Şin Bet Başkanı’nın Kahire'yi ziyaret ettiği öne sürüldühttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4822606-%C5%9Fin-bet-ba%C5%9Fkan%C4%B1%E2%80%99n%C4%B1n-kahireyi-ziyaret-etti%C4%9Fi-%C3%B6ne-s%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC
Şin Bet Başkanı’nın Kahire'yi ziyaret ettiği öne sürüldü
Şin Bet Başkanı Ronen Bar. (İsrail medyası)
İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet Başkanı Ronen Bar'ın Gazze Şeridi’ndeki savaş nedeniyle, Mısır ile İsrail arasında tansiyonun arttığı bir dönemde Kahire’yi ziyaret ettiği öne sürüldü. Axios haber sitesi iki İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde Bar’ın pazartesi günü, Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı başkanı Tümgeneral Abbas Kâmil ile görüştüğünü aktardı.
İnternet sitesinde, Paris'te yapılan Gazze’de esir değişimi ve ateşkes konusundaki toplantıya iki ülkenin katılımının ardından gerçekleşen ziyarette hem Ronen Bar’ın hem de Abbas Kâmil’in İsrail ordusunun 115 gün önce başlattığı ve halen devam eden operasyonlarını Mısır’ın Gazze sınırındaki Refah kentini de kapsayacak şekilde genişletme olasılığını konuştukları belirtildi.
Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan aktarılan habere göre ise Mısır, Gazze ile arasındaki sınır da dahil olmak üzere sınırlarına yakın bir İsrail operasyonu ile birlikte çok sayıda Filistinlinin Sina Yarımadası'na akın etmesinden korkuyor.
Axios, İsrailli yetkililerin, ‘Ronen Bar'ın Kahire'de Hamas'la yapılan esir takası anlaşması dışında Mısır-Gazze sınırındaki durumu ve iki ülkenin Gazze’ye silah kaçakçılığını önlemek için iş birliği konularını konuştuğunu’ söylediklerini aktardı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre güvenlik yetkililerinin Gazze’de savaş sonrasındaki duruma ilişkin olası planları da konuştukları kaydedildi.
Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5252069-saniyenin-tan%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1-de%C4%9Fi%C5%9Ftirebilecek-bir-saat-geli%C5%9Ftirildi
Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çinli bilim insanları, saniyenin yeniden tanımlanmasında ve ultra hassas bir küresel zaman standardının belirlenmesinde öncü rol oynayabilecek kadar hassas bir saat tasarladı.
Yeni optik saat o kadar hassas ki yaklaşık 30 milyar yılda 1 saniyeden daha az ileri ya da geri sapma gösteriyor.
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre bu, saatin evrenin mevcut yaşının iki katından fazla çalışması durumunda, yalnızca 1 saniye sapma göstereceği anlamına geliyor.
Saniyeleri 19 ondalık basamağa kadar ölçebilen optik saatler, günümüzde mevcut en hassas zaman ölçme cihazları.
Bu saatler, atomlardaki elektronlar enerji seviyeleri arasında geçiş yaparken yayılan ışığın frekansını kullanarak zamanı ölçüyor.
Bu tür saatler uydu navigasyonu, telekomünikasyon ve hassas ölçümler gibi modern teknolojiler için son derece hassas zaman referansları sağlıyor.
Optik saatler ayrıca temel fizik prensiplerinin test edilmesi, yerçekimi dalgalarının ve karanlık maddenin tespitinde de kullanılıyor.
Şimdiye kadar bilim insanları, onlarca milyar yılda yalnızca yaklaşık 1 saniyelik sapma gösteren, 10⁻¹⁹ seviyesini aşan son derece hassas saatler üretememişti.
Metrologia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, yeni elde edilen hassasiyetle araştırmacılar, bir dizi öncü uygulamanın kapısını açabilir.
Yeni saat, yerçekimi ve irtifanın milimetre düzeyindeki küçük gözlemlerini mümkün kılabilir, Dünya kabuğunun deformasyonunu, yeraltı suyu değişimlerini izleyebilir ve volkanik aktivitenin daha hassas ölçümlerini yapabilir.
Saniye başlangıçta bir günün 86 bin 400'de biri olarak tanımlanmış olsa da bu, bilimsel uygulamalar için hassas bir ölçüm değildi.
1967'de atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Fransa'daki Uluslararası Birimler Sistemi, saniyeyi sezyum-133 atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 salınımı olarak tanımladı.
Ancak optik saatlerin daha hassas olduğu keşfedildikçe, iyileştirme için daha fazla alan olduğu ortaya çıktı.
Bilim insanları, daha hassas optik saatlerle, karanlık madde etkileşimlerinden kaynaklanabilecek düşük frekanslı sinyalleri yakalayarak karanlık maddeyi tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımların artık mümkün olabileceğini söyledi.
Çalışmada, "Bu performans, SI saniyesini yeniden tanımlamak için gereken 2 x (10^-18) tek saat hassasiyeti gereksinimini karşılıyor" dendi ve bunun "yüksek çözünürlüklü karanlık madde aramalarına" imkan tanıyabileceği eklendi.
Saniyeyi yeniden tanımlamak için, belirli bir hassasiyet ve kararlılık derecesine sahip en az üç optik saatin farklı kurumlarda kullanılması gerekiyor.
Bilim insanları, şu anda iki optik saatin bu dönüm noktasını çoktan geçtiğini ve daha fazla ultra hassas saatin bir araya gelmesiyle saniyeyi yeniden tanımlama kriterlerinin yakında karşılanabileceğini söyledi.
Independent Türkçe
Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlardahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5252067-beyaz-sarayda-de%C4%9Fi%C5%9Fim-s%C3%BCr%C3%BCyor-s%C4%B1ra-s%C3%BCtunlarda
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın Beyaz Saray'ı yeniden tasarlaması, ana binanın ikonik ön cephesinde bir değişiklikle devam edebilir; bu da ülkenin simge yapısında kalıcı iz bırakacak bir hamle olur.
Washington Post'un haberine göre Trump'ın kendisine tasarım önerilerinde bulunmakla görevli komiteye atadığı üst düzey yetkili, Beyaz Saray'ın ikonik beyaz sütunlarını, başkanın kendi zevkine daha uygun, daha süslü bir tasarımla değiştirmesini önerecek.
"Korint" düzeni diye adlandırılan yeni tasarım, daha az sivri, daha kısa orta kısımlara sahip ve tepelerinde veya kıvrımlarında daha fazla süsleme ve sarmal kıvrım barındıracak. Post'un belirttiğine göre bu tarz, Manhattan'daki Trump Tower da dahil Trump'ın bazı mülklerinde mevcut.
Trump tarafından atanan Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook Jr., Post'a, bu fikri henüz başkanla görüşmediğini ancak Beyaz Saray'ın, her ikisi de Korint düzenini kullanan Kongre Binası ve ABD Yüksek Mahkemesi'nden farklı bir sütun stiline sahip olmasını tuhaf bulduğunu söyledi.
"Korint, sütun düzenleri arasında en üst düzey olanıdır ve yönetimimizin diğer iki kolunda da bu tarz var" diyen Cook, sözlerine şöyle devam etti:
Beyaz Saray'ın, en azından ön kapı olarak kabul edilen kuzey cephesinde, başlangıçta neden bu tarzı kullanmamasını aklım almıyor.
Post'un görüştüğü diğer tasarım uzmanları, bunun kasıtlı olduğunu söyledi: Ulusun en önde gelen ailesinin ikametgahı için daha sade, daha mütevazı bir tarz yaratmak.
Biden'ın atadığı ve geçen yıl Trump'ın komiteden çıkardığı Bruce Redman Becker gazeteye, "Bu tamamen uygunsuz bir fikir ve evrensel kabul görmüş tarihi koruma standartlarıyla çelişiyor" diye belirtti.
Trump'ın Beyaz Saray'ı yenileme ve arazisine kişisel damgasını vurma takıntısı, çeşitli politika hedefleri ve başarıları dahil ikinci döneminin kimi yanlarını gölgede bırakıyor.
Beyaz Saray'ın ikonik Doğu Kanadı'nı (First Lady'nin ofislerinin bulunduğu yer) kaldırma ve yerine devasa bir balo salonu inşa etme planı, Trump'ın siyasi rakipleri arasında alay konusu oldu. Demokratlar, projenin konutun imajına zarar veren, başkanın zengin destekçilerinden ve onun lütfuna veya dikkatine ilgi duyanlardan bağış toplamak için bir başka fırsat sunan pahalı bir dikkat dağıtıcı olduğunu savunuyor.
Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'da da hızlı değişiklikler oldu; Trump Tower ve Mar-a-Lago mülklerini anımsatan bir tarzda, binanın etrafına aniden altın yazılar ve tabelaların yerleştirilmesi de bunlar arasında.
Başkan ayrıca, Beyaz Saray'daki başkanların portrelerinin altına yerleştirilen plaketlerle geçmişteki Demokrat liderleri aşağılayarak siyasi rakiplerini kızdırmak için de Beyaz Saray'ı kullandı.
Washington DC genelindeyse başkan, kapanan Kennedy Merkezi'nin maliyetli bir tadilatına başlıyor. Sanatçılar, Trump'ın adını binaya yazmasına ve merkezin programlamasının "woke" kültüründen (genellikle LGBT yanlısı içerik ve liberal sanatçıların performansları anlamına geliyor) uzaklaştırılmasını emretmesine karşı protesto amacıyla toplu olarak performanslarını iptal etmeye başlamıştı.
Independent Türkçe
İran’ı kim yönetiyor? Kaynaklar, yeni rehberin dar çevresinin haritasını çizdihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5252066-i%CC%87ran%E2%80%99%C4%B1-kim-y%C3%B6netiyor-kaynaklar-yeni-rehberin-dar-%C3%A7evresinin-haritas%C4%B1n%C4%B1-%C3%A7izdi
İran’ı kim yönetiyor? Kaynaklar, yeni rehberin dar çevresinin haritasını çizdi
İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney ile İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Mehr Ajansı)
Batılı diplomatik kaynaklar, Şarku’l Avsat’a İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in etrafındaki dar karar alma çevresinin yapısına dair açıklamalarda bulundu. Kaynaklar, İran’da devam eden savaşta kapsamlı bir ateşkes arayışının, bu çevrenin ülkenin askeri olarak yıprandığına ve savaşın uzamasının krizi derinleştireceğine ikna olmadan ciddi biçimde başlamayacağını vurguladı.
Kaynaklar, yeni liderin karar alma mekanizmasına sonradan dahil olmuş biri gibi sunulmasının doğru olmadığını belirterek, Mücteba Hamaney’in babası merhum lider Ali Hamaney’in ofisinde karar süreçlerine zaten dahil olduğunu ve özellikle Devrim Muhafızları başta olmak üzere askeri çevrelerle geniş ilişkilere sahip olduğunu ifade etti.
Mücteba Hamaney’in kıdemli askeri danışman olarak atadığı Muhsin Rızai’nin önemli bir rol oynadığına dikkat çekildi. “Savaş adamı” olarak tanımlanan Rızai’nin, İran-Irak Savaşı sırasında İran güçlerinin yıprandığını görerek Humeyni’ye ateşkesi kabul etmesini öneren isimlerden biri olduğu da hatırlatıldı.
Muhsin Rızai، Muhammed Bakır Kalibaf ve Ahmed Vahidi
Kaynaklar, yeni liderin etrafındaki dar çevreyi detaylandırırken, şu anda en etkili rolün Devrim Muhafızları kökenli olan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a ait olduğunu belirtti. Kalibaf’ın 12 günlük savaş sürecinde ülkeyi yöneten isim olduğu ifade edilirken, Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin rolünün ise medyada daha görünür olduğu kaydedildi.
Bu isimleri, Devrim Muhafızları Komutanı General Ahmed Vahidi izliyor. Vahidi’nin daha önce İbrahim Reisi ve Mahmud Ahmedinejad dönemlerinde bakanlık yaptığı ve Kudüs Gücü’nün ilk komutanı olduğu hatırlatıldı. Ayrıca, Ali Hamaney döneminin başlıca danışmanlarından General Rahim Safevi ile Genelkurmay operasyonlarından sorumlu General Ali Abdullahî’nin de etkili isimler arasında yer aldığı belirtildi.
Etkili isimler arasında ayrıca Devrim Muhafızları’nın füze birimi komutanı General Mecid Musevi ile deniz kuvvetleri komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengeşiri’nin de bulunduğu ifade edildi.
Rahim Safevi، Ali Abdullahî، Mecid Musevi ve Ali Rıza Tengeşiri.
Kaynaklar, İran yönetiminin şimdiye kadar aldığı ağır darbelere rağmen askeri ve siyasi komuta zincirinde herhangi bir çözülmeyi engellemeyi başardığını vurguladı. Gelişmelerin, İran askeri liderliğinin önceden “kendisine karşı yürütülecek herhangi bir savaşı bölge ve küresel ekonomi açısından son derece maliyetli hale getirme” planı hazırladığını gösterdiği belirtildi.
Bu stratejinin iki temel ayağa dayandığı kaydedildi:
Birincisi, “ABD varlığını hedef alma gerekçesiyle Körfez ülkelerini füze ve İHA saldırılarıyla savaş atmosferine sürüklemek”;
ikincisi ise “Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz trafiğinde geniş çaplı ya da tam bir aksama yaratmak.”
Kaynaklar, İran yönetiminin ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş konusundaki “kısa vadeli dayanma kapasitesine” güvendiğini belirtti. Bu değerlendirmede artan petrol fiyatları, fiyatların 200 dolar sınırına yaklaşması beklentisi, yaklaşan ara seçimler ve savaşın geniş halk desteğinden yoksun olması gibi unsurların etkili olduğu ifade edildi.
Buna karşılık ABD ve İsrail’in, İran’ın askeri kapasitesi ve savunma sanayisine verilen zararın boyutunu hissettirmek amacıyla saldırılarını artırdığı kaydedildi. Bu süreçte rejimi devirmeye yönelik hedeflerin geri plana itildiği, bunun yerine “rejimi yıpratma ve davranış değişikliğine zorlama” stratejisinin öne çıktığı belirtildi.
Kaynaklar, yeni liderin görevdeki ilk döneminde esnek veya zayıf bir tutum sergilemekte zorlanabileceğini, ancak yıpranmanın iç karışıklıklara ya da rejimin geleceğinin sorgulanmasına yol açabileceği endişesinin, üst düzey askeri yetkilileri “rejimi kurtarmak için acı bir geri adımı kabullenmeye” yöneltebileceğini ifade etti.
Öte yandan, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini hedef alan füze ve İHA saldırılarının, özellikle sivil hedeflere yönelmesi nedeniyle İran açısından ters tepebileceği uyarısı yapıldı.
Kaynaklar, Körfez ülkelerinin bölgesel ve uluslararası düzeyde sahip olduğu geniş diplomatik ağırlığın, nihayetinde İran üzerinde ateşkese zorlayıcı bir uluslararası baskı oluşturabileceğini belirtti. Bu durumda İran’ın savaşın kendisini yıllar geriye götürdüğünü fark edeceği ifade edildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة