Ukrayna’da barış için Davos’ta 'yapıcı ve cesaret verici' görüşmeler başladı

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Müttefiklerimiz Kırım’dan vazgeçmemizi istemedi

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Ukrayna’da barış için Davos’ta 'yapıcı ve cesaret verici' görüşmeler başladı

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, ülkesinin Rusya ile “donmuş çatışma” durumunu kabul etmeyeceğini söyleyerek Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy hükümetinin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne bağlılığını vurguladı. Şarku’l Avsat’ın sorduğu bir soruya yanıt olarak Yermak, ülkesinin müttefiklerinin, Ukrayna’nın Kırım Yarımadası üzerindeki egemenliğinin yeniden tesis edilmesinden vazgeçmek gibi Ukrayna için “kabul edilemez olduğunu bildikleri tavizleri” vermesini beklemediklerini söyledi.

Yermak bu açıklamalarını, farklı ülkelerin ulusal güvenlik danışmanlarının Ukrayna’da bir barış formülünü tartışmak üzere son olarak yaptıkları dördüncü tur toplantılarının ardından pazar akşamı Davos’ta düzenlenen bir basın toplantısında yaptı. Kopenhag, Cidde ve Malta’da yapılan görüşmelerin ardından Davos’ta gerçekleştirilen toplantı, 83 ülkeden temsilcilerin yer aldığı geniş bir katılıma sahne oldu. Toplantıda, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin Rusya’nın yaklaşık iki yıl önce başlattığı savaşı sonlandırıp Ukrayna’ya barış getirilmesini amaçlayan 10 maddelik planının ayrıntıları görüşüldü.

Geniş bir katılım

“Ukrayna için kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın” nasıl sağlanacağı konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen Yermak, “açık, yapıcı ve ayrıntılı” olarak tanımladığı görüşmeler konusunda iyimser görünüyordu. Yermak “Bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve egemenlik gibi temel ilkeler, uluslararası hukuk kuralları ve Birleşmiş Milletler (BM) Tüzüğü konusunda karşılıklı yakın bir tutum içindeyiz” dedi.

Fotoğraf altı: Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak (soldan ikinci) Ukrayna heyeti üyeleriyle birlikte pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak (soldan ikinci) Ukrayna heyeti üyeleriyle birlikte pazar günü Davos’ta düzenlenen basın toplantısında (AFP)

Yermak, Ukrayna’ya toprak tavizi vermesi yönünde herhangi bir baskı yapılmadığını vurgulayarak, ülkesinin halen savaştığını ve “bu savaşı net bir şekilde kazanacağını” ifade etti.

Yermak, Davos görüşmelerine katılım düzeyinden övgüyle bahsederek “İlgili ülkelerin planımızı değerlendirmeleri ve bunu gerçekçi bir plan olarak görmeleri çok önemli” dedi.

Aynı zamanda Ukraynalı yetkili, ulusal güvenlik danışmanlarının üçüncü ve dördüncü toplantılarında Çin’den temsilcilerin bulunmamasının üzücü olduğunu belirterek, Çinli temsilcilerin daha önce ağustos ayında Cidde toplantısına katıldıklarını söyledi. Yermak, ülkesinin pozisyonunu açıklamak için Afrika ve Güney Amerika ülkeleriyle zirveler düzenlemeyi planladığını da açıkladı.

Devlet Başkanı Zelenskiy ve Çin Başbakanı Li Qiang’ın dün akşam Davos’ta başlayan Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) katılmaları bekleniyor ancak Yermak ikilinin arasında bir toplantı gerçekleşeceğine dair bir şey söylemedi.

Batı desteğinin devam etmesi

Batı’nın Ukrayna’ya verdiği destekten bahseden Yermak, Avrupa ve ABD’deki ortaklardan yardım gelmeye devam etmesini beklediklerini söyledi. Bu bağlamda İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın birkaç gün önce Kiev’e yaptığı ziyarete ve Zelenskiy’nin son Washington ziyareti sonrasında oluşan “olumlu atmosfere” dikkat çekti. Aynı zamanda Kongre’nin Kiev’e yeni askeri yardımı da içeren bir bütçeyi onaylamasını umduğunu dile getirdi.

Fotoğraf altı: Pazar günü Davos’ta yapılan Ukrayna konulu Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’ndan bir kare (EPA)
 Pazar günü Davos’ta yapılan Ukrayna konulu Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’ndan bir kare (EPA)

Şarku’l Avsat, Yermak’a, ülkesinin müttefiklerin Kırım üzerindeki egemenliğinin yeniden tesis edilmesinden vazgeçmesi gibi tavizler vermesi yönünde baskı altında olup olmadığını sordu. Yermak’ın bu soruya verdiği cevap netti:

“Müttefiklerimiz bizi tanıyor, tavırlarımızı biliyor ve bunlara saygı duyuyor. Liderler toplantıları da dahil olmak üzere tüm üst düzey toplantılara katıldım. Buralarda hiçbir müttefikimizin veya dostumuzun bizim için kabul edilemez olduğunu bildikleri tavizlerin sözünü ettiğini duymadım. Buna Kırım meselesi de dahil.”

Kırım Tatarlarından Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov da aynı soruya “Asla boyun eğmeyeceğiz. Eğer bugün bize destek veren ülkeler, 10 yıl önce Kırım’da yaşananlara gözlerini kapamasalardı, işgal olmayacaktı” şeklinde yanıt verdi.

‘Rusya’nın görüşü’

Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’nın idaresinde Yermak’a eşlik eden İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, yaptığı bir açıklamada “83 ülke barışı ve barışa ulaşmanın yollarını tartışmak üzere Davos’ta. Ukrayna’daki barış ve çatışmaların yaşandığı diğer ülkelerdeki barış için. Ukrayna halkı bu barışa çaresizce ihtiyaç duyuyor” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf altı: İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, pazar günü Davos’ta düzenlenen Ukrayna konulu Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’nda konuşma yaparken (EPA)
İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, pazar günü Davos’ta düzenlenen Ukrayna konulu Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’nda konuşma yaparken (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Fransız haber ajansı AFP’den aktardığına göre Cassis “Rusya’nın katılımını sağlamanın bir yolunu bulmalıyız. Rusya’nın görüşü olmadan barış olmaz. Ancak bu, Rusya’nın bir şeyler yapmasını beklememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Ukrayna’da her dakika onlarca sivil ölüyor veya yaralanıyor. Sonsuza kadar bekleyecek durumumuz yok” dedi.

Ancak İsviçreli bakan şu ana kadar ne Kiev’in ne de Moskova’nın bu adımı atmaya hazır olduğunu söyledi. Bu bağlamda Cassis, Rusya ile birlikte BRICS grubu içinde oldukları için Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika’nın müzakerelere katılımının önemini vurgulayarak “Katılımları çok önemli; çünkü Moskova’yla iletişim halindeler ve belli bir güven duygusu paylaşıyorlar” dedi.

Cassis, Batı ülkeleri dışındaki geniş bir grup ülke ile kolektif bir dinamik oluşturmanın çatışmadan çıkış yolu aranmasına yardımcı olacağını kaydetti.

Fotoğraf altı: Pazar günü Davos’ta Ukrayna için toplanan ulusal güvenlik danışmanlarının toplu bir fotoğrafı (EPA)
Pazar günü Davos’ta Ukrayna için toplanan ulusal güvenlik danışmanlarının toplu bir fotoğrafı (EPA)

Davos görüşmelerinde özellikle saldırılara son verilmesi, Rus kuvvetlerinin Ukrayna topraklarından geri çekilmesi, işlenen suçlara ilişkin adaletin sağlanması ve yeni gerilimlerin yaşanmasının engellenmesine yönelik ölçütlerin benimsenmesi üzerinde duruldu.

Cassis, pazar günkü toplantının ulusal güvenlik danışmanları düzeyindeki son toplantı olduğuna ve daha üst düzeyde bir toplantı yapılması için üzerinde düşünülmesi gerektiğine işaret etti.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.