İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail ordusunun, Ramazan Bayramı'nın 2. gününde Gazze Şeridi'nde, okullar, camiler ve pazarları hedef alan saldırılarında 20 Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü
TT

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail ordusunun Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

İsrail Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, "162'nci Tümen, dün gece Gazze Şeridi'nin orta kesiminde sürpriz bir askeri harekata başladı." ifadelerine yer verildi.

Operasyonun "162'nci Tümen liderliğinde" yürütüldüğüne yer verilen açıklamada, birlikler bölgeye karadan girmeden önce savaş uçaklarının yerin üstünde ve altında çok sayıdaki "düşman altyapısına" saldırı düzenlediği ileri sürüldü.

Manevra Kuvvetleri ile Hava Kuvvetlerinin kesin istihbarata dayanarak ortak operasyon geçekleştirdiği aktarılan açıklamada, "Bu kapsamda deniz kuvvetleri de bölgede faaliyet gösteren askerlere destek amacıyla Gazze Şeridi'nin ortasındaki kıyı bölgesine çok sayıda saldırı gerçekleştirdi." denildi.

İsrail ordu radyosu da Gazze'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı çevresinde art arda düzenlediği hava saldırılarıyla operasyon başlattığını kaydetti.

Maliye Bakanı Smotrich'ten "operasyonların yoğunlaştırılması" açıklaması

İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün İsrail devlet televizyonu KAN'a yaptığı açıklamada, "Bir kısmı bugün (çarşamba) başlayacak olan Refah, Deyr el-Belah ve Nuseyrat'taki operasyonlarımızı yoğunlaştırmalıyız. İsrail ordusu harekete geçiyor ve buna devam edecek. Hamas'ın organize yapısını parçalayacağız ve Gazze Şeridi'ni silahsızlandırmaya devam edeceğiz" dedi.

Savaş kabinesi üyesi olan Smotrich, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine olası kara saldırısıyla ilgili olarak "Refah'a girmenin zaten doğru olduğunu ve askeri baskıyı artırmak gerektiğini" belirtti.

İsrail televizyonu Kanal 12'nin haberine göre, ordunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan çekilmesi ve Refah kentindeki operasyonun ertelenmesinin ardından salı günü yapılan kabine toplantısında hararetli bir tartışma yaşandı.

Refah'ta yapılması beklenen askeri operasyonun ertelenmesi konusu, Başbakan Binyamin Netanyahu, bazı bakanlar ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi arasında "anlaşmazlık ve hararetli tartışmalar" yaşanmasına yol açtı.

İsrail'in 188 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 33 bin 545'e çıktı

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 33 bin 545'e yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 188 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun son 24 saatte Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 63 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 45 Filistinlinin yaralandığı belirtildi.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 33 bin 545'e, yaralı sayısının da 76 bin 94'e yükseldiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca hala enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail askerlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Refah'a yönelik hava saldırılarında 11 sivil yaşamını yitirdi

Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail savaş uçaklarının Refah kentinin doğusunda sivilleri hedef aldığı belirtildi.

Mezarlık yakınlarında gerçekleşen saldırıda 5 sivil hayatını kaybetti.

İsrail ordusunun Refah kentinin Cineyne Mahallesi'ne düzenlediği saldırılarda da 6 kişinin yaşamını yitirdiği ve bazı sivillerin yaralandığı ifade edildi.

İsrail ordusunda 100'den fazla kadın asker, sınır gözetleme biriminde görev yapmayı reddetti

İsrail ordusunda 100'den fazla kadın askerin, sınır gözetleme biriminde görev yapmayı kabul etmediği bildirildi.

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen hâlâ gözetleme biriminde görev yapacak kadın asker bulmakta zorluk çekiyor.

Haberde, kadın askerlerin üslerinden ayrılarak sınırdaki gözetleme biriminde görev yapmayı kabul etmediği belirtildi.

İsrail ordusundaki gözetleme biriminin, sınıra yerleştirilen güvenlik kameraları ve insansız hava araçlarından (İHA) alınan görselleri ekran başında izlediği aktarılan haberde, şu ifadelere yer verildi:

"Bu hafta sayıları 346'ya ulaşan kadın askerlerin yarısı ilk başta eğitim üslerine gitmeyi reddetti. Ordunun bugün verdiği güncel verilere göre ise eğitime gitmeyi reddeden kadın askerlerin sayısı 116 civarında."

Gözetleme birimine gitmeyi kabul etmeyen kadın askerlerin hapis cezasına çarptırılmasının beklenmediği ancak söz konusu kadın askerlerin Tel Hashomer dağıtım üssünde bir süre tutulduktan sonra başka yerlerde görevlendirilebilecekleri aktarıldı.

Kadın askerlerin, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısında onlarca askerin kaçırılmasının ardından bazı birimlerde görev yapmaktan korktuğu ifade edildi.

İsrail ordusunun, Gazze'de sivil yerlere yönelik saldırılarında bayramın 2. gününde 20 Filistinli öldü

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun bayramda da Gazze Şeridi'nde sivil yerleri hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, yürüttüğü soykırım savaşını sürdürerek gün içinde sivillerin doldurduğu iki camiyi, iki okulu ve iki pazarı bombaladı. Gazze Şeridi'nde son 24 saatte birçok katliam yaptı, bombardımanlarda 20 Filistinli hayatını kaybetti." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda Muaz bin Cebel ve Zünnureyn camilerini bombaladığı, camilerden birinin müezzininin hayatını kaybettiği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı Nusayrat Erkek Ortaokulu ile Malezya Okulunun İsrail ordusunca hedef alınması sonucu yerinden edilmiş 3 Filistinlinin yaşamını yitirdiği aktarıldı.

İsrail ordusunun, Gazze kentindeki Firas Pazarı ile Deyr el-Belah'ta motosiklet çarşısını bombalaması sonucu 7 Filistinlinin öldüğü ifade edildi.

Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah ile güneydeki Refah'ta İsrail ordusunun bir grup Filistinli ile bir konutu bombalaması sonucu 9 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

"İsrail hesap vermeden kan dökme konusunda ısrarcı"

Açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, Ramazan Bayramı'nda Müslümanların duygularına saygı göstermedi. Aksine bayramda da bombardımanlarını, hedef almayı, öldürmeyi ve yıkımını sürdürdü. Bu durum, İsrail'in, sivillere, kadınlara ve çocuklara karşı soykırım suçu işleme ve hesap vermeden kan dökme konusundaki ısrarını teyit ediyor." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun sivillere, kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarının kınandığı açıklamada, "Tüm dünyaya işgalci İsrail'in sürdürdüğü bu suçları kınama, tüm halklara da Gazze Şeridi'ne yönelik bu vahşi savaşı kınamak için sokağa çıkma çağrısı yapıyoruz." ifadesine yer verildi.

İsrail güçleri, Batı Şeria'daki El-Faria Mülteci Kampı'na baskınında bir Filistinliyi öldürdü

Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, çok sayıda İsrail askeri, El-Faria Mülteci Kampı’nda Filistinlilerin evlerine baskın düzenledi. İsrail askerleri, baskınlara tepki gösteren Filistinlilere karşı gerçek mermi kullandı.

İsrail askerleri, baskın eşliğinde keşif amaçlı insansız hava araçlarını (İHA) kullandı.

Sağlık kaynakları, kampa düzenlenen baskında İsrail askerlerinin ateş açması sonucu başından vurulan Filistinli Muhammed İsam Şehmavi'nin hayatını kaybettiğini, 2 Filistinlinin de mermiyle yaralandığını aktardı.

İsrail'in yanı sıra ABD yönetimi ile uluslararası toplum da sorumlu tutuldu

ABD yönetiminin "Filistinlilere karşı yürütülen soykırıma suçuna karışmak ve bunun sürdürülmesine onay vermekle" sorumlu tutulan açıklamada, art arda 7. ayına giren İsrail saldırılarını durdurmadaki başarısızlığın sorumluluğunun uluslararası topluma ait olduğu kaydedildi.

Açıklamada, "Sivillere, çocuklara, kadınlara ve yerinden edilmişlere karşı soykırım suçu kapsamına giren bu katliamların yapılmasından işgalci İsrail'i sorumlu tutuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını durdurması için dünya ülkelerine İsrail'e baskı uygulama çağrısı yapılan açıklamada, "dünyanın gözü önünde sivillere karşı işlenen etnik temizliğin durdurulması ve İsrail'in insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle uluslararası alanda yargılanması" talep edildi.



Japonya’dan rekor savaş gemisi satışı

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
TT

Japonya’dan rekor savaş gemisi satışı

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi’nin imzaladığı anlaşma, Tokyo'nun silah ihracatında artışa gittiği bir dönemde gerçekleştirildi (AFP)

Japonya, Avustralya'ya savaş gemisi satmak üzere 7 milyar ABD doları değerinde anlaşma imzaladı.

Avustralya ve Japonya, savaş gemisi anlaşmasını yürürlüğe koyan sözleşmeyi bugün imzaladı.

Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles ve Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi'nin imzaladığı anlaşma, Tokyo yönetiminin askeri ihracat yasağını kısmi olarak 2014'te kaldırmasından bu yana gerçekleştirdiği en büyük satış niteliğinde.

İki ülkenin ağustosta vardığı anlaşmanın devreye girmesiyle Japon ağır sanayi devi Mitsubishi Heavy Industries, Avustralya Kraliyet Donanması'na Mogami sınıfı fırkateyn teslim edecek.

Japon firma, geçen yıl savaş gemisi üretimi için açılan ihaleyi Alman rakibi Thyssenkrupp Marine Systems karşısında kazanmıştı.

Fırkateynlerden üçü 2029 itibarıyla Japonya'da, kalan 8 adet savaş gemisi de daha sonra Avustralya'da inşa edilecek.

Marles, anlaşma kapsamında ilk üç fırkateyn için sözleşmelerin imzalandığını söyledi. Bunun ardından diğer savaş gemilerinin Batı Avustralya'nın Perth kenti yakınlarındaki Henderson tersanesinde inşa edileceğini bildirdi.

Japan Times'ın aktardığına göre ilk üç gemi, 2030'da göreve başlayacak. Avustralya'da üretilecek diğer gemilerinse 2034'te hizmete girmesi öngörülüyor.

Mogami sınıfı çok amaçlı fırkateynler, savaş gemilerine ve denizaltılara karşı saldırılarda kullanılabildiği gibi hava savunmasına da destek sağlıyor.

Avustralya, bu gemileri Çin'in askeri varlığını genişlettiği Hint ve Pasifik Okyanusları'ndaki kritik deniz ticaret yollarını ve kuzey sınırlarını korumak amacıyla konuşlandırmayı planlıyor.

Tokyo yönetimi, müttefikleriyle savunma sanayisi işbirliğini güçlendirmek amacıyla askeri ihracat üzerindeki sınırlandırmaları daha da gevşetmeye hazırlanıyor.

Avustralya'nın ardından Japon Mogami sınıfı fırkateynlerin bir sonraki müşterisi Yeni Zelanda olabilir. Wellington yönetimi, elindeki eski savaş gemilerini 2030'a kadar değiştirerek donanmasını bölgedeki tehditlere karşı modernize etmeyi amaçlıyor.

Ayrıca Sanae Takaiçi yönetimi, silah ihracatındaki sınırlandırmaları gevşettikten sonra Güney Çin Denizi'nde Pekin'le deniz sınırları hakkında anlaşmazlık yaşayan Filipinler'e kullanılmış fırkateynleri ihraç etmeye başlayabilir.

Pekin yönetimi, Japonya'nın yaklaşık 58 milyar dolarlık savunma bütçesini Aralık 2025'te onaylamasına, bu alandaki yatırımlarında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 artışa gitmesine ve ihracat kısıtlamalarını kaldırma planlarına tepki göstermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, "Japonya'nın radikal sağcı güçlerin etkisiyle güvenlik politikasını saldırgan, yayılmacı ve tehlikeli bir yöne kaydırdığını" savunmuştu.

Independent Türkçe, Reuters, Japan Times, Global Times, ABC


ran, Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı: ABD’yle müzakereler tıkandı mı?

ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
TT

ran, Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı: ABD’yle müzakereler tıkandı mı?

ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)
ABD-İsrail saldırılarında İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü (Reuters)

İran, Hürmüz Boğazı'nı açtığını duyurmasının ardından kısa süre sonra boğazın durumunun "eski haline" döndüğünü bildirdi. 

Tahran yönetiminden bugün yapılan açıklamada, "iyi niyetle yürütülen müzakereler sırasında varılan önceki mutabakatlar doğrultusunda kontrollü geçişe izin verdikleri" belirtildi ancak ABD'nin taahhütlerini defalarca ihlal etmesi ve "abluka" adı altında "korsanlık" eylemlerine devam etmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın geçişlere yeniden kapatıldığı ifade edildi. 

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin bölgedeki ablukasını sürdürmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatılacağı uyarısında bulunmuştu.

Washington ve Tahran heyetleri, geçen hafta sonu Pakistan'da bir araya gelmiş ancak görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine ABD Başkanı Donald Trump, boğaza abluka uygulama talimatı vermişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) son açıklamasına göre abluka nedeniyle İran'dan yük alan 21 geminin İran'a geri döndüğü bildirildi.

Trump, dün sosyal medyadaki açıklamasında İran'la "yüzde 100 anlaşmaya varılana dek ablukanın süreceğini" söyledi.

ABD ve İran heyetlerinin ikinci tur müzakereler için ne zaman bir araya geleceği henüz belli değil. Öte yandan ABD basını, görüşmelerin 20 Nisan Pazartesi İslamabad'da yapılabileceğini yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan İranlı yetkililer, genel müzakerelerin sürmesi için 60 gün daha tanınmasını öngören bir anlaşma çerçevesi üzerinde çalıştıklarını söylüyor.

Ancak uzmanlara göre bu süre, İran'ın nükleer programıyla ilgili anlaşmaya varılması ve Tahran'ın talep ettiği gibi kapsamlı ekonomik yaptırımların kaldırılması için yeterli değil.

Müzakerelere yakın kaynakların Wall Street Journal'a (WSJ) aktardığına göre ABD, uranyum stoklarını teslim etmesi karşılığında Tahran'ın yabancı ülkelerde dondurulmuş 20 milyar dolarlık fona erişim izni vereceğini söyledi. Fakat Trump iddiaları yalanladı.

Diğer yandan ABD Başkanı, ülkedeki uranyum stoklarını çıkarmak için İran'la "ortak çalışacaklarını" iddia ederken, Tahran yönetimi bunun asılsız olduğunu bildirdi.

Süreçle ilgili belirsizlik yaratan açıklamaların yanı sıra analistler, ABD'nin tüm detaylar üzerinde net bir anlaşmaya varmadan ateşkes ilan etmesinin de sorunlara yol açacağını vurguluyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Kriz Grubu'ndan Ali Vaez, Trump yönetiminin Gazze, Ukrayna ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi yerlerdeki savaşlarla ilgili yürüttüğü diplomasinin belirsizliklerle dolu olduğuna dikkat çekiyor:

Her ayrıntıyı netleştirmeleri gerekiyor. Ve bu, Trump yönetimin yetkin olmadığını defalarca gösterdiği türden bir diplomasi gerektiriyor.

Süreçte İsrail de denklemi karmaşıklaştırıyor. Trump, İsrail ve Lübnan'ın 10 günlük ateşkeste anlaştıklarını 16 Nisan'da açıkladı. İran, ABD'yle ateşkes görüşmelerinin yeniden başlaması için Lübnan'daki çatışmaların durdurulmasını şart koşmuştu.

ABD Başkanı'nın sosyal medya paylaşımında "İsrail artık Lübnan'ı bombalamayacak, Bunu yapmaları ABD tarafından yasaklandı. Yeter artık" ifadelerini kullanması da dikkat çekti. Axios'un aktardığına göre Binyamin Netanyahu yönetimi gönderi karşısında "şoke oldu" ve Washington'dan açıklama talep etti.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN, Axios, Tesnim


ABD savaş gemilerinde verilen yetersiz yemekleri gösteren görüntüler tartışmalara yol açtı… ABD Donanması yanıt verdi

USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
TT

ABD savaş gemilerinde verilen yetersiz yemekleri gösteren görüntüler tartışmalara yol açtı… ABD Donanması yanıt verdi

USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)
USS Tripoli gemisinde çekilmiş mütevazı bir öğün (USA Today)

ABD Donanması, Ortadoğu’da görev yapan savaş gemilerinde gıda sıkıntısı yaşandığı ve denizcilerin sosyal medyada ‘kalitesiz yemek’ olarak nitelendirilen yiyecekler tükettiğine ilişkin iddiaları yalanladı.

ABD Donanması Operasyonlar Şefi Amiral Darryl Caudle’ın ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Gemi filomuzda konuşlu unsurlarda gıda eksikliği ve kalitesi kötü yemek olduğuna dair son iddiaların hiçbir dayanağı yoktur” denildi.

Açıklamada ayrıca, USS Abraham Lincoln ve USS Tripoli uçak gemilerinde mürettebata sağlıklı seçenekler sunabilecek yeterli miktarda gıda bulunduğu vurgulandı. Açıklamanın devamında, “Denizcilerimizin ve deniz piyadelerimizin sağlığı ve güvenliği birinci önceliğimizdir. Tüm mürettebat üyeleri tam ve dengeli öğünler almaya devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu yalanlama, USA Today gazetesinde yayımlanan ve iki savaş gemisinde servis edildiği iddia edilen, neredeyse boş yemek tepsilerinin yer aldığı dikkat çekici fotoğrafları içeren bir haberin ardından geldi.

Fotoğraflardan birinin, USS Tripoli gemisinde görev yapan ve kimliği açıklanmayan bir ABD Donanması askerinin babası tarafından paylaşıldığı belirtildi. Görüntüde, yalnızca az miktarda kıyma ve bir parça tortilla ekmeği bulunan iki tepsi yer aldı.

Bir diğer fotoğrafın ise kimliği bilinmeyen bir askerin ailesi tarafından paylaşıldığı ve nisan ayının ortasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinde servis edilen bir akşam yemeğini gösterdiği aktarıldı. Yemekte az miktarda haşlanmış havuç, kuru bir et parçası ve işlenmiş etten oluşan gri renkli bir parça bulunduğu ifade edildi.

ABD Donanması’na bağlı bir denizci, İran’ı hedef alan Epic Fury Operasyonu kapsamında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir uçağın kalkışı için işaret vermeye hazırlanıyor, 22 Mart 2026 (ABD Donanması – Reuters)ABD Donanması’na bağlı bir denizci, İran’ı hedef alan Epic Fury Operasyonu kapsamında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir uçağın kalkışı için işaret vermeye hazırlanıyor, 22 Mart 2026 (ABD Donanması – Reuters)

ABD Donanması’nın açıklaması, USA Today’in haberinde yer alan fotoğraflara doğrudan değinmedi.

Batı Virginia eyaletinde papaz olan Karen Erskine-Valentine, ABD basınına yaptığı açıklamada, uçak gemisinde görev yapan bir askerin ailesinden duyduklarını aktardı. Şarku’l Avsat’ın New York Post’tan aktardığına göre Erskine-Valentine, “Yemekler tatsız ve miktar kesinlikle yetersiz. Sürekli açlık hissediyorlar” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya kullanıcılarından bazıları ise fotoğraflardan birinde yer alan kimliği belirsiz gri renkli et parçasını ‘ayakkabı tabanına’ benzetti. Başka kullanıcılar ise iddia edilen yemekleri ‘köpeklere bile verilmeyecek yiyecekler’ ve ‘kıtlık erzağı’ olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Donanma haklı. Taraflı basından gelen bir başka sahte haber” ifadelerini kullandı. Hegseth ayrıca, ekibinin USS Abraham Lincoln ve USS Tripoli uçak gemilerine ilişkin lojistik tedarik istatistiklerini doğruladığını belirterek, her iki gemide de 30 günden fazla süre yetecek kadar birinci sınıf gıda stoğu bulunduğunu söyledi. Hegseth, ABD Donanması Merkez Komutanlığı’nın her gemiyi günlük olarak takip ettiğini ve denizcilerin en iyi koşullarda beslendiğini vurguladı.

USA Today gazetesi ayrıca, Ortadoğu’daki birliklere gönderilen yardım paketlerinin, bölgedeki askeri bölgelere yönelik kargo teslimatlarının süresiz olarak askıya alınması nedeniyle askerlere ulaşmadığını bildirdi.

Caudle konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Posta ve kişisel kargolar açısından, muharebe operasyonları nedeniyle operasyon bölgesine posta gönderimine uygulanan geçici yasak kaldırılmıştır” ifadesini kullandı. Caudle, lojistik ağlarının yüksek düzeyde uyum kabiliyetine sahip olduğunu ve askerlerin Epic Fury Operasyonu’nu icra ederken desteklenmeye devam ettiğini belirtti.

Haberde ayrıca, USS Tripoli uçak gemisinin ana limanı olan Japonya’dan ayrılarak İran’la ilgili operasyonlara katılmasının ardından bir aydan uzun süredir denizde bulunduğu aktarıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) göre, USS Tripoli ve ona eşlik eden iki savaş gemisinde görev yapan yaklaşık 3 bin 500 denizci ve deniz piyadesi, İran limanlarından çıkan gemilere yönelik Amerikan ablukasını uygulama görevini yürütüyor.