Netanyahu esirlerin baskısından nasıl kurtulacak?

Hamas'la anlaşmayı reddettiğini açıkladı ama müzakerelere devam etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen Ocak ayında Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen Ocak ayında Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında (DPA)
TT

Netanyahu esirlerin baskısından nasıl kurtulacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen Ocak ayında Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen Ocak ayında Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'a teslim olmayacaklarını ve zafere ulaşana kadar savaşı sürdüreceklerini ifade ederken, Savunma Bakanı Yoav Galant ise güçlerinin Gazze’de bulunan Hamas lideri Yahya Sinvar'ı yakalamaya yaklaştığını açıkladı. İsrailli rehinelerin aileleri ise Netanyahu'yu çocuklarına ‘idam cezası vermekle’ suçlayarak hükümeti bir esir değişim anlaşmasına zorlamaya yönelik vatandaşlara sokaklara çıkmaları için yardım çağrısında bulundu.

Haaretz gazetesi editörü Uri Misgav dünkü başyazısında, Netanyahu'nun sunduğu planın rehineleri kurban etme planı olduğunu ve Hamas'ın bazı arabulucuların planına ‘ciddi ve net bir yanıt’ verdiğini ifade ederek ‘akıllı ve sorumlu’ bir hükümetin bunu kabul etmesi gerekir. Misgav yazısında, “Fakat Netanyahu ve taraftarları savaşa devam etmek için bunu reddedecekler ve elleri sonsuza kadar kaçırılanların kanına bulanacak” dedi.

Yazıda ayrıca “İster çatışmaların devamı konusunda, isterse Filistinli mahkumların özgürleştirilmesi konusunda olsun İsrail'in yüksek bedeller ödemesi gerekiyor. Ancak Hamas'ın talep ettiği bedeller, İsrail'in bakışıyla vatandaşlarının ve askerlerinin hayatlarına verdiği yüksek değeri ifade ediyor ve bu nedenle İsrail'in alacağı kazanca odaklanması gerekiyor. Hamas her yaştan kaçırılan çok sayıda İsrailliyi gözaltında tutuyor” ifadeleri kullanıldı.

Netanyahu'nun açıklamalarını ‘bir hayal ekimi’ olarak değerlendiren gazetede, "İsrail kamuoyunun kendini hayale kaptırması veya siyasi liderliğin gözlerini perdelemesine izin verilmesi yasaktır. Geçen her gün, her an kaçırılanların hayatları tehlikeye atılıyor” ifadelerine yer verildi. Wall Street Journal gazetesi bir haberinde, Hamas tarafından kaçırılan 136 kişiden yalnızca 85'inin hâlâ hayatta olduğuna dair tahminde bulundu. İsrail medyasında yer alan haberlerde ise ‘gerçek ölü sayısının çok daha fazla olduğuna dair korkuların olduğu, anlaşmanın ertelenmesinin kaçırılanların tamamı olmasa da en azından bir kısmı için ölüm cezası anlamına geldiği, hükümet, cumhurbaşkanı ve aşırı sağ kanatın kaçırılanları feda etmeye hazır oldukları’ ifade edildi.

Netanyahu, çarşambayı perşembeye bağlayan gece, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ile gerçekleştirdiği ‘uzun ve derinlemesine’ görüşmenin ardından tek başına düzenlediği basın toplantısında, orduya Refah’ı işgal etme hazırlığı yapma talimatı verdiğini ifade ederek Hamas’ın şartlarını kısmen reddetti. Netanyahu “İsrail ordusu, belirlediğimiz tüm savaş hedeflerini gerçekleştirmek için programlı bir şekilde ilerliyor. Başından beri kapsamlı bir zafer hedefinde kararlıydım ve bundan daha azına razı olmayacağız. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nı (UNRWA) değiştireceğiz, bunun için çalışma talimatını verdim ve Blinken'e bu konuda bilgi verdim. Aynı anlamda Ortadoğu'nun aydınlığa ya da karanlığa doğru gittiği tarihi bir dönüm noktası önümüzdedir. Bunun sağlanması için Gazze'de mutlak zafer şarttır. İsrail ordusuna Hamas'ın son kalesi Refah'ta da operasyon yapması talimatını verdik" dedi. Gazze'de esir tutulan rehinelerin ailelerine ise “Sevdikleriniz her zaman gözlerimizin önünde duruyor. Kalbim parçalandı ve onların serbest bırakılması için çalışmayı bir an bile bırakmıyoruz. Serbest bırakılmaları için askeri baskının devam etmesi gerekli bir koşuldur” dedi.

Netanyahu'nun açıklamaları, Ortadoğu'da güvenliğin bozulmasına neden olan savaşı durdurmak isteyen ABD yönetimiyle olan anlaşmazlıkların bir ifadesi şeklinde yorumlandı. Anlaşmazlığın, Blinken’in açıklamalarında İsrail liderinin dikkatini çok sayıda Filistinli sivilin ölümüne çekmesi, Refah'ın Mısır ile koordinasyon olmadan işgal edilmesini kabul etmediğini ve rehineler meselesine öncelik vermesi gerektiğini söylemesiyle ortaya çıkmıştı.

Netanyahu'yu anlaşmaya varmaya ikna etme konusunda Blinken'e çok güvenen rehinelerin aileleri ise hüsrana uğrayıp hayal kırıklığı yaşadılar ve rehinelerin geleceğine dair endişeleri yeniden arttı.

Ancak İsrail medyası perşembe günü, Netanyahu'nun Hamas hareketinin ateşkesi de içeren esir değişimi anlaşması önerisini ‘hayal ürünü, ‘akılsızca ve ilerlemeye izin vermeyen’ olarak nitelendirmesine rağmen ‘kapıyı tamamen kapatmadığını’, İsrail'in teklifi tamamen reddetmediğini ve esir değişimine ilişkin müzakereleri durduracağını açıkça söylemediğini belirtti. Haaretz gazetesine göre Netanyahu, ‘Filistinli katillerin özgürleştirilmesine karşı çıkma dışında görüşmelerin durdurulduğunu ya da İsrail'in müzakerelerden vazgeçtiğini duyurmadı.’

Walla internet sitesi, ‘sert tutuma rağmen Netanyahu'nun açıklamalarının müzakereleri durdurmak değil, başlangıcı için bir hazırlık ​​gibi göründüğüne’ dikkat çekti.

İsrailli siyasi kaynaklar, Netanyahu'nun Hamas önerisine karşı açıklamalarının önümüzdeki gün ve haftalarda müzakerelerin sürdürülmesini ‘meşrulaştıracağı’ olarak değerlendirdiler. Kaynaklardan biri, "Hamas'ın teklifinin İsrail'in kabul edemeyeceği bir teklif olduğu açık, ancak Hamas hareketinin şu an ki müzakereleri, belki daha sonra ciddi müzakereleri de yürütmeye hazır olduğunu gösteriyor" dedi. Bir başka kaynak, Netanyahu'nun Hamas'ın önerisine karşı açıklama yapmasının ve hareketin serbest bırakılmasını talep ettiği mahkumların sayısının, özellikle de Netanyahu'nun İsrail ordusunun Refah ve diğer iki mülteci kampına girmesi yönündeki açıklamalarının, Hamas üzerindeki baskıyı artıracağını ve ‘pozisyonunu yumuşatacağını’ ifade etti.

Walla internet sitesine göre ABD yönetimi, İsrail, Mısır ve Katar'a esir-tutuklu takası anlaşmasına varılması için baskı uygulamaya devam etmeyi planlıyor ve yönetim, Gazze'de belirli bir ateşkese ulaşmanın tek yolunun bu olduğunun bilincinde. Çünkü savaş ne kadar uzarsa Biden'ın seçim kampanyasındaki zorlukları da o kadar artacak. Beyaz Saray'dakiler de ateşkes olmadan Biden'ın savaş sonrası Gazze Şeridi'nde ‘ertesi gün’ planının gerçekleşmesinin mümkün olmadığının farkındalar. Dolayısıyla bu aşamada çatışmalara müdahil olmamayı ve müzakereleri ilerletmek için çalışmayı tercih ediyorlar. Böylece her bir taraf, Washington'un teşebbüsü veya müdahalesi olmadan kendi iç muhalefetiyle karşı karşıya gelebilir.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe