Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor
TT

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Washington güçlerini takviye ediyor, Trump Tahran’a saldırı sinyali verdi... İran misillemesini genişletmeyi değerlendiriyor

Ortadoğu’da durum yeni bir açık askeri tırmanış dalgasına doğru ilerlerken ABD’nin bölgedeki savaş kapasitesini güçlendirmeye yönelik hamleleri hız kazanıyor. Washington’ın Tahran’a karşı doğrudan askeri seçenekleri gündeme getirmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşım cephesinin alevlenebileceğine ilişkin endişeler de artıyor.

Bu kapsamda Wall Street Journal, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) bölgeye üçüncü bir uçak gemisinin yanı sıra deniz piyadelerini taşıyan ilave savaş gemileri sevk etmeye başladığını bildirdi. Bu adımın, gelecek kasım ayı sonuna kadar bölgedeki ABD askeri varlığını 9 bin ila 10 bin asker artırması bekleniyor.

Bu yığınak, Beyaz Saray’a daha geniş askeri seçenekler ve ilave ateş gücü sağlarken ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanlarına İran’a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirdiğini bildirmesiyle aynı döneme denk geliyor.

Washington’ın bu hamlesi, Trump’ın İran’ın son önerisini reddetmesinden birkaç gün sonra ve Time dergisinde perşembe günü yayımlanan açıklamalarının ardından geldi. Trump söz konusu açıklamalarında diplomatik çıkmazın sürmesi ve bir anlaşmaya varılamaması halinde ara seçimlerin ardından İran’a saldırabileceğinin sinyalini açıkça verdi.

Buna karşılık savaş tamtamlarının çalındığı bir dönemde, konuya yakın kaynaklar Tahran’ın sahadaki planlarını gözden geçirmeye başladığını ve Washington’ın bombardımanı yeniden başlatması halinde askeri misillemesine ilişkin “hedef havuzunu” bölgedeki daha geniş kapsamlı hayati çıkarlara yönelik hedefleri kapsayacak şekilde genişletmeyi fiilen değerlendirdiğini aktardı.

Su yollarındaki mevcut durumun ciddiyetine ilişkin sahadaki bir başka göstergede ise Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu, stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan bir petrol tankerinin yeni bir saldırıya uğradığını bildirdi. Tankerin kimliği belirsiz bir mermiyle vurulması sonucu gemide yangın çıktı.


Flydubai'de korku dolu anlar: Öleceğimizden emindik

Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
TT

Flydubai'de korku dolu anlar: Öleceğimizden emindik

Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)
Flydubai'nin yedek uçağıyla İsrailli yolcular ülkelerine geri gönderildi (Reuters)

Dubai'den Tel Aviv'e hareket eden Flydubai şirketine ait uçakta yaşanan saldırının yankıları sürüyor.

30 Eylül'deki FZ1073 seferinde yardımcı pilot, kaptan pilot Smit Machchhar'a bıçakla saldırdı.

Reuters'ın aktardığına göre kimliği açıklanmayan yardımcı pilotun, Hindistan vatandaşı kaptan pilota saldırısının ardından uçak 30 saniyeden kısa süre içinde 14 bin feet (yaklaşık 4 bin 300 metre) irtifa kaybetti.

Kaptan, ağır yaralı olmasına rağmen kokpit kapısını açmayı başardı. Bunun üzerine yolcular içeri girerek yardımcı pilotu durdurdu. Daha sonra iki yedek Flydubai pilotunun kontrolü devralmasıyla uçak, Suudi Arabistan'ın Tebük Havalimanı'na acil iniş yaptı.

Times of Israel, İsrailli yolcular Haniv Hayun, Tzvika Manes ve Asaf Rajuan'ın da saldırıyı durdurmak için kokpite girenler arasında olduğunu aktarıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, sözkonusu kişilerle yaralı pilota müdahale eden diş hekimi Shota Musayev'e Cumhurbaşkanlığı Sivil Kahramanlık Ödülü verilmesini önereceğini açıkladı.

Saldırganın kimliği henüz kamuoyuyla paylaşılmasa da İsrail yönetimi, yardımcı pilotun Umman vatandaşı olduğunu ileri sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın olaya dahil olup olmadığına ilişkin ise "Bunu söylemek için henüz erken" ifadelerini kullandı. Saldırganın Suudi Arabistan'da sorgulandığını da sözlerine ekledi.

Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait hava yolu şirketi Flydubai, kokpitteki saldırının nedeninin henüz belirlenemediğini bildirdi. BAE de olayın terör saldırısı olup olmadığına ilişkin soruşturma yürütüldüğünü bildirerek spekülasyonlardan kaçınılması çağrısı yaptı.

Diğer yandan adının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan İsrailli bir güvenlik yetkilisi, İsrail'in iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in BAE'den İsrail'e giden tüm havayolu personelini güvenlik kontrolünden geçirdiğini söylüyor. Yetkili, saldırganın Şin Bet'in kontrolünden geçip geçmediğinin ise bilinmediğini söylüyor. 

Reuters'ın aktardığına göre İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), askeri uçaklarla yolcuları almak istemiş ancak Suudi Arabistan bu talebi reddetmiş. Çoğunluğu İsrail vatandaşı olan yolcular daha sonra Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine döndü.

Olayla ilgili incelemeler sürerken, ajansın görüştüğü yolculardan Almog Italie, uçağın yaklaşık 20-30 saniye boyunca hızla alçaldığını, ardından yükselip yeniden irtifa kaybetmeye başladığını söylüyor.

CNN'in irtibata geçtiği Mika Bauman ise uçağın bir anda alçalarak dönmeye başladığını, yolcuların çığlık attığını ve çocukların ağladığını anlatıyor. Bauman, "Öleceğimden emindim" diyor.

4 kızıyla uçakta bulunan Lital Shahar da kokpitten gelen çığlıklar yüzünden çok korktuklarını belirtiyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, CNN, Reuters, Arab News


ABD ablukayı sıkılaştırıyor: İran tankerleri Asya'da mahsur kaldı

ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
TT

ABD ablukayı sıkılaştırıyor: İran tankerleri Asya'da mahsur kaldı

ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)
ABD ordusu, savaşta İran'a ait tankerlere de el koymuştu (Reuters)

ABD'nin petrol ticaretine yönelik baskı politikası nedeniyle İran'la bağlantılı tankerler Sri Lanka ve Malezya açıklarında mahsur kaldı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre İran'ın Batı yaptırımlarını aşarak Çin'e petrol taşıyan 19 tankerinin yakıt, gıda ve temiz su kaynakları azalıyor.

Haberde, Donald Trump yönetiminin Sri Lanka hükümetine gemilere yakıt, gıda ve diğer hizmetlerin sağlanmaması için baskı yaptığı belirtiliyor. Washington yönetimi, talimatlara uyulmaması halinde ülkedeki firmalara yaptırım uygulama tehdidinde de bulunmuş.

İran petrolü daha önce Malezya açıklarında başka tankerlere aktarılıyor, ardından Çin'deki rafinerilere taşınıyordu. Tankerler daha sonra İran'a dönerek aynı süreci tekrarlıyordu.

Ancak WSJ'nin analizinde, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasıyla İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarının bu ticaret ağını ciddi biçimde sekteye uğrattığı yazılıyor.

Tankerlerden bazılarının sahibi olan Dubai merkezli acenteler, Sri Lankalı şirketlerden gemilere gıda ve yakıt göndermelerini istese de firmalar ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmamak için bunu reddediyor.

Habere göre İran'la bağlantılı tankerlerin bir kısmı yakıt tasarrufu için motorlarını kapatarak Hint Okyanusu'nda sürüklenmeye başladı.

Uzmanlar, İran'ın müşterilere aktarılmayı bekleyen petrolünün gelecek haftalarda tükenmesini ve Tahran'a yapılan ödemelerin yıl sonuna kadar sonlanmasını bekliyor. Denizcilik verilerini analiz eden Kpler'den Homayoun Falakshahi, "Aralık ayı itibarıyla İran'ın tüm gelirleri sıfıra düşecek" dedi.

Haziranda İran'ın Hark Adası'ndan petrol alıp Hürmüz Boğazı'nı geçen Elva adlı tankerin de Malezya açıklarında mahsur kaldığı belirtiliyor. ABD'nin yaptırım uyguladığı tanker, ağustosta taşıdığı ham petrolü başka bir gemiye aktardığından beri İran'a dönemiyor.

İran, Hürmüz Boğazı'nın kademeli olarak açılması için 7 günlük ateşkes teklif etmiş ancak ABD bunu reddetmişti.

İki ülke arasında arabuluculuk yapan Katar, görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabaların sürdüğünü bildirmişti.

Diğer yandan Axios'un salı günkü (29 Eylül) haberinde, Trump'ın kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimin ardından İran'a büyük çaplı bir askeri harekat başlatabileceği öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios