İran ile Pakistan arasındaki krizi yatıştırmaya yönelik uluslararası ve bölgesel çabalar

Avrupa’nın kaygısı, Çin’in arabuluculuk teklifi ve Moskova’nın itidal çağrısı… Biden: Gördüğünüz gibi İran bölgede pek sevilmiyor.

Bir güvenlik görevlisi İslamabad’daki Pakistan Dışişleri Bakanlığı binasının önünde duruyor (AP)
Bir güvenlik görevlisi İslamabad’daki Pakistan Dışişleri Bakanlığı binasının önünde duruyor (AP)
TT

İran ile Pakistan arasındaki krizi yatıştırmaya yönelik uluslararası ve bölgesel çabalar

Bir güvenlik görevlisi İslamabad’daki Pakistan Dışişleri Bakanlığı binasının önünde duruyor (AP)
Bir güvenlik görevlisi İslamabad’daki Pakistan Dışişleri Bakanlığı binasının önünde duruyor (AP)

Rusya, Çin ve bölge ülkeleri, iki ülke arasındaki saldırıların ardından İslamabad ve Tahran’a azami itidal göstermeleri yönünde çağrıda bulundu.

ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İran ile Pakistan’ın bu haftaki karşılıklı saldırılarına dair gelen bir soruya, “Gördüğünüz gibi İran bölgede pek sevilmiyor” diyerek yanıt verdi.

Biden, “Şu anda bunun nereye gideceği üzerinde çalışıyoruz. Bunun nereye gittiğini bilmiyorum” diye ekledi.

ABD ayrıca, İran’ın Pakistan, Suriye ve Irak’taki saldırılarını kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, “İran’ın son birkaç gün içinde üç komşusunun egemenlik sınırlarını ihlal ettiğini gördük” dedi.

Çin, iki ülke arasındaki karşılıklı saldırıların ardından, iki taraf arasında gerginliğin daha da artacağı korkusuyla, İran ve Pakistan arasında arabuluculuk yapmayı teklif etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, düzenlediği basın toplantısında, “Çin tarafı, iki tarafın da sakinleşebileceğini, itidalli davranabileceğini ve gerilimin tırmanmasından kaçınabileceğini içtenlikle umuyor. Her iki taraf da isterse, gerilimi azaltmada yapıcı bir rol oynamaya hazırız” dedi.

Türkiye ise İran’ın Irak ve Pakistan topraklarına yönelik saldırıları nedeniyle duyduğu kaygıyı dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı Jalil Abbas Jilani ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile bölgedeki gelişmelere ilişkin telefonda konuştu.

Görüşmede Fidan, bölgede yeni sorunlar yaşanmaması gerektiğine dikkat çekerek, her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu.

Jilani ve Abdullahiyan da gerilimin tırmanmasını kendilerinin de istemediklerini ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“Irak’taki belirli hedeflere yönelik İran saldırılarıyla başlayan, akabinde İran’ın Pakistan içindeki bazı hedeflere dün sabaha karşı gerçekleştirdiği saldırılarla genişleyen ve bu sabah Pakistan’ın İran içindeki hedeflere düzenlediği saldırılarla tırmanan gelişmelerden endişe duyuyoruz.”

Bakanlık, sorunların Birleşmiş Milletler (BM) Şartı başta olmak üzere, uluslararası hukukun temel ilkeleri çerçevesinde ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde dostluk ve kardeşlik anlayışıyla çözülmesi gerektiğine inanıldığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, “Tüm meselelerin bölgesel güvenliği ve istikrarı daha fazla tehdit etmeden diyalog ve işbirliği yoluyla çözümlenmesini temenni ediyoruz” denildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması şu ifadelerle son buldu:

“Dost ve kardeş İran, Irak ve Pakistan’a itidal ve sağduyuyla suhuletin sağlanması çağrısında bulunuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümü konusunda bölge ülkeleriyle deneyimlerini paylaşmaya ve katkı sunmaya hazırdır.”

FOTO: Pakistanlı bir güvenlik yetkilisi Haydarabad’daki İran Kültür Merkezi’nin önünde nöbet tutuyor (EPA)
Pakistanlı bir güvenlik yetkilisi Haydarabad’daki İran Kültür Merkezi’nin önünde nöbet tutuyor (EPA)

Katar da İran ve Pakistan’ı itidalli davranmaya, aralarındaki ihtilafları diyalog ve diplomatik yollarla çözmeye ve gerginlikten kaçınmaya çağırdı.

Katar Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamada, “Katar, İran ile Pakistan arasında yaşanan gelişmeleri büyük endişeyle takip etmektedir. Katar, sonuçta kapsamlı, uzlaşmaya dayalı ve sürdürülebilir çözümlere yol açan yapıcı diyaloglar yoluyla bölgedeki gerilimleri ve çatışmaları ortadan kaldırmayı amaçlayan tüm bölgesel ve uluslararası çabaları tam olarak desteklemektedir” denildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:

“İran-Pakistan sınır bölgesinde son günlerde artan durumun tırmanmasını endişeyle izliyoruz. Her iki tarafı da en üst seviyede itidal göstermeye ve ortaya çıkan sorunları yalnızca siyasi ve diplomatik yollarla çözmeye çağırıyoruz.”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörizmle mücadele için egemen topraklar dışında gereken her şeyin, ilgili ülkelerin yetkilileri arasında mutabakat ve koordinasyon içerisinde yapılmasının gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Durumun daha da kötüye gitmesinin, bölgede barış, istikrar ve güvenlikle ilgilenmeyenlerin çıkarına olduğuna dikkat çeken Zaharova, şunları ekledi:

“İran ve Pakistan’ın, kendi topraklarından yayılan terör tehditlerini durdurmayla ilgili sorunlar da dahil olmak üzere, farklılıklarını iyi komşuluk ruhuyla çözmenin bir yolunu yakında bulacağına dair umudumuzu ifade ediyoruz. Rusya’nın, uluslararası terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede bu alanda işbirliği yapmaya hazır olduğunu teyit ediyoruz.”

Avrupa Birliği (AB) de, ‘Ortadoğu ve ötesindeki şiddet sarmalına’ ilişkin derin endişesini ifade etti.

AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, “Pakistan, Irak ve İran da dahil olmak üzere bu saldırılar artık AB için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. Çünkü ülkelerin kaynaklarını ve toprak bütünlüğünü ihlal ediyor, aynı zamanda bölgede istikrarsızlaştırıcı bir güce sahip” dedi.



Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.


İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)

İsrail, başkent Beyrut'un merkezini, kıyı şeridini, güneyden ve güney banliyölerinden gelen on binlerce yerinden edilmiş insanın yaşadığı banliyölerini hedef almasının ardından, Lübnan'daki "güvenli bölgelerin" alanını daraltıyor. Bu durum, Zahrani bölgesi, İklim el-Tuffah bölgesi ve Litani'nin kuzeyinde yer alan batı Bekaa'daki köylere yönelik tam tahliye uyarılarının kapsamının genişletilmesiyle aynı eş zamanlı olarak gelen en geniş çaplı tırmanış oldu.

Bu durum, Hizbullah'ın kuzey ve orta İsrail'e doğru 200 roket ve insansız hava aracı fırlatarak duyurduğu askeri tırmanışla aynı zamana denk geldi; grup, iki gün önce kuzey İsrail sakinlerine verilen tahliye emirlerini uyguladığını iddia etti. Eş zamanlı olarak, grup İran füzeleriyle birlikte fırlatılan roketlerle İsrail hava savunma mevzilerini hedef aldı; bu taktik, geniş çapta dikkat dağıtma taktiği olarak yorumlandı.

Diğer yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "Savaş ve barış kararını yeniden tesis etme ve daha fazla kayıp, yıkım ve yerinden edilmeden başka bir şey kazanmadığımız yeni destek macerasına son verme konusundaki duruşumuzdan geri dönüş yok" ifadelerini kullandı.