Para ve politika “Rothschild ailesi” adlı efsanede bir araya gelince

Avrupa'nın altın çağına katkıda bulunan Rothschild ailesinin uzantıları başka ülkelere ve kıtalara yayılırken ailenin etrafı komplo teorileriyle dolu hikayelerle ve söylentilerle örüldü

Rothschild ailesinin ataları (AnaBritannica Ansiklopedisi)
Rothschild ailesinin ataları (AnaBritannica Ansiklopedisi)
TT

Para ve politika “Rothschild ailesi” adlı efsanede bir araya gelince

Rothschild ailesinin ataları (AnaBritannica Ansiklopedisi)
Rothschild ailesinin ataları (AnaBritannica Ansiklopedisi)

Rothschild ailesi, özellikle bu ismin 18’inci yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'daki mali piyasalar ve bankacılıkla köklü bağlantılara sahip olması nedeniyle son üç yüzyıldır Avrupa’nın​​ en önemli aileleri arasında yer alıyor.

Peki, bu ailenin geçmişini, tüm tarihi gerçekleriyle ve bazılarının kendilerine bir efsane olarak dayatıldığına inandığı propaganda iddialarıyla yeniden okunmasını gerektiren sebep neydi?

Elbette ünlü Rothschild bankacılık ailesinin bir üyesi olan İngiliz iş adamı Baron Jacob Rothschild'in 87 yaşında ölmesiydi. Bu ölüm, hikâyenin boyutlarını insanlara bir kez daha hatırlattı.

Başarılı bir kariyeri olan Baron Jacob, ilk kez 1963 yılında ailenin yatırım bankası NM Rothschild & Sons'da işe başladı. Ardından İngiltere merkezli The Guardian gazetesinin aktardığına göre 1980 yılında finansçı Sir Mark Weinberg ile birlikte (şu an St. James's Place adıyla bilinen) J Rothschild Assurance Group adlı kendi finans zincirini kurdu.

Fertleri dünyanın dört bir yanına dağılmış halde olan ve insanları meşgul eden bu ailenin adı anıldığında, özellikle gerçeklerin yalanlarla karıştırıldığı modern dönem bilgi bombardımanı nedeniyle bir tür entelektüel inceleme yapılması gerekiyor.

Öyleyse nereden başlamalı?

Rothschild hanedanının kurucusu Mayer Amschel Rothschild

Okuyucuların gözüne ilk çarpan ‘Rothschild’ ismidir. Rothschild kelimesi, ‘kırmızı kalkan’ (Roth-child) anlamına gelen iki kelimenin birleşiminden türemiştir. Kırmızı kalkan,18’inci yüzyılın ortalarında Frankfurt'taki bir Yahudi mahallesinde yaşayan ailenin evinin kapısında asılı bir tabela iken daha sonraları ailenin simgesi haline gelmiştir.

devdefv
Baron Jacob Rothschild (AP)

Ailenin kurucusu Mayer Amschel (Rothschild), Roth-child ifadesini ailesinin soyadı, kırmızı kalkanı da değerlerinin bir simgesi olarak benimsedi. Bronzdan yapılma kırmızı kalkan simgesinin ortasında beş oğlunu simgeleyen beş ok taşıyan bir kol bulunur. Alt kısımda ise ailenin son üç yüzyıldır temel değerleri olarak gördüğü ‘birlik, çalışkanlık ve dürüstlük’ sözcükleri yer alır.

Bankacı olan Mayer Amschel Rothschild, 18’inci yüzyılda başarı üstüne başarı elde ederek Rothschildleri küresel alanda faaliyet gösteren bir bankacı aile haline getirdi. Daha sonra servetini Londra, Paris, Frankfurt, Viyana ve Napoli gibi Avrupa'nın büyük metropollerinde ticari faaliyetlerde bulunan beş oğluna miras bıraktı. Bu da ailenin, hayatın can damarı olan para aracılığıyla her zaman varlığını koruyan ve aktif olan güçlü bir mali ağa sahip olduğunu gösteriyor.

Para, ailenin (başta Almanya olmak üzere) Kutsal Roma İmparatorluğu'nda ve ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ Birleşik Krallık'ta soylu aileler arasında yer almasının önün açtı.

Rothschild ailesi 19’uncu yüzyılda, hem dünyadaki hem de modern dünya tarihindeki en büyük özel servete sahipti.

Bu servet, 20’nci yüzyıla gelindiğinde özellikle nesilden nesle geçerek, çocuklar ve torunlar arasında paylaştırıldıktan sonra azalmaya başladı. Her ne kadar hepsi bir süre aynı alanlarda yani finans ve bankacılık alanlarında faaliyet göstermeye devam etseler de daha sonra emlak, madencilik, enerji, tarım ve şarapçılık alanlarına da yönelmeye başladılar.

Rothschildler, siyasi ve sivil rollerini yerine getirmekten de hiç kaçınmayıp ABD’de, Avrupa'da ve dünyanın diğer ülkelerinde hayatları boyunca belirgin izler bıraktılar.

Ancak burada sorulması gereken en önemli sorulardan biri şu:

“Rothschild ailesine yöneltilen ve yöneltilmeye devam eden suçlamaların başlıca ve doğrudan sebebi Mayer Rothschild'in (1744-1812) yaşadığı ve çalıştığı dönemde Avrupa'daki antisemitizm miydi?

Aile kurucusunun mali zekasıyla erken dönemde atılan temeller

Rothschild ailesinin tarihiyle Avrupa'daki Yahudi varlığı arasındaki bağ neredeyse hiç kopmamıştır. Aile, başta ‘Engizisyon mahkemeleri’ olmak üzere tarihteki bir olay nedeniyle büyük hayati zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu yüzden Avrupa’daki ​​Yahudi ailelerin çoğu, herhangi bir Avrupalı kralın istediği anda kendilerinden alabileceği topraklar ve gayrimenkuller edinmek yerine, para ve bankacılık sektörü gibi hızlı gelişen alanlara yöneldiler.

Ailenin kurucusu Mayer A. Rothschild, ölmeden önce aileyi çok zekice bir finansal yöntemle organize etti. İmkanları açısından bazı Avrupa ülkelerini geride bırakan, eşi ve benzeri görülmemiş bir mali ağın temellerini attığı söylenebilir.

Mayer A. Rothschild, çocuklarını ve torunlarını Avrupa’nın beş ülkesine (İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve Avusturya) gönderdi ve onlara, o dönem dünyanın en önemli ülkelerinde çalışmak üzere görevler verdi.

Söz konusu ülkelere yerleşen ailenin her kolu için bir finans kurumu kurmaya ve aralarında yakın bir bağ oluşturmaya çalışan Mayer A. Rothschild, bu kurumlar arasında yüksek hızda bilgi alışverişine ve uzmanlık aktarımına olanak tanıyan, maksimum düzeyde fayda ve kâr elde edilmesini sağlayan kurallar getirdi.

Mayer A. Rothschild’in ailesinin finans alanındaki nüfuzunun haritası, Almanya'yı oğlu Amschel’e, Avusturya'yı oğlu Salomon'a, Birleşik Krallığı oğlu Nathan'a ve Fransa'yı oğlu James'e teslim ettikten sonra ortaya çıktı.

Burada üzerinde durup derin düşünmeyi gerektiren ilginç nokta ise Mayer A. Rothschild’in o dönem henüz devlet olarak ilan edilmemiş olan Vatikan Şehri'ne olan yoğun ilgisidir. Son derece zeki bir adam olan Mayer A. Rothschild, ‘Katolik Kilisesi’nin başta Avrupa kıtasının tüm ülkeleri olmak üzere dünya genelinde de önemli ve etkili bir rol oynadığını kavramıştı. Bundan dolayı o dönemde Vatikan'da gelişmiş finans merkezleri olmamasına rağmen oğlu Karl'ı oraya yerleştirdi.

Mayer A. Rothschild’in zekası, ailesinin coğrafi ve demografik dağılımı ve kollarının dünya geneline yayılmalarıyla sınırlı değildi. Mayer A. Rothschild, ailenin bütünlüğünü ve devamlılığını sağlayan kırmızı çizgiler çizerek ‘ailenin soy saflığını’ da koruma altına almıştı. Bunun için beş oğlu arasındaki ilişkileri, evliliklerinden başlayarak çeşitli düzeyler belirledi. Zamanla ailenin genişleyeceğini ve torunların daha sonra aile dışından evlenmeyi tercih edeceğini tahmin ettiğinden seçecekleri eşlerin zengin ve statü sahibi Yahudi ailelerden olması gerektiğini şart koştu. Böylece ailenin Avrupa kıtasındaki nüfuzu güçlenecekti.

dscvdev
Ailenin şu anki baronu Nathaniel Rothschild'in arması (Sosyal medya siteleri)

Fakat Rothschild ailesinin sadece barış zamanlarında değil, savaş zamanlarında da oynadıkları önemli ve hayati rol, ailenin hikayesindeki en ilginç sorudur. Nasıl oldu da finans ve bankacılık ağlarını, başta Birleşik Krallık olmak üzere bazı ülkelerin komşularıyla, özellikle de Fransa ile olan savaşlarında yardım ve destek için kullanabildiler?

Nathan Rothschild ve Birleşik Krallığa savaşlarında verdiği destek

Metinde Rothschild ailesinin Fransa ile olan savaşları sırasında Birleşik Krallığı destekleyen rolünden bahsedilmesi gerekiyor. Zira 1803-1815 yılları arasındaki dönemde gücün nasıl elde edildiğine dair kapsamlı detaylar söz konusu.

Nathan Rothschild, Rothschild ailesinin Birleşik Krallık’taki planlarının ve işlerinin başındaki isimdi. Artık herkes ailenin başta külçe altın olmak üzere büyük bir servet biriktirdiğini biliyor.

Nathan Rothschild'in Birleşik Krallık ordularının, özellikle de ünlü İngiliz General Mareşal Arthur Wellesley komutasındaki orduların donatılmasında nasıl önemli bir rol oynadığı tarihi belgelerde yer alıyor. Nathan Rothschild, Birleşik Krallığın müttefiklerine mali destek sağlamanın yanı sıra, külçe altın sevkiyatlarını organize ederek savaş giderlerinin finansmanında da etkili ve önemli bir rol oynadı. Rakamlardan bahsetmişken, Nathan Rothschild, Birleşik Krallığın müttefiklerine bugün yaklaşık bir milyar ABD doları değerinde olan yaklaşık 9,8 milyon İngiliz Sterlini sağladı.

Avrupa, o dönem iç savaşlar ile uluslararası savaşlar arasında kalan ve 1648 yılında Vestfalya Barış Antlaşması imzalanana kadar durmayan Otuz Yıl Savaşları'nın neden olduğu acıları yaşıyordu.

Rothschild ailesi, Avrupa’ya hakim olan bu atmosferden nasıl yararlanacağını biliyordu ve savaşların yaşandığı kıtada altın sevkiyatı için casuslardan bir ağ oluşturdu.

Ailenin kurucusu Mayer A. Rothschild’in ustaca planı yavaş yavaş meyve vermeye başlamış gibi görünüyordu. Siyasi ve askeri açıdan Avrupa başkentlerinde ve gelişmiş merkezlerde görevlendirilen kardeşlerin dördü, Birleşik Krallık’taki kardeşleri Nathan'a önemli haberleri ve çok gizli bilgileri sağlıyorlardı. Nathan'a özellikle piyasalarda avantaj sağlayacak ve Rothschild'lerin evini İngiliz hükümeti için daha da değerli bir yer haline getirecek finansal haberleri ve gizli bilgileri aktarıyorlardı.

Nathan ve kardeşlerinin özellikle General Arthur Wellesley'in eliyle Fransa İmparatoru Napolyon'un mutlak yenilgisiyle sonuçlanan Waterloo Muharebesi sırasında Birleşik Krallığın savaşan ordularının tam kalbinde gözleri ve kulakları olduğuna şüphe yok.

Nathan askeri bilgileri önemli mali çıkarlara nasıl dönüştüreceğini iyi biliyordu. Waterloo Muharebesi zaferinden sonra hemen Birleşik Krallığın ihraç ettiği devlet tahvillerini satın aldı ve iki yıl bekledi. Bu bekleyişin ardından 1917 yılında tahvilleri yüzde 40 kârla sattı.

Nathan, olağanüstü bir mali zekaya sahipti. Devlet tahvilleriyle ilgili anlaşma, o dönem için çok yüksek bir fiyat olduğundan finans tarihindeki en cesur anlaşma olarak nitelendirildi. Rothschild ailesinin elindeki mali güç göz önüne alındığında elde edilen bu kâr, yine o dönem için çok büyük bir miktardı.

Rothschild ailesinin Mayer A. Rothschild’in torunları aracılığıyla nesiller boyu devam eden faaliyetleri, ‘yaşlı kıtayla’ (Avrupa kıtası) sınırlı kapmayıp ötesine uzandı.

Bu kadar da değil. Nathan'ın ölümünden sonra ailenin baronluğu en büyük oğlu Lionel Nathan Rothschild’e geçti. Lionel, ailenin İngiliz başkentindeki hisselerinin yönetimini devraldı.

İngiliz Avam Kamarası’nın ilk Yahudi üyesi olan Lionel, Kırım Savaşı'nın giderlerinin finansmanı için 16 milyon sterlin değerinde bir kredinin ayarlanması da dahil olmak üzere önemli mali işlerde yer aldı.

Lionel ayrıca Birleşik Krallık Başbakanı Benjamin Disraeli'ye (1804-1881) 1875 yılında Mısır'ın Süveyş Kanalı hisselerinden pay satın alması için gerekli mali desteği sağladı. Bu işlem, Birleşik Krallık Hazinesi'nden uzakta, tam bir gizlilik içinde yürütüldü ve tamamlanana kadar İngiliz Avam Kamarası’na bu konuda bilgi verilmedi.

Lionel N. Rothschild, aynı zamanda Mısır Valisi (Hidivi) İsmail Paşa’ya ve o dönemde devasa borçları olan Mısır’ın ileri gelenlerine bol miktarda kredi sağladı.

Lionel N. Rothschild ailenin bu iki ülkedeki kollarıyla iş birliği yaparak, Mısır'dan Fransa ve Avusturya'ya,uzanan demiryolları döşenmesi için başlatılan çalışmalara katıldı.

Bu projeleri, ailenin demiryolları projeleri başlatan ilk ülke olan Birleşik Krallık’taki kollarının uzmanlık ve deneyim alışverişini yansıtan öneminin ve başarısının boyutunu anladıktan sonra başlatan Lionel N. Rothschild, kendi adını taşıyan vakıf aracılığıyla İngiliz asıllı Güney Afrikalı politikacı ve kaşif Cecil John Rhodes'un Güney Afrika'da büyük bir elmas üretim ve ticaret imparatorluğu kurma çabalarını da finanse etti.

fervbfr
James Mayer de Rothschild tarafından yaptırılan ressam Eugène Lamy'ye yaptırılan ‘Le Grand Hall du château de Ferrières’ (Ferrières Kalesi'nin Büyük Salonu) adlı malikanesinin suluboya tablosu (Christie's)

Rothschild ailesi ve İsrail Devleti'nin kuruluşuna verdiği destek

Peki, Rothschild ailesinin İsrail Devleti'nin kuruluşunda herhangi bir rolü var mı?

Bu soruya cevap verebilmek için derinlemesine bir araştırma yapmanın yanında çok fazla nesnellik ve güvenilirliğe ihtiyaç var. Çünkü bunu yapmaya kalktığımızda adeta tersten okumaya benzeyen ilginç gerçeklerle karşı karşıya kalıyoruz.

Rothschild ailesi, 19’uncu yüzyılın sonlarında hepsi olmasa da genel olarak Avrupa ülkelerinin çoğuna ve özelde Birleşik Krallığı benimseyen diğer zengin Yahudi aileler gibi Siyonizm'in politik kurucusu Theodor Herzl’in Filistin topraklarında Yahudiler için bir ulus devlet kurma önerisini reddediyor gibi görünüyordu, ama neden?

Söz konusu aileler, bu fikrin sadakat açısından yol açabileceklerine dair bir endişe taşıyorlardı. Bu fikir, o dönem için toplumsal duruşlarını ve elbette mali durumlarını tehdit ediyordu. Mesele, Rothschild ailesinin, Herzl'in fikrine ve çağrısına karşı çıkan ve o dönemde ‘İngiliz-Yahudi Birliği’ adlı bir örgüt kurulmasına katkıda bulunduğu noktaya kadar geldi.

Rothschild ailesi bu tutumunu uzun süre devam ettirdi mi?

Tarih, bir tutumun daha sonra değiştiğini ortaya koymuştur. Bu tutum değişikliğinin arkasında, Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasının Birleşik Krallık İmparatorluğu'nun çıkarlarına hizmet ettiği şeklinde daha geniş ve kapsamlı bir anlayış yatıyordu. Beklenen bu durumu destekleyen de Doğu Avrupa’da yaşayan ​​Yahudilerin Filistin'e göçünü İngiltere ve Batı Avrupa'dan uzaklaştıracak pratik bir çözüm olarak sunulması oldu.

Tarihi veriler, ailenin Birleşik Krallık’taki kolunun baronu ve oradaki Yahudi cemaatinin lideri Lionel Rothschild’in (1868-1937) kendisini İsrail'in ilk Cumhurbaşkanı Chaim Weizmann'a ve Polonyalı Yahudi gazeteci ve yazar Nahum Sokolow'a yakın hissettiğini ve bu iki ismin, Lionel Rothschild’i Yahudilerin Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurmaları için Birleşik Krallık hükümetinden yardım istemeye ikna edebildiklerini ortaya koyuyor.

Bu konuda hiç tereddüt etmeyen Lionel Rothschild, Balfour Deklarasyonu’nun yayımlanması ve Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Ordusu içinde ‘Yahudi Lejyonu’ adlı bir birlik kurulması için çaba sarf etti.

Ardından ailenin Fransa'daki kolunun lideri olan Edmond Rothschild (1845-1934), Yahudilerin Filistin'e göçünün finanse edilmesinde ve göç sırasında güvenliklerinin sağlanmasında rol oynadı. Daha sonra kendi adını taşıyan ve 1967 yılında İsrail ile Dayanışma Komitesi'nin başkanlığını üstlenen torunu, 1950'li ve 1960'lı yıllarda İsrail'e büyük yatırımlarda bulundu.

Komplo teorisiyle hedef alınan Rothschild ailesi

Rothschild ailesi geçmişte komplo teorileriyle hiç kandırıldı mı?

Komplo teorileri, meseleleri ve gerçekleri güç ve nüfuz sahiplerinin ‘entrikalarına’ indirgeyen ve bu karmaşık gerçeklerin basit ve yüzeysel bir anlatısını aktaran sahte hikayelerdir. Bu hikayelerle nüfuz sahiplerinin olayların gidişatını etkiledikleri, dünyadaki önemli gerçeklerin bir kısmının ya da tamamının onların isteklerine göre değiştirdikleri, modern dünyamızda olup biteni kontrol ettikleri iddia edilir.

Bu teoriler iki yönlü olarak birbirini destekliyor. Bunlardan birincisi yukarıdan aşağı yönlü olarak Rothschild ailesinin kurucusu Mayer A. Rothschild’in eleştiri oklarının hedefi olduğunu ve Avrupa kıtasının imkanlarını mali olarak manipüle ettiğine dair hikayeler anlatıldığını görüyoruz. İkincisi ise aşağıdan yukarı yönlü olarak Mayer A. Rothschild’in modern çağda yaşayan torunları aracılığıyla ailenin ve çeşitli kollarının şikayet ettiği konunun da bu olduğunu görüyoruz.

Belki de Rothschild ailesini inceleyen biri, 300 yıl öncesinden bugüne aileyle ilgili anlatılan çeşitli hikayeler arasında radikal bir ilişki olduğunu görecektir.

Avrupalılar, 19’uncu yüzyılda birçok sanatsal çizimi biliyordu. Bu da Mayer A. Rothschild ve ailesinin imajını çarpıtmaya katkıda bulundu. Belki de o dönem Avrupa'da hüküm süren ve İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna, Nazilerin Yahudi soykırımı nedeniyle tüm kıta vicdan azabı çekene kadar da sürmeye devam eden antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) buna yardımcı olmuştu.

Ailenin halen kötü şöhretle anılmaya devam etmesinin belki de en ilginç kavşaklarından biri, Kovid-19 salgınının ortaya çıktığı dönemde ailenin virüsle ilişkilendirilmesi, virüsün yayılmadan yıllar önce ortaya çıkacağını bildiği ve aşı üreten şirketlerden maddi kazanç elde etmek için sessiz kaldığı şeklindeki haberlerin yayılması olabilir.

Aileyle ilgili yalan gibi görünen haberler arasında, gerçek dışı görünen bir rakam olan yaklaşık 500 trilyon dolara sahip olduğu ve ABD Federal Bankası'nın (FED) yarı ortağı olduğuna dair iddialar da yer alıyor.

Buradan bakıldığında Rothschild ailesinin fertleri, ‘dünyanın bütün günahlarından’ ve son otuz yılda insanlığın başına gelen ‘tüm hastalıklardan’ sorumlu gibi görünüyorlar.

Belki de bir finans imparatorluğunu yöneten böylesine efsanevi bir ailenin kendi çıkarlarını gözetmesi, ülkelerle ve hükümetlerle anlaşmalar yapması ve başka kurumlarla ve başta ABD’deki Rockefeller ailesi olmak üzere çeşitli ailelerle köken ve yol bakımından neredeyse benzer olan ilişki ağları örmesi gerekiyordur. Ancak her halükarda gerçek iki uç noktanın arasında bir yerde kalıyor ve birçok gerçeği yanılsamalarla iç içe geçiren komplocu hafıza harekete geçiyor.

Papa Francis aile fertlerinin elini öptü mü?

Rothschild ailesiyle ilgili son yıllarda dünyanın dört bir yanında çıkan haberlerden biri de 2020 yılının haziran ayı başlarında yayınlanan ve Papa Francis’in Vatikan’da Rothschild ailesinin zengin üyelerinin elini öperken görüldüğü bir görseldi.

O dönemde İtalyan göstergebilimci ve filozof Umberto Eco, Papa’yı ‘ahmaklar lejyonu’ olarak tanımladığı bu ünlü ve zengin aileye dalkavukluk yapmakla suçlayarak, Papa’ya karşı yoğun bir eleştiri kampanyası başlattı. Eco, olayın arkasında Vatikan Şehri ile Rothschild ailesi arasındaki derin mali ilişkilerin olduğunu, özellikle Avrupa'da, Papa Francis'i eski çağlardan beri Avrupa'da faaliyet gösteren gizli gruplarla, özellikle de Masonlarla ilişkileri olmakla suçlayan sesler yükseldiğinden belki de durumun mali ilişkilerden daha karmaşık olabileceğini öne sürdü.

Görsel, çeşitli yorumlarla dünyaya servis edildi. Hatta bir yorumda, “Hıristiyan dininde Papa dışında herkes Papa’nın elini öperken o da bu ailenin elini öpüyor” ifadeleri yer aldı. Tüm bunlar Papalık Makamı’nın statüsüne gölge düşürdü.

Peki görsel gerçek miydi yoksa Vatikan ile Rothschild ailesi arasındaki komplolar için kullanılan bir araç mıydı?

Ancak gerçek tamamen farklıydı. Papa Francis, 25 Mayıs 2014 tarihinde, yani görselin ortaya çıkmasından birkaç gün önce Kudüs ve Beytüllahim'i kapsayan Kutsal Topraklar’a yönelik bir ziyaret turuna başladı.

Bu ziyaret turu çerçevesinde Papa Francis, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Yahudi soykırımında hayatını kaybeden Yahudilerin anısına Kudüs'te inşa edilen Yad Vashem anıtını ziyaret etti ve burada anıt meşalesini yakarak çelenk koydu.

Papa ayrıca dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hahamların katılımıyla soykırımdan sağ kurtulanlar için saygı duruşunda bulundu.

Burada Nazilerin yaptıklarından duyduğu üzüntüyü dile getiren Papa Francis, “Sen kimsin, insan mı? Artık seni tanımıyorum. Sen kimsin, insan mı? Kim oldun? Hangi vahşeti gerçekleştirmeyi başardın? Kendini iyinin ve kötünün efendisi ilan edebileceğini sana kim söyledi? Kim seni Tanrı olduğuna inandırdı? Kardeşlerinize işkence edip öldürmekle kalmadınız, kendinizi Tanrı olarak gördüğünüz için onları kendinize kurban ettiniz” ifadelerini kullandı.

Papa, o gün törene katılan ve Nazilerin soykırımından sağ kurtulan altı kişinin elini öptü. Sosyal medyada bu kişilerin Rothschild ailesinin üyeleri olduklarına dair söylentiler ortaya atıldı.

En nihayetinde bir ailenin ne melek ne de şeytan olduğu iddia edilebilir. Gerçekse her zaman bir yanda göreceli, diğer yanda iki uç ya da aşırı uçlar arasında bir yerde kalmaya devam eder.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabai’dan çevrilmiştir.



Amerikalıların yarısı fiyatlardan dolayı öğün atlıyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Amerikalıların yarısı fiyatlardan dolayı öğün atlıyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırma, market fiyatlarının hızla yükselmesiyle birlikte açlığın giderek yaygınlaştığını ortaya koydu.

Finans kuruluşu Self Financial'ın ağustosta gerçekleştirdiği ankete göre Amerikalıların yarısı, artan gıda fiyatları nedeniyle öğün atladığını belirtti.

Federal veriler, gıda fiyatlarının Eylül 2020'den Eylül 2026'ya kadar yüzde 28 arttığını, kıyma gibi ürünlerdeki artışın yüzde 67'yi, kahve fiyatlarındaki artışın ise yüzde 108'i bulduğunu gösteriyor.

Araştırmada, "Gıda maliyetlerindeki artış, insanların alışveriş sepetlerine koyduklarının ötesinde etkiler yaratıyor" ifadesine yer verildi. Yaklaşık bin kişiyle yapılan ankete katılanlar, yüksek gıda fiyatlarının fiziksel aktivite ve kondisyon, beslenme düzeni ve kalitesi, uyku ve dinlenme gibi unsurlara kıyasla ruh sağlığı ve stres seviyesi üzerinde daha olumsuz bir etki yarattığını belirtti.

Amerikalıların alım gücünde yaşadığı zorluklar, gelecek hafta yapılacak ara seçimler öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhuriyetçiler için kötüye işaret. Birçok anket, halkın ekonomiden ve market alışverişi ya da benzin gibi günlük ihtiyaçların fiyatlarından duyduğu hoşnutsuzluğu gözler önüne seriyor.

The New York Times ve Siena Üniversitesi'nin 21 Ekim'de yayımladığı ankete göre, seçmenlerin yüzde 69'u Trump'ın hayat pahalılığıyla mücadeledeki performansını onaylamıyor. Benzin fiyatları konusunda da bu oran yüzde 73'e çıkıyor.

Siena Araştırma Enstitüsü İcra Direktörü Don Levy, bu yaygın hoşnutsuzluğun seçmenlerde, Demokratların hayat pahalılığı ve diğer kritik konularda daha iyi bir performans sergileyeceği düşüncesini uyandırdığını belirtti.

Levy, "Seçmenler hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerden memnun değil ancak ekonomi, hayat pahalılığı, benzin fiyatları, sağlık hizmetleri, yolsuzluk, dış savaşlar ve yapay zeka gibi konularda Demokratlara, Cumhuriyetçilere kıyasla 8 ila 20 puan daha fazla güven duyuyorlar" dedi.

Öte yandan Amerikalılar, market reyonlarının çok ötesine uzanan zorlu bir mali gerçeklikle mücadele ediyor. Fiyat takip sitesi GasBuddy'ye göre ortalama benzin fiyatları 2026'da, önceki tüm yıllara kıyasla çok daha uzun bir süre boyunca 4 dolar ve üzerinde seyretti.

cdfvgth
Yakın zamanda yapılan anket, "seçmenlerin yaklaşık yüzde 69'unun Trump dönemindeki yaşam maliyetinden, yüzde 73'ünün ise Trump'ın benzin fiyatları konusundaki tutumundan memnun olmadığını" ortaya koydu (AP)

Yeni federal veriler, tüm kurşunsuz benzin türlerinin ortalama fiyatının, Trump'ın ikinci döneminde Başkan Joe Biden'ın dönemine kıyasla daha yüksek olduğunu gösterdi.

Yatırım bankası Goldman Sachs'ın eylülde yaptığı araştırmaya göre, son bir yılda market ve benzin gibi temel ihtiyaçların maliyetindeki artış, yıllık geliri 50 bin dolar veya daha az olan hanelerin yüzde 60'ından fazlasının ay sonunu zor getirecek şekilde yaşamasına yol açtı.

Independent Türkçe


İsrail’de Netanyahu’nun bloğu oyların yüzde 80’e yakını sayılırken ilerlemesini güçlendirdi

İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basına açıklama yaparken bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basına açıklama yaparken bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail’de Netanyahu’nun bloğu oyların yüzde 80’e yakını sayılırken ilerlemesini güçlendirdi

İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basına açıklama yaparken bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basına açıklama yaparken bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki sağ ve dini partiler bloğu, oyların yaklaşık yüzde 77’sinin sayılmasının ardından parlamento seçimlerinde önde olma durumunu güçlendirdi. Şarku’l Avsat’ın  Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı habere göre blok, henüz mutlak çoğunluğa ulaşamadı.

Mevcut tahminler, 120 sandalyeli Knesset’te Netanyahu’nun kampının 54 sandalye kazanacağını, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet kampının ise 49 sandalyede kalacağını gösteriyor. Mecliste çoğunluğu elde etmek için 61 sandalyeye ihtiyaç duyuluyor.

Tahminlere göre Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, 27 sandalyeyle tek başına en fazla sandalye kazanan parti oldu. Onu, merkez çizgideki Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi 22 sandalyeyle izledi.

Arap partilerinin toplamda 17 sandalye kazanması bekleniyor.

Eisenkot’un hükümet kurabilmesi için Arap partilerinin desteğine ihtiyacı olacak. Ancak muhalefetteki bazı partiler şu ana kadar bu seçeneği reddetti.

İki bloktan hiçbirinin açık bir çoğunluk elde edememesi nedeniyle, gelecek hükümeti kimin kuracağı ve başbakanlık görevini kimin üstleneceği henüz netlik kazanmadı. Koalisyon görüşmelerinin haftalarca sürebilecek zorlu bir sürece dönüşmesi bekleniyor.

Herzog’dan yeni seçim yapılmaması çağrısı

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, çarşamba günü yaptığı açıklamada, seçimlerin ilk sonuçlarının iki ana bloktan hiçbirinin Knesset’te çoğunluğu elde edemediğini göstermesinin ardından yeni bir seçime gidilmesini önlemek için mümkün olan tüm çabanın gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Herzog, “Bir şey açık olmalı. Bunu seçimlerden önce de söyledim. Özellikle salı günkü seçimlerin ardından, yeni bir seçim turunu önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Herzog’un görevleri arasında hükümeti kurmakla görevlendireceği adayı belirlemek de bulunuyor.

Oyların yarısı sayıldığında Netanyahu’nun bloğu öndeydi

İsrail Seçim Komisyonunun çarşamba günü yayımladığı verilere göre, oyların yarısının sayılmasının ardından Binyamin Netanyahu’nun koalisyonu muhalefet bloğunun önüne geçti. Bu sonuçlar, görev süresi sona ermek üzere olan başbakanın siyasi geleceğini belirleyecek parlamento seçimlerinin ertesi günü açıklandı.

Oyların yüzde 50,1’inin sayıldığı aşamada, Netanyahu liderliğindeki sağcı Likud Partisi ve müttefiklerinin 120 sandalyeli Knesset’te 56 sandalye kazandığı görüldü. Muhalefet bloğunun sandalye sayısı 49’da kalırken Arap partileri toplam 15 sandalye elde etti.

Trump: Desteğim Netanyahu’ya çok yardımcı oldu

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada, bir gün önce düzenlenen ve oy sayımının hâlâ sürdüğü İsrail seçimlerinde Netanyahu’ya verdiği desteğin İsrail Başbakanı’na “çok yardımcı olduğunu” söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Trump, başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada Netanyahu hakkında, “Bence desteğimin açıklanması ona çok yardımcı oldu” ifadelerini kullandı.


İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: 64 kişi hayatını kaybetti, Sanchez şoke oldu

İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
TT

İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: 64 kişi hayatını kaybetti, Sanchez şoke oldu

İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)

İspanya’nın orta kesimindeki Toledo bölgesinde bugün (Çarşamba) sabah saatlerinde Madrid-Sevilla hattında iki hızlı trenin çarpışması sonucu 64 kişi hayatını kaybetti. Kurtarma çalışmaları sürerken kazanın nedenine ilişkin soruşturma devam ediyor.

Castilla-La Mancha Özerk Yönetimi Başkanı Emiliano García-Page, tren kazasında hayatını kaybedenlerin sayısının 64’e yükseldiğini açıkladı. Yerel medya, ilk belirlemelere göre en az 46 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirmişti.

cvbghj
İki trenin çarpıştığı bölgeye kurtarma ekipleri ve Sivil Muhafızlar mensupları ulaştı (AP)

İspanyol demir yolu şirketi Renfe ile Iryo’ya ait iki tren aynı hat üzerinde ilerlerken çarpıştı. İlk bilgilere göre Renfe’ye ait tren, raylarda duran Iryo trenine arkadan çarptı. Çarpışmanın etkisiyle Iryo treninin iki vagonu raydan çıkarak yakındaki bir yamaç yönüne savruldu.

Demir yolu altyapısını işleten Adif şirketi de çarpışmanın meydana geldiğini doğruladı.

Sanchez şoke oldu

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, yaptığı açıklamada, ülkedeki hızlı tren ağında meydana gelen ve bu yıl yaşanan ikinci benzer olay olarak nitelendirilen kazadan dolayı “şoke olduğunu” belirtti.

dvfg
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin bazı vagonları raydan çıktı (AP)

Sanchez, X hesabından yaptığı paylaşımda, Madrid’in güneyindeki Toledo’da meydana gelen ciddi tren kazası karşısında büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek kazazedelere ve ailelerine destek mesajı verdi.

dcvfb
İki hızlı tren, Madrid’in yaklaşık 150 kilometre güneyinde çarpıştı (AP)

Ulaştırma Bakanlığı ise Madrid-Sevilla arasındaki hızlı tren seferlerinin ikinci bir duyuruya kadar durdurulduğunu açıkladı.

İnsan hatası ihtimali araştırılıyor

Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, İspanyol hükümetinin demir yolu ağındaki güvenlik sistemiyle bağlantılı bir insan hatası ihtimali üzerinde durduğunu bildirdi.

El País gazetesinin haberine göre, demir yolu ağını işleten Adif bünyesindeki bir çalışanın sistemdeki bir arızaya müdahale ederken hata yapmış olabileceği değerlendiriliyor.

Yerel ABC gazetesi de güvenlik sisteminde onarım çalışması yürüten bir görevlinin, iki trenin tehlikeli biçimde birbirine yaklaştığı konusunda uyarı vermekte başarısız olduğunu öne sürdü.

cdvfgbh
Madrid ile Endülüs arasındaki hızlı tren seferlerinin durdurulduğunu bildiren ekranı inceleyen yolcular (Reuters)

Kaza, İspanya’nın güneyindeki Adamuz’da iki trenin çarpışması ve 46 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaydan bir yıldan kısa süre sonra meydana geldi.