Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Yeni Delhi'nin projeleri ülke ekonomisine hizmet ediyor ancak Pekin'in etkisini azaltmayı başaramıyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
TT

Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)

Güney Asya ile ilgili araştırma merkezlerinin yayınladığı raporlar, Hindistan'ın komşu ülkelerinin çoğunun, yıllardır Hint etkisi altında olmalarına rağmen yaşam koşullarını iyileştirmek için Çin ile işbirliği yapmak üzere sabırsızlandıklarını gösteriyor.

Batılı ülkeler de Çin'i ekonomik olarak zayıflatmak ve Hindistan'ı Güney Asya'da göze çarpan güç olarak öne çıkarmak için bölgedeki Hindistan nüfuzunu kullanmaya çalışıyor. Ancak bu girişimler, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki proje ağı aracılığıyla Çin'in bölgedeki çeşitli ülkelerdeki yaygın varlığı karşısında çaresiz görünüyor.

Çin ile ekonomik işbirliği yapan bu ülkeler arasında Maldivler, Sri Lanka, Bangladeş ve Myanmar yer alıyor. Maldivler Devlet Başkanı Muhammed Muizzu'nun aldığı son kararlar, küçük ülkelerle bölgedeki iki büyük komşusu arasındaki ilişkilerin niteliğindeki değişime güzel bir örnek teşkil ediyor. Muhammed Muizzu, seçim kampanyası sırasında “Hindistan'ı terk et” sloganını ortaya attı ve başkanlığı devraldıktan sonra Çin'i ziyaret edip 10'dan fazla anlaşma imzaladı. Ayrıca Hindistan'a 50 Hint askerini ve iki helikopteri Maldivler'den tahliye etmesi için 15 Mart'a kadar süre verdi.

Çin, Maldivlerin çağrısına yanıt verdi ve bu ülkeye askeri destek ve Maldivler deniz sınırları içindeki kuvvetlerinin varlığını güçlendirme sözü verdi. Bu gelişmeyi, Çin tarafından Hindistan'ın karadan ve denizden kuşatılması girişimi olarak gören Hindistan'daki askeri uzmanlar endişelerini ifade ettiler.

Myanmar ve Nepal

Hindistan ile Myanmar arasındaki ilişkiler ilk bakışta iyi görünüyor, ancak çeşitli düzeylerde gerginliklerden de yoksun değiller. Geçtiğimiz ocak ayında Myanmar'ın Hindistan topraklarına füze atmasıyla iki ülke arasında gerilime tanık olundu.

Hindistan medyası, Myanmar'daki askeri hükümetin kendi sınırları içindeki demokrasi yanlısı çetelere yönelik olduğunu söylediği bombardıman olayını görmezden geldi.

Öte yandan Hindistan Halk Partisi (Bharatiya Janata Partisi-BJP) hükümetindeki Hintli yetkililer sınır kontrollerini sıkılaştırarak Rohingya Müslümanlarının geçişini engelledi. Ayrıca çok sayıda kişiyi sınır dışı etti. Ancak gözlemciler sınırın hâlâ silah, uyuşturucu ve terörist kaçakçılığı için kullanıldığını söylüyor.

FOTO: Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)
Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)

Myanmar'daki askeri hükümetin Hindistan vatandaşlarına karşı uyguladığı hak ihlalleri konusundaki Hint sessizliğinin gölgesinde, Myanmar son zamanlarda Çin ile ilişkilerini geliştirdi. Bu durum Hindistan'ın öfkesini artırdı.

Hindistan, dini ve kültürel yakınlık nedeniyle 400 kilometrelik bir sınırı paylaştığı Nepal üzerinde büyük nüfuza sahip. 

Nepal muhalefeti, Hindistan sınırına yol inşa etmesi nedeniyle Hindistan yanlısı Nepal hükümetine karşı gösteriler düzenledi. Bu durum Hindistan'ın Nepal büyükelçisini geri çağırmasına yol açtı. Ardından Hindistan hükümeti Nepal'in talebini kabul etti ve sınır yolunun inşası projesine katıldı.

Çin etkisi

Bangladeş, bölgede güçlü ekonomisiyle önemli bir ülke olarak kabul ediliyor ve bölge ülkeleri üzerindeki ekonomik nüfuzunu genişletmek için dış politikasında Dakka'yı öncelik haline getiren Hindistan ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip.

Hindistan, dördüncü kez göreve gelen Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid'i ilk tebrik eden ülke oldu ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hindistan ve Bangladeş, dört ortak nehrin varlığı ve 4 bin kilometrelik sınır nedeniyle birbirlerine bağımlı durumda ve iki ülke, iki yıl önce sınırdaki nehir sularının paylaşımına ilişkin büyük bir anlaşma imzaladı.

Rohingya Müslümanları meselesi, iki ülke arasındaki anlaşmazlık konusu, Hasina Vecid bu meseleyi Hindistan'ın arabuluculuğuyla insani temelde çözmek istiyor. Ancak Yeni Delhi hükümeti bu konuda ciddi adımlar atmadı. Rohingyalı göçmenlerin ülkelerinde kısıtlamalarla karşılaşınca Bangladeş sınırına yöneldiklerini belirtmekte fayda var.

Ayrıca Bangladeş, Hindistan'daki aşırı Hinduların Müslümanlara yönelik bazı davranışlarına karşı şiddetli gösterilere tanık olmuş ve iktidar partisi bu konuda Hindistan'a karşı sert ifadeler kullanmak zorunda kalmıştı.

Öte yandan Bangladeş'in Kuşak ve Yol projesinde önemli bir oyuncu olarak ortaya çıkmasıyla Hindistan'a bağımlılığı azaldı ve Çin, son iki yılda Bangladeş'te 12 ana yol, 21 köprü ve 27 elektrik santralinin inşaatını tamamladı. Batı'yı Hindistan'dan daha çok endişelendiren şey budur. ABD'nin Bangladeş’teki son seçimler ve ülkedeki insan hakları durumuna dair endişeleri de bu durumu açıklayabilir.

Benzer şekilde Çin, Sri Lanka'da çeşitli kalkınma projeleri üzerinde çalışıyor ve nüfuzunu, kredi ve askeri destek verme yoluyla genişletiyor.

Hindistan ile Çin arasında bir karşılaştırma yapan Sri Lankalı gazeteci Anjana Sarvadhan, Hindistan'ın ister Tamil isyancılarına yardım ederek ister seçimlerde Hint yanlısı partileri destekleyerek her zaman Sri Lanka'nın iç işlerine müdahale ettiğini söylüyor. Sarvadhan, “Ancak Çin, ülkemiz ekonomisinin yeniden canlandırılmasında bize çok yardımcı oldu ve iç işlerine karışmaktan kaçındı.” değerlendirmesinde bulundu.

Tam sakinlik

Hindistan'ın komşularıyla ilişkisinde ilginç olan şey tam bir sakinliktir. Bu sakinlik Hindistan'ın tarihsel olarak bölgedeki ilk rakibi kabul edilen Pakistan'la ilişkileri gölgeliyor. İki ülke iş birliği girişimleri yürütüyor.

Birkaç gün önce Hindistan bir dizi Pakistan vatandaşını Somalili korsanlardan kurtarırken, Pakistan daha önce Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Hintli öğrencilerin tahliyesine yardım etmişti.

Hindistan-Pakistan sınırında sağlanan ateşkes nedeniyle son üç yılda iki taraf arasındaki sınır gerilimi azaldı.

Pakistan bazen Belucistan'daki isyanların arkasında olmakla ve onlara silah sağlamakla suçlanıyor. Bazı Hindistan hükümet yetkilileri Keşmir'in Pakistan tarafından yönetilen kısmının kontrol edilmesi taleplerini yineliyor, ancak iki ülke esas olarak kendi iç çatışmalarına odaklanmış görünüyor.

Hindistan dünya ülkeleri arasında

Son zamanlarda Delhi'de yapılan G20 zirvesi, Hindistan'ın bölgedeki önemli bir oyuncu olmasının yanı sıra küresel konumunu da güçlendirdi, ancak son dönemde rakiplerini yabancı topraklarda tasfiye etme suçlamaları zirvenin yarattığı olumlu izlenimi zedeledi.

Öte yandan Hindistan'daki muhalefet liderleri, Başbakan Modi'nin Hindistan'ın dünyada önemli bir güç olduğunu söylemesine rağmen, Çin'in Ladakh'ta 2 bin kilometreden fazla Hindistan toprağını işgal etmesi konusunda neden sessiz kaldığını merak ediyor.

İktidardaki Hindistan Halk Partisi’ne (Bharatiya Janata Partisi-BJP) göre Hindistan'ın bağımsız dış politikası sadece dünyada bir prestij kaynağı olmakla kalmadı, ekonomisi uluslararası alanda beşinci büyük ekonomi haline geldi ve aralarında Boeing ve Apple'ın da bulunduğu büyük şirketler Hindistan'da fabrikalar kurdu.

Buna rağmen bazı çalışma merkezleri, büyüyen Çin ticareti, inşaat projeleri ve otoyollar nedeniyle bölgedeki çoğu ülkenin Çin'e yöneldiğini düşünüyor. Hindistan'ın ekonomik projeleri yerel ekonomisini geliştiriyor gibi görünüyor ancak Çin'in bölge ülkeleri üzerindeki etkisini azaltamıyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Urdu’dan alınmıştır.



BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.

Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.

Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.

Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.

Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.

“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor

Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.

Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.

İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.

Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.

BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.

Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.


Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.