Yaklaşan Refah saldırısı ABD’yi Ortadoğu’da daha da zayıflatacak

Biden ve Kral Abdullah, Refah’taki sivilleri ve iki devletli çözüm ufkunu koruma konusunda anlaştı.

ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi akşamı Beyaz Saray’daki görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kral Abdullah ile el sıkıştı (EPA)
ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi akşamı Beyaz Saray’daki görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kral Abdullah ile el sıkıştı (EPA)
TT

Yaklaşan Refah saldırısı ABD’yi Ortadoğu’da daha da zayıflatacak

ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi akşamı Beyaz Saray’daki görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kral Abdullah ile el sıkıştı (EPA)
ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi akşamı Beyaz Saray’daki görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kral Abdullah ile el sıkıştı (EPA)

ABD’deki Ortadoğu uzmanları, ABD’nin İsrail’in yaklaşan Refah işgalinde sivilleri koruyamaması halinde bu durumun sonuçlarına karşı uyarıyor.

Kaynaklar, “İddia, Biden yönetimini, Refah’ta Filistinlilerin başına gelebilecek katliamlar ve insani felaketler konusunda ABD’nin güvenilirliği ve itibarı ile hukuki ve ahlaki sorumluluklarıyla ilgili zorluklarla karşı karşıya bırakıyor” dedi.

ABD yönetimi ise İsrail’in Refah kentine yönelik bir operasyon tehlikesine ilişkin kamuoyuna uyarıda bulundu. Ancak sonuç olarak İsrail’e, ‘Filistinlileri korumaya yönelik net planlar olmadan hiçbir operasyonun gerçekleştirilmemesi koşuluyla’ saldırı gerçekleştirmesine yeşil ışık yaktı.

Refah’ta bir insani felaketin yaşanabileceğine dair BM ve uluslararası kurumlardan uyarılar yapılmaya ise devam ediliyor. Ayrıca Netanyahu’nun Başkan Biden’a Refah’taki 1 milyondan fazla sivili tahliye etme ve koruma planları olduğuna verdiği söz de kuşkuyla karşılanıyor. Bazı taraflar, bu iddiaları da içeriklerini de ‘gerçek dışı’ olarak nitelendirdi.

Biden-Kral 2. Abdullah görüşmesi

Biden, pazartesi (12 Şubat) akşamı Ürdün Kralı 2. Abdullah’la birlikte Beyaz Saray’da gazetecilere konuştu. Sivillerin güvenliğini sağlamaya yönelik güvenilir bir plan olmadan Refah’ta askeri operasyon başlatılmaması gerektiğini vurgulayan Biden, Ürdün Kralıyla İsrail ile Hamas arasında yeni bir müzakere kanalını görüştüklerini belirtti. Biden’a göre bu yeni durum daha sürdürülebilir bir müzakere yolu açacak ve 6 haftalık bir ateşkes sağlayacak. Ayrıca Biden Kral 2. Abdullah ile rehine takasına ilişkin de ABD’nin teklifini istişare etti. ABD Başkanı, bu konuyu ileriye taşımak için Netanyahu ve Mısır ve Katar liderleriyle görüştüğünü belirtti.

Biden, İsrail- Filistin çatışmasına ‘iki devletli çözüm’ umudunu dile getirirken, Kral 2. Abdullah ile Filistin Yönetimi’nin reformunu ve barışı kabul eden, Hamas ve İslami Cihad gibi terörist grupları barındırmayan yeni bir devlet inşa edilmesi konularını görüştüğünü söyledi. Ayrıca taraflar Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini engelleme ve daha fazla insani yardım sağlanmasının önemi konusunda anlaştılar.

Ürdün’ün endişesi

Öte yandan Kral Abdullah, Filistinlilerin içinde bulunduğu kötü durumla ilgili olarak, “Kayıtsız kalarak bunun devam etmesine izin veremeyiz. Kalıcı bir ateşkese ihtiyacımız var ve bu savaş sona ermeli” dedi. Ayrıca Filistinlilerin Gazze ve Batı Şeria sınırları dışına sürülmesi yönündeki potansiyel tehdidin ‘büyük endişeyle yaklaştıkları ve tolere edilemeyecek bir şey’ olduğunu vurguladı.

Ürdün Kralı, radikal Siyonist yerleşimcilerin Batı Şeria’ya ve Doğu Kudüs’teki kutsal mekanlara saldırılarını ve yasadışı yerleşim birimlerinin genişlemesini de eleştirirken, bunun tüm bölgede kaosa yol açacağı uyarısında bulundu.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yerinden edilmiş insanlar için kurulan çadırın yakınında oturmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yerinden edilmiş insanlar için kurulan çadırın yakınında oturmuş Filistinli bir çocuk (AFP)

Ürdün Kralı, “70 yıldır süren işgal, katliam ve yıkımın, siyasi ufuk olmadan barışın olamayacağı konusunda şüpheye yer bırakmadığını, askeri ve güvenlik çözümlerinin etkisiz olduğunu” vurguladı. Kral 2. Abdullah “İki devletli çözüme, başkenti Doğu Kudüs olan, İsrail ile yan yana barış ve güvenlik içerisinde yaşayan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına dayalı, adil ve kapsamlı bir barışa yol açacak siyasi bir ufuk yaratmaya bir an önce başlanması gerektiğine” dikkati çekti.

Kral 2. Abdullah, bazı ABD senatörlerine Gazze’de ateşkes sağlanması için harekete geçmenin gerekli olduğunu söylerken, insani bir felakete yol açan savaşın sona erdirilmesi için bu bağlamda daha fazla uluslararası çaba sarf edilmesi çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Ürdün Haber Ajansı PETRA’dan aktardığı habere göre Kral Abdullah, Gazze’deki savaşın devam etmesinin barış sürecini canlandırma şansını baltaladığına inanıyor. Ayrıca Gazze Şeridi halkını içeride ve dışarıda yerinden edecek her türlü girişimi reddettiğini yineleyerek, Gazze halkının evlerine dönmesi gerektiğine dikkati çekti.

Başkan Biden, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns’ün ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki çalışmaları sırasında ve bölgedeki birçok ülkenin büyükelçisi olarak Ortadoğu bölgesine ilişkin bilgisine ve yeteneklerine güvenerek, Ortadoğu’da iyi bir atılım gerçekleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak ve bir anlaşmaya varmak için Kahire’de görüşmeler sürüyor.

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın eski Danışmanı ve Ortadoğu Barış Enstitüsü Araştırmacısı Gilad Shir, savaşı sonlandırıp barışı başlatacak somut bir planın hızlandırılması gerektiğini söyledi. Shir, “Çünkü binlerce kişinin yerinden edildiği ve hayatını kaybettiği mevcut kriz, güveni sarsıyor ve hem bölgenin hem de dünyanın eylemsizliğe tahammülü yok” dedi.

İsrail’in Refah’ı işgal etmesi ve bunun feci sonuçları, ABD’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerini tehdit ediyor, ABD’nin Ortadoğu politikalarını destekleyen ittifakları parçalıyor ve Beyaz Saray’ın daha fazla barış anlaşması imzalama ve İsrail’in bölgedeki varlığını kabul edilebilir kılma planlarını baltalıyor. Aksine ABD yönetimi, işler kontrolden çıkmadan onlarca yıl önce imzalanan normalleşme anlaşmalarını sürdürme konusunda zorluklarla karşılaşabilir.

Biden, Gazze’de kötüleşen insani krizin ortasında İsrail’e verdiği desteğin devam etmesi nedeniyle, içeride Demokrat Parti’nin ilerici üyelerinden sert tutumlarla karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda ABD Başkanı, gösterilerle ve Arap ve Müslüman toplumu arasındaki popülaritesinin azalmasıyla da karşı karşıya.

Uzmanlar, bir milyondan fazla Filistinlinin bulunduğu Refah’a yapılacak kara saldırısının, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlarının başlangıcından bu yana en önemli stratejik anı temsil ettiğini vurguluyorlar. Dolayısıyla uzmanlar, Refah’ta yaşanacaklara bağlı olarak Ortadoğu bölgesinin geleceğinin tehlikeye gireceğini dile getiriyor.

Salı günü Refah’ta yerinden edilmiş Filistinliler (AFP)
Salı günü Refah’ta yerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

Washington’daki liberal bir İsrail kuruluşu olan J Street’in başkanı Jeremy Ben-Ami, “Biden yönetimi, rehineleri iade etmenin ve daha fazla insanın acı çekmemesini sağlamanın en iyi yolu olarak diplomatik araçları sürdürmelidir” dedi.

Camp David dengeleri tehlikede

Mısır ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin askıya alınması ihtimali, Biden yönetimine ve onun mirasına güçlü bir darbe vuracak, Amerikan yönetiminin zayıf olduğunu ve onun yönetimi altında bölgenin kontrolden çıktığını gösterecek. Jimmy Carter’dan bu yana ABD başkanları, 1979’da ABD’nin aracılık ettiği Mısır ile İsrail arasındaki Camp David barış anlaşmasını Ortadoğu’da daha fazla istikrarın sağlanması için bir mihenk taşı olarak kullandılar.

ABD’nin Mısır’la ilişkisi her zaman stratejik bir ilişki olarak tanımlanıyor ve Mısır, ABD’nin önemli bir müttefiki. Uzun vadeli ilişkiler, siyasi ve askeri iş birliğine dayalı. Başkan Biden, ateşkes ve takas konusunda Kahire’nin Doha ile birlikte oynadığı arabuluculuk rolünü defalarca övdü. Mısır, Gazze’ye insani yardımın ulaşmasını kolaylaştırmak için yoğun çaba harcadı. Ayrıca Mısır’ın, Filistin davasını baltalamayı reddetme ve İsrail'in Filistinlileri yoğun askeri bombardıman altında zorla yerinden edilmek üzere Mısır topraklarına itme planlarını reddetme konusundaki tutumu açıktı.

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı James Zogby, “Mısır’ın, İsrail ile imzaladığı tarihi barış anlaşmasını yeniden düşündüğünü açıkça belirtmesi alışılmadık bir durum.  Bu durum, Mısır’ın büyük baskı altında olduğu anlamına geliyor” dedi.

ABD varlığına yönelik tehdit

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki operasyonları, ABD’nin Ortadoğu bölgesindeki tesislerine ve çıkarlarına yönelik yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldı. Saldırılardan biri Ürdün’de 3 askerinin ölümüne yol açarak, ABD’yi Irak ve Suriye’de misilleme saldırıları düzenlemeye sevk etti. Refah’ta bir insani felaketin yaşanması ve ABD İstihbarat Direktörü’nün Mısır, Katar ve İsrail’deki mevkidaşlarıyla ateşkes anlaşması yapılmasına yönelik çabalarının engellenmesinin, bölgedeki Amerikan varlığına yönelik güvenlik tehditlerinin artmasına yol açacağı yönünde korkular var.

New York City’deki Union Meydanı’nda İsrail’in Refah’a yönelik saldırısını durdurması çağrısı yapılan bir yürüyüş (AFP)
New York City’deki Union Meydanı’nda İsrail’in Refah’a yönelik saldırısını durdurması çağrısı yapılan bir yürüyüş (AFP)

Gözlemcilere göre bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik saldırılar ile İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları arasındaki bağlantı inkâr edilemez. Bu durum, Başkan Joe Biden’ı daha geniş bir savaşın çıkmasını engellemeye ve İsrail ile Hamas arasında ateşkes için güçlü bir şekilde baskı yapmaya sevk etmeli. Aksi takdirde bölgesel gerilimler kontrolden çıkmaya devam edecek.

Netanyahu Biden’ın zayıflığından faydalanıyor

Sızıntılar, Biden’ın İsrail Başbakanı'nın uzlaşmazlığına karşı duyduğu hayal kırıklığını ve öfkeyi ortaya koyuyor. Dolayısıyla ateşkesin sağlanamaması ve rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmaya varılamaması, Washington’un İsrail üzerindeki nüfuzunun erozyona uğraması ve Biden yönetiminin İsrail'in davranışlarında değişiklik yaratamaması konusunda çok kasvetli bir tablo çizecek.

Netanyahu, görevinin bir yıldan az süre sonra sona ereceğine inanılan bir ABD başkanına karşı çıkmanın ve ona meydan okumanın siyasi sonuçlarından kesinlikle endişe duymuyor. Bu nedenle Başkan Biden’ın, Gazze’de gerçek bir ateşkes sağlanmasında ABD’nin etkisiyle siyasi, stratejik ve ahlaki açıdan tutarlı bir rol oynamak için küçük bir fırsata sahip.



İBB Meclisi'ndeki koltuk sayıları belli oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İBB Meclisi'ndeki koltuk sayıları belli oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, yerel seçimlerin ardından tamamlanan itiraz süreci sonrası İBB Meclisi'nde partilerin koltuk sayılarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

İBB Meclisinde son dağılım şöyle gerçekleşti:

CHP : 185 + İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

AKP : 129

MHP : 2

Gökce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

İstanbul’un 39 ilçesinin 25’inde Başkan ve İlçe Meclisi çoğunluğu CHP de. Gaziosmanpaşa’da Belediye Başkanı CHP’li olmasına karşın meclis çoğunluğu ve büyükşehir meclisine gelecek kontenjan üyesi AKP’li. Bahçelievler’de ise Başkan AKP, meclis çoğunluğu ile İBB Meclisine gelen kontenjan birinci üye CHP’li oldu. 316 sandalyeli İBB Meclisi ilk toplantısını 15 Nisan, pazartesi yapacak.

Independent Türkçe


Belçika, Rusya'nın Avrupa Parlamentosu'na ‘müdahalesini’ soruşturuyor

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
TT

Belçika, Rusya'nın Avrupa Parlamentosu'na ‘müdahalesini’ soruşturuyor

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)
Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasının içindeki ana salon (Arşiv - Reuters)

Belçika Başbakanı Alexander De Croo bugün (cuma) yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerinin Kremlin yanlısı propaganda yapmak üzere aldıklarından şüphelenilen fonların ortaya çıkmasının ardından, Belçikalı savcıların Rusya'nın AP'ye ‘müdahalesi’ konusunda soruşturma başlattığını duyurdu.

De Croo, “Adli makamlarımız söz konusu müdahalenin soruşturulduğunu doğruladı. Nakit ödemeler Belçika'da yapılmadı, ancak müdahale Belçika'da yapıldı. Avrupa Birliği (AB) kurumlarının merkezi olarak Belçika, her vatandaşın özgür ve güvenli seçim hakkını koruma sorumluluğuna sahiptir” ifadelerini kullandı.


4 soruda dünyanın en büyük genel seçimleri: Hindistan'da neler yaşanacak?

Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
TT

4 soruda dünyanın en büyük genel seçimleri: Hindistan'da neler yaşanacak?

Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)
Uzmanlara göre Modi, yüksek ihtimalle iktidarını üçüncü kez korumayı başaracak (Reuters)

Dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan'da seçim maratonu 19 Nisan'da başlayacak.

1,4 milyar kişinin yaşadığı ülkede, bu yılki seçimlerde 969 milyon kişi oy kullanacak. Analizlere göre Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin seçimi kazanması öngörülürken, muhalefet özellikle istihdam sorunları üzerinden iktidara yükleniyor.

1) Kimler yarışacak?

Radikal sağcı Hindistan Halk Partisi'nden (BJP) Modi, seçimlerde iktidarını üçüncü kez korumak istiyor. 

BJP'nin liderliğindeki ittifakta 40 parti bulunuyor. Bloğun rakibiyse ana muhalefet partisi Hindistan Ulusal Kongresi (INC) liderliğinde toplanan Hindistan Ulusal Kalkınma Kapsayıcı İttifakı (INDIA).

Muhalif blok, 73 yaşındaki Modi karşısına INC Genel Başkanı Mallikarjun Kharge'yi çıkardı. 81 yaşındaki Kharge'nin yanı sıra eski Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi'nin çocukları Rahul Gandi ve Priyanka Gandi de blokta yer alıyor. 

BJP karşıtı ittifakta, Delhi eyaletini yöneten Aam Aadmi Partisi (AAP) de dahil 41 farklı parti var. 

AAP'li Delhi Eyalet Başkanı Arvind Kejriwal'in 21 Mart'ta gözaltına alınması da muhalefetten tepki topladı. Kejriwal, Delhi'deki alkol satış ruhsatları üzerinden usulsüzlük yapmakla suçlanıyor. 

INC ve AAP'den yapılan açıklamalarda, seçim kampanyası yürütülen bir dönemde gelen gözaltıyla Modi'nin muhalefeti zayıflatmaya çalıştığı öne sürüyor. BJP ise iddiaları reddediyor.

2) Seçimde öne çıkan konular neler?

Modi, son dönemde ABD'yle gelişen ilişkilere işaret ederek ülkenin kalkınması üzerinden bir kampanya yürütüyor.

Apple ve Dell gibi Amerikalı teknoloji devleri, son dönemde ülkede yeni fabrikalar açtı.

Hindistan lideri ayrıca 800 milyon yoksul aileye ücretsiz bakliyat yardımının yanı sıra dar gelirli ailelerdeki kadınlara aylık 1250 Hint Rupisi (yaklaşık 485 TL) maddi destek de sağlıyor.

Buna karşı muhalefet bloğu, bu yatırımların istihdam rakamlarına yansımadığını savunarak özellikle gençler arasında işsizliğin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Cenevre merkezli Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre Hindistan'da üniversite mezunu gençlerin neredeyse yüzde 30'u işsiz. Ülke nüfusunun yarısından çoğu 30 yaş altındaki kişilerden oluşuyor.

Dünya Bankası'nın bu ay yayımladığı raporda, diğer Güney Asya ülkeleri gibi Hindistan'da da "istihdamın, çalışma çağındaki nüfus artışının gerisinde kaldığı" belirtilmişti.

Hindistan'da özel sektörde iş bulamayan gençler, devlet kurumlarında işe girebilmek için kıyasıya mücadele ediyor. 

Mumbai'deki Tata Sosyal Bilimler Enstitüsü'ndeki ekonomist R. Ramakumar, şu yorumu yaptı: 

İstihdam, potansiyel işgücünün demografik açıdan genişlemesine yetişemiyor. Kamudaki az sayıda pozisyona birçok başvuru gelmesinin sebeplerinden biri de bu.

INC, iktidara gelmesi durumunda memuriyette 3 milyon kişilik ek istihdam oluşturulacağını ve kadınlara verilen desteğin artırılacağını vaat ediyor.  

Memuriyet sınavına 5 kez girdiğini ve başarılı olamadığını söyleyen 34 yaşındaki Ganesh Gore, "Hiçbir siyasetçi ya da parti bize yardım edemez. Onlar para yemekle uğraşıyor" dedi.

3) Seçim sistemi nasıl işliyor?

İktidardaki BJP partisi, Hindistan Parlementosu'nun alt kanadı Lok Sabha'da çoğunluğu korumayı hedefliyor. 

Lok Sabha, ülkenin başbakanını belirliyor. Daha sonra başbakan da birlikte çalışacağı bakanları seçiyor. 

543 sandalyeli Lok Sabha'da çoğunluğu sağlamak isteyen partinin 272 koltuk kazanması gerekli. 

2019'daki seçimlerde BJP, mecliste 296 koltuk alırken, liderliğini yaptığı radikal sağcı ittifak toplamda 346 sandalyeye sahip. INC ise seçimlerde 50 sandalyede kaldı. Muhalif bloğun toplam koltuk sayısıysa 116. Geri kalan 50 kişi bağımsız milletvekillerinden oluşurken, 13 sandalye boşta. 
 

Seçimlerde halk farklı bölgelerde ve farklı tarihlerde sandık başına gidecek. 19 Nisan, 26 Nisan, 7 Mayıs, 13 Mayıs, 20 Mayıs, 25 Mayıs ve son olarak 1 Haziran'da oy kullanılacak. Sonuçlar 4 Haziran'da açıklanacak. 

Seçim kanunlarına göre her yerleşim yerine en az 2 kilometre mesafede bir oy kullanma merkezi kurulması gerekiyor. 2019'daki seçimlerde en az 1 milyon merkez kuruldu ve buralara yaklaşık 1,7 milyon elektronik oy kullanma cihazı yerleştirildi. 

Buna ek olarak seçim güvenliğinin sağlanması da sürecin uzamasına neden olan unsurlar arasında. Seçimlerin farklı tarihlerde yapılması, güvenlik görevlilerinin de değişik bölgelerde konuşlandırılabilmesini sağlıyor.

4) Nasıl bir tablo bekleniyor?

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg'ün analizinde, Modi'nin fazla zorlanmadan üçüncü kez seçimlerde galip gelebileceği savunuldu. Haberde özellikle teknoloji firmalarından gelen yatırımları öne çıkararak Modi'nin elini güçlendirdiği yazıldı.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Modi'nin Hindu milliyetçisi politikalarıyla muhalefet üzerindeki baskıyı artırdığına işaret edildi. 

Haberde, Uttar Pradeş eyaletinin Ayodhya şehrinde, eskiden tarihi bir caminin yer aldığı arazide inşa edilen tapınağın ocaktaki açılışı da hatırlatıldı. Analizde, Modi iktidarı altında dini bölünmelerin giderek artabileceği savunuldu.

Fransız haber ajansı AFP ise işsizlik sorununun Modi ve BJP'yi iktidardan indirebilecek bir harekete dönüşüp dönüşemeyeceğinin belli olmadığını yazdı.

BK'nin kamu yayımcısı BBC, "Modi üst üste üçüncü dönemi kazanmayı umuyor fakat muhalefet, iktidarda kalması halinde halkın birçok özgürlüğü kaybedebileceğini söylüyor" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe, BBC, AFP, Reuters, Bloomberg, Times of India, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, India Economic Times, The Hindu


‘Çaresizliğin işareti’... İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak için artık yüzme şartı aranmayacak

Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
TT

‘Çaresizliğin işareti’... İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak için artık yüzme şartı aranmayacak

Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)
Artık İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin 30 dakikalık yüzme testini geçmeleri gerekmeyecek. (Reuters)

İngiliz Kraliyet Donanması'na katılmak isteyenlerin artık yüzebildiklerini kanıtlamaları gerekmeyecek.

Şarku’l Avsat’ın The Telegraph'tan aktardığı habere göre bundan sonra donanmaya katılmak isteyenler, işe alım sürecini hızlandırmak amacıyla kayıttan önce 30 dakikalık bir yüzme testinden geçmek zorunda kalmayacak.

Sky News'e konuşan bir kaynak, bu hamlenin silahlı kuvvetlerin askere alma krizinin ortasında ‘gerçek bir çaresizlik işareti’ olduğunu söyledi.

Bir Kraliyet Donanması sözcüsü standartların düşürülmediğini, tüm acemi askerlerin eğitimleri sırasında halen bir yüzme testinden geçmek zorunda olduklarını ve gereken yetenek seviyesinin değişmediğini vurguladı.

Ancak donanmaya katılmadan önce başvuran adaylar için yüzme testini kaldırıldı. Eğer bir acemi Kraliyet Donanması yüzme sınavını geçemezse, ders alırken temel eğitimin ilk aşamasında kalır.

Testi geçemeyenler için Donanma 20 saatlik ders ücreti ödüyor ve bu dersleri acemi erler eğitim sırasında kendi zamanlarında alıyor.

Bu, yüzme bilmeyenlerin ve zayıf yüzücülerin artık kayıttan önce ders almalarına gerek kalmayacağı anlamına geliyor, ki bu da potansiyel askerlerin donanmaya katılmasını engelleyebiliyordu.

Sky News'e konuşan kaynak, “İşe alım sayılarını en üst düzeye çıkarma arzusunun bir işareti olarak, yüzme yeteneği artık Kraliyet Donanmasına katılmak için bir ön koşul olmayacak. Acaba acemiler için en iyisinin ne olduğunu gerçekten düşünüyorlar mı? Yüzme bilmeyen acemilerin ek eğitime ihtiyacı olacak. Dolayısıyla eğitim süreleri ve günleri daha uzun olacak” ifadelerini kullandı.

Bu yılın başlarında The Telegraph, Kraliyet Donanması'nın çok az sayıda denizciye sahip olduğunu ve yeni fırkateyn sınıfını işletmek için iki savaş gemisini hizmet dışı bırakmak zorunda kaldığı ortaya çıkarmıştı.

Geçen yılın Mart ayına kadar olan 12 aylık dönemde İngiltere Savunma Bakanlığı rakamları, donanmanın işe alım açısından üç silahlı kuvvet arasında en kötü performansı gösterdiğini ortaya koydu.

Sky News, söz konusu değişiklik sonucunda donanmanın daha fazla yüzme eğitmeni bulması gerekebileceğini bildirdi.

Bir Kraliyet Donanması sözcüsü, “İngiliz Kraliyet Donanması ve Kraliyet Deniz Piyadeleri için tüm adayların eğitimin ilk aşamasını geçmeden önce bir yüzme testinden geçmeleri gerekmektedir ve gerekli yüzme becerisi seviyesi değişmemiştir. İşe alım mutlak bir önceliktir. Bu nedenle süreci hızlandırmak için bir dizi önlem alıyoruz” ifadelerini kullandı.


Bayram tatilinin 6 gününde trafik kazalarında 48 kişi yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bayram tatilinin 6 gününde trafik kazalarında 48 kişi yaşamını yitirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bayram tatilinin geride kalan 6 gününde meydana gelen 3 bin 706 trafik kazasında, 48 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 bin 184 kişinin yaralandığını bildirdi.

Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bayram tatili için şehir dışına çıkan vatandaşların dönüş yolculuklarının başladığını ve bu nedenle trafik yoğunluğunun arttığını belirtti.

Bayram tatilinde de trafik polisinin ve jandarmanın denetimlerini 24 saat esasına göre sürdürdüğünü vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Bayram tatilinin 6. gününde 635 trafik kazası meydana geldi. 391 bin 472 araç denetlendi. 23 bin 813 araca hız ve radar işlemi, 23 bin 886 araca ise diğer işlemler yapıldı. Bayram tatilinin 6 gününde toplam 3 bin 706 trafik kazası meydana geldi. 48 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. 6 bin 184 vatandaşımız ise yaralandı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum."

Bakan Yerlikaya, sürücü ve yolculara şu uyarılarda bulundu:

"Lütfen aşırı hız yapmayalım. Araçlarımızda da otobüslerde de emniyet kemeri takmayı ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uyalım. Aklımızdan çıkarmayalım, hayatla yarışılmaz. Yolculuklar sizleri sevdiklerinize kavuşturmak için vardır, ayırmak için değil."


ABD: Gerginliği artırmak İran'ın da çıkarına değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD: Gerginliği artırmak İran'ın da çıkarına değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

 ABD, İran'ın İsrail'e yönelik tehditleri karşısında İsrail'e tam destek verdiklerini belirterek, "Gerginliği artırmak İran'ın da bölgenin de dünyanın da çıkarına değil." açıklamasında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın toplantısında, konuya ilişkin açıklama yaptı.

Orta Doğu'da gerginliğin artma riskinden endişe duymaya devam ettiklerini kaydeden Miller, özellikle İran'ın İsrail'e yönelik tehditlerinin endişe verici olduğunu söyledi.

Miller, ABD'nin, bu tehditler karşısında İsrail'e tam destek verdiğini dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın konuya ilişkin diplomasi trafiği yürüttüğünü ve aralarında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanı sıra Çinli ve Suudi mevkidaşlarıyla görüştüğünü belirten Miller, aynı zamanda Avrupalı müttefiklerle de irtibatta olduğunu kaydetti.

Miller, Blinken'ın İran'a açık bir mesaj verilmesini istediğini belirterek, "Gerginliği artırmak İran'ın da bölgenin de dünyanın da çıkarına değil." dedi.

İsrail, İran'ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti.

Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde, 7 kişi ölmüştü. Saldırıda 6 Suriye vatandaşı da hayatını kaybetmişti.


Ukrayna’da sıkılaştırılmış seferberlik yasası kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Ukrayna’da sıkılaştırılmış seferberlik yasası kabul edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Ukrayna Parlamentosu, ülkede askeri seferberlik şartlarını sıkılaştıran bir yasa kabul etti.

Parlamentoda, seferberlik, askerlik kaydı ve askerlik hizmetiyle ilgili bazı konuların iyileştirilmesine yönelik yasa tasarısı oylandı.

Tasarı, 351 milletvekilinden 283'ünün oyu ile kabul edildi.

Parlamentoya ocak ayında sunulan, sonra birçok düzenlemeden geçen tasarı, seferberlik şartlarını sıkılaştırdığı gerekçesiyle daha önce tartışmalara neden olmuştu.

Parlamentonun kabul ettiği yeni yasaya göre, seferberlik sırasında 18 ila 60 yaş arasındaki erkeklerin her zaman bir askerlik kayıt belgesi taşımaları, bir askerlik sicil ve kayıt bürosu temsilcisinin veya bir polis memurunun talebi üzerine bunu göstermesi gerekecek.

Erkekler ayrıca bir sınır geçiş noktasında veya sınır bölgesinde bir sınır görevlisinin talep etmesi halinde askeri kayıt belgesini göstermek zorunda olacak. Ayrıca yurtdışında olup da askerlik kayıt belgesi olmayanlar yeni pasaport alamayacak.

Yasa yayınlandıktan sonra askerlik hizmetiyle yükümlü tüm kişilere 60 gün içinde ikamet adreslerini, iletişim bilgilerini ve askeri kayıp verilerini güncelleme zorunluluğu getirilecek.

18-60 yaş arası askerlik hizmetinden sorumlu kişiler, ancak askerlik sicil bilgilerini güncellemeleri halinde Ukrayna'nın yabancı diplomatik kurumlarında konsolosluk hizmeti alabilecek.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, parlamentonun kabul ettiği seferberlik yaşının 27’den 25’e düşürülmesiyle ilgili yasayı 2 Nisan’da onaylamıştı.

- “Seferberlikten kaçanlar üzerinde kontrolü güçlendiriyoruz”

Zelenskiy, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Ukrayna Parlamentosunun bugün yeni seferberlik yasasını kabul ettiğini belirtti.

Yeni seferberlik yasasında askeri yönetime yardımcı olacak bazı iyileştirmelerin yapıldığını belirten Zelenskiy, "Bu sabah onaylanan yasa, birliklerimizin ve askeri yönetimin talebi üzerine seferberlikte bazı değişiklikler içeriyor. Evet, buna göre askeri seferberlikten kaçanların kontrolünün güçlendirilmesi söz konusu." ifadesini kullandı.


Moskova'daki sinagoga yönelik terör saldırısı engellendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Moskova'daki sinagoga yönelik terör saldırısı engellendi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

 Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), başkent Moskova'daki bir sinagoga yönelik terör saldırısının engellendiğini bildirdi.

FSB'nin basın servisinden yapılan açıklamada, "FSB, Moskova'daki sinagogda vatandaşların toplandığı sırada terör saldırısı düzenlemeyi planlayan Orta Asya ülkelerinden 2002 doğumlu bir vatandaşın suç içerikli eylemini engelledi." ifadeleri kullanıldı.

Söz konusu şahsın sinagogda keşif yaptığı ve bomba için malzemeler satın aldığı belirtilen açıklamada, "Terörist, 10 Nisan'da gözaltına alınması sırasında güvenlik güçlerine ateş açtı ve etkisiz hale getirildi." değerlendirmesinde bulunuldu.

- Moskova'daki terör saldırısı
Rusya, yakın zamanda başkent Moskova'da düzenlenen bir terör saldırısıyla sarsılmıştı.

Moskova'da "Crocus City Hall" konser salonunda 22 Mart akşamı silahlı kişilerce terör saldırısı düzenlenmişti.

Sosyal medyadaki paylaşımlarda, saldırganların otomatik silahlarla salonda rastgele ateş açtıkları görülmüştü.

144 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişkin şimdiye kadar 11 kişi tutuklandı.


Pentagon: Orta Doğu'daki durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Pentagon: Orta Doğu'daki durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İsrail ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Orta Doğu'daki durumu "yakından" takip ettiklerini bildirdi.

Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, Orta Doğu’daki son gelişmeler konusunda gazetecilerin sorularını cevapladı.

Ryder, İran ile İsrail arasında bölgede devam eden gerginlik ve İran’ın İsrail’e olası saldırısıyla ilgili soruya, “Durumu kesinlikle yakından takip ediyoruz ancak kristal bir kürem yok ve spesifik istihbarat konusuna girmeyeceğim." dedi.

ABD’nin İsrail ile yakın temas halinde olduğunu belirten Ryder, ABD’nin İran ve vekillerinden gelen tehditlere karşı İsrail'in güvenliğine yönelik taahhüdünün "sarsılmaz" olduğunu kaydetti.

Ryder, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile Orta Doğu’daki durumu telefonda ele aldıklarını, ayrıca ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael “Erik” Kurilla’nın da son gelişmelerdeki tehditleri görüşmek üzere İsrail’e gittiği bilgisini paylaştı.

İsrail, İran'ın Şam Büyükelçiliği yerleşkesindeki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti.

Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde 7 kişi ile 6 Suriye vatandaşı hayatını kaybetmişti.


ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray "eli kulağında" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray "eli kulağında" dedi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

ABD Ulusal Kalkınma Ajansı Başkanı (USAID) Samantha Power, Gazze'de kıtlığın başladığını kabul ederken, Beyaz Saray yetkilileri saldırı altındaki Gazze'de kıtlığın "eli kulağında" açıklamasında bulundu.

Power, Kongre'de konuya ilişkin ifade verdi.

Birleşmiş Milletler'e bağlı kuruluşların hazırladığı Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırmasının (IPC) son raporunda Gazze'de kıtlığın yaklaştığına ilişkin tespit hakkında konuşan Power, IPC'nin kullandığı metodolojinin güvenilir olduğunu dile getirdi.

Texas'ın Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Joaquin'in "O zaman Gazze'de kıtlık başladı mı?" sorusuna "evet" cevabını veren Power, 7 Ekim öncesinde Gazze'de çocuklar arasında açlığın bulunmadığını dile getirdi.

Power, halihazırda çocuklar arasında açlık oranının yüzde 33'e yükseldiğini belirterek, erişim engelleri nedeniyle gerçek rakamları tespit etmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

- Beyaz Saray "eli kulağında" dedi
Diğer taraftan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, IPC raporuna göre Gazze'de kıtlığın mart ile mayıs ortası arasında gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü anımsattı.

Yetkili, henüz yeni bir değerlendirme yapılmadığını, durumun kötü olmaya devam ettiğini belirtti.

Gazze'ye gıda yardımını artırmak için "durmaksızın" çalıştıklarını savunan yetkili, aynı zamanda ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya da Gazze'ye yardımları artırması için çağrı yaptığını anımsattı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze'de kıtlığın "eli kulağında" olduğunu söyledi.

Raporlardaki tespitlerden ötürü derin endişe duyduklarını aktaran Jean-Pierre, "Durumun ciddiyetinin farkındayız." mesajını verdi.

IPC raporunda, Gazze'nin kuzeyindeki nüfusun yüzde 70'inin felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğu bildirilmişti.

Gazze'nin kuzeyinin ve Gazze'ye bağlı vilayetlerin, makul kanıtlar eşliğinde kıtlık anlamına gelen IPC 5'inci aşamada sınıflandırıldığı belirtilmişti. Bunun, Gazze'nin kuzeyinde yaşayan nüfusun yüzde 70'inin (yaklaşık 210 bin kişinin) felaket düzeyinde açlıkla karşı karşıya olduğu anlamına geldiği ifade edilmişti.