Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisi vuruldu

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
TT

Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisi vuruldu

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)

Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı’nda bir olay yaşandığına ilişkin ihbar aldığını bildirdi. Kurum, güvenilir bir kaynağın konteyner gemisinin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdiğini aktardı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Deniz Kuvvetleri ise resmi medyada yayımlanan açıklamasında, bir konteyner gemisinin deniz mayınına çarpması ve gemide yangın çıkmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki sularda battığını duyurdu.

Açıklamada, 2 bin 500’den fazla konteyner taşıyan geminin, DMO tarafından ‘izinsiz ve tehlikeli’ olarak nitelendirilen bir güzergâhtan geçmeye çalıştığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre açıklamada ayrıca, İran gemileri ve balıkçılar dikkatli olmaya çağrıldı.

İki üst düzey İranlı yetkili daha önce Reuters’a yaptıkları açıklamada, İran’ın petrol fiyatlarını yüksek tutmak ve ABD’deki ara seçimleri etkilemek amacıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri hedef almak için yeni yöntemler kullandığını söylemişti.

İran, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta kendisine yönelik saldırılar başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurmaya çalışıyor. Tahran yönetimi, savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği su yolundaki gemi trafiğini kısıtlayarak Washington’a karşı bir baskı unsuru elde etmeyi hedefliyor.

İran’ın tehditleri ve saldırıları, boğazdaki deniz trafiğinin ciddi ölçüde azalmasına ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Buna rağmen bazı petrol sevkiyatları boğazdan geçmeye devam ediyor.


Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor
TT

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

İki yıl önce Noam Cohen, eşi ve arkadaşlarıyla birlikte İsrail’in güneyindeki Arad’da bir bara gitmek üzere otomobilini kullanırken, bir grup Ultra Ortodoks Yahudi genç tarafından durduruldu. Gençler, Yahudiler için kutsal gün olan Şabat’ın kutsallığını ihlal ettiği gerekçesiyle Cohen’i protesto etti.

Cohen, AFP’ye yaptığı açıklamada, gençlerin aralarında eşinin de bulunduğu gruptaki kadınlara hakaret ettiğini belirterek, “O anda sinirlerime hâkim olamamaya başladım. Bu mesele beni şahsen etkiledi” dedi.

Bu olay, Cohen’i, laik kesimden giderek daha fazla kişinin katıldığı bir protesto hareketine dahil olmaya yöneltti. Hareketin mensupları, Ultra Ortodoks Yahudi nüfusundaki artışın yaşadıkları kentin karakterini değiştirdiğini savunuyor. Arad’da yaşayan ve aynı görüşü paylaşan Einat Jüpiter ise “Artık şehir, büyüdüğüm şehir değil” dedi.

Ulusal bir tartışmanın küçük bir örneği

İsrailliler 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimlerinde oy kullanmaya hazırlanırken, bu yıl birçok kez halkın sokaklara dökülerek protesto gösterileri düzenlediği Arad’daki gerilim, konuya ilişkin ülke genelindeki daha geniş kapsamlı tartışmanın küçük bir yansımasını oluşturuyor.

Dinî okul öğrencilerinin askerlik hizmetinden muaf tutulması meselesi, İsrail ordusunun üç yıllık savaşın ardından ağır baskı altında olduğu bir dönemde özellikle tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor.

Cohen, “Arad’da yaşananlar, İsrail devletinin tamamının geleceğini yansıtabilir” diyerek, Ultra Ortodoks Yahudilerin “sadece daha fazla çocuk sahibi olduklarını, bununla mücadele edemeyeceğinizi” ifade etti.

Ultra Ortodoks Yahudiler, İsrail nüfusunun yüzde 14’ünden fazlasını oluşturuyor. Bu oranın yüzyılın ortalarına kadar yaklaşık dörtte bire ulaşması bekleniyor. Kadın başına 6,5 çocukluk doğurganlık oranının desteklediği demografik büyüme, topluluğun siyasi nüfuzunu da artırdı. Ultra Ortodoks iki parti, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonunu destekliyor.

Arad’da yaşayan laik kesimden birçok kişi için mesele giderek daha kişisel bir hâl alıyor. Cohen, “Birlikte yaşayamayız. Bizim hayatlarımızla onların hayatları tamamen farklı. Birbirimizle uyum sağlayamıyoruz” dedi.

Seküler bir şehirden, değişen bir çoğunluğa

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı analize göre Necef Çölü’nün kıyısında, Lut Gölü’ne bakan Arad’ın nüfusu 30 bin. Kent, geçmişte gelişen ve laik yaşam tarzıyla öne çıkan bir yerleşim yeri olarak biliniyordu.

1980’lerde İsrail’in en zengin belediyeleri arasında yer alan Arad, ülkenin en büyük müzik festivaline de ev sahipliği yapıyordu. Ancak ekonomik gerileme, çok sayıda laik sakinin kasabayı terk etmesine yol açtı.

1990’larda eski Sovyetler Birliği’nden çok sayıda Yahudi göçmen Arad’a yerleşti. Daha sonraki yıllarda ise uygun konut fiyatları, daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi ailenin kasabaya gelmesini sağladı.

xcdfvs
Ultra Ortodoks Yahudiler, sinagoga dönüştürülmüş bir sığınağa gidiyor. (AFP)

2014-2015 yıllarında belediye başkanlığı yapan Nisan Ben Hamo’ya göre, bugün Ultra Ortodoks Yahudiler kasaba nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.

Ben Hamo, İsrail’de art arda göreve gelen hükümetlerin ülkenin çevre bölgelerini ihmal ettiğini ve neredeyse tamamen güvenlik meselelerine odaklandığını söylüyor. AFP’ye konuşan Ben Hamo, “Siyaset yalnızca güvenlikle sınırlandırıldığında diğer bütün meseleler geri plana itiliyor” dedi.

Belediyenin zararı

Laik kesim, 2024 yerel seçimlerinde belediye yönetimini kaybetti. Ultra Ortodoks Yahudilerin sandığa yüksek oranda gitmesi, seçim sonucunda belirleyici oldu.

Ben Hamo, bu durumun parlamento seçimleri öncesinde laik İsrailliler için bir ders niteliği taşıdığını belirterek, “Onlar bizden daha örgütlü” dedi. Ben Hamo sözlerini şöyle sürdürdü: “Kazanmak istiyorsak liberallerin uyanması ve sandığa gitme oranını artırması gerekiyor. Çünkü karşı taraf, aşırı sağ ve Ultra Ortodoks Yahudiler, bizden daha örgütlü. İnsanları kontrol ediyor ve yüksek oranlarda seferber ediyorlar.”

Shlomi Tabşek’e göre ise anlaşmazlık, siyaset kadar kamusal alanın kullanımıyla da ilgili. Tabşek, belediyeyi kamu binalarını ve kaynaklarını giderek daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi toplumunun yararına tahsis etmekle suçluyor.

Tabşek ayrıca, savaş sırasında halkın sığındığı bazı sığınakların ibadet odalarına dönüştürüldüğünü ve bunun acil durumlarda sığınakların kullanılabilirliğini azalttığını söylüyor. Tabşek, “Üzerimize füzeler düştüğünde sığınaklara ihtiyacımız var ama sığınak sinagoga dönüştürüldüğü için onları kullanamıyoruz. Bu kabul edilemez” dedi.

Ambulans servisine göre, geçen mart ayında İran’dan atılan bir füzenin Arad’a düşmesi sonucu kasabada yaşayan 84 kişi yaralandı.

Tabşek, eğlence faaliyetlerine ve toplumsal etkinliklere yapılan yatırımların azalmasından da üzüntü duyduğunu belirterek, bunun kasabadaki sosyal dokuyu zayıflattığını ifade etti. Kasaba sakinleri, kadınların fotoğraflarının yer aldığı reklamların hedef alındığı vandalizm olaylarının yaşandığını aktarıyor. Bu durum, kadınların kamusal alanlarda görüntülerinin sergilenmesine yönelik dinî itirazları yansıtıyor.

Tabşek, “Şehri kendilerine istiyorlar ve bizi buradan çıkarmak istiyorlar” diye konuştu.

Harediler: Şikayetler abartılı

Haredi sakinler, şehri ele geçirdikleri yönündeki düşünceyi reddediyor. Haredi toplumunun önde gelen isimlerinden ve Arad Belediyesi Mali İşler Dairesi Müdürü Yitzhak Gordon, ilişkilerin büyük ölçüde dostane olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Gordon, AFP’ye yaptığı açıklamada, Haredi toplumuna yönelik şikâyetlerin ‘Facebook da dâhil olmak üzere bütün gün internette vakit geçiren kişiler’ tarafından abartıldığını belirtti. Gordon, “Laik gençler Arad’dan ayrılıyor, okullardaki sınıflar boşalıyor. Bizim de eğitim için mekânlara ihtiyacımız var” dedi.

Bazı laik sakinler de günlük yaşamda birlikte yaşamanın genel olarak sakin geçtiğini kabul ediyor. Jüpiter, “Hepimiz insanız. İnsanlar birbirleriyle nasıl anlaşacaklarını öğreniyor” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen Jüpiter, Haredi sakinlerin şehrin geri kalanının kendi yaşam tarzlarına uyum sağlamasını istediği düşüncesinden endişe duyuyor. Jüpiter, “Bu işe yaramayacak çünkü ben özgür bir insanım. Özgürce yaşamak istiyorum” diye ekledi.


Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
TT

Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)

Tevfik el-Şanvah

Savaş turları boyunca, Husi milisleri, başta aldatma olmak üzere yenilikçi savaş taktikleri kullanma konusundaki ustalıklarıyla ilgili sahte bir imaj yaratmaya çalışarak, sahada üstün savaş yeteneklerine sahip olduklarını iddia ettiler.

5 Ekim'de başlatılan Yemen Şafağı Operasyonu ile hükümet güçleri, batı kıyısında ve Babul Mendeb Boğazı'nda İran destekli Husi milislerinden birçok bölgeyi başarıyla geri aldı. Onlara karşı operasyonlar devam ederken, milisler, hükümet güçlerinin ilerlemesini engellemek için benzeri görülmemiş yöntemler kullanarak bir dizi yeni engel geliştirdi.

Araştırmacı gazeteci Muhammed Hafız, Husi milislerinin son günlerde hükümet güçlerinin çeşitli cephelerdeki ilerlemesini engelleyen çok sayıda engel kurmaya çalıştığını teyit etti.

xcgthy
Son birkaç gündür Husi milisleri, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar (Independent Arabia)

Çatışmaların başlangıcından beri Husi milislerinin yeni yöntemlerini izleyen ve gözlemleyen Hafız, milislerin öncelikle Yemen'in batısında veya Marib ve el-Cevf gibi doğu bölgelerinde açık ve çöl alanlarında kullandıkları hendek kazma yöntemine başvurduklarını açıkladı. Ayrıca, iki amaca hizmet eden siperler ve bariyerler inşa ediyorlar. Bunlardan ilki, hükümet güçlerinin ateşinden korunmak, ikincisi ise geri çekilme durumunda içine mayın ve el yapımı patlayıcı yerleştirmek. Bu durumda mayın ve patlayıcıların toprak yığının altından çıkarılması ve sökülmesi uzun bir zaman alıyor.

Çölde kamuflaj ve boyama

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre milislerin yöntemlerinde dikkat edilmesi gereken nokta, el yapımı patlayıcılar ve mayınları gizlemek için doğal cisimlere ve askeri teçhizata benzeyen maketler kullanmak gibi gelişmiş kamuflaj tekniklerine ciddi şekilde önem vermeleridir. Bunlar hükümet güçlerine büyük oranda hasar vermek, onları yormak ve hedef alma eylemler sırasında yanıltmak için tasarlanmışlar. Marib'deki birçok savaşı takip eden Hafız, bununla ilgili olarak, milislerin el yapımı patlayıcıları gizlemek için plastik aletler ve doğadan ilham alan maketler kullandıklarını, ayrıca, hükümet güçlerine karşı kendilerini kamufle etmek ve böylece hava kuvvetlerini yanıltmak için beyaz çöl bölgelerinde araçları veya askeri teçhizatı petrol ve yakıt egzozuyla boyadıklarını da açıkladı.

Rota değişikliği

Hafız'a göre, açık kaynaklar Husilerin orduyu yanıltmak ve ilerlemesini engellemek için sahte mevziler ve çitler kurduğunu ortaya koydu. Hafız, bu taktiklerin “orduyu, üç metreye varan derinliklerde uzun ve derin hendekler kazdıkları bölgelerin etrafından dolanmak için alternatif rotalar aramaya zorlamada başarılı olduğunu” doğruladı.

Kaynaklar, Husilerin tanksavar mayınlarını hükümet güçleri unsurlarını hedef alan tuzaklara dönüştürerek mayınları yoğun bir şekilde kullandıklarını ve bunun da önemli bir engel teşkil ettiğini açıkladı. Ayrıca inşa ettikleri ana hatların içinde kazdıkları hendek ve çukurlara mayınlar yerleştirdiklerini de eklediler.

sdc
Milisler, özellikle açık ve çöl alanlarında, hendek kazma yöntemine başvuruyorlar (Independent Arabia)

Meşru Yemen silahlı kuvvetleri, daha önce, onlarca kilometre uzanan, kampları ve stratejik bölgeleri her yönden çevreleyen derin hendekler nedeniyle Cevf vilayeti cephesindeki ilerlemelerinde gecikmeler yaşandığını duyurmuştu.

Terk edilmiş, karanlık yollar

Son birkaç gündür Husiler, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar. Geceleyin araçlarının ışıklarını kapatarak engebeli arazide ilerliyorlar; bu taktik, sahada kaydettikleri her ilerlemede doğrudan ve hızlı bir şekilde uygulamaya yöneldikleri bir yöntem.

Hafız ayrıca, Husi milislerinin Ras el-Ara bölgesindeki dağlarda, el-Amri kampının arkasından başlayıp el-Vaziye bölgesine kadar uzanan bir yol inşa ettiğini de belirtti. Bu, cephe hatları baskı altına girdiğinde güçlerinin iki bölge arasında kolayca hareket etmesini sağladı.

Son haritalar, milislerin son günlerde güçlerini Vaziye'den Zubab Havaalanı’nın arkasındaki bir cepheye taşıdığını ve oradaki hükümet güçlerine karşı sürpriz bir karşı saldırı ve kıskaç hareketi hazırladığını teyit ediyordu. Ve dün gece tam olarak bu oldu, ancak Devler Tugayları güçleri bu tuzağa karşı önceden hazırlıklı oldukları için saldırı başarısız oldu.

Yaklaşım ve coğrafya

Askeri analist Abdulaziz el-Hadaşi, Husi milislerinin askeri yaklaşımının, kontrol ettikleri her cephede, ister siper kazarak ister yüksek toprak setler inşa ederek, hızlı savunma bariyerleri ve tahkimatlar kurmayı, bunların etrafına mayın tarlaları döşemeyi içerdiğini söylüyor. Hadaşi'ye göre, bu yöntem, Devler Tugayları ve Vatan Kalkanı güçlerinin batı kıyılarını ve Babul Mendeb'i kurtarmak için başlattığı büyük taarruza rağmen, son günlerde Vaziye, Zubab ve Babul Mendeb'deki güçlerinin ilerleyişini engelledi. Ülkenin kuzeyindeki dağlık arazinin aksine, kıyı bölgelerinin coğrafi yapısının, Marib ve Cevf’teki çöllerle birlikte, Husilere bu tür savunma engelleri kurmaya yardım ettiğine dikkat çekti.

Hükümetin başkent Sana'ya doğru ilerleme çabalarıyla birlikte bu engellerin aşılması için, Hadaşi, askeri engellerin aşılmasının, ister piyadelere isterse zırhlı araçlara karşı olsun, her türlü mayının hızlı ve anında etkisiz hale getirebilmesinin mayın tarama ve temizleme araçları gerektirdiğini belirtti. Geleneksel yöntemlere güvenmekten kaçınmanın önemini vurgulayan Hadaşi, bu yöntemlerin ilerlemeyi önemli ölçüde geciktireceğini, bu gibi durumlarda, askerlerin ve araçların geçmesine olanak tanıyacak birkaç metreden daha geniş olmayan geçici yollar oluşturacak mayın temizleme teçhizatlarına güvenilmesi, ayrıca toprak setlerde dikkatli olunması gerektiğini de ekledi.