Baltimore'da köprüyü yıkan geminin mürettebatı endişeli

Singapur bandıralı Dali, geçen salıdan bu yana çoğunluğu Hintli mürettebatıyla köprü altında mahsur kalmış durumda

Dali yük gemisi (Reuters)
Dali yük gemisi (Reuters)
TT

Baltimore'da köprüyü yıkan geminin mürettebatı endişeli

Dali yük gemisi (Reuters)
Dali yük gemisi (Reuters)

Bir yetkili, Baltimore'daki Francis Scott Key Köprüsü'ne çarpan yük gemisinde bir haftadır mahsur kalan mürettebatın dünyanın kendileri hakkında ne düşündüğünden endişe ettiğini söyledi.

Güney Asya ülkesine giden Singapur bandıralı Dali, güç kaybederek köprünün bir destek kolonuna çarpıp çökmesine yol açmasının ardından geçen salıdan bu yana 4 bin konteyner ve çoğunluğu Hintli mürettebatıyla birlikte mahsur kaldı.

Yetkililere göre, aralarında hafif yaralar alan biri dahil 20 Hintli ve bir Sri Lankalı denizcinin sağlık durumları iyi.

Kar amacı gütmeyen Baltimore Uluslararası Denizciler Merkezi'nin icra direktörü Joshua Messick, "sarsılmış" denizcilerin gemide yeterli yiyeceğe sahip olduklarını ancak süregelen soruşturma nedeniyle durumları hakkında sessiz kaldıklarını söyledi.

Messick, BBC'ye, "Kendileriyle temas kuran hiç kimseye fazla bir şey söylemiyorlar" diye konuştu.

Cumartesi gününe kadar kablosuz internetleri yoktu ve dünyanın geri kalanının algısının ne olduğunu bilmiyorlardı. Suçlanıp suçlanmadıklarından ya da şeytanlaştırılıp şeytanlaştırılmadıklarından emin değillerdi. Ne beklemeleri gerektiğini hiç bilmiyorlardı.

Ayrıca çok hassas bir durumdalar. Söyleyebilecekleri şeyler şirkete yansıyabilir. Şu an için göze batmamalarının tavsiye edildiğini tahmin ediyorum.

Yetkililer mürettebatın durumu ya da geçmişleri hakkında çok az bilgi paylaşıyor.

Denizciler, kazadan dakikalar önce yardım çağrısı yaparak yetkililerin araçların köprüye her iki taraftan girmesini engellemesini ve sayısız insanın hayatını kurtarmasını sağladıkları için övgüyle anılıyor. Bununla birlikte, Hintlileri tektipleştiren karikatürlerde yer alarak internette ırkçı esprilerin de hedefi oluyorlar.

ABD'li yetkililer, işçiler köprünün enkazını Patapsco Nehri'nden temizlemek için zamana karşı yarışırken mürettebatı karaya çıkarmaya yönelik acil bir plan bulunmadığını söyledi.

Denizciler muhtemelen devam eden soruşturma tamamlanana kadar gemide kalacaklar.

Geminin sahibi Grace Ocean Pte Ltd sözcüsü, PTI haber ajansına yaptığı açıklamada, "Mürettebat gemideki normal görevleriyle meşguldü ve Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (National Transportation Safety Board/NTSB) ve Sahil Güvenlik dedektiflerine yardımcı oluyorlardı" dedi.

Halihazırda soruşturma sürecinin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve bu süreç tamamlanana kadar mürettebat gemide kalacak.

Gemiyi işleten Synergy Group yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin bağımsız soruşturma kurumu NTSB'nin çarşamba günü gemiye çıktığını ve soruşturma kapsamında belgeleri, seyir veri kaydedici kayıtlarını topladığını ve denizcilerle görüşmeye başladığını söyledi.

Baltimore Liman İşletmesi pazartesi günü geçici bir kanal açarak köprünün çökmesi nedeniyle mahsur kalan bazı römorkör ve mavnaları serbest bıraktı.

Independent Türkçe



Trump: İran bizimle görüşüyor ve bir şeyler yapabilir miyiz göreceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: İran bizimle görüşüyor ve bir şeyler yapabilir miyiz göreceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı askeri saldırıyla tehdit ettikten ve bölgedeki güçlerini takviye ettikten sonra, iki taraf arasında çeşitli ülkeler tarafından yoğun diplomatik çabalar sürdürülürken, İran'ın ABD ile "görüşmelerde" bulunduğunu söyledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Başkanı Fox News'e verdiği demeçte, Tahran'ın "bizimle görüşüyor, bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağız, aksi takdirde ne olacağını göreceğiz" diyerek, "oraya doğru giden büyük bir filomuz var" ifadesini yineledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in düşmanlığı ve husumeti artırma ve savaş dayatma yolunda ilerlemeye devam ettiğini belirtti.

Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'ın sorunlara diplomatik çözümlere savaştan daha fazla öncelik verdiğini belirterek, ülkesinin savaş istemediğini ve istemeyeceğini, çünkü bunun "İran'ın, Amerika'nın veya bölgenin çıkarına olmadığını" ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı, Tahran'ın önceliğinin "diplomasi yoluyla sorunları çözmek" olduğunu göz önünde bulundurarak, ABD ile görüşmelerin sakin bir ortamda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Pezeşkiyan, "Umarız karşı taraf, Tahran'ın tehdit ve güç kullanarak müzakereye zorlanamayacağını ve İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırı veya tahribatın kararlı ve güçlü bir karşılık bulacağını anlar" ifadelerini kullandı.


Trump'ın Irak özel temsilcisi Mark Savaya görevinden ayrıldı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
TT

Trump'ın Irak özel temsilcisi Mark Savaya görevinden ayrıldı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv-X)

Bilgili kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ekim ayında Irak özel temsilcisi olarak atadığı Mark Savaya'nın artık bu görevde olmadığını bildirdi.

Bu değişiklik, Washington'un Irak siyasetinde İran etkisini sınırlama çabaları nedeniyle Washington ve Bağdat arasında artan gerilimlerin ortasında gerçekleşti.

Görsel kaldırıldı.Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve ABD elçisi Mark Savaya, (Arşiv-Irak Haber Ajansı)

Irak asıllı Amerikalı Hristiyan iş adamı Savaya, Trump tarafından üst düzey görevlere atanan az sayıdaki Arap Amerikalıdan biriydi. Trump, 2024 başkanlık seçimleri sırasında Detroit'te ve ülke genelinde Arapların ve Müslümanların oylarını kazanmak için kampanyasını yoğunlaştırmıştı.

Savaya'nın neden ayrıldığı veya yerine birinin atanıp atanmayacağı henüz belli değil.

Bir kaynak, Savaya'nın önemli durumlardaki "yanlış yönetimini" işaret etti; bunlar arasında, Trump'ın Bağdat'ı açıkça uyardığı bir hamle olan, eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin bir sonraki başbakanlık için aday gösterilmesini engelleyememesi de yer alıyordu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kaynak ve üst düzey bir Iraklı yetkili, bu hafta başlarında Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile görüşmek üzere Erbil'e giden ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Dışişleri Bakanlığı'nda Irak portföyünün başına geçeceğine inanıldığını söyledi.

Detroit'te kenevir işi yürüten ve Trump ile yakın ilişkileri olan Savaya'nın diplomatik deneyiminin olmaması nedeniyle elçi olarak seçilmesi şaşırtıcı olmuştu.

İki kaynak, atanmasından bu yana Irak'a giderek resmi olarak göreve başlamadığını bildirdi.

İki Iraklı yetkili, geçen cuma günü Irak'ı ziyaret edip üst düzey yetkililerle görüşmeler yapmasının planlandığını, ancak bu görüşmeleri aniden iptal ettiğini ifade etti.

Bu olay, Trump'ın Irak'ı Maliki'yi başbakan olarak yeniden seçmesi halinde Washington'un petrol zengini ve ABD'nin yakın müttefiki olan bu ülkeye tüm desteğini keseceği konusunda uyarmasından günler sonra gerçekleşti.

ABD'nin görev süresi boyunca mezhep çatışmalarını körüklemek ve DEAŞ'ın yükselişine izin vermekle suçladığı Maliki, Irak'ın en büyük parlamento bloğu tarafından birkaç gün önce bu göreve aday gösterildi.

Trump'ın açıklamaları, Irak'ta İran bağlantılı grupların etkisini sınırlama kampanyasının şimdiye kadarki en açık örneği oldu; Irak ise en büyük iki müttefiki olan Washington ve Tahran ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor.


Epstein dosyalarındaki yeni belgeler adaleti sarsıyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
TT

Epstein dosyalarındaki yeni belgeler adaleti sarsıyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)

Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı belge açıklaması, “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında kamuoyuyla paylaşıldı. Ancak bu adım, dosyayı kapatmaktan ziyade, meseleyi siyasi ve ahlaki boyutlarıyla yeniden tartışmaya açtı. Hükümet, sansür ve yasal istisnalar çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunurken; aralarında hayatta kalan mağdurlar ile Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekillerinin de bulunduğu eleştirmenler, belge sayısının artmasının gerçek anlamda şeffaflık sağlamadığı görüşünde. Eleştirilerde, gecikmeler, seçici açıklamalar ve bilgi karartmalarının, en etkili isimleri koruma altında tutabileceği, buna karşılık mağdurların kamusal teşhire maruz kalma riskini daha da artırabileceği vurgulanıyor.

E-postalar, o dönemde Ticaret Bakanı olarak görev yapan Howard Lutnick'in, Epstein'in adasında Aralık 2012'de yapılacak bir toplantı/öğle yemeğinin ayrıntılarını, varış düzenlemelerini, zamanlamayı ve Epstein'in asistanıyla yapılan yazışmaları koordine ettiğini ortaya koyuyor.

En çok konuşulan başlıklardan biri olan Prens Andrew'un yeni belgelerde yer alması, "ilgi çeken isimlerden" biri olarak öne çıktı.