Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
TT

Putin'in Afrika'da ‘Wagner’ rolünü canlandırma planı

24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)
24 Haziran 2023 tarihinde Rostov-on-Don kentinde, bir araçta arama yapan Rus paralı asker grubu Wagner üyeleri. (AFP)

Said Taniyus

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'a 3 Kasım'da, Washington'ın Rus paralı asker grubu Wagner'in temsilcilerinin Pantsir uçaksavar füze sistemlerini Hizbullah grubuna devredebileceğinden endişe duyduğu yönündeki haberleri sorduğumda, kendisi muğlak bir şekilde yanıt vererek şöyle demişti:

ABD, bu grubun Pantsir hava savunma sistemini Hizbullah grubuna devretme olasılığına ilişkin endişelerini Rusya Savunma Bakanlığı'na iletebilir.

Ayrıca Peskov, Yevgeniy Prigojin'in oğlu Pavel'in Wagner grubunun başına geçebileceği bilgisine net bir cevap vermekten kaçınarak şunları söyledi:

Bu Kremlin'de bizi ilgilendiren bir konu değil. Bu bizim konumuz değil. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yok. Böyle bir grubun (Wagner) yasal olarak var olmadığını, ancak birçok yerde ve ülkede fiili olarak halen yaygın olduğunu söylemiştik. Yani tüm bu ABD korkuları, hiçbir şeye dayanmıyor ve hiçbir temeli yok. Washington'da gerçekten de Wagner'in neler yapabileceğine dair endişeler varsa, ordu aracılığıyla acil durum iletişim kanalları mevcut.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz temmuz ayında Kremlin'de Wagner grubunun üyeleri ve liderleri Yevgeniy Prigojin ile bir toplantı yaptığında, onlara, komutanlarından birinin komutasında devlet otoritesi altında daha ileri eylemler için çeşitli seçenekler sunuldu. Ancak orada bulunan Prigojin bu teklifi reddetti.

Putin, “Sunumumu yaptığımda birçok kişi başını salladı” dedi. Önde oturan ve arkadaki adamlarının yüz ifadelerini göremeyen Prigojin, “Hayır, adamlarım bu karara katılmıyor” ifadesini kullandı.

Prigojin'in Tver bölgesi üzerinde meydana gelen uçak kazasında ölümü bu belirsizliğe son verdi. Çok sayıda rapora göre Wagner artık özel bir askeri güvenlik şirketi olarak tamamen dağıldı ve eski savaşçıları resmi yapılarda hizmet vermeye devam ediyor. Böylece bazı eski paralı askerler Çeçen özel kuvvetleri Ahmat’ın bir parçası oldular ve onun içinde kendi birimlerini kurdular. Katılımcıları, şu anda eğitim alanlarında muharebe koordinasyonu yürüttüklerini ve Ukrayna'daki savaş cephelerinde görev yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Bugün Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ederken, birçok ülkede çatışmalar patlak verirken ve bu daha geniş bir çatışma korkusu yaratırken, Wagner grubu yeniden ilgi odağı haline geldi. Grubun kurucusu ve lideri Yevgeniy Prigojin'in geçen yaz uçağının düşmesi sonucu ölmesinden bu yana parıltısı sönmüştü.

Wagner'in Moskova'ya karşı isyanının başarısızlıkla sonuçlanmasından yedi ay sonra ve Prigojin'in üst düzey komutanlarıyla birlikte uçağının düşmesinden beş ay sonra, bu vahşi grubun savaşçıları şimdi Kremlin'in onayıyla göreve çağrılıyor.

Rus paralı asker grubu Wagner’in milisleri bu sefer Kremlin'in gizlice yönettiği Afrika Lejyonu aracılığıyla ön saflara geri döndü. Bu lejyon, Moskova'nın nüfuzunu Afrika kıtasına (özellikle de Libya, Sudan, Angola, Mali, Burkina Faso ve Nijer’e) yaymak, pekiştirmek, oranın zenginlik ve kaynaklarından (özellikle petrol ve maden) yararlanmak için sürdürdüğü rekabette en uzun güvenlik kolu olarak görev yapacak.

Keskin nişancı eğitimi

Bu milisler, Belarus İçişleri Bakanlığı güçlerinin eğitim merkezinde de yeniden ilgi odağı haline geldi. Belarus İçişleri Bakanlığı'nın Telegram kanalından yayınladığı mesaja göre, keskin nişancı eğitim kursu Wagner grubundan eğitmenlerin gözetiminde başladı.

Mesajda şunlar yazıyordu:

Keskin nişancılar yeni ve dar bir uzmanlık alanında ustalaşmaya başlıyor. İç Kuvvetler Eğitim Merkezi'nde Wagner’den eğitmenlerin gözetiminde keskin nişancılar için uzmanlık kursu başladı.

Wagner eğitmenlerinin gözetiminde özel taktik eğitim kursunun altıncı döneminin tüm hızıyla devam ettiğini belirtmekte fayda var. Sadece birkaç gün içinde, özel kuvvetler, savaş öncesi ve muharebe düzenlerinde hareket etmek üzere eğitildi ve ormanlık alanlarda çeşitli hazırlık görevleri gerçekleştirdi.

ebfd
Eski bir askeri aracın üzerine asılan Rus paralı asker grubu Wagner’in bayrağı. (AFP)

Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko geçtiğimiz ağustos ayında, Wagner askerlerinin Afrika, Ukrayna ve Suriye'deki savaş deneyimlerini Belarus ordusuna ve özel kuvvetlere ücretsiz olarak aktardığını söyledi.

Belarus Savunma Bakanlığı, Wagner grubuyla savaş deneyimini aktarmak için net bir algoritma geliştirdiğini açıkladı.

Belarus İçişleri Bakan Yardımcısı Nikolai Karpenkov ise şunları söyledi:

Belarus İçişleri Bakanlığı organlarının iç birlikleri ve özel kuvvetlerinin askerleri, yalnızca Wagner temsilcilerinin deneyimlerinden öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda savaş operasyonlarını yürütüyor ve koordine ediyor.

Karpenkov, özel kuvvet birimlerinin Wagner grubunun eğitmenleri sayesinde çok güçlü bir özel muharebe eğitimi aldığını doğruladı.

Putin'in kışkırtmaları

Kendi yönetimine ihanet eden bu milislere karşı daha ihtiyatlı hale gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, faaliyetlerini yurt dışına yönlendirmeye ve bir yol bulduğu her yerde Rusya'nın etkisini ve kişisel nüfuzunu artırmak için mümkün olan her alanda onlardan yararlanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Bu sebeple söz konusu silahlı grubun altında savaşacağı yeni bir bayrak, yani ‘Afrika Lejyonu’ kuruldu. Bu ad, İkinci Dünya Savaşı'nda Libya'da İngiliz kuvvetlerine ve onların müttefik kuvvetlerine karşı çatışmaya katılan Mareşal Erwin Rommel liderliğindeki Alman birliğini taklit ediyor.

Eski Wagner grubu, isimleri ve bayraklarının renkleri ne olursa olsun, Afrika ülkelerindeki varlığını güçlendirmenin yanı sıra, son derece değişken bir bölgenin parçası olan Libya ve Sudan'daki varlığını da güçlendirmek için çalışıyor. Birçok eski Wagner milisinin Afrika Lejyonu’na katılmakla ilgilendiğini ifade ettiği söyleniyor.

Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Başkanı Andrey Kartapolov, “Yasal bir yapı olarak Wagner bugün ne resmi ne de fiili olarak mevcut değil ve savaşçıların çoğu başka yapılara geçme sürecinde” dedi. Wagner milislerinin birçoğu Afrika ülkelerinde görev yapmaya devam ediyor, ancak farklı kurum çatısı altında. Bazıları Savunma Bakanlığı'nın himayesinde bazılarıysa Ulusal Muhafızlar’ın...

Kartapolov, Putin'e yakın bir milletvekilinin şu ifadelerini aktardı:

Bazı askerler hak ettikleri dinlenmeyi seçtiler, ancak durum ne olursa olsun, eski Wagner katılımcılarının büyük çoğunluğu anavatanımızı korumak için muharebe misyonlarını sürdürmeye istekli.

Kartapolov ayrıca eski Wagner savaşçılarının Savunma Bakanlığı veya Ulusal Muhafızlarla sözleşme kapsamında gönüllü statüsünde olduğuna da dikkat çekti. “Her biri kendi tercihine göre ve bireysel olarak giriyor. Yani Wagner’in tek bir yapı olarak herhangi bir kurum tarafından özümsenmesi söz konusu değil” dedi.

Bu açıklamayla, Rusya’nın Perm ve Novosibirsk bölgelerindeki bölgesel yayınlar tarafından, eski Wagner milislerinin Ulusal Muhafızlar’a kitlesel olarak işe alınmasına ilişkin yayınlanan ilk raporların sahte olduğu ortaya çıktı. Gazeteciler özellikle Prigojin'in oğlu Pavel'in onlara liderlik edeceğini yazdı, ancak Rusya Devlet Duması Bilgi Teknolojileri Komitesi Başkanı Alexander Khenshtin bu bilgiyi yalanladı.

Khenstin Kasım ayı sonlarında resmi Telegram kanalında şunu yazdı:

Tekrar söylüyorum, özel askeri şirketlerin Ulusal Muhafızlar’a katılması söz konusu değil. Eski savaşçılar yalnızca bireysel olarak gönüllülerse sözleşme imzalayabilecekler. Bu güçlerin tamamının Ulusal Muhafızlar tarafından yapısal olarak absorbe edilmesi tanım gereği imkansızdır.

Herhangi bir güç yapısıyla öncelikli olarak ilgilenen eğitimli ve deneyimli eski Wagner savaşçılarının, ek motivasyonlarına gelince, yeni hiçbir şey yok ve hiçbir özel koşul planlanmadı.

Senatör Vladimir Kozin konuşmasında bunu doğruladı:

Askeri personelin aldığı tüm ayrıcalıklar, ödemeler vb. gibi her şeyi bir araya getirirsek, dünyada benzerini bulmak çok zor olacak bir teşvik paketi elde edeceğiz. Yani bu bakımdan yeterli motivasyon var.

Kozin şunu ekledi:

Wagner Grubu'ndan sorumlu kişiler ciddi ve iyi organize olmuş kişilerdir. Bu nedenle pek çoğu ister Afrika Lejyonu'na katılarak, ister Rus güvenlik servislerinde Rusya'nın kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet ederek, bu teklifi değerlendiriyor.

Afrika'ya dönüş

Kremlin'in Afrika ve Ortadoğu'daki nüfuzunu güvenle pekiştirmeye çalıştığı, Ortadoğu'da savaşın ve artan gerilimin sağladığı fırsatlardan yararlanmak istediği Rusya'da bir sır değil. Ayrıca Rusya, mevcut istikrarsızlıktan yararlanarak, önemli bir küresel ticaret yolunu korumak için ABD ve İngiliz savaş gemilerinin Husilerle savaştığı Kızıldeniz'deki Port Sudan'da planladığı deniz üssüne de yeniden odaklanıyor.

Wagner, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana Sudan'da konuşlandırılıyor ve liman projesinin ilk çalışmalarını yürütüyordu. Yetkililer, Kremlin'in aynı zamanda Ortadoğu'daki çatışmadan istifade etmeye ve bunu elinden geldiğince kendi lehine kullanmaya hazırlandığını söylüyor.

Putin, Afrika ve Ortadoğu'da Rus nüfuzunun pekişmesini denetlemek ve Wagner militanlarının bu iki bölge ülkelerine yayılması da dahil olmak üzere eldeki her şeyi kullanmak amacıyla kendisine yakın iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar, 1999 yılında Kosova bölgesinde NATO güçleriyle savaşan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı İnguş General Yunusbek Yevkurov ve Kremlin'in Afrika'daki yeni harekâtını yönetmekle görevlendirilen Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı'ndan Tümgeneral Andrei Avrianov'dur.

İki isim, Bingazi'de Hafter ile görüşmek üzere Libya'ya gitti. Ayrıca, askeri darbelerle iktidarı ele geçiren askeri rejimlerin Fransa liderliğindeki Batılı güçleri kendilerinden çekilmeye zorlamasının ardından Wagner'in taşınmaya çalıştığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Mali ve Nijer'i de ziyaret ettiler.

Batı, 2014'te Ukrayna'da Putin’e sadık Viktor Yanukoviç'e karşı yapılan darbeye öncülük etmişti. Rusya'nın Suriye krizindeki tutumuna, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yanında durmasına ve yönetimini doğrudan ve etkili bir askeri müdahaleyle düşmekten kurtarmasına yanıt olarak Kiev'e Batı’ya sadık bir otorite getirdi. Bu nedenle Putin, Ortadoğu ve Afrika'da Batı'ya misilleme yapmayı düşünüyor.

Rusya'nın son üç yıldır Ukrayna'ya odaklandığı ve Ortadoğu'da çok büyük olan nüfuzunun gözle görülür biçimde azaldığı açık. Artık bir geri dönüş yolu görüyorlar ve Wagner, şimdi ve gelecekte adı ne olursa olsun, çok yararlı bir güç. Ancak öncekinden farkı şu ki artık Prigojin ve yoldaşları gibi kişilerin kontrolü yerine Kremlin'in doğrudan kontrolü altında olacak.

Batı Afrika'da Fransızların başına gelenlerden sonra artık bir güvenlik boşluğunun oluştuğu ve Rusya'nın, Afrika'da geniş deneyime sahip, siyasi ve askeri ilişkileri olan Wagner milislerini kullanarak bu boşluğu doldurmaya çalıştığı inkar edilemez.

drebt
Wagner bayrağının asılı olduğu bir tank. (AFP)

Wagner'in yerini alacak ve onun Afrika kıtasında konuşlandırılan kuvvetlerini absorbe edecek Afrika Lejyonu'nun oluşumunun açığa çıkması, ilk olarak Rus askeri blog yazarları tarafından yazıldıktan sonra Rusya'da her yerde duyuldu.

Bu birlik, oradaki milisler için yeni örgütsel çerçeve oluşturmanın yanı sıra, sözde ve eylemde Wagner’in varisidir. Afrika Lejyonu, mali ödemeler karşılığında güçlü rejimlerin ve yöneticilerin güvenliğini sağlamaktan başlayarak, grubun en parlak döneminde izlediği aynı görevleri yerine getirecek ve aynı hedeflere odaklanacak. Ayrıca bölgede Batı yanlısı rejimlerin devrilmesine yardım ederek, Rusya'nın varlığını ve nüfuzunu güçlendirmeye ve şu anda uluslararası rekabetin arenası olan bir kıtada siyasi ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya çalışacak.

Wagner’in çoğaltılması

Rus paralı asker grubu Wagner'in deneyimi, ABD’li Blackwater'a karşı etkinliğini ve üstünlüğünü kanıtladı. Askeri liderler de Ukrayna cephesindeki savaş üstünlüğü konusunda hemfikir.

Ukraynalı parlamenter Oleksiy Goncharenko, mahkumların Ukrayna silahlı kuvvetleri saflarına alınmasını öngören bir seferberlik yasa tasarısı hazırlanmasına yönelik çalışmaları doğruladı ve bunun askeri personelin rotasyonuna izin verdiğini açıkladı.

Goncharenko Telegram hesabında şunu yazdı:

Alternatif seferberlik kanun taslağı, mahkumların askere alınmasını da içeriyor. Cephelerdeki askeri personeli rotasyona tabi tutmamız gerekiyor. Bu, bunu yapmak için iyi bir fırsat olabilir.

Ukrayna Adalet Bakanı Yardımcısı Elena Vysotskaya geçtiğimiz ocak ayında,, Adalet Bakanlığı'nın, hükümlü ve tutuklu vatandaşların askere alınmasına resmi olarak izin verilmesini öngören seferberlik mevzuatında değişiklik yapılması yönünde Parlamento'ya teklif gönderdiğini söyledi. Zira Ukrayna mevzuatı şu anda hükümlülerin ve cezalarını tamamlamış kişilerin askere alınmasını yasaklıyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Rapor: ABD'nin gizli koridoru Hürmüz Boğazı'ndan günde 10 milyon varil petrol taşıyor

Umman'ın Musandam kentinden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
TT

Rapor: ABD'nin gizli koridoru Hürmüz Boğazı'ndan günde 10 milyon varil petrol taşıyor

Umman'ın Musandam kentinden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)

ABD ordusu, savaşın çıkmaza girdiği bir dönemde milyonlarca varil petrolün taşınmasını sağlamak amacıyla Hürmüz Boğazı üzerinden sessizce bir deniz koridoru oluşturdu. İki ABD'li yetkilinin Axios'a verdiği bilgiye göre bu girişim, Washington açısından “dikkat çekici bir başarı” olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı operasyona göre, birkaç hafta önce başlayan uygulama kapsamında her gece yaklaşık 15 ila 20 petrol tankeri, Umman kıyıları boyunca uzanan güney koridorundan Hürmüz Boğazı'ndan giriş ve çıkış yapıyor.

Yetkililer, günde yaklaşık 10 milyon varil petrolün, yani savaş öncesinde boğazdan geçen miktarın neredeyse yarısının, bu güzergâh üzerinden taşınarak küresel enerji piyasasına ulaştırıldığını belirtti.

Operasyon küresel petrol arzındaki kesintiyi hafifletiyor

Operasyonun öneminin, savaşın en ağır sonuçlarından biri olan ve ham petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açan küresel petrol arzındaki kesintiyi azaltmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

Petrol akışı hâlâ savaş öncesi seviyelerin altında olsa da ABD'li yetkililer, operasyonun küresel arz açısından belirgin bir fark yarattığını ifade ediyor.

Geniş çaplı koordinasyon Fort Bragg'dan yürütülüyor

Hürmüz Boğazı operasyonunu denetlemekle görevli birlik, ABD ordusunun Kuzey Carolina'daki Fort Bragg üssünden yönetiliyor.

Gemiler her gece iki büyük grup halinde hareket ediyor. İlk grupta belirlenen saatte boğazdan çıkacak gemiler, ikinci grupta ise farklı bir saatte boğaza girecek gemiler yer alıyor.

Ardından gemiler, ABD ordusunun yönlendirmeleri doğrultusunda güney koridorundan geçiyor.

ABD Hava Kuvvetleri de gemileri İran'ın seyir füzeleri ve insansız hava araçlarından korumak amacıyla savaş uçakları konuşlandırıyor.

ABD operasyonu İran'ın boğazı izleme kapasitesini zayıflattı

ABD'li yetkililer, operasyonun, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın iki hafta boyunca yürüttüğü ve İran'ın radar ile deniz gözetleme sistemlerini zayıflatan askerî harekâtın ardından mümkün hale geldiğini belirtiyor.

Yetkililere göre İran'ın boğazın güney koridorundaki gemi trafiğini izleme kapasitesi sınırlı hale geldi. Tahran şu anda yeniden çalıştırmayı başardığı az sayıdaki radar sisteminin yanı sıra Devrim Muhafızları'na ait küçük sürat teknelerindeki “gözcülere” güveniyor.

ABD'li yetkililer, İran'ın gemi hareketleri konusunda “neredeyse kör” hale geldiğini ve bu nedenle insansız hava araçları ile seyir füzelerini gemilerin geçtiği tahmin edilen genel istikamete yönlendirdiğini söyledi.

İran'ın İHA ve füzelerine müdahale

İran'ın saldırıları nedeniyle bazı gemiler hasar gördü. Ancak ABD ordusu çok sayıda saldırıyı engellemeyi başardı.

ABD'li yetkililerden biri, örneğin bu haftanın başında ABD güçlerinin 8 İran İHA'sı ile 2 seyir füzesini düşürdüğünü söyledi.

Günde yaklaşık 10 milyon varil petrol

ABD'li yetkililere göre son iki haftada her gece 15 ila 20 petrol tankeri, güney koridorundan Hürmüz Boğazı'na girip çıktı ve böylece petrol ihracatının sürmesi sağlandı.

Yetkililer, günlük ihracat ortalamasının giderek arttığını ve şu anda günde yaklaşık 10 milyon varile yaklaştığını belirtti.

Yetkililerden biri, bu haftanın gecelerinden birinde güney koridorundan 20'den fazla geminin geçmesinin planlandığını ve yaklaşık 15 milyon varil petrolün boğazdan çıkabileceğini söyledi.

Trump: Hürmüz'den çok büyük miktarda petrol çıkıyor

ABD Başkanı Donald Trump dün Axios'a yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı'ndan çok büyük miktarda petrol çıkıyor” dedi.

Trump, ABD'nin şu anda İran'la müzakere yürütmediğini belirterek, “Zaman harcıyorlar. Onlarla müzakere etmek zaman kaybı” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, “İranlıların hâlâ bir miktar savaşma kapasitesi var, ancak genel olarak artık eskisinin yalnızca bir gölgesi haline geldiler” ifadelerini kullandı.


Eisenkot anketlerde Netanyahu'ya karşı üstünlüğünü koruyor

Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Başkanı Gadi Eizenkot (Reuters)
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Başkanı Gadi Eizenkot (Reuters)
TT

Eisenkot anketlerde Netanyahu'ya karşı üstünlüğünü koruyor

Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Başkanı Gadi Eizenkot (Reuters)
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Başkanı Gadi Eizenkot (Reuters)

İsrail'de Kan haber kanalı tarafından yapılan yeni bir anket, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin seçimlerde 24 sandalye elde ederek ve bir önceki ankete göre bir sandalye artış göstererek partiler listesinin başında yer aldığını ortaya koydu. Likud Partisi ise, parti içi ön seçimlerin yapılmasına rağmen gücünde bir değişiklik olmadan 23 sandalyeyle ikinci sırada yer alırken, Naftali Bennett liderliğindeki Maan partisi 14 sandalyeyle üçüncü oldu.

Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi 10 sandalyeyle gücünü korurken, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit ve Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu partilerinin her ikisi de birer sandalye gerileyerek 9'ar sandalye aldı.

Ayrıca Yahadut Hatorah 9 ve Şas 7 sandalye sayısını korudu. Arap Değişim Cephesi ittifakı 6, Birleşik Arap Listesi ise 5 sandalye elde etti. Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm ise bir önceki ankete göre bir sandalye artışla 5 sandalyeye yükseldi.

Sandalye dağılımındaki değişikliklere rağmen blokların genel tablosunda büyük bir değişiklik olmadı. Mevcut koalisyon partileri toplamda 52 sandalye alırken muhalefet partileri 57 sandalye elde etti. Arap partileri ise 11 sandalyeyle güçlerini korumaya devam ediyor.

Likud Partisi’nin yeni listesi

Anket, Likud Partisi içindeki ön seçimlerden sonra yapılan ilk anket olurken açıklanan listenin partiye daha fazla oy getirmediğini gösterdi.

Katılımcılara ön seçimlerde belirlenen Likud Partisi listesinin önceki Knesset listesinden daha mı iyi yoksa daha mı kötü olduğu soruldu. Katılımcıların yüzde 44'ü ikisi arasında bir fark olmadığını söylerken, yüzde 24'ü bu konuda bir fikri olmadığını belirtti. Yüzde 18'i yeni listenin daha iyi olduğunu düşünürken, yüzde 14'ü öncekinden daha kötü olduğunu ifade etti.

Gelecek seçimlerde Likud Partisi’ne oy vermeyi planlayanlar arasında yüzde 41'lik bir kesim, yeni listenin eskisinden daha iyi olduğunu söyledi.

Ankette, ‘Yeni Likud Partisi listesi partinin seçimlerdeki başarı şansını artırıyor mu yoksa partiye zarar mı veriyor?’ diye de soruldu. Yüzde 26'lık kesim Likud partisinin başarı şansını artırdığı yanıtını verirken, diğer bir yüzde 26'lık kesim partiye zarar verdiğini savundu. Yüzde 48'lik kesim ise bir fikri olmadığını belirtti.

dfgthy
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Berlin'de düzenlenen bir basın toplantısında konuşurken, 16 Mart 2023 (DPA)

Katılımcılara, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun hükümet kuramaması halinde başında kendisi bulunmasa bile bir birlik hükümetine katılmayı kabul edip etmemesi gerektiği sorulduğunda yüzde 37'si olumlu, yüzde 36'sı olumsuz yanıt verirken yüzde 27'si bir fikri olmadığını söyledi. Likud Partisi’ne oy vermeyi planlayanlar arasında ise yüzde 43'lük bir kesim Netanyahu'nun başında bulunmadığı bir birlik hükümetine katılmayı kabul etmesi gerektiğini belirtti.

Mevcut muhalefetin Eisenkot veya başkalarının liderliğinde bir hükümet kurması senaryosuna ilişkin olarak katılımcılara, bu hükümetin ilk kararının ne olması gerektiği soruldu. Yüzde 28'i ilk adımın 7 Ekim 2023 olaylarına ilişkin resmi bir soruşturma komisyonu kurulması olması gerektiğini söylerken, yüzde 20'si başbakanlık süresinin yalnızca iki dönemle sınırlandırılması gerektiğini ifade etti. Yüzde 23'ü ise ilk kararın Harediler (Ultra Ortodoks Yahudiler) de dahil olmak üzere herkes için bir zorunlu askerlik yasası çıkarılması olmasını istedi. Yüzde 9'luk bir kesim bu kararın yargıçları seçmekle görevli komisyonun yapısını değiştiren yasanın iptal edilmesi olması gerektiğini savunurken, yüzde 20'si bir fikri olmadığını belirtti.

Bennett'in güvenlik konsepti

Eisenkot, Netanyahu'nun en güçlü rakibi olarak görülse de Maan Partisi lideri Naftali Bennett de kendisini potansiyel bir başbakan olarak öne çıkarıyor.

Bennett, dün, partisinin düzenlediği bir konferansta güvenlik konseptini açıkladı. Bennett, konuşmasının başında, “7 Ekim'de yalnızca Gazze karşısındaki savunma hattı çökmedi. 7 Ekim'de Netanyahu'nun yıllardır yerleştirdiği bütün bir güvenlik konsepti çöktü” ifadelerini kullandı.

frgthy
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett (Arşiv - Reuters)

Netanyahu hükümetine yüklenen Bennett, “7 Ekim hükümeti hâlâ 6 Ekim anlayışının esiri” şeklinde konuştu.

Bennett, seçilmesi durumunda gelecek hükümette değiştireceği dört konsept olduğunu öne sürdü. Bunların ilki ‘denklemi tersine çevirmek’ ve Hizbullah'ın her atışında derhal İran'ı vurmak.

Ayrıca Katar'ı ‘düşman devlet’ olarak tanımlama sözü vererek 7 Ekim'den sonra bunu anlamayan birinin ‘İsrail'i yönetmeyi hak etmediğini’ ekledi.

Bunun yanı sıra Gazze'de hareket serbestisini korurken ‘Katar ve Türkiye'yi Gazze'den çıkaracağını’ vurguladı.

İsrail ordusundaki krize de değinen Bennett, “100 bin sağlıklı Haredi genci askerlik yapmazken ordunun 20 bin asker eksiği çekmesi akıl alır gibi değil. Başbakanlığını yapacağım gelecek hükümette, hiçbir istisna veya taviz olmaksızın herkesi askere alacağız” dedi.

Öte yandan İsrail Kanal 12 televizyonu, yaklaşan Knesset seçimlerine katılmak üzere Ortak Arap Listesi'nin yeniden canlandırılması konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Barış ve Eşitlik İçin Demokratik Cephe, Ulusal Demokratik Birlik ve Değişim İçin Arap Hareketi, seçimlere birlikte girmek amacıyla Ortak Arap Listesi'ni oluşturma konusunda mutabakata vardı. Cephe Genel Sekreteri Amcad Şabita, anlaşmanın yakında duyurulacağını yazdı.


Netanyahu: İsrail, Suriye'de Türkiye'ye açık bir mesaj verdi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Netanyahu: İsrail, Suriye'de Türkiye'ye açık bir mesaj verdi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Türkiye'ye Suriye'de üs kurmaması konusunda uyarı içeren bir mesaj ilettiğini belirterek salı günü İdlib’te gerçekleştirilen saldırıyı üstü kapalı olarak kabul etti.

İsrail Ordu Radyosu'nun bir podcast yayınında konuşan Netanyahu, Fransız haber ajansı AFP'nin aktardığına göre İsrail'in Türkiye'yi Suriye’de üs kurmaması konusunda uyardığını belirterek “Görünüşe göre bunu duymamışlar, bu yüzden daha net anlamalarını sağladık” şeklinde konuştu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de dün, İsrail'in Güney Suriye'de kontrol ettiği güvenlik bölgesindeki birliklerini denetlediği sırada ordunun sınırdaki tehditlerin kök salmasına izin vermeyeceğini dile getirdi.

Zamir, askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, “Suriye cephesindeki değişimleri takip ediyoruz. Düşman unsurların sınırlarımızda kalıcı bir varlık oluşturmasına izin vermeyeceğiz ve operasyonel kabiliyetlerimizi doğru zamanda, doğru yerde ve tam isabetle nasıl devreye sokacağımızı biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Reuters haber ajansına konuşan üç kaynak, İsrail dış istihbarat servisi Mossad Şefi Tümgeneral Roman Gofman'ın geçtiğimiz hafta Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının ele alındığını söyledi.

Kaynakların 14 Ağustos'ta gerçekleştiğini belirttiği bu görüşme, İsrail'in Salı günü Suriye’nin kuzeyindeki bir askeri hava üssüne düzenlediği hava saldırılarının birkaç gün öncesinde yapıldı.

İsrail, Şam'ı ‘Türk ordusunun bölgeye konuşlanmasına izin vererek bir anlaşmayı ihlal etmekle’ suçlayıp salı günü Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde bulunan Ebu ez-Zuhur Hava Üssü’nü bombaladı. Saldırı hem ABD hem de Türkiye tarafından kınandı.

Aralarındaki gerilimlere rağmen Suriye ve İsrail, bakanlar düzeyinde müzakere turları düzenlediyse de bunlar, aralarında ABD'nin de bulunduğu birçok ülke tarafından kınanan İsrail saldırılarını durduracak bir sonuç vermedi.