Yapay zekanın ABD başkanlık seçimlerine etkisi olur mu?

Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
TT

Yapay zekanın ABD başkanlık seçimlerine etkisi olur mu?

Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)

Yapay zekanın hızlı gelişimi, özellikle önümüzdeki Kasım ayında yapılması planlanan ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken, bu teknolojinin politikaları etkilemek ve seçimlere hile karıştırmak için kullanılma olasılığı konusunda endişelere yol açtı.

ABD yakın zamanda bu konuyla ilgili pek çok olaya tanıklık etti. Onlardan bazıları şöyle: Başkan Joe Biden'ın sesinin kullanıldığı hileli telefon görüşmeleri, yapay zeka tarafından üretilen ve Donald Trump'ın rahmetli babasını kendisini eleştiriyormuş ve seçimlere katılmamasını tavsiye ediyormuş gibi gösteren bir video ve Georgia’da seçim hileleriyle mücadele etmek için geliştirilen bir araç.

Geçtiğimiz ay New Hampshire Başsavcısı, Biden'ın sesini taklit eden ve görünüşe göre insanları eyaletin ön seçimlerinde oy kullanmamaya teşvik eden bir robocall aracılığıyla seçmenleri bastırma girişimine yönelik bir soruşturma açıldığını duyurdu.

Telefon görüşmesinde, Demokrat Başkan’ın sesi taklit edilerek seçmenlere "Oylarınızı Kasım seçimleri için saklamanız çok önemli" dediği duyuluyor.

Bu olay sonucunda, ABD telekomünikasyon düzenleyicisi, yapay zeka programları tarafından üretilen seslerin kullanıldığı robocall'ları yasaklama kararı aldı.

sferb
Yapay zekanın seçimler üzerindeki etkisinden kaçınmak, yalnızca seçmenlerin gerçek ve sahte içeriği ayırt etme becerisine bağlı olabilir (Reuters)

Yaklaşık 10 gün önce, Trump'ın yeniden seçilmesini engellemek amacıyla 2019'un sonlarında ABD'nin önde gelen mevcut ve eski Cumhuriyetçi Parti liderleri tarafından kurulan siyasi bir organizasyon olan Lincoln Projesi, eski başkanın babası Fred Trump'ı gösteren yapay zeka tarafından üretilen bir video hazırladı ve yayınladı. Videoda Baba Trump 1999 yılında ölmüştü ve oğlunu eleştiriyor ve aşağılıyor gibiydi.

Videoda Fred’in Trump'a şöyle dediği görülüyor: "Donnie, bu işi batıracağını hep biliyordum. Ben her zaman bir aptal oldum."

Videoda eski başkanın iş anlaşmaları küçük düşürülmek istenirken ‘çocuklarının ondan nefret ettiği, özellikle de Ivanka'nın’ adını söyleyerek ailesiyle olan ilişkisi eleştiriliyor.

Konuyla ilgili olarak The Guardian gazetesinde bugün yayınlanan bir haberde Eagle AI adlı teknoloji şirketinin ‘Georgia eyaletindeki seçmen kayıtlarında, bir kişinin ölmüş birinin yerine oy kullanması ya da oy kullanma hakkına sahip olmayan bir kişinin oy kullanması gibi yaygın hataları doğrulamayı amaçlayan’ bir yapay zeka aracı geliştirdiği belirtildi.

Bu araç kamu ve özel verilerin bir kombinasyonunu kullanıyor ve bireylerin seçmen kayıtlarına itiraz etmelerini sağlıyor. Ancak eyalet yetkilileri bu aracın hatalı ve rahatsız edici olduğunu ve eyalet yasalarını ihlal edebileceğini söylüyor.

Yetkililer bu aracı ‘demokratik sürece karşı bir silah’ olarak görüyor ve oy kullanma ile ilgili artan zorlukların ve karmaşık süreçlerin uygun seçmenlerin oy kullanmasını engelleyebileceğini belirtiyor. Seçimlerin basit bir süreç olmak yerine, hantal bir yasal labirent haline geleceğini söylüyorlar.

Seçim uzmanları yukarıda bahsi geçen sorunların nadir olduğunu ve mevcut sistemler kullanılarak periyodik olarak incelenip ele alındığını söylüyor. Ancak Eagle AI CEO'su John W. Richards Jr. bu hataların çok ciddi olduğuna ve yaygın bir seçim sahtekarlığa yol açabileceğine inanıyor.

Trump defalarca 2020'de Georgia’da yapılan seçimlere hile karıştırıldığını iddia etmişti.

Bu yeni aracı eleştirenler, bunun Cumhuriyetçiler ya da aşırı sağcılar tarafından ABD genelinde oy kullanma yeterliliğinin sorgulanmasına yönelik çabaların çok küçük bir parçası olduğunu söylüyor.

dsvfd
Yapay zeka kullanımının seçimlerden önce gerçekten düzenlenip düzenlenmeyeceği belli değil (Reuters)

Tüm bu gerçekler, yapay zekanın yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabileceği ve sonuçları etkileyebileceği yönündeki korkuları artırdı.

Geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi, yapay zekanın nasıl düzenlenebileceğini araştırmak üzere iki partili bir görev gücü oluşturdu. Ancak Kongre'deki partizan tıkanıklık ve ABD düzenlemelerinin yapay zekanın ilerleme hızının gerisinde kalması nedeniyle, bu teknolojinin kullanımının seçimlerden önce gerçekten düzenlenip düzenlenmeyeceği belirsiz.

Açık güvenceler olmadan, yapay zekanın seçimler üzerindeki etkisinden kaçınmak, yalnızca seçmenlerin gerçek ve sahte içeriği ayırt etme becerisine bağlı olabilir.

Facebook ve Instagram'ın sahibi olan Meta şirketi dün, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşan seçimlerle ilgili aldatıcı ve yanıltıcı yapay zeka içeriklerini ele almak üzere bir ekip oluşturacağını açıkladı.

Şirket, yapay zekanın seçmenleri kandırmak için nasıl kullanılabileceği konusunda endişeli olduğunu belirtti.

Bu duyuru, Meta'nın diğer büyük teknoloji şirketleriyle bu tür içeriklerle mücadele edilmesi gerektiğini tavsiye eden bir anlaşma imzalamasından iki hafta sonra geldi.

ChatGPT uygulamasının geliştiricisi OpenAI'nin CEO'su Sam Altman, ABD Kongresi'nin bir oturum komitesi önünde yaptığı açıklamada “Yeni nesil yapay zeka teknolojisinin ortaya çıktığı modeller kullanıcıları manipüle edebilir. Bu modellerin manipüle etme, ikna etme ve etkileşimli yanlış bilgi sağlama konusundaki genel yeteneği çok rahatsız edici" demişti.

ABD merkezli elektronik güvenlik şirketi Record Future'da bilgi analisti olan Alexander Leslie “Farkındalık ve eğitim yaygınlaştırılmazsa, bu teknolojiler ABD başkanlık seçimlerine yaklaşırken yakın bir tehlike haline gelecektir” dedi.

Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi İletişim ve Enformasyon Fakültesi'nde yardımcı doçent olan Saifuddin Ahmed ise şunları söyledi:

“Yapay zekanın, özellikle de deepfake’in siyasi kampanyalara entegrasyonu geçici bir eğilim değil, aksine zaman içinde gelişmeye devam edecek bir eğilimdir.”

Bu teknoloji daha önce birçok ülkede siyasi partiler tarafından kullanıldı.

Güney Kore'deki 2022 seçimlerinde Halkın Gücü Partisi, o zamanki başkan adayı Yoon Suk Yeol için yapay zeka sistemi kullanarak dijital bir avatar yarattı ve seçmenlerle sanal olarak etkileşime girdi, gençlerle onların konuşma dilinde konuştu ve onlarla şakalaştı. Seçimlerde Yeol başarılı oldu.

Bu ay, diğer suçlamaların yanı sıra devlet sırlarını sızdırma suçlamasıyla geçen yıldan beri hapiste olan eski Pakistan Başbakanı İmran Han, yapay zeka tarafından üretilen bir video aracılığıyla destekçilerine seslenebildi ve seçim zaferini ilan etti.



Tahran, protestolara karşı gösteriler düzenliyor ve diplomatik mesajlar gönderiyor

İran'ın orta kesimindeki İsfahan'da öldürülen güvenlik güçlerinin cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı. (Tesnim)
İran'ın orta kesimindeki İsfahan'da öldürülen güvenlik güçlerinin cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı. (Tesnim)
TT

Tahran, protestolara karşı gösteriler düzenliyor ve diplomatik mesajlar gönderiyor

İran'ın orta kesimindeki İsfahan'da öldürülen güvenlik güçlerinin cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı. (Tesnim)
İran'ın orta kesimindeki İsfahan'da öldürülen güvenlik güçlerinin cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı. (Tesnim)

İran’da yetkililer, halk protestolarının başlamasının üzerinden 16 gün geçmesinin ardından dün destekçilerini meydan ve alanlarda topladı. Bu süreçte Tahran yönetimi, ABD ile iletişim kanallarının ‘açık’ olduğunu vurgulayan çok sayıda diplomatik mesaj gönderirken, ‘kargaşa çıkarıcılar’ olarak nitelendirdiği kişilere yönelik güvenlik ve yargı söylemini de sertleştirdi.

Muhalif platform ve ağlarda paylaşılan bilgilere göre, protestocu gruplar pazar gecesi Tahran ve diğer bazı kentlerde hareketliliğini sürdürdü. Resmi medya ise eylemlerin temposunda ‘düşüş’ yaşandığını öne sürerek, şiddet olaylarını ‘dış müdahaleler’ ve ‘silahlı unsurlar’ ile ilişkilendirdi.

28 Aralık’ta ekonomik şikâyetler ve fiyat artışları nedeniyle başlayan protestolar, zamanla iktidar kurumlarını hedef alan siyasi eylemlere dönüştü.

Bu çerçevede İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, pazar akşamı Tahran’da, özellikle Nevab ve Saadat Abad bölgelerinde ‘protesto gösterileri’ düzenlendiğine dair görüntüler aktardı. Ajans ayrıca, Çeharmahal ve Bahtiyari eyaletinde toplanmalar yaşandığını, Horasan eyaletine bağlı Taybad kentinde de hareketlilik görüldüğünü bildirdi.

Fars Haber Ajansı bu hareketliliği ‘sınırlı’ olarak nitelendirirken, güvenlik güçlerinin protestocuları dağıtmak için harekete geçtiğini bildirdi. Ajans, Mazenderan, Horasan, Kirmanşah ve Elburz başta olmak üzere birçok eyalette güvenlik güçlerinin ‘yoğun şekilde konuşlandırıldığını’ aktardı. Buna karşılık İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), pazar akşamı Ahvaz’da protestoların sürdüğünü gösteren bir video aldıklarını açıkladı. Ajans, toplanmaları dağıtmak amacıyla ateş açıldığını, göz yaşartıcı gaz kullanıldığını ve gözaltılar yapıldığını duyurdu. Son günlerde Tahran ve Meşhed’in de aralarında bulunduğu çeşitli kentlerde kalabalık gösterilerin düzenlendiği belirtildi.

dfrt6y
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen gösteride protestocular yolları kapattı. (AP)

Yaygın biçimde aktarılan son verilere göre, ABD merkezli HRANA’ya dayandırılan haberlerde, protestoların başlamasından bu yana 496’sı gösterici, 48’i güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 544 kişinin hayatını kaybettiği, 10 bin 600’den fazla kişinin de gözaltına alındığı bildirildi. Ajans, İranlı yetkililerin resmi rakam açıklamadığına dikkat çekti. Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) ise protestoların başından bu yana en az 648 göstericinin öldüğünü teyit ettiklerini, bazı tahminlere göre ölü sayısının 6 bini aşmış olabileceğini ifade etti. Örgüt, gerçek sayının daha yüksek olabileceği uyarısında bulunurken, diğer bazı kuruluş ve merkezler de yaralıların artması nedeniyle hastanelerin ‘dolup taştığını’ ve kan stoklarının azaldığını bildirdi.

Hastaneler dolu

New York merkezli İran İnsan Hakları Merkezi, yaralı göstericilerin akını nedeniyle hastanelerin ‘dolup taştığını’ ve kan stoklarının giderek azaldığını bildirdi. İran muhalefetinin öne çıkan isimlerinden, eski şahın oğlu Rıza Pehlevi ise silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine ‘halkın yanında yer alma’ çağrısında bulundu.

Pazar günü yayımlanan bir videoda, Tahran’ın güneyindeki bir morgun dışında üst üste yığılmış onlarca ceset görüldü. İnsan hakları kuruluşları, görüntülerin İranlı yetkililerin protestolara yönelik müdahalesinde hayatını kaybedenlere ait olduğunu belirtirken, devlet televizyonu da videonun gerçekliğini doğruladı. Başkentin güneyindeki Kehrizek morgu olarak konumu tespit edilen görüntülerde, siyah ceset torbalarının yerde durduğu, yakınlarını aradığı tahmin edilen kişilerin ise çevrede toplandığı görüldü.

cdfgt
Tahran'ın merkezindeki bir sokakta, protestolar sırasında hasar gören bir itfaiye aracı sergileniyor. (Tesnim)

İnternet ve iletişim üzerindeki kısıtlamaların sürmesi nedeniyle, sahadaki görüntüler ve can kaybına ilişkin rakamların bağımsız biçimde doğrulanması sınırlı kaldı. Yetkililer ise olaylara ilişkin kendi anlatılarını öne çıkararak, güvenlik güçlerinden hayatını kaybedenler ile kamu tesislerindeki hasara odaklandı.

Yetkililer perşembe gününden bu yana interneti kesti. İnsan hakları örgütleri bu durumun bilgi akışını ve ihlallerin belgelenmesini zorlaştırdığı görüşünü dile getirdi. Resmî medya ise ülke içindeki çevrim içi faaliyetin bir bölümünü sürdürmek amacıyla bazı platform ve hizmetlere ‘ulusal internet’ ya da ‘iç ağ’ üzerinden erişim sağlandığını bildirdi.

Karşı gösteriler

Yetkililer, geniş katılımlı protesto hareketine, 1979’daki kuruluşundan bu yana en büyük sınavlarından birini veren İslam Cumhuriyeti’ne destek amacıyla karşı gösteriler düzenlenmesi çağrısıyla yanıt verdi. Yetkililer, tüm vatandaşları ‘şiddet ve vandalizm’ olarak nitelendirdikleri eylemleri kınamak üzere sokaklara çıkmaya davet etti. Devlet televizyonu, Tahran’da kalabalıkların İnkılap Meydanı’na doğru ilerlediğini gösteren görüntüler yayımlarken, birçok kentte düzenlenen benzer toplanmaları da ulusal yürüyüşler olarak sundu.

Görüntülerde, göstericilerin ‘Amerika’ya ölüm’ ve ‘İsrail’e ölüm’ sloganları attığı görülürken, resmî televizyonun yayınları geniş katılıma ve dalgalanan bayraklara odaklandı. Bu yayınlarla, devletin inisiyatifi yeniden ele aldığı mesajının verilmek istendiği değerlendirmesi yapıldı.

cdfgthy
İranlı bir adam, yetkililer tarafından dağıtılan ve İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Trump'ın düşeceği sözünü içeren bir posteri elinde tutuyor. (Tesnim)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre binlerce İranlı dün Tahran’ın merkezinde yetkililere destek amacıyla gösteri düzenledi. Yaklaşık 15 gündür rejim karşıtı halk protestolarının sürdüğü ülkede, devlet televizyonu söz konusu gösterinin, olaylar sırasında hayatını kaybeden güvenlik güçleri için de bir ‘yas’ niteliği taşıdığını bildirdi. Yayınlanan görüntülerde katılımcıların İran bayrakları taşıdığı, yetkililerin ‘kargaşa çıkarıcılar’ tarafından öldürüldüğünü söylediği güvenlik görevlileri için dualar edildiği görüldü.

İran devlet televizyonuna konuşan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, “Bugün İran halkının meydanlardaki varlığı, bu milletin ABD ve İsrail ile hesaplaşmaya kararlı olduğunu gösteriyor” dedi. Laricani, olası bir saldırının ‘ağır bir karşılıkla’ yanıtlanacağı uyarısında bulundu.

Bu çerçevede Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Tahran’da düzenlenen destek gösterisinde yaptığı konuşmada, ülkenin ‘dört cephede savaş’ yürüttüğünü söyledi. Kalibaf, ABD ve İsrail ile ‘ekonomik, psikolojik ve askerî savaş’ ile ‘teröre karşı savaş’ içinde olduklarını ifade etti. İran halkının rakiplerin hedeflerine ulaşmasına izin vermeyeceğini belirten Kalibaf, ülkeye yönelik bir saldırı olması halinde silahlı kuvvetlerin karşılık vereceğini söyledi. Kalibaf’ın açıklamalarında, protestoları dış güçlerle yürütülen ‘mücadele’ sürecine bağlayan sert bir söylem dikkat çekti.

defrt
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, yetkililer tarafından ‘ayaklanmalar’ olarak nitelendirilen olaylara karşı düzenlenen gösterilere katıldı. (İran hükümeti)

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf dün katıldığı bir mitingde, yeni bir saldırı düzenlemesi halinde ABD Başkanı Donald Trump’a ‘unutulmaz bir ders’ vereceklerini söyledi. Kalibaf, bir gün önce de Washington’u ‘yanlış hesap’ yapmakla uyarmış, İran’a yönelik bir saldırı durumunda ‘işgal altındaki toprakların (İsrail) yanı sıra tüm Amerikan üsleri ve gemilerinin’ meşru hedef olacağını dile getirmişti.

Aynı doğrultuda yargı kanadından da sert mesajlar geldi. İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkede yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden güvenlik görevlilerine atıfta bulunarak, ‘dökülen kanların intikamının alınması gerektiğini’ söyledi.

Devlet televizyonuna konuşan Ejei, bu ‘intikamın’ kararlı ve etkili biçimde, tüm imkânlar kullanılarak alınması gerektiğini vurguladı. Ejei, protestolarda ‘kilit rol oynadığını’ ileri sürdüğü kişilerin yargılanması ve cezalandırılması sürecinin hızlandırılması için başsavcıya talimat verdiğini açıkladı.

Ejei, yerel medyaya yansıyan açıklamalarında, yalnızca şiddet eylemlerine katılanlara değil, aynı zamanda kışkırtma yaptığını veya destekleyici roller üstlendiğini düşündüğü kişi ve gruplara karşı da, söylem ya da çağrılar yoluyla dahi olsa, ‘tavizsiz’ bir tutum izleneceği uyarısında bulundu.

Diplomatik inceleme

Aynı paralelde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’da görev yapan yabancı büyükelçiler ve diplomatik misyon şefleriyle yaptığı toplantıda bir sunum yaparak, ‘durumun tamamen kontrol altına alındığını’ söyledi. Arakçi, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, şiddet olaylarından ABD ile İsrail’i sorumlu tuttu.

sdefr
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yabancı büyükelçilere ve diplomatlara protestoların arka planını açıkladı. (İran Dışişleri Bakanlığı)

Arakçi, İslam Cumhuriyeti’nin ‘savaş istemediğini, ancak savaşa tamamen hazır olduğunu’ belirterek, “Müzakerelere de hazırız; ancak bu müzakereler adil olmalı, eşit haklara ve karşılıklı saygıya dayanmalı” dedi. Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın protestolara ilişkin açıklamalarının ise İran’ın iç işlerine müdahale anlamına geldiğini savundu.

Protestoların başlangıçta ‘sakin ve meşru’ olduğunu, ancak daha sonra ‘şiddete dönüştüğünü’ ileri süren Arakçi, yetkililerin silah dağıtıldığına dair olduğunu söylediği belgeler ve fotoğraflara sahip olduklarını, gözaltına alınan bazı kişilerin itiraflarının da yayımlanacağını söyledi. Devlet kurumlarının kamuya ve özel mülklere yönelik saldırıları tespit ettiğini ifade eden Arakçi, camilerin ve ambulansların yakıldığını öne sürerek, “Hiçbir İranlı bir camiye saldırmaz” dedi.

Arakçi, iletişim konusuna da değinerek, internetin kesilmesinin ‘güvenliğin sağlanması’ amacıyla yapıldığını, ‘güvenlik istikrar kazandığında internet hizmetlerinin geri döneceğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Arakçi bu konuda net bir takvim vermedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olarak, askerî seçeneklerin de yer aldığı bir dizi seçeneği değerlendirdiği, ABD’nin İranlı yetkililerle görüşebileceğini söylediği ve muhalefetle temas halinde olduğunu dile getirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile ‘iletişim kanalının’ açık olduğunu, bunun ABD’nin özel temsilcisiyle temasın yanı sıra İsviçre aracılığıyla yürütülen diplomatik hatları da kapsadığını söyledi. Bekayi, mesajların ‘ihtiyaç duyuldukça’ karşılıklı olarak iletildiğini belirtti. Tahran’ın diplomasiden yana tutumunu sürdürdüğünü vurgulayan Bekayi, buna karşın Washington’dan ‘çelişkili mesajlar’ geldiğini savundu ve olası görüşmelerin ‘dayatmaya dayalı tek taraflı bir müzakere değil, karşılıklı çıkar ve hassasiyetlerin kabulü temelinde’ yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Bekayi, Tahran ile ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff arasında bir iletişim kanalının bulunduğunu da hatırlatarak, İran’da ABD’ye ait bir diplomatik temsilcilik olmadığını, Amerikan çıkarlarının İsviçre Büyükelçiliği tarafından temsil edildiğini kaydetti.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve Fransa büyükelçilerini, söz konusu ülkelerin ‘karışıklıkları desteklediği’ gerekçesiyle bakanlığa çağırdı. Tahran, bu ülkelerden gelen ‘her türlü siyasi ya da medya desteğinin’, İran’ın ‘kargaşa’ olarak nitelediği eylemlere yönelik olması halinde, ülkenin güvenliğine yönelik ‘açık bir müdahale’ anlamına geldiğini savundu.

İhtiyatlı davranma çağrısı

Uluslararası arenada, birçok ülke ve kurum, şiddetin durdurulması ve itidal çağrısında bulunurken, iletişim hatlarının yeniden açılması talep edildi. Avrupa Birliği (AB) ise protestoların sert şekilde bastırılmasına karşı ek yaptırım seçeneklerini gündeme getirdi.

AB, göstericilere karşı güç kullanımının ardından ‘yeni ve daha sert yaptırımlar önermeye hazır’ olduklarını bildirdi.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Hindistan ziyaretinde yaptığı açıklamada, göstericilere yönelik şiddeti ‘zayıflığın göstergesi’ olarak nitelendirerek, bunun ‘derhal durdurulması’ gerektiğini söyledi ve İran yönetimine ‘halkını tehdit etmek yerine koruma’ çağrısı yaptı. Almanya Dışişleri Bakanlığı da internet erişiminin engellenmesini reddettiklerini ve erişimin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Çin ise İran hükümeti ve halkının ‘zorlukların üstesinden gelerek ulusal istikrarı korumasını’ umut ettiğini belirtti. Pekin, güç kullanımına veya tehdidine karşı olduğunu ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahaleye karşı çıktığını ifade etti.

Kanada, ‘cesur İran halkının yanında durduğunu’ belirterek, yetkililere baskıyı durdurma ve insan haklarına saygı gösterme çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise protestoculara yönelik şiddet ve ‘aşırı güç kullanımına’ dair raporlardan ‘şoke olduğunu’ söyledi. Guterres, yetkilileri ‘azami itidal göstermeye’ ve ‘gerekli olmayan ya da orantısız’ güç kullanımından kaçınmaya çağırdı. Ayrıca ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Guterres, ülkede bilgiye erişimin sağlanması için adımlar atılmasını, buna internet bağlantılarının yeniden açılmasının da dahil olduğunu talep etti.


Beyaz Saray: İran'ın kamuoyuna yaptığı açıklamalar Amerika'ya gönderdiği gizli mesajlardan farklı

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, 12 Ocak 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray önünde basına açıklama yapıyor (AFP)
Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, 12 Ocak 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray önünde basına açıklama yapıyor (AFP)
TT

Beyaz Saray: İran'ın kamuoyuna yaptığı açıklamalar Amerika'ya gönderdiği gizli mesajlardan farklı

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, 12 Ocak 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray önünde basına açıklama yapıyor (AFP)
Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, 12 Ocak 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray önünde basına açıklama yapıyor (AFP)

Beyaz Saray sözcüsü Karolyn Levitt dün yaptığı açıklamada, İran'ın kamuoyuna yaptığı açıklamaların, ABD'ye gizlice gönderdiği mesajlardan farklı olduğunu söyledi.

Fox News televizyonuna yaptığı açıklamada, “Başkan (Donald) Trump, İran'ın mesajlarını incelemekle ilgileniyor” dedi.

Leavitt, Beyaz Saray'ın İran'daki durumla başa çıkmak için “hava saldırıları” da dahil olmak üzere çeşitli seçeneklere sahip olduğunu söyledi.

Trump'ın, Starlink internet hizmetinin sahibi milyarder Elon Musk ile İran'da bu hizmetin sunulması konusunda görüştüğünü söyledi. İran, yaklaşık iki haftadır süren yaygın protestolar nedeniyle ülke genelinde internet hizmetlerini kesmişti.

Wall Street Journal cumartesi günü yetkililere atıfta bulunarak, ABD yönetiminin, İran'ın protestocuları öldürmesi halinde Başkan Trump'ın İran'a “sert” bir saldırı düzenleme tehdidini yerine getirmek için gerekirse İran'a nasıl saldırı düzenleneceğini müzakere ettiğini bildirdi.

Trump pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ile temasa geçtiğini ve nükleer bir anlaşma konusunda müzakere etmeyi teklif ettiğini belirterek, "Bir görüşme ayarlanıyor, ancak mevcut olaylar nedeniyle harekete geçmek zorunda kalabiliriz" ifadelerini kullandı.


Bugün tüm gözler Trump'ın İran kararına çevrildi

Pazar günü Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen İranlı bir güvenlik görevlisinin cenaze töreninden bir kare (Reuters)
Pazar günü Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen İranlı bir güvenlik görevlisinin cenaze töreninden bir kare (Reuters)
TT

Bugün tüm gözler Trump'ın İran kararına çevrildi

Pazar günü Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen İranlı bir güvenlik görevlisinin cenaze töreninden bir kare (Reuters)
Pazar günü Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen İranlı bir güvenlik görevlisinin cenaze töreninden bir kare (Reuters)

İran sahnesi, bir yandan karşılıklı siyasi ve güvenlik geriliminin tırmanması ve ülke içindeki çelişkili hareketler devam ederken ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la nasıl başa çıkacağına dair kararını bekliyor.

Tahran dün Washington ile iletişim kanallarının ‘açık’ olduğunu doğruladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yabancı büyükelçilere İran'ın ‘savaş istemediğini, ancak savaşa da hazır olduğunu’ söyledi. Bu açıklama, ABD'nin uyarıları ve Trump'ın askeri seçenekler de dahil olmak üzere ‘güçlü seçenekleri’ değerlendirdiklerine dair savurduğu açık tehditlerine eşlik etti. İranlı yetkililer dün, halk protestolarının başlamasından 16 gün sonra, Tahran ve diğer şehirlerde destekçilerini bir araya getirerek, inisiyatifi yeniden ele geçirdiklerini göstermeyi çalıştılar.

Devlet televizyonu, İslam Cumhuriyeti bayraklarının dalgalandığı ve ABD ve İsrail karşıtı sloganların atıldığı hükümet yanlısı mitinglerin görüntülerini yayınladı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, herhangi bir saldırıya sert tepki verileceğini vaat ederken, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin ‘dökülen kanın intikamını alacağını’ söyleyerek, davaların hızlandırılacağını duyurdu.

Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), İran’daki protestolarda en az 648 protestocunun öldüğünü doğruladığını açıkladı. IHR, resmi rakamların açıklanmaması nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini vurguladı.