Pakistan-İran sınırına ilişkin sorular ve dersler

Tahran’ın füze saldırılarıyla ortaya koyduğu yeni model, yurt içindeki ve dışındaki sorunları çözmeyecek.

Tahran’da 10 Aralık’ta düzenlenen kutlamada, hizmete giren Kerrar insansız hava araçları sergilendi. (EPA)
Tahran’da 10 Aralık’ta düzenlenen kutlamada, hizmete giren Kerrar insansız hava araçları sergilendi. (EPA)
TT

Pakistan-İran sınırına ilişkin sorular ve dersler

Tahran’da 10 Aralık’ta düzenlenen kutlamada, hizmete giren Kerrar insansız hava araçları sergilendi. (EPA)
Tahran’da 10 Aralık’ta düzenlenen kutlamada, hizmete giren Kerrar insansız hava araçları sergilendi. (EPA)

Halid Hamade

İran geçtiğimiz hafta, Suriye’de İdlib yakınlarındaki İslami örgütlerin eğitim kamplarına, Irak’ın Erbil eyaletinde Mossad tarafından kullanıldığını iddia ettiği bir mevzie ve Pakistan’da da Ceyşü’l-Adl (Adalet Ordusu) örgütüne ait eğitim üslerine benzeri görülmemiş bir füze bombardımanı başlattı.

Tahran’a göre Irak’taki yoğun saldırıların hedefi, Süleymani suikastının yıl dönümünde Kirman’a saldırı düzenleyen DEAŞ örgütünden intikam almaktı. Erbil’deki saldırıların hedefi ise Suriye’de İran Devrim Muhafızları liderlerinden Rıza Musevi’ye ve Lübnan’da Hamas hareketi lideri Salih el-Aruri’ye düzenlenen suikastlara karşılık vermekti.

İran’ın Pakistan’a ve Erbil’e yönelik beklenmedik ve benzersiz saldırıları, Tahran için alışıldık bağlamların dışında görünüyor ve akıllara birçok soru getiriyor.

Bu saldırıları nasıl okuyabiliriz? Basit bir şekilde İranlı hedeflere düzenlenen saldırılarla ilişkilendirilebilir mi?

İran ile Pakistan sınırları arasında yer alan ve hakkında pek bir şey bilinmeyen bölgelerin sakinleri olan ‘Beluç ayrılıkçıların’ karmaşıklığıyla alakalı derin hususiyetlerle birlikte, iki ülke arasındaki son karşılıklı saldırılar dünyanın ücra bir sınır bölgesinde onlarca yıldır devam eden saldırılarda gözle görülür bir artışa işaret ediyordu. Gerçekleşen son saldırı, Aralık 2023’te Ceyşül-Adl’in İran’daki bir polis karakoluna yönelik saldırısıydı. Bundan bir yıl önce de Saravan’da silahlı kişiler, İran Devrim Muhafızları’na mensup dört kişiyi öldürmüş, sonra da Pakistan’a geri kaçmıştı. O dönemde İran Silahlı Kuvvetleri, buna karşılık Pakistan’a herhangi bir saldırıda bulunmamıştı. Peki, şimdi ne değişti?

Bir tutumun değerlendirmesi

ABC News ve diğer kanalların yayınladığı haberlere göre İran muhalifi Cundullah örgütü (Ceyşü’l-Adl’in çekirdeği), 2007 yılından bu yana Amerika’dan yardım alıyor. Dolayısıyla Tahran’ın Pakistan topraklarındaki Ceyşü’l-Adl’e yönelik saldırı kararında Washington’a karşı gerekçeleri var. Bu durumda, Pakistan’ın Ceyşü’l-Adl’in Belucistan bölgesinde faaliyet yürütmesine neden izin verdiğine dair soru işaretleri doğuyor. Bu, ABD için yerine getirilen daha önceki hizmetlerin bir devamı mıydı?

Pakistan, öngörülür ve hızlı bir tepki göstererek, iki ülkenin doğrudan bir çatışmayı tırmandırma arzusu veya imkânı olup olmadığına bakmaksızın, İran’ı üs olarak kullanan Beluç milliyetçilere bir hava saldırısı düzenledi.

Böyleyse eğer Pakistan bunun için iki ülke arasındaki yıllık iki milyar doları aşan ticari ilişkileri tehdit edebilecek bir bedel ödeyebilir. Bir o kadar önemli diğer soru şu: İran neden Beluç milliyetçilerin, İran Belucistan’ı dışında faaliyet göstermek ve Pakistan’a karşı operasyonlar düzenlemek üzere güvenli bir sığınak olarak İran topraklarını kullanmalarına izin verdi?

Dikkate alınması gereken tüm bu faktörlerin yanı sıra, Pakistan askerî kurumunun göz ardı edilemeyecek hususları da var. Bu kurum daima, sınırlarının karmaşıklığının bilincinde olan, ancak Pakistan toprakları herhangi bir saldırıya maruz kaldığında da seyirci kalamayan, saha tecrübesine sahip generaller tarafından yönetiliyor.

zscefvgr
Pakistan Başbakanı Enver el-Hak Kakar, Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerini ve ordu komutanlarını 19 Ocak’ta İslamabad’da topladı. (AFP)

Pakistan öngörülür ve hızlı bir tepki göstererek, iki ülkenin doğrudan bir çatışmayı şiddetlendirme arzusu veya imkânı olup olmadığına bakmaksızın 18 Ocak gününün erken saatlerinde, İran’ı üs olarak kullanan Beluç milliyetçilere bir hava saldırısı düzenledi. Kararı Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na katılan geçici Pakistan Başbakanı Enver el-Hak Kakar’ın mı yoksa ona vekaleten ordunun mu aldığı ise belli değil.

Sonuç olarak İslam Devrimi Muhafızları’nın doğuda Pakistan’a karşı ve ondan önceki gün de Irak Kürdistan’ında düzenlediği pervasız saldırıları nasıl açıklayabiliriz? Amerikan güçlerinin İsrail ile Hamas arasındaki çatışmanın yayılmasını önlemek adına Körfez’de ve Umman Denizi’ndeki olası tehditlere karşı koymak üzere konuşlandığı bir durumda, İran’ı bir füze saldırısı başlatarak risk almaya iten şey ne olabilir? İran Devrim Muhafızları sadece birkaç gün önce, 3 Ocak’ta Kirman’da Kasım Süleymani’nin vefatının yıl dönümü için düzenlenen ve Süleymani’nin oğullarıyla üst düzey yetkililerin de katılması beklenen tören sırasında meydana gelen patlamada 90’dan fazla kişinin öldürülmesinin intikamını alma sözü vermemiş miydi? Patlamanın sorumluluğunu Kürtler, Beluçlar, İsrail veya ABD ile bağlantılı herhangi bir örgüt değil de Horasan eyaletindeki DEAŞ örgütüne bağlı Tacik üyeler üstlendiği halde neden İran’ın Belucistan ve Kürdistan sınırındaki  bölgelerinin bombalanmasına öncelik verildi?

İran saldırısının sonuçları ve dersleri

Bu saldırı, İran’a sadece dış tehditlere karşı değil, iç sahadaki tehditlere karşı da gücünü gösterme imkânı verdi. Aynı şekilde Pakistan da Belucistan Kurtuluş Ordusu’nun ve Belucistan Kurtuluş Cephesi’nin İran’daki kalelerine yönelik saldırılar düzenlemiş oldu. Bununla beraber İslamabad’ın İran ordusundan uzak duran hedefleri seçmesi, İran’ın Pakistan ordusundan uzak duran Ceyşü’l-Adl’e yönelik saldırılarına karşı orantılı ve ölçülü bir tepkiydi. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre bu, gerilimi tırmandırma arzusu taşınmadığına delalet etmekle birlikte birçok yönde caydırıcı bir mesaj da içeriyor.

Tahran, yanıt vermemeye devam etmenin bölgesel bağlamda oldukça maliyetli olacağını anladı.

İran’ın bu saldırıları, İslam Cumhuriyeti’nin, yıllar boyunca kaydettiği başarısızlık veya gerek İsrail’in Suriye’deki Devrim Muhafızları karargâhlarına yönelik sürekli bombardımanı gerekse ‘İran nükleer projesinin babası’ olarak anılan Muhsin Fahrizade gibi nükleer projesini yürüten bazı bilim adamlarına ya da liderlerine yönelik suikastlar üzerinden çıkarlarına ve nüfuz bölgelerine düzenlenen çeşitli saldırılara yanıt verememesi nedeniyle caydırıcılık yeteneğinin aşınmasına ilişkin endişesini yansıtıyor. 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunun ardından bölgesel sahnenin İran üzerinde oluşturduğu ve İran’ın bu sebeple kendisini Gazze’de olup bitenlerden aklamaya çalıştığı baskı da İran’ı Pakistan’daki Ceyşü’l-Adl’e ait olduğu iddia edilen hedeflere saldırmak suretiyle alışıldığının dışında bir eylemde bulunmaya sevk etmek için yeterli olabilir.

İran’ın Pakistan’a yönelik saldırılarının arkasında yatan mesajları anlayabilmek, yani Tahran’ın hatalı davranışlarını, Ceyşü’l-Adl’den alınan ve Pakistan’ı kışkırtmayı hedefleyen bir intikam olarak görmemek çok önemli. Bu saldırılar, İran’ın sınırların ötesindeki herhangi bir saldırıya karşı koyma konusunda sahip olduğu füze becerisini gösterme çabası olarak değerlendirilmelidir. Diğer yandan İran’ın bölgesel güvenliğin istikrar sütunlarından birini oluşturma kabiliyeti konusunda ABD’ye, İsrail’e ve Arap dünyasına gönderilen bir mesaj da söz konusu.

scfedr
Lahor şehrindeki Pakistanlı göstericiler 19 Ocak’ta İran’ın Belucistan eyaletine yönelik bombardımanı kınadı. (EPA)

Tahran, artan saldırılara karşılık vermemeye devam etmenin, bölgesel bağlamda oldukça pahalıya mal olacağının farkına vardı. Diğer yandan Pakistan’ın buna verebileceği en üst tepki de karşılanabilir olacak. Dolayısıyla bu cevap, Tahran’a ABD’nin misillemelerinden kaçınmakla birlikte gücünü gösterme fırsatı da verecektir.

Tahran, Gazze savaşına kendisine daha fazla manevra kabiliyeti kazandıracak şekilde yatırım yapmaya çalışıyor. Bu doğrultuda Hizbullah’ı, kuzey sınırında İsrail’le çatışmaya sevk ederken, Husileri de Kızıldeniz’deki ulaşım hatlarına saldırmaya ve Amerikan güçleriyle doğrudan çatışmaya sevk etti. Bu arka planda, bir yandan uranyum zenginleştirme oranını endişe verici seviyelere çıkarıyor, diğer yandan da balistik silahlar alanındaki hedeflerini hızlandırıyor. Ancak tüm bu provokasyonlara rağmen ne ABD ne de İsrail, İran topraklarında nitelikli bir operasyon yoluyla doğrudan bir yanıt verdi.

Peki, Tahran Suriye’ye, Irak’a ve Pakistan’a yönelik son füze saldırılarıyla, bu bölgesel kargaşadan daha fazla yararlanmak üzere yeni çatışmalar çıkarmak ve sınırlarında çatışmalara hazır olduğunu duyurmak, aynı zamanda İranlı Kürtlere ve Beluçlara da rejimin sınır ötesi etnik çatışmalar da dahil olmak üzere her türlü çatışmaya hazır olduğu yönünde bir uyarı mesajı mı vermek istedi?

Tahran’ın bölgede yaşadığı güvenlik ve siyaset sorunlarıyla başa çıkmak üzere araçlarını kullanma konusunda çeşitlilikten yoksun oluşu, füzelerin her yönde tekrar fırlatılmasına sebep olacak.

Füze saldırılarıyla ortaya konan yeni model, hiç şüphesiz İran’ın yurt içinde ve dışında yaşadığı güvenlik ve siyaset sorunlarına bir çözüm getirmeyecek. Nitekim bu saldırıların ardından İranlı güvenlik güçleri Pakistan sınırında öldürüldü. Sınırın her iki tarafındaki dağınık terör örgütleri de yeni çatışmalar çıkarmaya her zaman müsait.  

Karşılıklı saldırılar yeniden tırmanır mı? Bu gerilim odağı, İran’ın vekillerinin Yemen’de, Gazze’de, Suriye’de ve Lübnan’da dahil olduğu süregelen çatışmalara nasıl ayak uyduracak?

Hiç kuşkusuz uluslararası toplumun bu gerilimler karşısındaki seçenekleri kısıtlı. Hele de ABD’nin Pakistan’a ve Pakistan ordusuna karşı mesafeyi koruma kararından dolayı ABD’nin İslamabad üzerindeki nüfuzu azalmışken. Ayrıca Washington, daha önce saldırıların Pakistan-Afganistan sınırları üzerinden yayılması konusunda da ciddi bir endişe göstermemişti.

Tahran’ın bölgede yaşadığı güvenlik ve siyaset sorunlarıyla başa çıkmak üzere araçlarını kullanma konusunda çeşitlilikten yoksun oluşu, füzelerin her yönde tekrar fırlatılmasına yol açacak. Bu da İran ile Pakistan ve Irak arasında siyasi gerilime yol açmakla kalmayacak, aynı zamanda İran’ın faaliyetleri ile vekillerinin faaliyetleri arasındaki benzerliğe dair bir başka gösterge sunacak.

Ayrıca Pakistan’ın Tahran’ın beklemediği şekilde hızlı bir tepki vermesi ve herkesin aşmaktan kaçındığı sınırları aşması da Tahran’ın bölgede askerî yeteneklerini sürekli sergileme çabasının tarihî komşusuyla daha derin bir çatışmaya ve bölgede herkesin izleyeceği bir örneğe dönüşmesinden korkarak, dikkatle değerlendireceği bir model oluşturacaktır.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.