İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

Britanya, günümüze kadar varlığını sürdüren en eski modern casusluk aygıtını kurmasıyla tanınıyor.

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
TT

İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)

Tarık Ali

Dünyadaki hiçbir modern devlet, ne kadar güçlü ya da zayıf olursa olsun, istihbarat teşkilatı olmadan yaşayamaz. Her ne kadar bu fikir tamamen yeni gibi görünmese de eski halklar ve uluslar, özellikle casusluk, haber iletimi, komplo kurma vs. ile ilgili olan ilkel istihbarat biçimlerine güvenmişlerdir. Ancak bu biçimler Roma İmparatorluğu'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na kadar hızlı bir gelişme gösterememiştir.

İlk tuğla

İlk organize haliyle istihbarat fikri, 1800'lerdeki ilk Fransız Bonapartist döneminde ortaya çıkmıştır. Jean-Jacques Rousseau’nun (1712-1778) toplumsal sözleşme teorisi sonraki yüzyıllarda ulusların şeklini ve örgütlenmesini yaratmış, Rousseau'nun teorisi kibarlık ve pasifizmle dolu olsa da; Fransız Devrimi’ne ilişkin fikirleri, bireylerin devlet tarafından korunmaları karşılığında bazı özgürlüklerinden vazgeçmeleri gerektiğini açıkça ifade ediyordu.

Bu koruma sadece sınırlarda savaşan bir ordu tarafından yapılmayacaktı. Aynı etik teori farkında olsun ya da olmasın küresel istihbaratı da kristalize etti.

En eski istihbarat sevisi

Bugün dünya çapında sürekliliği olan en eski modern istihbarat servisi, eski İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin rahminden doğan İngiliz İstihbarat Servisi'dir (MI6/1909). Diğer yandan geçen yüzyılın ortalarına kadar pek çok ülkenin en azından gizli casusluk aygıtları kullanmış olması dikkate değer bir husustur.

Bu ya da başka herhangi bir teşkilatta memur veya ajan olabilmek için bir bireyin istisnai psikolojik, fiziksel, bedensel, sosyal ve entelektüel niteliklerden daha fazlasına sahip olması gerekir. Belki de testlerinin en önemli noktaları, kişinin değişkenlik yeteneği ile özetlenebilir. Bu, herhangi bir güvenlik teşkilatının adamları için en zor görev olarak kabul edilen casusluk da dahil olmak üzere, koşulların dayattığı her türlü farklı ve yeni çalışma ortamına uyum sağlama yeteneğidir.

Ayrıca kişi, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirebilmesini sağlayacak daha yüksek dereceleri öğrenme ve elde etme ayrıcalığına da sahip olmalıdır. Zira bazen bir istihbarat görevlisinin siyaset bilimi, hukuk, suç psikolojisi, medya ve tabii ki diğer alanlarda derece alması gerekebilir.

Diğer ana özellikler

İstihbarat camiasının bir üyesi, duygularını ve izlenimlerini kontrol etmede çok bilgili olmalıdır. Ayrıca teşkilat içinde ve dışında, ofislerinde ve toplumda, ülke içinde ve gönderildiği ülkelerde uyum sağlamada son derece esnek olmalıdır. Çünkü bazen bir istihbarat teşkilatı mensubunun müzakerelerdeki tek bir hatası savaşa, yabancılaşmaya veya ayrıcalıkların kaybedilmesine ve geniş anlaşmazlıklara yol açabilir.

Herhangi bir teşkilatın üyelerinin profesyonelleşmesinde, sürekli siyasi, sosyal ve demografik okuma yapmanın yanı sıra yetki alanlarına giren ülkelerin kültürünü, nasıl ve ne zaman susulacağını öğrenmek gibi daha fazla görevi yerine getirmek gereklidir.

Çeşitli istihbarat okulları ve acımasız hapishaneler

Bir istihbaratçının akredite olabilmesinin belki de en önemli koşullarından biri güvenlik, kriminal ve siyasi soruşturmaya ilişkin içgüdüleridir. Bu alanda dünyada birçok istihbarat ekolü öne çıkmaktadır. Belki de en belirgin ve çarpıcı olanı İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler'in Propaganda Bakanı olan Joseph Goebbels'in ekolüdür. Goebbels, Üçüncü Reich'ın acımasızlığına rağmen, bilgi elde etmede psikolojik işkencenin fiziksel işkenceden çok daha önemli olduğuna inanıyordu ve bu konuda bir ilkti.

FOTO: İsrail Ofer Cezaevi (AFP)
İsrail Ofer Cezaevi (AFP)

Bu vaka o dönemde nispeten benzersizdir. Zira ABD'den Çin'e kadar dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, tutuklulardan bilgi almak için ölümle sonuçlanabilecek doğrudan şiddet kullanmıştır. Bu durum Ebu Gureyb (Irak - ABD kuvvetlerine aitti), Guatemala ve Alcatraz (ABD), Evin (İran), Stanley (Hong Kong), Kamp 22 (Kuzey Kore), Ofer (İsrail), Petak Adası (Rusya), Nairobi (Kenya) ve Gitamara (Ruanda) cezaevlerinde de açıkça görülmektedir.

Bu hapishanelerde itirafların alınması, tüm vahşetine rağmen, keyfi olarak yapılmamaktadır ve bu da istihbarat çalışmalarının bir başka özüdür. Çünkü eğitimli ajanlar onlarca işkence yöntemine sahiptir. Bu da onların dövüş sanatları, bilgi toplama ve taktik yöntemler konusundaki eğitimlerinin bir başka önemli parçasıdır. Elektrikli sandalye ve diğerlerinin en acımasız işkence yöntemleri olduğuna inanılabilir, ancak gerçekte daha iğrenç başka yöntemler de vardır.

İşkence teknikleri yeniden gözden geçirildi

Bu yöntemler arasında tutukluyu sinirleri bozulana kadar günlerce bembeyaz bir odada tutmak ya da günlerce yanında damlayan bir su musluğu bırakmak, uyumasını engellemek ve kişinin duyduğu korkuyu istismar etmek gibi istihbaratın son on yıllardaki gelişiminin geride bıraktığı daha pek çok yöntem yer almaktadır.

Söz konusu işkence yöntemlerinin yanı sıra, istihbarat görevlisinin kendisi de yaptığı herhangi bir hatadan dolayı her an görev yerinin değiştirilebileceği ve muhtemelen cezalandırılabileceği yönünde yoğun bir psikolojik baskı altında kalır. Bunun ışığında istihbarat teşkilatlarının üyeleri arasında, en azından gelişmiş olanlarında, yeni olan her şeyi öğrenme yarışı çılgınca devam etmektedir.

Bir istihbarat görevlisinin belki de en önemli özelliklerinden biri, kişiliğini ve bilgilerini gizleme, tanımlama ve gizli tutma yeteneğidir. Bunu başarmak için gerekli tüm unsurlara sahip olduğu varsayıldığında, kişisel koruma sorumluluğu da kendisine düşer.

Nerede eğitiliyorlar?

Her ülke istihbarat personelini eğitmek için en uygun yeri seçerken, başlangıç ve deneysel aşamada en uygun ortam, kendi ülke sınırları içinde, okullarda, kamplarda ve yaklaşılması yasak olan ve ulusal düzeyde güvenlik dokunulmazlığına sahip özel ve genellikle gizli tesislerdir.

Daha sonraki aşamalarda, güvenlik ve enformasyon sektöründe ortak çalışmalar yürütmek, deneyim alışverişinde bulunmak ve becerilerden faydalanmak üzere önceden yapılan güvenlik anlaşmaları uyarınca personel dost ülkelere gönderilir. Sovyetler Birliği dağılmadan önce Doğu Asya, Arap ve Ortadoğu ülkelerine bunu sağlamış, Çin de daha sonra benzer bir görevi üstlenmiştir. Tabii ki ABD de bu çizgiye gelerek diğer Arap istihbarat servislerini ve bunun yanı sıra bahsedilebilecek en önemli teşkilat olan Mossad’ı eğitme görevini üstlenmiştir.

İstihbarat servislerine örnekler

İsrail'in üç ana istihbarat servisi vardır: Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN), Dış İstihbarat Servisi Mossad, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet.

Mossad, İsrail sınırları dışında gizli güvenlik çalışmaları yürütmekle görevlidir ve 1949 yılında, Arap-İsrail çatışmasının erken bir aşamasında kurulmuştur. Teşkilat, iç gücü ve dost ya da düşman ülkelerde yüzlerce gizli ve bazen aleni operasyon gerçekleştirmesini sağlayan yapısının gücü nedeniyle dünyanın en tehlikeli istihbarat servislerinden biri olarak kabul edilir.

İsrail'in yanı sıra Mısır'ın da üç istihbarat teşkilatı vardır: Cumhurbaşkanlığına bağlı Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı, Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri İstihbarat ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı Ulusal Güvenlik.

FOTO: Suriye güvenlik güçleri (AFP)
Suriye güvenlik güçleri (AFP)

Suriye'de dört merkezi ve ana istihbarat teşkilatı bulunmaktadır: Devlet Başkanlığı'na bağlı Genel İstihbarat Teşkilatı, İçişleri Bakanlığı'na bağlı Siyasi Güvenlik Dairesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Hava İstihbarat Dairesi ve Savunma Bakanlığı'na bağlı Askeri İstihbarat Dairesi. Bunların hepsi pratikte çalışmalarını düzenleyen Ulusal Güvenlik Teşkilatı'na bağlıdır.

Rusya'ya gelince, hakkında bilinenlere göre genellikle sivil işlerle ilgilenen ve geçmişte Devlet Güvenlik Komitesi adı verilen bir üst komiteye bağlı olan Dış İstihbarat Servisi var. Ayrıca faaliyetleri ülke içinde bulunan ve en önemli görevleri arasında casusluğu izlemek, terörizm, sabotaj ve diğerleriyle mücadele etmek olan Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve ordunun işleriyle ilgilenen Silahlı Kuvvetler Ana İstihbarat Müdürlüğü bulunmakta.

ABD'de ise dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatlarından biri olan ve görevleri yabancı hükümetler, şirketler, bireyler ve dünya çapındaki açık ve gizli faaliyetler hakkında casusluk yapmak ve veri toplamak olan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile ülke sınırları içinde güvenlik ve hukukun uygulanmasıyla ilgilenen bir iç istihbarat teşkilatı olan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bulunmaktadır.

Kaybolan deneyimler

Geçtiğimiz yüzyılın, 1960'larda o zamanlar Vedi Haddad tarafından yönetilen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Özel Operasyonlar Birimi de dahil olmak üzere, hiçbir tehlike teşkil etmediği düşünülen teşkilatlar tarafından organize ve beklenmedik istihbarat devrimlerine tanık olduğunu belirtmekte fayda var.

FHKC, özellikle 1968'de bir İsrail uçağının kaçırılması ve ardından 1969'da bir Amerikan yolcu uçağının kaçırılması gibi operasyonlar gerçekleştirebilmiştir. FHKC’nin uçak ve rehine kaçırma girişimleri 1970'te Ürdün'de Kara Eylül olarak bilinen olaylara kadar devam etmiştir.

İlginç deneyimler arasında Suriye'de 1950'lerde Cemal Abdulnasır tarafından Suriye-Mısır birliği (Birleşik Arap Cumhuriyeti) döneminde (1958-1961) istihbarat başkanı, içişleri bakanı ve başkan yardımcısı yapılan subay Abdulhamid es-Serrac'ın yönetiminde faaliyet gösteren İkinci Gizli Büro da yer almaktadır.

Es-Serrac geleneksel anlamda bir suçlu değil, daha ziyade bir seri katildi. Tarihi belgeler, Gizli Büro'nun gözaltı merkezlerine girip de suçlama olmadan bile canlı çıkan kimsenin olmadığını söylüyor. Es-Serrac'ın, korkunç Arap istihbarat düşüncesinin kurucusu, hamisi, kralı ve koruyucusu olduğu söylenir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.