ABD Temsilcisi’nin son günlerde Libya’daki çabaları neden arttı?

Norland siyasi krizin taraflarıyla yoğun toplantılar yaptı

Libya Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi, Norland ve Brent ile (Başkanlık Konseyi)
Libya Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi, Norland ve Brent ile (Başkanlık Konseyi)
TT

ABD Temsilcisi’nin son günlerde Libya’daki çabaları neden arttı?

Libya Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi, Norland ve Brent ile (Başkanlık Konseyi)
Libya Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi, Norland ve Brent ile (Başkanlık Konseyi)

ABD, yeni bir hükümetin kurulacağına dair işaretlerin arttığı Libya’da diplomatik çabalarını önemli ölçüde artırdı.

Bu gelişme, krizin bazı taraflarıyla ayrı ayrı toplantılar düzenleyen ABD’nin Libya Özel Temsilcisi Richard Norland’ın çabalarının sonucunda ne olacağı konusundaki soruları gündeme getirdi.

Şaşırtıcı bir şekilde, Libya Başkanlık Konseyi üyeleri Abdullah El-Lafi ve Musa El-Koni, dün Norland ile yaptıkları görüşmenin ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) misyonu çerçevesindeki ‘her türlü kapsamlı siyasi girişimi’ memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Bu durum, Norland’ın ortaya attığı bu girişimin gerçekliğine ilişkin soruları da akla getirdi.

Norland son iki gün içinde, Libya krizinin tarafları ve ülkedeki aktörlerle, devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına ilişkin gelişmeleri görüştü.

Lafi ve Koni, Norland ve ABD’nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent ile yaptıkları görüşmenin ardından, seçimlerin yapılmasını sağlamak, siyasi bölünmeyi sona erdirmek ve ülkede istikrarı sağlamak amacıyla her türlü birleşik siyasi girişimi desteklemeye hazır olduklarını ifade etti.

Başkanlık Konseyi üyeleri, toplantıda ayrıca ülkedeki siyasi duruma ilişkin son gelişmeleri, siyasi çıkmaza yönelik çözüm yolları ve ortak çıkarları ilgilendiren çeşitli konuları da ele aldı.

fdbrrtfhnt
Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Takala ve Norland (Yüksek Devlet Konseyi)

ABD’nin başkent Trablus’taki dikkat çekici çabaları ışığında, siyasi çevreler, Norland’ın, BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’in ‘etkili siyasi liderleri diyalog masasına getirme’ önerisini desteklemek için harekete geçtiğini vurguladı.

Ancak, gerekirse seçimlerin yapılmasını denetlemek için Trablus’ta Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nin kaldırılması yönünde bir eğilim olduğunu belirtenler de var.

Norland’ın Koni ve Lafi ile yaptığı görüşmeye ilişkin, özellikle ekonomik ve güvenlik açısından güney sınırlarının güvenliğini sağlayarak, ikili işbirliğini geliştirme yollarına ek olarak, ulusal uzlaşma konusundaki gelişmelerin tartışılması dışında başka ayrıntı sızdırılmadı.

Norland ise, ülkesinin Başkanlık Konseyi’nin ‘istikrarı sağlamayı ve seçim sürecine ulaşmayı amaçlayan’ ve önümüzdeki Nisan ayı sonunda Sirte’de yapılması planlanan (kapsayıcı konferansı) düzenleme çabalarına verdiği desteğin devam ettiğini vurguladı.

Koni ve Lafi ile görüşmesi öncesinde Norland, Çarşamba günü Brent ile birlikte Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Takala ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Toplantıda, Libya siyasi krizinin boyutları, BM elçisinin inisiyatifi, demokratik yol ve istikrarın desteklenmesine yönelik çabalar ile seçim sürecinin başarısı ele alındı.

Norland, büyükelçiliğin X platformundaki hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

Maslahatgüzar Brent ve ben, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Takala ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Konsey, BM tarafından kolaylaştırılan siyasi süreçte hayati bir role sahiptir. Libyalı aktörlerin, daha istikrarlı ve müreffeh bir Libya’ya giden yolu açmak için çıkmazın üstesinden gelme konusunda yenilikçi yollarını bulmasının zamanı geldi.

Soru işaretlerini daha da artıran bir adımla, Norland dün Libya’daki siyasi ve güvenlik durumuna ilişkin çeşitli konuları tartışmak üzere Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı İçişleri Bakanı İmad Trabelsi ile Trablus’taki ofisinde bir araya geldi.

Trabelsi yaptığı basın açıklamasında, bakanlığın Libya seçimlerini güvence altına almak ve korumak için tamamen hazır olduğunu ifade etti.

Ancak dikkat çekici olan, Trabelsi’nin ‘ülkede kontrolü ele geçirecek, mevcut bölünmeleri ve geçiş aşamalarını sona erdirecek birleşik bir hükümetin’ seçilmesi gerektiğini söylemesi oldu.

Güney Genel Komutanlığı ile işbirliği ve koordinasyon içinde, güney sınırının güvenliğini sağlamak için ortak bir güvenlik gücünün oluşturulma gerektiğini dile getiren Trabelsi, “Bu gücü oluşturmaya ve anlaşmaya göre herhangi bir kişiyi komuta etmesi için görevlendirmeye hazırız dedi.

Halife Hafter liderliğindeki Ulusal Ordu güçleri, Libya’nın güneyindeki birçok bölgeyi kontrol ediyor.

Trabelsi bakanlığının çabalarından bahsederek, Ras Ajdir kara limanının güvenliğinin sağlanması açısından, İçişleri Bakanlığı’nın güvenlik planlarının geliştirilmesi üzerinde çalışıldığını söyledi.

Organize suçun ortadan kaldırılması ve düzensiz göç olgusunun azaltılması amacıyla, kara ve deniz sınırlarının güvenliğine yönelik planlarında bakanlığın desteklenmesinin önemine de dikkat çekti.

dweverv
Libya Başkanlık Konseyi üyelerinin Noland ve Brent ile görüşmesi (Başkanlık Konseyi)

Noland ise Trabelsi ile yaptıkları görüşme hakkında şu açıklamayı yaptı;

Maslahatgüzar Brent ve ben, İçişleri Bakanı ile başkentte güvenliği artırma ve Libya’nın tüm bölgelerinde barış ve istikrarı koruma amaçlı çabaları tartışmak üzere Trablus’ta yararlı bir toplantı yaptık. ABD’nin Libya güvenlik güçlerinin birleştirilmesine verdiği desteği ve bölgesel huzursuzluklar ışığında, özellikle Libya sınırları boyunca bu güçlerin yeteneklerini ve mesleki yeterliliklerini geliştirmek için gösterilen çabaları vurguladık.

Norland, ayrıca görüşmede, Libya’da çalışan sivil toplum kuruluşlarının önemli rolü ve bağımsız Libyalıların nefret söyleminden korunmasının gerektiği konusuna değindiklerini de bildirdi.

Libya’daki siyasi çevreler, Noland’ın hamlelerinin önümüzdeki günlerde çıkmazdan çıkılması ve Libyalı bölünmüş tarafların yakınlaşmasına yol açmasını sabırsızlıkla bekliyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.