İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail ordusunun, Ramazan Bayramı'nın 2. gününde Gazze Şeridi'nde, okullar, camiler ve pazarları hedef alan saldırılarında 20 Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü
TT

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, "162'nci Tümen, dün gece Gazze Şeridi'nin orta kesiminde sürpriz bir askeri harekata başladı." ifadelerine yer verildi.

Operasyonun "162'nci Tümen liderliğinde" yürütüldüğüne yer verilen açıklamada, birlikler bölgeye karadan girmeden önce savaş uçaklarının yerin üstünde ve altında çok sayıdaki "düşman altyapısına" saldırı düzenlediği ileri sürüldü.

Manevra Kuvvetleri ile Hava Kuvvetlerinin kesin istihbarata dayanarak ortak operasyon geçekleştirdiği aktarılan açıklamada, "Bu kapsamda deniz kuvvetleri de bölgede faaliyet gösteren askerlere destek amacıyla Gazze Şeridi'nin ortasındaki kıyı bölgesine çok sayıda saldırı gerçekleştirdi." denildi.

İsrail ordu radyosu da Gazze'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı çevresinde art arda düzenlediği hava saldırılarıyla operasyon başlattığını kaydetti.

Maliye Bakanı Smotrich'ten "operasyonların yoğunlaştırılması" açıklaması

İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün İsrail devlet televizyonu KAN'a yaptığı açıklamada, "Bir kısmı bugün (çarşamba) başlayacak olan Refah, Deyr el-Belah ve Nuseyrat'taki operasyonlarımızı yoğunlaştırmalıyız. İsrail ordusu harekete geçiyor ve buna devam edecek. Hamas'ın organize yapısını parçalayacağız ve Gazze Şeridi'ni silahsızlandırmaya devam edeceğiz" dedi.

Savaş kabinesi üyesi olan Smotrich, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine olası kara saldırısıyla ilgili olarak "Refah'a girmenin zaten doğru olduğunu ve askeri baskıyı artırmak gerektiğini" belirtti.

İsrail televizyonu Kanal 12'nin haberine göre, ordunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan çekilmesi ve Refah kentindeki operasyonun ertelenmesinin ardından salı günü yapılan kabine toplantısında hararetli bir tartışma yaşandı.

Refah'ta yapılması beklenen askeri operasyonun ertelenmesi konusu, Başbakan Binyamin Netanyahu, bazı bakanlar ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi arasında "anlaşmazlık ve hararetli tartışmalar" yaşanmasına yol açtı.

İsrail'in 188 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 33 bin 545'e çıktı

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 33 bin 545'e yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 188 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun son 24 saatte Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 63 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 45 Filistinlinin yaralandığı belirtildi.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 33 bin 545'e, yaralı sayısının da 76 bin 94'e yükseldiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca hala enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail askerlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Refah'a yönelik hava saldırılarında 11 sivil yaşamını yitirdi

Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail savaş uçaklarının Refah kentinin doğusunda sivilleri hedef aldığı belirtildi.

Mezarlık yakınlarında gerçekleşen saldırıda 5 sivil hayatını kaybetti.

İsrail ordusunun Refah kentinin Cineyne Mahallesi'ne düzenlediği saldırılarda da 6 kişinin yaşamını yitirdiği ve bazı sivillerin yaralandığı ifade edildi.

İsrail ordusunda 100'den fazla kadın asker, sınır gözetleme biriminde görev yapmayı reddetti

İsrail ordusunda 100'den fazla kadın askerin, sınır gözetleme biriminde görev yapmayı kabul etmediği bildirildi.

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen hâlâ gözetleme biriminde görev yapacak kadın asker bulmakta zorluk çekiyor.

Haberde, kadın askerlerin üslerinden ayrılarak sınırdaki gözetleme biriminde görev yapmayı kabul etmediği belirtildi.

İsrail ordusundaki gözetleme biriminin, sınıra yerleştirilen güvenlik kameraları ve insansız hava araçlarından (İHA) alınan görselleri ekran başında izlediği aktarılan haberde, şu ifadelere yer verildi:

"Bu hafta sayıları 346'ya ulaşan kadın askerlerin yarısı ilk başta eğitim üslerine gitmeyi reddetti. Ordunun bugün verdiği güncel verilere göre ise eğitime gitmeyi reddeden kadın askerlerin sayısı 116 civarında."

Gözetleme birimine gitmeyi kabul etmeyen kadın askerlerin hapis cezasına çarptırılmasının beklenmediği ancak söz konusu kadın askerlerin Tel Hashomer dağıtım üssünde bir süre tutulduktan sonra başka yerlerde görevlendirilebilecekleri aktarıldı.

Kadın askerlerin, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısında onlarca askerin kaçırılmasının ardından bazı birimlerde görev yapmaktan korktuğu ifade edildi.

İsrail ordusunun, Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun bayramda da Gazze Şeridi'nde sivil yerleri hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, yürüttüğü soykırım savaşını sürdürerek gün içinde sivillerin doldurduğu iki camiyi, iki okulu ve iki pazarı bombaladı. Gazze Şeridi'nde son 24 saatte birçok katliam yaptı, bombardımanlarda 20 Filistinli hayatını kaybetti." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda Muaz bin Cebel ve Zünnureyn camilerini bombaladığı, camilerden birinin müezzininin hayatını kaybettiği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı Nusayrat Erkek Ortaokulu ile Malezya Okulunun İsrail ordusunca hedef alınması sonucu yerinden edilmiş 3 Filistinlinin yaşamını yitirdiği aktarıldı.

İsrail ordusunun, Gazze kentindeki Firas Pazarı ile Deyr el-Belah'ta motosiklet çarşısını bombalaması sonucu 7 Filistinlinin öldüğü ifade edildi.

Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah ile güneydeki Refah'ta İsrail ordusunun bir grup Filistinli ile bir konutu bombalaması sonucu 9 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

"İsrail hesap vermeden kan dökme konusunda ısrarcı"

Açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, Ramazan Bayramı'nda Müslümanların duygularına saygı göstermedi. Aksine bayramda da bombardımanlarını, hedef almayı, öldürmeyi ve yıkımını sürdürdü. Bu durum, İsrail'in, sivillere, kadınlara ve çocuklara karşı soykırım suçu işleme ve hesap vermeden kan dökme konusundaki ısrarını teyit ediyor." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun sivillere, kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarının kınandığı açıklamada, "Tüm dünyaya işgalci İsrail'in sürdürdüğü bu suçları kınama, tüm halklara da Gazze Şeridi'ne yönelik bu vahşi savaşı kınamak için sokağa çıkma çağrısı yapıyoruz." ifadesine yer verildi.

İsrail güçleri, Batı Şeria'daki El-Faria Mülteci Kampı'na baskınında bir Filistinliyi öldürdü

Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, çok sayıda İsrail askeri, El-Faria Mülteci Kampı’nda Filistinlilerin evlerine baskın düzenledi. İsrail askerleri, baskınlara tepki gösteren Filistinlilere karşı gerçek mermi kullandı.

İsrail askerleri, baskın eşliğinde keşif amaçlı insansız hava araçlarını (İHA) kullandı.

Sağlık kaynakları, kampa düzenlenen baskında İsrail askerlerinin ateş açması sonucu başından vurulan Filistinli Muhammed İsam Şehmavi'nin hayatını kaybettiğini, 2 Filistinlinin de mermiyle yaralandığını aktardı.

İsrail'in yanı sıra ABD yönetimi ile uluslararası toplum da sorumlu tutuldu

ABD yönetiminin "Filistinlilere karşı yürütülen soykırıma suçuna karışmak ve bunun sürdürülmesine onay vermekle" sorumlu tutulan açıklamada, art arda 7. ayına giren İsrail saldırılarını durdurmadaki başarısızlığın sorumluluğunun uluslararası topluma ait olduğu kaydedildi.

Açıklamada, "Sivillere, çocuklara, kadınlara ve yerinden edilmişlere karşı soykırım suçu kapsamına giren bu katliamların yapılmasından işgalci İsrail'i sorumlu tutuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını durdurması için dünya ülkelerine İsrail'e baskı uygulama çağrısı yapılan açıklamada, "dünyanın gözü önünde sivillere karşı işlenen etnik temizliğin durdurulması ve İsrail'in insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle uluslararası alanda yargılanması" talep edildi.



Kongo’nun doğusunda barış umutlarının azalmasını ele almak üzere Zambiya’da toplantı düzenlenecek

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
TT

Kongo’nun doğusunda barış umutlarının azalmasını ele almak üzere Zambiya’da toplantı düzenlenecek

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)

Doğu Kongo’daki kriz, geride kalan yılların şiddet ve anlaşmazlıklarının ardından, yatışma ve insani yardım sağlanması amacıyla Zambiya’da düzenlenecek bir toplantıyla gündeme geliyor. Bölgede geçen yıldan bu yana süren çatışmaların tırmanması, krizin çözümünü acil hale getiriyor.

Afrika’nın 2026 başında devreye giren bu yeni müdahalesi, uzmanlara göre, 2025’te Amerikan ve Arap girişimlerinin doğu Kongo’da istikrar sağlayamaması gibi sonuçları tekrarlayabilir. Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, kalıcı çözüm için yalnızca isyancı hareketlere değil, tüm tarafların taleplerine yanıt veren gerçekçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirtti ve barışın gerilemesinin önlenmesi için hâlâ bir fırsat olabileceğini ifade etti.

Zambiya’nın Livingstone kentinde cumartesi günü, Büyük Göller Bölgesi Uluslararası Konferansı’nın bölgesel savunma bakanları toplantısı düzenlenecek. Toplantıda Doğu Kongo’daki insani ve güvenlik sorunları masaya yatırılacak. Radio France Internationale’in (RFI) aktardığına göre, Zambiya artık bölgesel Afrika ittifakı içinde stratejik bir rol üstlenebilir; bu durum, ülkenin söz konusu örgütteki giderek artan önemine dayandırılıyor.

Çadlı siyaset analisti ve Afrika uzmanı Salih İshak İsa, Zambiya toplantısının güvenlik ve insani meseleleri bölgesel gündemin merkezine taşıyacağını belirtti. İsa, toplantının Doğu Kongo’daki barış olasılıklarının azalması ve şiddetin artması koşullarında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Toplantıya Büyük Göller Bölgesi ülkelerinin savunma bakanları katılacak. Amaç, artan çatışmanın yarattığı insani kriz ve geniş çaplı nüfus göçüne karşı güvenlik çabalarını koordine etmek.

Toplantının, askeri iş birliğini güçlendirmek, sınır kontrollerini sağlamak, silahlı gruplara destek verilmesini önlemek ve eşzamanlı olarak sivillerin korunması ile insani yardımın ulaştırılmasını kolaylaştırmak üzerine bölgesel bir yaklaşım geliştirmesi bekleniyor. İsa, “Zambiya toplantısının başarısı, katılımcı ülkelerin siyasi taahhütlerini somut adımlara ve izleme mekanizmalarına dönüştürebilme kapasitesine bağlı. Bu adımlar, barış sürecini yeniden canlandırabilir ve Doğu Kongo’daki durumun kötüleşmesini önleyebilir” değerlendirmesinde bulundu.

frgt6y7u
Kongolular, 23 Mart Hareketi (M23) ile Kongo ordusu arasındaki çatışmaların ardından köylerini terk ederken eşyalarını taşıyorlar. (Reuters)

Yaklaşık bir hafta önce, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki stratejik Uvira kenti çevresindeki köylerde, Ruanda destekli 23 Mart Hareketi (M23) ile Kinşasa yanlısı güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Doğu Kongo, doğal kaynaklar açısından zengin ve Ruanda’ya sınır komşusu bir bölge olarak yaklaşık 30 yıldır süregelen silahlı çatışmalara sahne oluyor. Ocak ve Şubat 2025 döneminde şiddet seviyesinde ciddi bir artış yaşandı; M23, Kigali’nin desteğiyle bölgenin başlıca şehirleri Goma ve Bukavu’yu kontrol altına aldı.

M23, Ruanda’nın desteğiyle aralık ayı başında ülkenin doğusundaki Güney Kivu bölgesinde yeni bir saldırı başlattı. Burundi sınır hattı boyunca ilerleyen hareket, 11 Aralık’ta stratejik öneme sahip Uvira’yı ele geçirdi.

Doğu Kongo’daki son ilerleme, aralık başında Washington’da yapılan Ruanda-Kongo anlaşmasının ardından geldi. Bu anlaşma, Haziran ayında Washington’da imzalanan bir dizi çerçeve anlaşma ve 15 Kasım’da Katar’da Kinşasa ile M23 arasında imzalanan Doha Çerçeve Barış Anlaşması’nın bir tamamlayıcısı niteliğindeydi. Söz konusu anlaşmalar, 19 Temmuz’da yapılan önceki bir anlaşmayı da destekliyordu.

Uzmanlara göre, Amerikan girişimleri ve Arap dünyasının çabaları, Doğu Kongo krizinde henüz kalıcı bir değişim sağlayamadı. Bu çabalar, sahadaki derin sorunlar, bölgesel çıkar çatışmaları ve uygulama ile izleme mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle sınırlı kaldı. Uzmanlar, “Bu başarısızlık çözümün imkânsız olduğu anlamına gelmez, ancak dış müdahalelerin çoğunlukla krizi yönetmeye odaklandığını ve yapısal kökenleri çözmekten uzak kaldığını ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Afrika girişimlerinin ise çatışmanın gerçeklerine ve bölgesel bağlantılarına daha yakın olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun komşu ülkelerin silahlı grupları, kabile ve sınır ötesi ekonomik ilişkileri daha iyi tanımasından kaynaklandığını belirtti.

Afrika uzmanı İsa değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Afrika çabaları ya kronik tıkanıklığı gerçekçi ve sorumlu bir yaklaşımla değiştirmeyi başaracak, ya da onlarca yıldır krizin özünü değiştirmeyen girişim zincirine yeni bir halka ekleyecek.”


İsrail'in en büyük silahı olarak gösterilen F-35, en büyük sorunu haline gelebilir

İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
TT

İsrail'in en büyük silahı olarak gösterilen F-35, en büyük sorunu haline gelebilir

İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)

İsrail'e ezici bir üstünlük sağlayan F-35 hayalet savaş uçağının, gecikmeler ve tereddütler nedeniyle İsrail'in niteliksel üstünlüğünü tehlikeye atarak düşmanlarının dikkatini çekiyor.

Şarku'l Avsat'ın Israel Hayom gazetesinden aktardığı habere göre İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran ile savaşta elde ettiği büyük başarı, dünya çapında, özellikle Ortadoğu'daki ülkeler İsrail'in mutlak hava üstünlüğünü görerek aynı yolu izlemeye karar verdiklerinden, beklenmedik bir soruna yol açtı.

Haber şöyle devam etti:

“Bu üstünlüğü taklit etmek imkansız olmasa da oldukça güç, çünkü tek bir faktöre dayanmıyor. Bu mükemmellik, bazıları benzersiz olan gelişmiş sistemlerle donatılmış olağanüstü uçaklar, sofistike komuta ve kontrol sistemleri, ilgili tüm hava ve yer bileşenleri arasındaki entegrasyon ve operatör, İsrail Hava Kuvvetleri ile ABD ve İsrail savunma sanayilerindeki üreticiler arasındaki yakın işbirliğinin bir ürünü.”

sdfrgt
Üç adet F-35 savaş uçağı (AP)

Gazete, İsrail Hava Kuvvetleri'nin bu uçağı sadece gizli görevlerde kullanmadığını, aynı zamanda gücün iki katına çıkmasına ve tüm filonun ilerlemesine de katkıda bulunduğunu bildirdi. Gazeteye göre bu durum, İran hava savunma sistemlerinin daha hızlı ve daha isabetli bir şekilde imha edilmesinde kendini gösterdi. Ayrıca, istihbaratın gerçek zamanlı olarak toplanması ve yayılması, görevlerin önceliklendirilmesi ve dağıtılması, operasyon sürelerinin kısaltılması ve sahadaki herkes, müttefikler ve düşmanlar, hatta kararsızlar tarafından da takdir edilen hava üstünlüğünün elde edilmesini sağladı.

Savaş biter bitmez siparişler yağmaya başladı ve birçok ülke bu uçakları elde etmek için ABD yönetimi ve ABD’li uçak üreticisi Lockheed Martin ile temasa geçti. Bu ülkelerin bazıları zaten bekleme listesindeydi ve özellikle Almanya, Romanya, Yunanistan, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre gibi Avrupa ülkeleri teslimatların hızlandırılmasını talep ettiler.

Bu ülkeler gerekli fonları ayırdıktan sonra üretim listesine gireceklerini ve bunun İsrail'i mutlaka geciktireceğini belirtti. İsrail Hava Kuvvetleri şu anda 45 adet F-35 uçağı işletiyor ve önümüzdeki aylarda beş adet daha teslim alması bekleniyor, böylece ilk iki filosunu tamamlayacak.

Daha önce kararlaştırıldığı üzere, üçüncü filonun teslimatlarının 2028'de başlaması ve 2030'ların başlarında sona ermesi planlanıyor.

Bu noktada, Hava Kuvvetleri 75 adet F-35 uçağı kullanacak. Ancak, İsrail ordusu içinde, gerekli üstünlüğü sağlamak için yeterli hava gücünü korumak amacıyla 100 uçaklık dördüncü bir filoya acil ihtiyaç olduğu konuşuluyor. İsrail’in ek bir filo elde etmek için üretim ve teslimat listesinde yerini alması gerekiyor, ancak bu konuda yavaş davranıyor. Ayrıca, ABD ile İsrail arasındaki mevcut güvenlik yardım anlaşmasının 2028 sonunda sona erecek olması nedeniyle, ek filonun hangi bütçeden finanse edileceği de belirsizliğini koruyor.

İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında yapılan ve önümüzdeki on yıl için yeni bir yardım anlaşmasına yol açması beklenen zirvenin ardından bu konuda ilerleme kaydetmeyi umuyordu.

İsrail için riskler çok büyük. Eğer böyle bir anlaşma olmazsa, her uçak için yaklaşık 40 milyar dolarlık bir maliyetle şekel cinsinden ödeme yapmak zorunda kalacak.

fgthyju
İsrail'in sahip olduğu uçaklara benzer bir F-35 savaş uçağı (Reuters)

Bu devasa anlaşmalar ek faydalar da sağlıyor. F-35 programı kapsamında 6,5 milyar dolarlık bir endüstriyel iş birliği var.

Bu anlaşma kapsamında, Israel Aerospace Industries uçağın kanatlarını üretirken, Elbit Systems pilotların kasklarını üretiyor.

İsrail Hava Kuvvetleri'nin F-35 uçaklarının üçüncü filosunun yanı sıra tek bir filo halinde satın almayı planladığı F-15A uçaklarını üreten Boeing ile de benzer bir anlaşması bulunuyor. Burada da İsrail, henüz faaliyete geçmemiş olan ek bir filo satın alma seçeneğine sahip.

Israel Hayom gazetesi, İsrail'in bölgedeki diğer ülkelerin gelişmiş uçakları ve en son teknolojileri satın almasını sonsuza kadar engelleyemeyeceğini anlaması gerektiğini vurguladı.

Buna, F-35 projesinin kurucu üyeleri arasında yer alan, ancak daha sonra projeden çıkarılan ve şu anda Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki dostane ilişkiler çerçevesinde projeye yeniden katılmak isteyen Türkiye de dahil. Bu olasılık İsrail için ciddi endişe kaynağı oluşturuyor. Çözüm için Türkiye'nin askeri kapasitesinin güçlendirilmesini geciktirmekle kalmayıp, İsrail'in sadece gelişmiş uçakların değil, ek saldırı helikopterlerinin de tedarikini hızlandırmaya yönelik çabalarının da olması gerekiyor.


Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
TT

Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong, resmi Kore Merkez Haber Ajansı KONA’nın yayınladığı açıklamasında, Güney Kore'yi son dron olaylarını araştırarak ayrıntılı açıklamalar elde etmeye çağırdı.

Kim, Seul'un provokasyon yapma niyetinde olmadığını açıklayan resmi tutumunu takdir ettiğini belirterek, herhangi bir provokasyonun ‘korkunç’ sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu.

Kuzey Kore ordusu dün, geçtiğimiz eylül ayında yaşanan bir başka ihlalin ardından bu ayın başlarında Güney Kore'den Kuzey Kore'ye dronların uçtuğunu açıkladı. Güney Kore ise ordunun bu olayla ilgisi olmadığını belirterek yanıt verdi.

Güney Kore ayrıca, dronların bir sivil tarafından uçurulma olasılığını kapsamlı bir şekilde araştıracağını belirterek, provokasyon niyetinin olmadığı açıklamasını yineledi.

Kim açıklamasında, “Güney Kore Cumhuriyeti'nden gelen dronların ülkemizin hava sahasını ihlal ettiği oldukça açık” ifadelerini kullandı.

Kim ayrıca “Faillerin kimliği ve bu eylemin sivil bir kuruluş veya bir birey tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ne olursa olsun, ulusal güvenlikten sorumlu makamlar bu konudaki sorumluluklarından asla kaçamazlar” diye ekledi.