İnsan Hakları İzleme Örgütü: Rus güvenlik şirketi Wagner, Mali ordusuyla sivilleri öldürüyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4938981-i%CC%87nsan-haklar%C4%B1-i%CC%87zleme-%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC-rus-g%C3%BCvenlik-%C5%9Firketi-wagner-mali-ordusuyla-sivilleri
İnsan Hakları İzleme Örgütü: Rus güvenlik şirketi Wagner, Mali ordusuyla sivilleri öldürüyor
Fotoğraf: AA
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Rus güvenlik şirketi Wagner'in Aralık 2023'ten bu yana Mali ordusuyla sivilleri hedef aldığını öne sürdü.
HRW tarafından yayınlanan "Mali: Ordu ve Wagner Grubu'nun Sivillere Karşı Zulümleri" başlıklı raporda, Wagner'in Mali'de sivilleri hedef aldığına dikkat çekildi.
Raporda, Aralık 2023'ten bu yana Rus güvenlik şirketi Wagner ile Mali ordusunun, ülkenin orta ve kuzey bölgelerinde aralarında çocukların da bulunduğu, çok sayıda sivilin ölümüne neden olduğu belirtildi.
Mali'deki sivil ölümlerinin baskınlar ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarında yaşandığına dikkat çekilen raporda, askeri darbe sonrası Rusya ile ilişkilerin geliştirildiği ve sivillerin ölümüne neden olan Rus paralı askerlerinin eşlik ettiği baskınların arttığı kaydedildi.
Raporda, İHA'larla düzenlenen saldırılarda düğün ve cenaze merasimlerinin de hedef alındığına işaret edilerek Wagner tarafından bu araçlarla 16 Ocak'ta düğün, 17 Ocak'ta ise cenaze töreninin hedef alınarak 4'ü çocuk, en az 14 sivilin ölümüne neden olunduğu kaydedildi.
HRW Sahel araştırmacılarından Ilaria Allegrozzi, yaptığı açıklamada, "Mali'nin Rusya destekli geçici askeri hükümeti yalnızca korkunç ihlaller yapmakla kalmıyor, aynı zamanda insan hakları durumuna yönelik incelemeleri de engellemek için çalışıyor." ifadesini kullandı.
Allegrozzi, Malili yetkililere, insan hakları ihlallerini izlemek ve sorumluların hesap vermesini sağlamak için acilen bağımsız uzmanlarla birlikte çalışması çağrısı yaptı.
Rus güvenlik şirketi Wagner'in paralı askerlerinin, Afrika'da birçok ülkede olduğu tahmin ediliyor. Wagner, yerel güçlere askeri eğitim veriyor, liderlere yakın koruma sağlıyor ve enerji noktalarını koruyor.
ABD Hazine Bakanlığı, Mayıs 2023'te Rus güvenlik şirketi Wagner grubunun Mali'deki liderine yaptırım uygulayacağını açıklamıştı.
Laricani'den sonra İran: Çıkışı olmayan bir savaşhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5253789-laricaniden-sonra-i%CC%87ran-%C3%A7%C4%B1k%C4%B1%C5%9F%C4%B1-olmayan-bir-sava%C5%9F
Tahran'da Besic güçleri komutanı ve kıdemli bir İran Devrim Muhafızları subayı olan Gulam Rıza Suleymani ve İran güvenlik şefi Ali Laricani'nin cenaze töreni sırasında Laricani’nin fotoğrafını taşıyan birisi, 18 Mart 2026 (AFP)
Tahran'da Besic güçleri komutanı ve kıdemli bir İran Devrim Muhafızları subayı olan Gulam Rıza Suleymani ve İran güvenlik şefi Ali Laricani'nin cenaze töreni sırasında Laricani’nin fotoğrafını taşıyan birisi, 18 Mart 2026 (AFP)
Futoshi Matsumoto
17 Mart 2026 akşamı İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ve İsrail ordusu, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Tahran'da düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğünü vurguladı. Aynı zamanda Besic güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani'nin de öldürüldüğünü duyurdu. Tahran bu haberleri ne doğruladı ne de yalanladı. Bunun yerine sosyal medya kullanıcıları, Laricani'nin el yazısıyla yazılmış olduğu söylenen ve ABD’nin deniz saldırısında öldürülen 84 İranlı denizciyi anma niteliğindeki bir notu sessizce yaydılar.
Hedef seçimi gibi sessizlik de önemliydi. Neyin kaybedildiğini ve bu savaşın gidişatında bu kaybın neye işaret ettiğini anlamak için öncelikle Ali Laricani'nin kim olduğunu tam olarak anlamak gerekiyor.
Pragmatik sertlik yanlısı
Çatışmaların başladığı 28 Şubat'ta İsrail merkezli Maariv gazetesi, Laricani'yi “muhafazakar ama son derece eğitimli, pratik bir zihniyete sahip” birisi ve “Dini Lider'in savaş ve halef meselesiyle ilgili pragmatik tavsiye almak için başvurduğu tek kişi” olarak tanımladı. 21 Şubat itibarıyla Laricani, İslam Cumhuriyeti'nin fiili yöneticisi oldu. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın bile, Laricani'nin onayını almadan internete yönelik iç kısıtlamaların kaldırılması gibi basit bir öneriyi sunamayacağı söylendi.
Yeni Dini Lider Mücteba Hamaney, amansızca sert bir yaklaşımı benimsedi. Çatışmaların başlamasından bu yana, kamuoyuna yaptığı açıklamaları çatışmayı, herhangi bir çözüme siyasi alan bırakmadan, kaçınılmaz bir nihai çatışma olarak tasvir etti
Kariyeri olağanüstüydü. On iki yıl boyunca İslami Şura Konseyi Başkanı olarak görev yaptı, Kant epistemolojisi konusunda uzmanlaşarak felsefe alanında doktora derecesi aldı ve 2015 yılında nükleer dosya, yani “Ortak Kapsamlı Eylem Planı”na ilişkin müzakerelerde denetleyici bir rol oynadı. Hem Katar hem de Umman Sultanlığı ile iletişimin ana arka kanalını tesis eden kişiydi. Kısacası o, katı düzenin ideolojik dünyasında hareket edebilen ve aynı zamanda dış dünya ile anladığı bir dilde iletişim ve müzakereyi yönetebilen bir adamdı.
ABD ve İsrail'in Tahran, İran'a yönelik saldırıları sırasında vurulan bir petrol depolama tesisinde çıkan yangın sebebiyle yükselen dumanlar, 7 Mart 2026 (AP)
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre rutin olarak pragmatizmi döneklikle karıştıran bir rejimde Laricani benzersiz bir istisnayı temsil ediyor. O, katı veya aşırı olduğuna kimsenin karşı çıkamayacağı bir kişilikti; ancak rasyonel eğilimi, sanki devrime ihanet ediyormuş gibi görünmeden, maliyetleri hesaplamasına, tavizleri ayarlamasına ve uzlaşmaları kabul etmesine olanak tanıyordu. Dolayısıyla ölümünün etkileri üst düzey bir yetkilinin yokluğuyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bizzat rejimin içinden hesaplı bir çıkışa ulaşma olasılığını da ortadan kaldırıyor.
Bıraktığı boşluk
Yaygın olarak Laricani'nin diplomatik düzeyde doğal halefi olarak görülen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yapısal olarak daha zayıf bir konumda bulunuyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin yetkisinden, ideolojik sermayeden ve en önemlisi Dini Lider’in Laricani'ye duyduğu kişisel güvenden yoksun.
Yeni Dini Lider Mücteba Hamaney, amansızca sert bir yaklaşımı benimsedi. Çatışmaların başlamasından bu yana, kamuoyuna yaptığı açıklamaları çatışmayı, herhangi bir çözüme siyasi alan bırakmadan, kaçınılmaz bir nihai çatışma olarak tasvir etti.
Bu da sonuç olarak, gerilimi tırmandıracak tam kapasiteye sahip ancak gerilimi düşürmeye yönelik tüm kurumsal mekanizmaları kaybetmiş bir liderliğin ortaya çıkmasına neden oldu. Sistem teorisi diliyle söylersek, rejim kendini dizginleme kudretini kaybetti.
Duramayan bir makine
Bu kayıp, İran askeri doktrininin yapısal mantığı sebebiyle daha da büyük. Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi tarafından 2005 ile 2007 yılları arasında geliştirilen Devrim Muhafızları'nın "mozaik savunma" doktrini, şu anda yaşanmakta olan senaryo, yani merkezi komutanın hedef alınması senaryosuna karşı özel olarak tasarlandı. Yapısı, her biri Tahran'dan tamamen bağımsız olarak faaliyetlerini yürütme yetkisine sahip olan, şehirler düzeyinde 31 bağımsız bölgesel komutanlığa dayanıyor.
Bu yapının derin etkileri bulunuyor. Nitekim İran devleti içinde rasyonel, etkili bir taraf Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonları durdurmak istese veya Devrim Muhafızları birliklerine sükunet ya da bölgedeki operasyonları durdurma emri verse bile bunu yapabilecek tek bir karar merkezi yok. Saha komutanları sadece merkezden izinsiz hareket etmekle kalmıyor, aynı zamanda doktrinin kendisi de onları bunu yapmaya zorunlu kılıyor. Makine sürücü olmadan çalışacak şekilde tasarlandı ve artık öyle çalışıyor.
Laricani suikastı, rejim içinden rasyonel bir çıkış yolu formüle edebilecek tek şahsiyeti ortadan kaldırdı. Körfez ülkelerinin stratejik değişimi itidal ile ilgili son dış baskı kaynağını da ortadan kaldırdı
Bu nedenle çatışmayı sona erdirmek için geleneksel araçları uygulamak artık çok zor hale geldi. Ateşkes, gerçek komuta yetkisine sahip muhataplar gerektirir ve aktif iletişim hatları, karşı tarafın kendi kuvvetlerini kontrol ettiğini varsayar. İran tarafında bu koşulların hiçbiri şu anda karşılanmıyor.
Körfez ülkeleri: Saldırıları kınama
Ardından geride kalan diplomatik marjı da kapatan üçüncü faktör geldi. Çatışmanın ilk haftalarında itidal çağrısında bulunan ve arabuluculuğa açık olan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri bir dönüşüme tanık oldu. Sivil altyapıya yönelik saldırıları da içeren İran'ın gelişigüzel saldırılarının ardından bu ülkeler konumlarını yeniden gözden geçirdiler.
Kurtarma ekipleri, İran'ın Tahran şehrinin güneyine düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz altında hayatta kalanları arıyor, 13 Mart 2026 (AP)
KİK ülkeleri ateşkes ve müzakereler için çabalarken, bunu her zaman böyle açıkça duyurmasalar bile, artık İran'ın askeri kapasitesi kapsamlı bir şekilde etkisiz hale getirilene kadar operasyonların devam etmesini destekliyor. Bunun pratik sonucu, Washington'u gerilimi azaltmaya itebilecek tek dış tarafın da ortadan kaybolmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri artık müttefiklerinden siyasi bir çözüm için çabalaması yönünde gerçek bir baskıyla karşı karşıya değil.
Çıkış yolu olmayan tırmandırma
Çatışmanın seyri artık birbirine kenetlenen üç mekanizma tarafından yönetiliyor. Mozaik savunma doktrini, Tahran'da alınan siyasi kararlardan bağımsız olarak askeri operasyonların devam etmesini sağlıyor. Laricani suikastı, rejim içinden rasyonel bir çıkış yolu formüle edebilecek tek şahsiyeti ortadan kaldırdı. Körfez ülkelerinin tutumundaki stratejik değişim, itidal ile ilgili son dış baskı kaynağını da ortadan kaldırdı.
Önümüzdeki dört ila altı hafta içinde bu dinamikler yalnızca tek bir yöne işaret ediyor: Görünürde hiçbir çıkış yolu olmayan sürekli bir tırmandırma. Savaş, hiçbir tarafın kabul edilebilir şartlarda savaşı sona erdirecek güvenilir bir mekanizmaya sahip olmadığı, tüm yapısal motivasyonların savaşı devam etmeye ittiği bir aşamaya girdi.
Ali Laricani'nin öldürülmesi yalnızca etkili bir kişinin ortadan kaldırılması değil, aynı zamanda İran rejimi içinde savaşın sona ermesini sağlayacak bir müzakere kanalını açabilecek tek düğümün de ortadan kaldırılmasıydı. Geriye, durdurma düğmesini kaybetmiş bir çatışma ve yaşanacakların sonuçlarından kurtulmak için bütün bir nesle ihtiyaç duyulabilecek bir bölge kaldı.
BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5253651-bm-raport%C3%B6r%C3%BC-i%CC%87srail-filistinlilere-kar%C5%9F%C4%B1-sistematik-i%C5%9Fkence-uyguluyor
BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.
Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.
Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.
Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.
Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.
“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor
Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.
Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.
Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.
İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.
Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.
BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.
Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibafhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5253641-yeniden-konumlanma-sanat%C4%B1nda-usta-bir-devrim-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1-generali-kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.
40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)
Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.
Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim
Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare
Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)
Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.
Sessiz nüfuz kapısı
Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)
Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.
1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı
1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)
Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.
Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.
Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte
2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)
Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.
Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık
Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)
2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.
Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar
Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)
Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.
Çok yüzlü bir siyasi profil
Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı sitesi – Arşiv)
Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.
Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki
2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.
Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.
Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı
Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.
Savaşlar ve kriz rolü
Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.
2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.
Sonuç
Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.
Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة