Hollanda’nın en çok aranan adamına yıllar sonra müebbet hapis cezası verildi

Ridouan Taghi, Avrupa’nın en güçlü ve korkulan uyuşturucu baronu

Ridouan Taghi (X)
Ridouan Taghi (X)
TT

Hollanda’nın en çok aranan adamına yıllar sonra müebbet hapis cezası verildi

Ridouan Taghi (X)
Ridouan Taghi (X)

Hollanda tarihinin en büyük ceza davalarından biri dün (Salı) sanık Ridouan Taghi’in suç ağlarıyla bağlantılı bir dizi cinayetten suçlu bulunduğu için müebbet hapis cezası alması ile sona erdi.

Taghi kim?

46 yaşındaki Taghi, Hollanda’nın en büyük uyuşturucu çetelerinden biri olduğuna inanılan örgütün beyni olarak görülüyor. 2019 yılında sahte kimlikle Dubai’ye girdikten sonra Hollanda’ya iade edilmeden önce ülkede en çok aranan kişiydi. O dönemde Hollanda polisi, Taghi’nin İran’da özgürce yaşadığına inandığını ifade ederek, tutuklanmasını sağlayacak bilgi veren kişilere 111 bin dolar ödül vereceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın İngiliz The Telegraph gazetesinden aktardığı habere göre Fas’ta doğan Taghi, Utrecht eyaletinden Hollanda vatandaşı ve Hollanda, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri’de ikamet etti. Gazete, Taghi’nin Avrupa’nın en güçlü ve en korkunç uyuşturucu baronu olduğunu ve ‘Konuşursan ölürsün’ gibi basit bir kuralla çalıştığını belirtti.

Taghi, Avrupa limanlarına büyük miktarlarda kokain kaçıran bir suç patronu haline geldiği için kimliğini uzun süre gizli kaldı. İddiaya göre 1 milyar dolar (789 milyon sterlin) değerinde bir servete sahip ve tüm kokain ithalatının üçte birini kontrol ediyordu.

Bir noktada, Amsterdam şehir merkezindeki bir nargile kafenin önünde, içeride toplandıkları bilinen rakip çete üyelerine bir uyarı olarak kesik bir kafa bırakıldı. Hollanda Başbakanı Mark Rutte, çeteler tarafından kaçırılma hedefi olabileceği korkusuyla kişisel güvenliğini güçlendirmek zorunda kaldı.

Taghi gençlik yılları

Taghi, iki yaşındayken Fas’tan Utrecht’in arabayla yaklaşık 20 dakika uzaklıktaki 20 binden fazla kişinin yaşadığı küçük bir şehir olan Vianen’e taşındı. Annesi ve kız kardeşi halen Lake Nehri kıyısındaki bu sakin yerde yaşıyor.

Kasabadan bir kişi aileyi ‘normal’ olarak nitelendirdi. Taghi, şehrin küçük bir bölgesi olan De Hagen’de büyüdü. Çok zeki bir çocuk olarak tanımlanan Taghi hızlı öğreniyordu. Yakındaki Newachine’de okula gitti ve kısa süre sonra oyun alanında esrar satmaya başladı. Sonrasında ‘Küçük (Tiny) suçlu’ takma adını aldı.

Mokro Mafyası

Taghi, Hollanda’da filmlerde ve televizyon dizilerinde rol alan gangster yaşam tarzına özenerek büyüyen yeni nesil suçlulardan biriydi. Bu gençlere daha sonra ‘Mokro Mafyası’ adı verildi ve önceki nesil göçmenlerin yerini aldılar.

Önceki kuşak, Fas’la olan bağlantılarından yararlanarak Hollanda toplumuna, o dönemde içilmesi suç olmaktan çıkan esrarı sağlamıştı.

Utrecht'ten kısa bir sürüş mesafesindeki Amsterdam, elmas ve çiçek ticaretinde olduğu gibi, Avrupa’nın uyuşturucu ticareti için de uluslararası bir pazar haline geliyordu. Başkent sadece şehrin tadını çıkarmak isteyen turistler için değil, aynı zamanda İtalya’dan İrlanda’ya suç dünyasının her köşesinden gelen gangsterler için de bir mıknatıs haline geldi.

Taghi Fas’a gitti ve burada görünüşe göre bir aile bağlantısı aracılığıyla esrar kaçakçılığı rotasını İspanya’ya çevirdi. Bunun için uygun yerde ve zamandaydı.

2008’de Güney Amerikalı çeteler, kıtaya ulaşmak için Batı ve Kuzey Afrika’yı çıkış noktası kullanarak dikkatlerini Avrupa’ya çevirmeye başladı. Taghi gibi bir iş adamı için kokain kaçakçılığı yöntemini değiştirmek son derece mantıklıydı.

Kolombiya’daki iç savaş 2016’da sona erdi ve aniden büyük bir kokain fazlası ortaya çıktı, bu da hareketliliği körükledi ve Antwerp ve Rotterdam gibi limanları uyuşturucu kaçakçıları için uygun hale getirdi. Mokro Mafyası kitabının yazarı ve bu ismi ortaya atan gazeteci Wouter Laumans’a göre bu, uyuşturucu ticaretinin küreselleşmesinin başlangıcı oldu.

Polis Taghi’den nasıl haberdar oldu?

Hollanda polisi Taghi’yi ilk kez 2015 yılında rakip çetenin lideri Bucho’nun hayatından endişe ederek polise sığınması ile duydu. Taghi ile bağlantılı olduğu iddia edilen çete üyeleri, onunla bağlantılı kişilerin arabalarının altına takip cihazları yerleştirdi. Anne ve babası et pazarı işlettiği için ‘Kasap’ lakabını alan Bucho’nun soruşturmasını yapan memurlar, Taghi hakkında o kadar az şey biliyorlardı ki ismini yanlış yazıp ona ‘Ridovan’ adını verdi.

Bir ay sonra polis, Vianen şehrinde büyük miktarda silah içeren bir depoyu ortaya çıkardı. Depoda 60 tabanca, 9 el bombası, 36 otomatik silah ve İsrail yapımı Uzi makineli tüfek bulunuyordu.

Taghi’nin yargılanması

Taghi’nin davası yaklaşık 6 yıl sürdü. Hazırlık aşamaları da dahil olmak üzere kendisi ve diğer 16 kişi, 6 cinayet, 4 cinayete teşebbüs ve çok sayıda başka saldırıyı hazırlamakla suçlandı.

Taghi, cinayet emrini veren örgütün lideri olarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, diğer iki kişi de cinayetlerdeki rolleri nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Duruşma ve hazırlık aşamasında davayla bağlantılı çok sayıda kişi öldürüldü. 2021 yılında Hollandalı ünlü kriminal gazeteci Peter R. de Vries, Amsterdam’da kalabalık bir caddede vuruldu. De Vries, duruşmada ‘devlet tanığı’ haline gelen şüphelilerden birinin danışmanı olarak çalışıyordu.

scdvcds
Hollandalı gazeteci Peter R. De Vries, 15 Şubat 2019’da Amsterdam mahkemesi yakınında (AFP)

De Vries, Mayıs 2019’da Taghi’nin ‘ölüm listesine’ dahil edildiği bilgisini aldı. Aynı yılın Eylül ayında, Taghi davasının baş tanığın erkek kardeşinin öldürülmesinin ardından Hollandalı bir avukat, Amsterdam’daki evinin yakınında vurularak öldürüldü.

De Vries, Hollanda’nın en önde gelen suç gazetecilerinden biriydi ve genellikle duruşmalardaki mağdurlar veya tanıklar hakkında konuşurken görüntüleniyordu. Alkol şirketi sahibi Freddy Heineken’in kaçırılması hakkında yazdıktan sonra uluslararası üne kavuştu. Peter’ın vurulması Hollanda'daki organize suçla bağlantılıydı.

Taghi, 2015 yılında 56 yaşındaki muhalif isim Muhammed Rıza Kalahi’ye düzenlenen suikastta İran istihbaratıyla işbirliği yapma ve Ahvaz Kurtuluş Hareketi’nin Başkanı, 52 yaşındaki Ahmed Mola Nissi, Kasım 2017’de Lahey’deki evinin önünde öldürülmesine neden olmakla suçlandı. Muhaliflerin öldürülmesi Hollanda-İran diplomatik gerilimine neden oldu. İngiliz The Daily Telegraph gazetesinin haberine göre İran’ın, suça karışmasını örtbas etmek amacıyla Hollandalı bir uyuşturucu çetesini kiraladığından şüpheleniliyor. Gazete, İran’ın ‘uluslararası uyuşturucu kaçakçılığında aktif olan Lübnan Hizbullahı aracılığıyla yerel bir suç çetesiyle temasa geçtiği’ yönünde iddiaları aktardı.

Amsterdam’daki sıkı güvenlik önlemleriyle korunan mahkeme merkezini çevreleyen sokaklar kordon altına alınırken, bugün kararı okuyan hakimlerin isimleri gizli tutuldu.

sdvdsfvd
Amsterdam’daki mahkeme merkezini koruyan güvenlikler (EPA)

Taghi’nin yanı sıra sanıklar Mario R. ve Saeed R’ye de ömür boyu hapis cezası verildi.  Saeed R, avukatı aracılığıyla karara itiraz edeceğini belirtti. Kararı dinlemek için mahkeme salonunda çok sayıda şüpheli vardı, ancak Taghi bunlar arasında değildi. Sanıklara seslenen hakim, “Hakkınızdaki kararı öğrenmek için uzun süre beklemek zorunda kaldınız ama bu mağdur yakınları için de geçerliydi” ifadelerini kullandı.



Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.