İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürdüğü Filistinlilerin sayısı 30 bini aştı

Fotoğraf: Ashraf Amra - AA
Fotoğraf: Ashraf Amra - AA
TT

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürdüğü Filistinlilerin sayısı 30 bini aştı

Fotoğraf: Ashraf Amra - AA
Fotoğraf: Ashraf Amra - AA

İsrail ordusunun işgal ettiği Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerindeki yerleşim yerlerine düzenlediği saldırılarda en az 30 sivilin öldüğü bildirildi.

Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarını bombaladığı belirtildi.

Söz konusu kamplara yönelik saldırılarda yaşamını yitiren 25 Filistinlinin Deyr el-Belah bölgesindeki Aksa Şehitleri Hastanesine getirildiği aktarılan haberde, öldürülenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğu ifade edildi.

İsrail savaş uçaklarının doğrudan evleri hedef aldığı saldırılarda kamplarda büyük yıkımın olduğu vurgulanan haberde, enkaz altında kalan çok sayıdaki cansız bedene henüz ulaşılamadığı aktarıldı.

Haberde, İsrail ordusunun ayrıca Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentini de topçu atışlarıyla hedef alması sonucu öldürülen 5 Filistinli cesedinin de Gazze Avrupa Hastanesine kaldırıldığı kaydedildi.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

Ölen Filistinlilerin sayısı 30 bini aştı
Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 146 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verdi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 81 Filistinliyi daha öldürdüğünü kaydeden Kudra, Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bin 35'e yükseldiğini aktardı.

Kudra, son saldırılarda İsrail güçlerinin 132 Filistinliyi daha yaraladığını ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının da 70 bin 457'ye ulaştığını bildirdi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Kudra, hâlen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğunu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığını vurguladı.

İsrail ordusunun 146 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde insani bir felaket yaşanıyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanı'nın 26 Ocak'ta İsrail'e karşı hükmettiği ihtiyati tedbir kararları arasında Gazze'de insani yardıma erişimin sağlanması yer almasına rağmen, şubat ayında Gazze'ye giren yardımın ocak ayına oranla yarı yarıya düştüğünü belirtiyor.

İsrail ordusu Gazze'de insani yardım bekleyen Filistinlileri hedef aldı
Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail'in Gazze kentinin güneyinde Reşid Caddesi'ndeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyenlere düzenlediği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Kudra, İsrail ordusunun saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısının 81'e yaralı sayısının da 700'e çıktığını belirtti.

Sözcü Kudra, İsrail’in saldırısında ölen ve yaralananların Gazze’nin kuzeyindeki hastanelere sevk edildiğini aktararak “Sağlık ekipleri, hala kısıtlı imkanlarla ciddi vakalarla ilgilenmeye devam ediyor." ifadesini kullandı.

Çok sayıda yaralının durumunun ağır olduğunu kaydeden Kudra, ölü sayısının 100'ü aşabileceğine dikkati çekti.

İsrail ordusu, sabah saatlerinde Gazze kentinin güneyinde Nablusi Kavşağında insani yardım bekleyen Filistinlileri bombalayarak ve ateş açarak hedef almıştı.

Görgü tanıkları, İsrail'in ölü ve yaralıları Şifa Hastanesine taşıyan sağlık ekipleri ile sivilleri de hedef aldığını açıklamıştı.

Gazze'deki hükümet yaptığı açıklamada, İsrail'in insani yardım bekleyenlere yönelik saldırısının "kasıtlı ve planlı" olduğunu vurgulayarak, "İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü." ifadelerini kullanmıştı.

Ölen ve yaralananların, sağlık ekipleri ve siviller tarafından Gazze kentindeki hastanelere götürüldüğünü belirten tanıklar, İsrail askerlerinin, yaralıları taşıyan sağlık ekipleri ve sivilleri de hedef aldığını kaydetti.

İsrail ordusunun 146 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde insani bir felaket yaşanıyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanının 26 Ocak'ta İsrail'e karşı hükmettiği ihtiyati tedbir kararları arasında Gazze'de insani yardıma erişimin sağlanması yer almasına rağmen, şubat ayında Gazze'ye giren yardımın ocak ayına oranla yarı yarıya düştüğünü belirtiyor.

DSÖ: Gazze'deki korkunç şiddet ve acı sona ermeli
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısının 30 bini aştığını belirterek, "Bu korkunç şiddet ve acı sona ermeli." ifadesini kullandı.

Ghebreyesus, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bini aştığını, bunların çoğunluğunun kadın ve çocuk olduğunu bildirdi.

Gazze'de 70 bini aşkın Filistinlinin de yaralandığını vurgulayan Ghebreyesus, "Bu korkunç şiddet ve acıların sona ermesi gerekiyor. Ateşkes." açıklamasında bulundu.

İsrail askerlerinin Batı Şeria baskınlarında yaraladığı 2 Filistinli hayatını kaybetti
İsrail güçlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'ya düzenlediği baskınlarda yaralanan 2 Filistinli yaşamını yitirdi.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre İsrail güçleri, Nablus'a bağlı Beyt Furik beldesine baskın düzenledi. Baskına tepki gösteren Filistinlilere İsrail güçleri, gerçek ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre Beyt Furik beldesinde çıkan olaylarda yaralanan Filistinli genç Beşşar Nihad Haneni, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Öte yandan, Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tulkerim kentinde de İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 5 hafta önce yaralanan Filistinli İbrahim Muhammed Ali Muhamid'in (59) hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.

Gazze'deki hükümet: İsrail, insani yardım bekleyen Filistinlileri planlayarak ve soğukkanlılıkla öldürdü
Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in 146 gündür abluka ve saldırı altında tutarak kıtlığa sürüklediği Gazze kentinin güneyindeki Nablusi Kavşağı yakınında insani yardım almayı bekleyen yüzlerce Filistinliyi hedef alan saldırısına tepki gösterildi.

İsrail'in Gazze'nin kuzeyinde 700 bin kişiyi zorla aç bıraktığına vurgu yapılan açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, bu sabah Gazze kentinde bir lokma ekmeği bekleyen Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği korkunç katliamda 70'ten fazla kişi öldürüldü ve 250'den fazlası da yaralandı." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun yaptığı katliama ilişkin, "İsrail işgalinin aç bıraktığı sivillerin öldürülmesinden İsrail'i, ABD yönetimini, uluslararası toplumu ve uluslararası kuruluşları sorumlu tutuyoruz." ifadesine yer verildi.

İsrail'in kasıtlı olarak savunmasız sivilleri hedef aldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İşgalci İsrail, Gazze Şeridi halkına yönelik soykırım ve etnik temizlik bağlamında idam operasyonu yürüttüğü bu korkunç katliamı kasıtlı, planlı bir şekilde gerçekleştirdi. İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye yiyecek ve insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü.

Açıklamada, "İsrail ordusunun, toplu katliamları, soykırım ve zorla aç bırakma suçlarından İsrail'in yanı sıra ABD Başkanı Joe Biden ve yönetimi, uluslararası toplum ve sorumluluktan kaçan uluslararası kuruluşlar" sorumlu tutuldu.

Başta İslam ve Arap ülkeleri ile kuruluşları olmak üzere tüm dünyaya seslenilen açıklamada, "Gazze Şeridi'nde Filistin halkımıza karşı yürütülen soykırım savaşını, akan kanı, sivillerin, çocukların ve kadınların öldürülmesini durdurması amacıyla İsrail işgaline baskı yapmak için derhal ve acilen müdahale etme çağrısında bulunuyoruz." ifadesi kullanıldı.



The Guardian: ABD’li bir yetkili, Pentagon’un xAI şirketiyle anlaşma imzalamasının ardından hisselerini satarak kâr elde etti

Washington’daki Pentagon binasının havadan görünümü (Reuters)
Washington’daki Pentagon binasının havadan görünümü (Reuters)
TT

The Guardian: ABD’li bir yetkili, Pentagon’un xAI şirketiyle anlaşma imzalamasının ardından hisselerini satarak kâr elde etti

Washington’daki Pentagon binasının havadan görünümü (Reuters)
Washington’daki Pentagon binasının havadan görünümü (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı’nda (Pentagon) yapay zekâ çalışmalarını denetleyen bir yetkilinin, xAI şirketindeki hisselerinden bu yılın başlarında 24 milyon dolar kazanç elde ettiği bildirildi.

The Guardian gazetesinin hükümet kayıtlarına dayandırdığı habere göre, ABD Savunma Bakanlığı’nın Araştırma ve Mühendislikten Sorumlu Müsteşarı Emil Michael, yapay zekâ şirketleriyle yürütülen müzakereleri denetliyor ve bakanlığı bu teknolojinin kullanımını hızla genişletmeye teşvik ediyor.

Michael, Mart 2025’te şirkette değeri 500 bin ila 1 milyon dolar arasında değişen hisselere sahip olduğunu açıklarken, 9 Ocak’ta bu hisseleri 5 milyon ila 25 milyon dolar arasında bir bedelle sattığını hükümet etik ofisine sunduğu beyanlarda bildirdi. Hisselerin bir şirket aracılığıyla tutulduğu ifade edildi.

The Guardian, xAI’ın, Elon Musk tarafından geliştirilen Grok adlı sohbet botunun üreticisi olduğunu, ancak halka açık bir şirket olmaması nedeniyle Michael’ın bu hisseleri nasıl edindiğinin, nasıl değer biçildiğinin ve kime sattığının net olmadığını aktardı.

Pentagon’un şirketle iki ayrı anlaşma yaptığı da belirtildi. Temmuz 2025’te Grok, bakanlığın yapay zekâ kullanımına destek sağlayacak dört programdan biri olarak seçildi.

18 Aralık’ta, görevine başlamasından yedi ay sonra Michael’ın, çıkar çatışması yasalarına uyum kapsamında hisselerini satacağını taahhüt eden bir muafiyet belgesi aldığı bildirildi.

Bundan dört gün sonra, 22 Aralık’ta ABD Savunma Bakanlığı’nın şirketle yeni bir anlaşma duyurduğu, bunun yapay zekâ teknolojilerinden daha fazla yararlanma sürecinin parçası olduğu ifade edildi. Ancak açıklamalara göre Michael’ın hisselerini fiilen 9 Ocak’ta sattığı kaydedildi.

Eski Beyaz Saray etik avukatı Richard Painter ise kamu görevlilerinin kişisel mali kazanç sağlayacak hükümet işlemlerine katılmasının cezai ihlal teşkil ettiğini belirtti.

sdvds
X şirketinin bir yan kuruluşu olan XAI’nin Grok adlı sohbet robotunun logosu (Reuters)

Painter, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Durum son derece tuhaf görünüyor. Dürüst bir avukatın, Savunma Bakanlığı’nda görev yapan bir yetkilinin yapay zekâ ile ilgili konularda çalışırken bir yapay zekâ şirketinde hisse tutmasına izin vermesi mümkün değil. Bu durumun cezai ihlal oluşturma ihtimali oldukça yüksek” ifadelerini kullandı.

ABD federal yasalarının, kamu görevlilerinin görevleri kapsamında kendilerine mali kazanç sağlayacak adımlar atmasını yasakladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre ABD Savunma Bakanlığı, Emil Michael ile ilgili sorulara doğrudan yanıt vermedi. Ancak Pentagon Sözcüsü Sean Parnell tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlık, mali beyanların incelenmesi, gerekli durumlarda varlıkların elden çıkarılması ve çıkar çatışmasının önlenmesine yönelik denetimleri içeren çok katmanlı ve sıkı bir etik çerçeveye bağlıdır” denildi.

Açıklamada, Michael’ın ‘tüm etik yasa ve düzenlemelere tamamen uyduğu, aksi yöndeki iddiaların asılsız olduğu’ vurgulandı.

Michael’ın mayıs ayında Bakan Yardımcılığı görevi için yemin ettiği, son aylarda ise Pentagon ile yapay zekâ şirketi Anthropic arasında yaşanan anlaşmazlıkta öne çıkan isim olduğu belirtildi. Söz konusu anlaşmazlıkta şirketin, teknolojisinin iç gözetim ya da otonom öldürme amaçlı kullanılamayacağı yönündeki tutumu dikkat çekti.

Haberde ayrıca, Michael’ın bakanlık yetkilileri için alışılmadık bir şekilde xAI platformunda Anthropic CEO’suna yönelik kişisel hakaretler içeren paylaşımlar yaptığı, söz konusu yöneticiyi ‘yalancı’ ve ‘kibirli’ olarak nitelendirdiği aktarıldı.

Michael’ın yapay zekâ tedarik sürecindeki rolünün, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in orduda yapay zekâ kullanımını güçlü şekilde desteklediği bir döneme denk geldiği ifade edildi.

Donald Trump tarafından bu göreve aday gösterilmeden önce iş dünyasında uzun bir kariyere sahip olan Michael’ın, Uber şirketinde üst düzey yöneticilik yaptığı hatırlatıldı.

Öte yandan, Michael’ın Elon Musk ile kişisel tanışıklığı bulunduğuna dair haberlerin yayıldığı, 2024 yılında Ulaştırma Bakanlığı için potansiyel aday olarak adının geçtiği belirtildi. Musk’ın, şirketi Tesla’nın bu bakanlığın kararlarından etkilenebileceği bir dönemde, Michael’ın söz konusu görev için ‘etkili olacağını’ ifade ettiği, ancak Trump’ın başka bir ismi tercih ettiği kaydedildi.

Gazete, Pete Hegseth’in, Michael’ın hisselerini satmasından sadece üç gün sonra Musk’a ait Teksas’taki bir tesiste yaptığı konuşmada Michael’dan övgüyle söz ettiğini de aktardı.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Lübnan’da Hizbullah’a karşı mücadele ‘ana savaş alanı’

Lübnan sınırına yakın bir bölgede askeri araçların yanında yürürken eliyle işaret eden bir İsrail askeri... İsrail’in kuzeyi, 30 Mart 2026 (Reuters)
Lübnan sınırına yakın bir bölgede askeri araçların yanında yürürken eliyle işaret eden bir İsrail askeri... İsrail’in kuzeyi, 30 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Lübnan’da Hizbullah’a karşı mücadele ‘ana savaş alanı’

Lübnan sınırına yakın bir bölgede askeri araçların yanında yürürken eliyle işaret eden bir İsrail askeri... İsrail’in kuzeyi, 30 Mart 2026 (Reuters)
Lübnan sınırına yakın bir bölgede askeri araçların yanında yürürken eliyle işaret eden bir İsrail askeri... İsrail’in kuzeyi, 30 Mart 2026 (Reuters)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürütülen çatışmaların ordunun ‘ana savaş alanı’ olduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre Zamir dün Güney Lübnan’daki Bint Cubeyl beldesi çevresine yaptığı ziyaret sırasında, İsrail ordusunun Hizbullah ile çatışmalar yürüttüğünü belirterek, “İsrail ordusu savaş halinde… Ateşkes durumunda değiliz. Bu cephede savaşmayı sürdürüyoruz; burası bizim ana muharebe sahamız” dedi.

İsrail ordusunun bu sabah yayımladığı video mesajda Zamir, “İran’a gelince, orada ateşkes durumundayız. Ancak her an ve çok güçlü bir şekilde yeniden çatışmaya dönebiliriz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ile yapılan ateşkesin Hizbullah’ı kapsamadığını söyledi.

Fars Haber Ajansı ise kimliği açıklanmayan bir İranlı askeri yetkilinin, Hizbullah’a yönelik saldırıların sürmesi halinde İsrail’i yeni saldırılarla tehdit ettiğini bildirdi.

İsrail’in, Beyrut’un güney banliyösü başta olmak üzere güneydoğu ve kuzey Lübnan’daki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenlediği, bu saldırılara zaman zaman kara harekâtının da eşlik ettiği belirtildi. Bu gelişmelerin, Hizbullah’ın 2 Mart’ta, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarına yanıt olarak İsrail’e yönelik saldırılar başlatmasının ardından yaşandığı ifade edildi.


İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

TT

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İran ile Amerika Birleşik Devletleri, yarın (Cumartesi) İslamabad’da resmen başlaması beklenen müzakerelere doğru ilerlerken, taraflar arasındaki geniş görüş ayrılıkları ve kırılgan ateşkesin çökebileceğine dair artan endişeler dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, belirlenen şartlara uyulmamasının “daha büyük ve daha güçlü” bir gerilimin önünü açabileceği uyarısında bulundu. Trump ayrıca, bir anlaşmaya varılana kadar ABD güçlerinin Ortadoğu’daki varlığını sürdüreceğini vurguladı.

Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları; nükleer zenginleştirme, Hürmüz Boğazı ve Lübnan dosyalarında yoğunlaşıyor. Tahran, uranyum zenginleştirmeyi “kırmızı çizgi” olarak görürken, Washington bu faaliyetlerin tamamen durdurulması ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılmasında ısrar ediyor.

İran lideri Mücteba Hamaney, yayımladığı bir açıklamada, İran’ın “haklarından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini” belirterek, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin “yeni bir aşamaya” gireceğini ifade etti. İran Devrim Muhafızları ise deniz mayınları konusunda uyarıda bulunarak, Larak Adası yakınlarında zorunlu bir deniz güzergâhı uygulaması getirdiğini duyurdu.

Tahran yönetimi, müzakerelerde herhangi bir ilerlemenin sağlanmasını, Lübnan dâhil tüm cephelerde savaşın durdurulması şartına bağladı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Lübnan’ın ateşkes anlaşmasının “ayrılmaz bir parçası” olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD’nin İsrail’e “diplomatik süreci baltalama” izni vermesinin Amerikan ekonomisine geri tepeceğini savundu. Arakçi, bu seçeneği “akılsızca” olarak nitelendirirken, Tahran’ın buna “hazır olduğunu” da sözlerine ekledi.