İran’da endişe hâkim: ABD ile savaş çıkar mı?

İran’da ABD ile ‘Gizli diplomasiyi’ etkinleştirme çağrıları arttı

10 Aralık 2023’te Tahran’daki kutlama esnasında, hizmete giren Kerrar insansız hava aracını selamlayan İranlı yetkililer (EPA)
10 Aralık 2023’te Tahran’daki kutlama esnasında, hizmete giren Kerrar insansız hava aracını selamlayan İranlı yetkililer (EPA)
TT

İran’da endişe hâkim: ABD ile savaş çıkar mı?

10 Aralık 2023’te Tahran’daki kutlama esnasında, hizmete giren Kerrar insansız hava aracını selamlayan İranlı yetkililer (EPA)
10 Aralık 2023’te Tahran’daki kutlama esnasında, hizmete giren Kerrar insansız hava aracını selamlayan İranlı yetkililer (EPA)

Hanan Azizi

28 Ocak’ta Ürdün-Suriye-Irak sınırındaki ABD üssü et-Tanf’ın Ürdün kısmındaki Kule 22’ye düzenlenen saldırı sonucunda 3 Amerikan asker öldü ve yaklaşık 30 asker de yaralandı.

Olayı farklı açılardan ele alan İran basınında belki de en öne çıkan değerlendirme, ABD’nin askerî tepkisinin İran topraklarında gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve bu karşılığın ABD ile İran arasında doğrudan bir savaşın patlak vermesine yol açıp açmayacağı oldu. Bununla birlikte İran sokaklarının iki ülke arasında bir savaşın çıkması ihtimalinden yana kaygılı olduğuna da dikkat çekildi.

Ancak bu saldırıya ve muhtemel yansımalarına ilişkin İran makalelerine hâkim eğilim, iki ülkenin de savaş istemediğiydi. Ayrıca ABD Başkanı Joe Biden’ın Senato’da Cumhuriyetçiler tarafından İran’a güçlü bir karşılık vermesi, hatta savaş ilan etmesi yönünde maruz kaldığı baskılara da odaklanıldı ve Biden’ın böyle bir seçeneğe başvurmasına pek ihtimal verilmedi. Zira Biden, “Ne İran’la ne de bölgedeki diğer ülkelerle savaşa girmek istemiyor. Çünkü bu, onun Çin ve Rusya ile olan rekabetini olumsuz etkiler.”

Yayınlanan bazı makaleler de İran rejiminin lideri Ali Hamaney’in, ülkesini 35 yıldır herhangi bir savaşa sokmama kararlılığını takdir ederek, bunu makul bir tavır olarak niteledi.

Bazı İranlı yazarlar da ‘gerilimi kontrol altına almak’ için Washington ile Tahran arasından doğrudan müzakere yürütülmesini öneriyor.

İran basını, Tahran’daki yetkililerin İran’a bağlı milislerin emirleri İran’dan almadığına dair ifadelerini tekrar ediyor, ancak diğer taraftan ABD’nin İran topraklarına yönelik herhangi bir askerî tepkisinin, bu milislerin bölgedeki Amerikan güçlerine yönelik saldırılarını sürdürmelerine sebep olacağı konusunda da uyarıyor.

Aşırı radikal harekete bağlı haber ajansı Raja News, Ürdün-Suriye sınırı yakınındaki Amerikan üssü Kule 22’ye bir saldırı düzenlendiğini ve saldırıda 3 Amerikan askerin ölüp, yaklaşık 30 askerin de yaralandığını bildirdi.

29 Ocak’ta yayınlanan raporda, “Ürdün’e yönelik saldırı ABD’ye, Aksa Tufanı’ndan sonra dünyanın eskisinden tamamen farklı bir hale geldiği, ‘hegemonya’ ve ‘süper güç’ gibi kavramların da geçmişte kalacağı yönünde güçlü bir mesaj gönderdi. ABD; Irak’ta, Afganistan’da ve Vietnam’da olduğu gibi olamaz” ifadeleri dikkat çekti.

Cumhuriyetçilerin İran’a keskin ve doğrudan bir misilleme için Demokrat yönetime baskı uyguladığını belirten rapora göre “ABD’nin Ortadoğu’daki koşulları, İran’ın konumu, doğrudan çatışmanın doğuracağı büyük zorluklar, Çin ve Rusya ile rekabet ve yaklaşan ABD seçimleri sebebiyle ABD, İran’la kapsamlı bir savaşa giremez.”

Raporda ayrıca şu ifadeye de yer verildi:

“ABD’nin bir sonraki intikamına ilişkin çeşitli tahminler söz konusu. Birçok medya kuruluşuna göre İran’la savaş çağrısı yapan bazı Cumhuriyetçi Senatörlerin açıklamaları sebebiyle İran, bu intikamın hedefi olacak.”

İran’a yönelik askerî saldırı, Tahran’ı nükleer programını büyük ölçüde hızlandırmaya sevk eder ki bu, ABD’nin istemediği bir şey.   Raja News

Raporun devamında şu ifadeler yer aldı:

“Bu açıklamalar, Cumhuriyetçilerin, Biden yönetimini zorlu bir yol ayrımına getirmek ve bu krizi partinin hedefleri için kullanmak istediklerini gösteriyor. Bu şartlar altında Biden ya İran’a savaş ilan etmek zorunda kalacak ki bu, Cumhuriyetçiler için büyük bir zafer ve Biden yönetimi için üstesinden gelmesi zor bir zorluk teşkil eder. Ya da tepkisiz kalmayı tercih edecek, ki o zaman da Cumhuriyetçiler tarafından bir korkak olduğu ve Amerikan caydırıcılığı politikasına zarar verdiği yönünde eleştirilere maruz kalır.”

Raporda (Kasım Süleymani suikastı üzerine) Aynu’l-Esed Üssü’ne doğrudan yapılan füze saldırısının ardından Trump yönetiminin İran’a askerî bir saldırıda bulunmadığı hatırlatılarak, bunun nedeninin Amerikalıların, askerlerinin hayatı için endişelenmesi olduğu ifade edildi.

Rapor şu ifadelerle devam etti:

Biden yönetimi, ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’da gösterdiği başarısızlığı tekrarlamak istemiyor. Bu yüzden ne İran’la ne de bölgedeki diğer ülkelerle bir savaşa girmemesi gerektiğini düşünüyor. Dolayısıyla kendisini yeni ve büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacağı için iyi düşünülmemiş, aceleci bir karar almaktan kaçınıyor. Nitekim Ukrayna’ya müdahale ettikten sonra bunu yaşadı.

scfe
2 Şubat’ta Dover Hava Kuvvetleri Üssü’nde Başkan Biden ve eşi, Kule 22’ye yönelik saldırıda öldürülen askerlerin naaşı taşınırken elini kalbinin üzerine koyuyor (AFP)

Aynı rapora göre ABD, Çin ve Rusya ile kıyasıya bir rekabet halinde. Bu yüzden başka bir savaşa girmesi, bu güçlerle olan rekabetini çok olumsuz etkiler ve uluslararası düzeydeki rolünün ve otoritesinin azalmasına yol açar.

Raporda Amerikalı gözlemcilerin, “İran’a yönelik askerî saldırı, Tahran’ı nükleer programını büyük ölçüde hızlandırmaya sevk eder ki bu, ABD’nin asla istemediği bir şey” ifadeleri aktarıldı. Bu gözlemcilere göre ABD’nin İran’a yönelik askerî tepkisi, bölgede büyük bir gerilime de sebep olacak ve Gazze’de ateşkese ilişkin olası bir anlaşmayı kenara itecektir. Ayrıca Husiler, Kızıldeniz’deki saldırılarını sürdürecek, İran’ın Suriye’de ve Irak’taki vekilleri, ABD ve İsrail güçlerini hedef almaya devam edecek ve Hizbullah, İsrail hükümetini daha büyük sıkıntılara sokacaktır.

Rapor, durumu şu sözlerle özetledi:

“Bu, Biden yönetiminin uzak durmaya çalıştığı büyük bataklık olacaktır. Çünkü Biden’ın bir dönem daha başkan olma umutlarını bitirecek ve onu daha da yenilmiş biri olarak gösterecek.”

ABD, İran’a karşı savaş kararı alırsa bu tüm bölgeyi yakar.          -Nameh News

Öte yandan dış politika alanında uzman analist Ali Baghdali, 31 Ocak’ta analiz haber sitesi Nameh News’e verdiği röportajda, ‘İran’ın, Direniş Ekseni’nin Tahran’dan emir almadığı yönündeki açıklamasına’ işaret etti. ‘Amerikalıların bu açıklamayı kabul etmediklerini’ düşünen Baghdali, Amerika’nın İran’a askerî bir saldırı başlatmasını engellemek için ülkesinin ‘gizli diplomasiyi’ etkinleştirmesini ve Katar gibi arabulucular üzerinden Amerikalılarla müzakere yürütmesini önererek şöyle dedi:

Tehlikeli ve benzeri görülmemiş bir dönemeçten geçiyoruz. Biden bir yol ayrımında; hem 3 Amerikan askerin öldürülmesine göz yumamaz hem de Amerika’nın nasıl bir karşılık vereceğinden emin değil. Ayrıca başkanlık seçimleri için mücadele ediyor ve bu karşılık, onun seçimlerdeki kaderini etkileyebilir.

Açıklamasına “ABD bir karşılık verecek. Ancak İran ve ABD, çatışma alanını genişletmek istemiyor. ABD, İran’a karşı savaş kararı alırsa bu savaş, tüm bölgeyi yakar” ifadeleriyle devam eden Baghdali, sözlerini şöyle tamamladı:

Bir diğer sorun da Tahran ile Washington arasında doğrudan bir savaşa yol açabilecek bu etki-tepki dalgasının devam etmesidir.

“Bağımsız vekiller”

Sadullah Zirai, 30 Ocak’ta “Direnişin Yenilikleri Işığında Bölgedeki Gelişmeler” başlıklı makalesinde, Amerikan üssü Kule 22’ye yönelik saldırının yeni ve önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Zirai’ye göre İran’ın bölgedeki vekilleri, Amerikan üslerini hedef alırken pek çok şeyi hesaba katıyorlardı, ancak Şii Haşd-i Şabi (Şii Halk Seferberlik Güçleri) lideri Müştak Talib es-Saidi’nin öldürülmesi işleri karıştırdı.

Bu vekillerin mecbur kalmadıkça gerilimi tırmandırmadıklarına dikkat çeken Zirai, bu durumun, ABD’nin İsrail’i destekleme yönündeki mevcut askerî politikasına bağlı olduğuna dikkat çekti.

Rıza Sadr el-Hüseyni de 31 Ocak’ta Cam-ı Cem (Jamejam) gazetesinin internet sitesi için “ABD’nin Bölgedeki Nüfuzunun Gerilediğine Dair Göstergeler” başlıklı bir makale yazdı. Makaleye, ABD’nin bölgedeki nüfuzunun gerilemesi üzerine Amerikalı yetkililerin kendi tutumlarını bölge ülkelerine empoze etmek için bölgeye sürekli ziyaretlerde bulunduğunu söyleyerek başlayan Hüseyni’ye göre bu, ABD’nin bölgedeki nüfuzunu kullanamadığının bir göstergesidir.

Yazar, Irak’taki Ketaib Hizbullah’ın Amerikan güçlerine yönelik saldırılarını askıya alma kararını savundu ve İran’daki yetkililerin, “Bu karar, Irak’ın kararının bağımsızlığını teyit ediyor” ifadelerini tekrarladı. Bu kararı, “Irak Hizbullah’ı, Gazze’ye destek vermek için başka bir yaklaşıma yöneldi” ifadesiyle gerekçelendiren yazar, bu kararın İran’a bağlı örgütün tutumlarında stratejik bir değişiklik olarak yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

İran ile ABD arasında doğrudan bir gerilim, İsrail’in çıkarına olur.     -İtimad gazetesi

Emir Debiri Mihr ise 26 Ocak’ta Armân-ı İmruz gazetesinde “Savaş Olmayacak” başlığıyla yayımlanan yazısında, Kule 22’ye yönelik saldırının İran sokaklarında İran ile ABD ve İsrail arasında bir savaş çıkması ihtimaline ilişkin endişelere sebep olduğunu belirtti ve savaş ihtimalinin şu dört nedenden dolayı gerçekleşmeyeceğini söyledi:

Birincisi: İsrail, İran’a zarar veren operasyonlarını sürdürecek, ancak İran’la doğrudan karşı karşıya gelme cesareti ve imkânı yok. İki taraf arasındaki çatışma, mümkün olduğunca üçüncü bir ülkede gerçekleşecek. Yani çatışma, güvenlik düzeyinde ve İran sınırları dışında olacak. Bu çatışmanın büyük bir kısmını da psikolojik savaş oluşturacak.

İkincisi: ABD, seçim yılında İran’la doğrudan bir çatışmaya girmeyecek ve İsrail’in Gazze’deki savaşına destek vermekten vazgeçecek.

thn
2 Şubat’ta Dover Hava Kuvvetleri Üssü’nde, Kule 22’ye yönelik saldırıda hayatını kaybeden askerlerden birinin naaşının taşındığı sırada Biden (AFP)

Üçüncüsü: İran rejiminin lideri Hamaney, son otuz beş yıldır, Afganistan’da İranlı diplomatların öldürülmesi ve 11 Eylül olayları gibi büyük hadiselerde bile İran’ın savaşlara girmesine asla izin vermedi. İran’ın bu politikası, güçlü bir şekilde devam ediyor.

Dördüncüsü: İran’ın savaşlardan kaçınma yaklaşımı, akıllıca görünüyor.”

Ebulfazl Fatih de İtimad (Etemad) gazetesinin 31 Ocak tarihli sayısında yayımlanan makalesinde, “İran ile ABD arasında doğrudan gerilimin tırmanması, Gazze çıkmazına dalmış İsrail’in çıkarına olur” ifadelerine yer verdi.

Fatih’e göre “Netanyahu ve aşırı sağ liderliğindeki İsrail, Gazze’deki hedeflerini gerçekleştiremedi. İran ile ABD arasındaki doğrudan askerî çatışmanın sonuçları, yıkıcı olur. Gerilimi kontrol altına almaya dönük doğrudan ve acil müzakereler ise kazan-kazan oyunu yoluyla her iki tarafın da uzun vadeli çıkarlarını güvence altına alacaktır.”

Fatih, makalesinde şu ifadelere de yer verdi:

“Tahran ile Washington arasında, özellikle de askerî çatışma başlamadan önce yapılacak müzakereler, iki taraf için de en iyi seçenek olmaya devam ediyor. İki taraf arasındaki müzakereler; bölgenin, bölgedeki güç dengelerinin, Gazze halkının ve genel olarak insanlığın yararına olacaktır. Çünkü bölgedeki krizlere ilişkin olarak iki taraf arasında göreceli bir anlaşma fırsatı sağlayacak ve ateşkes anlaşmasına varma yolunda İsrail’e karşı bir baskı kartı oluşturacak.”

Netanyahu, İran’ı savaşa çekmeye çalışıyor ve eğer dünya ona karşı koyamazsa en büyük savaşlara yönelecek. Tevsia-yı İrani gazetesi

Tevsia-yı İrani gazetesi de 30 Ocak’ta Mahbube Veli’nin kaleminden “Biden, İran’ın Kırmızı Çizgisini Aşma Riskini Göze Alır mı?” başlıklı bir makale yayımladı.

Bu makalede, “İran, Direniş gruplarının Amerikan hedeflerine yönelik saldırılarıyla bir bağlantısı olmadığını açıkladı. İran’a yönelik askerî bir saldırının bir kırmızı çizgi olduğunu da duyurdu. Dolayısıyla ABD, bu kırmızı çizgiyi aşarsa bölgedeki olaylar kontrolden çıkabilir” ifadelerini kullanan yazar şöyle devam etti:

İsrail’in ana ve en büyük destekçisi olan ABD, Direniş kampı tarafından bombalanmasını durdurmak için İsrail’i dizginlemeye ve onu Gazze’deki savaşa son vermeye ikna etmeye mi çalışacak? Yoksa bölgede karşılıklı ateş yoluyla yeni bir domino dalgası başlatacak ve istemeden de olsa İran’ın savaşa çekilmesi ihtimaline mi yol açacak? Bekleyip görelim.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir..

 



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.