Fransa’nın yeni hükümeti büyük zorluklarla karşı karşıya

Macron, bu akşam 2017 yılından bu yana ilk kez televizyon ekranlarında gazetecilerin sorularını yanıtlayacak

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Ocak'ta Paris'te turizm sektörüne destek konuşması yaparken (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Ocak'ta Paris'te turizm sektörüne destek konuşması yaparken (EPA)
TT

Fransa’nın yeni hükümeti büyük zorluklarla karşı karşıya

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Ocak'ta Paris'te turizm sektörüne destek konuşması yaparken (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 11 Ocak'ta Paris'te turizm sektörüne destek konuşması yaparken (EPA)

Fransa Cumhurbaşkanı'nın gazetecilerle karşı kaşıya geldiği televizyon programlarından hoşlanmadığını herkes biliyor. Bu yüzden Elysee Sarayı ile anlaşarak seçilen iki gazeteciyle televizyonda yapılan görüşmeleri tercih ediyor. Kendisine sorulan soruların çoğunlukla görüşmenin gündemindeki konularla sınırlı olması nedeniyle uluslararası ya da Avrupa düzeyindeki zirvelerin ardından gazetecilerle buluşmaktan kaçınmayan Macron, 2017 yılı baharında cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana yalnızca bir kez gazetecilerle bir araya geldi. Bu yüzden bu akşam Elysee Sarayı’nda gerçekleştirilecek ve birçok televizyon kanalından canlı yayınlanacak olan, gazetecilerin sadece bir gün kala davet edildiği görüşme 7 yıllık aradan sonra bir ilk olacak.

Görüşme tarihi olarak 16 Ocak’ın seçilmesi tesadüf değil. Bu tarih, Macron’un hükümette değişiklik yapılmasını istemesinin ardından, Fransa’nın şimdiye kadarki en genç başbakanı olarak anılan Gabriel Attal'ı hükümeti kurmakla görevlendirdiği ikinci döneminde yeni bir başlangıcı temsil ediyor.

Bu değişiklik, sosyo-ekonomik hareketler, emeklilik yasasının ve göçmen kabul kurallarının değiştirilmesine yönelik gösteriler ve grevler nedeniyle ikinci dönemi için hiç iyi geçmeyen bir yılın ve Elizabeth Borne hükümetinin, Macron’un ikinci döneminde mutlak çoğunluğu kaybetmesi nedeniyle Temsilciler Meclisi'nde yasa tasarılarının oylanması için parlamento çoğunluğunu sağlamada karşılaştığı zorlukların ardından yapıldı. Borne hükümeti, tıpkı diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde olduğu gibi Fransa’da da görülen yüksek enflasyon oranları nedeniyle ekonomik ve sosyal zorluklarla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon oranları, devletin alt sınıfa sağladığı maddi destekten yararlanabilecek kadar yoksul, buna karşın üst sınıf gibi vergilerin, yüksek fiyatların, satın alma gücünün çöküşünün yükünü taşıyacak kadar zengin olmamaları nedeniyle sıkıntı çeken orta sınıfın yaşam standardını etkilemeye devam ediyor. Daha önce Fransızlara, ulusal birliği güçlendirmek, geleceğe yönelik vizyonunu sunmak ve güvenlik, ekonomik ve sosyal düzeyde ‘Fransa'yı silahlandırmak’ amacıyla ‘ulusla buluşma’ sözü veren Macron, geçtiğimiz hafta kurulan hükümetin bu yolda atılan ilk adım olmasını istemişti.

​ Haziran ayında Avrupa seçimleri sınavı

Macron, 34 yaşındaki genç Eğitim Bakanı Gabriel Attal'ı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Çünkü iktidarını başta önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan Avrupa seçimleri olmak üzere yaklaşmakta olan zorluklarla başa çıkabilecek şekilde donatmak amacıyla Attal’ın popülaritesinden faydalanmak istiyordu. Macron'un asıl sorunu, eski cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen’in yerine Fransa'nın aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe'nin (RN) genel başkanlığına seçilen 28 yaşındaki Jordan Bardella liderliğindeki RN’nin popülaritesinin artmasından kaynaklanıyor.

Anketler, RN’nin oyların yüzde 30'unu alabileceğini gösteriyor. Aynı anketlere göre Macron'un partisi Renaissance (RE) ve müttefikleri olan Demokratik Hareket (MoDem) ile eski Başbakan Edouard Philippe'in partisi Horizons ise olayın yüzde 18’ini alıyor.

Cumhurbaşkanı Macron, gelecek Haziran'da yapılacak Avrupa seçimlerinde aşırı sağcı partilerin yükselişleriyle mücadelede edebilmek için Gabriel Attal’ı başbakan atadı (AFP)
Cumhurbaşkanı Macron, gelecek Haziran'da yapılacak Avrupa seçimlerinde aşırı sağcı partilerin yükselişleriyle mücadelede edebilmek için Gabriel Attal’ı başbakan atadı (AFP)

Macron, bu yüzden yeni hükümeti için genç bir adamla rekabet edebilecek genç bir başbakan istiyordu. Çünkü Bardella, Avrupa seçimlerinde aşırı sağcı listenin başında yer alacak. Macron kanadı ise listesine liderlik edecek ve bu büyük yarışta oy kaybını en aza indirecek ismi henüz bulamadı. Bu ismin yeni atanan ve Avrupa Parlamentosu milletvekilli Stephane Sejourne olması bekleniyordu, ancak Macron ve Gabriel Attal'a çok yakın olan Stephane Sejourne, görevde yalnızca yirmi ay kalan Catherine Colonna'nın yerine Dışişleri Bakanı olarak atandı. Şimdi bu zor görevin kime verileceği bilinmiyor.

Bir başka sorunla daha karşı karşıya olan Macron, anayasal olarak üçüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olamayacak. Bu yüzden 3 yılın ardından görev süresinin sonuna yaklaşılmasıyla kendisini destekleyenler ve ülkenin siyaset sahnesi üzerindeki hakimiyeti azalıyor. Bugün cumhurbaşkanlığı yarışına katılması beklenen olası üç aday ismi var.Bunlar; yeni yıldır aynı görevi yürüten Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ve eski Başbakan Edouard Philipp.

Bundan beş ay önce Milli Eğitim Bakanı olarak atanan ve Müslüman kız öğrencilerin tercih ettiği çarşaf ve abaya gibi bol ve uzun elbiselerin devlet okullarında giyilmesinin yasaklanması gibi katı kurallar belirleyen Gabriel Attal'ın adı, son haftalarda artan popülaritesi nedeniyle potansiyel aday olarak öne çıktı. Attal, yasağın öğretmenlerin sınıftaki prestijini yeniden kazanmalarını sağlamak, okulun yalnızca bilgi aktarıcısı olarak rolünü vurgulamak ve ‘şiddet çağrısı veya nefret söylemi’ olarak kabul edilen her türlü simge ya da kıyafetle mücadele çerçevesine dahil etti. Attal'ı genç yaşta Cumhurbaşkanı’nın yanında yer alması ve asla sapmadığı Makronist çizgiye bağlılığı nedeniyle ‘Makronizmin mirasçısı’ olarak görenler var.

Macron'dan bakanlarına: Devrimci olun!

Macron, geçtiğimiz cuma günü gerçekleşen bakanlar kurulu toplantısının başında yaptığı kısa konuşmada, bakanlarına gecikmeden harekete geçmeleri ve ‘idareci’ değil ‘devrimci’ olmaları çağrısında bulunarak ‘sonuç’ istediğini vurguladı. Ekonomi, eğitim, sağlık ve çalışma gibi bakanlıklara atamaların yapılması beklenirken Macron ve Attal, sayısal olarak sınırlı bir hükümet (başbakanla birlikte 15 kişi) kurmayı hedefliyorlar. Bakanların sağ kanattan olması, yeni hükümete ve sağcı siyaseti benimseyen Macron'a yönelik eleştirilerin yapılmasına yol açtı. Bu eleştirilere rağmen hem Cumhurbaşkanı’nın hem de Başbakan’ın açıklamalarından Attal'ın ‘tüm mücadelelerin başlangıç noktası’ olarak nitelendirdiği ‘eğitimin’ yeni hükümetin en büyük önceliği olacağı anlaşılıyor. Aslında yeni hükümetin başlıca sorunu, her yeni bakanın gelişiyle eğitimde felsefi ve eğitimsel yönelimlerin değişmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla Macron'un karşılaşacağı ikinci büyük iç zorluğun, özellikle ilköğretim ve tamamlayıcı düzeylerde düşüş gösteren eğitim düzeyinin yükseltilmesi olacağı düşünülebilir.

Fransa parlamentosu tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında oylanan göç yasasının geri çekilmesi talebiyle pazar günü Bordeaux'da düzenlenen bir protesto gösterisi (AFP)
Fransa parlamentosu tarafından geçtiğimiz ayın sonlarında oylanan göç yasasının geri çekilmesi talebiyle pazar günü Bordeaux'da düzenlenen bir protesto gösterisi (AFP)

Yeni hükümetin, eğitim alanından sonra yüzleşmesi gereken ikinci zorluk sağlık alanı. Fransa’nın sağlık sistemi, son yıllarda tahsis edilen fonlara rağmen, ‘doktor, hemşire ve sağlık görevlisi’ eksikliğinin yanı sıra genellikle ‘tıbbi çöl’ olarak tanımlanan kırsal kesimde hastane ve tıbbi kurumların skandal niteliğindeki eksiklikleriyle hem insan gücü hem de tıbbi malzeme sıkıntısı çekiyor. Hem eğitim hem de sağlık alanlarına on milyarlarca dolarlık fon tahsis edilmesi gerekiyor, Ekonomi ve Maliye Bakanı Bruno Le Maire ise bütçe açığının ve borçların azaltılmasını istiyor. Bakan Le Maire, 2025 yılına kadar devlet harcamalarından en az 12 milyar euro tasarruf etmek isterken, Attal 2027 yılına kadar sağlık sektörüne 32 milyar euro ayrılmasını talep ediyor.

Güvenlik sorunu

Önümüzdeki yaz Olimpiyat Oyunları’nın başkent Paris ve Fransa’nın 10’dan fazla başka şehrinde düzenlenecek olması ve iki haftadan kısa bir süre içinde milyonlarca ziyaretçi, turist ve spor tutkununun akınına uğrayacak olması nedeniyle, Fransa birinci sınıf bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, yetkililerin sadece polis, jandarma ve iç istihbarat teşkilatından oluşan resmi güvenlik kuruluşlarından değil, Olimpiyat Oyunları’nın güvenliğini sağlamak üzere ordunun desteğinin yanı sıra özel güvenlik şirketlerinden de yardım almak için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Bakan Darmanin, geçtiğimiz hafta sağ eğimli Le Figaro gazetesine verdiği röportajda, Fransa'nın üzerinde ağır bir yük oluşturmaya devam eden ‘terör tehdidi’ hakkında konuştu. Darmanin, kimliği belirsiz tarafların, Olimpiyat Oyunları’nı fırsat bilerek Fransa'nın imajını ve güvenlik güçlerinin itibarını zedeleyecek terör eylemleri gerçekleştirmek isteyebileceğinden korkulduğunu söyledi.



Tahran ateş altında: Trump diyaloga açık olduğunu açıkladı

İsrail ordusu tarafından dün yayınlanan bir video klip, Hamaney'in karargahının hedef alındığı anı gösteriyor (AFP) Karede İran liderinin bir fotoğrafı yer alıyor (DPA)
İsrail ordusu tarafından dün yayınlanan bir video klip, Hamaney'in karargahının hedef alındığı anı gösteriyor (AFP) Karede İran liderinin bir fotoğrafı yer alıyor (DPA)
TT

Tahran ateş altında: Trump diyaloga açık olduğunu açıkladı

İsrail ordusu tarafından dün yayınlanan bir video klip, Hamaney'in karargahının hedef alındığı anı gösteriyor (AFP) Karede İran liderinin bir fotoğrafı yer alıyor (DPA)
İsrail ordusu tarafından dün yayınlanan bir video klip, Hamaney'in karargahının hedef alındığı anı gösteriyor (AFP) Karede İran liderinin bir fotoğrafı yer alıyor (DPA)

İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışma dün, Tahran'ın merkezinde ve diğer şehirlerde yoğunlaşan ağır saldırıların yanı sıra Tahran'ın Dini Lider Ali Hamaney ve bazı üst düzey askeri yetkililerin öldürüldüğünü ve bir ‘liderlik konseyinin’ kurulduğunu doğrulamasıyla tırmandı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçici bir liderlik konseyinin Dini Lider'in görevlerini üstleneceğini açıklarken, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bir veya iki gün içinde yeni bir Dini Lider'in seçileceğini söyledi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını alma sözü vererek, ‘kararlı ve sert’ bir misilleme olacağını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ı herhangi bir misillemede bulunmaması konusunda uyardı ve İranlılarla ‘diyaloga’ açık olduğunu belirterek, “Onlar (İranlılar) konuşmak istiyorlar, ben de bunu kabul ettim” dedi. Ancak Trump, bombardımanların ‘gerekli olduğu sürece’ sürdüreceklerini de ekledi.

İran’a yönelik saldırılarda 48 komutan ve liderin öldürüldüğünü açıklayan Trump, ABD ordusunun bir İran gemisini batırdığını, dokuz İran gemisinin imha edildiğini ve deniz komuta merkezinin büyük ölçüde tahrip edildiğini söyledi.

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran füzeleri tarafından vurulduğu iddialarını yalanladı. Fakat çatışmalarda üç askerin öldüğünü doğruladı. Böylece ABD, ilk kez kayıp açıklamasında bulundu.

Diğer taraftan Tahran, saldırıların başlamasından bu yana en şiddetli saldırılara tanık oldu. Saldırılar, Genelkurmay Başkanlığı, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi karargahı ve Polis Komutanlığı dahil olmak üzere askeri ve komuta karargahlarını hedef aldı. Polis Komutanlığı İstihbarat Teşkilatı Başkanı Rızaiyan’ın öldüğü doğrulandı.

İran İstihbarat Bakanlığı karargahı ve Tahran çarşısı çevresindeki hükümet binalarına da saldırılar olduğu bildirildi.

İsrail ordusu, operasyonlarının ‘Tahran'a giden yolu açmak’ amacıyla yapıldığını açıkladı. Açıklamada İran'ın batı ve orta kesimlerindeki hava savunma sistemlerinin çoğunun imha edildiği doğrulandı.

İran, saldırıların başlamasından bu yana 200'den fazla kişinin öldüğünü açıklarken İsrail'e çok sayıda füzeli saldırı düzenledi. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, Beyt Şemeş beldesine düzenlenen füze saldırısında dokuz kişinin öldüğünü açıkladı.


Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik roketli saldırısının ardından Lübnan'a şiddetli hava saldırıları düzenlendi

2024 yılında Beyrut'un güney banliyölerinde gerçekleşen bir önceki bombardımandan bir kare (Arşiv - AFP)
2024 yılında Beyrut'un güney banliyölerinde gerçekleşen bir önceki bombardımandan bir kare (Arşiv - AFP)
TT

Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik roketli saldırısının ardından Lübnan'a şiddetli hava saldırıları düzenlendi

2024 yılında Beyrut'un güney banliyölerinde gerçekleşen bir önceki bombardımandan bir kare (Arşiv - AFP)
2024 yılında Beyrut'un güney banliyölerinde gerçekleşen bir önceki bombardımandan bir kare (Arşiv - AFP)

Resmi haber ajansları, Hizbullah'ın İran Dini Lideri Ali Hamaney'e yönelik suikasta misilleme olarak İsrail'e roketler ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlediğini açıklamasının ardından, İsrail pazar gecesi Lübnan'ın çeşitli bölgelerine hava saldırıları düzenlediğini bildirdi.

İsrail ordusu, Hizbullah’ın üst düzey yetkililerinin başkent Beyrut ve Lübnan'ın güneyinde bulundukları noktaları hedef aldığını açıkladı. Açıklamada “İsrail güçleri Hizbullah'ın İsrail Devleti'ne roketli saldırısına misilleme olarak Lübnan genelinde Hizbullah terör örgütüne ait hedefleri vurmaya başladı” denildi.

İran destekli Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Lübnan ve halkını savunmak ve İsrail'in tekrarlanan saldırılarına yanıt vermek amacıyla İslami direnişin, işgal altındaki Hayfa şehrinin güneyindeki İsrail ordusunun Carmel Füze Savunma Tesisi’ni hassas füzeler ve İHA’lar ile hedef aldığı belirtildi.

Öte yandan bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında bir yılı aşkın bir süre süren çatışmaları sona erdiren 2024 yılının kasım ayında varılan ateşkesin ardından Hizbullah'ın İsrail'e yönelik ilk saldırısı olurken

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı NNA, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerinden başlayarak Lübnan'ın çeşitli bölgelerine saldırılar düzenlediğini bildirdi. NNA ayrıca, ‘İsrail'in bir dizi saldırısının ardından güney banliyölerinden ve güneyden büyük bir göç yaşandığını’ da aktardı.

Diğer taraftan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, roketli saldırıyı kınadı. Selam, sosyal medya platformu X'te yaptığı açıklamada, “Bunun arkasında kim varsa, Lübnan'ın güneyinden roket saldırısı düzenlemek, Lübnan'ın güvenliğini ve emniyetini tehlikeye atan ve İsrail'e saldırılarına devam etmek için bahane veren sorumsuz ve şüpheli bir eylemdir” dedi. Lübnan Başbakanı, “Ülkenin yeni maceralara sürüklenmesine izin vermeyeceğiz ve failleri tutuklamak ve Lübnan halkını korumak için gerekli tüm önlemleri alacağız” diye ekledi. Lübnanlı yetkililer, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırının İran’ın derhal karşı tepkisini tetiklemesiyle başlayan bölgedeki çatışmaya ülkelerini dahil etmek istemediklerini defalarca kez dile getirdiler.


Trump, ABD askeri kayıplarının intikamını alacağına yemin etti

TT

Trump, ABD askeri kayıplarının intikamını alacağına yemin etti

Başkan Donald Trump, Tahran'la savaş sırasında öldürülen üç Amerikalı askerin intikamını alacağına dair yemin ederek, İranlıları ayaklanmaya çağırdı. Öte yandan İran, dün İsrail ve Körfez ülkelerine ölümcül saldırılar düzenleyerek can kayıpları ve yaralanmalara neden oldu. Bu saldırıların ardından Yüksek Lider Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını alacağına söz verdi.

Trump televizyonda yaptığı konuşmada, “Ne yazık ki, bu iş bitmeden önce muhtemelen daha fazla (kayıp) olacak. Ancak Amerika onların ölümlerinin intikamını alacak ve esasen medeniyete karşı savaş açmış olan teröristlere nihai darbeyi indirecektir” ifadelerini kullandı.

Ayrıca İran halkına İslam Cumhuriyeti'ni devirmek için ayaklanmaları çağrısında bulunarak, “Amerika sizinle birlikte” dedi. Bu arada, ABD ordusunun komuta merkezlerini imha ettiğini açıklamasının ardından İran Devrim Muhafızları, İranlılara tekrar teslim olma veya “kesin ölüm” arasında seçim yapma şansı verdi.

İran, dün İsrail ve Körfez ülkelerine ölümcül saldırılar düzenleyerek can kayıplarına neden oldu. Ayrıca Irak'ı da yeniden hedef aldı; burada Tahran yanlısı gruplar, saldırılardan ABD ve İsrail'i sorumlu tuttuğunu belirtti. ABD ordusu, üç personelinin öldüğünü açıkladı.

Buna karşılık, Amerika ve İsrail'in Tahran ve İran'ın diğer bölgelerine yönelik saldırıları devam ederken, İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman, Katar, Bahreyn, Irak ve İsrail'i hedef aldı.

Dün sanal ortamda bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KKK) ülkelerinin dışişleri bakanları, İran'dan topraklarına yönelik saldırılarını derhal durdurmasını talep ederek, ülkelerinin kendilerini savunmak için gerekli tüm önlemleri alacaklarını ve saldırıya karşılık verme seçeneğini de kullanacaklarını teyit ettiler. Yapılan açıklamada, Arap devletlerine yönelik saldırılar "iğrenç İran saldırıları" olarak nitelendirildi ve KKK ülkelerinin "karşılık verme yasal haklarını saklı tuttukları" vurgulandı.