Filistin yanlısı protestocular Westminster Köprüsü'nü kapattı

Protesto, Parlamento'nun tatilden dönmesinden önce düzenlendi

Grup, Birleşik Krallık'ın İsrail'e silah satışına son vermesi çağrısında da bulundu (Henry Nicholls/AFP)
Grup, Birleşik Krallık'ın İsrail'e silah satışına son vermesi çağrısında da bulundu (Henry Nicholls/AFP)
TT

Filistin yanlısı protestocular Westminster Köprüsü'nü kapattı

Grup, Birleşik Krallık'ın İsrail'e silah satışına son vermesi çağrısında da bulundu (Henry Nicholls/AFP)
Grup, Birleşik Krallık'ın İsrail'e silah satışına son vermesi çağrısında da bulundu (Henry Nicholls/AFP)

Filistin yanlısı yüzlerce protestocu cumartesi günü Birleşik Krallık'taki Westminster Köprüsü'nü kapatarak Gazze'de derhal ateşkes yapılması çağrısında bulundu.

Sisters Uncut, Black Lives Matter UK ve Filistin Gençlik Hareketi gibi taban örgütlerinden oluşan Özgür Filistin Koalisyonu (Free Palestine Coalition/FPC), yeni yılın ilk büyük gösterisinde yürüyüşün ardından oturma eylemi düzenledi.

Gösterinin yeri gizli tutulduktan sonra saat 10.00'da St. James's Park'taki bir çeşme buluşma noktası olarak ilan edildi ve protestocular öğle saatlerinde burada toplandı.

Protestocular ellerini kırmızıya boyayıp politikacıların yüzlerinin olduğu maskeler taktı (AFP)
Protestocular ellerini kırmızıya boyayıp politikacıların yüzlerinin olduğu maskeler taktı (AFP)

Metropoliten Polisi, X'te yayımladığı açıklamada şöyle belirtti:

Memurlar organizatörlerle konuşmaya çalıştı fakat öngörülen güzergah hakkında bizimle herhangi bir bilgi paylaşmadılar. Bu durum polis müdahalesini nasıl planladığımızı etkiliyor ve hızlıca müdahale edebilmemiz için Londra'nın merkezine daha fazla memurun konuşlandırılması gerektiği anlamına geliyor.

Polis memurları St. James's Park'taki çeşmede toplananları dağıtmaya çalıştı.

Burada birkaç kişinin gözaltına alınmasının ardından Westminster'a doğru yürümeye başlayan protestocular, Big Ben'in yanında polis memurları tarafından durduruldu.

Polis memurlarından oluşan büyük bir ekibin, gösterinin koalisyon tarafından henüz açıklanmayan bir sonraki yerine yürüyeceğini duyuran protesto liderlerini uzaklaştırdığı görüldü.

Kalan protestocular Birdcage Walk boyunca bir duvar oluşturan memurlara doğru itildi. Göstericiler "Yazıklar olsun" ve "Kime hizmet ediyorsunuz, kimi koruyorsunuz?" diye slogan attı. 

Nihayetinde protestocular Westminster Köprüsü'ne doğru ilerlese de birkaç düzine memur tarafından köprüye çıkmaları engellendi.

Ardından protestocuların çoğu yavaş yavaş oturma eylemine katılırken, polis üç taraftan onları çevreledi.

Bir gösterici şöyle dedi:

Ateşkes talep etmek hükümetimizin yapması gereken en asgari şey; Filistinlilerin her gün katledilmesine ve hastanelerin, okulların, camilerin, kiliselerin ve Gazze'deki tüm evlerin yüzde 70'inin daha fazla yıkılmasına son vermek için bu gerekli.

Kısa süre önce yapılan YouGov anketi Britanyalıların yüzde 76'sının ateşkesi desteklediğini göstermişti.

Protestocuların bir sözcüsü "FPC, Filistin'in siyasi bir öncelik olduğu ve işlerin her zamanki gibi devam edemeyeceğiyle ilgili Birleşik Krallık Hükümetine güçlü bir sinyal göndermek için Parlamento'nun dönüşünden önceye denk gelen bu tarihi seçti" dedi.

Metropoliten Polisi ise cumartesi günü öğleden sonra yaptığı açıklamada "Tüm protestocular halihazırda Westminster Köprüsü çevresindeki bölgeyi terk etti. Memurlar Londra'nın merkezindeki görevlerinin başında ve yeni gösterilere müdahale etmeye hazır" diye belirtti.

Independent Türkçe



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.