Washington, Suriye ve Irak’ta İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırıya hazırlanıyor

ABD’li yetkililer: “Ürdün’deki saldırı İran yapımı insansız hava aracıyla gerçekleştirildi”

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

Washington, Suriye ve Irak’ta İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırıya hazırlanıyor

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bugün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, geçen pazar günü Ürdün’deki askeri üsse yönelik düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısına tepkisini ‘uzun bir çatışmaya dahil olmadan yapmayı planlıyor. Öte yandan Washington’da İran’a karşı benimsenen politikaların sorumluluğu konusundaki siyasi tartışma, yoğun bir seçim yılının etkisiyle kızıştı. Tüm veriler, Biden ile eski Başkan Donald Trump arasındaki seçimin  ikinci tura  kalacağını gösteriyor.

Washington, saldırıdan İran’la müttefik olan örgütleri sorumlu tuttu, ancak aynı zamanda bu örgütlere verdiği destek nedeniyle sorumluluğun İran’a ait olduğunu da belirtti. Bu, Ekim ayında İsrail ile İslami Direniş Hareketi (Hamas) arasındaki savaşın başlamasından bu yana Ortadoğu’da ABD askerlerinin ölümüyle sonuçlanan ilk saldırı.

ABC News’in haberine göre Amerikalı yetkililer, Irak ve Suriye’de İran personeli ve İran tesislerinin de dahil olduğu hedeflere yönelik saldırıların birkaç gün içinde gerçekleştirilmesi yönündeki planlarının onaylandığını söyledi.

Daha sonra ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Ürdün’deki Amerikan üssüne yapılan saldırıya Amerika’nın tepkisinin son derece seviyeli olacağını açıkladı ve ABD’nin çok sayıda  tepki verme yeteneğine sahip olduğunu vurguladı. Austin, saldırının sorumluluğunu üstlenen Irak’taki Hizbullah Tugayları’nın saldırıya ilişkin yaptığı açıklamaya yanıt olarak, bu saldırının sorumlularından hesap sorulacağını söylerken, “Ancak eylemler her alanda olabilir ve gelecekte neler olacağını göreceğiz” dedi.

Ürdün’deki güçlerine yönelik saldırı hakkında İran’ın ne düzeyde bilgisi olduğunun henüz belli olmadığını belirten Austin, Ortadoğu’daki durumun tehlikeli olduğunu dile getirdi. Austin ayrıca, İran’a Husilere silah sağlamayı durdurma çağrısı yaparken, “Washington, çatışmayı genişletmek istemiyor, ancak kendisini savunmak için gerekli önlemleri alacak” dedi. ABD’li Bakan aynı zamanda, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı arasında kapsamlı bir çatışmanın olmadığına da dikkat çekti.

ABC News’e konuşan yetkililer, hedeflerin İran’ın içinde mi yoksa dışında mı olduğunu belirtmeden, “Bu saldırılara olanak sağlayan tesisler, birden fazla kez hedef alınacak” dedi.

Yetkililer, hava koşullarının planlanan saldırıların zamanlamasını etkileyen bir faktör olduğunu, çünkü Washington’un sivillere zarar vermemek için görünürlüğün açık olduğu zamanlarda saldırıları gerçekleştirmeyi tercih ettiğini söyledi.

Kanalın haberine göre ABD’li emekli general Robert Abrams ise “Bölgedeki güçleri denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Başkan Biden’a çeşitli askeri saldırı seçenekleri sunmaya çalışacak. Biden’ın bir mesaj göndermesi gerekiyor. Ama aynı zamanda gerilimi tırmandırmak da istemiyor. Bu, şu anda Pentagon ile Beyaz Saray arasında yaşanan zorlu bir görüşme” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre ise dört ABD’li yetkili, ABD’nin tahminlerinin ABD üssünü hedef alan İHA’yı İran’ın ürettiğini gösterdiğine dikkati çekti. Yetkililer, “Bu durum, vurulacak hedefler arasında İHA’ları üreten fabrikaların da olabileceği ihtimaline işaret ediyor gibi” dedi.

Herhangi bir misillemenin Ortadoğu’da zaten istikrarsız olan durumu daha da alevlendirebileceği tehlikesine rağmen bu, Biden yönetimi önündeki seçim ‘sepetine’ ilişkin tahminlerle bağlantılı.

Trump ve Biden ekipleri

Biden yönetimi bölgeye daha fazla müdahil olmaktan kaçınmaya ve meselelerin kontrolünü sürdürmeye çalışırken, Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri, saldırıya yol açan nedenlere ilişkin kendi danışmanları ve eski Trump yönetimi yetkilileriyle karşılıklı eleştirilerde bulundu. 3 askerin hayatını kaybetmesine ve 40’tan fazla asker yaralanmasına neden olan saldırı, ABD kuvvetlerinin uzun yıllardan beri yaşadığı en büyük kayıp oldu.

Politico’ya göre bu saldırıya yol açan birçok askeri ve siyasi neden var. Trump’ın 2015 nükleer nükleer anlaşmasından çekilmesinden ve İranlı Tümgeneral Kasım Süleymani’ye suikast düzenleme kararından sonra Biden’ın Tahran’a yönelik bazı yaptırımları kaldırmasına ve İran destekli ABD kuvvetlerine yönelik saldırılara kısmi tepki vermesi nedenler arasında gösteriliyor.

Gazete, Trump ve Biden ekiplerinin benimsediği farklı politikalar İran’ı yöntemlerini de belirlediğini yerverdi.

Süleymani’nin öldürülmesi saldırıları engellemedi

Demokratlar, Süleymani’nin öldürülmesinin ardından bu saldırıların durmadığını belirtti. Beş gün sonra 8 Ocak’ta 15 füze, Irak’taki bir ABD üssünü vurarak 10’den fazla Amerikalının yaralanmasına neden oldu. Amerikalı çalışanlar ve savaşçılar da o baharda Irak ve Suriye’de düzenlenen saldırılarda öldürüldü. Ayrıca Bağdat’taki koşullar, dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ni kapatmakla tehdit etmesine kadar kötüleşti.

Trump’a bağlı üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri ve Kongre’deki Cumhuriyetçiler, Biden’ı saldırıyı önleyememekle suçladı ve Trump başkan olsaydı saldırının gerçekleşmeyeceğini savundu. Ekim ayından bu yana İran destekli vekil güçlerin Irak, Suriye ve şimdi de Ürdün’deki ABD kuvvetlerine yönelik 160’tan fazla saldırıya yeterli düzeyde yanıt verilmemesinin, Tahran’ı saldırıları teşvik etmeyi sürdürmeye cesaretlendiren bir zayıflık olarak gösterildiğini söylediler.

Trump’ın son ulusal güvenlik danışmanı Robert O’Brien, “En büyük sorun caydırıcılığın sağlanamamasıdır. İran ve vekilleri, ABD’ye ceza almadan saldırabileceklerine inanıyor ve bu üç yıldır böyle. Zayıflığımız kışkırtıcı” dedi.

Biden hükümeti yetkilileri, ölümcül saldırıların Trump döneminde de gerçekleştiğini söyleyerek, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve Süleymani’ye suikast düzenlenmesi sonucunda Tahran’la gerilimin tırmanmasından Trump’ı sorumlu tuttu. Biden’ın sözcüsü Andrew Bates, eski Trump yetkililerini ve Kongre’deki Cumhuriyetçileri pazar günkü saldırıyı siyasileştirmeye çalışmakla suçladı. Kiev’e saldırı düzenlemek için insansız hava araçları ve diğer silahların sağlanmasını kastederek, İran’a Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasına yardım etme izni vermeyi bırakmaları gerektiğini söyledi. Bates, “Kongredeki aşırı sağcı Cumhuriyetçilerin ve Trump’ın eski yetkililerinin ulusal güvenliğimizi siyasallaştırma girişimleri mantıksızdır, emniyetimiz ve güvenliğimiz açısından zararlıdır” dedi.

Washington’daki Demokrasileri Savunma Vakfı’nın İran dosyası yetkilisi Behnam Ben Taleblu, “Şu ana kadarki eğilim, Tahran’a doğrudan misilleme için bir neden vermekten kaçınmak amacıyla ABD’nin İran destekli milis bölgelerini, depolarını ve İran toprakları dışındaki üslerini hedef alması yönündeydi. Bu, yönetimin daha geniş bir savaşa yol açmasından, petrol fiyatlarının yükselmesinden ve durumu daha da kötüleştirmesinden korktuğu bir şey” dedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Behnam Ben Taleblu, anlamlı bir yanıt almanın bir yolu olabileceğini söylerken, “Örneğin, Irak’taki İran destekli gruplara karşı, liderlerin yanı sıra silah depolarının da hedef alınması, İran’a karşı doğrudan yaptırım uygulama tedbirleri ve ona karşı gizli siber misilleme gibi eylemler yapılabilir. Belki de bölgedeki İran casus gemisi Behshad’a karşı harekete geçmek gibi başka gizli ve inkâr edilebilir şeyler de olabilir” açıklamasında bulundu.

ABD’nin İran’a yönelik askerî bir harekât yapma iradesi olmadığını ifade eden Ben Taleblu, Tahran’ın  2020 yılındaki Süleymani suikastından sonra açık bir şekilde yanıt verme yeteneğini ve niyetini gösterdiği bir ortamda’ İran’a karşı doğrudan intikam çağrısı yapmanın faydasız olduğunu ileri sürdü.

Taleblu, ironik bir şekilde Trump’ın bölgedeki İran destekli milislere karşı güç kullanma eşiğinin, aynı zamanda Amerikalıların can kaybından da kaynaklandığını belirtti. Ancak bu siyasi uyarılara rağmen Tahran, bu olayda can kaybı göz önüne alındığında, daha doğrudan misilleme potansiyeli konusunda endişelenmekte haklı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.