Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

İbrahim Traore darbe hayaletiyle yaşayan bir darbeci.

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
TT

Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)

Burkina Faso’nun kuzeyinde terörizme karşı savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Başkent Vagadugu’ya gelince, iktidar için yarışan kanatlar arasında sessiz bir savaş sürüyor. Bu durum, 36 yaşındaki genç Cumhurbaşkanı Yüzbaşı İbrahim Traore’yi devirmeye yönelik darbe girişimlerinin engellendiğini ilan eden hükümet açıklamalarında da defalarca görülüyor.

​Ancak bu darbe girişimleri, etrafını saran büyük belirsizlik nedeniyle pek çok şüpheyi de beraberinde getiriyor. Yüzbaşı Traore, Eylül 2022’nin sonunda başarılı bir askeri darbenin ardından iktidara geldiğinden beri, onu devirmek için dört başarısız darbe girişimi ortaya koyuldu. Bu oran, on beş aydan kısa bir süre içinde rekor bir sayıya ulaştı.

Söz konusu başarısız darbe girişimlerinden sonuncusu, Burkina Faso hükümetinin geçen perşembe günü açıkladığı darbe oldu. Hükümet, bir ağın 14 Ocak’ta cumhurbaşkanını devirmeyi planladığını açıkladı. Bu ağın ise askeri personel, siviller, aktivistler ve ordudan ihraç edilen subaylardan oluştuğu belirtildi.

Ulusal Medya yaratma politikası

Burkina Faso’nun özellikle özgürlük düzeyi açısından yaşadığı istisnai koşullar, denize kıyısı olmayan bu Batı Afrika ülkesindeki durumu takip eden birçok kişi için endişe yaratıyor. Bu kişiler arasında yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını takip eden gazeteci İbrahim el-Harim de var. Ancak Harim, Burkina Faso’da olup bitenleri takip etmekte zorlanıyor.

İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Burkina Faso’da yaşananlar hakkındaki gerçeği bilmek, yetkililerin medyaya yönelik tehditleri nedeniyle, ulusal medya yaratma politikası adını verdikleri politika kapsamında zor bir iştir. Bu, özel medyanın yetkilileri utandıracağı korkusuyla objektif olamaması ve bunun doğurabileceği yansımalar anlamına geliyor” dedi.

drg
Burkina Faso ordusunun üyeleri (Arşiv- Reuters)

Harim, “Son dönemdeki darbe girişimlerine ilişkin konuşmalar, daha önce medyada en ufak bir bilgi sızıntısı olmaksızın bunları duyuran hükümetten geliyordu. Bu durum benim için bu girişimlerin gerçekten gerçek olup olmadığı, yoksa sadece Burkinabe halkının gözünde ‘onları ülkenin karşı karşıya olduğu gerçek sorunlardan uzaklaştırmak için’ bir toz zerresi mi olduğuna dair soruları gündeme getiriyor” ifadelerini kullandı.

Ancak İbrahim el-Harim, “Traore, gelişinden bu yana orduyu silahlandırma ve görevlerini yerine getirmesini sağlama sözü vermiş olmasına rağmen hükümet tarafından yayınlanan tek bir anlatının varlığı, bazı ordu mensupları ve bazı komutanlar arasında durumları ve savaş alanındaki yüzleşme yetenekleri ile ilgili memnuniyetsizliğin varlığını inkâr etmiyor” dedi. Harim, “Her ne kadar kıtanın bu bölgesindeki darbeler net bir mantığa tabi olmasa da bu şikâyet, aslında darbe planlama noktasına ulaşmayabilir” şeklinde konuştu.

Fransa’nın şeytanlaştırılması

Burkina Faso’daki tüm darbe girişimlerinin ortak paydası, dünyanın bu bölgesindeki nüfuzunun çoğunu kaybetmiş eski sömürgeci güç olan Fransa’ya, Rusya, ABD ve Çin gibi yükselen güçlere dolaylı olarak yöneltilen bir suçlama parmağıdır.

Gazeteci İbrahim el-Harim’in belirttiğine göre hükümet, sivil toplum kuruluşlarının darbeyi desteklemek için dış fon aldığını ve bunu Fransızların gizli rolünün bir göstergesi olarak değerlendirdiğini söyledi.

Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Yetkililere (belirli bir partinin ismini vermiyor) göre, Traore’nin iktidara gelmesinden bu yana Burkina Faso ile ilişkilerinin bozulması ve Rusya ile başlattığı büyük yakınlaşmanın ardından sanık büyük olasılıkla Fransa gibi görünüyor. Ya da en azından Afrika’daki darbelerin arkasında uzun bir geçmişe sahip olan Paris’i her zaman şeytanlaştırmaya çalışan Traore destekçilerinin pazarladığı şey bu” dedi.

Fransa’nın desteklemekle suçlandığı belki de en ünlü darbelerden biri, 1987’de ülkenin cumhurbaşkanı Thomas Sankara’nın öldürüldüğü Burkina Faso’da gerçekleşti. Sankara, ülkeyi yöneten, Batı karşıtı sosyalist politikaları benimseyen ve Sovyetler Birliği ile ittifak yoluna giden en ünlü devrimci başkan olarak sayılıyor. Bugün Yüzbaşı İbrahim Traore, Sankara’nın yasal varisi olarak sunuluyor.

Her ne kadar Fransız yetkililer Burkina Faso’daki güncel olaylarla herhangi bir bağlantısı olduğunu sık sık yalanlasa da Fransa, Burkina Faso’daki politikacılar arasındaki tartışmalarda hâlâ büyük bir yer tutuyor. Ayrıca bu politikacılar, ülkelerinin yaşadığı koşullardan Fransa’yı sorumlu tutuyorlar.

Ele başı

Burkina Faso darbe girişiminin engellendiğini duyurduğundan beri herkes darbenin planlayıcısını soruyor. Gazeteci İbrahim el-Harim, “Yetkililer, iddia edilen son girişimin planlayıcısını özel olarak açıklamadı. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Evrad Somdah en çok konuşulan isim. Kendisi, geçen hafta tutuklanmıştı. Öncesinde ise adı ordudan silinmişti” dedi.

sefrg
Burkina Faso askerleri başkent Vagadugu’daki ulusal televizyon kanalının girişini koruyor, 24 Ocak 2022 Pazartesi (AP)

Harim, “Ordunun alt kademelerinde başka liderler de var. Aralık ayı ortasında görevden alınan eski Dışişleri Bakanı’nın önderlik ettiği siviller de var. Medya, onun görevden alınmasının doğrudan iddia edilen darbe girişimiyle ilgili olduğunu söylüyor. Traore, onu gizli anlaşma yapmakla ve eski ordu komutanı ve diğer askeri personelle temas kurmakla suçluyor” dedi.

Harim, sosyal medyada Burkina Faso’daki herhangi bir darbe girişimiyle bağlantılı olarak söylentilerin sıklıkla yayıldığına dikkat çekerken, “Ancak gözlemcilerin çoğu bunu umursamadı. Bu nedenle sadece söylenti olarak kaldı. Ancak yetkililerin son dönemdeki hareketleri, ihraçları ve tutuklamaları Burkinabe halkına bir şeyler olduğunu düşündürdü” ifadelerini kullandı.

Ancak yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını haber yapan gazeteci, son darbe girişiminin Traore’nin destekçileri dışında pek yankı bulmadığına dikkat çekti. Harim, “Sadece Traore’nin iktidara gelmesiyle doğan sivil toplum hareketleri, konuyla ilgilendi. Kendilerini, ‘Traore’nin koruyucuları’ olarak adlandırdılar” dedi.

Yeni Sankara mı?

İbrahim Harim’e göre Yüzbaşı İbrahim Traore’nin destekçilerinin çoğu, ‘Burkina Faso’nun ihtiyaç duyduğu ve onu şiddet ve kaos bataklığından çekip, inşa yoluna koyacak iddialı genç lider’ olarak gördükleri bir adamı desteklemek için etkinlikler ve mitingler düzenleyen organizasyonlara dahil olan coşkulu ve popülist genç adamlardan oluşan bir grup.

Harim ayrıca, “Burkina Faso’da halkın büyük çoğunluğunun sessizliği göz önüne alındığında, elitlerin bir kısmı bunu abartı olarak görüyor. Çünkü Traore, korkunun hakim olduğu bir ortam yaratmak için popülizmden yararlanıyor. Bu korku ise; Traore’nin düşmesi ya da ayrılması durumunda kaosa geri dönme korkusu ve ülkeyi karanlık ve sömürgeciye teslimiyet çağı olarak tanımladıkları döneme döndürmek isteyen Fransa ve Batı’nın silahlarından duyulan korkudur” dedi.

Bu duygusal bağlamda Traore’nin 36 yıl önce Sankara’da olduğu gibi, silah arkadaşı Blaise Compaore’nin Fransa’nın desteğiyle gerçekleştirdiği askeri darbeyle tasfiye edilmesinin pek olası olmadığı fikri öne sürülüyor. Konuyla ilgili olarak gazeteci İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Genel olarak Burkina Faso ordusu, aksi görünse bile bölünmüş bir ordudur. Bana göre Traore, ordudaki liderler ve onun iktidarda kalmasının kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanan bazı subaylar tarafından yönlendiriliyor” ifadelerini kullandı.



Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons
TT

Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Tayland'da 14. yüzyıldan kalma bir tapınağı yöneten yetkililer, yabancıların tapınak yerleşkesinde "açık" kıyafetlerle jimnastik ve yoga yapmamaları uyarısında bulunarak bu tür davranışların saygısız ve uygunsuz olduğunu belirtti.

Kuzeydeki Chiang Mai şehrinde yer alan Wat Pha Lat, son yıllarda turistler arasında popülerlik kazandı ve Doi Suthep Dağı'nın yamaçlarındaki ormanın içindeki huzurlu ve tenha konumu nedeniyle "gizli tapınak" diye anılmaya başladı. Burası, Chiang Mai'deki ünlü Budist tapınağı Wat Phra That Doi Suthep'e giden yolun yaklaşık yarısında yer alıyor.

Tapınak, bazı yabancı turistlerin tapınak yakınında bikiniyle güneşlenirken görülmesi ve internette paylaşılan resimlerin yerel halkın tepkisini çekmesinden sonra bu uyarıyı yayımladı. Başkaları da tapınağı arka plana alarak yoga ve jimnastik pozları verdikleri fotoğraflarını paylaştı. Bu davranışlar, uygunsuz olduğu gerekçesiyle geniş çapta eleştirildi.

Tapınak, Facebook gönderisinde ziyaretçilere "keşişlerin aktif ibadet yeri"ne saygı duymaları çağrısı yaptı.

Paylaşımda, "Wat Pha Lat bir Budist tapınağı ve kutsal bir sığınaktır, eğlence parkı veya spor salonu DEĞİLDİR" ifadeleri yer aldı.

Son zamanlarda bazı ziyaretçilerin acroyoga yapma, antik yapılarla kayalara tırmanma ve tapınak alanında açık giysiler giyme gibi uygunsuz davranışlar sergilediğini gözlemledik.

Tapınak, bu tür davranışların devam etmesi halinde yönetimin alanı turistlere kalıcı olarak kapatmak zorunda kalacağına dair uyardı.

Tapınak ayrıca bir erkeğin bir kadına acroyoga pozunda yardım ettiğini gösteren bir fotoğraf paylaştı. Fotoğraflarda adam, kadına ellerinin üzerinde baş aşağı durmasına yardım ederken, çevredekiler bunu izliyor veya fotoğraf çekiyordu. Acroyoga, yoga ve akrobasiyi birleştiren bir fiziksel aktivite.

Geçen yıl Endonezya'nın Bali adasındaki yetkililer, adanın kültürel bütünlüğünü korumak amacıyla yabancı turistlerin "uygunsuz davranışlarına" yönelik yeni kurallar yayımlamıştı. Bunlar arasında adet gören kadınların kutsal tapınak alanlarına girmesini yasaklayan bir kural da var.

Kurallar arasında kutsal yerlere saygı göstermek, mütevazı giyinmek, kibar davranmak, turist vergisini internetten ödemek, lisanslı rehberler ve konaklama yerlerini kullanmak, trafik kurallarına uymak ve yetkili satış noktalarında döviz bozdurmak yer alıyor.

Japonya'nın Tsushima Adası'ndaki Watadzumi Tapınağı, yabancı bir ziyaretçinin tekrar tekrar saygısız davranışlar sergilemesi nedeniyle ibadet etmeyenlerin tapınağa girişini kısıtlamıştı. Tapınak, fotoğraf çekmeyi ve gezinti amaçlı ziyaretleri bile yasaklamıştı. Olayın ayrıntıları açıklanmamıştı.

2017'de Amerikalı iki turist, Bangkok'taki ünlü bir tapınak önünde kalçalarını gösteren fotoğraflarını paylaştıktan sonra Tayland'dan ayrılmaya çalışırken gözaltına alınmıştı. Her biri 150 dolar para cezasına çarptırılmıştı.

Independent Türkçe


ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
TT

ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)

ABD ve Avrupa arasındaki gerginliği artıran Grönland meselesi Çin için fırsat yaratabilir.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a askeri müdahale tehdidi Avrupa ülkelerinin yanı sıra NATO'dan da tepki çekmeye devam ediyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın Avrupa'yla ittifakını zedeleyecek hareketlerinin Pekin yönetimi için Grönland'da nüfuzunu artırma fırsatı yaratabileceğine dikkat çekiliyor.

Pekin'deki Renmin Üniversitesi'nden Wang Wen şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Çoğu Çinli bunu Trump'ın zorbalığının, hegemonyacı ve baskıcı davranışlarının bir başka tezahürü olarak görüyor. Trump'ın Grönland'ı işgal etmesi NATO'nun çöküşü anlamına gelir ve bu da Çin halkını çok memnun eder.

ABD uzun süredir Çin ve Rusya'nın Arktika bölgesindeki askeri nüfuzunu artırma çabalarından endişeleniyor. 2019'da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin'in faaliyetlerinin bölgeyi "yeni Güney Çin Denizi'ne çevirebileceğini" savunmuştu.

Ancak Çin, kısmen ABD ve Danimarka'nın işbirliği nedeniyle Grönland'da etkisini artırmakta güçlük yaşıyor.

Çin devletine ait bir şirketin, Grönland'daki havalimanı ağını genişletme teklifi, ABD'nin de baskısıyla Danimarka tarafından 2018'de engellenmişti. İki yıl önce de Çinli bir firmanın Grönland'da kullanılmayan bir deniz üssünü satın alması durdurulmuştu.

Trump ise Grönland'ı ABD toprağına katma planını, Rusya ve Çin'in askeri tehditlerine karşı bir ulusal güvenlik meselesi olarak gerekçelendiriyor.

Pekin yönetiminin Arktik politikasını özetleyen 2018 tarihli yönergede, bölgedeki nakliye rotalarının geliştirilmesiyle "Kutup İpek Yolu" inşasının hedeflendiği belirtilmişti. Böylelikle bölgeye yönelik strateji, Çin lideri Şi Cinping'in Kuşak ve Yol projesinin bir parçası olarak konumlandırılmıştı.

"Trump'a diplomatik müdahale"

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu, üçüncü gününde devam ederken siyasetçiler, Trump'ın Avrupa ekonomisini ve Grönland'ı hedef alan açıklamalarına odaklandı.

Dünkü oturumlarda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ın Grönland'ın ilhakına yönelik taleplerini ve Avrupa'ya ek gümrük vergisi tehditlerini kınadı.

CNN'in analizinde, Avrupa liderlerinin Davos görüşmelerini NATO ve Avrupa Birliği'ni tehdit eden krizin büyümesini engellemek amacıyla "Trump'a diplomatik müdahale" için kullanacağı yazılıyor.

Independent Türkçe, CNN, Guardian


ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
TT

ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı "kararlı" bir askeri seçeneği değerlendirmeyi sürdürüyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla Wall Street Journal'a konuşan ABD'li yetkililer, Trump'ın İran'da rejimi devirmeyi amaçlayan ya da Devrim Muhafızları'na ait tesisleri hedef alacak planlar hazırlanmasını istediğini söylüyor.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Diğer yandan yetkililer, Beyaz Saray'ın Tahran'a askeri harekat düzenlemesi halinde operasyonun haftalarca veya aylarca sürebileceğine dikkat çekiyor.

1991'de Irak'a karşı yürütülen Çöl Fırtınası Operasyonu'nda yer alan emekli Hava Kuvvetleri Tuğgenerali David Deptula şunları söylüyor:

İnsan hakları ihlallerine karşı askeri seçeneklerin yapabileceği ve yapamayacağı şeyler vardır. Rejimi bazı davranışları yapmaktan sınırlı ölçüde caydırabilirsiniz. Ancak gerçekten rejimi değiştirmek istiyorsanız, bunun için önemli hava ve kara operasyonları gerekecektir.

Washington bir sonraki adımları tartışırken, ABD ordusu Ortadoğu'daki askeri varlığını artıyor.

WSJ, Amerikan ordusuna ait F-15E jet avcı uçaklarının pazar günü Ürdün'e vardığını yazıyor. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve destroyerlerin yanı sıra F-35'ler ve elektronik sinyal bozucu uçakları içeren saldırı grubu da Güney Çin Denizi'nden Basra Körfezi'ne doğru seyir halinde.

ABD yetkilileri, İran'ın olası misillemelerini önlemek için gerekli görülen Patriot ve THAAD da dahil bölgeye ek hava savunma sistemleri gönderileceğini söylüyor.

Ancak İran'a yönelik büyük bir hava harekatı için F-35 ve B-2 gibi gizlilik özelliğine sahip uçaklarla seyir füzesi ateşleyen denizaltıları gerekiyor. Bunlar ABD'nin haziranda İran'daki nükleer tesislere düzenlediği saldırılarda da kullanılmıştı.

Öte yandan bazı uzmanlar, İran'da rejimin devrilmesinin ardından ülkenin kaosa sürükleneceği uyarısını yapıyor. Beyaz Saray'ın rejim değişikliğine dair net planları olmadığına dikkat çekiyorlar. Trump'ın bazı danışmanlarının askeri müdahale yerine ekonomik yaptırımların artırılması seçeneğinin değerlendirilmesini istediği de aktarılıyor.

İran'da 1979'daki devrimle yıkılan monarşinin veliaht prensi Rıza Pehlevi, eylemlerin başından beri göstericilere destek mesajları yayımlıyor.

Trump, İranlıların ABD'de sürgünde yaşayan Pehlevi'yi desteklemediğini söylemişti. Diğer yandan Politico'ya geçen hafta verdiği söyleşide İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i de “hasta adam” diye nitelemiş, ülkede yeni bir yönetim kurulması gerektiğini öne sürmüştü.

Tahran yönetimi, askeri müdahale halinde ABD'ye sert karşılık verileceği mesajını paylaşmıştı.

Eylemlerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 4 bin 519 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 314 kişi de gözaltına alındı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Politico