Hindistan devasa askeri bütçesiyle dünyada kaçıncı sırada?

Bütçesini ve birliklerinin hazırlığını artırdı ve ABD, Japonya ve Avustralya ile savunma ortaklıkları kurdu

Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
TT

Hindistan devasa askeri bütçesiyle dünyada kaçıncı sırada?

Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)
Hindistan Savunma Bakanlığı'nın 2023-2024 mali yılında bütçesi yüzde 13 arttı (AFP)

Hindistan'ın son yıllarda, askeri harcamaların artırılması ve dünyanın çeşitli ülkeleriyle savunma ve askeri ortaklıklar kurulması üzerinde çalışıyor. İstatistiklere göre personel sayısı açısından 1 milyon 450 bin kişiyle Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük ordusuna sahip.

Hindistan Savunma Bakanlığı, 2023-2024 mali yılındaki bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 13 artarak yaklaşık 73 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman, yeni silahlar, uçaklar, savaş gemileri ve diğer askeri teçhizatı içerecek şekilde savunma sermayesi harcamaları için 1,63 trilyon rupi (19,6 milyar dolar) ayırdı. Bu devasa bütçe, Hindistan'ı ABD ve Çin'den sonra askeri harcamalarda dünyanın üçüncü büyük ülkesi haline getiriyor.

Dünya çapında üçüncü

Hindistan basınında çıkan haberler, askeri bütçenin 2024-2025 mali yılında yüzde 6 arttığını doğruladı. Ancak henüz orduya, donanmaya veya hava kuvvetlerine savunma tahsisini açıklamadı. Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman, derin teknolojiye uzun vadeli krediler sağlamak için gençlere veya teknoloji alanında başarılı şirketlere yaklaşık 13 milyar dolar tahsis edileceğini duyurdu. Ayrıca, savunma sektöründe yenilik ivmesi kazandırmayı hedefleyen yeni girişimler için vergi avantajları da sağlanacak.

Tahminlere göre, Hindistan'ın savunma bütçesi 2013'ten geçen yıla kadar iki katına çıktı. 2013'te askeri harcamaların bütçesi yaklaşık 30 milyar dolar iken, 2023-2024 bütçesinde 73 milyar dolara ulaştı.

Hindistan, 2023-2024 zaman diliminde çoğunlukla yerel savunma yüklenicileri aracılığıyla satın alınan yeni silah ve platformların satın alınmasına yaklaşık 19,6 milyar dolar tahsis etti. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Bu artış, hükümetin modernizasyon ve savunma hizmetleri altyapısının geliştirilmesi alanında sürdürülebilir bir artışa yönelik kararlılığının bir yansımasıdır" ifadelerine yer verildi.

Bu, silah sistemleri ve platformlar, gemiler, uçaklar ve bunlarla ilgili lojistik hizmetler gibi ihtiyaçları karşılayacak ve filo hizmetlerini güçlendirecek. Acil mühimmat ve kritik yedek parça alımları da bunun içinde yer alacak. Ayrıca, gerektiğinde yetenek boşluklarını gidermek için uzman yeteneklerin satın alınması ve kullanılması da yapılacak. Savunma Bakanlığı, diğer şeylerin yanı sıra askeri rezervlerin stoklanması ve ileri savunmanın güçlendirilmesi konusunda ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Ancak bazı analizler, harcama bütçesinin yüzde 50'den fazlasının personel ve emekli maaşlarına harcandığını, bu durumun da savunma satın alma ve modernizasyon kapsamını sınırladığını gösteriyor.

Yüksek askeri harcamalar

Stockholm Barış Araştırmaları Örgütü'nün raporu, askeri harcamaların küresel düzeyde arttığını, savunma ve askeri harcamaların ise son birkaç yılda küresel olarak arttığını ortaya koydu. Raporda ayrıca Hindistan'daki askeri harcamalardaki artışın, Hindistan'ın bir yanda Çin, diğer yanda komşu Pakistan ile yaşadığı sınır gerilimlerinin ortasında gerçekleştiği de belirtildi. Bu da Yeni Delhi'yi silahlı kuvvetlerinin modernizasyonuna ve silah üretiminde kendine güvenmeye öncelik vermeye itti.

Ülkenin savunma harcamalarının 2024 ile 2028 arasındaki dönemde 445,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu miktarın, satın alma bütçesinin payı yaklaşık yüzde 28'e, yani 123,2 milyar dolara denk geleceği tahmin ediliyor. Bu bilgiler, veri ve analiz şirketi olan Global Data'nın tahminlerine dayanıyor.

Finansman engelleri

Şarku’l Avsat’ın Hint medyasından aktardığı habere göre Hindistan'ın savunma teknolojisi alanında küresel bir lider olma hedefinin finansman açısından bir engel ile karşılaştığını belirtiyor. Son parlamento komitesi raporuna göre, Hindistan'daki araştırma finansmanı, gelişmiş ülkelerin finansmanıyla karşılaştırıldığında sınırlıdır. Komite, mevcut tahsisin getirdiği kısıtlamalara dikkat çekerken, bu oranın kendi kendine yeterlilik ve savunmayı sağlamak için yeterli olduğunu ancak Hindistan'ın küresel liderlik hedeflerini karşılamadığını vurguluyor.

Öte yandan, Hindistan, kuzey ve batı sınırlarında ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğundan, gelecekteki savaş stratejilerinin titiz bir şekilde değerlendirilmesini gerektiriyor. Seçim coşkusuyla birlikte, bölgesel caydırıcılık amaçları için deniz gücünün güçlendirilmesi, büyük ölçüde orduyu modernize etme eğilimiyle uyumlu bir şekilde geliyor. Bu durum, savunma bütçesinin büyük ölçüde desteklenmesini gerektiriyor. Hindistan'ın savunma bütçesi, yerel savunma üretim tesislerinin genişlemesini kolaylaştırmak için gelecek nesil teknolojilere erişim sağlama ihtiyacıyla belirleniyor.

Ayrıca, silahlı kuvvetlerin ekipmanlarının güncellenmesine odaklanmanın yanı sıra hızla değişen bölgesel güvenlik senaryolarına karşı bütünleşik savaş grupları oluşturulmasının beklentisi, Hindistan'ın savunma sektörüne olan yatırımlarını artırmasına yol açabilir.

Güçlendirilmiş sınır altyapısına duyulan ihtiyacın farkına varan bütçe, bu kaleme bir önceki yıla göre yüzde 30 artış ayırırken, Sahil Güvenlik'in yeteneklerini gelişmiş elektronik gözetleme sistemleri ve silahlarla güçlendirdi. Savunma Araştırma ve Geliştirme Örgütü (DRDO), temel araştırma ve teknoloji geliştirmeye odaklanarak bütçesinde bir artışa tanık olurken, uzun vadeli krediler almak ve savunma sektöründe inovasyonu teşvik etmek için önemli bir grup Deep Tech'e tahsis edildi.

Savunma anlaşmaları

Hindistan, askeri harcamalarını artırmanın yanı sıra, başta Batılı ülkeler veya Dörtlü müttefikleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkeleriyle daha derin ve güçlü savunma bağları geliştirme yönünde istikrarlı adımlar atıyor.

ABD Savunma Bakanı'nın geçen Kasım ayında Hindistan'a yaptığı ziyaret sırasında, ülkeler arasında Pasifik ve Hint Okyanusu bölgelerindeki güvenlik ve savunma işbirliğini geliştirmek için askeri ilişkilerin ve stratejik ittifakın güçlendirilmesi konusunda anlaşıldı. Bu, bölgedeki Çin'den gelen askeri güç artışına karşı bir yanıt olarak gerçekleşti. Ayrıca, ABD Savunma Bakanı, Hindistan'a MQ-9B modeli 31 insansız hava aracının teslimatını hızlandırmak için devam eden girişimlere işaret etti.

Geçen yıl, Hindistan ve ABD, General Electric (GE) Havacılık şirketi ile Hindistan Havacılık Endüstrisi Limited (HAL) arasında GE F-414 model jet motorlarının Hindistan'da üretimi için bir anlaşma imzaladı. Bu adım, iki ülke arasındaki savunma sanayi ilişkilerini gelecek yıllarda geliştirmeye yönelik olduklarını teyit ediyor.

Öte yandan, son zamanlarda Hindistan ve Japonya arasındaki savunma ilişkileri, özellikle QUAD (Quadrilateral Güvenlik Diyalogu) ittifakı çerçevesinde, derinleşti. Geçen yıl Tokyo ve Yeni Delhi, savunma ilişkilerini uzay ve Siber güvenlik gibi yeni alanları kapsayacak şekilde çeşitlendirmeyi kabul ettiler. Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida, geçen yıl G20 Zirvesi'ne katılımı sırasında Hindistan'ı Hint ve Pasifik Okyanusu bölgesinde vazgeçilmez bir ortak olarak nitelendirerek bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için daha derin savunma işbirliği geliştirmeye yönelik bir kararlılık ifade etti.

Hindistan ve Fransa, geçen ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından savunma endüstrilerinde işbirliğini güçlendirmek için ‘Savunma Sanayi Haritası’nın başlatılacağını duyurdular. Ayrıca, uzay alanında işbirliğini de kapsayan anlaşmalar imzalandı. Planlanan anlaşma gereğince, Hindistan ve Fransa, helikopterler ve denizaltılar gibi askeri teçhizatların üretimi konusunda birlikte çalışacaklar. Fransa, Hindistan'ın Rusya'dan sonra en büyük silah tedarikçisi konumundadır.

Geçen Ocak ayında, Hindistan ve İngiltere Savunma Bakanları Rajnath Singh ve İngiliz mevkidaşı Grant Shapps arasındaki ikili görüşmelerin ardından, savunma araştırma ve geliştirme alanında işbirliği hakkında bir LoA (Letter of Arrangement) imzalandı. Yeni anlaşma, İngiltere ile Hindistan arasındaki askeri işbirliğini artırmaya ve iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin gelişmesine olanak tanıyacak. Bu, Batı'nın Hint ve Pasifik bölgelerine artan ilgisine ve bölgedeki Çin etkisini durdurma çabalarına paralel olarak gerçekleşiyor.

Geçen Kasım ayında, Hindistan ve Avustralya arasında, Çin'in artan etkisine karşı geniş Hint ve Pasifik bölgelerinde güvenlik ve işbirliğini artırmaya odaklanan kritik konularda askeri işbirliğini derinleştirmeye yönelik görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler, denizaltı karşıtı savaş, hava yakıt ikmali, geniş Hint ve Pasifik Okyanusu bölgesinin güvenliği, hidrografik işbirliği ve stratejik mineraller, uzay, eğitim, bilim ve teknoloji gibi alanlarda ilişkileri güçlendirme konularını kapsıyordu.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.