Mısır ile İsrail arasında bir gerilim yatağı: Philadelphia Koridoru

Mısır'ın İsrail'in Philadelphia Koridoru üzerindeki kontrolünü yenilemeyi reddetmesinin arkasında siyasi sebepler ve güvenlikle ilgili kaygılar yatıyor.

Aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyine gönderilen Filistinli çocuklar, sınır çitinin ötesindeki iki Mısırlı askere bakıyor. (AP)
Aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyine gönderilen Filistinli çocuklar, sınır çitinin ötesindeki iki Mısırlı askere bakıyor. (AP)
TT

Mısır ile İsrail arasında bir gerilim yatağı: Philadelphia Koridoru

Aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyine gönderilen Filistinli çocuklar, sınır çitinin ötesindeki iki Mısırlı askere bakıyor. (AP)
Aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyine gönderilen Filistinli çocuklar, sınır çitinin ötesindeki iki Mısırlı askere bakıyor. (AP)

Amr İmam

Mısır muhtemelen İsrail'in Philadelphia Koridoru’nu (Selahaddin Koridoru) ele geçirmesini reddetmeye devam edecek. Mısır'ın tutumunun merkezinde Kahire için büyük önem taşıyan bir dizi güvenlik, jeostratejik ve siyasi mülahazalar yer alıyor.

Mısır'ın kuzeydoğu sınırında, Gazze Şeridi ile Sina arasında, 14 kilometrelik koridordaki Mısır denetimi, İsrail'in 2005 yılında Gazze'den tek taraflı çekilmesinin ardından başladı. Bu çekilmenin ardından Tel Aviv ve Kahire, Mısır'a bu dar sınır bölgesini denetleme yetkisi veren bir anlaşma imzaladı.

Philadelphia Anlaşması olarak adlandırılan bu anlaşma, Mısır'ın Gazze sınırının kendi tarafında, koridora odaklanacak şekilde 750 sınır muhafızı konuşlandırmasına olanak tanıdı. Bu anlaşmanın önemli bir yönü, İsrail'in, anlaşmanın Mısır'la imzalanan ve Sina'da askerden arındırılmış bir bölge kurulmasını gerektiren 1979 tarihli İsrail-Mısır Barış Anlaşması’nın şartlarını değiştirmemesini sağlayan bir madde üzerinde ısrar etmesiydi.

Anlaşma, 750 kişiden oluşan Mısır sınır muhafızlarının temel rolünü terörizmi caydırmak, yasadışı geçişleri önlemek ve herhangi bir askeri görev yerine getirmemekle sınırlandırıyordu. Üstelik anlaşma Filistin Yönetimi'ne koridorun ve dolayısıyla Filistin tarafındaki Gazze-Mısır sınırının yönetimini de veriyordu. Ancak Gazze sınırının Mısır'la olan bu kısmının yönetimi, İslamcı grubun 2007'de Gazze'de yönetimi ele geçirmesinden sonra Hamas'a devredildi.

İsrail daha önce Mısır'la ortak devriye görevi yürütmek üzere Gazze sınırının Mısır tarafında güvenlik personeli görevlendirmeyi teklif etmişti. Ancak Mısır, söz konusu önerinin egemenliğini ihlal ettiğini söyleyerek bu teklifi reddetti.

Sorulara açıklık

Koridor, Mısır ve İsrail arasındaki ilişkilerde tartışmalı bir konu olarak gündeme geliyor. İsrail Gazze'deki askeri operasyonunun yeni aşamasını, yani Filistin topraklarının Mısır'la olan güney sınırını kontrol etmeyi uygulamaya koymaya çalışıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 11 Aralık'ta Knesset'teki (İsrail Parlamentosu) bir komite önünde ülkesinin Philadelphia Koridoru’nu kontrol edeceğini ve İsrail'in Gazze Şeridi'nde tampon bölge oluşturacağını söyledi.

Netanyahu, 13 Ocak'ta gazetecilere verdiği demeçte, İsrail'in Filistin topraklarının güney sınırını Mısır'la kapatmadan Gazze'deki savaşı bitirmeyeceğini söyledi ve bu sınırı bir ‘boşluk’ olarak nitelendirdi.

Netanyahu sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazze'yi askerden arındıracağız. Ancak daha sonra diğer personel ve askeri teçhizat bu boşluktan girecek. Dolayısıyla bu sınırı kapatmamız gerektiği açık.”

İsrail, bölgenin Hamas için silah kaçakçılığı merkezi olarak görülmesi nedeniyle, bu koridoru kontrol etmeden Gazze'deki herhangi bir askeri zaferin eksik kalacağına inanıyor.

İsrail, daha önce Mısır'la ortak devriye görevi yürütmek üzere Gazze sınırının Mısır tarafında güvenlik personeli görevlendirmeyi teklif etmişti. Ancak Mısır, söz konusu önerinin egemenliğini ihlal ettiğini söyleyerek bu teklifi reddetti.

İsrail'in Gazze kuşatması, Mısır'a kıyı şeridi ve onu yöneten Hamas hareketi üzerinde nüfuz kazandırdı. Bu etki, Kahire'nin etkili bir arabulucu rolünü oynamasına olanak sağladı.

Gazze kısmı

Mısır hükümeti, İsrail'in koridoru Gazze tarafından kontrol etme yönündeki önerilerini reddetmeye devam edecek gibi görünüyor. Bu reddetme, özellikle İsrail'in Gazze'nin Sina ile olan sınırlarının tam kontrolü konusunda ısrar etmesiyle gelecekte tüm olasılıklara kapı açsa bile sürecek.

İsrail, koridorda kalıcı bir varlık kurarak Gazze'yi Mısır'dan ayırmayı planlıyor. Ancak söz konusu Filistin topraklarını Mısır'dan ayırmak, Mısır için önemli güvenlik, siyasi ve jeostratejik sonuçlar doğuracak büyük bir coğrafi değişiklik oluşturacak.

Uzun yıllar önce, özellikle İsrail'in Gazze'ye kapsamlı bir abluka uygulamasının ardından Mısır, Filistin topraklarının dış dünyaya tek işlevsel çıkış noktası olan Gazze ile bağlantısı nedeniyle siyasi öneminin ve bölgesel ağırlığının bir kısmını kazandı.

sdvfgrbt
Mısır Kızılayı tarafından sağlanan insani yardımları taşıyan bir tır, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Kerem Şalom Sınır Kapısı’nın İsrail tarafında İsrail askerlerinin önünden geçiyor. (AFP)

İsrail, Hamas'ın kontrolü altında, kıyı şeridine uyguladığı kapsamlı ablukanın bir parçası olarak 2007'den bu yana Gazze'yle olan dört geçiş noktasını kapatıyor.

Sina-Gazze sınırında iki geçiş kapısı daha var. Bunlardan biri, insanların Filistin topraklarına gidiş-gelişe yönelik Refah Sınır Kapısı. Diğeri ise Mısır'dan gıda ve temel ihtiyaçlar da dahil olmak üzere malların geçişi için bir diğer yol olan Kerem Şalom Sınır Kapısı.

İsrail'in Gazze kuşatması, Mısır'a kıyı şeridi ve onu yöneten Hamas hareketi üzerinde nüfuz kazandırdı. Bu etki, Kahire'nin bir yanda Hamas, diğer yanda İsrail ve Gazze'de faaliyet gösteren diğer gruplar arasında etkili bir arabulucu rolünü oynamasına olanak sağladı. Aynı zamanda Gazze'deki gruplar ile iktidardaki Fetih Hareketi de dahil olmak üzere Batı Şeria'da faaliyet gösteren diğer gruplar arasında arabuluculuk yapmasına da izin verdi.

Gazze'de şu anda tüm şiddetiyle devam eden savaş, net bir şekilde Mısır'ın Gazze'deki etkisine odaklanıyor. Mısır, savaşın harap ettiği topraklara malların tek giriş noktası. Savaşın başlamasıyla birlikte burada mahsur kalan halkın ve binlerce yabancının da tek çıkış noktası burası.

Aslında bu durum, 7 Ekim'de İsrail'e düzenlenen saldırılardan sonra yabancı yetkililerin birbiri ardına Kahire'ye akın etmelerine ve vatandaşlarını İsrail'in cehenneme dönüştürdüğü Filistin topraklarından kurtarmak için yardım istemelerine neden oldu.

Mısır eski Dışişleri Bakanı Muhammed el-Arabi, Al-Majalla'ya “Mısır, tüm taraflarla dengeli bir şekilde ilgileniyor ve Filistin halkının çıkarlarını önceliklerinin en üstüne koyuyor. Bu, Mısır'ın yıllardır açık bir politikası” açıklamasında bulundu.

Bazı Mısırlı gözlemciler, İsrail'in Gazze'deki zulmünün yeni bir kökten dincilik dalgasının ortaya çıkmasına yol açabileceği yönündeki korkularını dile getiriyor.

Güven eksikliği

İsrail'in koridoru kontrol etme planlarını Mısır'a ilettiği bildirildi. Ancak Kahire, bölge üzerindeki kontrolünü öne sürerek İsrail'in bu planını reddetti.

Mısır'ın reddi de iki taraf arasındaki güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Geçtiğimiz on yılda Mısır'ın Sina'nın güvenliğine hem mali hem de insani açıdan büyük yatırım yapması dikkat çekici.

Mısır'ın, Sina'nın kuzey kesiminde İslam emirliği kurmaya çalışan DEAŞ'ın Sina koluna karşı verdiği mücadele, birçok can ve mal kaybına sebep oldu.

Sina'da DEAŞ saflarında savaşan bazı militanlar, Sina ile Gazze Şeridi sınırındaki devasa kaçakçılık tünelleri ağı üzerinden Gazze'den Mısır topraklarına sızmıştı.

Gazze bir dereceye kadar İslam'ın kalesi olarak kabul ediliyor ve selefi cihatçı hareketler de dahil olmak üzere bazıları DEAŞ'ı destekleyen İslami hareketlerle karmaşık ilişkiler içeriyor.

Bu hareketlerin savaşçıları Mısır ordusunu açık bir düşman olarak görüyor. Aynı şekilde, Kahire'deki karar alma çevrelerindeki bazı kişilerin Hamas hareketini Müslüman Kardeşler'in ideolojik bir kolu olarak görmesi nedeniyle Mısır'ın Hamas'la ilişkileri de yüksek derecede istikrara sahip değil. Zira Müslüman Kardeşler 2012 yılında Mısır’da iktidara gelmiş ve bir yıl sonra Mısır ordusu darbe yaparak hükümeti düşürmüştü.

sdvr
Philadelphia Koridoru'na paralel bir yolda devriye gezen Mısırlı askerler. (AFP)

Son on yılda Mısır, Sina ile Gazze arasında bulunan onlarca kaçakçılık tünelini, tünellere su basmak da dahil olmak üzere çeşitli yollarla yok etti. Mısır ve İsrail, Sina'da aşırıcılıkla mücadelede özellikle istihbarat düzeyinde iş birliği yaptı. İsrail ayrıca Mısır'ın Sina'nın bazı bölgelerine kuvvet ve askeri teçhizat konuşlandırılmasını artırma yönündeki taleplerini de kabul etti. Bu, Mısır'ın kuzeydoğusunda bulunan bu topraklarda Mısır kuvvetlerinin varlığını sınırlayan, aralarındaki barış anlaşmasında bazı değişiklikler yaptı.

Ancak bazı Mısırlı gözlemciler, İsrail'in Gazze'deki zulmünün yeni bir kökten dincilik dalgasının ortaya çıkmasına yol açabileceği yönündeki korkularını dile getiriyor. İslami konularda bağımsız bir uzman olan Samih Iyd, Al-Majalla'ya şunları söyledi: “Bu, Sina'nın güvenliğine tehdit oluşturuyor. Kökten dincilik dalgası, Batı ülkeleri de dahil olmak üzere her yerde terör saldırılarına yol açacak.”

İsrail aynı zamanda Kahire'nin Philadelphia Koridoru'nun statüsünün değiştirilmesine yönelik uyarıları görmezden gelmeyi ve bölgeye askeri varlığını dayatmayı da seçebilir. Bu ise Mısır'la yapılan barış anlaşmasının çökmesine neden olabilir.

Her şey mümkün

Gazze'deki savaş, İsrail'in büyük bir askeri başarısı olmadan hâlâ devam ediyor. Hamas bırakın mağlup olmayı, zayıf konumda bile değil. Şarku’l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre Gazze'deki yönetici grup ve onunla müttefik olan diğer gruplar, İsrail ordusunun halihazırda kontrol ettiğini söylediği kuzey ve orta Gazze bölgelerinden bile İsrail şehirlerine roket saldırıları düzenlemeye devam ediyor.

Savaşın Gazze'de yarattığı insani ve maddi kayıplar felaket, hatta skandal niteliğinde. Bu da İsrail'in Hamas'la değil, sivillerle savaştığı görüşünü doğruluyor.

Bu başarısızlıklar, İsrail hükümetini Mısır'ı suçlama oyunu oynamaya, özellikle de Mısır'ı Gazze ile sınırlarında kontrolü sıkılaştırmamakla ve Hamas savaşçılarının eline geçen silah akışını görmezden gelmekle suçlamaya teşvik edebilir.

İsrail aynı zamanda, Kahire'nin Philadelphia Koridoru'nun (Selahaddin Koridoru) statüsünün değiştirilmesine yönelik uyarılarını görmezden gelmeyi ve bölgeye askeri varlığını dayatmayı da seçebilir. Bu ise Mısır'la yapılan barış anlaşmasının çökmesine neden olabilir ve Mısır ordusuna Sina'daki kuvvetlerinin varlığını artırmak için yeterli bir mazeret verebilir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.