Ekvador'da ne oluyor?

Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
TT

Ekvador'da ne oluyor?

Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)

Yanlarında patlayıcı taşıyan silahlı çete üyeleri, Salı günü ülke çapındaki mafya şiddeti dalgası sırasında Ekvador'da bir televizyon kanalına canlı yayın esnasında baskın düzenledi. Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, ordunun takip edeceği 22 çeteyi “terör örgütü” olarak tanımladı. Çarşamba günü polis, devletin bu çetelere karşı yürüttüğü mücadelede 70 şüphelinin tutuklandığını duyurdu.

Televizyona baskın

Geçtiğimiz Salı günü TC TV’de öğleden sonra haber canlı yayını başladığı sırada silahlı çete mensupları stüdyoya baskın düzenleyerek en az 15 dakika boyunca tehdit ve gözdağında bulundu.

İlk başta yayının ortasında silahlı bir adam belirdi, sonrasında tüfek taşıyan başka bir şahıs, ardından ise diğerleri geldi. Arkada programın ismi “Haberlerin Ardından” yazdığı sırada yayın çalışanları sete getirilerek yere yatırıldı. Çığlıkların ardından silah sesleri duyuldu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığı habere göre saldırganlardan birinin “Canlı yayındayız, yani mafyayla oynayamayacağınızı biliyorsunuz” dediği duyuldu.

FOTO: Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesinin ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezinin önünde devriye geziyor (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesinin ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezinin önünde devriye geziyor (AFP)

Maskeli saldırganların ellerindeki tüfekleri haber çalışanlarına doğrulttukları görülürken içlerinden biri ise “Ateş etmeyin!” diyerek aman diledi. Yaklaşık 15 dakika sonra yayın durdu.

TC TV Haber Departmanı Başkanı Alina Manrique'ye yere oturması emredildi. AP’ye konuşan Manrique, “Silahı kafama doğrulttukları sırada hayatımı, çocuğumu düşündüm” ifadelerini kullandı.

Saldırganlardan bazılarının polis tarafından çevrelendiklerini anlayınca stüdyodan kaçarak saklanmaya çalıştıklarını belirten Manrique, “Hala şoktayım. Her şey yerle bir oldu. Tek bildiğim bu ülkeyi terk edip çok çok uzaklara gitme zamanının geldiği.

Olayın ardından TC TV kanalının genel merkezinden ayrılan insanlar (AFP)
Olayın ardından TC TV kanalının genel merkezinden ayrılan insanlar (AFP)

Gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybeden olmadı. Polis ekipleri televizyon istasyonuna girerek saldırganları etkisiz hale getirdi. Bu şahıslar terör suçundan suçlu bulunmaları halinde 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilirler.

Ekvador'un sahil kenti Guayaquil'deki televizyon kanalına yapılan benzeri görülmemiş bu saldırı, bir dizi başka saldırı ve polis memurlarının kaçırılması ardından kaydedildi. Öncesinde ise ülkenin en güçlü çete liderlerinden ikisi hapishaneden kaçtı.

Saldırılarını yoğunlaştıran çeteler rehin alıyor

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Çarşamba günü Ekvador, ön verilere göre en az 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan benzeri görülmemiş bir güvenlik krizinin üçüncü gününe girdi.

Şüpheliler, aynı gün stüdyoda polis tarafından tutuklandı (AFP)
Şüpheliler, aynı gün stüdyoda polis tarafından tutuklandı (AFP)

Çetelerin bu üç gün içindeki yoğun saldırıları arasında, Pazartesi gecesi Ulusal Adalet Divanı Başkanı’nın evinin yakınlarında düzenlenen bombalı saldırı ve dört polis memurunun kaçırılması da yer alıyor. Polis, başkent Kito'da bir memurun, Quevedo şehrinde ise üç memurun kaçırıldığını bildirdi.

Yetkililer, çoğunlukla uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı şiddet olaylarındaki artıştan sorumlu olduğu düşünüle Los Choneros çetesinin Meksika'nın Sinaloa Karteli ile bağları olduğunu söylüyor.

Foto: Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın Los Choneros suç çetesinin lideri Adolfo Macias'ın ortadan kaybolması ardından ülkede 60 günlük olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesi sonrasında 9 Ocak’ta Guayaquil’de yanan bir otobüs (Reuters)
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın Los Choneros suç çetesinin lideri Adolfo Macias'ın ortadan kaybolması ardından ülkede 60 günlük olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesi sonrasında 9 Ocak’ta Guayaquil’de yanan bir otobüs (Reuters)

Mahkumlar, Ekvador'daki en az beş hapishanede 130'dan fazla gardiyan ve diğer personeli rehin tutuyor. Sosyal medyada yayınlanan videolar, rehinelerin maskeli mahkumlar tarafından bıçakla tehdit edildiğini gösterdi. Salı günü, en az iki gardiyanın vurularak ve asılarak infaz edildiğini gösteren yeni görüntüler yayıldı.

İki mafya lideri kaçtı

Hükümet, yetkililerin Fito olarak bilinen Los Choneros lideri Macias'ın Pazar günü düşük güvenlikli bir hapishanedeki hücresinde kayıp bulunduğunu duyurması ardından en az 30 saldırı gerçekleştiğini söyledi. O gün Fito'nun yüksek güvenlikli bir tesise nakledilmesi planlanmıştı.

10 Ocak’ta ülkede OHAL devam ederken başkent Kito’da Carondelet Sarayı'nın önünde nöbet tutan güvenlik güçleri (AFP)
10 Ocak’ta ülkede OHAL devam ederken başkent Kito’da Carondelet Sarayı'nın önünde nöbet tutan güvenlik güçleri (AFP)

Ekvadorlu yetkililer Salı günü yaptıkları açıklamada, Los Lobos grubundan bir başka çete lideri Fabricio Colon Pico'nun da Riobamba kasabasındaki bir hapishaneden kaçtığını duyurdu. Adam kaçırma soruşturması kapsamında Cuma günü tutuklanan Colon Pico, ülkenin önde gelen savcılarından birini öldürmeye teşebbüsle de suçlanıyor.

Fito’nun nerede olduğu henüz bilinmiyor. Savcılar soruşturma başlatırken bu hususta iki gardiyan suçlanıyor. Ancak ne polis, ne ceza infaz sistemi ne de federal hükümet, mahkumun tesisten kaçıp kaçmadığını veya saklanıyor olabileceğini doğrulamadı.

Foto: Ekvador Silahlı Kuvvetleri tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, çete lideri Macias, 12 Ağustos 2023'teki bir operasyon sırasında Guayaquil’deki 8 Nolu Bölge Hapishanesi’nde maksimum güvenlikli alana naklediliyor (AFP)
Foto: Ekvador Silahlı Kuvvetleri tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, çete lideri Macias, 12 Ağustos 2023'teki bir operasyon sırasında Guayaquil’deki 8 Nolu Bölge Hapishanesi’nde maksimum güvenlikli alana naklediliyor (AFP)

Fito, Şubat 2013'te yüksek güvenlikli bir tesisten kaçmış, ancak haftalar sonra tekrar tutuklanmıştı. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve organize suçtan hüküm giyen Fito, Guayaquil limanındaki La Regional hapishanesinde 36 yıl hapis cezası çekti.

Vito, geçen yıl merkezci başkan adayı Fernando Villavicencio'ya (59) suikast düzenlemekle suçlanmıştı. Villavicencio, cinayetten önce kendisinin ve seçim kampanyası ekibinin, cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Los Choneros liderinden ölüm tehditleri aldığını açıklamıştı.

Villavicencio’nun ülkedeki uyuşturucu kaçakçılığını araştıran eski bir gazeteci olduğu biliniyor.

Foto: OHAL’in devam ettiği Kito’da El Labrador metro istasyonunda 10 Ocak’ta güvenlik güçleri devriye geziyor (AFP)
OHAL’in devam ettiği Kito’da El Labrador metro istasyonunda 10 Ocak’ta güvenlik güçleri devriye geziyor (AFP)

Güvenlik önlemleri artırıldı

Kasım ayında ülke tarihinin en genç lideri olarak iktidara gelen ve ülkesine barış ve istikrar getirme sözü veren Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa (36), canlı yayına yapılan baskının hemen ardından Salı günü bir kararname yayınladı. Kararnamede, şiddet mağduru Ekvador'un iç silahlı çatışmaya girdiği belirtildi. Analistler bunun ülkenin geleceği açısından bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor. Ecuador Times’ın belirttiğine göre, Salı günü saat 16:00'dan sonra Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenliği Konseyi kuruldu.

Reuters'in haberine göre Başkan Noboa, Radio Canela’ya verdiği demeçte, “Savaş halindeyiz, bu terörist gruplar karşısında teslim olamayız” ifadelerini kullandı.

Foto: Ekvador Devlet Başkanlığı Basın Ofisi tarafından yayınlanan görüntüde Noboa, önde gelen uyuşturucu karteli liderinin 8 Ocak’ta Guayaquil’daki bir hapishaneden kaçması ardından hapishane sistemi dahil olmak üzere tüm ülkede OHAL ilan ediyor (AFP)
Ekvador Devlet Başkanlığı Basın Ofisi tarafından yayınlanan görüntüde Noboa, önde gelen uyuşturucu karteli liderinin 8 Ocak’ta Guayaquil’daki bir hapishaneden kaçması ardından hapishane sistemi dahil olmak üzere tüm ülkede OHAL ilan ediyor (AFP)

Başkan Noboa, Fito’nun hapishaneden kaçışından bir gün sonra Ekvador'da OHAL ilan etti. Başkan Noboa tarafından ilan edilen OHAL, Ekvador genelinde güvenliğin yeniden sağlanması taahhüdünü içeriyor. 60 gün sürecek OHAL kapsamında ordu, gece sokağa çıkma yasağıyla sokaklarda ve hapishanelerde düzeni sağlama yetkisine sahip.

Salı günü Başkan Noboa, isimlerinin kapsamlı bir listesini sunduğu tüm suç gruplarının etkisiz hale getirilmesi emrini verdi. Noboa’nın yayınladığı, ülkede faaliyet gösteren 20 uyuşturucu kaçakçılığı çetesini terörist olarak sınıflandıran kararnamede, silahlı kuvvetlerin insan haklarına saygılı bir şekilde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Foto: Ekvador Devlet Başkanı Noboa, 9 Ocak’ta Kito’daki Hükümet Sarayı'nda Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenlik Konseyi ile toplantı düzenledi (EPA)
Ekvador Devlet Başkanı Noboa, 9 Ocak’ta Kito’daki Hükümet Sarayı'nda Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenlik Konseyi ile toplantı düzenledi (EPA)

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) aktardığına göre, silahlı kişilerin düzenlediği canlı yayın baskını ardından yetkililer Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, Ekvador polisinin suç çeteleriyle mücadele sırasında 70 şüpheliyi tutukladığını aktardı.

Polis, ülke genelinde yürütülen operasyonlarda silah, mühimmat, patlayıcı, yangın çıkarıcı cihaz ve araçlara el konulduğunu açıkladı. Çete üyeleri tarafından kaçırılan üç polis serbest bırakılırken firar eden 17 mahkum ise tutuklandı.

FOTO: Ekvadorlu polis memurları, TC TV stüdyosuna baskın yapan tutukluları ifşa etti (Reuters)
Ekvadorlu polis memurları, TC TV stüdyosuna baskın yapan tutukluları ifşa etti (Reuters)

Başkan Noboa'nın Salı günü geç saatlerde çetelerle mücadele çabaları kapsamında güvenlik kabinesi ile görüşmesi ardından Ekvador Silahlı Kuvvetler Ortak Komutanlığı Başkanı Amiral Jaime Vela Erazo, gazetecilere verdiği demeçte, bu saldırıların çetelerin hükümetin kendilerine yönelik hamlelerine verdiği tepkileri temsil ettiğini söyledi.

Bu saldırıları ülke tarihinde ‘eşi benzeri görülmemiş’ şeklinde nitelendiren Jaime Vela, “Mafya, halkı korkutmak için bir şiddet dalgası başlattı. Tüm bu çeteler artık birer askeri hedef” vurgusunda bulundu.

Başkan Noboa, ülkedeki şiddet dalgası hakkında açıklamalarda bulunmak üzere 10 Ocak'ta Kito’ya geldiğinde, Ekvador ordusu üyeleri Radio Canela istasyonu yakınındaki bir sokağı koruyordu (EPA)
Başkan Noboa, ülkedeki şiddet dalgası hakkında açıklamalarda bulunmak üzere 10 Ocak'ta Kito’ya geldiğinde, Ekvador ordusu üyeleri Radio Canela istasyonu yakınındaki bir sokağı koruyordu (EPA)

Ekvador’da Pazartesi gecesinden bu yana saldırılar düzenleniyor. Canlı yayında kaydedilen saldırı ise ülke genelinde binlerce evde canlı izlendi.

Merkezi New York’ta bulunan Dış İlişkiler Konseyi'nde siyasi analist Will Freeman, “Televizyona yapılan bu baskın bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı. Ekvador'daki çetelerin Villavicencio'ya suikast düzenlediğini, hükümet binalarının önünde bombalı araçları patlattığını hatırlatan Freeman, Salı günkü olayların şiddette yeni bir zirveye işaret ettiğini belirtti.

Çetelerin kalesi Guayaquil'de Polis Şefi, şiddet olaylarının 8 ölüm ve 3 yaralanmayla sonuçlandığını aktardı. Komşu Napo ilinde ise 2 polis memuru silahlı suçlular tarafından vahşice öldürüldü.

FOTO: Devlet Başkanı Noboa’nın 9 Ocak’ta Kito’da ülkenin bir iç silahlı çatışma durumunda olduğunu duyurması ardından Ekvador Başkan Yardımcısı'nın konutundaki çalışanlar binayı tahliye ederken güvenlik güçleri ise ana meydan ve başkanlık sarayı çevresini kordon altına aldı (AFP)
Devlet Başkanı Noboa’nın 9 Ocak’ta Kito’da ülkenin bir iç silahlı çatışma durumunda olduğunu duyurması ardından Ekvador Başkan Yardımcısı'nın konutundaki çalışanlar binayı tahliye ederken güvenlik güçleri ise ana meydan ve başkanlık sarayı çevresini kordon altına aldı (AFP)

Guayaquil'de oteller ve restoranlar kapanırken askeri araçlar ise sokaklarda devriye geziyor. Başkent Kito’da mağazalar ve alışveriş merkezleri erken kapanıyor.

Akşam saatlerinde Milli Eğitim Bakanlığı, tedbir amacıyla ülkedeki tüm okulların kapatılmasını talep etti.

Güvenlik güçleri, Pazar gününden bu yana çeşitli cezaevlerinde gerçekleştirdiği müdahale operasyonlarının fotoğraflarını yayınladı. Görüntülerde yüzlerce mahkumun iç çamaşırlarıyla, elleri başlarında yerde yattığı görüldü.

FOTO: Ekvador Deniz Piyadeleri, Guayaquil'deki Litoral Bölge Hapishanesi’nde sorun çıkaranları tutukladı, 8 Ocak (EPA)
Ekvador Deniz Piyadeleri, Guayaquil'deki Litoral Bölge Hapishanesi’nde sorun çıkaranları tutukladı, 8 Ocak (EPA)

Yıllar süren şiddet

AFP’nin haberine göre, birkaç yıla kadar çoğu sokak çetesi olan Ekvador'daki suç çeteleri, dünya çapında şubeleri olan şiddet yanlısı uyuşturucu kaçakçılığı aktörlerine dönüştü. Zirâ Ekvador, komşu Peru ve Kolombiya'da üretilen kokainin ihracatı için önemli bir varış noktası haline geldi.

Ekvador, Meksika ve Kolombiyalı çetelerle bağlantılı rakip çetelerin hakimiyetlerini genişletme çabası nedeniyle yıllardır şiddete tanık oluyor.

FOTO: OHAL devam ederken Ekvador Ulusal Polisi üyeleri ise 10 Ocak’ta Kito’nun kuzeyindeki bir metro istasyonunun girişinde nöbet tutuyor (AFP)
 OHAL devam ederken Ekvador Ulusal Polisi üyeleri ise 10 Ocak’ta Kito’nun kuzeyindeki bir metro istasyonunun girişinde nöbet tutuyor (AFP)

Güney Amerika'nın Pasifik kıyısında, Peru ile Kolombiya arasında yer alan ve dünyanın en büyük kokain üreticisi sayılan Ekvador, son yıllarda önemli bir uyuşturucu geçiş noktası haline geldi. Ülkeyi saran şiddetin çoğu, uyuşturucu çetelerinin limanları ve kaçakçılık yollarını kontrol altına almak amacıyla birbirleriyle ve hükümetle savaşması sonucu ortaya çıkıyor.



Münih Güvenlik Konferansı: ABD’nin izolasyonist yaklaşımı Avrupa'yı uyandırdı

Görsel: Al-Majalla
Görsel: Al-Majalla
TT

Münih Güvenlik Konferansı: ABD’nin izolasyonist yaklaşımı Avrupa'yı uyandırdı

Görsel: Al-Majalla
Görsel: Al-Majalla

Tarık Raşid

Avrupalı liderler, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana süren eski dünya düzeninin sona erdiğini ilan etmek ve bireysel uluslararası güç ve çıkarların hakim olduğu, ittifakları ve kolektif eylemi reddeden yeni bir düzenin ortaya çıkmaya başladığını duyurmak veya bu konuda uyarmak için adeta birbirleriyle yarıştılar.

Münih Güvenlik Konferansı'nda, komadaki bu dünya düzeni için ağıtlar yakıldı. Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen ve çoğu Avrupa'dan olmak üzere dünyanın dört bir yanından 50'den fazla devlet ve hükümet başkanının katıldığı konferansın 62. oturumu gerçekleştirildi. Katılımcılar, Atlantik'in iki yakası arasındaki güvenin aşındığına tanıklık ederken bu anın bir dönüm noktası olduğu konusunda hemfikirdiler.

Avrupalı liderlerin üzerinde anlaştıkları en önemli noktalar, ABD'ye olan bağımlılıktan kurtulma ve Washington ile dostluk ve koordinasyondan ödün vermeden bağımsız bir rota çizmeye başlama gerekliliğiydi. Aynı zamanda, ABD’nin koruması altında kalmaktan ve kaçınılmaz coğrafi konumları nedeniyle birlikte yaşamaktan başka çareleri olmadığını kabul ettikleri Rusya'dan korkmaktan kurtulacakları bir nükleer şemsiye kurmayı da kararlaştırdılar.

2026 Münih Güvenlik Raporu'na göre G7 ülkelerinin vatandaşlarının sadece küçük bir yüzdesi, mevcut hükümetlerinin politikalarının gelecek nesilleri daha iyi bir konuma getireceğine inanıyor. Hem iç hem de dış siyasi yapılar, aşırı bürokratik ve vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için reform veya uyum sağlayamayan yapılar olarak görülüyor.

Raporda, ABD Başkanı Donald Trump, mevcut kuralları ve kurumları kasıtlı olarak zayıflatan bir kampanya yürütmekle açıkça suçlanıyor. Trump'ın destekçileri için, Washington'ın ‘buldozer politikası’, kurumsal çıkmazları aşmanın ve uzun süredir devam eden sorunlara çözüm bulmanın bir yolu. Trump yönetiminin NATO'nun savunma harcamalarını artırması ve İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanması için baskı yapması da bunu kanıtlıyor.

Bu yaklaşımın güvenlik, refah ve özgürlüğü teşvik eden politikalar uygulamaya koyma yeteneğini sorgulayan rapor, dünyanın koşullu anlaşmalarla yönetilen bir sistemin ortaya çıkmasına tanık olabileceği konusunda uyarıyor.

Ancak rapor, bu yaklaşımın güvenlik, refah ve özgürlüğü teşvik eden politikalar uygulamaya koyma yeteneğini sorguluyor ve dünyanın, özel çıkarların kamu çıkarlarının üzerinde olduğu ve ilkelere dayalı küresel kurallar ve iş birliğine başvurmak yerine bölgesel güçlerin hakim olduğu, duruma göre değişen anlaşmalarla yönetilen bir sistemin ortaya çıkmasına tanık olabileceği konusunda uyarıyor. Raporda, bu sistemin, yıkım politikasına umut bağlayanlara değil, yalnızca güçlü ve zenginlere hizmet edeceği için, savunucularına ters tepeceği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ABD yönetiminin mevcut uluslararası düzenin temel direklerinden geri çekilmesinin, özellikle Avrupa, Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu gibi hükümetlerin uzun süredir ‘Amerikan barışı’ şemsiyesine güvenen çeşitli bölgelerde yansımaları oldu. Küresel ticaret, kalkınma ve insani yardım başta olmak üzere birçok alan da bu durumdan etkilendi.

Raporda, Washington'ın kademeli olarak geri çekilmesi, Ukrayna'ya verdiği desteğin sallantıda olması ve Grönland hakkındaki açıklamalarının Avrupa'nın güvensizlik duygusunu beslediği ve ABD'nin Avrupa güvenliğine yaklaşımının güvence verme, şart koşma ve zorlamanın harmanlanması olduğu vurgulandı.

Bu karışık sinyallerle karşı karşıya kalan Avrupa ülkeleri, ABD ile iyi ilişkiler sürdürmek ve daha fazla bağımsızlık için hazırlık yapmak arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Avrupalılar, Washington'ın Çin'in nüfuzunu sınırlama çabalarının ciddiyetine şüpheyle yaklaşırken son dönemdeki bazı politikalarının bu hedefle çeliştiğini düşünüyor. Hatta Washington’ın müttefiklerine destek vermektense Pekin ile anlaşmalara öncelik vereceğinden korkuyorlar.

fvfrvf
Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'nın son gününde Bayerischer Hof Hoteli’nin genel görünümü, 15 Şubat 2026 (Reuters)

Raporda, Trump yönetiminin, Washington’ın kendisinin oluşturulmasına katkıda bulunduğu küresel ticaret kurallarını, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı geniş kapsamlı gümrük vergileri uygulayarak açıkça terk ettiği ve Çin pazar bozucu uygulamalarına devam ederken, ‘Önce Amerika’ ilkesine hizmet eden ikili anlaşmalar yapmak için ekonomik baskı uyguladığı, ABD’nin birçok uluslararası kuruluştan çekilmesinin, bu kuruluşlar için varoluşsal krizlere yol açtığı iddia ediliyor.

Bu değişiklikler, küresel düzene karşı çıkan birçok tarafı, ABD'ye bağımlılıktan kurtulmanın yollarını aramaya itti. Raporda, bunun özellikle Avrupa'da yeniden keşif için maliyetli yatırımlar gerektirse de, uluslararası kuralların ve normların yaygın olarak yok edilmesi politikalarından daha fazla halkın beklentilerini karşılayabileceği sonucuna varılıyor.

Marco Rubio'nun uzlaşmacı konuşması

Ancak, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun konferanstaki konuşmasında kullandığı dil, geçen yılki konferansta Avrupalıları şok eden ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in kullandığı dilden daha uzlaşmacı görünüyordu. Vance, Avrupalıları medyaya aşırı kısıtlamalar getirerek ifade özgürlüğünü kısıtlayan ülkeler haline gelmek üzere oldukları ve kıtanın kapılarını yasadışı göçe karşı, Avrupa'ya yönelik asıl tehdidin Rusya'dan değil, Trump yönetiminin zayıf ve çürümüş olarak tanımladığı kıtanın içinden geldiğini iddia etti. Rubio ise ironik bir şekilde Avrupalılara Çin ile görüşmeleri sürdürmelerini, ancak ulusal çıkarlarından ödün vermemelerini tavsiye etti. Avrupa'nın bu tavsiyeye ihtiyacı yoktu, zira Trump'ın izinden giderek Pekin'e yakınlaşmaya başlamıştı. Önce Amerika politikasını benimseyen Trump'ın Nisan ayında Çin lideri Şi Cinping ile görüşmesi bekleniyor.

Rubio, ABD ve Avrupa'nın ortak bir tarih ve kaderi paylaştığını doğruladığında Avrupalı liderler rahat bir nefes aldı, ancak aynı zamanda iklim değişikliği ve kitlesel göç karşıtı grupların ortak refahı tehdit ettiği konusunda uyarıda bulundu. Yasadışı göçün tehlikelerini ayrıntılı olarak anlatan Rubio, göçün bir kriz oluşturduğunu ve Batı'daki toplumları istikrarsızlaştırdığını söyledi. Vance'in daha önce yaptığı, Batı'nın bu politikaların sonucu olarak kültürel bir çöküşle karşı karşıya olduğu yönündeki açıklamayı tekrarladı.

Rubio ve Trump yönetimi, Avrupa'nın kültürel ve ekonomik çöküşünü hızlandırdığı için liberalleri suçluyor.

Rubio ve Trump yönetimi, liberalleri Avrupa'nın kültürel ve ekonomik çöküşünü hızlandırmak ve tedarik zincirlerini rakiplerin eline teslim etmekle suçluyor ve ‘ulusumuzun üretim kapasitesini, zenginliğini ve bağımsızlığını elinden aldığını’ iddia ediyor.

Rubio'nun uyarıları, Avrupa'ya bu politikalar konusunda rotasını değiştirmesi ya da bunun sonucunda kültürel yok oluşla karşı karşıya kalması arasında bir seçim yapmasını öneren, yakın zamanda yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi'ndeki uyarıları yansıtıyor.

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi, Washington’ın Avrupa'daki milliyetçi partilerle bağlarını güçlendireceği ve onlarla iş birliği yaparak ülkedeki statükoya direneceği yönünde bir not içeriyordu.

Rubio, Avrupa ile olan bu anlaşmazlığın, sadece askeri değil, manevi ve kültürel bağları da olan Avrupa'ya yönelik ABD'nin derin endişesinden kaynaklandığını iddia ederek eleştirilerini hızla yumuşatmaya çalıştı.    

Hem eleştiri hem de övgü olarak yorumlanan Rubio'nun konuşması, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupalıları, kıtanın maruz kaldığı karalama kampanyası ve alaycı tavırlara karşı gururla hareket etmeye çağırmasının ardından geldi. Macron, Avrupa'nın kendi güvenliğini bağımsız olarak tanımlaması gerektiğini vurguladı. Macron, Paris'in, Rusya tehdidi karşısında Avrupa'nın güvenliğini kendi şartlarına göre yeniden yapılandırmayı da içeren kapsamlı bir yaklaşımla ortak bir caydırıcılık oluşturmak için müttefikleriyle stratejik nükleer istişareler yürüttüğünü de sözlerine ekledi. Avrupa'nın mevcut güvenlik yapısının geleceğe dayanamayacağını ve Avrupa'nın, agresif bir coşku hali yaşadığına inandığı Moskova ile gelecekteki bir arada yaşamayı şekillendireceğini kabul eden Macron, Moskova ile müzakerelerden Trump'ı dışlamak istediğini ima etti, çünkü Moskova ile aynı coğrafi bölgede yaşayanlar Avrupalılar ve bu nedenle ABD'nin bu konuda rol oynamasını istemiyor. Fransa, Macron'un ‘ulusal doktrin’ olarak adlandırdığı, başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkeleriyle işbirliği ve ortak güvenlik çıkarları tarafından garanti edilen bir doktrini hayata geçirmek için çalışıyor.

yjuı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Almanya'nın güneyindeki Münih kentinde düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda konuşurken, 14 Şubat 2026 (AFP)

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise, NATO çerçevesi içinde gerçekleştirilmesi şartıyla, ülkesinin yasaya bağlı kalarak Fransa ile Avrupa nükleer caydırıcılığı konusunda gizli görüşmeler yürütüldüğünü duyurdu. Fransa ve İngiltere, Avrupa'daki tek nükleer güçlerken, Almanya ve Avrupa'nın geri kalanı NATO çerçevesinde ABD'nin nükleer korumasına güveniyor. Avrupa nükleer projesinin ayrıntıları ise gizli kalmaya devam ediyor. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı, önümüzdeki haftalarda daha fazla bilgi açıklanmasını bekliyor ve Avrupa'nın ABD'den bağımsızlık için hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor. Merz ise daha diplomatik bir üslupla ABD'yi Atlantik'in iki yakası arasındaki güveni yeniden tesis etmeye ve canlandırmaya çağırırken, temellere ve ilkelere dayanan uluslararası sistemin zayıfladığını ve dünyanın ABD'nin liderlik konumunu kaybettiği bir ‘güç siyaseti’ dönemine girdiğini vurguladı.

Ancak Washington ile Avrupa arasında mevcut gerginliğin rahatsız edici bir gerçeklik olduğunu yineledi. İngiltere, Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ve 2020'de eurodan bağımsızlığını kazanmasına rağmen, safları bozmak istemedi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer konuşmasında Avrupa'nın savunma ve güvenlik konusunda kendi ayakları üzerinde durması çağrısında bulundu. Starmer, Avrupa'nın halkını, değerlerini ve yaşam tarzını korumak için savaşmaya hazır olması gerektiğini vurgulayarak, Rus tehditlerine karşı koruma sağlamak için İngiliz uçak gemilerini Kuzey Kutbu ve çevresine gönderme niyetini açıkladı.

Starmer, Avrupa'nın halkını, değerlerini ve yaşam tarzını korumak için mücadele etmeye hazır olması gerektiğini vurguladı.

ABD, Kanada ve NATO müttefiklerinin, özellikle Moskova'nın Ukrayna ile gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasının ardından silahlanma programını hızlandıracağı için, bölgedeki Rus tehditlerine karşı koymak amacıyla bu girişime katılacağını açıklayan Starmer, Avrupa'nın saldırganlığı caydırmaya ve gerekirse savaşmaya hazır olması gerektiğini söyledi.

Bir askeri güç oluşturmanın günümüzün para birimi olduğuna inanan İngiltere Başbakanı, ülkesinin NATO Şartı'nın ‘İttifakın herhangi bir üyesine yapılan saldırının tüm üye devletlere yapılan bir saldırı olarak kabul edilir’ maddesine olan bağlılığının sarsılmaz olduğunu vurguladı.

Avrupa'dan ekonomik izolasyon politikasından önemli bir sapma gösteren Starmer, Brexit’in bir sonucu olarak ortaya çıkan bazı politikaları yeniden gözden geçirme ve güvenlik ve büyümeyi artırmak için Avrupa tek pazarını canlandırma niyetini dile getirdi. Münih'teki ABD-Avrupa tartışması, AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas'ın ‘kurtarılmaya ihtiyacı olmadığı’ gerekçesiyle Avrupa'nın Washington’ın Batı medeniyetini kurtarma çağrılarını reddetmesiyle sona erdi.

ABD Başkanı Trump’ın Danimarka'ya ait Grönland adasını zorla ele geçirme isteği nedeniyle gerginlikler devam ederken, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen Münih'te yaptığı açıklamada, kırmızı çizgi olarak gördüğü ülkesinin toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini taahhüt etti. Ancak, Danimarka, Grönland ve ABD'nin birlikte yapabilecekleri başka şeyler de olduğunu, bunlara adadaki ABD askeri varlığının artırılmasının da dahil olduğunu belirtti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de Avrupalılara, ülkesinin 2027 yılında AB üyeliği için net bir takvim belirlemeleri çağrısında bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Antlaşması'nın 42’nci maddesi uyarınca, bir seçenek olmaktan ziyade acil bir gereklilik olarak gördüğü ortak Avrupa savunma maddesini yeniden NATO’nun 5. maddesini yerine getirme konusundaki ciddiyetine ilişkin şüpheler nedeniyle, 2030 yılına kadar olası bir Rus saldırısına karşı askeri hazırlığı desteklemek için 800 milyar avroluk bir program başlatmıştı. Genel olarak konferans, ABD’li ve Avrupalı müttefikler arasındaki uçurumun boyutunu ortaya koydu. Trump’ın benimsediği izolasyonist yaklaşımın, Avrupa'nın uykusundan uyanması ve Washington'a olan bağımlılığından kurtulması için bir uyarı olduğu ortaya çıktı. Bu durum, ABD'nin dünyadaki etkisine ve Avrupa'nın Rusya karşısındaki konumuna olumsuz etkileyebilir ve yeni bölgesel ittifaklar ve blokların ortaya çıkmasına neden olabilir.


İran ile anlaşmayı reddeden İsrail, savaşın devam etmesi senaryosuna hazırlanıyor

ABD ve İsrail karşıtı sloganların yazılı olduğu bir billboradın önünden geçen İranlılar (AFP)
ABD ve İsrail karşıtı sloganların yazılı olduğu bir billboradın önünden geçen İranlılar (AFP)
TT

İran ile anlaşmayı reddeden İsrail, savaşın devam etmesi senaryosuna hazırlanıyor

ABD ve İsrail karşıtı sloganların yazılı olduğu bir billboradın önünden geçen İranlılar (AFP)
ABD ve İsrail karşıtı sloganların yazılı olduğu bir billboradın önünden geçen İranlılar (AFP)

Emel Şehade

İsrail, dün akşam yapılan güvenlik istişare toplantısının ardından ABD ile İran arasında bir anlaşmaya varılma ihtimalinin çok düşük olduğunu öngörerek, istihbarat ve güvenlik kurumlarının alarm seviyesini en üst düzeye çıkardığını belirtti. Bu durum dün, Cenevre'de ABD-İran görüşmelerinin ikinci turunun arifesinde, kuzeyden güneye kadar geniş bir alanda hem hava hem de kara yoluyla güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla uyanan İsrailliler arasında yeniden kafa karışıklığı ve endişe yarattı. Husilerle çatışmanın beklendiği Eilat'tan, Hizbullah'la çatışmanın beklendiği kuzeye ve Gazze'de bir operasyonun hazırlıklarına kadar, İran ile birlikte bu üç cephe bir kez daha İsrail'deki güvenlik araştırmalarının odak noktası haline geldi.

İsrail Hava Kuvvetleri, halkı korumak için yüzlerce askerini eğitime gönderen iç cephe ile birlikte savunma ve saldırı hazırlıklarının en üst düzeye çıkardı. İsrail'in, Husiler ve muhtemelen Hizbullah da katılırsa, sadece İran'dan en az bin 800 füzeyle karşı karşıya kalması bekleniyor.

Öte yandan güvenlik güçleri, ABD'nin Husilerle ABD gemilerine saldırmamayı taahhüt etmeleri karşılığında ateşkes imzaladığı bağlayıcı bir anlaşmayla İsrail'i kısıtlamamış olmasından memnun. Bu yüzden İsrail ordusu Yemen'deki Husilere ait hedeflere yeniden saldırabilir.

İsrail Askeri İstihbarat (Aman) Başkanı Tümgeneral Shlomi Binder, Husilerin çevresindeki durumu ortaya çıkarmak, uyarı modelini doğrulamak ve liderleri, aktivistleri ve askeri altyapıyı içeren geniş bir hedef bankası oluşturmak için çalışan insan gücünü genişletti.

İsrail'e yardım etme yolları

Güvenlik toplantılarına, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki ay önce Binyamin Netanyahu'ya, müzakereler başarısız olursa İran'ın balistik füzelerine karşı İsrail'in saldırılarını destekleyeceğine söz verdiği yönündeki haberler eşlik etti. Haberlerde, ABD yönetiminin yeni bir İsrail saldırısına yardım etme olasılığını incelemek için iç görüşmelere başladığı iddia edilirken ABD güvenlik ve istihbarat kurumları içindeki istişarelerin, İsrail uçaklarına havada yakıt ikmali sağlanması ve saldırı rotası üzerindeki ülkelerden hava geçiş izni alınması da dahil olmak üzere İsrail'e yardım etme yollarına odaklandığı eklendi. Ancak İsrail raporuna göre ülkeler İsrail'in İran'a saldırı düzenlemek için hava sahalarını kullanmasına izin vermek istemediği için hava transit sorunu karmaşık bir durum olmaya devam ediyor.

Bu tür söylemler, özellikle İran'ın bu konuyu müzakerelere dahil etmeyi reddetme tehdidinde bulunmasının ardından, İsrail'in balistik füzeleri hedef alan önleyici bir saldırı başlatma olasılığını gündeme getiriyor. Bu, füzelerin imhası veya İran'dan çıkarılmasını sağlayacak adımların tartışılması açısından geçerli.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre İsrail'in İran'a tek başına saldırı düzenleme olasılığının öne sürülmesine rağmen, İsrailli kaynaklar perde arkasında yapılan güvenlik toplantılarını ve Netanyahu'nun füze konusunda esnek tavrını ortaya koydu. Tel Aviv, füzelerin tamamen imha edilmesi ve İran'dan çıkarılması konusunda ısrarcı değil. Bunun yerine, İran'ın elinde kalan füzelerin menzili 300 kilometreden fazla olmaması, yani artık İsrail için bir tehdit oluşturmaması gerektiği belirtildi.

İsrail'in karşılaştığı zorluklar ve devam eden savaş

Bölgedeki gelişmeler ve İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a tek başına savaş açma olasılığının giderek artan tartışmaları çerçevesinde, İsrail, aralıksız güvenlik değerlendirme toplantıları yapılmasını gerektiren Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından başlayan savaşın zorluklarından daha az ciddi olmayan bir zorlukla karşı karşıya kaldı.

Bazı İsrailli yetkililer, Netanyahu'nun ABD yönetimi ile sürekli temas halinde olduğunu ve yapılan değerlendirme toplantıları sırasında güvenlik ve askeri liderlere ve mini kabine bakanlarına brifing verdiğini belirtti. Diğer senaryolar arasında ise İran ile savaşın çeşitli cephelere yayılacağı yönündeki tahminlerin gerçekleşmesi durumunda, uzun süreli bir savaş, hava ve deniz kuvvetlerinin saldırı ve savunma hazırlıkları ile birlikte, roket ve insansız hava araçlarının (İHA) tehdidinden iç cepheyi korumak için yoğunlaştırılmış askere alma ve hazırlık çalışmaları öngörülüyor.

cdfergt
Trump ve Netanyahu, Florida'da düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Bu hazırlıkların yanı sıra, askeri yetkililer sınırları savunmak için askere alınacak İsrailli askerlerin eksikliğini ve on binlerce asker kaçaklarının yeniden askere alınmasını ele aldılar. Son aylarda Dışişleri ve Güvenlik Komitesine sunulan verilere göre, İsrail ordusu şu anda tüm kollar ve görevlerde en az 12 bin asker eksikliği çekiyor, bunun 7 bin 500'ü muharebe birimlerinde.  İç cephede ise, Devlet Denetçisi'nin son raporu, büyük alanların savunma altyapısı eksikliğinden şikayetçi olduğu, barınak ve güvenli odalarda kritik bir eksiklik olduğuna işaret ediyor.

Güvenlik servislerinin öngördüğü savaşın devam etmesi senaryosuyla karşı karşıya kalan İsrail, çeşitli alanlarda, en ciddi şekilde askeri birimlerdeki eksiklikler ile İsrail'in nükleer konularla sınırlı olan ve balistik füzeleri ve İran'ın vekillerine verdiği desteği içermeyen bir anlaşmayı reddetme tehdidi arasında sıkışmış durumda. Karar vericilere sunulan önerilerde, bazıları başka maddelerin eklenmesi ve bunların üzerinde ısrar edilmesi gerektiğini belirtiliyor.

İsrail ordusunda çeşitli görevlerde bulunan ve 7 Ekim 2023'teki başarısızlıklarla ilgili soruşturmanın bir kısmını denetleyen Yedek Albay Oron Solomon, devam eden müzakerelerden sınırlı bir başarı bekliyor. Herhangi bir anlaşmanın İsrail için uygun olmayabileceğini ve güvenliğini garanti edemeyebileceğini düşünen Solomon, şu anda en önemli konunun, ABD Başkanı Donald Trump'ın planladığı herhangi bir saldırı için hem ABD içinde hem de uluslararası alanda meşruiyet yaratmada başarılı olması olduğuna inanıyor. İran'la savaşa girmek basit bir mesele olmadığının altını çizen Solomon, “Beklenen savaş sadece maliyetli olmakla kalmayacak, aynı zamanda uçak veya gemilere zarar verme gibi potansiyel risklerden bahsetmeye gerek bile yok, yıkım ve kayıplarla dolu bir savaş olacak” ifadelerini kullandı.

Solomon, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkan Trump 30 günden bahsediyor ve geri sayımın salı günü, Tahran ile Washington arasındaki Cenevre görüşmelerinin başlayacağı gün başlayacağını tahmin ediyoruz. Trump, İranlıların temel ilkelere bağlı kaldıklarını, yani temel füze ve savunma yeteneklerini koruma haklarını savunarak müzakereleri rayından çıkarabileceklerini fark edecek.”

İkinci konunun, İsrail'in anlaşma ya da saldırıdan sonraki gün ne istediği olduğunu, ki bunun da birincisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Solomon, İsrail'in kendi adına beş temel talepte ısrar etmesi gerektiğini ve bu taleplerin yerine getirilmesinin İsrail'in güvenliğine yönelik tehlike ve tehdidi ortadan kaldıracağını söylüyor. Nükleer tesislerin kapatılması ve balistik füze tehdidinin ortadan kaldırılmasının yanı sıra, İsrail'e karşı vekil güçlere (Hizbullah, Husiler ve Irak'taki milisler) sağlanan finansmanın durdurulması da talep edildiğini ifade eden Solomon, tüm Körfez bölgesi ve Babu’l-Mendeb Boğazı'nda seyir ve uçuş özgürlüğünün garanti altına alınması da talebinin de olduğunu kaydetti.

Netanyahu'nun anlaşmaya İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü'nün lağvedilmesinin dahil edilmesi konusunda ısrarcı olması gerektiğini vurgulayan Solomon’a göre bu güç İsrail'i yok etmeyi amaçlıyor ve lağvedilmezse İsrail'e yönelik güvenlik tehdidi devam edecek.

İsrailliler bugün Cenevre'de yapılacak görüşmelerin sonucunu beklerken, güvenlik toplantılarına katılan bir güvenlik yetkilisi, İsrail'in rejimin hemen devrilmesine inanmadığını, ancak bazı adımların iç protestoları yeniden alevlendirebileceğine inandığını açıkladı.

Öte yandan, balistik füzeler konusunda tüm tarafların üzerinde anlaşmaya vardığı bir çözüme ulaşılamaması ve İsrail'in füze programının tamamen yok edilmesinin sadece hava saldırıları ile gerçekleştirilemeyeceğini ısrarla savunması, İsrail'in karşı karşıya olduğu zorluğu daha da artırıyor.


Kuzey Kore lideri Pyongyang'da bir konut projesinin tamamlanmasını kutladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı, Pyongyang'da 10 bin daireyi kapsayan bir aşamanın açılış törenine katıldı (AFP, KCNA'ya atıfta bulunarak)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı, Pyongyang'da 10 bin daireyi kapsayan bir aşamanın açılış törenine katıldı (AFP, KCNA'ya atıfta bulunarak)
TT

Kuzey Kore lideri Pyongyang'da bir konut projesinin tamamlanmasını kutladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı, Pyongyang'da 10 bin daireyi kapsayan bir aşamanın açılış törenine katıldı (AFP, KCNA'ya atıfta bulunarak)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı, Pyongyang'da 10 bin daireyi kapsayan bir aşamanın açılış törenine katıldı (AFP, KCNA'ya atıfta bulunarak)

Kore Merkezi Haber Ajansı'nın (KCNA) bugün bildirdiğine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ülkenin önemli bir parti kongresine hazırlanması sırasında Pyongyang'da 10 bin yeni konutun tamamlanmasını kutladı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Kuzey Kore, şubat ayında iktidardaki İşçi Partisi'nin dokuzuncu kongresini düzenlemeye hazırlanırken, Kim Jong-un inşaat alanlarına yaptığı ziyaretleri artırdı ve son birkaç ayda kaydedilen ilerlemeyi öne çıkardı. Ülkenin en büyük siyasi toplantısı olan bu kongrede performans değerlendiriliyor, yeni politika hedefleri belirleniyor ve liderlik değişikliklerine yol açabilir.

vfdvbdf
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kızı, Pyongyang'da 10 bin daireyi kapsayan bir aşamanın açılış törenine katıldı (KCNA)

KCNA Kim Jong-un'un, beş yıl önce sekizinci kongrede belirlenen ve kentsel alanda 50 bin yeni konut inşa etme hedefinin parçası olarak, Pyongyang'daki bir mahallede 10 bin konutun tamamlanma törenine nezaret ettiğini bildirdi.

Ajans, Kim'in şu sözlerini aktardı: "Sekizinci Parti Kongresi sırasında elde edilen dönüştürücü başarılara dayanarak, Dokuzuncu Parti Kongresi yeniden yapılanma ve inovasyon süreci için daha yüksek bir hedef belirleyecektir." KCNA, Parti Kongresi'ne katılacak delegelerin ve katılımcıların dün Pyongyang'a geldiğini bildirdi.