Blinken’ın Afrika'nın batı kıyısına götürdüğü dosyalar

Blinken’ın çantasında terörizm, ekonomi, demokrasi ve denizcilik dosyaları bulunuyor.

Yeşil Burun Adaları Başbakanı Ulisses Correia e Silva, dün Santiago Adası’nda yaptığı toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile bir araya geldi. (EPA)
Yeşil Burun Adaları Başbakanı Ulisses Correia e Silva, dün Santiago Adası’nda yaptığı toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile bir araya geldi. (EPA)
TT

Blinken’ın Afrika'nın batı kıyısına götürdüğü dosyalar

Yeşil Burun Adaları Başbakanı Ulisses Correia e Silva, dün Santiago Adası’nda yaptığı toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile bir araya geldi. (EPA)
Yeşil Burun Adaları Başbakanı Ulisses Correia e Silva, dün Santiago Adası’nda yaptığı toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile bir araya geldi. (EPA)

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, dün Cape Verde Adaları, Fildişi Sahili, Nijerya ve Angola gibi büyük önem taşıyan dört ülkeyi kapsayan batı Afrika gezisine başladı. Bölgeye en son 10 ay önce ziyaretler düzenleyen Blinken’ın bu temasları, 2024 yılının ilk gezisi niteliğinde. ABD Dışişleri Bakanı’nın çantasında terör, ekonomi, demokrasi ve denizcilik dosyaları bulunuyor.

Blinken'ın, ziyaret edeceği Fildişi Sahili de dahil olmak üzere gideceği birçok ülkeye Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin gerçekleştirdiği benzer bir Afrika turundan birkaç gün sonra Afrika'yı ziyaret ediyor olması Afrika Kıtası üzerinde Doğu bloku (Rusya ve Çin) ile Batı kampı (ABD ve AB) arasında nüfuz yarışını yeniden ön plana çıkarıyor. Diğer yandan Blinken, Başkan Joe Biden'ın Kıta’yı ziyaret etme sözünü yerine getirmediği 2023'ün bitiminden günler sonra Afrika’yı ziyaret ediyor. Biden Yönetimi ABD ile Afrika ülkeleri arasındaki ortaklığı güçlendirecek politikalar benimsedi, fakat Rusya ve Çin'den gelen güçlü bir rekabetle de karşı karşıya.

Ziyaret durakları

Blinken'ın bir hafta sürecek turu, bu demokrasilerin sağlamlığı konusunda bazı şüphelere rağmen, demokratik olarak seçilmiş rejimlere sahip, ABD'nin müttefiki dört ülkeyi kapsıyor. Örneğin Fildişi Sahili'nde el-Hasen Vatara, rakiplerinin reddi ve protestoları üzerine anayasayı değiştirdikten sonra üçüncü başkanlık dönemini kazandı. Ülkesini iç savaştan çıkarmayı ve ülkesini ekonomik sağlığına kavuşturmayı başaran Vatara, aynı zamanda komşu Mali ve Burkina Faso başta olmak üzere kıyı ülkelerinden gelen terörizmin yayılma tehdidiyle de karşı karşıya kaldı. Ordu sınırlarda sıkı bir güvenlik politikası benimsedi ama terör tehdidi hala ülkeye bakıyor.

dfrg
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Yeşil Burun Başbakanı Ulisses Correia e Silva ile dün bir ataya geldi. (AP)

Yeşil Burun Adaları’na gelince; Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde yer alan bir takımadadan oluşan eski Portekiz sömürgesi daha istikrarlıdır ve özellikle son yıllarda önemli miktarda ABD yatırımı alıyor.

Ancak Nijerya, Blinken'ın turunun en önemli durağı olmaya devam ediyor çünkü Batı Afrika'nın en güçlü ekonomisi, Kıta’nın en büyük petrol üreticisi ve önemli doğal gaz rezervlerine sahip. Ayrıca 213 milyonu aşan nüfusuyla Afrika'nın en kalabalık ülkesi.

Nijerya 15 yıldır terör örgütü Boko Haram'a karşı şiddetli bir savaş yürütüyor ve Afrika'nın kıyı bölgesinde terörün yayılması nedeniyle büyük güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya. Bu durum onu ​​son yıllarda ABD ile büyük silah anlaşmaları yapmaya itti.

Son durak, ekonomisi petrole dayalı, ekonomik krizlere sürüklenen, yeni yatırımcılar çekerek ekonomisini çeşitlendirmeye çalışan eski Portekiz sömürgesi Angola olacak. Angola kurumlarındaki karışıklık ve zayıflık ile karşı karşıya. Ülke halen sosyalist bir sistemi benimsiyor ve ilk barışçıl iktidar değişimini Angola'yı 1979'dan beri yöneten Başkan Jose Eduardo dos Santos'un yerine 2017'de João Lourenço'nun ülkenin cumhurbaşkanı seçilmesiyle gerçekleştirdi.

ABD ortaklığı

ABD’liler Afrika ülkelerine ekonomik çıkarlara dayalı bir ‘ortaklık’ teklif ediyor. Bu durum, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matt Miller'ın Afrika'nın ‘Başkan’ın, öncesinde de bakan Blinken’ın öncelik verdiği birçok fırsata sahip olduğu’ söylemiyle vurgulandı. Afrikalılara sağlanan Amerikan ortaklığının detayları neler? Biden yönetimi, 2022 yılı sonunda Washington'da düzenlenen ABD-Afrika zirvesinde, Afrika ülkelerine 3 yıllık bir süre içinde, 2025 yılının sonuna kadar 55 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını açıklamıştı. O zaman, Amerikalıların, özellikle Çin'in Kıta’daki altyapı projelerine milyarlarca dolar pompalama ve Rusya'nın da silah anlaşmaları yoluyla kıtaya nüfuz etmeye çalışırken, Amerikalıların halen inşaat halinde olan bir kıtadaki yatırım alanındaki varlıklarından memnun olmadıkları açıkça ortaya çıkmıştı.

Terör yayılıyor

Fransa'nın kıyı ülkelerinde terörizme karşı savaşı yönetme yeteneğini kaybettiği ve Batı Afrika'daki bazı geleneksel nüfuz merkezlerini kaybettiği, Mali'ye, Burkina Faso'ya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne girmeyi başaran Ruslar işgal etmesin diye Amerikalıların sessizce yaklaştığı bir boşluk bıraktığı sır değil. Bu çerçevede Blinken'in turu, kıyı ülkelerinde şiddetin artmasının ardından güvenlik ve istikrarın artırılması, IŞİD ve el-Kaide'nin uluslararası deniz nakliye hatları ile gaz ve petrol sahalarının bulunduğu Gine Körfezi'ne yaklaşmalarının konuşulması amacıyla geliyor.

Dışişleri Bakanlığı'nın Afrika İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Molly Fee ise Blinken'in ülkelere ‘kıyı ülkelerinde tanık olduğumuz terör tehdidinin yayılmasını önlemek amacıyla toplumlarını güçlendirmek için her cephede yardım’ konusunu ele alacağını ifade etti.

ABD'li yetkili, Mali'de sivillere yönelik ihlallere açık bir gönderme yaparak, Blinken'in ülkeleri ‘askeri operasyonlar yürütürken sivillerin güvenliğine öncelik vermeleri ve başta azınlıklar olmak üzere insan hakları ve toplumsal kalkınmayı desteklemeleri’ konusunda teşvik edeceğini ekledi. Batı, ise Rus Wagner grubunu olaya karışmakla suçladı.

Biden yönetimi geçtiğimiz yıl, kıyı ülkelerine sınırı olan ve hayati önem taşıyan Gine Körfezi'ne bakan Benin, Gana, Gine, Fildişi Sahili ve Togo'da istikrarı desteklemek ve çatışmaları önlemek için 10 yıllık bir plan açıklamıştı.

Denizcilik güzergahı

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Blinken'ın gezisindeki tüm durakların Atlantik Okyanusu'na bakan ülkeler olması ve uluslararası deniz nakliye hatları açısından stratejik bir konuma sahip olması dikkat çekici olarak nitelendiriliyor. Bu da gözlemcilerin turu Kızıldeniz'de meydana gelen artan olaylarla Husi grubuyla ilişkilendirmesine yol açtı. Gözlemciler, Batı Afrika'nın en büyük limanlarından birine sahip olan Fildişi Sahili'nin yanı sıra Yeşil Burun Adaları'nın da uluslararası gemi güzergahlarını korumak ve denetlemek açısından stratejik bir bölgede yer aldığına ve plajlarının 500 kilometreden uzun olduğuna dikkat çekiyor.

Nijerya'nın da Atlantik Okyanusu'nda yaklaşık 900 kilometreye uzanan kıyıları var. Bu plajlar, büyük gaz ve petrol rezervlerine sahip olan ve en aktif navigasyon alanlarından biri olarak kabul edilen hayati önem taşıyan Gine Körfezi'nin içinde yer alıyor.

Angola'nın okyanus kıyıları ise bin 600 kilometreden fazla ve Blinken'in bütün bir haftayı karmaşık dosyalarla dolu geçireceği bu ülkelerin tümü, Husi saldırılarından kaçan yük gemilerinin, Batı Afrika Kıtası karşı kıyılarından geçen Ümit Burnu yoluna doğru gitmeye başladığı rota üzerinde önemli istasyonlar oluşturuyor.



ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
TT

ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)

ABD ordusu tarafından yapılan bir açıklamada, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) dün, ‘terör örgütü üyelerinin güvenli gözaltı merkezlerinde tutulmasını sağlamak’ amacıyla, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'a nakletmek için yeni bir operasyon başlattığı belirtildi.

Görev, ABD güçlerinin Suriye'nin Haseke kentindeki bir gözaltı merkezinde tutulan 150 DEAŞ üyesini Irak'taki güvenli bir yere başarıyla nakletmesiyle başladı.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamaya göre terör örgütü DEAŞ’ın 7 bin kadar tutuklu üyesinin Suriye'den Irak makamlarının kontrolündeki tesislere nakledilmesi planlanıyor.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Irak hükümeti dahil olmak üzere bölgesel ortaklarımızla yakın iş birliği içindeyiz. DAEŞ'in nihai yenilgisini sağlamadaki rollerini takdir ediyoruz. DAEŞ’lı tutukluların düzenli ve güvenli bir şekilde nakledilmesini sağlamak, ABD ve bölgesel güvenliğe doğrudan tehdit oluşturabilecek kaçışlarını önlemek için çok önemli.”

Reuters'ın haberine göre bu adım, Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) hızlı çöküşünün ardından atıldı. Bu çöküş, SDG'nin kontrolündeki yaklaşık on iki hapishane ve gözaltı kampının güvenliği konusunda belirsizliğe yol açmıştı.

CENTCOM Komutanı Amiral Cooper, Şara'ya plan hakkında bilgi verdi

CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, Reuters’ın aktardığı açıklamasında, Amiral Cooper'ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye'de devam eden gerginlikler hakkında görüştüğünü söyledi.

Yüzbaşı Hawkins “İki lider, Suriye hükümet güçlerinin SDG ile ateşkes taahhüdünün ve DEAŞ’lı tutukluların Suriye'den Irak'a koordineli bir şekilde nakledilmesinin desteklenmesinin önemini görüştü” dedi.

CENTCOM, “Amiral Cooper, Şara'ya CENTCOM’un yaklaşık 7 bin tutukluyu düzenli ve güvenli bir şekilde nakletme planı hakkında bilgi verdi” açıklamasında bulundu.

CENTCOM açıklamasında ayrıca, “Amiral Cooper, Suriye güçlerinin ve diğer tüm güçlerin operasyonu aksatabilecek her türlü eylemden kaçınmasını umduğunu belirtti” diye ekledi.

Iraklı yetkili: Bu, DEAŞ’lıların kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azaltan bir adım

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı bir yetkili, “Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu, DEAŞ’lı tutukluların Irak'a nakledilmesinin, son zamanlarda artan kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azalttığına karar verdi” dedi.

Iraklı yetkili, “Onları Irak hükümetinin denetimi altındaki hapishanelere, ABD ile doğrudan koordinasyon içinde yerleştirmek, örgütün kapasitesini yeniden inşa etme olasılığını tamamen ortadan kaldırır” diye ekledi.

Suriye TV, pazartesi günü, İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'nin güneyinde bulunan Şaddadi Hapishanesi’nden kaçan 90 DEAŞ üyesini yakaladığını söylediğini bildirdi.

gftr
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ilinin kırsal kesiminde bulunan Şaddadi ilçesindeki Şaddadi Hapishanesi’nin bir fotoğrafı (EPA)

Suriye ordusu daha önce Şaddadi’nin kontrolünü ele geçirdiğini ve bölgeyi güvenli hale getirmek ve SDG’nin serbest bıraktığını iddia ettiği firari DEAŞ üyelerini yakalamak için operasyonlara başladığını duyurmuştu.

Suriye ordusu, şehirde tam sokağa çıkma yasağı ilan etti ve vatandaşları, örgüte mensup kaçakları orada konuşlanmış askeri birimlere bildirmeleri için çağırdı.

Hükümetin son günlerde kaydettiği hızlı ilerleme ve hala bölgeyi kontrol eden SDG'ye ABD'nin desteğini açıkça geri çekmesi, isyancılar 13 ay önce Beşşar Esed’i devirdikten sonra ülkedeki en büyük kontrol değişikliğini temsil ediyor.

ABD ve Uluslararası Koalisyon güçleri 2025 yılında, Suriye'de 300'den fazla DEAŞ üyesini tutukladı ve aynı dönemde 20'den fazlasını öldürdü.

frgt
Şara, SDG ile ateşkes anlaşmasının imzalanması sırasında,19 Ocak 2026 (EPA)

Pazar günü varılan ve ateşkes ile SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu içeren anlaşmada, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi, hükümetin DEAŞ üyesi olmakla suçlanan tutukluların sorumluluğunu üstlenmesi konusunda uzlaştılar.

Suriyeli yetkililer salı günü, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerleyişinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke’de SDG ile yeni bir mutabakat sağlandığını ve dört günlük ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘Haseke ilinin geleceği ile ilgili bir dizi konuda karşılıklı mutabakat sağlandığını’ belirtti.

Açıklamada, ‘SDG'ye, bölgelerin pratik bir şekilde entegrasyonu için ayrıntılı bir plan üzerinde istişare etmek üzere dört gün süre verilmesi’ konusunda anlaşmaya varıldığına işaret edildi.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki yedi hapishanede binlerce tutuklu bulunuyor. DEAŞ üyelerinin aileleri olduğu düşünülen on binlerce kişi de el-Hol ve el-Roj kamplarında yaşıyor.

Kürtleri DEAŞ’a karşı destekleyen Uluslararası Koalisyonun lideri olan ABD, bu hafta, örgütü yıllarca yenilgiye uğrattıktan sonra SDG ile ittifakının büyük ölçüde sona erdiğini açıkladı.


AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)
TT

AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)

Avrupa Birliği (AB), Hindistan ile önemli bir serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de yapılacak zirve öncesinde yaptığı açıklamada, Yeni Delhi ile bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazır olduklarını belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin haberine göre Kallas Strazburg'daki Avrupa Parlamentosu milletvekillerine şunları söyledi:

“Bugün, AB ile Hindistan arasında deniz güvenliği, siber güvenlik ve terörle mücadele gibi konuları kapsayan yeni bir güvenlik ve savunma ortaklığı kurma konusunda ilerleme kaydetme kararı aldık.”

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi Başkanı Başkanı António Costa, 26- 27 Ocak tarihlerinde Hindistan'ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaret sırasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşması ve savunma ortaklığı anlaşması imzalanabilir.

Kallas, “Kural temelli küresel sistemin benzeri görülmemiş bir baskı altında olduğu bir dönemde Hindistan ile AB arasındaki ilişkiler gelişiyor” ifadelerini kullandı.

AB yetkilisi, her iki tarafın da ‘AB ile Hindistan arasında bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sonuçlandırmaya çalıştığını’ vurguladı.

Brüksel'e göre bu anlaşma, dünyadaki türünün en büyüğü olacak. Anlaşma, Hindistan ve Avrupa şirketlerinin, ABD başkanının uyguladığı gümrük vergileri karşısında üreticileri için yeni fırsatlar bulmasını sağlayacak.

Kallas, iki tarafın ayrıca ‘dönemlik işçilerin, öğrencilerin, araştırmacıların ve yüksek vasıflı profesyonellerin giriş-çıkışlarını’ kolaylaştıracak bir anlaşma imzalama çabası olduğunu söyledi.

Hindistan, bu adımların Avrupa'da bilişim mühendisleri ve diğer teknoloji uzmanlarının istihdamına katkıda bulunmasını umuyor.


Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
TT

Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)

Başkan Donald Trump'ın salı gecesi Avrupa'ya giderken Air Force One uçağında meydana gelen ve Trump'ın geri dönmesine neden olan elektrik arızası, onlarca yıldır hizmette olan yaşlanan başkanlık uçağı hakkında yeni ve endişe verici soruları gündeme getirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre ABD Hava Kuvvetleri uzun zamandır yaşlanan filosunu modernize etmeye çalışıyor ve Trump, ilk döneminden beri Air Force One programında önemli değişiklikler yapılması için baskı yapıyor.

Geri dönmek zorunda kalan Boeing 747-200B uçağı, Doğu Zaman Dilimi'ne göre gece 11:00'den kısa bir süre sonra Maryland'e güvenli bir şekilde iniş yaptı. Bu uçak, ABD başkanını taşımak için tasarlanmış uçakları da içeren Hava Kuvvetleri'nin VC-25A programının bir parçası. İnişten yaklaşık bir saat sonra Trump bir uçağa binerek, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'na doğru yola çıktı.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt'e göre uçak tedbir amaçlı olarak Joint Base Andrews'e geri döndü.

CNN ulaşım analisti Mary Schiavo, "Bu uçağın dünyanın en iyi bakımlı uçaklarından biri olduğundan şüphe yok, ancak herhangi bir uçak, uyarı ışığı yandığında acil onarım gerektiren arızalar yaşayabilir" dedi.

dfrgth
ABD başkanlık uçağı Air Force One, İsviçre'nin Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (AP)

ABD Hava Kuvvetleri'ne göre söz konusu uçak ilk olarak 1991 yılında hizmete girdi ve başkanın taşınması için tahsis edilen iki Boeing uçağından biridir. Her iki uçak da otuz yılı aşkın süredir hizmette ve Trump, yeni uçaklar istediğini defalarca dile getirerek bu uçaklarla alay etmiştir. Ancak uçakların değiştirilmesi çok daha uzun sürecektir.

Boeing ile yapılan bir sözleşme uyarınca, iki başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek yeni uçakların 2022 yılında teslim edilmesi planlanmıştı, ancak bu süre doldu ve herhangi bir teslimat gerçekleşmedi.

Yeni uçaklarla ilgili son gelişmeler

Trump, başkanlık filosunun yenilenmesini uzun zamandır bekliyordu ve şu anda birkaç uçak üzerinde görüşmeler devam ediyor. Aralık ayında, ABD Hava Kuvvetleri, gelecekteki başkanlık hava taşımacılığı programını desteklemek için Alman havayolu şirketi Lufthansa'dan iki ek Boeing uçağı satın alma niyetini açıkladı; teslimatların bu yıl içinde yapılması planlanıyor ve bu da uçakların öncelikle eğitim amaçlı kullanılacağını gösteriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, resmi bir açıklamada, eğitim programlarını desteklemek ve 747-8 filosuna yedek parça sağlamak amacıyla 400 milyon dolara kadar maliyetle iki uçak satın alacağını duyurdu. Bu, önümüzdeki yıllarda başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek olan 747-200'lerin hazırlıklarının bir parçasıdır.

İlk uçağın bu yılın başlarında teslim edilmesi planlanırken, ikincisinin 2026 yılının sonundan önce teslim edilmesi bekleniyor. Hava Kuvvetleri bu iki uçağı başkanlık filosuna dahil etmeye karar verirse, süreç muhtemelen uzun sürecektir.

Salı gecesi yaşanan olay emsalsiz değil; ABD başkanının uçağı daha önce de benzer sorunlar yaşamıştı. Bu haftaki olay, Trump'ın son aylarda yedek uçağı kullanmak zorunda kaldığı ikinci olay oldu.

fvg
ABD Başkanı Donald Trump'ı taşıyan başkanlık uçağı Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (EPA)

Levitt'in o dönemde yaptığı açıklamaya göre, Başkan Trump ve First Lady Melania'nın geçen eylül ayında Birleşik Krallık'a yaptıkları ziyaret sırasında, uçaklarının arızalanması nedeniyle yerel bir havaalanına iniş yapmak zorunda kalmışlar ve bunun üzerine destek helikopteri kullanmışlardı.

Başkan Trump, İsviçre gezisine devam etmek için salı günü, genellikle First Lady veya Kabine üyeleri tarafından kullanılan bir Boeing C-32A uçağına bindi. ABD Hava Kuvvetleri'nin filosunda bu uçaklardan dört tane bulunuyor.