Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
TT

ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların genişleme ihtimaline karşı İsrail'e çok sayıda havada yakıt ikmal uçağı göndereceğini Tel Aviv'e söyledi.

Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre Başkan Trump önümüzdeki günlerde İran'a yönelik askeri operasyonları tırmandırma kararı alabilir.

Habere göre Trump, salı günü Durum Odası'nda (Situation Room) gerçekleştirilen toplantıda, Hürmüz Boğazı çevresinde devam eden mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı bir İran operasyonuna ilişkin çeşitli askeri planlar hakkında bilgilendirildi.

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre değerlendirilen seçenekler arasında enerji santralleri gibi İran'ın kritik altyapı tesislerinin bombalanması, zenginleştirilmiş uranyumun daha derine gömülmesini sağlamak amacıyla İran'ın nükleer tesislerine yönelik ilave saldırılar düzenlenmesi ve hazırlık aşamasında olduğu öne sürülen yer altındaki "Pickaxe Dağı" tesisinin hedef alınması bulunuyor.

ABD ordusu perşembe günü de Hürmüz Boğazı ile İran'ın güney kıyısındaki hedeflere yönelik saldırılarını beşinci gününde sürdürdü.

Bir ABD'li yetkili, saldırılarda Hürmüz Boğazı'ndaki İran Devrim Muhafızları operasyonlarının merkezi olarak görülen Bender Abbas kenti çevresindeki en az yedi köprünün vurulduğunu söyledi.

Yetkili, mühimmat, lojistik malzeme ve askeri takviyelerin Bender Abbas üzerinden boğazın diğer bölgelerine sevk edildiğini belirtti.

İran ise saldırılarını Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak ve Kuveyt'i hedef alarak artırdı. Devrim Muhafızları ayrıca Suriye'deki bir ABD üssünü vurduğunu iddia etti. Ancak ABD güçlerinin söz konusu üsten aylar önce çekildiği ifade edildi.

ABD'nin halihazırda Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık 30 havada yakıt ikmal uçağı, İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda ise buna yakın sayıda yakıt ikmal uçağı bulunuyor.

İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde onlarca ilave yakıt ikmal uçağı göndermeyi planladığını ve böylece toplam sayının savaşın başlangıcındaki seviyeye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Yetkililere göre ABD ordusu, havada yakıt ikmal uçaklarını Ben Gurion Havalimanı'ndan konuşlandırmayı tercih ediyor. Bunun nedeni ise bölgedeki diğer hava üslerinin İran saldırılarına daha açık olması ve ABD uçakları açısından daha düşük güvenlik sağlaması olarak gösteriliyor.


Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor
TT

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

ABD ile İran arasındaki askeri gerilim bugün (Cuma) de tırmanmayı sürdürüyor. Çatışmaların kapsamı giderek genişliyor.

Washington, İran içindeki hedeflere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırarak daha fazla tesis ve altyapı unsurunu vururken, İran da Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman, Ürdün ve Suriye'yi hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi.

İran Devrim Muhafızları Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı, ABD İran'ın güney kıyıları ile Hürmüz Boğazı'na yönelik saldırılarını durdurmadıkça Tahran'ın bölgedeki operasyonlarını sona erdirmeyeceğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise daha önce yaptığı açıklamada askeri operasyonların planlandığı şekilde ilerlediğini belirterek, ABD'nin İran karşısında "büyük bir zafer kazandığını" savundu.

Yaşanan gelişmeler, çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. İran'da kritik tesislerin zarar gördüğüne ilişkin haberler gelirken, Tahran yönetimi ülkenin güneyindeki elektrik şebekesinin hava saldırılarında hasar aldığını açıkladı ve halka elektrik tüketiminde tasarruf çağrısı yaptı. Ayrıca köprüler, bir liman, bir havaalanı ve bir tren istasyonunun da bombardımana maruz kaldığı bildirildi.

Trump, İran'a yönelik saldırıları genişletmeyi değerlendiriyor: Hedef uranyumu daha derine gömmek

Axios'un ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasındaki askeri gerilimin sürmesi nedeniyle İran'a yönelik saldırıların kapsamını genişletme seçeneklerini değerlendiriyor.

Habere göre ABD, İran'ın nükleer altyapısına daha fazla zarar vermek ve uranyum stoklarını daha derin katmanlara gömmek amacıyla İran'ın nükleer tesislerine yeni saldırılar düzenlenmesini masaya yatırıyor.

Washington, İsrail'e ilave uçak göndermeye hazırlanıyor

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre ABD, İran'a yönelik askeri operasyonların genişleme ihtimaline karşı bölgedeki hava kapasitesini artırmak amacıyla İsrail'e ilave yakıt ikmal uçakları göndermeye hazırlanıyor.

Haberde, Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık 30 ABD yakıt ikmal uçağının bulunduğu, buna ek olarak İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda da benzer sayıda uçağın konuşlandırıldığı belirtildi.

İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde onlarca ilave uçak göndermeyi planladığını, böylece uçak sayısının savaşın başlangıcındaki seviyeye çıkarılacağını ifade etti.

Yetkililere göre ABD ordusu, bu uçakları Ben Gurion Havalimanı'ndan kullanmayı tercih ediyor. Çünkü bölgedeki diğer hava üsleri İran saldırılarına daha açık görülüyor ve ABD uçakları açısından daha az güvenli kabul ediliyor.

İsrailli yetkililer ayrıca İran'ın, geniş çaplı bir askeri karşılık verilmesinden çekindiği için İsrail'i doğrudan hedef almaktan kaçınmayı sürdürdüğünü değerlendiriyor.

ABD daha önce İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgasını tamamladığını ve bu kapsamda köprüler, havaalanları ile demir yolu hatlarının hedef alındığını açıklamıştı.

Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırı ve tehditlerin devam ettiği bu süreçte, çatışmaların Orta Doğu'nun daha geniş bölgelerine yayılabileceğine ilişkin endişeler de giderek artıyor.


Balta Dağı... İran’ın en derin nükleer tesisi hedefte

21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
TT

Balta Dağı... İran’ın en derin nükleer tesisi hedefte

21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programının en önemli tesislerinden biri olan Natanz yakınlarında, yerin derinliklerine inşa edilen ve yüksek koruma seviyesine sahip Balta Dağı olarak bilinen tesisi hedef alma tehdidinde bulundu.

Trump, 13 Temmuz’da verdiği bir röportajda, “Balta Dağı’nı yok edeceğiz. İranlılara hazırlıklı olmalarını söyleyin” ifadelerini kullandı.

ABD’nin söz konusu tesisi yakından izlediğini belirten Trump, “Orada herhangi bir faaliyet görmüyoruz. Nükleer programlarında iyi durumda değiller. Ne zaman bir hareketlilik duyarsak, orayı vuruyoruz. Bu yüzden bu konu hakkında konuşmayı sevmiyorlar. Ancak büyük ihtimalle Balta Dağı’na nispeten yakın bir zamanda saldırı düzenleyeceğiz” dedi.

Trump’ın tehdidi, Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların arttığı ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin çıkmaza girdiği bir dönemde geldi. Bu gelişmeyle birlikte söz konusu tesis, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı en korunaklı ve en gizemli yapılarından biri olarak yeniden gündeme taşındı.

Balta Dağı hakkında bildiklerimiz şunlar:

Nerede bulunuyor?

Balta Dağı olarak bilinen tesis, Tahran’ın yaklaşık 220 kilometre güneyinde yer alırken, Natanz Nükleer Kompleksi’ne yaklaşık 2 kilometre, Fordo uranyum zenginleştirme tesisine ise yaklaşık 145 kilometre mesafede bulunuyor.

Deniz seviyesinden yaklaşık bin 600 metre yükseklikte bulunan dağın zirvesi, Natanz tesisine yalnızca birkaç dakika uzaklıkta yer alıyor.

Natanz Nükleer Kompleksi, İran’ın biri yer üstünde diğeri yer altında olmak üzere iki uranyum zenginleştirme tesisine ev sahipliği yapıyor. Kompleks, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta düzenlediği saldırıların yanı sıra geçen yıl 12 gün süren savaş sırasında da hedef alınmıştı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), yer üstündeki zenginleştirme tesisinin tamamen yıkıldığını, yer altındaki tesisin ise ciddi hasar gördüğünün değerlendirildiğini açıkladı.

ABD merkezli ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi alanında faaliyet gösteren Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS) ise inşası devam eden Balta Dağı tesisinin, her iki çatışma sırasında da hedef alınmadığını bildirdi.

xscdvfbt
Airbus Defence and Space şirketine ait Pleiades Neo uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıyan ve 18 adet mavi konteynerle yüklü bir kamyonun, İsfahan’daki Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele girdiği görülüyor, 9 Haziran 2025. (AP)

Geçen yıldan bu yana yayımlanan haberlerde, İran’ın nükleer programını takip eden uzmanlara dayandırılan değerlendirmelerde, söz konusu tesisin programın hassas unsurlarını gizlemek ve daha derin, daha korunaklı bir tesiste zenginleştirilmiş uranyum üretim kapasitesini artırmak için uygun bir alan olabileceği ifade edildi.

The Telegraph gazetesi de tesisin, nükleer programın hassas bölümlerinin daha güvenli yer altı tesislerine taşınması amacıyla planlanmış olabileceğini ve gelecekte uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde kullanılmasının ihtimal dahilinde olduğunu yazdı. Ancak Tahran yönetimi, tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin bugüne kadar resmî bir açıklama yapmadı.

Bu yerin tarihi ne?

İran, Balta Dağı olarak bilinen tesisin inşasına 2020 yılında, yetkililerin Natanz Nükleer Tesisi’ni hedef alan bir sabotaj sonucu meydana geldiğini açıkladığı patlamanın ardından başladı.

Tahran yönetimi, sabotajın tesiste ciddi hasara yol açtığını ve uranyum zenginleştirmede kullanılan gelişmiş santrifüjlerin geliştirilmesini yavaşlatmış olabileceğini duyurdu.

Aynı yılın eylül ayında dönemin İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, ülkesinin Natanz yakınlarındaki dağın içinde, ‘her açıdan daha modern, daha büyük ve daha kapsamlı’ yeni bir tesisin inşasına başladığını açıkladı. Salihi, söz konusu tesisin gelişmiş santrifüjlerin üretimi amacıyla inşa edildiğini belirtti.

UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi ise mart ayında PBS’e verdiği röportajda, İran’ın daha önce bu sahada nükleer faaliyet yürütmeyi planladığını UAEA’ya bildirdiğini söyledi.

Grossi, “Bu, en hassas tesislerini yer altına taşıma yönündeki sistematik yaklaşımlarının bir parçasıydı” ifadesini kullandı.

xascdfvgh
İran’ın orta kesimindeki İsfahan eyaletinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren uydu görüntüsü, 7 Mart 2026 (AFP)

UAEA, dağın içindeki tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin İran’dan daha ayrıntılı bilgi talep ettiğini açıkladı.

Söz konusu bölgenin nükleer programla bağlantılı çok sayıda önemli faaliyete ev sahipliği yaptığını belirten Grossi, UAEA’nın Tahran yönetimine “Orada tam olarak ne oluyor?” sorusunu yönelttiğini, ancak İran’ın “Bu sizi ilgilendirmez” şeklinde kısa bir yanıt verdiğini aktardı.

İran’ın tesisle ilgili ayrıntılı bilgi paylaşmaması, bölgenin UAEA ile Batılı ülkelerin yakın takibinde kalmasına neden olurken, Batılı ülkeler söz konusu tesisin gelecekte Tahran’ın açıklamadığı nükleer faaliyetler için kullanılabileceğinden şüphe duyuyor.

İran ne inşa etti?

Uydu görüntülerini analiz eden ISIS, Balta Dağı tesisinde dağın derinliklerine uzanan iki ana tünel kompleksinin bulunduğunu bildirdi.

Uydu görüntülerine göre tesiste en az dört giriş yer alıyor. Bunlardan ikisi doğu, ikisi ise batı yamacında bulunuyor. Bu girişlerin ya tek bir yer altı tesisine ya da birbirine bağlı iki yer altı kompleksine ulaştığı değerlendiriliyor.

ISIS, tesisin bazı bölümlerinin dağın en az 100 metre altında yer aldığını tahmin ederken, bunun tesisi İran’ın en korunaklı nükleer sahalarından biri haline getirdiğini belirtti.

ISIS’ın 14 Temmuz’da yayımladığı raporda, tesisin fiziksel savunmasının geniş bir güvenlik kuşağı ile tünel girişleri çevresinde oluşturulan kapsamlı tahkimatlardan oluştuğu ifade edildi.

Raporda ayrıca, doğu tarafındaki iki tünel girişinin son iki savaşın ardından kısmen toprakla kapatıldığı, bunun kara araçlarının girişini zorlaştırdığı ancak girişlerin tamamen kapatılmadığı kaydedildi.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan Sam Lair, tesise ait güncel uydu görüntülerini incelemesinin ardından yaptığı değerlendirmede, tünel girişlerinin güçlendirilmesinin sığınak delici mühimmatlarla gerçekleştirilecek olası saldırıları daha da zorlaştıracağını söyledi.

Lair, yeni tahkimatların İran’ın inşaat çalışmaları devam etmesine rağmen tesisin hedef alınabileceği endişesinin sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Lair, “Buradan, İranlıların Balta Dağı’nda sürdürmek istediği faaliyetlerin devam ettiğini çıkarabiliriz. Ancak olası bir saldırı ihtimalinden hâlâ ciddi ölçüde endişe duyuyorlar ve bu nedenle savunmalarını güçlendirecek adımlar atıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Hizmete girdi mi?

Şu ana kadar tesisin faaliyete geçtiğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış herhangi bir kanıt bulunmuyor. ABD Başkanı Donald Trump da Washington yönetiminin tesisi yakından izlemeyi sürdürdüğünü, ancak sahada herhangi bir faaliyet tespit etmediğini söyledi.

ISIS, uydu görüntülerine dayandırdığı değerlendirmede, tesisin henüz faaliyete başlamadığını, ancak inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti. ISIS, yalnızca uydu görüntüleri üzerinden tesisin ne zaman hizmete gireceğinin belirlenemeyeceğini vurguladı.

Tesisin nihai kullanım amacına ilişkin belirsizlik ise devam ediyor.

İran, projeyi başlattığında amacının, Natanz’da sabotaja uğrayan tesisin yerine gelişmiş santrifüjlerin montajı ve üretimi için yeni bir merkez kurmak olduğunu açıklamıştı.

Bununla birlikte ISIS, gelişmiş santrifüj programının ve bu cihazların üretimi için gerekli bileşenlerin imalat kapasitesinin zarar görmesi nedeniyle, Tahran’ın hâlâ geniş ölçekli bir montaj tesisi kurmayı planlayıp planlamadığının net olmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre raporda ayrıca, İran’ın santrifüj üretim kapasitesini yeniden inşa etmeye başlaması halinde, Balta Dağı içinde daha küçük ölçekli bir montaj tesisi kurabileceği ve bu tesisin nükleer silah programına hizmet edebilecek kapasitede olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

İran, nükleer silah geliştirmeye çalıştığı yönündeki iddiaları reddederken, nükleer programının tamamen barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunuyor.

Batılı ülkeler ise söz konusu tesisin gelecekte uranyum zenginleştirme faaliyetleri için kullanılabileceğinden veya nükleer programın daha hassas unsurlarının daha derin ve daha güvenli yer altı tesislerine taşınmasında rol oynayabileceğinden şüphe duyuyor. Ancak tesisin faaliyete geçtiğini ya da uranyum zenginleştirme amacıyla kullanıldığını doğrulayan herhangi bir kanıt kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu tesise nasıl saldırılabilir?

Uzmanlar, tesisin bulunduğu derinliğin, ABD envanterindeki en güçlü sığınak delici bombaların doğrudan etkisini dahi sınırlandırabilecek düzeyde olduğunu değerlendiriyor.

ISIS, tünellerin derinliği ve girişleri çevreleyen yoğun tahkimatlar nedeniyle tesisin, ‘kara kuvvetleri tarafından düzenlenecek bir saldırı veya sabotaj için hava saldırılarına kıyasla daha uygun bir hedef olabileceği’ değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte ISIS, yerin derinliklerine nüfuz edebilen mühimmatlarla gerçekleştirilecek hava saldırılarında kullanılabilecek zayıf noktaların bulunabileceğini de göz ardı etmedi.

Rapora göre olası hedefler arasında, dağın altındaki ana tesise doğrudan ulaşmaya çalışmak yerine, tünel girişleri, havalandırma sistemleri, enerji ve iletişim altyapısı ile yer üstündeki destek tesisleri yer alabilir.

Csdfgrthy
1 Şubat 2026 tarihinde çekilen uydu görüntüsünde, İsfahan nükleer tesisinde daha önce tahrip edilmiş bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor. (Plant Labs – Reuters)

Ancak tünel girişlerinin güçlendirilmesi ve bazılarının kısmen toprakla kapatılması, gerek sığınak delici mühimmatlarla düzenlenecek saldırıları gerekse olası kara operasyonlarını daha da zorlaştırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise tehdidini hayata geçirmesi halinde Washington’ın hangi yöntemleri kullanacağına ilişkin ayrıntı vermedi. Trump ayrıca hedefin doğrudan tesisin kendisi mi, yoksa girişleri ve destek altyapısı mı olacağını da açıklamadı.

İran, tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin bugüne kadar resmî bir açıklama yapmazken, UAEA da tesisin faaliyete geçtiğini doğrulamış değil. Buna karşın, Natanz Nükleer Tesisi’ne yakın konumu, yerin derinliklerinde inşa edilmesi ve tahkimat çalışmalarının sürmesi nedeniyle Balta Dağı, İran’ın nükleer programı etrafındaki olası yeni bir gerilim sürecinde en dikkat çeken hedeflerden biri olarak değerlendiriliyor.