İsrail'in 163 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 31 bin 645'e yükseldi

Gazze'ye düzenlenen saldırılarda son 24 saatte 92 kişi öldü, 130 kişi yaralandı

İsrail'in 163 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 31 bin 645'e yükseldi
TT

İsrail'in 163 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 31 bin 645'e yükseldi

İsrail'in 163 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 31 bin 645'e yükseldi

İsrail ordusunun, yardımların ulaşmasını engelleyerek kıtlığa sürüklediği Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 92 artarak 31 bin 645'e çıktı.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 163 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde yönelik saldırılarında 92 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 130 Filistinlinin yaralandığı belirtildi.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 31 bin 645'e, yaralı sayısının da 73 bin 676'ya ulaştığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı ayrıca enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğunu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığını kaydetti.



Netanyahu: Savaş hedeflerine ulaşma yolunda yolun yarısını geçtik

 Binyamin Netanyahu (Reuters)
 Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: Savaş hedeflerine ulaşma yolunda yolun yarısını geçtik

 Binyamin Netanyahu (Reuters)
 Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazartesi günü, İran'a karşı savaşın hedeflerinin yarısından fazlasını gerçekleştirdiğini açıkladı, ancak savaşın ne zaman sona ereceğine dair bir tarih belirtmedi.

Netanyahu, ABD merkezli televizyon kanalı Newsmax’a yaptığı açıklamada, “Kesinlikle yolun yarısını geçtik. Ancak savaşın ne zaman sona ereceğine dair bir takvim belirlemek istemiyorum” dedi.

Savaşın ‘zaman açısından değil, görevler açısından’ yolun yarısını aştığını kaydeden Netanyahu ve onunla birlikte 28 Şubat'ta İran'a savaş açan ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta operasyonun dört ila altı hafta süreceğini söylemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün, petrol fiyatlarının yükselmesine neden olan savaşa karşı ABD halkı arasında geniş bir muhalefet varken, savaşın aylarca değil, ‘haftalarca’ daha süreceğini söyledi.

Netanyahu ise savaşın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) binlerce üyesini öldürmek gibi hedefleri gerçekleştirdiğini belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre Netanyahu, İsrail ve ABD'nin ‘İran'ın silah endüstrisini yok etmek üzere’ olduğunu da sözlerine ekledi.

İsrail Başbakanı, sözlerine şöyle devam etti:

“Tüm fabrikaları, üretim tesislerini, nükleer programı ve tüm sanayi altyapısını, her şeyi yok ediyoruz.”

Netanyahu ve Trump defalarca kez, İran'ın nükleer silaha sahip olmak üzere olduğunu iddia ettiler. Ancak bu iddia, BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından desteklenmezken Trump'ın geçtiğimiz yılki saldırılarda ana tesisleri ‘yok ettiğini’ söylemesine rağmen ortaya atılmaya devam ediyor.

Netanyahu dün İran rejiminin önünde sonunda ‘çökeceğine’ olan inancını dile getirirken, bunun ABD-İsrail'in İran’a karşı yürüttüğü savaşın amacı olmadığını bir kez daha söyledi.

Netanyahu, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu rejimin içten çökeceğini düşünüyorum. Ancak şu anda yaptığımız şey, onların askeri yeteneklerinin ve balistik füze ve nükleer kapasitelerinin yanı sıra onları içten de zayıflatmak.”


Washington, Tel Aviv'in Filistinlilere yönelik idam yasasını adil bir şekilde uygulayacağını düşünüyor

 İsrail parlamentosu Knesset'teki bir oturum (Arşiv- DPA)
İsrail parlamentosu Knesset'teki bir oturum (Arşiv- DPA)
TT

Washington, Tel Aviv'in Filistinlilere yönelik idam yasasını adil bir şekilde uygulayacağını düşünüyor

 İsrail parlamentosu Knesset'teki bir oturum (Arşiv- DPA)
İsrail parlamentosu Knesset'teki bir oturum (Arşiv- DPA)

ABD dün, İsrail parlamentosu Knesset'in ‘terör’ suçlamasıyla hüküm giyen Filistinlilerin idamına izin veren bir yasayı kabul etmesinin ardından, İsrail'in kendi yasalarını belirleme hakkına saygı duyduğunu açıkladı. Bu adım, Avrupa ülkeleri ve insan hakları örgütleri tarafından şiddetle eleştirilmişti.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, “ABD, İsrail'in terör suçundan hüküm giyen kişilere yönelik kendi kanunlarını ve cezalarını belirleme konusundaki egemenlik hakkını saygıyla karşılıyor” dedi. Sözcü, “Benzer herhangi bir önlemin adil bir yargılama sürecinde uygulanacağından eminiz” diye ekledi.

ABD, NATO üyeleri arasında idam cezasını uygulama devam eden tek ülke ve İsrail’in başlıca diplomatik ve askeri destekçisi.

İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya, pazar günü yani Knesset’in tasarıyı onaylamasından önce ‘derin endişe duyduklarını’ ifade ederken bu adımın ‘İsrail'in demokratik ilkelere olan bağlılığını zedeleyebileceğini’ belirttiler.

Yasa tasarısına göre bir İsrail vatandaşına veya İsrail’de ikamet eden kişiye zarar vermek ve İsrail Devleti'nin varlığını sona erdirmek amacıyla kasten (başka bir kişinin) ölümüne neden olan herkes, idam veya müebbet hapis cezasına çarptırılacak.

Ancak tasarı, işgal altındaki Batı Şeria'daki Filistinliler için, İsrail askeri mahkemelerinin cinayeti ‘terör eylemi’ olarak nitelendirmesi halinde idam cezasının varsayılan ceza olacağını öngörüyor.

Bu düzenleme uyarınca İsrail, bir İsrail vatandaşını öldüren herhangi bir Filistinliye idam cezası uygulayabilir, ancak bir Filistinliyi öldüren bir İsrailliye hiçbir koşulda idam cezası uygulanamaz.

İsrail, 1967 yılından bu yana Batı Şeria'yı işgal ediyor. Bu bölgede, suç işleyen Filistinliler, İsrail askeri mahkemelerinde, İsrailli yerleşimciler ise sivil mahkemelerde yargılanıyor.

İsrail yasaları idam cezasını öngörüyor. Ancak 1962 yılında Nazi Adolf Eichmann'ın idamından bu yana hiçbir idam cezası uygulanmadı.


Trump, Hark Adası’nı yok etmekle tehdit ederken, Tahran Trump'ın şartlarını reddediyor

 Dün İran'a ait bir füzenin engellenmesi sonrası Hayfa'daki petrol rafinerisinde yangın çıktı (Reuters) Fotoğrafta ise önceki gece saldırıya uğrayan İran'daki Tebriz rafinerisi görülüyor (Sosyal medya)
Dün İran'a ait bir füzenin engellenmesi sonrası Hayfa'daki petrol rafinerisinde yangın çıktı (Reuters) Fotoğrafta ise önceki gece saldırıya uğrayan İran'daki Tebriz rafinerisi görülüyor (Sosyal medya)
TT

Trump, Hark Adası’nı yok etmekle tehdit ederken, Tahran Trump'ın şartlarını reddediyor

 Dün İran'a ait bir füzenin engellenmesi sonrası Hayfa'daki petrol rafinerisinde yangın çıktı (Reuters) Fotoğrafta ise önceki gece saldırıya uğrayan İran'daki Tebriz rafinerisi görülüyor (Sosyal medya)
Dün İran'a ait bir füzenin engellenmesi sonrası Hayfa'daki petrol rafinerisinde yangın çıktı (Reuters) Fotoğrafta ise önceki gece saldırıya uğrayan İran'daki Tebriz rafinerisi görülüyor (Sosyal medya)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik tehditlerin dozunu artırarak, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal açmaması ve devam eden görüşmelerin bir anlaşmaya varmaması halinde Hark Adası’nı, elektrik tesislerini ve petrol kuyularını yok edeceği uyarısında bulundu. Görüşmelerde ‘büyük ilerleme’ kaydedildiğini söyleyen Trump, ancak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının Washington'ı enerji altyapısına yönelik saldırılarını genişletmeye iteceğini ifade etti.

Trump, New York Post gazetesine yaptığı açıklamada, Washington'ın yaklaşık bir hafta içinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Amerikalılarla iş birliği yapmaya hazır olup olmadığını öğreneceğini belirtirken, İran'da yaşananları ‘sistemde tam bir değişim’ olarak nitelendirdi.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran liderliği içinde ‘bazı bölünmeler’ olduğunu ve Washington'ın ‘daha rasyonel’ tarafların varlığına dair işaretler izlediğini söyledi. Ancak Rubio, diplomatik sürecin başarısız olma ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğinin de altını çizdi.

Diğer taraftan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın ABD ile herhangi bir doğrudan müzakere yürütmediğini ve arabulucular aracılığıyla aldığı mesajların ‘abartılı ve mantıksız taleplerden’ ibaret olduğunu söyledi.

İran'ın Keyhan gazetesi resmi tutumun ötesine geçerek savaşı sona ermiş saymak için ‘ABD ordusunun bölgeden çekilmesi, Batı Asya'daki üslerinin kaldırılması, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için İran'ın ‘egemenliği’ altında bir yasal düzenin kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş mal varlıklarının iade edilmesi, Washington ve Tel Aviv'in saldırgan taraflar olarak ilan edilmesi, tazminat ödenmesi, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (ABD) üç ada üzerindeki hak iddiasının sona erdirilmesi ve savaş ile suikastların kalıcı olarak durdurulmasının garanti edilmesi’ şeklinde dokuz şart öne sürdü.

Şarku'l Avsat'ın sahadaki gelişmelerden elde ettiği bilgilere gelince, bir füzenin önlenmesiyle etrafa şarapnel parçalarının düşmesi sonucu Hayfa'daki bir rafineri hasar gördü. İsrail ordusu, İran'ın iç kesimlerinde geniş çaplı saldırılar düzenlediğini açıklamaya devam etti. Buna karşın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) yeni bir saldırı dalgası düzenlediğini duyurdu. Tahran ise DMO Deniz Birimi Komutanı Ali Rıza Tengsiri'nin öldürüldüğünü doğruladı.