Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, Avusturya'daki yargılaması sırasında herhangi bir ihlalde bulunmadığını söyledi

Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
TT

Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, Avusturya'daki yargılaması sırasında herhangi bir ihlalde bulunmadığını söyledi

Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)
Avusturya'nın Viyana kentinde bir polis aracı (Arşiv - Reuters)

Beşşar Esed rejiminin Rakka Bölge İstihbarat Şefi, rejimin muhaliflerine karşı on yılı aşkın süre önce uygulanan kötü muamele gerekçesiyle ‘işkence ve cinsel saldırı suçlamalarıyla’ Avusturya'da bir mahkemenin karşısına çıkarıldı.

Bir Avrupa ülkesinin Esed rejimi mensuplarınca işlendiği iddia edilen suçlar üzerinde yargı yetkisi iddia etmesi görece ender rastlanan bir durum. Bir ay sürmesi öngörülen davada mağdurların ifadeleri de alınacak.

Avusturya gizlilik yasaları uyarınca yalnızca ‘Halid H.’ olarak tanımlanan baş sanık, 2011 yılında Esed rejimine karşı ayaklanmanın patlak vermesinden Özgür Suriye Ordusu'nun 2013 yılında şehrin kontrolünü ele geçirmesine kadar geçen sürede Rakka Bölge İstihbarat Şubesi başında bulunuyordu. İddialara göre sanık, şehrin elden çıkmasını kolaylaştırmış ve ertesi gün kaçmıştı.

İddianameye göre ikinci sanık, Rakka'da üst düzey bir polis subayıydı. Her iki sanık da ağırlaştırıcı koşullar altında ağır bedensel zarar verme, zorlama ve cinsel saldırı suçlamalarıyla yargılanıyor. İşkence suçlaması ise yalnızca Halid H.’ye yöneltildi.

Sanıklar, hüküm giymeleri halinde 10 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Her iki sanık da suçsuz olduklarını belirterek işkence veya benzeri eylemlere dair herhangi bir ihlallerinin olmadığını öne sürdü.

Suriye'nin Dürzi azınlığına mensup Halid H., mahkeme başkanının gözaltındaki herhangi birine şiddet uygulayıp uygulamadığını sorması üzerine, “İmkânsız. Bu benim çıkarıma değildi. Üstelik bu şekilde yetiştirilmedim” yanıtını verdi.

İki taraf, Rakka Bölge İstihbarat Müdürlüğü binasının içindeki koşullara dair birbirinden tamamen farklı tablolar çizdi. Halid H., gözaltına alınanların binada gecelemediğini savunurken savcılık temsilcileri yaklaşık 30-40 kişinin sığdırıldığı koğuşlardan ve sistematik ihlallerden söz etti. İddialara göre gardiyanlar darp izlerini azaltmak amacıyla gözaltındakileri bahçe hortumlarıyla dövüyor, soğuk suyla ıslatarak hem işkence izlerini gizliyor hem de ertesi günkü dövmeyi daha acı verici hale getiriyordu.

Mahkeme başkanı tutukluların ayak tabanlarına vurulması gibi çeşitli işkence türlerine ilişkin çizimler gösterdiğinde ise Halid H., bu eylemlere tanıklık etmediğini ya da bunların bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini söyledi.

Halid H. ‘rüzgâr halısı’ adıyla bilinen işkence aletini de görmediğini öne sürdü. Söz konusu alet, ortasından menteşeyle katlanabilen ve tutuklunun beli hizasına bükülmesine olanak tanıyan haç biçiminde tahta plakalardan oluşuyor.

Halid H., 2015 yılında Avusturya'ya gelmiş ve Fransa'daki bir iltica başvurusu hâlâ incelenirken orada da sığınma talebinde bulunmuştu. ‘Ak Süt Operasyonu’ olarak adlandırılan süreçte İsrail dış istihbaratı Mossad’ın talebi üzerine yerel bir istihbarat biriminin onu Avusturya'ya getirdiğine dair basında çıkan haberlere karşın Halid H., herhangi bir istihbarat örgütünün kendisine Avusturya'ya gelişinde yardımcı olup olmadığı sorusuna temkinli bir yanıt vererek, “Bilmiyorum. Yardım eden akrabalarım var. Bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum” ifadelerini kullandı.


İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı
TT

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

İran’la anlaşmaya yaklaştıklarını söyleyen Trump,  İsrail ve Hizbullah’a çatışmaları sonsuza dek durdurma çağrısı yaptı

ABD Başkanı Donald Trump, önümüzdeki hafta içinde İran ile ateşkesin uzatılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi.

Trump’ın açıklaması, İran’ın sahadaki gerilim ve karşılıklı saldırıların tırmanması nedeniyle ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerde arabulucular üzerinden yapılan mesaj alışverişini askıya aldığını duyurmasının ardından geldi.

Trump: İsrail ve Hizbullah arasındaki ateşkes kalıcı olsun

Lübnan cephesine ilişkin değerlendirmesinde Trump, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların tamamen sona ermesini umduğunu belirtti. Daha önce iki tarafın karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini açıklayan Trump şunları söyledi:

“Lübnanlı grup İsrail’e ve askerlerine yönelik ateşkesi kabul etti. Aynı şekilde İsrail de onlara karşı ateşkesi kabul etti. Bunun ne kadar süreceğini göreceğiz. Umarız sonsuza kadar sürer.”

Petrol fiyatları, İran-ABD görüşmelerindeki belirsizlik ve Hürmüz boğazı endişeleriyle dengelendi

Saat 00.01 GMT itibarıyla:

  • Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 0,06 yükselerek varil başına 95,04 dolara çıktı.
  • ABD Batı Teksas (WTI) ham petrolü ise yüzde 0,18 düşüşle 91,99 dolara geriledi.

Her iki gösterge petrol türü de önceki seansta yüzde 5’in üzerinde yükselmişti. Ancak Trump’ın, İran’ın görüşmeleri askıya aldığına dair kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini söylemesi ve İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik planlanan bir saldırı için hazırlanan güçlerini geri çekmeyi kabul ettiğini belirtmesi sonrasında fiyatlar düştü.

Ateşkes ilanına rağmen İsrail ile Hizbullah arasında saldırılar sürüyor

Hizbullah, pazartesi akşamı Güney Lübnan’daki İsrail güçlerine karşı birçok saldırı düzenlediğini açıkladı. Bu sırada Lübnan resmi medyası da İsrail’in güney bölgelerine yönelik hava saldırıları gerçekleştirdiğini bildirdi.

ABD Başkanı Trump’ın karşılıklı ateşkes ilanından yalnızca birkaç saat sonra yaşanan gelişmeler, sahadaki gerginliğin sürdüğünü ortaya koydu.

Lübnan’ın resmi haber ajansı, İsrail’in El-Marvaniye, Sıddikin, Yater ve El-Mansuri gibi güneydeki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Ayrıca Dıbbin kasabasında “çok şiddetli bir patlama” meydana geldiği bildirildi.

Hizbullah ise savaşçılarının, İsrail birliklerinin Hadata kasabasına doğru ilerleme girişimini patlayıcı düzeneklerle engellediğini açıkladı. Grup daha sonra aynı bölgede gece yarısından önce iki adet Merkava tankının hedef alındığını duyurdu.

Guterres: UNIFIL sonrası da Lübnan’da BM askeri varlığı sürmeli

António Guterres, mevcut BM Barış Gücü misyonu olan United Nations Interim Force in Lebanon’in 2026 yılı sonunda görev süresinin dolmasının ardından da Lübnan’da bir Birleşmiş Milletler askeri varlığının sürdürülmesinin “gerekli” olduğunu vurguladı.

Guterres’in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) talebi üzerine hazırladığı ve pazartesi günü sunduğu raporda, ateşkesin izlenmesi ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne destek verilmesi amacıyla 2 bin ile 5 bin 500’den fazla asker arasında değişen üç farklı seçenek önerildi.

UNIFIL bünyesinde hâlihazırda yaklaşık 7 bin 500 barış gücü askeri görev yapıyor. Misyonun yetkisi, Ağustos 2025’te ABD’nin baskısıyla kabul edilen Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Aralık 2026 sonunda sona erecek.


Trump Beyrut'u ve müzakereleri kurtarmak için devreye girdi

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun başkentin güney banliyösüne saldırı tehdidinin ardından Beyrut'u terk etmeye çalışan araçlar otoyolda uzun kuyruklar oluşturdu (AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun başkentin güney banliyösüne saldırı tehdidinin ardından Beyrut'u terk etmeye çalışan araçlar otoyolda uzun kuyruklar oluşturdu (AP)
TT

Trump Beyrut'u ve müzakereleri kurtarmak için devreye girdi

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun başkentin güney banliyösüne saldırı tehdidinin ardından Beyrut'u terk etmeye çalışan araçlar otoyolda uzun kuyruklar oluşturdu (AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun başkentin güney banliyösüne saldırı tehdidinin ardından Beyrut'u terk etmeye çalışan araçlar otoyolda uzun kuyruklar oluşturdu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan için devreye girmesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın emriyle Beyrut'un güney banliyösüne düzenlenmesi planlanan İsrail saldırı engellendi. Tehdit, Lübnan’ın başkentinden yoğun göç dalgasına yol açmış, Tahran'ı ise Washington'la dolaylı mesaj alışverişini askıya aldığını ilan etmeye itmişti. Ancak Trump'ın girişimleri, Beyrut'u bombardımandan kurtarmayı ve buna bağlı olarak Tahran ile sürdürülen müzakere sürecini rayda tutmayı başardı.

Yükselen tansiyon, Trump ile Netanyahu arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinin ardından düştü. Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabındaki paylaşımında, “Başbakan Netanyahu ile son derece verimli bir görüşme yaptım. Beyrut'a hiçbir kuvvet gönderilmeyeceğini ve yolda olan kuvvetlerin geri çağrıldığını teyit ettik. Aynı şekilde üst düzey temsilciler aracılığıyla Hizbullah ile de son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdim. Tam bir ateşkes üzerinde anlaştık, İsrail onlara saldırmayacak, onlar da İsrail'e saldırmayacak” diye yazdı.

Trump ayrıca İran ile müzakerelerin ‘hızlı bir tempoda’ sürdüğünü vurguladı.

Öte yandan Lübnan, gece saatlerinde resmen ‘Hizbullah'ın tüm Lübnan topraklarını kapsayan karşılıklı saldırı durdurma önerisini kabul ettiğini’ teyit etti.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee'nin daha önce Beyrut'un güney banliyösü sakinlerine tahliye çağrısında bulunması, büyük bir göç dalgasını beraberinde getirmişti.

İran ise Beyrut'un bombalanması tehdidine İsrail'in kuzeyini hedef alacağı tehdidiyle karşılık vererek Washington'la sürdürdüğü dolaylı mesaj trafiğini durdurduğunu ilan etmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın haber ajansı Tesnim ise kaynaklara dayandırdığı haberinde İran ve ‘Direniş Ekseni’nin Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmayı ve Babu’l-Mendeb Boğazı dahil diğer cepheleri devreye sokmayı değerlendirdiğini bildirdi.