Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Disney+'tan üç bölümlük Simpsonlar sürprizi

Fotoğraf: FOX
Fotoğraf: FOX
TT

Disney+'tan üç bölümlük Simpsonlar sürprizi

Fotoğraf: FOX
Fotoğraf: FOX

Disney+, Simpsonlar'ın (The Simpsons) üç yeni bölümünün bu yaz platformda gösterime gireceğini duyurdu.

Uzun soluklu ve sevilen animasyon komedi dizisinin önceki aylarda Fox'ta tamamlanan 37. sezonu, yapımın kilometre taşı niteliğindeki 800. bölümünü de içeriyordu.

38. sezonun bu sonbaharda başlaması bekleniyor.

Bundan önceyse sadece Disney+ üzerinden yayımlanacak üç bölüm geliyor. İlki, 17 Haziran'da gösterime girecek Extreme Makeover: Homer Edition isimli iki bölümlük bir set.

Bölümün resmi tanıtım metninde şöyle yazıyor: 

Homer ve Marge'ın eğlenceli çiftler gecesi, Homer'ın sadece kapı zili kamerasını bakıcı diye koyup çocukları gözetimsiz bıraktığını Marge'ın öğrenmesiyle tepetaklak oluyor. Kusurlu kocasıyla ilgili hayal kırıklığı yaşayan çakırkeyif Marge, farklı bir Homer'a dair üç fantezi kuruyor. Özel konuk oyuncu olarak Betty Gilpin, müzik konukları olarak ise Laufey ve Tegan ve Sara yer alıyor.

sdvrvf
Disney+, Extreme Makeover: Homer Edition ve bir Black Mirror parodisi de dahil üç yeni özel Simpsonlar bölümünü duyurdu (Disney+)

Simpsley isimli bir başka bölüm ise 3 Temmuz'da yayın platformunda izleyicilerle buluşacak. Konu özetinde şu ifadeler yer alıyor: 

Beş parasız dolandırıcı Marge Bouvier, zengin budala Seymour Skinner'ı eve dönmeye ikna etmek için İtalya'ya gönderildiğinde, onun lüks yaşam tarzının cazibesine kapılıyor. Ancak işin büyük bir pürüzü var: Skinner'ın yılışık, aptal ve beleşçi misafiri Homer Simpsley. Disney+'a özel bu Simpsons noir, yalanlar, şehvet ve İtalyan liretiyle dolu.

Son olarak Yellow Mirror adlı bir Black Mirror parodisi 26 Ağustos'ta gösterime girecek. Bölümün tanıtım metninde "Arızalı bir lamba, Homer'ın gerçeklik sandığı şey hakkında yürek burkan bir gerçeği ortaya çıkarırken, yapay zeka destekli bir tablet ise Maggie'yle arkadaş olup onu kontrol ediyor. Simpson ailesi, tuhaf ve merak uyandıran iki karanlık hikaye boyunca ışığı bulmak için mücadele ediyor" diye yazıyor.

Simpsonlar'ın dizi sorumlusu Matt Selman, 2007 yapımı Simpsonlar: Sinema Filmi'nin (The Simpsons Movie) devam filminin, dizinin veda bölümü olabileceğine dair spekülasyonları önceki aylarda reddetmişti.

Selman, dizi bir gün sona ererse bunun standart bir sezon finali olmayacağı ve sadece sıradan bir bölüm gibi görüneceğinde ısrarcı.

Selman "Yaklaşık bir buçuk yıl önce dizinin finalini parodileştiren bir bölüm yaptık" demişti. 

Olası tüm dizi finali konseptlerini tek bir bölüme sığdırdık, bu da bir nevi benim 'Asla dizi finali yapmayacağız' deme şeklimdi.

The Wrap'e konuşan dizi sorumlusu, bu bölümün "her şeyi toparlama ya da sonlandırma fikirlerinin hepsiyle dalga geçtiğini" söyleyerek şöyle eklemişti: 

Dizi bir gün sona ererse bir final olmayacak; sadece ailenin yer aldığı sıradan bir bölüm olur. Muhtemelen orada burada birkaç sürpriz detay olabilir ama 'Burayı özleyeceğim' gibi bir şey yapmayacağız.

Selman, Simpsonlar'ın her hafta "değişmemesi gerektiğini" belirterek "Karakterler her hafta sıfırlanıyor. Bugün Aslında Dündü (Groundhog Day) gibi ama onlar bunun farkında değil ve o kadar da sık ölmüyorlar" demişti.

Independent Türkçe


Tahran eylem şartı koşuyor… Hürmüz anlaşması Trump’ın kararını beklerken Netanyahu Litani’yi geçtiklerini açıkladı

Tahran eylem şartı koşuyor… Hürmüz anlaşması Trump’ın kararını beklerken Netanyahu Litani’yi geçtiklerini açıkladı
TT

Tahran eylem şartı koşuyor… Hürmüz anlaşması Trump’ın kararını beklerken Netanyahu Litani’yi geçtiklerini açıkladı

Tahran eylem şartı koşuyor… Hürmüz anlaşması Trump’ın kararını beklerken Netanyahu Litani’yi geçtiklerini açıkladı

Bölgesel çatışma hatlarında sahadaki ve diplomatik gelişmeler hız kazanırken, Washington ile Tahran arasında aksayan yatıştırma girişimleri Güney Lübnan’daki benzeri görülmemiş askerî tırmanışla kesişiyor.

Siyasi açıdan kritik bir dönüm noktasında, ABD Başkanı Donald Trump bugün (Cuma) “İran’la anlaşma konusunda nihai kararı bugün vereceğim” açıklamasında bulundu. Böylece ateşkesin 60 gün daha uzatılması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımına yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngören ön mutabakat taslağı ciddi bir sınavla karşı karşıya kaldı.

Bu diplomatik hareketlilik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail ordusunun Güney Lübnan’da Litani Nehri’ni geçtiğini” duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Açıklama, Mercayun, Nebatiye ve Sur ilçelerini hedef alan yoğun kara ilerleyişi ile hava ve topçu bombardımanlarının eşlik ettiği tehlikeli bir saha dönüşümüne işaret ediyor.

Müzakere cephesinde ise Tahran, taslağa karşı son derece temkinli bir tavır sergiliyor. İran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin “garantilere ya da sözlere güvenmediğini”, “tek ölçütün eylemler olduğunu” vurgulayarak, karşı taraf somut bir adım atmadan Tahran’ın önceden hiçbir girişimde bulunmayacağını söyledi.

Pakistan ve Katar’dan arabulucular, Lübnan’daki çatışmaların durdurulmasını daha geniş kapsamlı bir saldırmazlık anlaşmasına dahil etmeye çalışsa da, prosedürel engeller ve Tahran’daki karar alma yetkisinin belirsizliği nihai metnin oluşturulmasını hâlâ zorlaştırıyor. Gözler, önümüzdeki saatlerde Trump’ın vereceği karara çevrilmiş durumda.

Sahada ise İsrail’in kapsamlı tırmanış tehditleri fiiliyata döküldü. İsrail güçleri yoğun ateş desteği altında ilerleyerek Mercayun’daki “Arid Dbin” bölgesinde onlarca konutu yıktıktan sonra burada kalıcı bir varlık oluşturmaya başladı.

Kara harekâtına, “Ayn Kana” beldesini kapsayan zorunlu tahliye uyarıları ile “İslami Sağlık Heyeti”ne bağlı ambulans ekiplerini hedef alan hava saldırıları eşlik etti. Maarub ve Deyr Kanun en-Nahr bölgelerine düzenlenen saldırılarda ölü ve yaralıların olduğu, yerel yerleşimlerde büyük yıkım meydana geldiği belirtildi.

Tüm bu gelişmeler, gündemdeki diplomatik çözüm ihtimallerinin giderek daralmasına yol açıyor.


Kırmızı çizginin çöküşü: Hamaney'den Maduro'ya Trump

Fotoğraf: Mark Smith
Fotoğraf: Mark Smith
TT

Kırmızı çizginin çöküşü: Hamaney'den Maduro'ya Trump

Fotoğraf: Mark Smith
Fotoğraf: Mark Smith

Akil Abbas

Yabancı liderlerin tutuklanması konusunda ciddi şüpheler olsa da, yabancı liderlerin, yetkililerin veya sıradan vatandaşların suikastlarının önlenmesi konusunda hiçbir şüphe yoktur

İkinci döneminin daha ikinci yılını tamamlamadan, ABD Başkanı Donald Trump, dikkat çekici bir cüret ve büyük bir hızla, yerleşik siyasi normları yıkmaya, bilinen kurumsal kurallara meydan okumaya, ABD'nin dış dünya ve devletleriyle ilişkisini, Amerikan devlet kurumlarının tarihsel, siyasi, hukuki ve geleneksel birikiminden ziyade, hem “ABD” hem de “dünya”nın anlamına dair başkanın kişisel anlayışına dayanarak yeniden tanımlamaya devam ediyor.

Başkanın “şoklarının” listesi uzun ve hızlı; Kanada'nın  51. eyalet olarak ABD'ye ilhakını ve Danimarka'dan kendisine bağlı Grönland'ı talep etmek, Gazze sakinlerini topraklarından göndererek burayı yabancı turistler için bir “Riviera”ya dönüştürmek, ek olarak ABD'nin tarihsel, güçlü ve sadık müttefiki olan Avrupa'yı, ABD'ye bağımlı olduğu ve onu sömürdüğü gerekçesiyle sürekli olarak ezmek.

Neyse ki, bu “şoklar” ya da en azından çoğu, siyasi veya kurumsal gerçekliğe dönüşmedi. Ancak Başkan Trump, diğer devlet başkanları ve sivil yetkilileriyle ilişkilerinde Amerikan devletinin bazı geleneklerini sarsmak gibi başka şeyleri gerçekliğe dönüştürmeyi başardı. On yıllar boyunca Amerikan politikası, bu yönde açık bir Amerikan yasal metni olmamasına rağmen, devlet başkanlarının tutuklanma ve hedef alınmaya karşı dokunulmazlığı ilkesine dayanıyordu. Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri, devlet başkanlarını ve yetkililerini görevdeyken tutuklanmaktan veya ulusal mahkemelerde yargılanmaktan koruyan uluslararası hukuk geleneğini izledi.

1970'lerden bu yana birbirini takip eden Amerikan yönetimlerinin davranışlarını düzenleyen yasalar bu konuda açık olup, peş peşe yayınlanan ve ABD'nin suikastlara katılımını yasaklayan başkanlık kararnameleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır

 Bu genel kuralın tek istisnası, soykırım ve insanlığa karşı suçlar da dahil olmak üzere “savaş suçları” gibi belirli davalarda uzman uluslararası mahkemeler tarafından çıkarılan uluslararası tutuklama kararlarıdır. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından eski Sırp devlet başkanı Slobodan Milošević hakkında 1999 yılında çıkarılan tutuklama kararı buna bir örnektir. ICTY, Balkan bölgesindeki savaşlar sırasında işlenen vahşetleri yargılamak üzere BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulmuştu. Benzer bir tutuklama kararı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 2024 yılında Gazze savaşında savaş suçları işlediği suçlamasıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için de verildi, ama ABD bu karara şiddetle karşı çıktı. Netanyahu’nun tutuklanması kararı, 1998'de kabul edilen ve 2002'de yürürlüğe giren uluslararası bir antlaşma olan Roma Statüsü ile ilgili farklı bir hukuki gerekçeye dayanıyordu. Altmıştan fazla ülke (İsrail ve ABD hariç) tarafından imzalanan bu Statü, devlet başkanlarının ve diğer yetkililerin geleneksel dokunulmazlığının, iddia edilen savaş suçlarından yargılanmalarına karşı koruma sağlamadığını öngörmektedir. Buna dayanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi 2009 yılında eski Sudan devlet başkanı Ömer el-Beşir hakkında Darfur bölgesinde işlenen vahşetler nedeniyle tutuklama kararı vermiş, 2023 yılında da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında, Rus-Ukrayna savaşı sırasında Ukraynalı çocukların Rusya'ya zorla götürülmesindeki rolü nedeniyle bir başka tutuklama kararı almıştı.

fvf
Gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ABD'nin New York şehrinin Midtown Manhattan bölgesindeki bir federal mahkemeye götürülüyor, 5 Ocak 2026 (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump'ın ikinci döneminde, ABD yönetimi, çok sayıda hukuki soruyu gündeme getiren ve yerleşik uluslararası normlara aykırı olan bir askeri operasyon ile eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklayarak bu geleneği bozdu. Yönetim, 2018 Venezuela seçimlerini hileyle kazandığına dair ciddi ve uluslararası düzeyde güvenilir suçlamalara dayanarak ABD’nin 2019'dan beri, Maduro'yu Venezuela devlet başkanı olarak tanımadığı gerekçesini öne sürdü. Ayrıca, Trump'ın ilk döneminde ABD Başsavcılığının, New York'taki bir federal mahkemeye Maduro hakkında uyuşturucu kaçakçılığı ve ABD'ye uyuşturucu sokma ile ilgili bir suç listesi sunması da bir gerekçe olarak kullanıldı. Ne var ki bu konuda yönetimin argümanlarının geçerliliği konusunda önemli bir hukuki tartışma var.

Yabancı liderlerin tutuklanması konusunda ciddi şüpheler olsa da, yabancı liderlerin, yetkililerin veya sıradan vatandaşların suikastlarının önlenmesi konusunda hiçbir şüphe yoktur. 1970'lerden bu yana birbirini takip eden Amerikan yönetimlerinin davranışlarını düzenleyen yasalar bu konuda açık olup, peş peşe yayınlanan ve ABD'nin suikastlara katılımını yasaklayan başkanlık kararnameleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Mevcut Trump yönetimi, İran ile devam eden savaşında gerçekleştirdiği suikastlarla önemli bir Amerikan yasal ve kurumsal tarihi hiçe saymaktadır

Bu bağlamda, mevcut Trump yönetimi, İran ile devam eden çatışmasında gerçekleştirdiği suikastlarla önemli bir Amerikan yasal ve kurumsal tarihini hiçe saymaktadır. Bu önemli tarihin başlangıcı, ABD Başkanı Gerald Ford'un Şubat 1976'da “Amerika Birleşik Devletleri'nin Yabancı İstihbarat Faaliyetleri” başlıklı 11905 sayılı Başkanlık Emrini yayınlamasıdır. Watergate skandalı ve Kongre tarafından azil tehdidi sonrasında istifa etmek zorunda kalan Richard Nixon'ın ardından başkan yardımcısı olan Ford başkan olmuştu. Yaklaşık iki yıl beş ay süren kısa süreli yönetimi sırasında birçok politikası ve başkanlık emriyle, gerek Vietnam Savaşı gerekse siyasi rakiplere karşı kurumların kullanılması bağlamında olduğu gibi, Nixon yönetiminin hem içeride hem de uluslararası alanda neden olduğu kurumsal, siyasi ve hatta ahlaki zararı düzeltmeye çalıştı. Yukarıda bahsettiğimiz başkanlık emri de, siyasi suikastlara karşı önemli bir yasak içeriyor: “Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin herhangi bir çalışanının siyasi suikastta bulunması veya bunu planlaması yasaktır.”

Bu başkanlık yürütme emri, 1975 yılında Senato tarafından kurulan ve Demokrat Senatör Frank Church başkanlığındaki bir kongre soruşturma komitesinin bulguları üzerine yayınlanmıştı. Komite, çoğu güvenlik kurumları olan CIA, FBI ve NSA gibi çeşitli federal kurumların davranışlarını araştırmıştı (Temsilciler Meclisi de o dönemde Pike Komitesi adında paralel bir soruşturma komitesi kurmuştu). Komite, düzenlediği çok sayıda kongre duruşmasına (oturumuna) dayanarak yayınladığı yedi ciltlik raporunda, Nixon yönetimi de dahil olmak üzere çeşitli yönetimler boyunca bu güvenlik kurumları tarafından işlenen çok sayıda ihlal ve vahşeti belgeledi. Bunlar arasında Küba devlet başkanı Fidel Castro, Dominik Cumhuriyeti devlet başkanı Rafael Trujillo, Güney Vietnam lideri Ngo Dinh Diem ve Zaire Başbakanı Patrice Lumumba gibi yabancı liderlere yönelik suikast girişimleri de yer alıyordu.

Suikastlara izin verilmesi, ABD Savunma Bakanlığı'nın 1989 yılında silahlı çatışma bağlamında düşman askeri liderlerinin kasıtlı olarak öldürülmesinin suikast olmayacağı yönündeki yasal yorumuna dayanıyordu

1978'de Başkan Jimmy Carter, bu başkanlık emrinin kapsamını genişletti ve Başkan Ford'un yürütme emrinde yasaklanan siyasi suikastlar ile yetinmeyip, tüm suikast türlerini yasaklayan daha kapsamlı 12036 sayılı başkanlık emrini yayınladı. Tüm suikastların genel olarak yasaklanmasına ek olarak, emir, yasağın ABD hükümet kurumlarıyla iş birliği yapan ABD vatandaşı olmayan kişileri de kapsadığını vurguladı. Bu genişletilmiş suikast yasağı, Başkan Ronald Reagan tarafından 1981'de imzalanan 12333 sayılı Yürütme Emri'nde de yürürlükte kaldı. Bu emir, ABD hükümet kurumlarının çalışmalarına daha geniş ve sistematik bir çerçeve sağlayarak, istihbarat çalışmalarını koordine etmede daha etkili olmalarını sağlayarak Başkan Jimmy Carter'ın önceki başkanlık emrinin yerini aldı. Bu, sadece Kongre’nin yürüttüğü bir soruşturma üzerine yayınlanmış bir emir değil, o dönemde Batı ve Doğu blokları arasında yaşanan yoğun Soğuk Savaş'ın uzun vadeli gerçeklerine bir yanıt niteliğindeydi. Zamanla, Başkan Reagan'ın emri, özellikle suikastlara karışmaktan kaçınma konusunda, ABD istihbarat teşkilatlarının çalışmalarını on yıllarca şekillendirmede temel bir unsur haline geldi.

fvvfe
 İran'ın başkenti Tahran'da, İsrail ve Amerikan hava saldırılarında hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ali Hamaney'in anısına düzenlenen bir anma töreni, 1 Mart 2026 (Reuters)

Bu kurumsal miras, mevcut çatışma bağlamında İranlı siyasi liderlere, aralarında Dini Lider Ali Hamaney, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ve Dini Liderin danışmanı Kemal Harrazi'nin de bulunduğu üst düzey isimlere suikast düzenleyen ikinci Trump yönetimi altında ciddi bir gerileme yaşıyor gibi görünüyor. Aslında, bu gerilemenin Trump'ın ilk döneminde, 2022'nin başlarında, İran'ın Kudüs Gücü komutanı General Kasım Süleymani'ye Bağdat'ta suikast düzenlenmesi emri vermesiyle başladığı da iddia edilebilir. O dönemde bazı Amerikalı hukukçular bu suikastın ABD'nin suikastları yasaklayan yasasını ihlal ettiğini belirtmiş olsa da, dönemin Demokrat politikacıların çoğunun itirazı bu olası ihlale değil, 1973’te yayınlanan Savaş Yetkileri Kararı'nın kötüye kullanılmasına yönelikti. Onlar, başka bir ülkenin yüksek rütbeli bir yetkilisine suikast düzenlemek gibi, yönetimin gerekçesiz ve savaşa yol açabilecek bir provokatör eylemle bu kararı ihlal ettiğini savundular. Yönetim ise, kanıt sunmadan, düşmanın Amerikalılara karşı silahlı saldırılar düzenlemeyi amaçladığı varsayımına dayanarak, yakın bir tehlikeyi önlemeye yönelik bir proaktif öz savunma olduğunu söyleyip, suikastın haklı olduğunu savundu. Bu, yönetime göre 11 Eylül 2001'den sonra ABD'nin sürekli olarak teröristleri hedef alması gibi suikast yasağı kapsamına girmeyen bir durumdu.

dfvfdb
Porto Riko'nun Ponce kentindeki Mercedita Uluslararası Havalimanı'nda ABD Deniz Piyadelerine ait bir CH-53E Super Stallion helikopteri pistte park halinde, 1 Ocak 2026 (Reuters)

Suikastlara izin verilmesi, ABD Savunma Bakanlığı'nın 1989 yılında Reagan'ın 1981 tarihli başkanlık emrinde geçen suikast ifadesinin anlamını açıklığa kavuşturan yasal bir yorumuna dayanıyordu. Bu yorum, silahlı çatışma bağlamında düşman askeri liderlerinin kasıtlı olarak öldürülmesinin suikast olmadığını, keza Amerikalılara yönelik bir saldırıyı önlemek için önce davranıp öldürmenin “meşru öz savunma” kategorisine girdiğini belirtiyordu. Trump yönetiminin Süleymani'nin öldürülmesini haklı çıkarmasına yardımcı olan husus, hem şahsi olarak kendisinin hem de mensubu olduğu kurum olan İran Devrim Muhafızları aracılığıyla zaten ABD terör listesinde yer almasıydı. Buna rağmen yönetim, Süleymani'nin Amerikalıların hayatları için ciddi ve yakın bir tehdit oluşturduğunu kanıtlayamadı.

ABD, Hamaney suikastından bir gün önce İran ile müzakereler yürütüyordu ve yönetim, proaktif bir suikastı haklı çıkaracak Amerikan güvenliğine yönelik ciddi ve yakın bir İran tehdidinin varlığını kanıtlayamadı

İran ile devam eden savaş bağlamında, yönetim, İran Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanı olduğu gerekçesiyle Hamaney suikastını haklı çıkarmak için, tartışmalı olsa da, bir tür gerekçeye sahip. Ancak, ABD'nin operasyondan bir gün önce İran ile müzakereler yürüttüğü göz önüne alındığında, bu operasyonu önleyici savunma olarak nitelendirmek zor. Dahası yönetim, böyle bir önleyici suikastı haklı çıkaracak Amerikan güvenliğine yönelik ciddi ve yakın bir İran tehdidinin varlığını kanıtlayamadı. Önleyici savunma ve suikastların gerekliliği argümanı, bu çatışmada ABD tarafından öldürülen Laricani, Harrazi ve diğer İranlı sivil liderler düşünüldüğünde zaten geçersiz kalıyor.

dsvfr
İran'ın Tahran şehrindeki bir binada, eski Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın resminin yer aldığı bir reklam panosu, 2 Ekim 2024 (Reuters)

Bununla birlikte, ABD içinde yönetimin İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürüttüğü savaşa yönelik itirazlar iki kampa ayrılıyor. Birincisi ve en büyük, en etkili itiraz, Demokrat politikacılar, bazı Cumhuriyetçiler ve diğerlerinden gelen, Trump yönetiminin bu savaşı kötü yönettiğine ilişkin siyasi itirazdır. Bunlara göre yönetim ne kamuoyunu hazırlamış ne de savaşın nedenleri, hedefleri ve bu hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda ikna edici bir açıklama yapmıştır. Buna ek olarak, Kongre ile zayıf bir istişarede bulunulmuştur ve Başkan Trump Savaş Yetkileri Kararı tarafından kendisine verilen yetkileri aşmış gibi görünmektedir. İkincisi, daha az etkili, daha elitist ve özel nitelikte olup, yönetimin eylemlerinin yasallığı, özellikle de suikastların organize edilmesi ve gerçekleştirilmesindeki açık ve doğrudan rolü etrafında dönmektedir.

Gerçekte, Başkan Trump, ABD'de medya, ekonomi, hukuk, siyaset ve hatta kişisel meseleler dahil olmak üzere birçok cephede aynı anda çok sayıda cesur ve şaşırtıcı hamlede bulundu. Bunlar göz önüne alındığında, ABD dışındaki tutuklamalar ve suikastlarla ilgili Amerikan normlarının ihlali, hem küresel olarak hem de ABD içinde alışılmış ve kabul görmüş normlardan kopabilme konusunda bir istisnaya dönüşen bir başkan karşısında, ikincil önemde bir sorun gibi görünüyor.