bunların hepsi yeterli olmayabilir.

İkincisi: Savaş makinesini devam ettirecek finansal kaynakların sağlanması ve buradaki denge, petrol ve gaz ithalatındaki düşüşe rağmen ekonomisi güçlü kalan Rusya'ya ve Batı'nın daha önceki yaptırımlardaki boşlukları kapatma çabalarına da dengeyi bozuyor. Diğer yandan Ukrayna, altyapının tahrip olması ve ekonominin çökmesi nedeniyle ülkenin ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Stockholm Enstitüsü'nün tahminlerine göre Rusya'nın askeri harcamaları 2022'de yüzde 9,2 artışla 86,9 milyar dolara, 2023'ün ilk yarısında ise tüm yıl için planlananın üzerine çıkarak 72,2 milyar dolara çıktı.

Öte yandan, Ukrayna'nın savunma bütçesi aynı dönemde 27,9 milyar avro idi. Ancak, Alman İstatistik Bürosu'na göre, 24 Ocak 2022 ile 13 Temmuz 2023 tarihleri arasında yalnızca ABD, Ukrayna'ya 69,5 milyar euro yardım etti. Bu miktarın 42,1 milyar eurosu doğrudan askeri yardımdı. Avrupa Birliği kurumları (bireysel ülkeler hariç) de aynı dönemde Kiev'e 76,96 milyar euro yardımda bulundu. Bu miktarlara, yalnızca Almanya'nın verdiği 22 milyar euroluk ikili yardım da eklenmeli.

sce
ABD Başkanı Joe Biden ile Zelenskiy arasında 20 Şubat 2023'te Kiev'deki Mariinsky Sarayı'nda görüşme gerçekleşti. (Reuters)

Üçüncüsü: Savaşın devamı için gerekli silah ve mühimmatın sağlanması; Rusya, İHA’lar da dahil olmak üzere askeri üretimini artırırken, İran ve Kuzey Kore ile ilişkilerini güçlendirdi ve gerekli miktarda füzeyi güvence altına aldı. Ukrayna, 2024 yılı başında F-16 uçakları alma sözü aldı. Uzak menzilli füzelere sahip olmasının da mümkün olduğu belirtiliyor. ABD ve diğer Batılı ülkelerdeki fabrikalar, savaşta ihtiyaç duyulan mühimmat ve top mühimmatı üretimini artırmaya devam ediyor. Ancak bu üretim, savunmayı sürdürmek için kesinlikle yeterli değil ve yeni saldırılar düzenlemeyi garanti etmiyor.

Ukrayna, Rus ordusuna karşı saldırılar düzenlemek için Batı'dan gelen modern silahlara ve istihbarat bilgilerine güveniyor. Ancak, bu yeterli olmayabilir. Batı, Ukrayna'nın çökmesini önlemek için NATO askerleriyle destekleyebilir, ancak bu seçenek Rusya ile NATO arasında doğrudan bir çatışma riski taşıdığı için tehlikelidir. Ancak, Ukrayna ordusu çökerse, çatışma o zaman Ukrayna topraklarında değil, Çekya, Romanya, Polonya ve Baltık devletleri sınırlarında olacak. Batılılar, Rusya'nın Ukrayna'yı kontrol altına almasının gerçek bir felaket olacağını düşünüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



İttifakların hüküm sürdüğü dünyada ABD ile Çin arasında büyük bir çatışma yaşanacak mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
TT

İttifakların hüküm sürdüğü dünyada ABD ile Çin arasında büyük bir çatışma yaşanacak mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)

Antoine el-Hac

Dünya, Ortadoğu’da devam eden savaşın sonuçlarından ve çatışmanın genişleyerek başka tarafların da dahil olmasıyla Üçüncü Dünya Savaşı’na dönüşme ihtimalinden endişe duyuyor. Ancak bazı çevreler, bu savaşın aslında yıllar önce başladığını, fakat henüz klasik askeri ve coğrafi biçimde doğrudan bir çatışma niteliği kazanmadığını savunuyor.

Bu çerçevede Washington’da birçok kişi, İran’a yönelik saldırının Çin açısından ne anlama geldiğini tartışıyor. Bu değerlendirmeleri yapanlar arasında, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’ı ABD’nin gücünü zayıflatmayı ve uluslararası sistemi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan tek bir eksen içinde gören sertlik yanlısı siyaset çevreleri bulunuyor.

Dolayısıyla Washington’daki bazı sertlik yanlısı çevreler, mevcut savaşın daha derin düzeyde Çin’e karşı stratejik bir adım olduğunu düşünüyor. ABD dış politika çevrelerinde ise Çin’in, ülkenin küresel konumunu; ekonomi, siyaset ve askeri güç alanlarındaki liderliğini, kısacası dünya çapındaki nüfuzunu tehdit eden birinci rakip olduğu konusunda geniş bir mutabakat bulunduğu ifade ediliyor.

ABD ile Çin arasında olası bir çatışmanın nedenleri neler ve böyle bir çatışmanın gerçekleşme olasılığı ne?

ABD’ye ait iki F/A-18 Hornet savaş uçağı, Ortadoğu’daki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapıyor. (Reuters)ABD’ye ait iki F/A-18 Hornet savaş uçağı, Ortadoğu’daki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapıyor. (Reuters)

Ekonomik rekabet

ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet, 2025 yılı ve 2026’nın başlarında belirleyici bir aşamaya girdi. Taraflar arasında yüksek gümrük tarifelerinin uygulanmasıyla tırmanan gerilim, Cenevre’de yapılan görüşmelerin ardından geçici olarak yumuşadı. 2018’de başlayan ticaret savaşının şiddeti ise Donald Trump’ın 2025 başında yeniden başkanlığa dönmesiyle birlikte daha da arttı.

Rakamlarla ifade edildiğinde Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH) 20,6 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor ve 2026 için yüzde 5 büyüme öngörülüyor. ABD ekonomisinin büyüklüğü ise 31,4 trilyon dolar olarak hesaplanırken, 2026 için yüzde 2,2 büyüme bekleniyor. Citi Group analistleri, iki ülkenin büyüme hızları dikkate alındığında Çin ekonomisinin 2030’lu yılların ortalarında ABD ekonomisini geride bırakabileceğini öngörüyor. Ancak bazı analistler, ABD’nin sahip olduğu büyük ekonomik güç ve jeopolitik avantajlar nedeniyle Çin ekonomisinin en azından öngörülebilir gelecekte ABD’yi geçemeyebileceğini savunuyor.

New York merkezli Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yayımladığı bir raporda araştırmacı Yanzhong Huang, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yıllar önce ‘Doğu’nun yükselişi ve Batı’nın gerilemesi’ ifadesini kullandığını hatırlatarak, bu söylemin Çin’in yükselişinin Batı uygarlığının ve özellikle ABD’nin yerini alacağı yönündeki bir beklentiyi yansıttığını belirtti. Ancak özellikle Kovid-19 salgını sonrasında dengelerin kısmen değiştiği ifade ediliyor. ABD ekonomisi güçlü bir toparlanma gösterirken Çin ekonomisinin büyüme hızı yavaşladı ve yıllarca yüzde 7’nin üzerinde seyreden büyüme oranlarının gerisinde kaldı.

Buna rağmen iki ülke arasındaki ekonomik rekabetin devam etmesi bekleniyor. Her iki taraf da kendi araçlarına dayanıyor: Çin yenilikçilik kapasitesini güçlendirirken, ABD küresel ölçekteki nüfuzunu ve gücünü kullanıyor. Washington ve Pekin’in birbirlerine temkin ve kuşkuyla yaklaştığı, bu nedenle ABD’nin Çin üzerindeki baskıyı artırma politikasını sürdürdüğü; Çin’in ise ekonomik ilerlemesini güvence altına almak için askeri kapasitesini güçlendirmeye devam ettiği belirtiliyor.

Etkileşim noktaları

Ekonomik ve ticari rekabetin (gümrük tarifeleri, nadir metaller, Kuşak ve Yol Girişimi vb.) yanı sıra, daha büyük bir çatışmayı tetikleyebilecek bazı hassas gerilim noktaları da bulunuyor. Bunlar kısaca şöyle sıralanabilir:

1- Doğu Çin Denizi: Çin ile Japonya arasında Doğu Çin Denizi’nde uzun süredir ciddi bir gerilim yaşanıyor. ABD’nin, Japonya’nın yönettiği Senkaku Adaları’nın (Çin’in Diaoyu adını verdiği adalar) Japon yönetiminde kalması gerektiğini ve ABD-Japonya güvenlik ittifakının koruması altında olduğunu vurgulaması, Pekin ile Washington arasında olası bir çatışma ihtimalini canlı tutuyor. Hatta Çin ile Japonya arasında çıkabilecek bir askeri çatışma, ABD’yi Tokyo’ya destek vermeye ve doğrudan Pekin’le karşı karşıya gelmeye zorlayabilir.

2- Güney Çin Denizi: Amerikalı siyasi yazar Robert Kaplan, Güney Çin Denizi’ni ‘Asya’nın kaynayan kazanı’ olarak nitelendiriyor. Bölge, Çin ile kıyıdaş ülkeler arasında sürekli bir gerilim alanı olmaya devam ediyor. Özellikle Tayvan, Filipinler, Malezya, Brunei, Endonezya ve Vietnam ile çeşitli anlaşmazlıklar bulunuyor. Pekin’in ‘dokuz çizgili hat’ olarak bilinen iddiasını ilan etmesi, fiilen bu denizin büyük bölümünü Çin’e ait geniş bir ‘Çin gölü’ gibi gördüğü anlamına geliyor. Bu nedenle küçük bir sürtüşmenin bile daha büyük bir krize dönüşme ihtimali bulunuyor. ABD de böyle bir durumda müdahale etmek zorunda kalabileceğini düşünüyor. Çünkü bu denizden trilyonlarca dolar değerinde ticari mal geçişi yapılıyor ve deniz tabanında petrol, doğal gaz ve değerli madenler gibi yine trilyonlarca dolar değerinde kaynak bulunduğu tahmin ediliyor.

Çin’in inşa ettiği ilk uçak gemisi ‘Liaoning’… Çin’in şu anda 3 uçak gemisi bulunuyor. (Arşiv – Reuters)Çin’in inşa ettiği ilk uçak gemisi ‘Liaoning’… Çin’in şu anda 3 uçak gemisi bulunuyor. (Arşiv – Reuters)

3- Tayvan: Çin, Tayvan’ın kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan ‘Tek Çin’ politikasından vazgeçmiş değil. Pekin yönetimi, Tayvan’ı er ya da geç ‘barışçıl yeniden birleşme’ yoluyla yeniden kendi yönetimine katmayı hedeflediğini söylüyor. Ancak Tayvan’ın bağımsızlık ilan etmesi ya da dış güçlerin anlaşmazlığa müdahale etmesi durumunda askeri güç kullanma ihtimalini de dışlamıyor.

Öte yandan ABD de ‘Tek Çin’ politikasını benimsediğini ifade ederek Çin Halk Cumhuriyeti’ni resmen tanıyor. Bununla birlikte Washington, Tayvan ile güçlü fakat resmî olmayan ilişkiler sürdürüyor. Amaç, mevcut statükoyu korumak ve taraflardan herhangi birinin tek taraflı adımlar atmasına karşı çıkmak. ABD ayrıca Tayvan’a savunma amaçlı askeri destek sağlıyor ve onu bir devlet olarak tanımadan uluslararası kuruluşlara katılımını destekliyor.

4- Kazara yaşanabilecek bir olay: ABD ile Çin arasında denizlerde veya hava sahasında meydana gelebilecek herhangi bir kazara olay, askeri bir sürtüşmeye ve çatışmaya, hatta daha geniş bir krize dönüşebilir. Bu bağlamda en hassas bölge dünyanın en büyük okyanusu olan Pasifik’tir. Pasifik, Çin ekonomisi için hayati bir geçiş yolu, adeta bir yaşam damarıdır. Çünkü bu bölgede seyrüsefer özgürlüğünün kısıtlanması, Çin’in ihracatını ve dolayısıyla genel ekonomik faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Ayrıca 15 Eylül 2021’de kurulan Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD arasındaki üçlü güvenlik ittifakı AUKUS’un da bu bağlamda önemli olduğu belirtiliyor. Bu ittifakın açık hedefi Hint-Pasifik bölgesini ‘açık ve serbest’ bir alan olarak korumak olsa da, bazı değerlendirmelere göre örtük hedeflerinden biri de Çin’in deniz yollarındaki hareket alanını mümkün olduğunca sınırlamak ve Pekin’in bölgesel nüfuzunu dengelemek.

Dünya izliyor

Açık olan şu ki Çin, geleneksel, nükleer ve elbette siber askerî kapasitesini güçlendirmek için yoğun çaba sarf etmesine rağmen, süren çatışmalar karşısında genellikle keskin ve doğrudan çatışmacı tutumlar almaktan kaçınmaya çalışıyor. Buna karşın Çin ile ABD arasındaki sert ekonomik rekabet devam ediyor ve giderek daha da yoğunlaşıyor. Bu durum doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Dünyanın birinci ve ikinci büyük ekonomileri gerçekten hiç karşı karşıya gelmeden yoluna devam edebilir mi?

 ABD destroyeri USS Delbert D. Black, Epic Fury Operasyonu kapsamında bir Tomahawk füzesi fırlatıyor. (Reuters)ABD destroyeri USS Delbert D. Black, Epic Fury Operasyonu kapsamında bir Tomahawk füzesi fırlatıyor. (Reuters)

Her ne kadar böyle bir çatışma ihtimali şu an için uzak görünse de iki ülke arasında gerilimi tetikleyebilecek noktaların sayısı oldukça fazla. Bu nedenle böyle bir senaryoyu tamamen dışlamak da mümkün görünmüyor. Özellikle Çin’in ABD’ye benzer bir jeopolitik strateji izlemeye karar vermesi durumunda risk daha da artabilir.

Bu noktada asıl soru şu: Nükleer güce sahip bu iki devlet, doğrudan askerî bir çatışmaya yol açabilecek gerilimleri azaltacak yollar bulabilecek mi? Çünkü böyle bir çatışma, yalnızca iki ülkeyi değil, açık veya örtülü biçimde taraf tutmuş başka ülkeleri de içine çekebilir. Üstelik dünya hâlâ bloklaşma ve kutuplaşma siyasetinden çıkabilmiş değil.

İşte asıl mesele de tam olarak bu…


Yeni Epstein belgeleri: Trump fuhuş ağında mıydı?

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
TT

Yeni Epstein belgeleri: Trump fuhuş ağında mıydı?

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)
Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunmuştu (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, Başkan Donald Trump'a yönelik cinsel istismar iddialarını içeren yeni Jeffrey Epstein belgelerini yayımladı.

Dokümanlar, FBI'ın adı gizli tutulan bir kadınla yaptığı ve daha önce yayımlanmamış üç görüşmenin kaydını içeriyor.

FBI ajanları kadınla Temmuz–Ekim 2019'da 4 görüşme yapmıştı. Ancak daha önce yayımlanan belgelerde sadece Temmuz 2019'daki ilk görüşmenin kayıtları paylaşılmıştı.

O görüşmede kadın, Güney Carolina'da yaşarken reşit olmadığı dönemde Epstein tarafından defalarca istismara uğradığını öne sürmüş fakat Trump hakkında herhangi bir iddiada bulunmamıştı.

Trump'a yönelik hangi iddialar var?

Yeni belgelerde FBI'ın yaptığı diğer üç görüşmenin kaydı da yayımlandı.

Ağustos-Ekim 2019'daki görüşmelerin ikincisinde kadın, 13 ila 15 yaşlarındayken Epstein'in kendisini "New York veya New Jersey'e arabayla ya da uçakla götürdüğünü" söylüyor.

1980'lerde yaşanan olayda kadın, "çok yüksek bir binaya" girdiklerini ve Epstein'in kendisini Trump'la tanıştırdığını belirtiyor.

Trump, herkesin odayı terk etmesini isteyip şunları söylemiş:

Sana küçük kızların nasıl davranması gerektiğini öğreteyim.

Bunun ardından Trump'ın kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddia ediliyor. O sırada çocuğun Trump'ı ısırdığı, bunun üzerine Trump'ın ona vurarak "Bu küçük sürtüğü alın defolup gitsin" diye bağırdığı aktarılıyor.

Kadın, buna ek olarak Trump'la Epstein'in birilerine şantaj yapma planlarına kulak misafiri olduğunu, Trump'ın "kumarhaneler aracılığıyla para aklamaktan bahsettiğini" duyduğunu ileri sürüyor.

FBI'yla yaptığı üçüncü görüşmedeyse kadın, Epstein veya Trump'la bağlantılı olduğunu savunduğu tehdit telefonları aldığını iddia ediyor.

Dördüncü görüşmede konuşmaların kayda alınmasından rahatsız olduğunu belirten kadın, söyledikleriyle ilgili bir şey yapılmayacağını düşündüğü için FBI'la daha fazla iletişime geçmek istemediğini belirtiyor.

FBI'ın iddialarla ilgili yürüttüğü soruşturmada ne sonuca varıldığı henüz bilinmiyor. CNN, New York Times ve Guardian'ın haberlerinde iddiaların doğrulanamadığına ve FBI'ın bugüne dek herhangi bir hukuki işlem başlatmadığına dikkat çekiliyor.

Beyaz Saray iddialara nasıl yanıt verdi?

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Guardian'a gönderdiği açıklamada iddiaları yalanladı:

Bu suçlamalar tamamen asılsızdır. Joe Biden yönetimindeki Adalet Bakanlığı'nın suçlamalardan haberdar olmasına rağmen 4 yıl boyunca hiçbir şey yapmaması da bunu kanıtlıyor. Çünkü onlar, Başkan Trump'ın kesinlikle hiçbir yanlış yapmadığını biliyordu. Defalarca söylediğimiz gibi, Epstein dosyalarının yayımlanmasıyla Başkan Trump tamamen aklanmıştır.

Trump, Epstein'in fuhuş ağıyla hiçbir ilgisi olmadığını, iş insanıyla irtibatını 2000'lerin ortasında sonlandırdığını öne sürmüştü.

Daha önce yayımlanan Epstein belgelerinde Trump'ın, 1990'larda Epstein'in özel jetiyle birkaç kez uçtuğu ortaya konmuş ancak Cumhuriyetçi lider iddiaları yalanlamıştı.

Dosyalar neden geç yayımlandı?

ABD Adalet Bakanlığı'ndan Trump dosyalarının neden geç yayımlandığına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Diğer yandan bakanlıktan perşembe günü yapılan açıklamada, bazı belgelerin eksik olduğu yönünde "kamuoyundaki iddiaların incelendiği" belirtilmiş, bunun üzerine "15 belgenin yanlışlıkla mükerrer olarak kodlandığının" tespit edildiği bildirilmişti.

Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'ndeki Demokratlar, Adalet Bakanlığı'nın Trump'a yönelik iddialara yer verilen belgeleri kasten yayımlayıp yayımlamadığının belirlenmesi için geçen hafta inceleme başlatmıştı.

Komite, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'yi Kongre'de ifade vermeye çağırmıştı. Bakanlık, Trump'la ilgili iddiaların bulunduğu belgeleri bu gelişmelerin ardından yayımladı.

Epstein olayı nedir?

18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla yargılanan Jeffrey Epstein, tutuklandıktan sonra nakledildiği New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Epstein'in iş ortağı ve eski sevgilisi Ghislaine Maxwell de kız çocuklarının fuhuş ağına katılmasını sağladığı gerekçesiyle Aralık 2021'de suçlu bulunmuş, Haziran 2022'de de 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Şimdiye dek açıklanan dava dosyalarında Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, dünyanın en zengin kişisi Elon Musk, Birleşik Krallık'ta prenslikten azledilen Andrew, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz, sinemacı Woody Allen ve filozof Noam Chomsky gibi ünlü isimler de yer almıştı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Guardian, USA Today, Reuters


İsrail ve Kürt örgütlerinin Tahran’a karşı planları neler?

PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
TT

İsrail ve Kürt örgütlerinin Tahran’a karşı planları neler?

PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)
PAK militanları, Erbil yakınındaki üste şubatta tatbikat düzenlemişti (Reuters)

İsrail, Tahran yönetimine karşı saldırıya geçmeleri için Irak'taki İranlı Kürtlerle önceden görüşmüş.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İsrail hükümetinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Tahran yönetimine muhalif Kürt örgütleriyle yaklaşık bir yıldır görüştüğünü söylüyor.

İsrail hükümetinin İran'a karşı olası bir askeri harekatta bu örgütlerden destek istediği belirtiliyor.  

Planlar kapsamında örgütlerin ilk hedefinin İran'ın Batı Azerbaycan Eyaleti'ndeki Uşnu ve Piranşehr kentlerini ele geçirmek olduğu aktarılıyor. Sözkonusu şehirler İran, Irak ve Türkiye sınırlarının kesiştiği noktaya yakın.

Kaynaklar, binlerce savaşçının Irak-İran sınırında toplandığını ve bir hafta içinde saldırıya geçmeyi planladığını savunuyor. Tahminlere göre bölgede 5 bin ila 8 bin arasında İranlı Kürt milis var. Reuters, bu bilgilerin bağımsız olarak doğrulanamadığını yazıyor.

Kürt yetkililer, milislerin sadece hafif silahlarla donatıldığını, ABD ve İsrail'in yardımıyla sınırdan ilerlemeyi hedeflediğini söylüyor.

İsrailli bir kaynaksa örgütlerin Tahran rejimini devirmesini beklemediklerini ancak İran Devrim Muhafızları'nın dikkatini dağıtmayı amaçladıklarını belirtiyor.

Aralarında Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), İran Kürdistanı Demokratik Partisi (İDP-K) ve Kürdistan Özgürlük Partisi'nin (PAK) de yer aldığı 5 muhalif örgüt, 22 Şubat'ta düzenlenen toplantıda "İran Kürdistanı Siyasi Güçleri İttifakı" adı altında bir koalisyon oluşturmuştu.

Türkiye Savunma Bakanlığı'ndan 5 Mart'ta yapılan açıklamada, PKK'nın İran koluna dikkat çekilerek şu ifade kullanılmıştı:

Terör örgütü PJAK’ın İran’da yürütttüğü faaliyetleri ve bölgedeki gelişmeleri devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak yakından takip etmekteyiz.

Öte yandan Reuters'ın irtibata geçtiği İsrailli yetkili, Iraklı Kürtlerin Tahran'a yönelik saldırılara katılmak istemediğine işaret ederek, onların desteği alınmadan İranlı Kürtlerin harekete geçmesinin zor olacağını belirtiyor.

Haberde, İran'daki Kürt örgütlerin sınır bölgelerindeki durumla ilgili İsrail ve ABD'yle istihbarat paylaştığı da ifade ediliyor. Örgütlerin saldırıya başlaması halinde Washington ve Tel Aviv'den hava savunma sistemleri, drone ve topçu desteği isteyeceği de aktarılıyor.

Analize göre örgütlerin amacı, Irak'taki modele benzer şekilde federal bir İran'da yarı özerk bir bölge kurmak.

New York Times'ın 4 Mart'taki haberinde, CIA'in İran savaşı başlamadan önce yürüttüğü gizli programla Irak'taki İranlı Kürt güçlerini silahlandırdığı yazılmıştı. Beyaz Saray ise iddiaları yalanlamıştı.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani, IKBY'nin "savaş ve felaketlerden uzak kalması için elimizden geleni yapacağız" demişti.

IKBY Başkanı Neçirvan Barzani de İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'yle 5 Mart'ta yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki rekabetin bir parçası olmayacaklarını dile getirmişti.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, aynı gün yaptığı açıklamada Irak'taki İranlı Kürt grupların sınırı geçip savaşa katılmasının "harika" olacağını söylemişti.

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel