Aleksey Navalni'nin ölümü Putin için nasıl istenmeyen sonuçlara yol açabilir?

Kremlin onun ölümünün muhalif aktivizmle uğraşanlar açısından caydırıcı olmasını umsa da gerçekte bu, Rusya Devlet Başkanı'nı en azılı şekilde eleştiren kişiyi kahraman ve şehit haline getiriyor

Navalni'nin 2021'de Rusya'ya dönmesi, mimlenmiş bir adam olduğunu bilen biri açısından olağanüstü bir cesaret örneğiydi (AP)
Navalni'nin 2021'de Rusya'ya dönmesi, mimlenmiş bir adam olduğunu bilen biri açısından olağanüstü bir cesaret örneğiydi (AP)
TT

Aleksey Navalni'nin ölümü Putin için nasıl istenmeyen sonuçlara yol açabilir?

Navalni'nin 2021'de Rusya'ya dönmesi, mimlenmiş bir adam olduğunu bilen biri açısından olağanüstü bir cesaret örneğiydi (AP)
Navalni'nin 2021'de Rusya'ya dönmesi, mimlenmiş bir adam olduğunu bilen biri açısından olağanüstü bir cesaret örneğiydi (AP)

Mary Dejevsky 

Aleksey Navalni'nin kaderinin, Sibirya'da zehirlendiğinden şüphelenildiği olaydan sonra Almanya'da geçirdiği 5 aylık tedavi ve nekahet döneminin ardından Rusya'ya dönmeye karar verdiği 17 Ocak 2021'de belirlendiği söylenebilir.

Dönüşü, mimlenmiş bir adam olduğunu bilen fakat kendisini her şeyden önce bir Rus olarak gören, parmaklıklar ardında olsa bile görevi ve geleceği yalnızca anavatanında anlam kazanan biri açısından olağanüstü bir cesaret örneğiydi.

Ölümü devlet destekli bir suikast gibi değerlendirilebilir. Kremlin ya da daha doğru ifadesiyle Vladimir Putin, Navalni'yi (adını asla söylemediği adamı) ortadan kaldırmaya niyetliydi; hatta ilk girişimin profesyonel akla sahip bir pilot ve Omsk'taki hızlı düşünen bir sağlık ekibi tarafından engellenmesinden sonra bu daha da güçlendi.

Navalni'nin tam olarak nasıl ve neden öldüğünü belirlemek önemli. Cezaevi Servisi, kan pıhtısını gerekçe gösteren ve doğal sebepleri öne süren (öyle diyorlar) bir açıklamayı hızla yayımladı. İnkar edilemeyecek şeyse, Navalni'nin muhalefete ayıracak zamanı olmayan bir sistemin kurbanı olduğu.

Yılın en soğuk zamanı olan aralıkta ücra bir esir kampına nakledilmesi, ailesi ve arkadaşlarının da uyardığı gibi sağlığı kötüye giden bir adam için başlı başına idam cezasıydı.

ABD asıllı Britanyalı iş insanı Bill Browder'ın, 2009'da Moskova'daki bir hapishanede ihmal sonucu pankreatitten ölen muhasebecisi Sergey Magnitski'nin de başına gelen tam olarak buydu. Bir Rus hapishanesinde ölmek için kimsenin resmi ya da gayri resmi bir idam cezasına çarptırılması gerekmiyor. Sağlığı zaten çok iyi olmayan biri için gerisini koşullar hallediyor.

Peki Rusya Devlet Başkanı, Navalni'nin ölümünden fayda sağlayabilecek mi? Putin en etkili rakibini kaybetti ama Navalni'nin ölümü konumunu güçlendiriyor mu yoksa zayıflatıyor mu?

Navalni, Rusya'nın daha önce görmediği türden modern çizgide bir siyasetçiydi ya da öyle birine dönüştü. O ve genç ekibi modern medyanın ustalarıydı. Başlangıçta yerel yolsuzluk meseleleri üzerine kampanya yürüten Navalni, Rus toplumunun pek çok kademesinde karşılık buldu.

Coğrafi açıdan ve sosyal sınıflar arasında diğer tüm Kremlin muhaliflerini aşan bir kapsama alanına sahipti. 2013'te Moskova Belediye Başkanlığı'na aday olduğunda, yarışmasına izin verilen bu nadir seçimlerden birinde oyların yüzde 27'sini alması, şaşırtıcı derecede güçlü bir sonuç olarak görüldü.

Mart ortasında yapılacak seçimlerde Putin'in yeniden başkan seçileceğine şüphe yok. Navalni hiçbir zaman oy pusulasında yer almayacaktı. Yine de onun ölümü Putin için ciddi bir şekilde istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Kremlin bunun muhalif aktivizmle uğraşabilecek kişilere karşı caydırıcı olmasını umsa da gerçekte bu, Rusya Devlet Başkanı'nın en azılı muhalifini kahraman ve şehit haline getiriyor. İnsani kusurları ve siyasi zaaflarından arındırılacak ve geriye, kaderlerini pek çok yönden taklit ediyormuş gibi göründüğü Sovyet dönemi muhalifleri panteonuna eklenecek lekesiz bir muhalefet portresi kalacak.

Peki onun ölümünden neden şimdi haberdar ediliyoruz? Kremlin, Navalni'nin ölümünün zamanlamasının kendi itibarı ve dünyadaki faaliyet özgürlüğü üzerinde bir zamanlar olabileceği gibi olumsuz bir etki yaratmayacağına güveniyor olabilir. Onları haksız çıkarmalıyız.

Rusya'nın yaklaşık iki yıl önce Ukrayna'yı istila etmesinin ardından ABD ve Avrupa Birliği'nin uyguladığı çeşitli yaptırımlar ve normal ticari alışverişlerle normal diplomatik temasların fiilen sona ermesiyle birlikte, Batı'nın Rusya'ya karşı neredeyse hiç kozu olmadığı doğru.

Ancak Navalni'nin Rusya'nın en sert esir kampı kabul edilen yerde ölmesi, Putin rejiminin acımasız doğasının kanıtı olarak gösterilebilir. Bu konu uluslararası forumlarda gündeme getirilmeli. Birçok kişi için Ukrayna'daki savaş, Kremlin'in düşmanlarına nasıl davrandığına dair yeterli kanıtı çoktan sundu.

Korkudan ya da yanlış yönlendirilmiş sadakatten dolayı Ruslar son iki yıldır büyük ölçüde bayrağın etrafında toplanıyor. Navalni şimdilik Rusya'dan çok Batı'nın şehidi olacak. Umalım ki bu durum değişsin.

Bu süre zarfında Birleşik Krallık (BK), Navalni gibi mecbur olmadığı halde ülkesine dönmeyi tercih eden bir başka muhalifin özgürlüğünü mümkün olan en güçlü şekilde talep etmek üzere diplomatik nüfuzundan geriye ne kaldıysa kullanmalı.

Rusya ve BK'nin çifte vatandaşı olan Vladimir Kara-Murza, Ukrayna savaşına muhalefetin de aralarında yer aldığı, temelde siyasi yasal suçlamalarla geçen yıl 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Navalni gibi onun da sağlık durumunun kötüye gittiği bildiriliyor. Navalni'yi kurtarmak için artık çok geç ama ölümü, BK'yi Kara-Murza adına daha aktif çaba göstermesi yönünde teşvik etmeli.

Independent Türkçe



İran, Hark Adası'na yapılan saldırının ardından bölgenin enerji altyapısına saldırmakla tehdit etti

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)
İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)
TT

İran, Hark Adası'na yapılan saldırının ardından bölgenin enerji altyapısına saldırmakla tehdit etti

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)
İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)

İran medyasında yer alan haberlere göre, İran silahlı kuvvetlerinin bugün yaptığı açıklamada, İran'daki petrol ve enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırının, bölgede Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliği yapan petrol şirketlerine ait enerji altyapısına yönelik saldırılarla sonuçlanacağını duyurdu.

Bu uyarı, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın önemli bir petrol merkezi olan Hark Adası'ndaki askeri hedefleri imha ettiklerini açıklamasının ardından geldi. Ada, İran petrol sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 90'ı için bir ihracat terminali görevi görüyor.


İran savaşı ikinci haftasında karşılıklı saldırılar tırmanıyor

TT

İran savaşı ikinci haftasında karşılıklı saldırılar tırmanıyor

İran savaşı ikinci haftasında karşılıklı saldırılar tırmanıyor

İran, İsrail ve ABD liderleri, Ortadoğu’daki savaşın bugün (Cuma) ikinci haftasını tamamlarken meydan okuyan açıklamalar yaparak, çatışmaların devam edeceği mesajını verdi. Savaş yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açarken milyonlarca insanın günlük yaşamını altüst etti ve finans piyasalarında da dalgalanmalara neden oldu.

Dün (Perşembe) devlet televizyonunda bir spiker tarafından okunan ilk açıklamasında İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulacağını belirtti. İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen ve sertlik yanlısı çizgide olduğu ifade edilen Hamaney, “Hepinize şunu teyit ediyorum: Şehitlerimizin kanının intikamını almayı asla unutmayacağız” dedi. Hamaney’in açıklamayı neden bizzat yapmadığı ise netlik kazanmadı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarının başlamasından bu yana ilk basın toplantısını düzenledi. Netanyahu, soruları video bağlantısıyla yanıtladı; Hamaney’i öldürmeye yönelik örtülü bir tehditte bulundu ve saldırılar devam edeceğini belirtti.

Netanyahu, “Aldığımız önlemlerin ayrıntılarını açıklamayacağım. Rejimi devirmek için en uygun koşulları hazırlıyoruz. Ancak İran halkının rejimi devireceğini kesin olarak söyleyemem; çünkü rejimler içeriden yıkılır. Ama kesin olan şu ki biz buna yardımcı olabiliriz ve zaten yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı.


Birleşik Krallık, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik pervasız saldırılarını kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün Riyad’da İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile bir araya geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün Riyad’da İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile bir araya geldi. (SPA)
TT

Birleşik Krallık, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik pervasız saldırılarını kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün Riyad’da İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile bir araya geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün Riyad’da İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile bir araya geldi. (SPA)

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper dün akşam Riyad’dan yaptığı açıklamada, ülkesi adına Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik İran kaynaklı tehlikeli saldırıları kınadığını belirtti.

Cooper, Ortadoğu’daki savaşın başlamasından 13 gün sonra bölgeye gerçekleştirdiği ilk bakanlık düzeyindeki ziyarette, ‘Birleşik Krallık’ın Körfez’deki ortaklarını İran’ın tehlikeli saldırganlığına karşı destekleme çerçevesinde’ Riyad’da bulunduğunu açıkladı.

Cooper, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı görüşmede, ülkesi adına İran saldırılarından etkilenen devletlerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı ve bölgeyi istikrar ve barışa yönlendirmek için tüm çabaların bir araya getirilmesi gerektiğini ifade etti.

rb
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İran saldırılarından etkilenen ülkelerle ülkesinin dayanışma içinde olduğunu yineledi. (SPA)

Prens Faysal bin Ferhan, Bakan Yvette Cooper ile bölgesel gelişmeleri ve bunlara yönelik ortak çabaları görüştü; ayrıca iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler ve ikili iş birliği alanları ele alındı.

Öte yandan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Riyad’da Cooper’ı kabul ederek, özellikle enerji alanında ikili iş birliği fırsatlarını ve gelecekteki sektör projelerini değerlendirdi; bu görüşmeler, iki hükümet arasında imzalanan iş birliği mutabakatı çerçevesinde gerçekleştirildi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Cooper’ın ziyaretinin ‘bölgede iş birliği yapılan ülkelerle iş birliği yollarını ele alarak, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan saldırılar ışığında petrol arzının devamlılığını sağlama’ amacını taşıdığı ifade edildi.

gtbngt
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman dün Riyad’da Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ı kabul etti. (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud bin Nayif, Cooper ile yaptığı görüşmede, iki ülke arasında güvenlik alanındaki koordinasyon ve iş birliğini ele aldı. Taraflar ayrıca, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve bölgeyi hedef alan İran’ın ağır saldırılarını ortak bir şekilde kınadıklarını bildirdi.

Prens Abdulaziz bin Suud bin Nayif, resmi X hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, Suudi hükümetinin, ülkedeki güvenlik ve istikrar ortamında farklı uyruklardan vatandaş ve yabancıların güvenliğinin sağlanmasına özel önem verdiğini vurguladı.

Cooper da Körfez ülkelerine yönelik İran saldırılarını sert şekilde kınayarak, bu ülkelerin ‘İran rejiminin tehlikeli saldırılarına maruz kaldığını’ belirtti.

thtyh
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud bin Nayif, Riyad’da Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ile görüştü. (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)

Cooper, “Ortadoğu’daki durumun hâlâ son derece kırılgan olduğunu, herkesin bölgeye güvenlik ve istikrarı geri getirecek, İran’ın komşularına yönelik tehditlerini durduracak hızlı bir çözüm beklediğini” söyledi.

Cooper, Suudi Arabistan’ı ‘Birleşik Krallık’ın Körfez’deki temel ortağı’ olarak nitelendirerek, ‘mevcut savaş ortamında petrol arzını ve enerji güvenliğini sağlamak için yakın iş birliğini’ vurguladı.

Birleşik Krallık ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin ve Suudi Arabistan’ın hava savunma kapasitelerinin gücünü vurgulayan Cooper ayrıca, Suudi Arabistan’a, Birleşik Krallık vatandaşlarının tahliyesine sağladığı destek için teşekkürlerini iletti.

fvfv
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, Riyad’da Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ı kabul etti. (DPA)

Diğer yandan Cooper, Riyad’a yaptığı ziyaret kapsamında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ile de bir görüşme gerçekleştirdi.

Cooper, söz konusu görüşmede, İran’ın Körfez ülkelerine ve bölgeye yönelik devam eden saldırılarını ele aldı. Görüşmede, bu saldırılara karşı alınacak önlemler, bölgedeki güvenlik ve yabancıların emniyetinin sağlanması ile gerilim süreci ve bu kapsamda yürütülen çabalar değerlendirildi.