Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Devrim Muhafızları, Hürmüz’de internet kablolarını hedef almakla tehdit etti

Umman’ın Müsendem vilayetinden Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Müsendem vilayetinden Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

Devrim Muhafızları, Hürmüz’de internet kablolarını hedef almakla tehdit etti

Umman’ın Müsendem vilayetinden Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Müsendem vilayetinden Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

İran Devrim Muhafızları, İran’ın yeni bir ABD veya İsrail saldırısına maruz kalması hâlinde Hürmüz Boğazı’ndaki deniz altı internet kablolarını hedef almakla tehdit etti. Katar ise salı günü yaptığı açıklamada, internet bağlantılarının kesilmesinin İran dâhil bölgedeki tüm ülkeleri olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibî, pazartesi günü Tahran’da düzenlenen bir törende yaptığı konuşmada, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın altından yedi büyük kablonun geçtiğini öne sürdü. Muhibî, dünyadaki tüm internet ve ticari verilerin bu kablolara bağlı olduğunu iddia etti.

Muhibî, “Yalnızca yeni hedeflerin açıklanacağını ve yeni silahların ortaya çıkarılacağını bilmelerini istiyoruz. Sonuçta bölgedeki Amerikan gücünün kalıntılarını süpürüp atacağız” dedi.

Katar’ın başkenti Doha’da Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, basın toplantısında yaptığı açıklamada, internet bağlantılarının kesilmesinin İran dâhil bölgedeki bütün ülkeleri etkileyeceğini belirtti. Sözcü, Tahran’a boğazdaki sorumsuz olarak nitelendirdiği saldırılara son verme ve seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin uluslararası hukuka uyma çağrısında bulundu.

Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin bölge ülkelerinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Katarlı yetkili, ABD ile İran arasındaki krizin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini belirterek, “Çözüme ne kadar erken ulaşırsak o kadar iyi” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı habere göre   Doha’nın krizi çözmeye yönelik çabalarının kesintisiz sürdüğünü kaydeden yetkili, gerilimi sona erdirmek için yorulmadan çalıştıklarını ifade etti.

“Üçüncü aşama”

Muhibî daha önce savaşın henüz yaşanmamış bir “üçüncü aşamaya” geçeceğini öne sürmüştü. Bu aşamada Tahran’ın “savaşın yeni bir coğrafyasını”, “yeni hedefleri” ve “yeni silahları” ortaya çıkaracağını söylemişti.

Muhibî, söz konusu kablolardan birinin 25 bin kilometre uzunluğunda olduğunu ve Güneydoğu Asya’yı Batı Asya üzerinden Afrika ve Avrupa’ya bağladığını belirtti.

Asya-Afrika-Avrupa 1 (AAE-1) kablosu da Güneydoğu Asya’dan Avrupa’ya uzanan benzer bir güzergâhı takip ediyor. Kablo, Umman’daki El-Bustan, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Füceyre ve Katar’ın başkenti Doha’ya ulaşıyor.

gh
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibî (Arşiv – IRNA)

Muhibî, ABD’nin yeni bir operasyon düzenlemek için gerekli “teknik ve askerî kapasiteye” sahip olmadığını öne sürdü. Bununla birlikte Washington’ın, yaklaşan ABD seçimleri öncesinde siyasi bir başarı elde etmek amacıyla böyle bir girişimde bulunabileceğini söyledi.

Muhibî, “Bu ihtimalleri göz ardı etmiyoruz. Her türlü hamleye karşılık vermeye hazırız ve bu kez vereceğimiz yanıt çok daha sert olacak” ifadelerini kullandı.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai de çatışmaların yeniden şiddetlenmesi hâlinde bölgedeki veri merkezlerinin, iletişim kablolarının ve yapay zekâ tesislerinin hedef alınabileceği uyarısında bulunmuştu.

Ücret ve lisans planları

Devrim Muhafızları’na bağlı Tasnim ve Fars haber ajansları, mayıs ayında deniz altı kablolarını işleten şirketlerden lisans ücreti alınmasını öngören bir planı gündeme getirmişti.

Plan kapsamında Google, Microsoft, Meta ve Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinin İran yasalarına göre faaliyet göstermesi ve kabloların bakım ve onarım işlerinin yalnızca İranlı şirketler tarafından yürütülmesi önerilmişti.

Ancak uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki kabloların büyük bölümünün İran’da sonlanmadığına dikkat çekiyor. Uluslararası işletmecilerin, kabloların güzergâhını bilinçli olarak İran karasularından uzak tuttuğu ve hatların çoğunu boğazın Umman tarafında topladığı belirtiliyor. İran’ın karasularından ise yalnızca iki kablo geçiyor.

TeleGeography şirketinin verilerine göre Hürmüz Boğazı’ndaki kablolar, uluslararası veri aktarım kapasitesinin yüzde 1’inden daha azını oluşturuyor.


Eisenkot, Aşkenaz hâkimiyetini kırıp Mizrahilerin oylarıyla Netanyahu’yu devirebilir mi?

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot (Reuters)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot (Reuters)
TT

Eisenkot, Aşkenaz hâkimiyetini kırıp Mizrahilerin oylarıyla Netanyahu’yu devirebilir mi?

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot (Reuters)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot (Reuters)

İsrail, 27 Ekim 2026’da yapılması planlanan Knesset seçimleri yaklaşırken modern tarihinin en kritik siyasi dönemeçlerinden birine giriyor. Mücadele artık yalnızca sağ ve merkez arasındaki sandalye paylaşımından ibaret değil. David Ben-Gurion döneminden bu yana ülkenin temel siyasi yapısını şekillendiren Aşkenaz Yahudi elitinin hâkimiyetini sarsma potansiyeli taşıyan bir kimlik depremine dönüşüyor.

Bu fırtınanın merkezinde, İsrail ordusunun 21’inci Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmış 66 yaşındaki Gadi Eisenkot yer alıyor. Eisenkot, sağın lideri ve görev süresi sona ermek üzere olan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun en güçlü rakibi olarak öne çıkıyor.

İbranice dürüst anlamına gelen Yashar adlı yeni partisiyle seçim yarışını sürdüren Eisenkot’un önünde Kudüs ve Tel Aviv’deki siyasi çevrelerin yanıt aradığı önemli bir soru var: Eski general, İsrail siyasetindeki “Doğu çıkmazını” aşarak ülke tarihinde Mizrahi kökenli ilk başbakan olabilir mi?

Marakeş’e uzanan kökler ve askerî müdahaleyle değiştirilen Berberi bir isim

İbranice yayın yapan medya, Eisenkot’tan söz ederken sık sık “Faslı” sıfatını kullanıyor. Bu niteleme, yalnızca coğrafi kökenine değil, aile geçmişine ve kimliğine de işaret ediyor. İsrail’e göç eden Faslı Yahudi bir ailenin çocuğu olan Eisenkot’un babası, tarihî Marakeş kentinden geliyor. Annesi ise Kazablanka’da doğup büyüdü. Ailenin ataları ve soyadı da Fas’ın güneyindeki Suveyre bölgesine uzanıyor.

Eisenkot soyadının kökeni konusunda da dikkat çekici bir tartışma bulunuyor. Soyadı, Batı dillerinde “demir” anlamına gelen Almanca kökenli veya Aşkenaz kimliğini çağrıştıran sert bir ifadeyi andırsa da tarihsel araştırmalar, ismin İsrail’e göç sırasında bir göçmenlik görevlisi tarafından değiştirildiğini ortaya koyuyor. Soyadının asıl biçiminin, Berberi dilinde “ceylan” anlamına gelen Fas kökenli “Azenkut” veya “Aznkut” olduğu belirtiliyor.

xcvfbgh
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ile Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı seçim afişi (AP)

İsrailli isim kökenleri araştırmacısı Aharon Morieli’nin yayımladığı tarihsel ve dilbilimsel çalışma bu iddiayı destekliyor. İsrail gazetesi Haaretz de Eisenkot’un, bu göreve gelen ilk Fas kökenli isim olarak Genelkurmay Başkanlığına atanması sırasında konuya ilişkin araştırmalara yer vermişti.

Eisenkot, ailesinin geniş bir çevreye yayıldığı Tiberias ve Eilat gibi çevre kentlerde büyüdü. Anne ve babasının boşanmasından önce dünyaya gelen dört kardeşin ikincisiydi. Babası ikinci evliliğinden dört çocuk daha sahibi oldu. Böylece aile, İsrail toplumunun çevre bölgelerine uzanan geniş bir yapıya sahip oldu.

Ancak Eisenkot’un Faslı ve Doğulu kökenleri, 2026 sonbaharında kızışan seçim mücadelesinde açık bir siyasi istismar konusu hâline geldi. Netanyahu ve sağ blokla ilişkili İbranice yayın yapan medya organları, Eisenkot’a yönelik sert ve ırkçı bir kampanya yürüttü.

Bu tutumun en çarpıcı örneklerinden biri, sağcı Kanal 14’ün tanınmış sunucusu Yinon Magal’in canlı yayında Eisenkot’u “Faslı, Doğulu bir isim taşıyan maymun” diye nitelemesi oldu.

Siyasi gözlemcilere göre sağcı çevrelerin medya üzerinden yürüttüğü bu kampanya, geçici bir polemiğin ötesine geçiyor. Amaç, Eisenkot’u siyasi açıdan kalıplaştırarak sol blokla özdeşleştirmek, böylece Doğulu Yahudilerin geleneksel oy tabanının Likud Partisi çevresinde kalmasını sağlamak ve eski Genelkurmay Başkanının muhafazakâr seçmenlere ulaşmasını engellemek.

th
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (Reuters)

2026 sonbaharında siyasi deprem: Anketler Likud’un dengelerini değiştiriyor

Ekim 2026’da yayımlanan son kamuoyu araştırmaları, Eisenkot liderliğindeki yeni Yashar Partisinin önemli bir çıkış yakaladığını gösteriyor. Kanal 12 ve Kanal 13’ün anketleri dâhil çeşitli araştırmalarda partiye 22 ila 24 sandalye öngörülüyor. Bu sonuçlar, Yashar’ı bazı göstergelerde iktidardaki Likud Partisinin önüne taşıyor.

Eisenkot’un siyasi gücü yalnızca parlamentodaki sandalye sayısıyla sınırlı değil. Anketlerde başbakanlık için uygun görülen adaylar arasında da öne çıkıyor. Netanyahu ile ikili karşılaştırmalarda Eisenkot’un yüzde 38 ila 48 arasında destek aldığı, Netanyahu’nun desteğinin ise yüzde 35 ila 39 düzeyinde kaldığı belirtiliyor.

Bu tablo, özellikle 7 Ekim 2023’teki başarısızlıklara ilişkin sert açıklamalar yapan, bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını ve siyasi sistemin reformdan geçirilmesini isteyen Eisenkot’un ardından geniş bir seçmen kesiminin dürüstlük ve ulusal sorumluluk anlayışını öne çıkaran bir liderlik arayışına girdiğine işaret ediyor.

Netanyahu’nun Yahudileri ile çevre bölgelerin alternatifi arasındaki sosyolojik ayrışma

Seçimlerin en derin sosyolojik boyutunu, Eisenkot’un Netanyahu’nun Yahudileri olarak tanımlanan seçmen kitlesinin kalelerine girme çabası oluşturuyor. Bu kesim, tarihsel olarak Likud Partisinin temel dayanağını ve seçimlerdeki en güçlü savunma hattını oluşturan geniş bir Doğulu ve Fas kökenli Yahudi seçmen kitlesinden meydana geliyor.

dfrgty
Tel Aviv yakınlarında, Başbakan Binyamin Netanyahu ile en güçlü rakibi Gadi Eisenkot’un fotoğraflarının bulunduğu seçim afişinin altından geçen araçlar (AP)

Geleneksel olarak bu seçmenler, Aşkenaz kökenli Netanyahu’yu muhafazakâr kimliğin koruyucusu ve atalarını dışlayan laik, solcu Tel Aviv elitinden tarihsel hesap sormanın bir aracı olarak görüyor.

Eisenkot ise bu kesime farklı bir Doğulu liderlik modeli sunuyor. Eski Genelkurmay Başkanı olmasının sağladığı güvenlik alanındaki itibarı ve istifa ettiği savaş kabinesindeki güçlü varlığı, çevre bölgelerden gelen mütevazı aile geçmişiyle birleştiriyor.

Eisenkot’un seçim kampanyası, Celile ve Necef bölgelerinde hayal kırıklığı yaşayan Doğulu seçmenleri açıkça hedef alıyor. Kampanya, bu seçmenlere sıkı güvenlik politikalarını savunan, ancak geleneksel ulusal değerleri de koruyan bir alternatif sunuyor. Bu yaklaşım, Likud’un en önemli seçmen kaynağını doğrudan tehdit ediyor.

Etnik ayrışma: Aşkenazlar ile Mizrahiler arasındaki mücadele ne anlama geliyor?

Seçim mücadelesinin boyutlarını anlamak için İsrail toplumundaki en derin sosyal ayrışmayı, Aşkenaz Yahudileri ile Mizrahi, yani Doğulu Yahudiler arasındaki yapısal bölünmeyi incelemek gerekiyor.

Aşkenazlar, kökenleri Batı ve Doğu Avrupa’ya uzanan Yahudilerden oluşuyor. İsrail’i kuran ve tarihsel olarak yönetim, ekonomi ve ordu üzerinde hâkimiyet kuran laik elitin önemli bölümünü oluşturuyorlar. Büyük çoğunlukları Tel Aviv gibi varlıklı kentlerde yaşıyor.

azs
Gadi Eisenkot (İsrail medyası)

Mizrahiler ise başta Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere bu bölgelerden İsrail’e göç eden Yahudileri kapsıyor. Bunların arasında kalabalık Fas kökenli topluluk da bulunuyor. Mizrahiler, 1950’lerde yaygın ayrımcılık ve dışlanmayla karşılaştı. Uzak çevre yerleşimlerine yerleştirilmeleri, kuşaklar boyunca aktarılan sınıfsal mağduriyet duygusunun oluşmasına yol açtı.

Bu kültürel ve ekonomik farklılıklar sonucunda İsrail’deki oy verme davranışı, kimlik eksenli bir siyasi saflaşmaya dönüştü. Aşkenaz seçmenler laik ve kültürel eğilimleri doğrultusunda muhalefetteki merkez ve sol partilere yönelirken Doğulu Yahudiler, muhafazakâr seçmen kitlesinin güçlü bir bölümünü oluşturuyor. Bu kesim, Avrupa kökenli kurucu elitlere karşı siyasi bir tepkinin de etkisiyle onlarca yıldır sağa, Likud’a ve Netanyahu’ya iktidar desteği sağlıyor.

Mayınlı alanlar ve Arap partileriyle ittifak çıkmazı

Güçlü kişiliğine ve anketlerdeki dikkat çekici yükselişine rağmen eski generalin başbakanlık hedefi, Netanyahu’ya yakın çevreler ile Şas gibi dinî ve aşırı sağcı partilerin şekillendirdiği karmaşık ittifak sistemiyle karşı karşıya.

Sağ blokun medya mekanizması, Eisenkot’un liderliğindeki muhalefetin yapısal zayıflığına odaklanıyor. Anketler, Eisenkot’un temsil ettiği bloğa yaklaşık 55 sandalye öngörüyor. Bu sayı, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyelik çoğunluğun altında kalıyor. Dolayısıyla Eisenkot’un, Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi gibi Arap ağırlıklı partilerin desteğine veya bu partilerin sağlayacağı dış desteğe ihtiyaç duymadan iktidara gelmesi mümkün görünmüyor.

sdcfghy
İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanları, soldan sağa Aviv Kochavi, Gadi Eisenkot, Gabi Aşkenazi ve Benny Gantz, Hadar Goldin’in cenaze töreninde (Arşiv – AP)

Kamuoyu araştırmalarında Yahudi seçmenlerin yaklaşık yüzde 70’inin Arap oylarına dayanan bir koalisyon hükümetine karşı çıktığı görülüyor.

Bu nedenle bugün asıl tartışma, “Faslı generalin” liderlik kapasitesinden çok, toplumsal ayrışmanın tuzağına düşmeden koalisyon kurma çıkmazını aşıp aşamayacağı üzerinde yoğunlaşıyor.


Trump: Kasım ayına kadar Cumhuriyetçileri desteklemek için 400 milyon dolardan fazla harcamış olacağım

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda konuşurken (Reuters)
TT

Trump: Kasım ayına kadar Cumhuriyetçileri desteklemek için 400 milyon dolardan fazla harcamış olacağım

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda konuşurken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda konuşurken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerine kadar Cumhuriyetçi adayları desteklemek için 400 milyon dolardan fazla harcama yapılacağını belirtti.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Reklamlara, seçmenlerle doğrudan ve dolaylı iletişime, yüz yüze ve çevrim içi seçim mitinglerine, miting alanlarına, seçmenleri oy kullanmaya teşvik eden programlara, seçimlerin dürüstlüğünü sağlamaya ve diğer faaliyetlere şimdiden 300 milyon dolardan fazla harcadım” ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklaması, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in salı günü yaptığı değerlendirmelerin ardından geldi. Bessent, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde etmesi durumunda bile Trump yönetiminin politikalarını durdurmak için fazla bir şey yapamayacaklarını söyledi.

Kasım ayında yapılması planlanan ara seçimlere iki hafta kala bir televizyon programına katılan Bessent, “Atılabilecek adımların son derece sınırlı olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bessent, Demokratların Trump’ın dünyanın dört bir yanından ithal edilen ürünlere geniş kapsamlı gümrük vergileri uygulamasına karşı çıkmasına atıfta bulunarak, “Gümrük tarifeleri konusunda çok güçlü yetkilerimiz var” diye konuştu.

Kongre’de çoğunluk yarışı

Kongre’deki kontrolün geleceği, seçmenlerin 3 Kasım’da Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri ile eyalet valilerini belirlemek üzere sandık başına gitmesiyle netleşecek. Cumhuriyetçiler hâlihazırda hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde az farkla çoğunluğu elinde bulunduruyor.

Ara seçimler, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş sırasında yaşam maliyetinin yükselmesine yönelik Trump’ın tutumunun kamuoyunda eleştirilmesi ve yakıt fiyatlarının artması nedeniyle başkanın kamuoyu desteğinin gerilediği bir dönemde yapılıyor.

Bessent ise Hazine Bakanlığı’nın İran’ı ekonomik açıdan tecrit etmeye yönelik çabalarının sonuç verdiğini savundu.