Moskova saldırısı ve siyaset terör eliyle masum insanların kanına bulaştığında

Bazı işaretler, terör saldırısının Rusya'nın muhaliflerinin çıkarlarıyla ilişkili olduğunu gösterirken ABD’nin Putin'in başkanlık seçimlerini kazanmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşen olayı önceden bildiği haberleri ortada dolaşıyor

Moskova'daki terör saldırısı sonucunda ilk belirlemelere göre can kaybı sayısı 115’in üzerinde (AFP)
Moskova'daki terör saldırısı sonucunda ilk belirlemelere göre can kaybı sayısı 115’in üzerinde (AFP)
TT

Moskova saldırısı ve siyaset terör eliyle masum insanların kanına bulaştığında

Moskova'daki terör saldırısı sonucunda ilk belirlemelere göre can kaybı sayısı 115’in üzerinde (AFP)
Moskova'daki terör saldırısı sonucunda ilk belirlemelere göre can kaybı sayısı 115’in üzerinde (AFP)

Said Tanyous

Kommersant gazetesi, bazı kaynakların, Crocus City Hall adlı konser salonuna düzenlenen terör saldırısında ‘Ukrayna ve Rus halklarının özgürlüğü için savaştıklarını’ söyleyen Rus Gönüllü Kolordusu’nun (RDK) da rol oynadığını kabul ettiğini aktarırken Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) terör saldırısından birkaç saat önce bir grup RDK destekçisinin Moskova'da tutuklandığını duyurduğunu bildirdi.

FSB Direktörü Aleksandr Bortnikov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i, Moskova yakınlarındaki Crocus City Hall konser salonuna düzenlenen terör saldırısına doğrudan katılan dört terörist dahil 11 kişinin yakalandığı konusunda bilgilendirdi.

Kamuflaj giyen ve yüzleri açıkta olan silahlı kişiler, cuma günü, Moskova yakınlarındaki Krasnogorsk banliyösünde, Crocus City Hall’de ‘Picnic’ grubunun büyük konserinin başlamasının hemen öncesinde rastgele ateş açtılar. Rusya Soruşturma Komitesi göre terör saldırısı sonucunda ilk belirlemelere göre can kaybı sayısı 115’in üzerinde. Saldırganların saldırıyı 6 binden fazla kişinin bulunduğu salonda rehin almak amacıyla mı, yoksa çoğunu öldürmek amacıyla mı düzenlediği ise bilinmiyor.

Görgü tanıklarından biri verdiği ifadede “Crocus City Hall’de konserdeydik. Birden çatışma sesleri duyuldu ve bir grup insan koşuşturmaya başladı. İnsanlar çığlıklar atarken birtakım kimseler salonu ateşe verip makineli tüfeklerle ateş açtılar. Oradan kaçmak çok zor oldu” dedi.

Görgü tanığı ifadesini şöyle sürdürdü:

Her taraftan ateş ediliyordu ve çok sayıda yaralı vardı. Vurulanlardan bazılarının öldüğü, bazılarının kanlar içinde yığıldığı salona, ​​koridorlara ve her yöne ateş edildiği görülüyordu.

Görgü tanıkları

Başka bir görgü tanığı ise tüm olayın konserin başlamasından bir dakika önce yaşandığını belirterek, “Arkadaşım ve ben en ön sırada oturuyorduk. Bir uğultu duyduk., hemen ardından insanların amfitiyatrodan çıkıp aşağıya koştuğunu gördük. Arkadaşım birisinin havai fişek patlattığını söyledi ama ben elektrik kablolarının alev aldığını düşündüm. Daha sonra patlama sesleri duyduk. Bunun makineli tüfeklerden açılan ateş sonucu olduğunu bile anlamadık” diye konuştu.

Görgü tanığı şöyle devam etti:

Birisi bize aşağı inmemizi söyledi, biz de sahne arkasına gittik, sonra herkes sahneye koştu ve kalabalık dışarı çıktı. Önce sahneyi emekleyerek geçtik, sonra da arka kapıdan koşarak çıktık. Tabii ki dış kıyafetlerimiz olmadan. Sokakta güvenlik güçleriyle karşılaştık. Onlara nereye doğru koşacağımızı sorduk, onlar da bizi Vegas'taki alışveriş merkezine yönlendirdiler.

Elijah adındaki bir diğer görgü tanığı da yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

Arkadaşlarla konsere gelmiştik. Sonra uzaktan çatışma sesleri gelmeye başladı. Görünüşe göre teröristler salondaydı. Biz de yukarıdaki balkondaydık ve konser salonundan kaçtık. Kalabalık bir o yana bir bu yana koşuşturuyordu. İzdiham oldu, salon neredeyse tamamen doluydu. Aşağı indiğimizde üst üste yığışmış ceset yığınıyla olduğunu gördük. Yolun diğer tarafındaki Strogino bölgesine doğru koştuk ve iyi insanlar bizi oradan aldılar.

Rusya Sağlık Bakanlığı, saldırıda 69'dan fazlası ağır olmak üzere 140'tan fazla kişinin yaralandığını açıkladı.

Üst düzey bir Rus güvenlik yetkilisinin yaptığı açıklamada, Crocus City Hall’de düzenlenen terör saldırısının, Picnic grubunun Moskova saatiyle 20.00'da (dünya saatiyle/GMT 17:00) başlaması beklenen konseri öncesinde beş kişi tarafından gerçekleştirildiğini, olayda müzik grubunun üyelerinin zarar görmediğini söyledi.

Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, yüzlerce kişinin binanın bodrum katından çıkarıldığını, onlarca kişinin ise çatıdan indirildiğini açıkladı.

Görgü tanıklarının sosyal medya platformlarından paylaştıkları görüntülere göre saldırının başladığı anda insanlar binanın içinden kaçmak için pencereleri ve kapıları kırdılar.

Güvenlik kaynakları, silahlı kişilerin konser salonunu yanıcı madde dökerek ateşe verdiğini, Crocus City Hall’de en az iki patlamanın meydana geldiğini bildirdiler.

Can kaybı sayısı

Rusya Soruşturma Komitesi, Crocus City Hall’de yaşananları terör saldırısı olarak nitelendirerek, silahlı saldırı sonucu 115'ten fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Soruşturma Komitesi, yangın nedeniyle binanın çatısının çökmesi ve moloz yığını altında çok sayıda kişinin bulunmasından ve yaralılar arasındaki ağır yaralıların olmasından dolayı can kaybı sayısının artabileceğini vurguladı.

Acil Durumlar Bakanlığı, resmi internet sayfasında, Moskova saati ile 21.00 (06.00 GMT) sularında Crocus City Hall’de meydana gelen terör saldırısı sonrasında hastaneye kaldırılan 107 kişinin adının yer aldığı bir liste yayınladı. Geriye kalanların ise kimlikleri henüz belirlenemediği için listede yer almadı.

Saldırganlarla ilgili bilgiler

Mash adlı Telegram kanalı bir görgü tanığının aktardığına göre saldırının ‘donanımlı ve eğitimli oldukları anlaşılan’ sakallı ve silahlı en az beş kişi tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi. Ellerinde Kalaşnikof saldırı tüfekleri ve çok miktarda mühimmat bulunduğu belirtilen saldırganlarından dördünün cephaneleri bitince kaçmayı başardıkları iddia edildi.

RIA Novosti Haber Ajansı ve İzvestiya gazetesinin aktardığına göre Rus güvenlik güçleri, Moskova polisiyle birlikte, Moskova ile St. Petersburg arasında bulunan Tver şehrine ait plakaya sahip, Renault marka beyaz bir otomobili arıyor.

dsf b
Saldırıyı DEAŞ üstlendi (AFP)

112 adlı Telegram kanalı, dün sabah Bryansk şehrinde şüpheli bir aracın durdurulduğunu bildirdi. Kanal, aranan otomobilin Belarus ve Ukrayna sınırına birkaç kilometre uzaklıktaki Tibli köyü yakınlarında durduğunu iddia etti.

Ön bilgilere göre araçta 6 kişi vardı. Ancak bu kişilerden dördü kaçmayı başarırken ikisi yakalandı. Kanal, bu kişilerin Crocus City Hall’deki terör saldırısına karıştıklarını söylemek için henüz çok erken olduğunu vurguladı.

Baza adlı Telegram kanalı ise tamamı Tacikistan vatandaşı olan ‘şüpheli teröristlerin’ adlarının olduğu iddia edilen bir liste yayınladı. Kanal, ayrıca Merkez Federal Bölgesi’ndeki tüm polis teşkilatlarına gönderildiği belirtilen teröristlerle ilgili bilgilere de yer verdi. Kommersant gazetesi, güvenlik güçlerine aranan kişilerle ilgili ihbarlar gelmeye başladığını ve kaçmayı başaran teröristlerin, boyu ortalamanın üzerinde, 180 santimetreye civarında, kimliklerini gizlemek amacıyla takma sakal ve bıyık kullanmış olabilecek Slav kökenli genç erkekler olduğunu bildirdi.

Saldırganların postal ve kamuflaj giydiğini aktaran gazete, güvenlik güçlerinin elindeki yeni bilgilere göre sadece dövüş konusunda değil, aynı zamanda keskin nişancı olarak da eğitilmiş olabilecekleri ve saldırdıkları binanın dışından bile tehdit olarak gördükleri herkese soğuk kanlılıkla ateş edebilecekleri öngörülüyor.

Yangın sonucu binada ağır hasar oluştu

Moskova Bölge Valisi Andrey Vorobyov, yaptığı açıklamada, Crocus City Hall’deki yangının büyük ölçüde söndürüldüğünü söyledi. Vorobyov, ancak halen bazı noktalarda küçük çaplı yangınların devam ettiğini ve sızıntıların olduğunu da sözlerine ekledi. Acil Durumlar Bakanlığı'nın bildirdiğine göre yangında yaklaşık 13 bin metrekarelik alan yanarak yok olurken, yangının söndürülmesine 183 ekipman ve 477 kişi katıldı.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Acil Durumlar ve Yardım Bakanı Alexander Korenkov, Sağlık Bakanı Mikhail Murashko, Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova ve Moskova Bölge Valisi Andrey Vorobyov ile görüşürken FSB Başkanı, İçişleri Bakanı, Soruşturma Komitesi Başkanı ve Rusya Ulusal Muhafızları Komutanı da Crocus City Hall’deki terör saldırısına ilişkin soruşturmanın gidişatı hakkında Devlet Başkanı Putin’e rapor verdiler. Başbakan Yardımcısı Golikova, Putin'in terör saldırısında yaralanan herkese şifa dilediğini ve doktorlara şükranlarını ifade ettiğini söyledi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Devlet Başkanı Putin’in ilgili tüm birimlerden gelişmeler ve alınan önlemler hakkında sürekli bilgi aldığını söyledi. Peskov, Putin’in gerekli tüm talimatları verdiğini de sözlerine ekledi.

Öte yandan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Telegram kanalında yaptığı açıklamada, “Teröristler yalnızca misilleme amaçlı terörden anlarlar. Şiddete güçle karşılık verilmediği, teröristlerin toplu infazları ve ailelerine yönelik baskılara ölümlerle karşılık verilmediği sürece hiçbir mahkeme ve soruşturmanın faydası olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Medvedev, sert açıklamasına şöyle devam etti:

Bunların Kiev rejiminin teröristleri olduğu tespit edilirse onlara ve ideolojik ilham verenlere karşı başka türlü davranmak imkansızdır. Hepsi terörist olarak bulunup acımasızca yok edilmelidir. Böyle vahşeti gerçekleştiren devletin yetkilileri de dahil. Ölüme ölüm.

Terör saldırısı nasıl gerçekleşti?

Şarku'l Avsat'ın Reuters Haber Ajansı'ndan aktardığı habere, terör saldırısının sorumluluğunu DEAŞ’ın üstlendi. New York Times (NYT) gazetesi ve CBS News televizyon kanalı gibi ABD basınından yayın organları, ABD’li yetkililerin yaptıkları açıklamalara göre ABD’nin bu ay, DEAŞ’ın Afganistan kolu Horasan grubunun (DEAŞ-Horasan) Moskova'ya bir saldırı düzenlemeyi planladığına dair istihbarat bilgileri edindiğini aktardı.

ABD, 8 Mart’ta Moskova'da vatandaşlarını kentte bir terör saldırısı olasılığı konusunda önümüzdeki 48 saat boyunca kalabalık alanlardan uzak durmaya çağırmıştı. ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, “Büyükelçilik, aşırılık yanlılarının konserler dahil Moskova'daki büyük toplantıları hedef almak için planları olduğuna dair haberleri izliyor ve ABD vatandaşlarına 48 saat boyunca kalabalık toplantılardan kaçınmalarını tavsiye ediyor” denildi.

Hollanda merkezli araştırmacı gazetecilik kuruluşu Bellingcat'in baş araştırmacısı Christo Grozev, ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nin Rus istihbarat servislerini, DEAŞ-Horasan grubunun terör saldırısı hazırlığına ilişkin ‘kesin bilgiler’ aldıkları konusunda uyardığını söyledi.

Ancak Grozev’e göre Rusya, ABD tarafından sağlanan bilgilerin ‘yeterince spesifik olmadığını’ belirtti. Rusya'da DEAŞ’ın uyuyan hücrelerinin bazı üyelerine yönelik tutuklama operasyonları da halen devam ettiğini aktaran Grozev, “FSB, bir yandan yakalanacak kişilerin kimliklerini belirlemeye çalışırken diğer yandan tutuklamalara başladı” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, 19 Mart’ta FSB Yönetim Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, Batılı yapıların Rusya’daki olası terör saldırılarına ilişkin açıklamalarını provokatif olarak nitelendirdi. Putin, “Bütün bunlar doğrudan şantaja ve toplumumuzu korkutma ve istikrarsızlaştırma niyetine benziyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Moskova’daki terör saldırısının ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Crocus City Hall’de yaşanan felaketin daha önce yapılan uyarıyla nasıl bir bağlantısı olduğunu belirlemenin henüz mümkün olmadığı belirtildi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Fox News'e yaptığı açıklamada, “Aralarında bir ilişki olup olmadığını anlamak amacıyla daha fazla bilgi topluyoruz” dedi.

FSB, 7 Mart'ta Rusya’nın terör örgütü olarak sınıflandırdığı DEAŞ terör örgütünün Afganistan kolu DEAŞ-Horasan grubu üyelerinin saldırı hazırlığında olduğu Moskova'daki bir sinagoga yönelik terör saldırısının önlendiğini duyurdu.

İstihbarat bilgileri

NYT’ye konuşan kaynaklar, ABD’nin, DEAŞ-Horasan'a bağlı terörist bir grubun Moskova'ya saldırı planladığı yönünde istihbarat bilgisi aldığını söylediler. ABD'li bir yetkili, saldırının ardından DEAŞ üyelerinin Rusya'da aktif olarak faaliyet gösterdiği yorumunda bulunurken Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, terör saldırısına hazırlık konusunda bilgiye sahip olunmadığı belirtildi.

Ukrayna ise terör saldırısıyla bağlantılı olduğu iddialarını reddetti. Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak, Crocus City Hall’de yaşananlarla Ukrayna'nın ‘kesinlikle hiçbir ilgisinin olmadığını’ söyledi.

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Baş Müdürlüğü, terör saldırısını Putin yönetimindeki Rus özel servislerinin planlı ve kasıtlı bir provokasyonu olarak nitelendirdi. İstihbarat Baş Müdürlüğünden yapılan açıklamada, terör eyleminin amacının Ukrayna’ya daha şiddetli saldırılar düzenlemek ve Rusya'da tam seferberliği meşrulaştırmak olduğu öne sürüldü.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Kremlin diktatörlüğünün benzer tezahürleriyle Putin'in iktidara geldiği ilk günlerden beri karşılaşıyoruz. Yeni bir kanlı provokasyon ve bir terör saldırısı hazırlığı bizi şaşırtmadı.

Ancak Rus gazetesi Kommersant, bazı kaynakların, Crocus City Hall’de düzenlenen terör saldırısında ‘Ukrayna ve Rus halklarının özgürlüğü için savaştıklarını’ söyleyen RDK’nın da rol oynadığını kabul ettiğini aktarırken FSB, terör saldırısından birkaç saat önce bir grup RDK destekçisinin Moskova'da tutuklandığını duyurduğunu bildirdi.

Güvenlik önlemleri ve kınamalar

Moskova Ulaştırma Bakanlığı, Crocus City Hall çevresinde araç trafiğine kısıtlamalar getirildiğini ve ulaşım tesislerinde güvenlik önlemlerinin sıkılaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, güvenlik kontrolleri uzayabileceğinden yolcuların tren istasyonlarına ve havalimanlarına önceden gitmelerini istedi.

sctny
Uluslararası toplum, saldırıda hayatını kaybedenler için taziye mesajı yayınlarken olayı kınadı (AFP)

Diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) saldırıyı kınadı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in Sözcüsü Peter Stano, “AB sivillere yönelik her saldırıyı kınıyor. Düşüncelerimiz Rusya'da saldırıdan etkilenen tüm vatandaşlarla beraber” açıklamasında bulundu.

Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer birçok ülke saldırıyı kınarken dışişleri bakanlıklarından saldırıda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen açıklamalar yapıldı. Beyaz Saray, olay yerinden görüntüleri ‘korkunç’ olarak nitelendirerek ölenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.

Görüş ve yorum

Crocus City Hall’deki terör saldırıs, Çeçen ayrılıkçıların 2003 yılında, yani bundan 21 yıl önce Moskova’nın kuzeybatısında gerçekleştirdiği tiyatro baskınından bu yana Rusya'daki en büyük terör eylemi. Çeçen ayrılıkçılar, tiyatro binasında üç gün boyunca yüzlerce kişiyi rehin aldı. Eylem, hem rehin alanların hem de rehin alınanların etkilendiği Rus güvenlik güçlerince zehirli gaz sıkılmasıyla sona erdi. Olayda sayıları 60'ı aşan Çeçen ayrılıkçılarla birlikte rehin alınan 200'den fazla Rus vatandaşı öldü.

Bu son terör eyleminde de öldürülen masum sivillerin sayısı 21 yıl önce öldürülen sayıya ulaşabilir. Ancak faillerinin kimliği ne olursa olsun, bu bir terör eylemidir. Çünkü ateş açılmış, masum insanlar oracıkta herhangi bir uyarı yapılmadan ve herhangi bir talepte bulunulmadan öldürülmüştür. Saldırı, cinsiyetlerine, yaşlarına, iktidarı destekleyip desteklemediğine bakılmaksızın ne kadar çok kişi öldürülürse o kadar kârdır gibi bir amaç doğrultusunda yapılmışa benziyor.

İronik olansa bu eylem, Putin'in başkanlık seçimlerini oyların yüzde 87'sinden fazlasını alarak kazanmasından birkaç gün sonra gerçekleşmesidir. Yani bu terör eylemi, Putin'in beşinci dönemindeki ilk şahsi meydan okuması ve hem yurt içinde hem de yurt dışında güvenlik ve askeri politikalarının en zorlu sınavı oldu. Ukrayna'da savaş daha kanlı ve daha vahşi bir şekilde devam ederken bu olay yüzbinlerce Rus gencin silah altına alınacağı yeni bir askeri seferberlik kampanyasının başlatılmasını gerektirebilir.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.