İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

Britanya, günümüze kadar varlığını sürdüren en eski modern casusluk aygıtını kurmasıyla tanınıyor.

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
TT

İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)

Tarık Ali

Dünyadaki hiçbir modern devlet, ne kadar güçlü ya da zayıf olursa olsun, istihbarat teşkilatı olmadan yaşayamaz. Her ne kadar bu fikir tamamen yeni gibi görünmese de eski halklar ve uluslar, özellikle casusluk, haber iletimi, komplo kurma vs. ile ilgili olan ilkel istihbarat biçimlerine güvenmişlerdir. Ancak bu biçimler Roma İmparatorluğu'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na kadar hızlı bir gelişme gösterememiştir.

İlk tuğla

İlk organize haliyle istihbarat fikri, 1800'lerdeki ilk Fransız Bonapartist döneminde ortaya çıkmıştır. Jean-Jacques Rousseau’nun (1712-1778) toplumsal sözleşme teorisi sonraki yüzyıllarda ulusların şeklini ve örgütlenmesini yaratmış, Rousseau'nun teorisi kibarlık ve pasifizmle dolu olsa da; Fransız Devrimi’ne ilişkin fikirleri, bireylerin devlet tarafından korunmaları karşılığında bazı özgürlüklerinden vazgeçmeleri gerektiğini açıkça ifade ediyordu.

Bu koruma sadece sınırlarda savaşan bir ordu tarafından yapılmayacaktı. Aynı etik teori farkında olsun ya da olmasın küresel istihbaratı da kristalize etti.

En eski istihbarat sevisi

Bugün dünya çapında sürekliliği olan en eski modern istihbarat servisi, eski İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin rahminden doğan İngiliz İstihbarat Servisi'dir (MI6/1909). Diğer yandan geçen yüzyılın ortalarına kadar pek çok ülkenin en azından gizli casusluk aygıtları kullanmış olması dikkate değer bir husustur.

Bu ya da başka herhangi bir teşkilatta memur veya ajan olabilmek için bir bireyin istisnai psikolojik, fiziksel, bedensel, sosyal ve entelektüel niteliklerden daha fazlasına sahip olması gerekir. Belki de testlerinin en önemli noktaları, kişinin değişkenlik yeteneği ile özetlenebilir. Bu, herhangi bir güvenlik teşkilatının adamları için en zor görev olarak kabul edilen casusluk da dahil olmak üzere, koşulların dayattığı her türlü farklı ve yeni çalışma ortamına uyum sağlama yeteneğidir.

Ayrıca kişi, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirebilmesini sağlayacak daha yüksek dereceleri öğrenme ve elde etme ayrıcalığına da sahip olmalıdır. Zira bazen bir istihbarat görevlisinin siyaset bilimi, hukuk, suç psikolojisi, medya ve tabii ki diğer alanlarda derece alması gerekebilir.

Diğer ana özellikler

İstihbarat camiasının bir üyesi, duygularını ve izlenimlerini kontrol etmede çok bilgili olmalıdır. Ayrıca teşkilat içinde ve dışında, ofislerinde ve toplumda, ülke içinde ve gönderildiği ülkelerde uyum sağlamada son derece esnek olmalıdır. Çünkü bazen bir istihbarat teşkilatı mensubunun müzakerelerdeki tek bir hatası savaşa, yabancılaşmaya veya ayrıcalıkların kaybedilmesine ve geniş anlaşmazlıklara yol açabilir.

Herhangi bir teşkilatın üyelerinin profesyonelleşmesinde, sürekli siyasi, sosyal ve demografik okuma yapmanın yanı sıra yetki alanlarına giren ülkelerin kültürünü, nasıl ve ne zaman susulacağını öğrenmek gibi daha fazla görevi yerine getirmek gereklidir.

Çeşitli istihbarat okulları ve acımasız hapishaneler

Bir istihbaratçının akredite olabilmesinin belki de en önemli koşullarından biri güvenlik, kriminal ve siyasi soruşturmaya ilişkin içgüdüleridir. Bu alanda dünyada birçok istihbarat ekolü öne çıkmaktadır. Belki de en belirgin ve çarpıcı olanı İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler'in Propaganda Bakanı olan Joseph Goebbels'in ekolüdür. Goebbels, Üçüncü Reich'ın acımasızlığına rağmen, bilgi elde etmede psikolojik işkencenin fiziksel işkenceden çok daha önemli olduğuna inanıyordu ve bu konuda bir ilkti.

FOTO: İsrail Ofer Cezaevi (AFP)
İsrail Ofer Cezaevi (AFP)

Bu vaka o dönemde nispeten benzersizdir. Zira ABD'den Çin'e kadar dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, tutuklulardan bilgi almak için ölümle sonuçlanabilecek doğrudan şiddet kullanmıştır. Bu durum Ebu Gureyb (Irak - ABD kuvvetlerine aitti), Guatemala ve Alcatraz (ABD), Evin (İran), Stanley (Hong Kong), Kamp 22 (Kuzey Kore), Ofer (İsrail), Petak Adası (Rusya), Nairobi (Kenya) ve Gitamara (Ruanda) cezaevlerinde de açıkça görülmektedir.

Bu hapishanelerde itirafların alınması, tüm vahşetine rağmen, keyfi olarak yapılmamaktadır ve bu da istihbarat çalışmalarının bir başka özüdür. Çünkü eğitimli ajanlar onlarca işkence yöntemine sahiptir. Bu da onların dövüş sanatları, bilgi toplama ve taktik yöntemler konusundaki eğitimlerinin bir başka önemli parçasıdır. Elektrikli sandalye ve diğerlerinin en acımasız işkence yöntemleri olduğuna inanılabilir, ancak gerçekte daha iğrenç başka yöntemler de vardır.

İşkence teknikleri yeniden gözden geçirildi

Bu yöntemler arasında tutukluyu sinirleri bozulana kadar günlerce bembeyaz bir odada tutmak ya da günlerce yanında damlayan bir su musluğu bırakmak, uyumasını engellemek ve kişinin duyduğu korkuyu istismar etmek gibi istihbaratın son on yıllardaki gelişiminin geride bıraktığı daha pek çok yöntem yer almaktadır.

Söz konusu işkence yöntemlerinin yanı sıra, istihbarat görevlisinin kendisi de yaptığı herhangi bir hatadan dolayı her an görev yerinin değiştirilebileceği ve muhtemelen cezalandırılabileceği yönünde yoğun bir psikolojik baskı altında kalır. Bunun ışığında istihbarat teşkilatlarının üyeleri arasında, en azından gelişmiş olanlarında, yeni olan her şeyi öğrenme yarışı çılgınca devam etmektedir.

Bir istihbarat görevlisinin belki de en önemli özelliklerinden biri, kişiliğini ve bilgilerini gizleme, tanımlama ve gizli tutma yeteneğidir. Bunu başarmak için gerekli tüm unsurlara sahip olduğu varsayıldığında, kişisel koruma sorumluluğu da kendisine düşer.

Nerede eğitiliyorlar?

Her ülke istihbarat personelini eğitmek için en uygun yeri seçerken, başlangıç ve deneysel aşamada en uygun ortam, kendi ülke sınırları içinde, okullarda, kamplarda ve yaklaşılması yasak olan ve ulusal düzeyde güvenlik dokunulmazlığına sahip özel ve genellikle gizli tesislerdir.

Daha sonraki aşamalarda, güvenlik ve enformasyon sektöründe ortak çalışmalar yürütmek, deneyim alışverişinde bulunmak ve becerilerden faydalanmak üzere önceden yapılan güvenlik anlaşmaları uyarınca personel dost ülkelere gönderilir. Sovyetler Birliği dağılmadan önce Doğu Asya, Arap ve Ortadoğu ülkelerine bunu sağlamış, Çin de daha sonra benzer bir görevi üstlenmiştir. Tabii ki ABD de bu çizgiye gelerek diğer Arap istihbarat servislerini ve bunun yanı sıra bahsedilebilecek en önemli teşkilat olan Mossad’ı eğitme görevini üstlenmiştir.

İstihbarat servislerine örnekler

İsrail'in üç ana istihbarat servisi vardır: Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN), Dış İstihbarat Servisi Mossad, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet.

Mossad, İsrail sınırları dışında gizli güvenlik çalışmaları yürütmekle görevlidir ve 1949 yılında, Arap-İsrail çatışmasının erken bir aşamasında kurulmuştur. Teşkilat, iç gücü ve dost ya da düşman ülkelerde yüzlerce gizli ve bazen aleni operasyon gerçekleştirmesini sağlayan yapısının gücü nedeniyle dünyanın en tehlikeli istihbarat servislerinden biri olarak kabul edilir.

İsrail'in yanı sıra Mısır'ın da üç istihbarat teşkilatı vardır: Cumhurbaşkanlığına bağlı Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı, Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri İstihbarat ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı Ulusal Güvenlik.

FOTO: Suriye güvenlik güçleri (AFP)
Suriye güvenlik güçleri (AFP)

Suriye'de dört merkezi ve ana istihbarat teşkilatı bulunmaktadır: Devlet Başkanlığı'na bağlı Genel İstihbarat Teşkilatı, İçişleri Bakanlığı'na bağlı Siyasi Güvenlik Dairesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Hava İstihbarat Dairesi ve Savunma Bakanlığı'na bağlı Askeri İstihbarat Dairesi. Bunların hepsi pratikte çalışmalarını düzenleyen Ulusal Güvenlik Teşkilatı'na bağlıdır.

Rusya'ya gelince, hakkında bilinenlere göre genellikle sivil işlerle ilgilenen ve geçmişte Devlet Güvenlik Komitesi adı verilen bir üst komiteye bağlı olan Dış İstihbarat Servisi var. Ayrıca faaliyetleri ülke içinde bulunan ve en önemli görevleri arasında casusluğu izlemek, terörizm, sabotaj ve diğerleriyle mücadele etmek olan Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve ordunun işleriyle ilgilenen Silahlı Kuvvetler Ana İstihbarat Müdürlüğü bulunmakta.

ABD'de ise dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatlarından biri olan ve görevleri yabancı hükümetler, şirketler, bireyler ve dünya çapındaki açık ve gizli faaliyetler hakkında casusluk yapmak ve veri toplamak olan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile ülke sınırları içinde güvenlik ve hukukun uygulanmasıyla ilgilenen bir iç istihbarat teşkilatı olan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bulunmaktadır.

Kaybolan deneyimler

Geçtiğimiz yüzyılın, 1960'larda o zamanlar Vedi Haddad tarafından yönetilen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Özel Operasyonlar Birimi de dahil olmak üzere, hiçbir tehlike teşkil etmediği düşünülen teşkilatlar tarafından organize ve beklenmedik istihbarat devrimlerine tanık olduğunu belirtmekte fayda var.

FHKC, özellikle 1968'de bir İsrail uçağının kaçırılması ve ardından 1969'da bir Amerikan yolcu uçağının kaçırılması gibi operasyonlar gerçekleştirebilmiştir. FHKC’nin uçak ve rehine kaçırma girişimleri 1970'te Ürdün'de Kara Eylül olarak bilinen olaylara kadar devam etmiştir.

İlginç deneyimler arasında Suriye'de 1950'lerde Cemal Abdulnasır tarafından Suriye-Mısır birliği (Birleşik Arap Cumhuriyeti) döneminde (1958-1961) istihbarat başkanı, içişleri bakanı ve başkan yardımcısı yapılan subay Abdulhamid es-Serrac'ın yönetiminde faaliyet gösteren İkinci Gizli Büro da yer almaktadır.

Es-Serrac geleneksel anlamda bir suçlu değil, daha ziyade bir seri katildi. Tarihi belgeler, Gizli Büro'nun gözaltı merkezlerine girip de suçlama olmadan bile canlı çıkan kimsenin olmadığını söylüyor. Es-Serrac'ın, korkunç Arap istihbarat düşüncesinin kurucusu, hamisi, kralı ve koruyucusu olduğu söylenir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.