BMGK’de Gazze savaşının bölgeselleşmemesi için ortak çağrı

ABD, Filistin devletine ve İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşmeye doğru yol izleyecek

New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
TT

BMGK’de Gazze savaşının bölgeselleşmemesi için ortak çağrı

New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
New York’taki BMGK oturumu (Reuters)

Dünyanın dört bir yanından birçok dışişleri bakanı ve üst düzey yetkili, New York’ta geçen salı günü ve dün devam eden üst düzey Birleşmiş   Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de insani ateşkes sağlanmasına derhal yanıt verilmesi çağrısında bulundu. Taraflar, büyük bir bölgesel yangını önlemek ve iki devletli çözüme dayalı bir Filistin devleti kurma hedefine ulaşmak için çalışma gerekliliğinin altını çizdi.

uy6k776
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki (Reuters)

30’dan fazla ülkenin dışişleri bakanları ve üst düzey yetkilileri, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İsrail’e ‘Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iki devletli çözümü reddetmesinin çatışmayı uzatacağı, dünya barışını tehdit edeceği ve her yerde aşırılık yanlılarını süresiz olarak cesaretlendireceği’ yönündeki uyarılarını yineledi.

Bölgesel yangın

Toplantıya, bu ay konsey başkanlığını üstlenen Fransa’nın yeni Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne başkanlık ederken, bölgesel yangının gerçek olduğu konusunda uyardı. Uluslararası topluma savaş taraflarına çeşitli mesajlar göndermek için birleşme çağrısı yapan Sejourne, “İsrail’e ‘bir Filistin devleti olması gerektiği’ söylenmeli. Batı Şeria’daki yerleşimcilerden de dahil olmak üzere Filistinlilere yönelik şiddet sona ermeli. Filistinlilere de şunu söylemek gerekiyor; İsrail’in barış ve güvenlik içinde yaşama ve teröre karşı meşru müdafaa hakkını kullanma hakkı konusunda hiçbir belirsizlik olamaz” ifadelerini kullandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise “Savaşın İsrail’in güvenliğini sağlamayı amaçladığı iddiası hiçbir şekilde ikna edici değil. Üstelik bu iddiaları ortaya atanlar, Filistin’in güvenliği ve meşru müdafaa hakkından hiç bahsetmiyorlar” dedi.

sdn
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan (AFP)

ABD’nin tavrı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Sivil Güvenlik, Demokrasi ve İnsan Haklarından Sorumlu Müsteşarı Uzra Zeya, bakanlık düzeyindeki BMGK toplantısında “ABD diplomasisinin ana unsurlarından biri, Filistin devletine ve İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşmeye ve bütünleşmeye giden yolu izlemektir” dedi. Zeya, “Hedef, Gazze’nin artık terör platformu olarak kullanılmadığı ve Filistinlilerin kendilerine ait bir devlete sahip olduğu bir gelecektir” diyerek, Başkan Joe Biden yönetiminin İsrail’e Filistinli sivilleri korumak için daha fazla çaba göstermesi çağrısını da yineledi.

ykuk7u
ABD Sivil Güvenlik, Demokrasi ve İnsan Haklarından Sorumlu Müsteşarı Uzra Zeya (AP)

Rusya Dışişleri Sergey Lavrov ise “ABD diplomasisi, ateşkesle ilgili kararlara karşı veto hakkını kullanmak ile aynı zamanda Gazze’deki düşmanlıkların yoğunluğunun azaltılması çağrısında bulunmak arasında gidip geliyor” açıklamasında bulundu. “Bu, şüphesiz, Filistinlilere yönelik toplu cezalandırmanın devam etmesi için tam yetki anlamına geliyor” diyen Lavrov, “Konseyin harekete geçememesi, bölgede çatışmanın derinleştiği anlamına geliyor. Bu, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik saldırıları ve İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları da dahil olmak üzere uluslararası güvenliğe yeni riskler getiriyor” açıklamasında bulundu.

rtbnhr
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov BMGK oturumunda konuşuyor (DPA)

İsrail ve İran

Toplantıda üst düzey yetkililerin defalarca ateşkes çağrılarına rağmen İsrail’in Birleşmiş Milletler temsilcisi Gilad Erdan bu adımı kabul etmedi. “Hamas, İsrail’e yeniden saldırıp onu yok etmeye kararlı” diyen Erdan, “Çatışmaların sona ermesi, militanların yeniden toplanıp silahlanmasına olanak tanıyacaktır” ifadelerini kullandı. Erdan ayrıca BMGK’ya, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi bölgedeki vekillerini silah ve parayla destekleyen İran’ın temsil ettiği sorunun kökünü ortadan kaldırması çağrısında bulundu. Ayrıca İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın konsey toplantısına katılımını şiddetle eleştirdi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise konuşmasında ülkesinin nükleer programından bahsetmezken, İsrail’i ise tekrar tekrar uyardı. İranlı Bakan, “Gazze ve Batı Şeria’da sivillerin öldürülmesi, Hamas tamamen yok edilene kadar devam edemez. Çünkü o gün asla gelmeyecektir” dedi. Abdullahiyan ayrıca “Gazze’deki soykırımın durdurulması bölgenin güvenliğinin temel anahtarıdır” ifadelerini kullandı.

Soykırımı durdurma

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki de yaptığı açıklamada, “İsrail, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en acımasız bombalama kampanyasını yürütüyor. Kıtlığa ve sivillerin kitlesel yerlerinden edilmesine yol açıyor” diyerek, İsrail’i sayısız masum insanın hayatına mal olan zulümler gerçekleştirmekle suçladı. İsrail’in Filistinlileri bir halk ve bir arada yaşaması gereken siyasi bir gerçeklik olarak değil, ‘ölüm, yerinden edilme veya baskı yoluyla ortadan kaldırılması gereken demografik bir tehdit’ olarak gördüğünü vurguladı. Aynı şekilde İsrail’in Filistinlilere sunduğu seçenekleri ‘soykırım, etnik temizlik veya apartheid’ ile eşdeğer olarak nitelendirdi.

ghnt
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hireyci (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hireyci de BMGK’yı İsrail’i uluslararası hukuka saygı göstermeye zorlamak amacıyla sağlam bir pozisyon almaya çağırdı. İsrail’in saldırganlığı sonucu bölgede gerilimin artmasıyla birlikte Gazze’deki zor koşulların daha da kötüleştiği uyarısında bulunan Hireyci, “Suudi Arabistan, Gazze halkına yönelik zorla yerinden edilme tedbirlerini reddediyor” dedi. Bakan Yardımcısı, Filistinlilerin hayatlarına yönelik kabul edilemez bir ihmalin olduğunu söyleyerek, “Orta Doğu barış sürecinin yeniden canlandırılması ve iki devletli çözüme bağlılık yönünde defalarca çağrıda bulunduk” dedi. Velid el-Hireyci ayrıca, bölgesel güvenliği artırmaya veya tehditleri caydırmaya yönelik herhangi bir adımın, Filistin krizinin köklerine değinmenin ve adil ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın yerini alamayacağını vurguladı.

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi ise “İsrailli bakanların açıkça benimsediği nefret ideolojisi, Filistinlilere yönelik toplu katliamın normalleştirilmesidir” ifadelerini kullandı. Konseyi, bağlayıcı bir kararla bunu durdurmaya çağıran Safadi, İsrail’in savaş suçlarından ve Filistin devletinin kurulmasını engellemekten sorumlu tutulması çağrısı yaparak, “Bölgenin geleceği, Filistinlileri ‘yaşamayı hak etmeyen insansı hayvanlar’ olarak tanımlayan ve Filistin halkına karşı yerleşimci terörünü mümkün kılan İsrailli aşırılıkçıların siyasi hırslarının ve aşırılıkçı gündemlerinin esiri olamaz” dedi.

Çatışmanın özü

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf ise “Gazze’de yaşananlar, uluslararası toplumun adil, kalıcı ve nihai bir çözüm yolu olarak etrafında toplandığı iki devletli çözüme yönelik kolektif bağlılığımızı yenileyerek ve etkinleştirerek, çatışmanın özünü ele almanın hızlandırılması zorunluluğunu her zamankinden daha fazla ön plana çıkarıyor” açıklamasında bulundu.

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Bouhabib de devam eden savaş ve felaketlerin, Orta Doğu’da barışın anahtarı ve güvenliğin kapısı olan Filistin meselesine çözüm bulunmasının gerekliliğini teyit ettiği uyarısında bulundu. Dünyanın akıllı ve rasyonel insanlarına, Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarındaki işgaline son vermesi için İsrail’e baskı yapma çağrısında bulunan Bouhabib, “İsrail’in Gazze’yi enkaza çevirmek ve Hamas’ı ortadan kaldırmak için yaptığı şey, eğer başarıya ulaşırsa, daha fazla radikal örgüt yaratacaktır” dedi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.