Afrika kıyılarında köleliğin eli kanunlardan ağır

Kölelik yasaklanmış olmasına rağmen cezanın zayıf uygulanması ve toplumların kültürü nedeniyle halen çeşitli şekillerde varlığını sürdürüyor.

Kölelik mağdurlarının fark ettiği şey, eski efendilere yönelik hoşgörünün artış eğiliminde olduğu. (AFP)
Kölelik mağdurlarının fark ettiği şey, eski efendilere yönelik hoşgörünün artış eğiliminde olduğu. (AFP)
TT

Afrika kıyılarında köleliğin eli kanunlardan ağır

Kölelik mağdurlarının fark ettiği şey, eski efendilere yönelik hoşgörünün artış eğiliminde olduğu. (AFP)
Kölelik mağdurlarının fark ettiği şey, eski efendilere yönelik hoşgörünün artış eğiliminde olduğu. (AFP)

Sağir Haydari

Kanunlar tarafından onlarca yıl önce yasaklanan kölelik, tüm zenginliğine rağmen güvenlik, siyasi kaos ve aşırı yoksulluk içinde olan kıyı Afrika bölgesinde halen görülüyor.

Moritanya'nın başkenti Nuakkşot’ta yıllar sonra efendisinden özgürlüğünü kazanan ve 24 saat kendisi için oto yıkama dükkanında çalışan Muhammed Veled Sidi Embarek, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada halen adalet beklediğini belirterek şunları söyledi:

 Kölelik, Moritanya'da yıllardır süren ortak mücadeleye rağmen halen mevcut. Köleliğin kurbanları olarak fark ettiğimiz şey, eski efendilere yönelik hoşgörünün yükseliş eğilimi gösteriyor olduğudur.

Moritanya 1981 yılında, köleliği kaldıran son ülke oldu. Ondan kızsa bie süre önce de Afrika'nın diğer dört kıyı ülkesi, Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad da köleliği kaldırmıştı. Ancak eski efendilerin peş peşe serbest bırakılmaları ve vatandaşları ‘modern kölelik’ gibi açık bir şekilde sömürmeleri nedeniyle, köleliği tamamen ortadan kaldırma umutları neredeyse yok oluyor.

Üç pozisyon

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre pek çok kişinin halen ‘köleliğin devam etmesinden’ şikayetçi olduğu tek ülke Moritanya değil. Mali ve Burkina Faso'da da toplumsal kırılganlık ve güvenlik koşulları nedeniyle daha da kötüleşen bu durumun bitirilmesi için sesler yükseliyor.

Afrika kıyı bölgesindeki kölelik, insan hakları ve sivil toplum kuruluşlarına göre, reşit olmayan kızların zorla evlendirilmesi ve binlerce kişinin çalışmaya zorlanması gibi birçok biçimde somutlaşmış durumda.

Nijer'deki sivil toplum örgütü Timidria’nın Genel Sekreteri Ali Bozo, bir süre önce yaptığı açıklamada, 2015 yılı itibarıyla ülkesinde ‘efendiler’ tarafından köleleştirilmiş olanların sayısının 870 bini aştığını bildirdi.

frb rf
Afrika kıyı bölgesindeki kölelik çeşitli biçimlerde devam ediyor. (AFP)

Bozo, Nijer'de ‘vahaya’ olgusunun yaygın olduğunu, reşit olmayan kızların kaçırılıp satılarak beşinci eş olarak evlenmeye zorlandığını, ayrıca zorla çalıştırılıp zorla evlendirildiklerini ve cinsel istismara maruz kaldıklarını söyledi.

Çadlı siyasi araştırmacı Lebibe Gondo, şu an Afrika kıyılarında üç kölelik durumu olduğuna dikkat çekiyor. Birincisi, köleliğin Afrika kıyılarında sosyal bir olgu haline gelmesi. Çünkü kölelerin kendileri kendi durumlarını içselleştirmiş durumdalar ve bu toplumlar değişmeyi reddediyorlar. İkinci durum ise genellikle altın madenleri gibi belirli ekonomilerde zorla çalıştırma durumunda ortaya çıkan, bireylerin zorla köleye dönüştürüldüğü insan kaçakçılığı. Üçüncü durum, belirli bir iktidar konumuna sahip olan veya iktidara yakın yaşayan, insanları küçümseyen, onlara köle veya köle soyundan gelen muamelesi yapan bireyleri çevreleyen zihniyet.

21’inci yüzyılda Afrika kıyılarında köleliğin yayılması, bölgede ve hatta bölge dışında yüksek sesli tartışmalara yol açıyor. Özellikle de beş ülkenin bununla mücadele etmek için yasalar çıkarmış olmalarına rağmen şu ana kadar bu çelişkiyi kontrol altına alamamış görünmeleri tartışmaları alevlendiriyor.

Gondo konuya dair değerlendirmesinde "Kanunların tek başlarına yeterli olmamalarından dolayı sorunun çözümü belirlediğimiz üç düzeyde ele alınmalı. Ülkemizde önemli hukuki metinler var ancak bunlar uygulanmıyor" dedi.

Zor durumlar

Kölelikten bahsederken, Moritanya'daki ‘Haratin’ gibi tarihsel olarak köleliğe maruz kalan belirli azınlıklardan ve Nijer, Mali, Çad, Burkina Faso gibi ülkelerdeki savunmasız kadınlardan söz etmemek mümkün değil.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahminlerine göre Sahra Altı Afrika'da köleliğe benzer şartlarda yaşayanların sayısı yaklaşık 3,7 milyon kişi.

Nijeryalı insan hakları aktivisti ve aynı zamanda siyasi araştırmacı Hasan Aval duruma ilişkin şu açıklamada bulundu:

Nijer, Mali ve Moritanya'da kölelik, yasalara rağmen halen mevcut. Bu inkâr edilemez. İster modern ister eski kölelik olsun, on binlerce insan köleliğe maruz kalıyor. Modern kölelik, emeklerinin karşılığını almadan çok uzun saatler boyunca çalışan insanlarda vücut buluyor. Bu tür durumların Nijer’in başkenti Niamey ve Moritanya’nın başkenti Nuakşot ve diğer bölgelerde bile oluyor. Anlaşılması gereken şu ki köleliğin durumunu oldukça zorlaştıran çok kritik bir güvenlik ve siyasi gerçeklik var. Çünkü köleler siyasi çevrelerden ve devlet kurumlarından dinleyen kulaklar bulamıyor. Dolayısıyla kölelikten kurtulmak çok zor.

Kanunların uygulanması

Yasağa rağmen bölgedeki, özellikle Moritanya gibi ülkelerdeki eski efendilerin henüz hesap vermemiş olmaları, yasaların uygulanması ve hesap verilmesi için sokak seferberliğinin devam etmesine neden oluyor. Moritanya'da, örneğin 2007 yılında köle sahiplerini cezalandıracak bir yasa çıkarıldı. Ancak insan hakları çevreleri yasanın henüz uygulamaya konmadığı görüşünde.

dfbd
Hangi formda olursa olsun halen köleliğe maruz kalan on binlerce insan var. (AFP)

Moritanya'daki kölelik karşıtı IRA hareketinin koordinatörü Hac Eid, "Başkent Nuakşot da dahil olmak üzere Moritanya'da köleliğin devam ettiğine dair aldığımız birçok tanıklıklar var" dedi.

Eid, Independent Arabia’ya şu açıklamada bulundu:

Moritanya'da köleliğin halen mevcut olduğunu ve biz IRA hareketi olarak köleliğe maruz kalan kurbanlarının sayısının Moritanya halkının yüzde 20'si olduğunu tahmin ediyoruz.

Eid, Moritanya'da köleliğin devam ettirilmesinin, köleliği suç sayan yasaların uygulanmaması anlamına geldiğini vurgulayarak ‘bunun, köleliğin ülkede kaldırılmasının önündeki temel engel’ olduğunu söyledi. Yasaların efendilere yönelik cezaları sıkılaştırdığını, köle sahibi olduğu tespit edilenlere hapis ve para cezaları verilmesinin öngörüldüğünü ancak bu yasaların büyük ölçüde uygulanmadığını’ vurguladı.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Çin, İran'da istikrarın sağlanmasını umuyor ve yabancı "müdahaleye" karşı çıkıyor

Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
TT

Çin, İran'da istikrarın sağlanmasını umuyor ve yabancı "müdahaleye" karşı çıkıyor

Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)

Çin bugün yaptığı açıklamada, petrol zengini ülkede yaşanan şiddetli protestolara atıfta bulunarak, İran hükümeti ve halkının mevcut zorlukları aşıp ülkede istikrarı sağlayabileceğini umduğunu belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a askeri müdahale tehdidine ilişkin basının sorusuna yanıt olarak, Çin'in uluslararası ilişkilerde güç kullanımı veya güç tehdidine karşı olduğunu söyledi.

Mao Ning, “Diğer ülkelerin iç işlerine müdahaleye her zaman karşı çıktık ve tüm ülkelerin egemenliği ve güvenliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde tam olarak korunması gerektiğini sürekli olarak savunduk” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas AraKçi bugün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların 1 Ocak'tan itibaren “başka bir aşamaya” girdiğini ve şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle cevap verdiklerini açıkladı.

 

Arakçi, “ABD Başkanı Donald Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü” diyerek, “Teröristlerin protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldığını” belirtti. Arakçi, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

İran dün, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde bölgedeki İsrail ve ABD askeri üslerini, merkezlerini ve gemilerini hedef alacağı tehdidinde bulundu. Bu sırada, 28 Aralık'ta başlayan protestolar, yaygın iletişim kesintileri ve şiddetin boyutunu ve kurban sayısını doğrulamada yaşanan zorluklar arasında üçüncü haftasına girdi.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücünü protesto eden Tahran Çarşısı'ndaki tüccarların greviyle başladı ve daha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.


Dünya Bankası: Dayanıklılığa rağmen, küresel ekonomi 2026'da gerileme eğilimi gösterecek

Almanya'da bir kadın kırmızı cüzdanının içindeki bozuk paraları sayarken (DPA)
Almanya'da bir kadın kırmızı cüzdanının içindeki bozuk paraları sayarken (DPA)
TT

Dünya Bankası: Dayanıklılığa rağmen, küresel ekonomi 2026'da gerileme eğilimi gösterecek

Almanya'da bir kadın kırmızı cüzdanının içindeki bozuk paraları sayarken (DPA)
Almanya'da bir kadın kırmızı cüzdanının içindeki bozuk paraları sayarken (DPA)

Dünya Bankası, devam eden ticaret gerilimleri ve politika belirsizliğine rağmen küresel ekonominin beklenenden daha dirençli olduğunu kanıtladığını açıklarken küresel büyümenin önümüzdeki iki yıl boyunca nispeten istikrarlı kalacağını, 2026 yılında yüzde 2,6'ya düşeceğini, ardından 2027'de yüzde 2,7'ye yükseleceğini belirtti. Dünya Bankası, böylece geçtiğimiz haziran ayındaki tahminlere göre yukarı yönlü bir revizyon yaptı.

Son Global Economic Prospects raporuna göre dayanıklılık, özellikle 2026 tahminindeki yukarı yönlü revizyonun yaklaşık üçte ikisini oluşturan ABD’de beklenenden daha iyi bir büyümeyi yansıtıyor. Bu tahminler gerçekleşirse, 2020'ler 1960'lardan bu yana küresel büyüme açısından en zayıf on yıl olacak.

frgt
Manhattan'da bir caddede yürüyen insanlar (AFP)

Büyümenin yavaşlamasının küresel olarak yaşam standartları arasındaki uçurumu genişlettiği vurgulanan rapora göre 2025 yılı sonuna kadar, çoğu gelişmiş ekonomide kişi başına gelir 2019 seviyelerini aşacak, ancak gelişmekte olan ekonomilerin yaklaşık dörtte biri daha düşük seviyelerde kalacak. 2025 yılında, küresel büyüme, politika değişikliklerinden önce yaşanan ticaret patlamasından ve küresel tedarik zincirlerinde hızlı yeniden düzenlemelerden faydalandı. Bu artışın etkisi, ticaret ve iç talebin azalmasıyla 2026 yılında azalması bekleniyor. Ancak rapora göre daha kolay küresel finansal koşullar ve bir dizi büyük ekonomide genişleyen mali alan, yavaşlamayı hafifletmeye yardımcı olması bekleniyor.

Enflasyon görünümü

Küresel enflasyonun, zayıf işgücü piyasaları ve düşük enerji fiyatlarının etkisiyle 2026 yılında yüzde 2,6'ya düşmesi, ticaret akışlarının düzelmesi ve politika belirsizliğinin azalmasıyla birlikte 2027 yılında büyümenin de iyileşmesi bekleniyor.

Bu konuda yorum yapan Dünya Bankası Grubu Baş Ekonomisti ve Kalkınma Ekonomisi Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill şunları söyledi:

“Her geçen yıl, küresel ekonomi büyüme kapasitesini kaybetmekte ve politika belirsizliğine karşı daha dirençli hale geliyor. Ancak ekonomik dinamizm ile dayanıklılık arasındaki bu uyumsuzluk, kamu maliyesi ve kredi piyasalarında dengesizliklere yol açmadan uzun süre devam edemez. Küresel ekonominin, çalkantılı 1990'lı yıllara kıyasla önümüzdeki yıllarda daha yavaş bir hızda büyümesi beklenirken, kamu ve özel sektör borçları rekor seviyelere ulaşacak. Resesyon ve yüksek işsizliği önlemek için, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomilerin hükümetleri özel yatırım ve ticareti serbestleştirmek, kamu tüketimini kontrol etmek ve modern teknolojilere ve eğitime yatırım yapmak için çok çalışması gerekiyor.”

Gelişmekte olan ekonomiler

Raporda, gelişmekte olan ekonomilerin 2025 yılındaki yüzde 4,2’lik büyüme oranına kıyasla 2026'da yüzde 4 oranıyla yavaşlayacağı öngörülüyor. Öte yandan ticaret gerilimleri azalırken, emtia fiyatları istikrar kazanırken, finansal koşullar iyileşirken ve yatırım akışları güçlenirken, 2027 yılında büyüme hafifçe artarak yüzde 4,1'e yükselecek. Düşük gelirli ülkelerdeki büyümenin de güçlü iç talep, ihracattaki toparlanma ve düşük enflasyonun desteğiyle 2026-2027'de ortalama yüzde 5,6'ya yükselmesi bekleniyor. Ancak Dünya Bankası'na göre bu, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomiler arasındaki gelir farkını azaltmak için yeterli olmayacak, çünkü gelişmekte olan ekonomilerde kişi başına gelir artışının 2026 yılında yüzde 3'e ulaşması bekleniyor. Zira bu, 2019-2000 dönemindeki ortalamanın yaklaşık bir puan altında kalıyor. Bu oranla, gelişmekte olan ekonomilerdeki kişi başına gelir, gelişmiş ekonomilerdeki gelirlerin yalnızca yüzde 12'sine ulaşması bekleniyor.

İşler

Bu eğilimler, önümüzdeki on yıl içinde 1,2 milyar gencin çalışma yaşına ulaşacağı gelişmekte olan ekonomilerde istihdam imkanı yaratma sorununu daha da ağırlaştırabilir. Dünya Bankası'na göre bu zorluğun üstesinden gelmek için üç ana temele dayanan kapsamlı bir politika çabası gerekecek. Birincisi, üretkenliği artırmak ve istihdam fırsatlarını iyileştirmek için fiziksel, dijital ve beşeri sermayeyi güçlendirmek, ikincisi, politika güvenilirliğini artırarak ve düzenleyici istikrarı sağlayarak iş ortamını iyileştirmek ve şirketlerin büyümesini sağlamak, üçüncü temel unsur ise yatırımı desteklemek için büyük ölçekli özel sermayeyi çekmek. Bu önlemlerle birlikte, istihdam yaratma çabalarını resmi sektördeki daha üretken istihdam fırsatlarına yönlendirecek ve böylece gelir artışına ve yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulunacak.

Kamu maliyesi

Tüm bunların yanında, gelişmekte olan ekonomiler, son yıllarda art arda gelen şoklar, artan kalkınma ihtiyaçları ve yükselen borç maliyetleri nedeniyle zayıflayan kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Raporda, gelişmekte olan ekonomilerde kamu maliyesi kurallarının kullanımına ilişkin kapsamlı bir analize özel bir bölüm ayrıldı. Bu kurallar, hükümetin borçlanma ve harcamalarına açık sınırlar getirerek kamu maliyesi yönetiminin iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Bu kurallar genellikle daha güçlü ekonomik büyüme, artan özel yatırımlar, finansal sektörlerde daha fazla istikrar ve dış şoklara karşı daha fazla dayanıklılık ile ilişkili.

fyju
Manhattan'da ‘eleman aranıyor’ tabelası (AFP)

Dünya Bankası Kalkınma Beklentileri Grubu Direktörü Ayhan Köse, gelişmekte olan ve gelişen ekonomilerdeki kamu borcunun yarım asrı aşkın bir süredir en yüksek seviyesine ulaşmasıyla birlikte, mali güvenilirliğin yeniden tesis edilmesinin en önemli öncelik haline geldiğini söyledi.

Köse’ye göre katı mali kurallar, hükümetlerin borç seviyelerini istikrara kavuşturmasına, politika tamponlarını yeniden oluşturmasına ve şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirmesine yardımcı olabilir. Ancak bu kuralların tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Köse, “Güvenilirlik, etkili uygulama ve siyasi taahhüt, mali kuralların istikrar ve büyümeyi sağlamada başarılı olup olmayacağını belirleyen nihai faktörlerdir” diye ekledi.

Rapora göre gelişmekte olan ekonomilerin yarısından fazlasında şu anda en az bir mali kural uygulanıyor. Bu kurallar, mali açıklar, kamu borcu, hükümet harcamaları veya gelir tahsilatı ile ilgili sınırlamaları içerebilir.

Raporda, mali kurallar benimseyen gelişmekte olan ekonomilerin, faiz ödemeleri ve konjonktürel dalgalanmalar hesaba katıldığında, beş yıl sonra bütçe dengelerinde gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yaklaşık 1,4 puanlık bir iyileşme gördüğü belirtiliyor. Bu kuralların uygulanması, birkaç yıl içinde bütçe dengelerinin yaklaşık 9 puan iyileşme olasılığını da artırıyor. Raporda, mali kuralların orta ve uzun vadeli faydaları büyük ölçüde kurumların gücü, uygulandıkları ekonomik bağlam ve tasarımlarının kalitesine bağlı olduğu sonucuna varılıyor.

Bölgelere özel ekonomik görünüm

Doğu Asya ve Pasifik: Büyümenin 2026'da yüzde 4,4'e, 2027'de ise yüzde 4,3'e yavaşlaması bekleniyor.

Avrupa ve Orta Asya: Büyümenin 2026 yılında yüzde 2,4 ile sabit kalması ve 2027 yılında yüzde 2,7'ye yükselmesi tahmin ediliyor.

Latin Amerika ve Karayipler: Büyümenin 2026 yılında kademeli olarak yüzde 2,3'e yükselmesi, ardından 2027 yılında yüzde 2,6'ya çıkması bekleniyor.

Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan: Büyümenin 2026 yılında yüzde 3,6'ya yükselmesi ve 2027 yılında yüzde 3,9'a çıkması tahmin ediliyor.

Güney Asya: Büyümenin 2026 yılında yüzde 6,2'ye yavaşlaması, ardından 2027 yılında yüzde 6,5'e yükselerek toparlanması bekleniyor.

Sahra Altı Afrika: Büyümenin 2026 yılında yüzde 4,3'e yükselmesi ve 2027 yılında yüzde 4,5'e çıkması bekleniyor.


Trump: İran konusunda “çok güçlü seçenekleri” değerlendiriyoruz

Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (Reuters)
Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (Reuters)
TT

Trump: İran konusunda “çok güçlü seçenekleri” değerlendiriyoruz

Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (Reuters)
Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü sabahın erken saatlerinde yaptığı açıklamada, İran’da giderek tırmanan protestolar karşısında askerî seçenekler de dâhil olmak üzere bir dizi güçlü yanıtı değerlendirdiklerini söyledi.

Trump, başkanlık uçağında gazetecilerin, İran’ın daha önce kendisi tarafından ilan edilen ve “göstericilerin öldürülmesi” olarak tanımlanan kırmızı çizgiyi aşıp aşmadığı yönündeki sorusuna, “Görünüşe göre bunu yapmaya başladılar” yanıtını verdi. Trump, “Durumu son derece ciddiyetle takip ediyoruz. Ordu da süreci izliyor. Çok güçlü bazı seçenekleri değerlendiriyoruz. Bir karar alacağız” dedi.

ABD Başkanı, İran’daki kitlesel hükümet karşıtı protestolar sürerken askerî müdahale imasında bulunmasının ardından, İranlı yetkililerin kendisiyle temasa geçerek “müzakere” arayışında olduklarını da açıkladı. Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran liderleri dün benimle temas kurdu. Bir görüşme için hazırlık yapılıyor. Müzakere etmek istiyorlar” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, “Bir toplantı yapılmadan önce harekete geçmek zorunda kalabiliriz” diye konuştu.

Trump’ın açıklamalarına İran’dan yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bugün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasındaki iletişim kanallarının, ABD’nin özel temsilcisiyle olan temaslar ve geleneksel İsviçre arabuluculuğu dâhil olmak üzere hâlâ açık olduğunu söyledi.

Bu gelişmeler, bir insan hakları örgütünün, İran’da iki haftadır devam eden protestolar sırasında Tahran yönetiminin “kitlesel öldürmeler” gerçekleştirmiş olabileceği uyarısında bulunmasının ardından yaşandı. İran hükümeti ise pazartesi günü İslam Cumhuriyeti’ne destek amacıyla gösteriler düzenlenmesi çağrısı yaptı.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “provokatörlerin” ülkenin istikrarını bozmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgularken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, protestoculara yönelik şiddetli baskı iddiaları karşısında “şok olduğunu” belirterek yetkililere itidal çağrısında bulundu.

Merkezi Norveç’te bulunan İran İnsan Hakları Örgütü, protestoların başlamasından bu yana “192 göstericinin öldüğünü doğruladıklarını” açıkladı. Ancak örgüt, gerçek sayının yüzlerce, hatta daha fazla olabileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, “En az yüzlerce kişinin, bazı kaynaklara göre ise 2 binden fazla kişinin öldürüldüğüne dair doğrulanmamış raporlar var” denilerek, yaşananlar “İran halkına karşı işlenmiş büyük bir uluslararası suç” olarak nitelendirildi.

Pazar günü yayımlanan bir video kaydında, Tahran’ın güneyindeki bir morgun dışında üst üste yığılmış onlarca ceset görüldü. İnsan hakları örgütleri, görüntülerin protestoların bastırılması sırasında hayatını kaybedenlere ait olduğunu belirtti. Coğrafi konumu Tahran’ın güneyindeki Kahrezek morgu olarak tespit edilen görüntülerde, yerde siyah ceset torbalarının bulunduğu, yakınlarını aradığı düşünülen kişilerin çevrede toplandığı görüldü.