Netanyahu'nun Refah'a girmeden önceki siyasi ve stratejik hesapları

Olacaklara dair erken konuşmalar, İsrail'in kritik anlarda toplandığı ve devam eden askeri harekatın sadece bir zaman meselesi olduğu gerçeğini unutturabilir.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
TT

Netanyahu'nun Refah'a girmeden önceki siyasi ve stratejik hesapları

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)

Tarık Fehmi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tüm açıklamaları, askeri operasyonun tam olarak tamamlanması için Refah'a girişin teyit edilmesi bağlamında geldi. Netanyahu, kendince Refah'a girilmeden, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kaderini belirleyebileceği kapsamlı bir askeri operasyon yapamayacağını düşünüyor. Bu da Refah’a giriş süreciyle ilgili bazı gelişmelere rağmen işlerin belirli ve kontrollü tercihler çerçevesinde ilerlediğini yineliyor. Aslında Netanyahu, İsrail hükümetinin hesapları ve Gazze Şeridi'nin nasıl yönetileceğine ilişkin meydana gelebilecek gelişmelerin sonuçlarını bekliyor. Netanyahu, askeri operasyonun tamamlandığının, Gazze'deki güvenlik ve stratejik düzenlemelerin yönetilmesinde yeni bir aşamanın başlangıcının ilan edilmesini bekliyor. Bütün bunlar aslında Netzarim Koridoru’nun inşasıyla başladı.

Yeni hedefler

İsrail istihbarat servisleri, özellikle de İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) liderleri, Refah operasyonunun sonuçlarının, İsrail'in güvenliği ve başta Mısır olmak üzere komşu ülkelerle ilişkiler üzerinde yol açabileceği olumsuz yansımalarla ilgili sürekli uyarıda bulundu. Buna rağmen Netanyahu, Genelkurmay Başkanlığı'ndan bazı generaller ve Savunma Bakanlığı'ndan bazı danışmanlar bu yolda ilerlemeye devam ediyor. ABD ve İngiltere'nin operasyonun tamamlanmaması yönündeki uyarıları devam etse de Netanyahu ve ekibi, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad ve Genelkurmay Başkanı tarafından onaylanan belirli bir zamanda gerçekleşebilecek operasyona hazırlık amacıyla siyasi ve güvenlik seviyelerinde daha yüksek düzenlemeler yapmak için çalışıyor. Zira bu düzenlemelerle Refah'ı işgal edecekler. Bu işgal gerçekleşene kadar İsrail hükümeti söz konusu hedefe ulaşmak için çeşitli idari tedbirler alacaktır. Bunlardan ilki Han Yunus ve Gazze şehrinden Refah'a doğru istihbarat ve lojistik tespit operasyonları ve askeri malzeme sevkiyatı gerçekleştirmektir. Şu anda da yaptıkları şey budur. Öyle ki güney tümenlerinden istihbarat ve güvenlik unsurları, Golani Tugayı ve güney yönetiminden ileri birlikler Refah'ın derinliklerine konuşlandırıldı.

İkincisi ise doğrudan sızma yöntemiyle Refah'ın derinliklerinde niteliksel operasyonlar yürütmek olacaktır. Çünkü İsrail, direnişin Han Yunus ve Gazze şehrinde yaşananlardan tamamen farklı çatışmalar düzenleyeceğini bekliyor. Bu yüzden İsrail, Filistinli direnişçileri ve ekipmanlarını izliyor. İsrail güçleri Refah'a en az kayıpla girmek için farklı yönlerde ve temas seviyelerinde hareket edecektir.

Üçüncüsü ise gerçek bir kısıtlama olmaksızın İsrail güçlerinin önünü açmaktır. Aslında şu an bunu da yapmaya çalışıyorlar. İsrail güçlerinin her yöne hareketini kolaylaştırmak için ana ve tali yollar inşa ediyorlar. Böylece İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nin tümünü orta ve batı yönünde ikiye bölerek çeşitli yollardan ve doğrudan hareket edebilecek. Bu da özel topografik karakteriyle Refah şehrine ilerlemek için fırsatlar sunuyor.

Dördüncüsü, ateşkesin ilk aşamasının tamamlanarak yürürlüğe girmesidir. Kuşkusuz bu, İsrail ve askeri operasyonu azami sınırlarına ulaştırmaya hevesli Netanyahu'nun kişisel planlarıyla çelişmeyecektir. Söz konusu durum, önerilen ateşkesle ilgili herhangi bir yetkiyi uygulamaya başlarken bile İsrail hükümetinin önündeki seçeneklerin genişlediğini doğruluyor.

Belirli yollar

Netanyahu, Refah'a girerek gerçekten ulaşılabileceğine inandığı başlıca hedeflere odaklandığı için siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan yoluna devam ediyor. İstihbarat servisleri, Muhammed ed-Dayf, Yahya Sinvar, Mervan İsa ve diğerlerinin başını çektiği Filistin direnişi liderlerinin ya da birinci dereceden kadroların Refah'ta bulunmayacağı ihtimali hakkında konuşsa da bu seslere pek kulak verilmiyor. Dolayısıyla Netanyahu’nun ana hedeflerden bahsetmesi kolay olmayacaktır. Gerçekten de Refah'taki askeri operasyonun tamamlanması hayal edildiği gibi sonlanmayacak. İsrail şu anda Gazze Şeridi'nde olanları başarmak için sınırlı bir zaman çerçevesi belirlese de bu daha fazla zaman alacak.

Netanyahu'nun önerisi ve Refah'a girme kararlılığı sadece Gazze direnişi ve direnişin İsrail güçleriyle çatışma ihtimaliyle ilgili sorunlarla karşı karşıya değil. Aynı zamanda dış pozisyonla da ilgili. ABD ve İsrail arasında bir yaklaşım farkı var. Biden yönetimi kongre kararıyla Amerikan silahlarını kullanmamak ya da sivillere zarar vermemek gibi diğer siyasi prosedürler dışında başka önlem alamayacak. Yoğun nüfuslu bir şehirde sivilleri korumak ve onlara yaklaşmamak zor olduğundan bu önlemlerin sembolik olduğu görülecek.

Bu bağlamda İsrail hükümeti, Mısır sınırı boyunca binlerce vatandaşı iç bölgelere, el-Muvasi bölgesine, merkeze ve batı yönüne doğru nakletmeyi hedefliyor. Yani Refah'taki Filistinlilerin mevcut varlığını güvenli bölgelere taşımak istiyor. Ancak asıl soru şu: Bu eylem nasıl gerçekleşiyor? Peki bunu kim yapıyor? İsrail ordusu Gazze Şeridi’nin derinliklerine girerse ne olur?

Ortada uluslararası müdahaleyi gerektiren onlarca sorun var. Üstelik İsrail hükümeti ve Netanyahu'nun bizzat aşiret üyelerini ve üst düzey aşiret liderlerini bulmaya çalışmasına rağmen henüz tespit edilemeyenler var. Bu da aşiret kesiminin kendi içinde daha fazla bölünmesine yol açtı. Aşiretler, İsrail planını reddeden peş peşe açıklamalar yayınladılar. Bu nedenle Filistinlilerin alternatif yerlere nakli büyük zorluklarla karşılaşmaya devam ediyor. Hükümetin atabileceği herhangi bir adımın sonuçlarıyla yüzleşmek için gerçek bir çözüm bulmak zor gözüküyor.

Alternatifler mevcut

İsrail hükümetinin elinde ufukta görünen bazı alternatifler var. Bir deniz ve hava limanının açılması da bu alternatifler arasında. Bu, Gazze Şeridi sakinlerine yardım aktarmaya başlamak için bekleyen ilgili kurumlarda stratejik düzeyde tartışılan bir öneri. Gönüllü veya zorunlu göç olarak bilinen çerçevede Filistinlilerin yurtdışına taşınmasında hiçbir sakınca yok. Ancak bu durum siyasi, güvenlik ve stratejik değerlendirmeler ışığında dikkate alınmalı. Özellikle de bu bölgede görev yapacak Amerikan güçlerinin varlığı göz önüne alındığında iskele ve limanı devre dışı bırakmak çok fazla çaba gerektirmiyor. Belki de Washington ve Tel Aviv yönetimleri arasında başka amaçlarla ayarlamalar yapılıyor.

Biden yönetimi ile Netanyahu arasında görüş ayrılıkları olduğu yönündeki tüm haberlere rağmen bundan sonra gerçekleşecek ortak koordinasyonun gerçekliğini ortaya koyan bir adım olarak Biden yönetimi, Amerikan karar tasarısının son taslağının ateşkesin derhal uygulanmaya başlanması için diplomatik bir çaba sarf edilmesini işaret etmesiyle Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne başvurdu.

İsrail'in tahminlerine göre ABD, İsrail için açıkça olumsuz bir nitelik taşıyacak başka bir rakip karar tasarısı sunma endişesiyle BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamayı mümkün olduğunca hızlandırarak karar tasarısı üzerinde bir oylama yapmaya çalışacak.

Her halükârda, kuzeydeki eylem, güvenlik ya da stratejik önceliklerin tek taraflı olarak yeniden düzenlenmesi, Refah operasyonunun tamamen tamamlanmasına hazırlık için sonraki diğer adımları dayatacaktır ki Netanyahu'nun planladığı da bu. İsrail, Mısır'la bir çatışmaya girmekten büyük korku duyuyor. Çünkü İsrail’in ana planı Philadelphia (Selahaddin) Koridoru’nu tamamen işgal etmek. Kahire ile Tel Aviv arasındaki mesajlar ve güvenlik toplantıları Kahire'yi Netanyahu’nun planladığı şey konusunda ikna etmiyor. Dolayısıyla bu tür önlemler aslında Mısır'la güvenlik protokolünü dondurmaya ve resmi barış yolunu tehlikeye atmaya yol açabilir.

Hareket yolları

Buna rağmen Netanyahu askeri ve siyasi yoluna devam edecek. Zira İsrail içişleri onunla birlikte çalışıyor. Gerçekleşen ve halen devam eden büyük protestolara rağmen onu destekliyor. ‘Bölgede devletin bekası ve devamı’ sloganını söyleyip duran Netanyahu, bunu destekleyen medya aracılığıyla da bir korku ve panik iklimi yayıyor. Netanyahu, ‘her şeyden önce İsrail'in güvenliği’ seçeneğini ve sürecin bu noktada durdurulamayacağını vurgulayarak, tüm hedeflere ulaşmaya devam etmek ve Hamas hareketinin egemenliğine son vermek gerektiğini ifade ediyor. Bunu engelleyen şey ise tutukluların, Filistinli direniş üyelerinin ve büyük grupların liderlerinin varlığıdır. Bu nedenle, bazı direniş cephelerinin devam edeceği beklentisiyle, direniş tugaylarının ve Gazze Şeridi’nin derinliklerindeki tugayların varlığı sona erene kadar Netanyahu mücadeleye devam edecek. Bu, İsrail'in güvenlik seçenekleri aracılığıyla ele alacağı doğal bir konudur. Direnişin Refah'taki varlığı, askeri operasyonu sona erdirmeyecek olsa bile Netanyahu, Refah'a girip meseleyi çözmek için belirli ve doğrudan bir seçenek üzerinde çalışacaktır. Direniş unsurlarının, özellikle de Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin liderleri yakalanmazsa mevcut ve olası koşullar değişecek. Bu, istihbarat servislerinin liderlerinin daha önce sonuçları konusunda Netanyahu'yu uyardığı bir durum.

Sonuç

Bu çerçevede Netanyahu’nun üzerinde çalıştığı belirli hesaplar var. Netanyahu, sahnede kalmaya devam ederek kişisel hedefleri olduğunu ya da yargılanmaktan korktuğunu teyit etse de İsrail'in yeni parlamento seçimlerine tanıklık edecek. Oldu bitti stratejisinin empoze edilmesi ve kalıcı bir işgal temelinde, Gazze Şeridi’nde veya dışında henüz netlik kazanmamış uluslararası bir ortaklık üzerinden durumun yönetilmesi, Gazze Şeridi'nde askerî harekâta devam edilmesi ve Refah'a girilmesi an meselesi. Bu durum, İsrail'in iç merkezler ve düşünce kuruluşları ile uluslararası muadilleri tarafından yayınlanan fikirlerinin kesişmesinin bir sonucu. Bunlardan bazıları, mevcut koalisyonun bileşenleri içinde herhangi bir gelişme ya da eylem için güçlü bir zemin bulunmamasına rağmen teorik çerçevelere girmektedir. Bütün bunlar esasen Netanyahu'nun çıkarına. Dolayısıyla Netanyahu, onun yönelimlerini destekleyen, Benny Gantz ve Yair Lapid’in temsil ettiği milliyetçi sağ alternatifine güvenoyu verilmesini şimdilik kabul etmeyecek. Savaşın sürdürülmesi ve Gazze Şeridi'ndeki Hamas varlığının bertaraf edilmesi fikrini destekleyen son kamuoyu yoklamalarına göre, her ikisi de savaşı veya çatışmayı yöneterek zafere ulaşamıyor. İsrail halkının çoğunluğu gösterilerde bunu doğrulasa da Netanyahu'nun atacağı adımları destekliyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan tercüme edilmiştir.



Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkelerini silah sevkiyatlarında olası gecikmeler konusunda bilgilendirdi

Washington'daki Pentagon'un havadan görünümü (Reuters)
Washington'daki Pentagon'un havadan görünümü (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkelerini silah sevkiyatlarında olası gecikmeler konusunda bilgilendirdi

Washington'daki Pentagon'un havadan görünümü (Reuters)
Washington'daki Pentagon'un havadan görünümü (Reuters)

Reuters'a konuşan kaynaklar ABD'li yetkililerin Avrupalı meslektaşlarına, İran'daki savaşın silah stoklarını tüketmeye devam etmesi nedeniyle, daha önce sözleşmesi yapılmış bazı silah sevkiyatlarının gecikme ihtimalinin yüksek olduğunu bildirdiğini ifade etti.

İletişimlerin gizliliği nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynaklar, Baltık ve İskandinav ülkeleri de dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin bundan etkileneceğini söyledi. Kaynaklar, bazı Avrupa ülkelerinin söz konusu silahların bir kısmını dış askeri satış programı kapsamında satın aldığını, ancak henüz teslim almadığını da belirtti. Kaynaklar, bu teslimatların gecikmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.

ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a hava saldırıları başlattı. Bu operasyon, bazı ABD'li yetkililerde, ABD savunma sanayisinin talebi karşılayamayacağı ve bazı alıcılara yapılan sevkiyatları yavaşlatmak zorunda kalabileceği endişelerini uyandırdı.

ABD, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden ve 2023'ün sonlarında İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını başlatmasından bu yana, topçu sistemleri, mühimmat ve tanksavar füzeleri dahil olmak üzere milyarlarca dolarlık silah stokunu zaten çekmişti.


İran'ın şüpheleri ikinci tur müzakereleri engelliyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde açıklama yapıyor (AP)
TT

İran'ın şüpheleri ikinci tur müzakereleri engelliyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde açıklama yapıyor (AP)

İran ile ABD arasındaki ikinci tur müzakereler, İran’ın Washington’un ciddiyetine yönelik şüpheleri nedeniyle artan tehdit ve itirazlarla karşı karşıya kalırken, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in dün Tahran’da yürüttüğü yoğun görüşmeler devam ediyor.

Munir, Parlamento Başkanı Mohammad Bakır Kalibaf ve Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanı Ali Abdullahi ile bir araya gelerek arabuluculuk çabalarına ilişkin bir rapor sundu. Abdullahi, silahlı kuvvetlerin "kapsamlı savunma"ya hazır olduğunu vurguladı. İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Tesnim Haber Ajansı, Tahran'ın Washington'un "iyi niyetinden" şüphe duyduğunu ve net bir taahhüt olmadan yeni bir görüşme turunun sonuçsuz kalacağına inandığını bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre İranlı kaynaklar, iki tarafın "tartışmalı konularda" ilerleme kaydettikten sonra geçici bir mutabakat zaptına doğru ilerlediğini, ancak yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum ve nükleer kısıtlamaların süresi konusunda anlaşmazlıkların devam ettiğini belirtti. Kaynaklar, nihai bir anlaşma için 60 günlük bir süre olasılığının bulunduğunu da ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin müzakerelerde "büyük ilerleme" kaydettiğini ve bir anlaşmanın yakın olduğunu söyledi. Tahran'ın daha önce reddettiği adımları atmaya, zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmeye ve nükleer malzemeleri iade etmeye istekli olduğunu belirten Trump, görüşmelerin başarısız olması durumunda düşmanlıkların yeniden başlayabileceği uyarısında bulundu.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, deniz ablukasının "gerektiği sürece" devam edeceğini teyit ederek, bir anlaşmaya varılmaması halinde enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda uyarıda bulundu. Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise ABD güçlerinin "derhal muharebe operasyonlarına yeniden başlamaya hazır" olduğunu ve İran'a destek sağlayan gemilerin peşine düşeceğini vurguladı.

 


Trump, İran savaşını "küçük bir sapma" olarak nitelendirdi

Trump, Nevada, Las Vegas'ta "Bahşiş Vergisi Kaldırma Yasası"nı tanıtmak amacıyla düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)
Trump, Nevada, Las Vegas'ta "Bahşiş Vergisi Kaldırma Yasası"nı tanıtmak amacıyla düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)
TT

Trump, İran savaşını "küçük bir sapma" olarak nitelendirdi

Trump, Nevada, Las Vegas'ta "Bahşiş Vergisi Kaldırma Yasası"nı tanıtmak amacıyla düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)
Trump, Nevada, Las Vegas'ta "Bahşiş Vergisi Kaldırma Yasası"nı tanıtmak amacıyla düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)

Başkan Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran'a karşı ABD savaşının ikinci döneminde "sadece küçük bir dikkat dağıtıcı unsur" olduğunu söyledi; bu açıklama, son anketlerde savaşın Amerikan halkı arasında destek bulmadığının görülmesinin ardından geldi.

Nevada, Las Vegas'ta, geçen yılki büyük vergi reformunun devamı olarak kabul edilen ve çalışanlar için "Bahşiş Vergisi Kaldırma Yasası"nı tanıtmak amacıyla düzenlenen mitingde, 79 yaşındaki başkan, 2025'te göreve geri döndüğünden beri elde ettiği ekonomik başarılarla övündü.

Trump, destekçilerinden oluşan kalabalığa, "Güzel İran'daki ufak bir sapmaya rağmen, ülkemizin tarihindeki en iyi ekonomiye sahibiz" dedi. İran'ın nükleer yeteneklerine atıfta bulunarak, "Ama bunu yapmak zorundaydık, aksi takdirde kötü şeyler, çok kötü şeyler olabilirdi" ifadesini kullandı.

Trump, "Zaferin eşiğindeyiz," diyerek şunları belirtti: "Vietnam'da 17 yıl, Afganistan'da 5 yıl ve farklı başka yerlerde çok daha fazla zaman geçirdik. Bizim içinse, sadece iki ay orada olduğumuzu söylemiştim."

Geçtiğimiz hafta sonu Ipsos tarafından yapılan bir ankete göre bin kişiden fazla katılımcının %51'i İran'la bir savaşın, beraberinde getireceği muazzam maliyetlere değmeyeceğine inanıyordu. Ankete katılanların dörtte birinden azı, yani %24'ü ise aksi görüş belirtti.

Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan ve çarşamba günü yayınlanan bir başka ankete göre, Amerikalı seçmenlerin %65'i, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle benzin fiyatlarındaki son artıştan Trump'ı sorumlu tutuyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre aynı ankette, seçmenlerin yalnızca %36'sı Trump'ın İran meselesindeki tutumunu onayladığını, %58'i ise onaylamadığını ifade etti.