Brezilya, Amazonlardaki ormansızlaşmanın geçen yıl yüzde 50 azaldığını açıkladı

Brezilya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Amazonlardaki ormansızlaşmanın 2023 sonuna kadar yüzde 50 azaldığını duyurdu.

AA
AA
TT

Brezilya, Amazonlardaki ormansızlaşmanın geçen yıl yüzde 50 azaldığını açıkladı

AA
AA

Bakanlık, dün yaptığı açıklamada, geçen yıl Amazon yağmur ormanlarındaki tahribata ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Açıklamada, ormansızlaşmadaki gerilemeyle "Paris Anlaşması'na bağlılığın ve ülkenin iklim değişikliğiyle mücadeledeki öncü rolünün yeniden teyit edildiği" aktarıldı.

Ocak ve kasım arasında ormansızlaşmadaki yüzde 50,5'lik düşüşün, Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın liderliğindeki hükümetin ve kurumların tedbirlerinin sonucu olduğu belirtiliyor.

Yetkililer, tedbirler kapsamında, Amazonlardaki bitki örtüsüne karşı işlenen suçlar için düzenlenen ihlal yasasının, 2019'dan 2022'ye kadar, aynı dönemin ortalamasına kıyasla yüzde 114 daha fazla uygulandığını söyledi.

Ormansızlaşmanın azalmasının, 250 milyon ton karbondioksitin atmosfere salınmasını engellediği kaydedildi.

Yetkililer, Brezilya'nın emisyonlarının yaklaşık yarısının ormansızlaşmadan kaynaklandığını ve Lula da Silva'nın ormansızlaşmayı 2030 yılına kadar sıfıra indirme sözü verdiğini belirtiyor.

Bolsonaro döneminde ormansızlaşmada rekor kırıldı

Dünyanın en büyük tropikal ormanları olarak bilinen Amazonlar, bir önceki aşırı sağcı Devlet Başkanı Jair Bolsonaro döneminde her yıl rekorlar kırarak ciddi miktarda ormansızlaşmaya maruz kalmıştı.

Bolsonaro, 2019'da iktidara geldikten sonra Amazon ormanlarında ağaçların kesilmesi ve yasa dışı madencilik yaygınlaştı. 2022'ye gelindiğinde ormansızlaşma tarihi seviyelere ulaştı ve sadece 2022'nin ilk 6 ayında 3 bin 980 kilometrekare alan ormansızlaştı.

Ocak 2023'te göreve başlayan Lula, geçen yıl 277 bin hektar koruma alanı oluşturarak selefinin yol açtığı zararı ortadan kaldırmak için önlemler aldı.



Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”


Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
TT

Eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Epstein soruşturması kapsamında ifade verdi: Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (AFP)

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Perşembe günü Temsilciler Meclisi üyeleri önünde verdiği ifadede, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in suç faaliyetlerinden haberdar olmadığını söyledi. İki gün sürecek sorgu oturumlarının başlangıcında konuşan Clinton’ın yanı sıra eski Başkan Bill Clinton’ın da ifade vermesi bekleniyor.

Hillary Clinton, sosyal medya hesaplarında yayımladığı açılış beyanında, “Onların suç faaliyetlerinden haberim yoktu. Bay Epstein ile hiç görüştüğümü hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Clinton, Epstein dosyasını inceleyen Temsilciler Meclisi komitesine, ABD Başkanı Donald Trump’ın da mahkûm finansörle ilişkileri konusunda ifade vermesi gerektiğini söyledi. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu komite önünde yaptığı açıklamada ise kendisinin çağrılmasını “siyasi bir tercih” olarak nitelendirdi ve bunun Başkan’a yönelik tartışmaları geri plana itmeye hizmet ettiğini ifade etti.

Kapalı oturumlar, Clinton ailesinin memleketi olan ve New York’un kuzeyinde yer alan sakin bir kasaba olan Chappaqua’da gerçekleştiriliyor. Bu gelişme, eski Demokrat çift ile Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi arasında aylardır süren gerilimin ardından geldi. Bu süreç, bir eski başkanın Kongre önünde ifade vermeye zorlanacağı ilk örnek olacak.

Bu ayın başlarında Hillary Clinton, BBC’ye verdiği röportajda, “Konuşmaya hazır olduğumuz son derece açık bir sicilimiz var” demişti. Eşinin Epstein ile hayır amaçlı seyahatlere katıldığını belirten Clinton, Epstein ile görüştüğünü hatırlamadığını; ancak eski partneri ve yakın çevresinden olan Maxwell ile Clinton Vakfı’nın ev sahipliği yaptığı konferanslarda etkileşimde bulunduğunu ifade etmişti. İngiliz sosyetik Maxwell ayrıca 2010 yılında Chelsea Clinton’ın düğününe de katılmıştı.

Clinton, “Bildiklerimizi —ki son derece sınırlıdır ve onların davranışları ya da suçlarıyla bağlantılı değildir— memnuniyetle açıklarız ve bunu kamuoyu önünde yapmak istiyoruz” dedi.

Öte yandan Bill Clinton, Epstein ile ilişkileri konusunda en yoğun incelemeye tabi tutulması gereken isim tartışmalarının odağında Cumhuriyetçilerin başlıca hedefi olarak öne çıktı. Adalet Bakanlığı’nın ocak ayında yayımladığı Epstein dosyalarının ilk bölümünde, eski başkana ait bazı fotoğraflar da yer aldı. Bunlar arasında yüzleri gizlenmiş kadınlarla çekilmiş kareler bulunuyor. Ancak Clinton, Epstein ile ilişkisi bağlamında herhangi bir suçlamayla karşı karşıya kalmadı.

Gelişmeler, Demokratların bu hafta Trump yönetiminin Epstein dosyalarına yaklaşımını eleştirmek amacıyla adımlar attığı bir dönemde yaşandı. Demokratlar, Epstein’ın saldırılarından sağ kurtulan kadınları, Başkan Trump’ın yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına davetli olarak katılmaya çağırmıştı.

Kaliforniya’dan eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de dahil olmak üzere üst düzey Demokrat isimler, Epstein ile bağlantısı bulunan herkesin —eski başkan da dahil— komite tarafından sorgulanmasının uygun olduğunu belirtti.

Pelosi, “Herkesi dinlemek istiyoruz” dedi ve Hillary Clinton’ın neden sorgulandığını anlamadığını ifade ederek, “Hayatta kalanlara inanmanın önemli olduğunu” vurguladı.