Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

İbrahim Traore darbe hayaletiyle yaşayan bir darbeci.

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
TT

Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)

Burkina Faso’nun kuzeyinde terörizme karşı savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Başkent Vagadugu’ya gelince, iktidar için yarışan kanatlar arasında sessiz bir savaş sürüyor. Bu durum, 36 yaşındaki genç Cumhurbaşkanı Yüzbaşı İbrahim Traore’yi devirmeye yönelik darbe girişimlerinin engellendiğini ilan eden hükümet açıklamalarında da defalarca görülüyor.

​Ancak bu darbe girişimleri, etrafını saran büyük belirsizlik nedeniyle pek çok şüpheyi de beraberinde getiriyor. Yüzbaşı Traore, Eylül 2022’nin sonunda başarılı bir askeri darbenin ardından iktidara geldiğinden beri, onu devirmek için dört başarısız darbe girişimi ortaya koyuldu. Bu oran, on beş aydan kısa bir süre içinde rekor bir sayıya ulaştı.

Söz konusu başarısız darbe girişimlerinden sonuncusu, Burkina Faso hükümetinin geçen perşembe günü açıkladığı darbe oldu. Hükümet, bir ağın 14 Ocak’ta cumhurbaşkanını devirmeyi planladığını açıkladı. Bu ağın ise askeri personel, siviller, aktivistler ve ordudan ihraç edilen subaylardan oluştuğu belirtildi.

Ulusal Medya yaratma politikası

Burkina Faso’nun özellikle özgürlük düzeyi açısından yaşadığı istisnai koşullar, denize kıyısı olmayan bu Batı Afrika ülkesindeki durumu takip eden birçok kişi için endişe yaratıyor. Bu kişiler arasında yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını takip eden gazeteci İbrahim el-Harim de var. Ancak Harim, Burkina Faso’da olup bitenleri takip etmekte zorlanıyor.

İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Burkina Faso’da yaşananlar hakkındaki gerçeği bilmek, yetkililerin medyaya yönelik tehditleri nedeniyle, ulusal medya yaratma politikası adını verdikleri politika kapsamında zor bir iştir. Bu, özel medyanın yetkilileri utandıracağı korkusuyla objektif olamaması ve bunun doğurabileceği yansımalar anlamına geliyor” dedi.

drg
Burkina Faso ordusunun üyeleri (Arşiv- Reuters)

Harim, “Son dönemdeki darbe girişimlerine ilişkin konuşmalar, daha önce medyada en ufak bir bilgi sızıntısı olmaksızın bunları duyuran hükümetten geliyordu. Bu durum benim için bu girişimlerin gerçekten gerçek olup olmadığı, yoksa sadece Burkinabe halkının gözünde ‘onları ülkenin karşı karşıya olduğu gerçek sorunlardan uzaklaştırmak için’ bir toz zerresi mi olduğuna dair soruları gündeme getiriyor” ifadelerini kullandı.

Ancak İbrahim el-Harim, “Traore, gelişinden bu yana orduyu silahlandırma ve görevlerini yerine getirmesini sağlama sözü vermiş olmasına rağmen hükümet tarafından yayınlanan tek bir anlatının varlığı, bazı ordu mensupları ve bazı komutanlar arasında durumları ve savaş alanındaki yüzleşme yetenekleri ile ilgili memnuniyetsizliğin varlığını inkâr etmiyor” dedi. Harim, “Her ne kadar kıtanın bu bölgesindeki darbeler net bir mantığa tabi olmasa da bu şikâyet, aslında darbe planlama noktasına ulaşmayabilir” şeklinde konuştu.

Fransa’nın şeytanlaştırılması

Burkina Faso’daki tüm darbe girişimlerinin ortak paydası, dünyanın bu bölgesindeki nüfuzunun çoğunu kaybetmiş eski sömürgeci güç olan Fransa’ya, Rusya, ABD ve Çin gibi yükselen güçlere dolaylı olarak yöneltilen bir suçlama parmağıdır.

Gazeteci İbrahim el-Harim’in belirttiğine göre hükümet, sivil toplum kuruluşlarının darbeyi desteklemek için dış fon aldığını ve bunu Fransızların gizli rolünün bir göstergesi olarak değerlendirdiğini söyledi.

Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Yetkililere (belirli bir partinin ismini vermiyor) göre, Traore’nin iktidara gelmesinden bu yana Burkina Faso ile ilişkilerinin bozulması ve Rusya ile başlattığı büyük yakınlaşmanın ardından sanık büyük olasılıkla Fransa gibi görünüyor. Ya da en azından Afrika’daki darbelerin arkasında uzun bir geçmişe sahip olan Paris’i her zaman şeytanlaştırmaya çalışan Traore destekçilerinin pazarladığı şey bu” dedi.

Fransa’nın desteklemekle suçlandığı belki de en ünlü darbelerden biri, 1987’de ülkenin cumhurbaşkanı Thomas Sankara’nın öldürüldüğü Burkina Faso’da gerçekleşti. Sankara, ülkeyi yöneten, Batı karşıtı sosyalist politikaları benimseyen ve Sovyetler Birliği ile ittifak yoluna giden en ünlü devrimci başkan olarak sayılıyor. Bugün Yüzbaşı İbrahim Traore, Sankara’nın yasal varisi olarak sunuluyor.

Her ne kadar Fransız yetkililer Burkina Faso’daki güncel olaylarla herhangi bir bağlantısı olduğunu sık sık yalanlasa da Fransa, Burkina Faso’daki politikacılar arasındaki tartışmalarda hâlâ büyük bir yer tutuyor. Ayrıca bu politikacılar, ülkelerinin yaşadığı koşullardan Fransa’yı sorumlu tutuyorlar.

Ele başı

Burkina Faso darbe girişiminin engellendiğini duyurduğundan beri herkes darbenin planlayıcısını soruyor. Gazeteci İbrahim el-Harim, “Yetkililer, iddia edilen son girişimin planlayıcısını özel olarak açıklamadı. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Evrad Somdah en çok konuşulan isim. Kendisi, geçen hafta tutuklanmıştı. Öncesinde ise adı ordudan silinmişti” dedi.

sefrg
Burkina Faso askerleri başkent Vagadugu’daki ulusal televizyon kanalının girişini koruyor, 24 Ocak 2022 Pazartesi (AP)

Harim, “Ordunun alt kademelerinde başka liderler de var. Aralık ayı ortasında görevden alınan eski Dışişleri Bakanı’nın önderlik ettiği siviller de var. Medya, onun görevden alınmasının doğrudan iddia edilen darbe girişimiyle ilgili olduğunu söylüyor. Traore, onu gizli anlaşma yapmakla ve eski ordu komutanı ve diğer askeri personelle temas kurmakla suçluyor” dedi.

Harim, sosyal medyada Burkina Faso’daki herhangi bir darbe girişimiyle bağlantılı olarak söylentilerin sıklıkla yayıldığına dikkat çekerken, “Ancak gözlemcilerin çoğu bunu umursamadı. Bu nedenle sadece söylenti olarak kaldı. Ancak yetkililerin son dönemdeki hareketleri, ihraçları ve tutuklamaları Burkinabe halkına bir şeyler olduğunu düşündürdü” ifadelerini kullandı.

Ancak yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını haber yapan gazeteci, son darbe girişiminin Traore’nin destekçileri dışında pek yankı bulmadığına dikkat çekti. Harim, “Sadece Traore’nin iktidara gelmesiyle doğan sivil toplum hareketleri, konuyla ilgilendi. Kendilerini, ‘Traore’nin koruyucuları’ olarak adlandırdılar” dedi.

Yeni Sankara mı?

İbrahim Harim’e göre Yüzbaşı İbrahim Traore’nin destekçilerinin çoğu, ‘Burkina Faso’nun ihtiyaç duyduğu ve onu şiddet ve kaos bataklığından çekip, inşa yoluna koyacak iddialı genç lider’ olarak gördükleri bir adamı desteklemek için etkinlikler ve mitingler düzenleyen organizasyonlara dahil olan coşkulu ve popülist genç adamlardan oluşan bir grup.

Harim ayrıca, “Burkina Faso’da halkın büyük çoğunluğunun sessizliği göz önüne alındığında, elitlerin bir kısmı bunu abartı olarak görüyor. Çünkü Traore, korkunun hakim olduğu bir ortam yaratmak için popülizmden yararlanıyor. Bu korku ise; Traore’nin düşmesi ya da ayrılması durumunda kaosa geri dönme korkusu ve ülkeyi karanlık ve sömürgeciye teslimiyet çağı olarak tanımladıkları döneme döndürmek isteyen Fransa ve Batı’nın silahlarından duyulan korkudur” dedi.

Bu duygusal bağlamda Traore’nin 36 yıl önce Sankara’da olduğu gibi, silah arkadaşı Blaise Compaore’nin Fransa’nın desteğiyle gerçekleştirdiği askeri darbeyle tasfiye edilmesinin pek olası olmadığı fikri öne sürülüyor. Konuyla ilgili olarak gazeteci İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Genel olarak Burkina Faso ordusu, aksi görünse bile bölünmüş bir ordudur. Bana göre Traore, ordudaki liderler ve onun iktidarda kalmasının kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanan bazı subaylar tarafından yönlendiriliyor” ifadelerini kullandı.



Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.


Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)

CNN, Batı Şeria'nın Beytullahim kentinde Filistinlilere ait bir futbol sahasının, uluslararası baskı sayesinde İsrail'in yıkım kararından kurtulduğu bilgisini aktardı.

Bir kaynak, FIFA Başkanı Gianni Infantino, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin ve İsviçreli yetkililerin, İsrailli yetkililere baskı uygulayarak Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasını kurtarmak için müdahale ettiklerini söyledi.

UEFA'nın CNN'e gönderdiği açıklamaya göre UEFA Başkanı Čeferin, futbol sahası hakkında alınan yıkım kararının durdurulması için İsrail Futbol Federasyonu Başkanı Moshe Zuarez ile temasa geçti ve ‘sahanın yıkılmaması için gösterdiği çabalardan’ ötürü kendisine teşekkür etti.

Açıklamada, “Sahanın, çocuklar ve gençler için güvenli bir alan olarak yerel topluma hizmet etmeye devam etmesini umuyoruz” ifadesi yer aldı.

dfrgt
Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasında top oynayan Filistinliler (Reuters)

İsrail Futbol Federasyonu'ndan bir yetkili, Čeferin’in Zuarez’dan ilgili makamlarla görüşmesini ve sahanın yıkım kararının askıya alınmasını talep etmesini istediğini söyledi.

Aynı kaynak, kararın geçici olarak askıya alındığını, ancak ‘yasal anlaşmazlığa bir çözüm bulunması gerektiğini’ belirtti.

İsrail ordusu, 31 Aralık 2025 tarihinde Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının kaçak olarak inşa edildiği gerekçesiyle yıkılması talimatı verdi.

Saha yetkilileri, kararın ‘yüzlerce çocuğun oyun oynama ve öğrenme hakkını elinden alacağını’ belirtirken bunun, İsrail'in Filistin spor ve sivil tesislerini hedef almaya devam etmesinin bir parçası olduğunu vurguladılar.

Sahanın yıkımdan kurtarıldığı haberini alan saha yetkilileri, FIFA ve UEFA'nın müdahalesinden duydukları memnuniyeti dile getirdikleri bir açıklama yayınladılar. Ancak İsrailli yetkililerden emrin askıya alındığına dair resmi bir teyit almadıkları için ‘durumun hala belirsiz olduğunu ve yıkım tehdidinin hala devam ettiğini’ belirttiler.

Aynı yetkililer, açıklamada şunları eklediler:

“Bu büyük bir adım. Ancak şunu açıkça belirtelim: Mücadelemiz henüz bitmedi. İsrail'in uluslararası baskı azalana kadar bekleyeceğinden ve ardından yıkım kararını yeniden yürürlüğe koyacağından korkuyoruz.”

dcfrgt
Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor (Reuters)

Çocuklarının ‘futbol oynamayı ve İsrail ordusunun her an sahalarını yıkmayacağından emin olmayı hak ettiklerini’ belirten yetkililer, resmi onay alana kadar sahanın yıkılmaması için başlattıkları kampanyalara devam edeceklerini söylediler.

İsviçreli yetkililerle çalışan ve Ortadoğu barış elçisinin eski danışmanı olan UEFA'ya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, futbolun ‘şu anda siyasi bir konu’ olduğunu ve bu yüzden UEFA ve FIFA'nın yaptığı seçimlerin de siyasi olduğunu söyledi.

Kaynak, şunları söyledi:

“Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının yıkım kararının askıya alınması, futbolun siyasileştirilmesi, adaletsizlikle yüzleşme ve insanlık için mücadele etme yeteneğini gösteriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2023 yılındaki istatistiklerine göre Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor.