Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Ukrayna’ya yönelik savaşın ortasında ve son yıllarda artan baskılara maruz kalan muhalefetin neredeyse tamamen yokluğu ışığında, Rus seçmenler devlet başkanlığı seçimlerinin üçüncü günü olan bugün oylarını kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in seçimleri kazanmasının kaçınılmaz olduğu bir dönemde, Rus liderin bir sonraki başkanlık dönemi, bunun hem ülke içinde, hem de dışında ne anlama gelebileceği de dahil olmak üzere tartışmaların odak noktası oldu. 

Şarku’l Avsat’ın Politico dergisinden aktardığı analize göre Putin’in 2030’da sona erecek yeni devlet başkanlığı döneminde Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği beş senaryo şöyle;

Birinci senaryo: Rusya’da demokrasi yanlısı hareketler gelişebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 5-10)

1989’da Doğu Avrupa’daki anti-komünist, sömürgecilik karşıtı devrimlerin gösterdiği gibi, totaliter rejimler bataklığa dayanabilir ve demokratik hareketler karşısında hızla çökebilir. 

Putin’in Ukrayna’da aldığı feci kararların şimdiden Rus vatandaşları üzerinde öngörülemeyen zincirleme etkileri oldu.

Bu durum da, ileriye yönelik hoşnutsuzluk yaratmaya ve doğrudan demokrasi yanlısı hareketlere daha fazla ilgi yaratmaya devam edecek.

cdvg gg
Prag’daki Rusya Büyükelçiliği’nde başkanlık seçimlerinde oy vermek için sırada bekleyen bir kadın, ‘Putin’in terörüne hayır’ yazan bir pankart taşıyor (EPA)

Bu, muhalif lider Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünden önce bile geçerliydi. 

Rusya’daki demokratik hareketlerin en önde gelen lideri Navalni’yi öldürmek, ülkedeki demokrasi yanlısı enerjileri pek ortadan kaldırmadı. 

Navalni birçok Rus vatandaşının gözünde aktivistten ‘şehide’ dönüşürken, demokratik reform ve hatta demokratik devrime yönelik bu ivme aslında yeniden alevlenmeye başlayabilir.

Bir mahkum olarak Navalni, çoğu Rus’un dikkatinden uzaktaydı. 

Ancak Putin rejiminin her türlü muhalefeti ortadan kaldırmak için ne kadar ileri gidebileceğinin bir sembolü olan Navalni, artık çok daha fazla anlam taşıyabilir.

İkinci senaryo: Rusya parçalanabilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 10 – 15)

Yüzbinlerce Rus askerinin anlamsız bir savaşta katledildiği yıkıcı bir savaşın ardından, Ruslar Putin’i ve onun politikasını toplu olarak protesto etmek için ortaya çıkabilir.

Onu devirmeye çalıştıkça sürtüşmeler yayılabilir, ülke genelinde uzun zamandır gömülü olan hayal kırıklıkları gün yüzüne çıkabilir ve Putin’in eli altında birleştiği varsayılan ulus, birdenbire etnik-milliyetçi çizgilerde parçalanabilir.

Bu durumda kaos ülke geneline hızla yayılabilir.

Kaos, hiçbir bölgeyi veya aileyi dokunulmaz bırakmayacak şekilde bölgesel parçalanmaya ve şiddete yol açabilir.

Ancak pek çok Rus analist, Putin’in iktidardaki sıkı kontrolü göz önüne alındığında, bu senaryoyu hala uzak bir ihtimal olarak görüyor.

sdfvbfr
Moskova’da seçimlerin son gününde vatandaşlar oy verme merkezine girmek için sıraya giriyor (Reuters)

Üçüncü senaryo: Milliyetçiler isyan edebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 15-20)

Bir yıl önce, isyan eden bir milliyetçi olan Yevgeny Prigojin liderliğindeki milislerin cepheden çekilerek, neredeyse Moskova’ya yürüyebileceği fikri bir hayaldi.

Putin’e çok yakın olduğu bilinen Wagner lideri Prigojin, Haziran ayında geniş çaplı bir askeri isyan başlattı ve askerlerini Moskova’ya doğru yöneltti.

Putin’in iktidara gelmesinden bu yana otoritesine yönelik en büyük doğrudan meydan okumayı temsil eden bu büyük çaplı askeri isyan, Rusya’da bir iç depreme neden oldu.

Prigojin’in uçağı bu olaydan birkaç ay sonra Rus hava sahasında patladı ve ‘Putin’in intikamı’ olduğu düşünülen bu olayda, Prigojin ve yakın çevresinin çoğu öldü.

Ancak, Putin’in işgalinden duyulan hayal kırıklığı, bu bataklığı sürdürmek için Rusya’nın can ve mal kaynaklarının azalması ve servet eşitsizliği gibi Prigojin’in isyanını körükleyen tüm unsurlar hala mevcut.

Pek çok analist, şu anda Wagner grubuyla kıyaslanabilecek başka bir güç olmamasına rağmen, benzer isyanların başkaları tarafından da tekrarlanabileceğine inanıyor.

Bu nedenlerden dolayı söz konusu senaryo, Putin sonrası Rusya’nın karşı karşıya olduğu en olası senaryolardan biri gibi görünüyor. 

Putin’in körüklediği milliyetçilik ateşinin yakın zamanda sönmesi pek mümkün değil.

Dördüncü senaryo: Putin’den emekli olması istenebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 20-25)

Moskova’nın birçok Rusya vatandaşını ve ekonomik durumlarını olumsuz yönde etkileyen Ukrayna işgalinin üzerinden iki yıl geçti.

Analistlere göre, hem ekonominin gerilemesi, hem de asker ölümlerinin artması nedeniyle savaşın maliyeti artmaya devam edecek.

Bu nedenle Kremlin yetkililerinin yakın çevresinin Putin’le görüşerek, kendisine yaptığı hizmetleri takdir ettiklerini ve kendisine emeklilik hayatında başarılar dilediklerini söylemesi de, zamanla gerçekleşebilecek bir başka olası senaryodur.

Analistler, Rusya’da 2030 yılına kadar yeni bir rejimin ortaya çıkma ihtimalinin açık olduğuna inanıyor.

Bu, illa ki Putin’e karşı bir iç komplo anlamına gelmiyor.

Sağlık durumu kötü olan Rusya Devlet Başkanı görevdeyken ölebilir.

Bu durumda yeni hükümetin mutlaka demokratik olması gerekmeyecektir.

Ancak uzmanlara göre, hükümete Batılı yetkililer ve iş adamlarının duymaktan hoşlandıkları birçok şeyi söylemeye başlayacak olan az sayıda Batılı eğitimli, teknokrat elit başkanlık edecektir.

Bunlar savaşın büyük kısmını sadece Putin’e yükleyerek, Moskova’da normallik duygusuna dönüş sözü vereceklerdir.

Hatta bazı siyasi mahkumlar ve muhalif siyasetçileri serbest bırakacak, hatta Putin’in 2022’de Ukrayna’nın doğusundaki (Kırım olmasa da) ilhak duyurusunu iptal edecek kadar ileri gidebilirler.

Ancak Putin’in hala devletin tüm araçlarını kontrol ettiği ve ona karşı herhangi bir komployu ortaya çıkarmak için yandaşları arasında rekabeti teşvik ettiği göz önüne alındığında, bu senaryonun gerçekleşme olasılığı hala zayıf.

Buna, özellikle Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı gerçekten kazanabileceği göz önüne alındığında, Putin’in Rus yetkililer arasında hala yaygın bir destek aldığı gerçeğini de eklemek gerekiyor.

Beşinci senaryo: Putin iktidardaki hakimiyetini daha da güçlendirebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 45-50)

Bu her zaman en olası senaryoydu.

Öngörülemeyen sağlık olayları dışında, Putin yeni başkanlık dönemine muhtemelen tamamen hizmet edeceği bir süreç olarak bakabilir.

drfge
Donetsk’te Putin’in adaylığını destekleyen bir seçim pankartı (EPA)

Bazı analistler Navalni’nin ölümüyle demokratik muhalefetin kargaşaya sürüklendiğine inanıyor.

Rusya ekonomisi, Batı’nın yaptırımlarına rağmen, durgunlaşsa bile neredeyse hiç çökmedi. 

Her ne kadar Putin Kiev’i fethetmemiş olsa da, özellikle ABD’nin Ukrayna’yı silahlandırma konusundaki çekingenliği göz önüne alındığında, Ukrayna savaşının en kötü dönemi henüz geride kalmış olabilir.

ABD başkanlarıyla karşılaştırıldığında, sadece 71 yaşında olan Putin, hala ‘göreceli’ bir gençliğe sahip.

Bazı analistler, Rusya’nın en uzun süre iktidarda kalan liderlerinden biri haline gelen Putin’in önümüzdeki dönemde iktidardaki hakimiyetini sıkılaştırmasını ve iktidarını güçlendirmek için muhalefete yönelik baskılarını yoğunlaştırmasını bekliyor.



Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
TT

Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)

Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, ABD'nin Tahran'a yönelik olası askeri saldırısı nedeniyle artan gerilimler arasında, İran'daki vatandaşlarına uçuşlar mümkün olduğunda ülkeyi terk etmeleri yönünde bugün uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta, Tahran'ı yeni bir nükleer anlaşmaya varmaya zorlarken, İran'a karşı sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü belirtmişti.

Şarku’ Avsat’ın Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı'ndan aktardığına göre büyükelçilik internet sitesinde yayınladığı güvenlik uyarısında, "Uçuşlar devam ederken (Kore vatandaşlarının) İran'ı terk etmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bildiride durumun hızla kötüleşmesi halinde İran'a gidiş-dönüş özel uçuşlarının askıya alınabileceği belirtildi.

Güney Kore, İran'ın tamamı için 3. Seviye seyahat uyarısını sürdürüyor ve orada bulunan Güney Korelilere ülkeyi terk etmelerini şiddetle tavsiye ediyor. Bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Acil bir seyahat ihtiyacı olmadığı sürece İran'da ikamet eden Güney Kore vatandaşlarının derhal ülkeyi terk etmelerini ve ülkeye seyahat planlayanların seyahatlerini iptal etmelerini veya ertelemelerini tavsiye ediyoruz."


Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.


Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!
TT

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Grönland'a hastane gemisi göndereceğini duyurdu (Reuters)

Ancak adanın neden böyle bir gemiye ihtiyaç duyduğu, Trump'ın hangi gemiyi ne zaman göndereceği belirsiz.

Başkan, duyurusunu cumartesi akşamı, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Truth Social hesabından paylaştı. Trump, geçen yılın sonlarında Grönland'a ABD özel elçisi olarak atadığı Louisiana'nın Cumhuriyetçi valisi Jeff Landry'yle birlikte çalıştığını belirtti.

Trump, Truth Social'da şöyle yazdı:

Louisiana'nın harika valisi Jeff Landry'yle birlikte, orada hasta ve bakıma muhtaç birçok insanın bakımını üstlenecek büyük bir hastane gemisini Grönland'a göndereceğiz. Yolda!!!

Başkanın paylaşımında, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi de vardı. Geminin ne zaman varacağı veya ne kadar süre kalacağı konusunda bilgi vermedi. Trump'ın bu kararına neyin sebep olduğu da belirsiz. Grönland hükümeti sakinlerine ücretsiz sağlık hizmeti sağlıyor.
 

Görsel kaldırıldı.
Başkan Donald Trump'ın Truth Social'daki duyurusunda, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi yer aldı (Donald Trump/Truth Social)

Donanma takip sistemlerine göre USNS Mercy ve kardeş gemisi USNS Comfort, Alabama eyaletinin Mobile kentinde demirli durumda.

The Independent, Beyaz Saray, ABD Savunma Bakanlığı ve Landry'nin ofisinden daha fazla bilgi talep etti.

Reuters'a göre, duyuru ayrıca Danimarka'nın Ortak Arktik Komutanlığı'nın Grönland sularında ABD denizaltısından bir mürettebat üyesini tahliye etmesinden saatler sonra geldi. Yetkililer, mürettebat üyesinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

ABD Donanması denizcisi, görevinden ayrılan ve Grönland'ın Nuuk kentinden yaklaşık 13 km açıkta yüzeye çıkan nükleer denizaltıdan tıbbi sebeple tahliye edilmek zorunda kaldı.

Landry, Trump'ın duyurusunu X'te yeniden paylaşarak, "Teşekkürler Başkan @realDonaldTrump! Bu önemli konuda sizinle çalışmaktan gurur duyuyorum!" diye yazdı.

Önde gelen Grönlandlı aktivist Orla Joelsen, Trump'ın duyurusuna X'te "Hayır teşekkürler!!!" diye tepki gösterdi.

"Biz Grönlandlılar sağlıklı ve iyi durumdayız, nesillerdir nüfusumuzu güçlü tutan vitamin ve besin açısından zengin fok yağı da dahil kendi geleneksel yiyeceklerimizle besleniyoruz" dedi.

Trump ve müttefikleri, ulusal güvenlik amacıyla ABD'nin Danimarka'nın özerk bölgesi Grönland'ı satın alması gerektiğini defalarca savundu. Öte yandan Grönlandlı yetkililer adanın satılık olmadığını ve Danimarka'nın bir bölgesi olarak kalması gerektiğinde ısrar ediyor.

Geçen ayın sonlarında Trump, Grönland konusunda "gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini" duyurmuştu.

Truth Social'da, "NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle yaptığım çok verimli görüşmeye dayanarak, Grönland ve aslında tüm Arktik Bölgesi'yle ilgili gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk" diye yazmıştı.

Trump'ın Grönland'a yönelik çabalarının birçok Amerikalı arasında popüler olmadığı anlaşılıyor. Bu ay yayımlanan AP-NORC anketine göre ABD'li yetişkinlerin yüzde 72'si Trump'ın Grönland'ı ele alma biçimini onaylamazken, sadece yüzde 24'ü onaylıyor.

Independent Türkçe