Türkiye 3 özel talepte bulundu: Ankara-Bağdat-Erbil hattındaki yoğun hareketliliğin arkasında ne var?

Türkiye, terör örgütü PKK’ya odaklanırken Irak'ı ise su meselesi meşgul ediyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, salı günü Erbil'e yaptığı ziyarette Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile bir araya geldi. (Millî Savunma Bakanlığı)
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, salı günü Erbil'e yaptığı ziyarette Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile bir araya geldi. (Millî Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye 3 özel talepte bulundu: Ankara-Bağdat-Erbil hattındaki yoğun hareketliliğin arkasında ne var?

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, salı günü Erbil'e yaptığı ziyarette Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile bir araya geldi. (Millî Savunma Bakanlığı)
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, salı günü Erbil'e yaptığı ziyarette Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ile bir araya geldi. (Millî Savunma Bakanlığı)

Ankara-Bağdat-Erbil hattında son aylarda, özellikle PKK'nın faaliyetleriyle mücadele edilmesi, örgüte desteğin kesilmesi ve Irak'ın Türkiye ve Suriye ile olan sınırlarının kontrol altına alınmasına yönelik tedbirlerin uygulamaya konulması üzerinde yoğunlaşan bir hareketlilik yaşandı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Metin Gürak ile birlikte salı ve çarşamba günü Bağdat ve Erbil'i ziyaret etti.

Şarku'l Avsat'a konuşan Türk kaynaklar, son gelişmelerin Bağdat ve Erbil'e PKK tehdidini ortadan kaldırma ısrarı konusunda açık bir mesaj vermeyi amaçladığını ifade ederken, Ankara’nın PKK’nın sadece Türkiye için değil, Irak için de tehdit oluşturduğunu söylediğini aktardı. Kaynaklara göre Ankara bu tehdidin ortadan kaldırılması için Irak’a destek vermeye hazır.

m6um
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i kabul etti. (Irak Başbakanlık Ofisi)

Kaynaklar, Güler'in Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid, Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) yetkililerle yaptığı görüşmede, merkezi hükümetin kendi yetki alanları üzerinde kontrol kurması için 3 özel talepte bulunduğunu söyledi. Kaynakların söylediğine göre bu üç talep şunlar: Irak-Suriye sınır bölgelerine denetim getirilmesi, PKK’nın faaliyetlerinin durdurulması ve özellikle Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) onlara sağladığı desteğin engellenmesi için somut adımlar atılması.

Diplomatik ve güvenlik toplantıları, iki ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile istihbarat teşkilatları başkanlarının 19 Aralık'ta Ankara'da yaptığı toplantıyla başladı. Bunu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın 23 ve 28 Ocak'ta Bağdat ve Erbil'i ziyareti, ardından salı ve çarşamba günü Milli Savunma Bakanı'nın Genelkurmay Başkanı'yla birlikte aynı kentleri ziyareti izledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ankara bu görüşmelerde, Bağdat hükümeti ve Erbil yönetiminden ‘teröre karşı daha somut iş birliği istediğini’ vurguladı. Bunun gerçekleşmemesi halinde Süleymaniye'ye karşı daha fazla önlem almak zorunda kalabileceği konusunda uyardı.

Ankara son dönemde Bağdat ve Erbil'le iş birliğinden duyduğu memnuniyeti ve PKK’nın Irak için de tehdit oluşturduğu gerçeğini anladıklarını ifade etti. Ancak KYB'nin PKK'ya destek sağladığı yönündeki iddialar nedeniyle Süleymaniye şehrinin bir ‘gerilim yatağı’ olduğuna inanıyor.

h8oç
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Erbil'de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile görüştü. (Millî Savunma Bakanlığı)

PKK'nın, Ankara toplantısından sadece 4 gün sonra Kuzey Irak'ta düzenlenen Pençe-Kilit operasyonuna katılan Türk kuvvetlerine yönelik saldırısı, 9 askerin şehit olmasına yol açtı. Ardından 23 Ocak'ta 12 Türk askerinin şehit edildiği ikinci saldırı Ankara'nın sesini yükseltmesine neden oldu.

Süleymaniye krizi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güler'in Bağdat ve Erbil ziyaretinden birkaç gün önce geçen hafta Süleymaniye'ye yönelik yeni tedbirler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

Fidan daha önce “Bölücü terör örgütü PKK, Irak'taki siyasi nüfuzunu artırmaya çalışıyor. PKK bağlantılı bazı siyasi oluşumların Irak parlamentolarında farklı isimler altında seçimlere girmeye çalıştığını görüyoruz. PKK, Irak'taki nüfuzunu artırmayı amaçlıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Fidan, 4 Şubat'ta yaptığı açıklamalarda PKK ile iş birliği nedeniyle KYB'nin Türkiye'nin ‘düşmanı’ olduğunu ve bu konunun artık resmi politika haline geldiğini ifade etmişti.

Fidan ayrıca “Terörle mücadelede Erbil'le tam bir iş birliğimiz var. Özellikle PKK konusunda hassasiyetlerimizi paylaşıyorlar. Onlarla iş birliği anlamında ilişkilerimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Bunu söylemekte bir sakınca görmüyorum” dedi.

Ankara'da yapılan değerlendirmeler, PKK'nın Irak ve Suriye'de süregelen siyasi ve askeri güç boşluğundan ve siyasi bölünmüşlükten yararlanmaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle Irak'ta 1990'lı yıllardan itibaren devlet otoritesinin zayıflaması, PKK'nın faaliyetinin artmasındaki en önemli faktör.

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar'a göre, PKK'nın Irak'ın Kandil ve Metina gibi dağlık bölgelerinin yanı sıra Sincar, Mahmur, Süleymaniye ve Kerkük'te artan nüfuzu da Ankara'nın endişe duyduğu gelişmeler arasında yer alıyor.

Ankara'nın fark ettiği bir diğer gelişme ise PKK'nın kontrol ettiği bölgelerde yayılma stratejisi izlemesi ve böylece Sincar gibi Suriye-Irak sınırındaki önemli bir geçiş bölgesinde varlığını pekiştirmesidir.

swdevrbt5ny
Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid salı günü Bağdat'a yaptığı ziyarette Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i kabul etti. (Millî Savunma Bakanlığı)

Gözlemciler, bu faktörlere rağmen Bağdat'ın Türkiye ile ilişkilerde Dicle ve Fırat nehirlerinden kaynaklanan su sorununu öncelikli görmesinin, PKK ile mücadelede iş birliğine ilişkin adımlar atılmasını engelleyen bir diğer faktör olduğunu söylüyor.

Bu nedenle gözlemciler, Ankara'nın 19 Aralık'ta yaptığı toplantının gündemine su konusunu da aldığını ve sorunun çözümüne yönelik mevcut mekanizmaların çalışmaya devam edeceğinin teyit edildiğini belirtti.

Zorunlu iş birliği

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Bağdat'ta Güler'le yaptığı görüşmede, ‘güvenlik dosyasının tüm dosyalar üzerinde baskı oluşturan ana dosya olduğunu’ ifade etti. Medya ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre, ‘terörist unsurları takip etmek için güvenlik ve istihbarat iş birliği ve bilgi alışverişi yoluyla bu dosyayı sonlandırmaya yönelik gerçek bir irade’ olduğuna dikkati çekti.

Ağar, Türkiye ile Irak arasında PKK'ya karşı ortak operasyon ihtimalinin devam ettiğine ve Türkiye'nin bu konuda Irak'a büyük yardım sağlamaya hazır olduğuna inanıyor.

MİT’in operasyonları devam ediyor

Öte yandan MİT dün (Perşembe) aranan teröristler listesinde kırmızı kategoride yer alan ve İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan terör örgütü PKK’nın konsey üyesi ‘Şivan Gever’ kod adlı terörist Yunus Demir'in öldürüldüğünü açıkladı.

Güvenlik kaynakları, PKK yönetiminin Demir'i Pençe-Kilit operasyonuna katılan Türk güçlerini hedef almak üzere özel olarak görevlendirdiğini ve bölgedeki güçlere saldırı düzenlemek isteyen bir terör grubuna eğitim verdiğini söyledi.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.