Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Ukrayna’ya yönelik savaşın ortasında ve son yıllarda artan baskılara maruz kalan muhalefetin neredeyse tamamen yokluğu ışığında, Rus seçmenler devlet başkanlığı seçimlerinin üçüncü günü olan bugün oylarını kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in seçimleri kazanmasının kaçınılmaz olduğu bir dönemde, Rus liderin bir sonraki başkanlık dönemi, bunun hem ülke içinde, hem de dışında ne anlama gelebileceği de dahil olmak üzere tartışmaların odak noktası oldu. 

Şarku’l Avsat’ın Politico dergisinden aktardığı analize göre Putin’in 2030’da sona erecek yeni devlet başkanlığı döneminde Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği beş senaryo şöyle;

Birinci senaryo: Rusya’da demokrasi yanlısı hareketler gelişebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 5-10)

1989’da Doğu Avrupa’daki anti-komünist, sömürgecilik karşıtı devrimlerin gösterdiği gibi, totaliter rejimler bataklığa dayanabilir ve demokratik hareketler karşısında hızla çökebilir. 

Putin’in Ukrayna’da aldığı feci kararların şimdiden Rus vatandaşları üzerinde öngörülemeyen zincirleme etkileri oldu.

Bu durum da, ileriye yönelik hoşnutsuzluk yaratmaya ve doğrudan demokrasi yanlısı hareketlere daha fazla ilgi yaratmaya devam edecek.

cdvg gg
Prag’daki Rusya Büyükelçiliği’nde başkanlık seçimlerinde oy vermek için sırada bekleyen bir kadın, ‘Putin’in terörüne hayır’ yazan bir pankart taşıyor (EPA)

Bu, muhalif lider Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünden önce bile geçerliydi. 

Rusya’daki demokratik hareketlerin en önde gelen lideri Navalni’yi öldürmek, ülkedeki demokrasi yanlısı enerjileri pek ortadan kaldırmadı. 

Navalni birçok Rus vatandaşının gözünde aktivistten ‘şehide’ dönüşürken, demokratik reform ve hatta demokratik devrime yönelik bu ivme aslında yeniden alevlenmeye başlayabilir.

Bir mahkum olarak Navalni, çoğu Rus’un dikkatinden uzaktaydı. 

Ancak Putin rejiminin her türlü muhalefeti ortadan kaldırmak için ne kadar ileri gidebileceğinin bir sembolü olan Navalni, artık çok daha fazla anlam taşıyabilir.

İkinci senaryo: Rusya parçalanabilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 10 – 15)

Yüzbinlerce Rus askerinin anlamsız bir savaşta katledildiği yıkıcı bir savaşın ardından, Ruslar Putin’i ve onun politikasını toplu olarak protesto etmek için ortaya çıkabilir.

Onu devirmeye çalıştıkça sürtüşmeler yayılabilir, ülke genelinde uzun zamandır gömülü olan hayal kırıklıkları gün yüzüne çıkabilir ve Putin’in eli altında birleştiği varsayılan ulus, birdenbire etnik-milliyetçi çizgilerde parçalanabilir.

Bu durumda kaos ülke geneline hızla yayılabilir.

Kaos, hiçbir bölgeyi veya aileyi dokunulmaz bırakmayacak şekilde bölgesel parçalanmaya ve şiddete yol açabilir.

Ancak pek çok Rus analist, Putin’in iktidardaki sıkı kontrolü göz önüne alındığında, bu senaryoyu hala uzak bir ihtimal olarak görüyor.

sdfvbfr
Moskova’da seçimlerin son gününde vatandaşlar oy verme merkezine girmek için sıraya giriyor (Reuters)

Üçüncü senaryo: Milliyetçiler isyan edebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 15-20)

Bir yıl önce, isyan eden bir milliyetçi olan Yevgeny Prigojin liderliğindeki milislerin cepheden çekilerek, neredeyse Moskova’ya yürüyebileceği fikri bir hayaldi.

Putin’e çok yakın olduğu bilinen Wagner lideri Prigojin, Haziran ayında geniş çaplı bir askeri isyan başlattı ve askerlerini Moskova’ya doğru yöneltti.

Putin’in iktidara gelmesinden bu yana otoritesine yönelik en büyük doğrudan meydan okumayı temsil eden bu büyük çaplı askeri isyan, Rusya’da bir iç depreme neden oldu.

Prigojin’in uçağı bu olaydan birkaç ay sonra Rus hava sahasında patladı ve ‘Putin’in intikamı’ olduğu düşünülen bu olayda, Prigojin ve yakın çevresinin çoğu öldü.

Ancak, Putin’in işgalinden duyulan hayal kırıklığı, bu bataklığı sürdürmek için Rusya’nın can ve mal kaynaklarının azalması ve servet eşitsizliği gibi Prigojin’in isyanını körükleyen tüm unsurlar hala mevcut.

Pek çok analist, şu anda Wagner grubuyla kıyaslanabilecek başka bir güç olmamasına rağmen, benzer isyanların başkaları tarafından da tekrarlanabileceğine inanıyor.

Bu nedenlerden dolayı söz konusu senaryo, Putin sonrası Rusya’nın karşı karşıya olduğu en olası senaryolardan biri gibi görünüyor. 

Putin’in körüklediği milliyetçilik ateşinin yakın zamanda sönmesi pek mümkün değil.

Dördüncü senaryo: Putin’den emekli olması istenebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 20-25)

Moskova’nın birçok Rusya vatandaşını ve ekonomik durumlarını olumsuz yönde etkileyen Ukrayna işgalinin üzerinden iki yıl geçti.

Analistlere göre, hem ekonominin gerilemesi, hem de asker ölümlerinin artması nedeniyle savaşın maliyeti artmaya devam edecek.

Bu nedenle Kremlin yetkililerinin yakın çevresinin Putin’le görüşerek, kendisine yaptığı hizmetleri takdir ettiklerini ve kendisine emeklilik hayatında başarılar dilediklerini söylemesi de, zamanla gerçekleşebilecek bir başka olası senaryodur.

Analistler, Rusya’da 2030 yılına kadar yeni bir rejimin ortaya çıkma ihtimalinin açık olduğuna inanıyor.

Bu, illa ki Putin’e karşı bir iç komplo anlamına gelmiyor.

Sağlık durumu kötü olan Rusya Devlet Başkanı görevdeyken ölebilir.

Bu durumda yeni hükümetin mutlaka demokratik olması gerekmeyecektir.

Ancak uzmanlara göre, hükümete Batılı yetkililer ve iş adamlarının duymaktan hoşlandıkları birçok şeyi söylemeye başlayacak olan az sayıda Batılı eğitimli, teknokrat elit başkanlık edecektir.

Bunlar savaşın büyük kısmını sadece Putin’e yükleyerek, Moskova’da normallik duygusuna dönüş sözü vereceklerdir.

Hatta bazı siyasi mahkumlar ve muhalif siyasetçileri serbest bırakacak, hatta Putin’in 2022’de Ukrayna’nın doğusundaki (Kırım olmasa da) ilhak duyurusunu iptal edecek kadar ileri gidebilirler.

Ancak Putin’in hala devletin tüm araçlarını kontrol ettiği ve ona karşı herhangi bir komployu ortaya çıkarmak için yandaşları arasında rekabeti teşvik ettiği göz önüne alındığında, bu senaryonun gerçekleşme olasılığı hala zayıf.

Buna, özellikle Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı gerçekten kazanabileceği göz önüne alındığında, Putin’in Rus yetkililer arasında hala yaygın bir destek aldığı gerçeğini de eklemek gerekiyor.

Beşinci senaryo: Putin iktidardaki hakimiyetini daha da güçlendirebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 45-50)

Bu her zaman en olası senaryoydu.

Öngörülemeyen sağlık olayları dışında, Putin yeni başkanlık dönemine muhtemelen tamamen hizmet edeceği bir süreç olarak bakabilir.

drfge
Donetsk’te Putin’in adaylığını destekleyen bir seçim pankartı (EPA)

Bazı analistler Navalni’nin ölümüyle demokratik muhalefetin kargaşaya sürüklendiğine inanıyor.

Rusya ekonomisi, Batı’nın yaptırımlarına rağmen, durgunlaşsa bile neredeyse hiç çökmedi. 

Her ne kadar Putin Kiev’i fethetmemiş olsa da, özellikle ABD’nin Ukrayna’yı silahlandırma konusundaki çekingenliği göz önüne alındığında, Ukrayna savaşının en kötü dönemi henüz geride kalmış olabilir.

ABD başkanlarıyla karşılaştırıldığında, sadece 71 yaşında olan Putin, hala ‘göreceli’ bir gençliğe sahip.

Bazı analistler, Rusya’nın en uzun süre iktidarda kalan liderlerinden biri haline gelen Putin’in önümüzdeki dönemde iktidardaki hakimiyetini sıkılaştırmasını ve iktidarını güçlendirmek için muhalefete yönelik baskılarını yoğunlaştırmasını bekliyor.



Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.