Modi, 2024 seçimlerine yoksullara destek ve Hindu milliyetçiğini canlandırarak hazırlanıyor

Tasarım: Eduardo Ramon
Tasarım: Eduardo Ramon
TT

Modi, 2024 seçimlerine yoksullara destek ve Hindu milliyetçiğini canlandırarak hazırlanıyor

Tasarım: Eduardo Ramon
Tasarım: Eduardo Ramon

Şakir Hüseyin

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 4 Kasım’da Orta Hindistan’da düzenlenen bir mitingde ülkenin 1,4 milyarlık nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ını besleyen gıda yardımı programının devam ettiğini duyurdu. Dünyanın en kalabalık ülkesinde ve beşinci büyük ekonomisinde gıda güvenliğinin sağlanması, Modi’nin siyasi hayatta kalması ve Hindistan Halk Partisi’nin (Bharatiya Janata Partisi-BJP) iktidarının devamı açısından hayati önem taşıyor.

Gerçek şu ki Hindistan, GSYİH’sı nispeten büyük olmasına rağmen kişi başına düşen gelir açısından dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor.

Hindistan’ın nominal GSYİH’sının 3,7 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor; bu da kişi başına düşen gelirin veya her kişinin kazandığı ortalama gelirin yaklaşık 2 bin 600 dolar olduğu anlamına geliyor. Bunu Bangladeş gibi bir ülkeyle karşılaştırdığımızda, Bangladeş’te kişi başına düşen ortalama gelirin biraz daha yüksek olduğunu, Suudi Arabistan Krallığı gibi bir ülkeyle karşılaştırdığımızda ise 2022’de kişi başına düşen ortalama gelirin 13 kat daha yüksek olduğunu görürüz. Zenginlik dağılımındaki keskin eşitsizliği hesaba kattığımızda yoksulluk sorunu daha da vahim hale geliyor.

Modi’nin garantisi

Kâr amacı gütmeyen kuruluş Oxfam, 2023 raporunda bu eşitsizliğe net bir şekilde dikkat çekti. Hindistan’ın en zengin yüzde 1’i 2021’de toplam servetin yüzde 40,5’inden fazlasına sahipken, nüfusun en fakir yüzde 50’sinin payı toplam servetin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturuyordu. Oxfam, Zenginlerin Hayatta Kalması: Hindistan’ın Hikayesi başlıklı raporunda ülkedeki milyarder sayısının 2020’de 102’den 2022’de 166’ya yükseldiğini belirtti.

“Modi’nin bir sonraki büyük mücadelesi 2024 ulusal seçimleri. Yoksullara gıda tahılı sponsorluğu yapmaya yönelik gıda yardımı programının devam ettiğinin duyurulması, güçlü bir adım olarak değerlendirilebilir.”

Ayrıca raporda açlık, işsizlik, enflasyon ve sağlık felaketleri gibi çoklu krizlere de vurgu yapıldı ve yoksulların hayatta kalmak için temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadıklarını açıklandı. Böyle bir durum sosyal ve politik açıdan patlayıcı olabilir ve Hindistan’ın iktidar partisi, yoksullar arasındaki tehlikeli hoşnutsuzluğun, ülkedeki siyasete hâkim olma yönündeki uzun vadeli hırslarına son verebileceğinin farkında.

Modi ve BJP için bir sonraki büyük mücadelenin 2024’teki ulusal seçimler olduğunu gözönüne aldığımızda, Yoksullara Gıda Tahılı Programı olarak bilinen gıda yardımı programının devam ettiğinin duyurulması, güçlü bir adım olarak değerlendirilebilir.

Modi, Chhattisgarh eyaletindeki bölgesel seçim mitinginde yaptığı konuşmada, “BJP hükümetinin önümüzdeki beş yıl boyunca 800 milyon yoksul insana bedava gıda tahılı sağlama planını genişletmesine karar verdi. Bu siyasi bir söz değil, Modi’nin garantisidir” ifadelerini kullandı. Bu da meseleyi son derece kişisel kılıyor.

Modi, 2014’te başbakan oldu ve Mayıs 2019’da ikinci dönem için seçildi. Bu yıllar boyunca, BJP’nin popülist siyasetiyle karşı karşıya gelemeyen bölünmüş bir muhalefetle Hindistan’daki siyasi sahneye hakim oldu. Bu iki seçim zaferi, partinin Hinduizm’i canlandırma yönündeki ana politikasından ve kalkınma vaadinden kaynaklanıyor.

Mutlu temel

On yıl boyunca BJP’nin başlıca siyasi ve ekonomik programları, ‘Müslümanların çoğunlukta olduğu Cemmu ve Keşmir bölgesinin özel statüsünün iptal edilmesi ve Uttar Pradeş’te 16. yüzyıldan kalma yıkık Babri Camii yerine devasa bir tapınak inşa edilmesi’ gibi adımlarla, çekirdek Hindutva (Hindu milliyetçisi) seçmen kitlesini mutlu etmeye odaklandı. Ayrıca bu programlar, muhalefete, partinin toplumsal kurumların otoritesi üzerindeki hakimiyetini zayıflatma izni vermiyor.

“Modi hükümeti otoyollar, havaalanları, demiryolları, limanlar, ticari bölgeler ve diğer altyapı tesislerinin oluşturulması için altyapı harcamalarını hızlandırdı.”

En savunmasız gruplara ayda 5 kg tahılın ücretsiz olarak dağıtıldığı gıda yardımı programı, Kovid-19 pandemisinin ardından 2020 yılında başlatılmış ve kısa aşamalarla uzatılmıştı. Resmi rakamlara göre, Aralık 2022’ye kadar olan yedi aşamada hükümetin mali maliyeti 3,9 trilyon rupinin (yaklaşık 47 milyar dolar) üzerinde gerçekleşti.

Yardım programının beş yıl uzatılması kesinlikle birçok Hinti, BJP’nin zaferinin daha fazla sosyal refah önlemlerine olanak tanıyacağı umuduyla Modi’ye oy vermeye teşvik edecektir. Ancak bu aynı zamanda uluslararası yatırımcılar tarafından büyük bir tüketici pazarı olarak görülen Hindistan’daki açlık ve yetersiz beslenmeyle ilgili önemli sorunlara da dikkat çekiyor. En azından bu tür önlemler, özellikle Hindistan ekonomisinde işsizliğin arttığı bir dönemde toplumsal huzursuzluğun hafifletilmesinde faydalıdır. Artan enflasyona ilişkin endişeler bu zorlukları artırıyor.

Modi hükümeti otoyollar, havaalanları, demiryolları, limanlar, ticari bölgeler ve diğer altyapı tesislerinin kurulması için altyapı harcamalarını hızlandırdı. Bu harcama çılgınlığı, Hindistan’ın ekonomik büyüme öyküsünü beslemeye yardımcı oluyor ve BJP yanlısı iş dünyası arasında geniş bir desteğe sahip. Ancak devasa altyapı harcamaları ve ekonomik kurtuluş planları yeterli iş fırsatları yaratmada başarısız oldu.

Hiç şüphe yok ki Hindistan borsası hızla büyüyor ancak portföy yatırımı Hindistan’ın ihtiyaç duyduğu milyonlarca işi yaratacak bir şey değil. Bloomberg’in 21 Kasım tarihli raporuna göre mevcut hisse senedi fiyatları da yüksek. Raporda, “Hindistan’daki şirket yöneticileri hisselerini inanılmaz bir hızla satarak bu yılın ilk 10 ayında 12 milyar dolar satış yaptılar. Investing 101’e göre bu, piyasanın aşırı değerli olduğunun açık bir işareti” ifadelerine yer verildi.

Tasarım: Eduardo Ramon
Tasarım: Eduardo Ramon

Borsada ne yaşanırsa yaşansın, reel ekonominin hoşnutsuzluğu giderek artan gençlere iş sağlaması gerekiyor. Bu gençlerin çoğu, tüketiciliğin ve modern yaşam tarzlarının taleplerinin daha fazlasını arzulayan istekli sınıflardan geliyor. Bu sınıfın maddi taleplerinin, bir miktar gıda yardımı ile yetinen yoksulların taleplerinden daha fazla olduğu açık. Bu genç kesimi üniversite eğitimi aldıktan sonra en önemli istekleri maaşlı işler, barınma, sağlık, özel arabalar ve sosyal güvenliktir. Birçoğu Batı ülkelerinde, özellikle de İngilizce konuşulan ülkelerde istikrarlı bir yaşam arayışı içinde göç etmeyi veya Körfez bölgesinin gelişen ekonomilerinde iş bulmayı arzuluyor.

Tapınak kağıtları

Üst kasttaki birçok Hindu, BJP tarafından benimsenen Hindutva ideolojisi, Hindu milliyetçiliği ile gurur duyuyor. Bunlar, sadece geniş bir seçmen tabanı oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda yoğun bir ses çıkarıyor ve kurumsal sektöre, medyaya ve hükümete hakimler. BJP’nin onları kendi tarafında tutması çok önemli.

“Gençlere yönelik yeterli fırsatların bulunmamasına ilişkin yaygın şikâyetlere rağmen Ayodhya şehrindeki Ram tapınağı projesinin yaklaşan genel seçimlerde BJP’ye verilen desteği artıracağı kesin.”

Gençlere yönelik yeterli fırsatların bulunmamasına ilişkin yaygın şikâyetlere rağmen Ayodhya şehrindeki Ram tapınağı projesinin yaklaşan genel seçimlerde BJP’ye verilen desteği artıracağı kesin. Bir zamanlar Babri Camii’nin bulunduğu alandaki tapınakta yapılan inşaat çalışmaları, Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin 2019 yılında alanı Hindulara verme kararı vermesinden bu yana hızla ilerledi. Hindu fanatikleri, Kongre Partisi’nin iktidarda olduğu 6 Aralık 1992’de camiyi yıkmıştı. Müslümanlar yapının restore edilmemes adaletsizliğinden memnun olmasalar da kararı kabul ettiler.

Modi, Ocak ayında Ayodhya’daki büyük tapınak törenine katılacak. Bu etkinliğin, Mayıs 2024’ten önce yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde medyada önemli ölçüde yer alması bekleniyor. Hindistan Başbakanı, hem Hint kitleler hem de diaspora topluluklarındaki Hindular arasında Hindu kimliğini güçlendirmesi beklenen bir sahnede ilahları Rama’nın heykelini taşıyacak. Binlerce rahip, profesyonel, iş adamı ve politikacının Ayodhya’da bir araya gelmesi bekleniyor. Raporlar, 22 Ocak’ta yapılması planlanan ana etkinliğe bazı yabancı liderlerin de davet edileceğini gösteriyor.

Uttar Pradeş eyaleti, parlamentodaki 543 sandalyenin 80’ine sahip ve bu da Hindistan’ı yönetmeyi uman her parti için büyük bir ödül. 240 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini Müslümanlar oluşturuyor.

Tapınak meselesi üzerindeki toplumsal kutuplaşma ve şiddet, BJP’nin ülke çapında sadece iki sandalye kazandığı 1984 genel seçimlerinden bu yana siyasi yükselişine yardımcı oldu.

Babri Camii’in yok olmasıyla BJP ve destekçileri, siyasetlerinin gerektirmesi halinde itimat edebilecekleri diğer iki tarihi cami (Varanasi’deki Gyanvapi Camii ve Mathura’daki Shahi Eidgah Camii) sorunuyla karşı karşıya kaldı. Parti aynı zamanda İslamofobi ile ilgili bir dizi konuyu da siyasi istismar amacıyla kızıştırıyor.

Altın Çağ’ın vaatleri

Ana muhalefet partisi Kongre Partisi’nin önümüzdeki seçimlerde Hindutva hareketinin hızla büyüdüğü BJP’ye karşı karşılaşacağı benzer bir durum yok. BJP’nin ikinci düzey radikal liderleri, bu olayda daha önce Kongre Partisi’ne yönelik organize grevler düzenlemişti. Tapınağın amacına ulaşma ve Hindu gururunu yeniden tesis etme konusunda onlara yakınlaşmıştı. Gerçekten de Kongre Partisi’nin yumuşak Hindutva’sı ve Babri Camii’nin yıkılmasının ardından çıkan uluslararası kargaşayı yönetmedeki diplomatik becerileri olmasaydı, radikal Hindutva’nın büyümeyeceğini kabul ediyorlar.

“Hindistan’daki dini kutuplaşmanın tapınak törenleri ve 2024 seçimlerine giden süreçte daha da artacağı kesin.”

Hindistan’daki dini kutuplaşmanın tapınak törenleri ve 2024 seçimlerine giden süreçte daha da artacağı kesin.

Tarihin ve geçmişin Hindutva mitleri ve yanılsamalarına tehdit oluşturan kısımlarının silinmesi, BJP’nin ‘kökleri geçmişin altın çağına dayanan görkemli bir gelecek’ vaatlerini güçlendirmek için hayati önem taşıyor. Üst sınıflar arasında böylesi bir milliyetçilik coşkusu varken, BJP’nin ideolojik annesi olan Ulusal Gönüllüler Derneği, geri ve alt sınıfları da görevlendirmeyi amaçlayan gruplar kurdu. Destekçileri arasında, radikal milis grubu olan Bajrang Dal, üyelerinin büyük bir kısmını alt tabakalardan kendisine çekiyor. Bajrang Dal, Müslümanlara yönelik bir dizi mafya cinayetine ve inek bekçilerinin saldırılarına karışmakla suçlanıyor. Fransız siyaset bilimci Christophe Jaffrelot, ‘Modi’nin Hindistanı: Hindu Milliyetçiliği ve Etnik Demokrasinin Yükselişi’ adlı kitabında, üyelerini mafya olarak nitelendirdi.

2047… Yeni Hindistan

Hindistan’ın düşük gelirli bir ülke olarak mevcut durumu, jeopolitik yarışta yüksek gelirli ülkeler kadar iddialı olamayacağı anlamına gelmiyor. Bugün önümüzdeki yirmi beş yıl boyunca Amrit Kaal olarak bilinen bir dizi ekonomik ve politik hedeften bahsediliyor. Bu hedef, Hindistan’ın Britanya’dan bağımsızlığının yüzüncü yılı olan 2047’ye kadar uzanıyor. Modi, geçen yıl 15 Ağustos Bağımsızlık Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, “Hindistan’ı önümüzdeki 25 yıl içinde gelişmiş bir ülkeye dönüştürmeliyiz” dedi.

“Modi, milliyetçi duyguları güçlendirmek için Hindistan’ın kölelik zihniyetinden ve sömürgeci zihniyetten kurtulmasından söz etmeye devam ediyor. BJP, iktidarını, gelecek yıl kazanması beklenen beş yılın ötesine uzatmaya çalışıyor.”

İddialı ekonomik hedeflere ulaşılmadan Yeni Hindistan’ın ortaya çıkmasının mümkün olmayacağına dair keskin bir farkındalık var. Hükümet, Hindistan’ın gayri safi yurt içi hasılasında Japonya ve Almanya’yı geçerek 2027 yılına kadar dünyanın üçüncü büyük ekonomisi haline gelmesini bekliyor. Bu konu, stratejik araştırma merkezlerinin resmi açıklamalarında ve tartışmalarında yer almaya devam ediyor.

FOTO: Nisan ayında Hindistan’ın Bihar eyaletinde aile planlaması kursuna katılmış kadınlar ve çocukları (AFP)
Nisan ayında Hindistan’ın Bihar eyaletinde aile planlaması kursuna katılmış kadınlar ve çocukları (AFP)

Modi ayrıca, milliyetçi duyguları güçlendirmek için Hindistan’ın kölelik zihniyetinden ve sömürgeci zihniyetten kurtulmasından da söz ediyor. BJP, iktidarını gelecek yıl kazanması beklenen beş yıllık dönemin ötesine uzatmaya çalışıyor. Partinin politikası, sürekli olarak ‘Hindu üstünlüğü’ fikrini teşvik ederek, Ulusal Gönüllüler Birliği ve şubelerinin faaliyet gösterdiği savaş kuralına göre ilerliyor.

BJP’nin belirttiği hedefler arasında Hindistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) daimi üyeliği de yer alıyor. Partinin karmaşık mücadelesi, medya söyleminin kontrol edilmesini ve diğer siyasi partilerin ve muhalefet seslerinin bastırılmasını içeriyor. Yoksulların yiyecek kıtlığı nedeniyle protesto yapması uygun görülmezken, orta ve alt orta sınıfın kriket, eğlence ve profesyonel uğraşlarla yeterince meşgul olması gerekiyor. BJP’yi her zaman endişelendiren şey, muhalefetin yoksulluğu istismar edebilmesidir. Her ne kadar BJP siyasi muhalefeti yönetebilmiş olsa da ancak 2021’de aşağılayıcı bir geri çekilmede bulunmak zorunda kaldı. O dönemde özellikle Pencap’ta benzeri görülmemiş çiftçi protestoları, hükümeti tartışmalı üç yeni tarım yasasını geri çekmeye zorlamıştı.

Hangi dış politika?

BJP’nin uzun vadeli iç gündemini ilerletmesi için elverişli bir dış ortam yaratmak çok önemlidir. Ancak dış politikada başarının sağlanması diğer ülkelerin işbirliğine bağlıdır.

Ama beklenmedik dönüşler meydana gelebilir. Öyle ki Kanada’nın, Hindistan hükümeti ajanlarının Kanada’daki ayrılıkçı bir Sih liderinin öldürülmesine karıştığı yönündeki suçlamalarının ardından, bu yıl Hindistan’ın Kanada ile ilişkilerinde bir kriz yaşandı.

Öte yandan Kovid-19 salgını, Hindistan’da büyük ekonomik sıkıntıya neden olan ani bir şoktu.

“Batılı olmayan ülkelerin çoğu, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesi ve Gazze halkına karşı soykırım yapması sorununu ele alabilir. Ancak Hindistan, ılımlı da olsa İsrail’i eleştiremiyor.”

Haziran 2020’de Ladakh bölgesinde Hint ve Çinli askerler arasında çıkan kanlı kavgada en az 20 Hint askeri ve 4 Çinli asker hayatını kaybetti. Şiddetli çatışma gerilimin artmasına ve sınır bölgesine büyük askeri takviyelerin yapılmasına yol açtı. Ardından 2022’de Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan çatışma patlak verdi ve Hindistan’daki politika yapıcılar için pek çok ekonomik ve dış politik belirsizlik ortaya çıktı.

Hindistan’ın dış politika yapısı, Batı’nın Hindistan’ın geleneksel müttefiki Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşa ilişkin Batılı taleplerle baş etmekte zorlanıyor. Batı, son yıllarda teknoloji, finans, silah ve ihracat pazarları açısından ABD öncülüğündeki Batı’ya giderek daha bağımlı hale gelen Hindistan üzerinde nüfuzunu artırdı. Hindistan dış politikasının karşı karşıya olduğu son zorluk, daha geniş İsrail- Filistin çatışması çerçevesinde ortaya çıkan İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşıdır.

Onlarca yıldır Hindistan’ın Filistin davasını desteklediği görülüyor, ancak artık İsrail’le derin askeri, güvenlik ve ticari bağları var. Hindistanlı elitler, açıkça İsrail yanlısıdır. İsrail’in binlerce Filistinli çocuk ve kadını öldürmesi küresel çapta kınanmasına rağmen, Hint medyası sanki İsrail askeri sözcüsü gibi davranıyor.

Batılı olmayan ülkelerin çoğu, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesi ve Gazze halkına karşı soykırım yapması sorununu ele alabilir. Ancak Hindistan, ılımlı da olsa İsrail’i eleştiremiyor.

Bu politikanın, Hindistan’ın Arap ve Müslüman nüfus arasındaki imajının yanı sıra dış ilişkileri üzerinde de geniş kapsamlı etkileri olabilir. Bunun yanı sıra etkisi, Hindistan’ın iç politikasında da hissedilecek.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafınan Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
TT

Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)

Polonya, Rusya'yı Batı'ya karşı "hibrit savaş" olarak nitelendirdiği bir politika kapsamında, Belarus'tan kaynaklanan yeraltı tünelleri aracılığıyla Avrupa'ya göçmen göndermekle suçladı. Telegraph gazetesi, Polonyalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Alexander Lukashenko liderliğindeki Belarus'un bu tünelleri tasarlamak ve kazmak için Ortadoğu'dan "son derece deneyimli" uzmanlar görevlendirdiğini bildirdi.

Askeri uzmanlar, tünel inşaatında uzmanlaşmış Hamas, Hizbullah, Kürt grupları veya DEAŞ gibi Ortadoğu gruplarının bu tasarımın arkasında olabileceğini öne sürdüler.

Bu taktik, Moskova ve Minsk'in Polonya'nın doğu sınırına uyguladığı baskıda yeni bir gerilimi temsil ediyor; bu sınırda on binlerce göçmeni sınırın ötesine geçirme girişimleri defaatle yaşandı.

Araştırmacı Lynette Nussbacher, Lübnan ve Gazze'deki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İran destekli grupların desteğinin "muhtemel" olduğunu belirtti. Diğer uzmanlar da olasılıkların çok sayıda olduğunu ve sorumluluğun kesin olarak belirlenemeyeceğini düşünüyorlardı.

Podlaskie'deki Sınır Muhafız birliğinden Yarbay Katarzyna Zdanovich, 2025 yılında dört tünel keşfedildiğini belirterek, termal kameralar ve sensörler de dahil olmak üzere gözetim sistemlerinin, yer altında bile sızma girişimlerinin tespit edilmesine olanak sağladığını vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Aralık ayında Polonya'nın doğusundaki Narewka köyü yakınlarında en büyük tünellerden biri keşfedildi. Çoğunluğu Afganistan ve Pakistan'dan olmak üzere 180 göçmeni geçirmek için kullanılmış olan tünelden çıkanların çoğu yakalandı. Yaklaşık 1,5 metre yüksekliğindeki tünelin Belarus tarafındaki girişi bir ormanın içinde gizlenmişti. Tünel, Belarus'a yaklaşık 50 metre, Polonya'ya ise 10 metre uzanıyordu ve çökmesini önlemek için beton desteklerle güçlendirilmişti.

Varşova, bu eylemlerin Batı'yı Ukrayna'ya verdiği askeri destekten dolayı cezalandırmak ve Kiev hükümetine olan desteği zayıflatmak amacıyla yapıldığını savunarak, nihai sorumluluğu Belarus rejimine yüklüyor.

Ukrayna'nın 2022'deki işgalinden önce bile Belarus, Polonya'ya giden göçmenler için bir başlangıç ​​noktası olarak kullanılmış ve bu durum Polonya'nın yüzlerce kamerayla donatılmış 200 kilometrelik bir çit inşa etmesine yol açmıştır.

Polonya ayrıca Rusya'yı insansız hava araçları (İHA) kullanarak sabotaj saldırıları düzenlemek ve kaçak mal taşıyan balonlarla havada kaos yaratmakla suçluyor.

Polonya tünelleri tespit etme ve imha etme yeteneğini koruyor, ancak bir tünel kapatılır kapatılmaz yenilerinin ortaya çıkacağından endişe ediyor. Bu durumu, AB sınırlarına yönelik sistematik bir baskı kampanyası olarak nitelendiriyor.


İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe