ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Başkan Donald Trump'ın İran'la üç aydan uzun süredir devam eden savaşı sona erdirmeye yönelik baş müzakerecisi olarak şimdiye kadarki en önemli uluslararası rolünü üstlenmeye hazırlanıyor. Reuters'ın değerlendirmesine göre bu süreç, Vance'in Beyaz Saray'daki olası haleflik yolunu şekillendirebilecek kritik bir dönüm noktası olabilir.
ABD ve İran çarşamba günü çatışmaları askıya alan geçici bir anlaşma imzaladı. Ancak anlaşma, İran'ın nükleer programı, bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek ve küresel ekonomi açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı gibi temel meseleleri çözümsüz bıraktı. Bu konuların 60 gün sürecek müzakerelerde ele alınması kararlaştırıldı.
Söz konusu görüşmeler, çatışmanın tüm tarafları, Orta Doğu ve Vance'in siyasi geleceği açısından yüksek riskli bir süreç olarak görülüyor. Beyaz Saray, Vance'in görüşmelere başlamak üzere perşembe akşamı İsviçre'ye yapması planlanan seyahatin iptal edildiğini, ancak ABD heyetinin "ilk fırsatta yola çıkmaya hazır olduğunu" açıkladı.
Kitap tanıtımı ve eleştiriler
Bu hızlı diplomatik gelişmeler, Vance'in Katolikliğe geçiş sürecini anlattığı "Communion" (Komünyon) adlı kitabının yayımlanması ve tanıtım turuyla aynı döneme denk geldi. Vance, medya programlarında ideolojik görüşlerini anlatırken aynı zamanda İran ile nükleer anlaşmanın en güçlü savunucularından biri olarak öne çıktı.
Seçim kampanyalarını andıran bu tanıtım süreci, perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında zirveye ulaştı. Vance burada savaşın sona erdirilmesine yönelik nihai bir anlaşmaya duyulan umudu dile getirirken, bazı gözlemcilerin değerlendirmesine göre ABD tarihinde İsrail'e yönelik en sert eleştirilerden birini yöneltti. Öte yandan olası başkanlık adaylığıyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.
Vance, "İranlılar davranışlarını değiştirmezse orduları ve nükleer programları yıkılmış olarak kalacaktır. Eğer davranışlarını değiştirirlerse hem İran'ın Orta Doğu ile ilişkileri hem de Orta Doğu'nun İran halkıyla ilişkileri dönüşecektir" dedi.
Cumhuriyetçi Parti'deki bazı isimler, Vance'in İran anlaşmasındaki rolünün önemine dikkat çekti.
Partinin dış politika alanındaki önde gelen isimlerinden Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Vance'i barış anlaşmasının "mimarı" olarak nitelendirerek, nihai anlaşmanın Senato'nun onayına sunulması gerektiğini söyledi.
Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, Vance'in bu görevde elde edeceği kazançlardan çok kaybedecekleri olduğunu esprili bir dille ifade etti.
Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında gazetecilere konuşan Trump, gülerek, "Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa ise sorumluluğu J.D.'ye yükleyeceğim" dedi.
Vance'in ofisi ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.
Trump'ı Savunma Çabası
Trump, başkanlık kampanyasında fiyatları düşürme ve Orta Doğu'daki "sonsuz savaşları" sona erdirme vaadinde bulunmuştu. Ancak bunun yerine enflasyon hızlandı ve 28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatıldı. Bazı Cumhuriyetçi müttefikler, Trump'ı çatışmanın yol açtığı ekonomik baskıları hafifletmek amacıyla Tahran'a önemli tavizler vermekle suçladı.
Trump geçici anlaşmayı askerî ve diplomatik açıdan tam bir zafer olarak sunmasına rağmen, şu aşamada savaşın başında belirlediği hedeflerin büyük bölümüne ulaşamadığı görülüyor. İran'daki yönetim ayakta kalmaya devam ederken, Tahran balistik füze kapasitesini ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruyor. Ayrıca Lübnan'daki Hizbullah gibi İsrail karşıtı gruplara desteğini sürdürdüğü belirtiliyor.
Bu süreçte Vance, Trump'ın kararlarını savunmak zorunda kalırken aynı zamanda başkanın düşen kamuoyu desteğinden kendisini bir ölçüde ayrıştırmaya çalışıyor. Bunu da ekonomide görülen sınırlı iyileşmelere dikkat çekerek, ancak "yapılması gereken daha çok iş olduğunu" kabul ederek gerçekleştiriyor.
Perşembe günü konuşan Vance, "Biraz olsun ABD Başkanı'na güvenin. Amerikan halkına zarar verecek bir anlaşma imzalayacağı düşüncesi saçmalıktır" ifadelerini kullandı.
Hafta başında muhafazakâr yorumcu Megyn Kelly'ye konuşan Vance, İran dosyasında aktif rol almaya devam ettiğini belirterek, bu süreçten uzak durmanın "siyaseti son derece olgunlaşmamış bir şekilde ele almak" anlamına geleceğini söyledi. Ayrıca bazı sertlik yanlısı muhafazakârları, "son İranlı ölünceye kadar ve son bomba atılıncaya kadar" saldırıların sürdürülmesini istemekle suçladı.
Vance, savaşın tırmanmasına karşı uyarılarda bulunurken Trump'ı diplomatik çözüm arayışına yönelmeye teşvik ediyor. Kendisi aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti içinde ABD'nin küresel askerî müdahalelerini sınırlamayı savunan yükselen bir kanadın önde gelen isimleri arasında yer alıyor.
"Kararsızlık İnsanların Kafasını Karıştırıyor"
Ancak Vance'in yaklaşımı eleştirilerden de uzak değil.
Muhafazakâr medyanın önde gelen isimlerinden Ben Shapiro, perşembe günü Fox News'e yaptığı açıklamada, "Bana göre bu dosyanın baş müzakerecisi olan Başkan Yardımcısı, başkana gerektiği ölçüde hizmet edemedi" dedi.
Trump'ın, ülkenin geleneksel baş diplomatı olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio yerine Vance'i anlaşmanın yüzü haline getirmesi, yönetim çevrelerinde Rubio'nun müzakerelerdeki rolüne ilişkin soru işaretlerine yol açtı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott ise yaptığı açıklamada, "Bakan Rubio ve tüm yönetim, Başkan Trump'ın arkasında yüzde 100 birlik içindedir" dedi.
Özel görüşmeleri değerlendirebilmek için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump ekibinde geçici anlaşmaya karşı çıkan hiç kimsenin bulunmadığını söyledi.
Hem Rubio hem de Vance, 2028 Cumhuriyetçi Parti başkanlık adaylığı için potansiyel isimler arasında gösteriliyor. Ancak iki isim de şu ana kadar adaylık planlarını açıklamış değil.
Beyaz Saray'a yakın bir kaynak ise Vance'in rolünün büyütülmesinin Trump'ın ikinci dönemindeki yönetim tarzını yansıttığını belirtti.
Kaynak, "Bu kararsızlık insanları şaşırtıyor ama Trump ne yaptığını biliyor. Kelimenin tam anlamıyla gerçek zamanlı bir test yürütüyor" ifadelerini kullandı.
Bu süreç boyunca Vance, kitabının tanıtımını da ihmal etmedi. Katıldığı hemen her programda güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra kitabına da esprili göndermelerde bulundu.
Salı günü ABC kanalındaki "The View" programında İran, göç ve sivil haklarla ilgili zor sorularla karşılaşan Vance, şakayla karışık, "Kitaptan konuşalım, ben buraya kitap satmaya geldim" dedi.